Monthly Archives: Temmuz 2017

0 111

Bursa’nın Nilüfer ilçesi Gölyazı Beldesi’nde yer alan Apollonia ad Ryndacum Antik Kenti’ne ait nekropol alanında 2500 yıllık mezarlar gün yüzüne çıkarıldı.

bursa-golyazida-2500-yil-nekropol-alani-gun-yuzune-cikarildi

Nilüfer Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü arasında 2015 yılında imzalanan protokol çerçevesinde geçen yıl Gölyazı’da başlayan Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin’in başkanlığında yürütülen nekropol ve kutsal alandaki kazılar sona erdi.

bursa-golyazida-2500-yil-nekropol-alani-gun-yuzune-cikarildi-1

30’a yakın mezarın bulunduğu kazılardan 2500 yıl öncesine ait eşyalar ve Roma dönemine ait seramik ve cam fırınlar da çıkarıldı. Bu iki alanda kazı çalışmalarını tamamlayan ekipler, Kız Ada’da Apollon Tapınağı’nın kalıntılarını ortaya çıkarmak için çalışma başlattı. Karadan yaklaşık 800 metre uzaklıkta bulunan Kız Ada’da sürdürülen çalışmalarda öncelikle bölgenin bitki temizliği yapıldı. Temizlik çalışmasının ardından yüzey altındaki kalıntıların tespit edilebilmesi için adada sondaj işlemi uygulanıyor.

24.07.2017 Olay Gazetesi

0 179

Kırım’da yapılan arkeolojik kazı sırasında 1.5 yaşında ve kafatası yapay yollarla uzatılmış çocuk iskeleti bulundu. Arkeologlar, iskelete sıradışı kafatası yapısından dolayı ‘uzaylı’ sıfatını uygun gördü.

kirimda-kafatasi-deforme-olmus-1800-yillik-cocuk-iskeleti-bulundu

Rusya, Kırım ve Kuzey Afrika’da kazı çalışmaları yapan Arkeoloji Fonu’na bağlı arkeologlar, Kırım’ın batısında yer alan Yakovenkovo köyünde yaptıkları bir kazıda 1.5 yaşında olduğu tahmin edilen, kafatası deforme olmuş bir çocuk iskeletine rastladı. M.S. 2. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen çocuğun yapay yollarla uzatılmış olan kafatası, ekibin paylaştığı fotoğrafta açıkça görülüyor.

Arkeoloji Fonu, bulunan iskeletin kafatasındaki açık deformasyonlardan ötürü bölgeye ‘uzaylılar mezarlığı’ adını taktıklarını açıkladı. Ekip bu tip deformasyonlara Sarmatlarda sıklıkla rastlandığını belirtti. 

kirimda-kafatasi-deforme-olmus-1800-yillik-cocuk-iskeleti-bulundu-1

Kemikleşmemiş kıkırdak dokusundan dolayı özellikle çocukların kafatasında yapay değişiklikler yapılması, antik toplumlarda sıklıkla uygulanan bir pratik olarak karşımıza çıkıyor. Uzun kafatasının, Kırım’ın eski sakinleri olan antik Sarmat toplumunda toplumsal statü anlamına geldiği sanılıyor. Ancak bu iskeletlerin insanlar ve dünya dışı varlıkların birleşmesinden doğan çocuklara ait olduğuna dair iddialar da var.

28.07.2017 Sputnik

0 577

Konya’nın Karatay ilçesinde, birinci derece arkeolojik sit alanı olan İlbiz Höyüğü’nün üstüne park yapıldı. Ayrıca höyüğün hemen yanı başına 3 bin kişilik kır düğün salonu inşa edildi.

konyada-ilbiz-hoyugunun-ustune-park-yapildi

Konya’da Karatay Belediyesi tarafından 2016 yılında, birinci derece arkeolojik SİT alanı olan Karaaslan Üzümcü Mahallesi’ndeki İlbiz Höyüğü ve çevresiyle ilgili hazırlanan ”Koruma Amaçlı İmar Planı” çerçevesinde çalışma başlatıldı. Bölge 1’inci derece SİT alanı olduğundan, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan da alınan izin üzerine başlatılan çalışmalar çerçevesinde, Karatay Belediyesi tarafından höyüğün hemen yanı başına 3 bin kişilik kır düğün salonu yapıldı.

Park çalışması başladı
Kır düğün salonu bitme aşamasına gelirken bu kez belediye tarafından tarihi İlbiz Höyüğü’nün park haline getirilmesi için peyzaj çalışması başlatıldı. Halen devam eden çalışmalar çerçevesinde İlbiz Höyüğü’nün en tepesine kamelyalar kuruldu. Belli bölgelerde ağaçlandırma da yapılırken belirli bölgelere de rulo çim serildi. Höyük üzerinde belirlenen yollara taş döşenmeye başlandı. Çevresinde çocuk parkı ve fitness alanı da oluşturulan höyükte peyzaj için çalı dikimi de gerçekleştirildi.

konyada-ilbiz-hoyugunun-ustune-park-yapildi-2

‘Düğüne gelenler kullansın’ diye
Karatay Belediyesi tarafından İlbiz Höyüğü üzerine yapılan parkla ilgili açıklamada parkın özellikle kır düğünü için salona gelen misafirlerin faydalanacağı bir alan olacağı vurgulandı. Karaaslan Mahallesi’nde bulunan İlbiz Höyüğü’nün yapılan çalışmalar ile eşsiz bir yeşil alana dönüşeceği kaydedildi. Kır düğün salonunun hemen yanında bulunan ve yaklaşık 28 bin metrekarelik İlbiz Höyüğü’nde 5 bin çalı dikimi yapıldığı, 20 bin metrekarelik rulo çim serileceği, 4 bin metre de kayrak taşlı yol döşemesi yapılacağı bildirildi.

konyada-ilbiz-hoyugunun-ustune-park-yapildi-1

Karatay Belediye Başkanı Mehmet Hançerli, çevresinde çocuk parkı ve fitness alanının da olduğun İlbiz Höyüğü Parkı’nın kır düğün salonunun yanında yer alması nedeniyle düğünlere gelen misafirler tarafından da aktif olarak kullanılacağını vurguladı. Çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirten Hançerli mümkün olan en kısa zamanda İlbiz Höyüğü Parkı’nın Karatay’ın ve Konya’nın hizmetine sunulacağını belirtti.

Aşkar Höyüğü de park olmuştu
Konya merkez Karatay Belediyesi tarafından yaklaşık 5 yıl önce Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki 5000 yıl öncesine tarihlenen Tunç Çağı yerleşim bölgesi Aşkar Höyüğü de ”Aşkar Höyüğü Park ve Sosyal Donatı Alanı” adlı proje çerçevesinde park haline dönüştürülmüştü.

28.07.2017 ntv.com.tr

0 207

Nif Dağı’ndaki 800 ton altın söylentisi yüzünden 1999 yılından bu yana kazı çalışmalarının sürdüğü alan defineciler tarafından köstebek yuvasına çevrildi. Tarihi dokunun büyük zarar görmesi kazı çalışmalarının da sonlandırılmasını gündeme getirdi.

tv-programindaki-soylentilere-inanan-defineciler-nif-dagini-yagmaladi

Nif Dağı’nda 800 ton altın olduğu söylentisi hayaline kapılan defineciler, İzmir’in Torbalı ilçesinde 1999 yılından bu yana İstanbul Üniversitesi Klasik arkeoloji Bölümü tarafından yürütülen kazı çalışmalarının yapıldığı arkeolojik alanı adeta köstebek yuvasına çevirdi. 

İzmir’in Torbalı ilçesine bağlı Dağkızılca köyündeki Nif Dağı civarında 1999 yılından beri süren arkeolojik kazılar söylentilere inanan define avcıları tarafından sonlandırılmak üzere. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Elif Tül Tulunay öncülüğünde sürdürülen kazılar, bölgede altın arayan defineciler tarafından adeta baltalandı. Geçtiğimiz günlerde Dağkızılca’daki kazı evine yerleşerek çalışmalara başlayan Elif Tulunay ve ekibi kazı alanı olarak belirledikleri Karamettepe’de büyük bir şoka uğradı. Karamattepe’nin köstebek yuvasına döndüğünü gören Tulunay, hem definecilere hem de onları bu bölgeye çeken asılsız söylentileri yayan televizyon programlarına isyan etti.

“Sorumsuzca ve cahilce yapılan televizyon yayınları”
Bölgede 1999 yılından beri kazı çalışmaları yaptıklarını ifade eden Prof. Dr. Tulunay, bu seneki Kaçak kazıların daha önce hiç rastlamadıkları boyutta olduğunu belirterek, “Nif Dağı’ndaki hayali altınlarla ilgili öyle cahilce ve sorumsuzca yayınlar yapıldı ki. Sabah kuşağında çok izlenen bir televizyon programının bayan sunucusu Nif Dağı’nı gösteriyor, Karabel Anıtı’nı gösteriyor ve altına da ‘Nif Dağı’nda 800 ton altın’ yazıyor. Bu gibi asılsız söylentiler nedeniyle her yerde kaçak kazı arttı. Bu kadar akılsızca bir şey olmaz. Taşın içinde altın arıyorlar, kandırılmaktan bıkmadılar. Anlayamıyorum. Dolandırıcının biri diyor ki ‘bana para ver sana altının yerini göstereyim.’ Vatandaş da arabasını satıyor, evini satıyor sonra da parasını kaptırıyor. Bir kere yaptıkları suç, ikincisi o adam altının yerini gerçekten biliyorsa gider kendisi alır. Sana neden versin? Bunu anlayamıyorlar ve hepsi dolandırılmış. Yurt çapında bir dolandırıcılık vakası bu Nif Dağı’ndaki altın yalanı adı altında. Yaptıkları şey altın yumurtlayan tavuğu kesmekten farksız. Kendilerine maddi ve manevi geri dönüşüm sağlayacak her türlü iyiliği, güzelliği baltalıyorlar” dedi.

tv-programindaki-soylentilere-inanan-defineciler-nif-dagini-yagmaladi-1

“Artık biz burayı adam edemeyiz”
Kazı bölgesinde gerçekleştirilen kaçak define avcılığından sonra civarda tamiri mümkün olmayan deformasyonlar oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Tulunay, “Bizim bin bir emek harcayıp göz nuruyla, el emeğiyle gün ışığına çıkardığımız her şeyi tahrip etmişler. Artık biz burayı adam edemeyiz. Tek şansımız var, üstünü örteceğiz kazılarımız bittikten sonra aynısını yukarıya inşa edeceğiz. Aktoprak’ta o şekilde bir arkeo park yapıldı mesela, onun gibi yapacağız. Elbette ona da imkan ve para olursa. Burasının artık korunacak yeri kalmamış. Kazı sezonumuz zehir oldu” şeklinde konuştu.

Başkan Görmez: “Söylentilere aldanıp tarihi yağmalıyorlar”
Torbalı Belediye Başkanı Adnan Yaşar Görmez de yoğun güvenlik önlemlerine rağmen kaçak kazıların önüne geçilemediğini belirterek, şu uyarılarda bulundu: “Hayali haritalara, söylentilere, sosyal medya ve bir TV programı da eklenince Nif Dağı kazı alanında bu üzücü durum yaşandı. Çok değerli tarihi alanlar acımasızca yağmalanıyor. Olay ancak vatandaşın bilinçlenmesiyle çözülür. Bölgemizde oldukça zengin tarihi kalıntılar mevcut. Yıllardır aynı sorunu yaşıyoruz. Özellikle Torbalı dışından geliyorlar. Çok sayıda gözaltı oldu. Lakin polisiye tedbirlerle önüne geçilecek gibi görünmüyor. Zamanlarını, enerjilerini, paralarını hem boşa harcıyorlar hem de tarihi dokuya zarar veriyorlar.”

26.07.2017 TGRT Haber

0 331

Antalya’nın Manavgat İlçesi’ndeki bir inşaatın temel kazısında Roma İmparatoru Gallienus’un 1700 yıl önce Side’ye gönderdiği mektubun taşa işlenmiş hali bulundu.

antalyadaki-insaat-kazisinda-roma-imparatorunun-1700-yillik-mektubu-bulundu

Manavgat İlçesi’ndeki bir iş yerinde Side Müzesi gözetiminde yapılan inşaat kazısı sırasında Roma İmparatoru Gallienus’un M.S. 266 ya da 267 yılında Side’ye gönderdiği mektubun taşa işlenmiş hali gün yüzüne çıktı.

Taş mektup Bizans döneminde döşeme taşı olarak kullanılmış
İnşaatta yapılan arkeolojik sondaj kazılarında, zeminin 1 metre altında bir evin girişi olduğu düşünülen buluntular ortaya çıktı. Bizans’ın son dönemlerine ait buluntular arasında yer döşemesi olarak kullanılan M.S. 266 ya da 267 yılında yazıldığı tespit edilen Roma İmparatoru Gallienus’un Side’ye gönderdiği mektubun taş üzerine işlenmiş hali bulundu. Roma imparatorunun yapılacak yardım ve buğdayda vergi indirimi konusunu içeren mektubu Side Müzesi’ne götürülürken, iş yeri sahibi Haluk Şen giriş avlusunu temizletip, taş mektubun iki kopyasını yaptırdı. Bunlardan biri bulunduğu tarihi yapılar arasındaki orijinal yerine konularak üzeri cam bölmeyle kapatılırken, diğeri ise iş yerinin girişinde müşteriler için sergilenmeye başladı. Gelen yerli ve yabancı turistler tabandaki cam bölmenin altında duran tarihi eserin kopyasını inceleyip yoğun ilgi gösterdi.

Side Müzesi’ne götürülen Roma İmparatoru Gallienus’a ait orijinal mektubun ise bakımının yapılarak teşhirde sergilemek üzere hazırlıkların sürdüğü belirtildi.

Side’de bulunan ilk imparator mektubu
Bulunan eserin Side açısından çok önemli olduğunu kaydeden Haluk Şen, “İmparator Gallienus’un dönemin Side’sindeki ekonomik zorluklara destek olmak amacıyla bazı vergilerin alınmadığı, tahıl yardımı yapıldığından bahsedilen bir yazıt. Bu Side’de 1946/1947’den beri süren kazılarda çıkan ilk imparator mektubu olması açısından çok önemli bizim için. Değerli bir yazıt ama geç dönemlerde burada yer döşemesi olarak kullanılmış. Bu yazıtın orijinalini müzeye kaldırdık. Biz, turistlere göstermek amacıyla birebir kopyasını yaptık ve yerine koyduk” diye konuştu.

Roma İmparatoru Gallienus’un Side’ye gönderdiği mektupta şu ifadeler yer alıyor;
“Uğurlu olsun! 15 yıldır halk vekilliği yetkesine sahip, 7 kere konsül olmuş, İmparator Publius Licinnius Gallienus dindar ve mutlu Augustus, yüce başrahip, Germanicus Maximus (Almanların en yüce gazisi), Persicus Maximus (Perslerin en yüce gazisi), Side yöneticilerini, meclisini ve halkını selamlıyor. Ülkenizin kendi kendine yeterli olduğuna kesinlikle inandığım için bu kötü durumun ortaya çıkışıyla ilgili olarak ülke dışından bir yardıma ihtiyacınızın olabileceğini hiç düşünmedim. İhtiyacınızı karşılamaya yönelik bir çözüm buldum ve kentin kullanımı için gönderilen buğdayın vergi ödemelerinden muaf tutulmanızı emrettim. Çünkü eğer buğdayı dışarıdan makul fiyata temin ederseniz, bundan elde edeceğiniz kazanç size tahsis edilen ürününki kadar kısa sürede olmayacaktır. Eğer tüccarlarla uzlaşmaya varabilirseniz, tahıl taşıyan gemilerin karaya daha rahat yanaşacağına inanıyorum. Vergi ödemelerinden muaf olmanızın ve (kentinizin) güvenilir olmasını (olacağını) düşünüyorum”

27.07.2017 Cumhuriyet

0 134

Kilis’te yapılan kaçak kazı sonucunda, mozaikli bir Erken Bizans dönemi şapeli gün yüzüne çıktı.

kiliste-kacak-kazida-mozaikli-bizans-sapeli-bulundu

Elbeyli ilçesine bağlı Sağlıcak köyü kırsalında kaçak kazı yapıldığını belirleyen güvenlik güçleri, olay yerinde tarihi bir yapıya ait olabileceği değerlendirilen kalıntılar bulunması üzerine durumu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne bildirdi.

Bölgede arkeologlarca yapılan kazıda, erken Bizans dönemine tarihlendiği düşünülen yaklaşık 1600 yıllık şapel kalıntıları ile kitabe ve taban mozaiğine ulaşıldı. Koruma altına alınan yapı kalıntısında ki mozaiklerin, başka bir bölgeye taşınması planlanıyor.

kiliste-kacak-kazida-mozaikli-bizans-sapeli-bulundu-2

Elbeyli Belediye Başkanı Süleyman Şimşek, AA muhabirine, bölgede kısmen tahrip olmuş mozaikler ile bir kitabe bulunduğunu belirterek, “Bu durum eski medeniyetlere ev sahipliği yapmış toprağın her bir tarafının ayrı bir değer olduğunu gösteriyor. Eserlerin turizme kazandırılması için çalışmalar devam ediyor.” dedi.

26.07.2017 CNN TURK

0 155

Zonguldak’ın Ereğli İlçesi’ndeki İnönü Mağarası’nda yapılan kazı çalışmalarında M.Ö. 5000-3000 yılları arasını kapsayan Kalkolitik Çağ’a ait kalıntılar bulundu.

zonguldakta-inonu-magarasinda-kalkolitik-caga-ait-kalintilar-bulundu-1

Ereğli Müze Müdürlüğü ve Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Fen- Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden 25 kişilik ekip, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın onayıyla Çaylıoğlu Köyü’ndeki ormanlık alanda bulundan İndere mevkisindeki İnönü Mağarası’nda kazı çalışması başlattı. Ereğli Müzesi Müdürü Ahmet Mercan başkanlığında BEÜ Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hamza Ekmen’in bilimsel danışmanlığında yürütülen ve 25 gündür süren çalışmalarda mağarada çanak, çömlek, akıtacaklı kaplar, kemik ve taş aletler gibi çok çeşitli malzemelerden yapılmış buluntular gün yüzüne çıkartıldı.

‘Kalkolitik Çağ’a ait kalıntılar bulundu’
Mağarada bulunan kalıntıların M.Ö. 5000-3000 yılları arasını kapsayan bakır çağ olarak da bilinen Kalkolitik Çağ’a kadar uzandığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Hamza Ekmen, “İnönü Mağarası’nı, geçtiğimiz yıl ziyaret ettik. İnönü Mağarası, daha önceki yıllarda Selçuk Üniversitesi Hititoloji hocalarından Güngör Karaoğuz’un çalışmalarında keşfedilmiş bir mağaradır. Onun yayınlarındaki bilgilerden hareketle bu mağarayı geçen yıl tekrardan ziyaret etmiştik. Mağara yüzeyindeki elde ettiğimiz seramik kalıntıları ve diğer objelerden hareketle mağaranın önemini bir kez daha anladık. Bölgedeki birkaç daha mağara ile birlikte daha önceki yıllarda kazısı yapılan Yassı Kaya Mağarası, İnönü Mağarası, 4 İnler ve Sarmaşık mağaraları düşünüldüğünde İnönü Mağarası’nın Son Kalkolitik Çağı, İlk Tunç Çağı kültürleri düşünüldüğünde bölgedeki merkez yerleşim olabileceği kanaatine vardık” dedi.

zonguldakta-inonu-magarasinda-kalkolitik-caga-ait-kalintilar-bulundu

‘Batı Karadeniz’in en eski yerleşim yeri’
Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinin tamamının projeye dahil olduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Ekmen, “Üniversiten 17 arkadaşımızdan oluşan ekibimiz çalışıyor. Ayrıca Çaylıoğlu Köyü’nden de anlaştığımız işçilerle 25 kişilik ekibimiz var. Geçtiğimiz yıl ulaştığımız ilk izler ve üzerinde düşündüğümüz sonuçları, bu yıl neredeyse teyit etmiş durumdayız. Bu bağlamda düşünüldüğünde Karadeniz Ereğli’nin, sadece Antik Çağdaki Heraclea Pontica kenti ile kalmadığını ve Ereğli ilçesinin geçmişinin ve yerleşim izlerinin en azından Son Kalkolitik Çağ’a kadar uzandığını görmüş durumdayız. Bu anlamda düşünüldüğünde de şuana kadar, Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki en erken, en eski yerleşimlerden birisi ile karşı karşıyayız” dedi.

Yrd.Doç.Dr. Ekmen, ortaya çıkarılan buluntularla mağarada yaşayan insanların yoğun olarak küçükbaş hayvancılıkla uğraştıklarını, buna bağlı olarak mandıracılık faaliyetleri ile geçimlerini sağladıklarını tespit ettiklerini söyledi. Ekmen, çalışmaların 5 yılda tamamlanmasını beklediklerini belirtti.

26.07.2017 ntv.com.tr

0 143

Kahramanmaraş’nın Elbistan ilçesinde bir mağarada Paleolitik Çağ’a tarihlenen kaya resimleri tespit edildi.

Kahramanmaraş’ta bir mağara duvarında Paleolitik Çağ’a ait aşı boyasıyla yapıldığı düşünülen, insan yaşamına ilişkin tasvirlerin yer aldığı panoramik resimler ile yontma taş ürünleri bulundu.

Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erek’in, Elbistan ilçesi Keçemağara Mahallesi’nde yaptığı yüzey araştırmaları sırasında bulunan duvar resimleri, dönemin insan yaşantısından farklı detaylar içeriyor.

Erek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, merkeze bağlı Döngel Mahallesi’ndeki Direkli Mağarası’nda 11 yıldır çalıştığını, burada kent ve Anadolu arkeolojisine ilişkin önemli bilgiler elde ettiklerini söyledi.

Keçemağara Mahallesi’deki küçük mağara sistemini dolaşırken ise duvarlarda kırmızı ve siyah aşı boyasından yapılmış duvar resimleri tespit ettiklerini belirten Erek, bu resimleri çok ilginç bulduklarını dile getirdi.

Bu tür resimlerin Anadolu’nun birçok yerinde bulunduğunu anlatan Erek, “Ancak Keçemağara’nın çok farklı bir özelliği var. Mağarada resimlerle birlikte Paleolitik Çağ’ı nitelendirecek aletler de ele geçirdik. Bunlarla birlikte değerlendirildiğinde burayı, Anadolu’da belki de ilk kez Paleolitik Çağ’ın hem duvar sanatları hem de yontma taş endüstrisinin bir arada bulunduğu bir mekan olarak görmek mümkün. Bu çok önemli bir şey.” diye konuştu.

“Topluluğun ritüellerini anlatan ifadeler var”
Anadolu’da ve Yakın Doğu’da bulunan mağara duvar resimlerinin prehistorik ya da Paleolitik Çağ’la ilişkilendirilmemiş olduğunu kaydeden Erek, şöyle devam etti: “Bu verileri destekleyecek yan verilere ihtiyaç var. İşte biz burada bunu bulduk. Bunun dışında bu mağarada görülen pano, bir yaşam alanının bütün aktivitelerini gösteriyor. Birden fazla geometrik motife sahip mekanlar var. Duvarda halay çeker pozisyonda yan yana, birbirinin omuzundan tutmuş 3 insan motifi gibi resimler var. Yani burada bu topluluğun ritüellerini anlatan birtakım ifadeler var. Ayrıca iki güneş ve çadır var. İki ayrı güneşin toplum için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bunlardan birinin ay, birinin güneş olma ihtimali varken, ikisi de aynı anda çıkabilmekte. Buradaki panoda insan için yaşam alanlarını sınırlandıran iki de noktalama alanı var. Panoyu bir çerçeve içerisine almışlar. Bu, yaşam alanını anlatan güzel bir pano.”

Türkiye ile dünyada resmi ve özel binalarda, birçok önemli olay ile tarihi anlatan panolar ya da panorama müzelerinin bulunduğunu belirten Erek, “Bu mağarada da panorama gibi bir şey var. Bu mağara resimlerini de kendini ifade etme, geçmişi yaşatma veya o kentin kendine ait önemli bulgularını, önemli hikayesini anlatan sahneler gibi değerlendirmek gerekir. Prehistorik dönem insanının kendi yaşam alanlarını ifade eden duvar resimleridir bu tarz çalışmalar. Yaşamlarını mağara duvarları üzerinde kayıt altına alıyorlar.” ifadelerini kullandı.

25.07.2017 Anadolu Ajansı

0 164

Antalya’nın Gazipaşa ilçesindeki Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti’nde yapılan kazılarda, üzerinde ‘ANT’ damgası yer alan mozaik ve çömlekler bulundu. Bulguların 2000 yıl önce markalaşma çalışmalarının başlandığına işaret ettiği belirtildi.

antiocheiada-uzerinde-damga-yer-alan-mozaik-ve-comlekler-bulundu-4

İlçe merkezine 18 kilometre uzaklıkta, Güney Mahallesi sınırları içindeki antik kentte bu yıl da kazılara devam ediliyor. Kazılar hakkında gazetecilere bilgi veren Amerika’nın Nebraska Üniversitesinden Kazı Başkanı Prof. Dr. Michael Hoff, antik kentin büyük ve zengin bir tarihi alan olduğunu vurguladı.

Kazıları 2005’ten bu yana uluslararası bir ekiple sürdürdüklerini anlatan Hoff, şu değerlendirmede bulundu: “İlk sezonlarda kentin tapınak yapısı üzerinde duruldu ve bu yapının çalışması büyük ölçüde tamamlandı. Şimdi restorasyonlarını projelendirme aşamasındayız. Onu dışında kentin meclis binası açığa çıkarıldı. Bu yıl tamamen kazılmış olacak. Oldukça büyük bir kompleks olduğu için birkaç yıldır kazısı devam ediyor ve belli ki birkaç yıl daha devam edecek. Kent oldukça büyük yaklaşık 30 hektarlık bir alana yayılan bir alandan bahsediyoruz. O yüzden şu an sahip olduğumuz imkanlarla düşünürsek herhalde bu kentin kazıları en az 300 yıl sürecek. Ama her sene heyecan verici keşiflerini görebiliyoruz.”

antiocheiada-uzerinde-damga-yer-alan-mozaik-ve-comlekler-bulundu-2

Çömlek ve mozaiklerde ‘ANT’ damgası
Uşak Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Birol Can da bulguların kendilerini heyecanlandırdığını söyledi. Kazı çalışmalarının yapıldığı 12 yıllık süreçte değerli keşiflere imza attıklarına dikkati çeken Can, bölgenin nadir kazı alanlarından Antiocheia Ad Cragum’dan elde edilen bulgu ve verilerin önemli olduğunu kaydetti.

antiocheiada-uzerinde-damga-yer-alan-mozaik-ve-comlekler-bulundu

Antik kentte daha önce geniş ve kaliteli mozaiklere rastladıklarını hatırlatan Can, şunları dile getirdi: “Bu yılki kazılarda kentin marka değerinin olduğunu kanıtlayan bulgulara rastladık. Kentteki fırınlarda üretilen çömlek ve mozaik gibi ürünlerde, kente ait olduğunu gösteren “ANT” damgası yer alıyor. Bunlar bizim için çok önemli çünkü bütün Akdeniz’de kendi seramiğini üreten kentler markalaşmayı sağlamış. Bunlardan birisi de Antiocheia ad Cragum. Bunu bu sene net bir şekilde anladık. Kazılar esnasında bulduğumuz fırınlar oldukça iyi durumda. Seramiklerin üzerindeki mühürler, üretimin burada yapıldığını doğruluyor. Belki de burası bütün Akdeniz içinde markalaşmayı sağlayabilmiş önemli üretim merkezlerinden birisi.”

Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim görmüş 2 bin yıllık geçmişe sahip olduğu değerlendirilen kentte Orta Çağ kalesi, agora, sütunlu cadde, kilise, hamam, anıtsal kapı, tapınak ve nekropol alanındaki anıt mezarlar bulunuyor.

25.07.2017 CNN TURK

0 225

Manisa’nın Gölmarmara havzasındaki Kaymakçı mevkisinde süren kazılarda Son Tunç Çağı’na ait 3500 yıllık tahıl ambarları bulundu.

manisada-3500-yillik-tahil-ambarlari-bulundu

Ege Bölgesi’nin bilinen en büyük Son Tunç Çağı yerleşimlerinden biri olan Gölmarmara havzasında Lidyalıların atalarının yaşadığı tahmin edilen kale ve  evlerden oluşan Kaymakçı’da 2014’ten bu yana devam eden kazı, tarımsal verilerle bölgenin tarihine ışık tutuyor.

ABD, Avrupa ve Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden arkeologların  oluşturduğu uluslararası ekip tarafından gerçekleştirilen kazının başkan  yardımcılığını üstlenen Yaşar Üniversitesi Turizm Rehberliği Bölümü Öğretim Üyesi  Yrd. Doç. Dr. Sinan Ünlüsoy, 8 hektarlık alanda devam eden kazılarda heyecan verici sonuçlar alındığını dile getirdi.

manisada-3500-yillik-tahil-ambarlari-bulundu-1-2

Yürütülen çalışmalarla insanların Son Tunç Çağı’nda hangi koşullarda  yaşadıklarını öğrenmek için kale ve evlerin duvarlarını ortaya çıkarmaya  çalıştıklarını belirten Ünlüsoy şöyle konuştu: “Bizim için buradaki kazı çalışmalarının en heyecan verici sonuçlardan  bir tanesi evlerin, binaların ve caddelerin yanı sıra çok sayıda bulunan yuvarlak  biçimdeki tahıl ambarları oldu. Bu kadar çok sayıda tahıl ambarı bulmayı  beklemiyorduk. Normalde bu tür yerleşim alanlarında tahıl ambarları bulursunuz.  Çünkü günümüzde dahi Anadolu’nun birçok köyünde benzer ambarlar yapılıyor. Fakat Kaymakçı’daki tahıl ambarlarının büyüklüğü, boyutları ve sayıları oldukça fazla. Tahıl ambarlarından elde edilen tohumlar ne tür tarımsal faaliyetlerde  bulundukları hakkında bilgi veriyor. Bu ambarlar o dönemin ekonomik koşulları  hatta siyasi düzeni hakkında da bize bilgiler sunacak.”manisada-3500-yillik-tahil-ambarlari-bulundu-1

3500 yıllık üzüm çekirdeği
Yapılan kazılarda tespit edilen 16 tahıl ambarından çıkan bulguların  bölgenin tarımsal geçmişini de ortaya koyduğunu dile getiren Ünlüsoy,  arkeobotanik çalışmalarıyla Son Tunç Çağı’nda tarım yöntemleri, bitki ve hayvan  türleri, doğal çevre ve insanların beslenme biçimlerine ilişkin sonuçlara  ulaşmayı umduklarını aktardı.

Ünlüsoy, “Bu bölge, Türkiye’nin en önemli tarım alanlarından bir  tanesi. Buradaki tarımsal faaliyetlerin geçmişini, ne zaman başladığını günümüze  kadar nasıl süreç içinde geldiğini anlamak istiyoruz. Ambarların içinde yapılan  kazılarda 3 bin 500 yıl öncesine ait olduğu değerlendirilen buğday, arpa ve üzüm  tohumları bulundu. Bu tohumlar üzerinde de araştırmalar devam ediyor.”

M.Ö. 2000’li yıllarda Hitit İmparatorluğu kaynaklarında “Seha Nehri Ülkesi” olarak adı geçen bölgede, Truva’dan 4 kat daha büyük bir yerleşimin bulunduğu tahmin ediliyor.

24.07.2017 Milliyet