Osmaniye’nin 12 kilometre kuzeybatısında, Ceyhan nehri yakınlarında yer alan Kastabala Antik Kenti’nde kazı çalışmaları devam ediyor.

osmaniyedeki-kastabala-antik-kentinde-kazi-calismalari-devam-ediyor

Osmaniye’de bulunan ve sütunlu caddesi, tiyatrosu, hamamı, kilise kalıntıları ve Ortaçağdan kalma kalesi ile Kesmeburun, Bahçe ve Kazmaca köylerinin ortasında, Ceyhan nehrinin yakınlarında küçük bir ovaya hâkim kaya çıkıntısı üzerinde yükselen Kastabala Antik Kenti’ndeki arkeolojik kazı çalışmaları, kentin bugüne kadar bilinen tarihçesini değiştirdi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Garip Yıl, Kastabala’da ki arkeolojik kazı çalışmalarının, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turgut Hacı Zeyrek başkanlığında sürdürülmekte olduğunu belirterek, “Antik kentte gerçekleştirilen çalışmalardan sonra kentin bugüne kadar bilinen tarihçesi değişmiştir. Kazı buluntuları Geç Neolitik-İlk Kalkolitik, M.Ö. 5. yüzyıl, M.Ö. 1-M.S. 1. yüzyıl, M.S. 2. yüzyıl, M..S 4-6. yüzyıl, M.S. 13-15. yüzyıla tarihlenmiştir. Bilinen tarihten daha eski döneme ait bulgular elde edilmiştir. Yapılan kazı çalışmaları devam etmektedir.” dedi.

Kazı, sondaj ve araştırma çalışmaları sonrasında kentin sınırlarının güneyde Ceyhan nehri, kuzeyde Karatepe, batıda Kırmıtlı Kuş Cenneti arasında genişleyen verimli ovayı kapsadığının belgelediğini kaydeden Yıl şöyle dedi: “Sur ile çevrili kent merkezi, Roma İmparatorluk döneminde (M.S. 2. yüzyıl) sur duvarı ile çevrili olmadığı, ilk savunma sisteminin M.S. 4. yüzyıl sonlarında inşa edildiği düşünülmektedir. Kent planlama ilkelerinin geliştirildiği Anadolu’nun Batı ve Güney kıyı merkezlerindeki uygulamalara paralel planlı şehirciliğin en üst seviyeye ulaştığı yerlerden Kastabala’nın Artemis Perasia kült merkezi olması kentte dinsel, siyasal, toplumsal ve ekonomik koşullar oluşturmuştur. Şehir plancılığı açısından sütunlu cadde yerleşmenin ana aksını belirlemektedir. Tiyatro, hamam, dükkanlar, kuzey ve güney kiliseler uygun parsellerde inşa edilmiştir. Orta Çağ kalesi ise savunmaya elverişli kayalık bir tepe üzerinde yükselmektedir. Sur ile çevrili kent merkezi, Roma İmparatorluk döneminde (M.S. 2. yüzyıl) sur duvarı ile çevrili olmadığı, ilk savunma sisteminin M.S. 4. yüzyıl sonlarında inşa edildiği düşünülmektedir.Kale tepesinin güney eteğinde batı-doğu yönünde uzanan sütunlu caddenin doğu ucunda bir propylona ait kalıntılar bulunmaktadır. Sütunlu cadde batı-doğu yönünde eğimli araziye uygun biçimde basamaklandırılarak uzanmaktadır. İki yanda kaldırımlı, tabanı taş döşeli sütunlu caddenin doğu ucunda bir propylon mevcuttur.”

04.07.2017 Başak Gazetesi

NO COMMENTS

Leave a Reply