Urartuların Ayanis Kalesi’nde Kazılar Sürüyor

1682

Urartu Kralı II. Rusa tarafından Van Gölü’ne hakim bir tepe üzerinde yaptırılan Ayanis Kalesi kazı çalışmaları devam ediyor. Geçmişteki büyük depremler nedeniyle yıkılarak üzeri kapanan yapılarda tarihin izleri gün yüzüne çıkarılıyor.

Yaklaşık 2700 yıl öncesinden bugüne ulaşan süslemeleri, kerpiç duvarları, taş işlemeleriyle dikkati çeken Urartu yapılarından Ayanis Kalesi’nde, 28 yıldır kazı çalışmaları yürütülüyor. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Işıklı başkanlığındaki ekip tarafından yapılan kazılarda bu yıl Urartuların dini yaşamı, mimarisi, taş işçiliği ve yönetim yapısını yansıtan önemli buluntular ortaya çıkarıldı.

Prof. Dr. Işıklı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ayanis’in, Urartu Krallığı’nın son kalelerinden olduğunu, burada elde edilen bulguların ayrı önem taşıdığını söyledi. Urartu’nun bilinen son kralı II. Rusa zamanında 5 büyük kale yapıldığını anlatan Işıklı, “Bunların üçü Van bölgesinde, göl çevresinde yer alıyor. Diğer kalelerden biri İran, diğeri Ermenistan’da inşa ediliyor. Bunlar arasında en görkemli, bize en çok veri sunan ve sistemli kazıları devam eden kale, Ayanis” diye konuştu.

Işıklı, “Urartu’dan sonra buradaki yerleşimin büyük olmaması bizim için büyük şans. Urartulardan sonra gelen Orta Çağ halkları kaledeki zenginliği, görkemi bilselerdi bu kaleden de günümüze bir şey kalmazdı. Anıtsal büyük kerpiçler deprem nedeniyle yıkılınca kale bir tür mühürlenmiş pozisyona geçiyor ve bize olduğu gibi 2 bin 700 yıl öncesini sunuyor” ifadelerini kullandı. Doğu Anadolu’yu devletleştiren, kültür, medeniyet merkezi haine getiren uygarlıklardan Urartulara ait yüzlerce yerleşim birimi ve kalenin bulunduğuna dikkati çeken Işıklı, bu kültürün Anadolu coğrafyası açısından taşıdığı öneme rağmen sadece 4 yerde kazı çalışması yapıldığını söyledi. Ayanis’in yanı sıra Van Kalesi çevresi, Çavuştepe ve Erzincan’daki Altıntepe kalelerinde kazı çalışması yürütüldüğünü dile getiren ışıklı, gelecek yıllarda saklı kalan diğer yerlerde de kazı ve araştırma çalışmalarının başlatılması gerektiğini, böylece 2700 yıl öncesine dair daha önemli bilgilerin elde edilebileceğini belirtti.

Prof. Dr. Işıklı, “Bu kaleyi kazdığımızda Urartu mimarisine ait teknik, arkeolojik açıdan birçok yenilik öğrendik. Kerpicin nasıl kullanıldığını, deprem için nasıl önlemler alındığını kazdığımız alanlardan öğreniyoruz.” dedi.

20.09.2017 Anadolu Ajansı