Cuma, Temmuz 21, 2017
Manşet
Featured posts

by -
1080

Antalya’daki Perge Antik Kenti’nde devam eden kazı çalışmaları sırasında Troia Savaşı’nda Iphigenia’nın kurban edilmesi sahnesini betimleyen 1800 yıllık mozaik bulundu.

pergede-iphigenianin-kurbani-edilmesini-betimleyen-mozaik-bulundu

Perge Antik Kenti Kazı Başkanı ve Antalya Müzesi Müdürü Mustafa Demirel, Perge Antik Kenti’nde devam eden kazı çalışmalarıyla ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, Perge kazılarının başlangıç yıllarında rehabilitasyona yönelik büyük çalışmalar yapıldığını söyledi. Çalışmalar kapsamında kentin güney kapısından başlanarak kuzeyde Kesos çeşmesine kadar olan bütün alanın yeniden düzenlendiğini, batı caddede kazı çalışmalarına yoğunluk verildiğini aktaran Demirel, kazı çalışmalarında heykel ve küçük buluntulara çokça rastlandığını dile getirdi.

pergede-iphigenianin-kurbani-edilmesini-betimleyen-mozaik-bulundu-2

Kendilerinin heyecanlandıran bir mozaiğin bulunduğunu anlatan Demirel, şunları kaydetti: “Perge Antik Kenti’nde devam eden kazı çalışmalarında Troia Savaşı’nda Iphigenia’nın kurban edilme sahnesini yansıtan mozaik bulundu. Bizi heyecanlandıran buluntu, batı caddede bir dükkanı açmak istediğimiz sırada ortaya çıkarıldı. Buranın kutsal bir kült mekanı olduğunu belirledik. Laboratuvar uzmanlarımızın incelemesinde zeminde mozaik olduğunu gördük. Bölgede hiç karşılaşmadığımız, daha önce rastlanmayan 1800 yıllık bir mozaik.” 

Demirel, Perge Antik Kenti kazılarında yeni sürpriz buluntuların ortaya çıkarılmasının beklendiğini sözlerine ekledi.

19.07.2017 Anadolu Ajansı

by -
224

Gaziantep’teki Karkamış Antik Kenti’nde bu yılki kazı çalışmalarında üzerinde gülücük emojisi bulunan 3700 yıllık şerbet testisi bulundu.

antepteki-karkamista-3700-yillik-gulucuk-emojisi-bulundu-2

Suriye sınırına sıfır noktada bulunan Dünya’nın en önemli antik kentlerinden biri olan Karkamış’ta Türk-İtalyan ekip tarafından gün ışığına çıkarılan 3700 yıllık testinin üzerindeki gülücük emojisi dikkati çekiyor.

Gaziantep’in Suriye sınırındaki Karkamış ilçesinde yer alan “Karkamış Antik Kenti”nde yürütülen kazılara başkanlık eden İtalya’nın Bolonya Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nikolo Marchetti, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karkamış Antik Kenti’nin milattan önce 2. binyılda Anadolu’da ve Mezopotamya’da hüküm süren Hititlerin önemli kentlerinden biri olduğunu söyledi.

antepteki-karkamista-3700-yillik-gulucuk-emojisi-bulundu

Hitit İmparatorluğunun izleri
Prof. Dr. Marchetti, Türkiye’nin en geniş mimari kazı alanında çalıştıklarına dikkati çekerek Karkamış’ta bu yıla kadar genellikle Demir Çağı, Geç Hitit dönemine ait kalıntılar bulduklarını, ancak bu yıl Hitit İmparatorluğu’na ait tabakalara ulaştıklarını vurguladı.

Karkamış krallığına ait önemli bilgilerin gün ışığına çıktığını anlatan Marchetti, bu bilgiler ışığında tarihte yeni sayfalar yazabileceklerini ifade etti.

Nikolo Marchetti, kentin nekropol alanında o dönemde tabut olarak kullanılan küpler, insanların küllerinin konulduğu topraktan kaplar, vazolar, süs eşyaları bulduklarını vurgulayarak, “Nekropol alanında çeşitli küpler, kaplar bulduk. Bunlardan en ilginci, milattan önce 1700 yılına ait üzerinde gülücük emojisi bulunan bir testi. Bu testi şerbet içmek için kullanılmış. Muhtemelen dünyanın en eski gülümsemesi. Bunu yapan usta ne amaçla bu emojiyi çizmiş bilemiyoruz ancak biz gülücük olarak nitelendiriyoruz.” şeklinde konuştu.

antepteki-karkamista-3700-yillik-gulucuk-emojisi-bulundu-1

Üzerinde gülümseme emojisi bulunan testinin parçalanmış olarak gün ışığına çıkarıldığına değinen Marchetti, tarihi eserin daha sonra usta restoratörler tarafından birleştirildiğini ve ortaya eşsiz bir eserin ortaya çıktığını bildirdi.

Marchetti, emojili testinin diğer buluntularla birlikte Gaziantep Arkeoloji Müzesine teslim edileceğini sözlerine ekledi.

17.07.2017 Anadolu Ajansı

by -
143

Polonya’nın Krakow şehrinde gerçekleştirilen UNESCO 41. Dünya Miras Komitesi Toplantısı’nda ülkemizin adayı Afrodisias Antik Kenti’nin UNESCO Dünya Miras Listesine kaydedilmesine karar verildi.

afrodisias-antik-kenti-unesco-dunya-miras-listesinde-1

Aydın’ın, Karacasu ilçesindeki Afrodisias Antik Kenti, Eski Yunan ve Roma dönemlerine ait en görkemli antik kentlerden biridir. Tarihte kentin en önemli tanrıçası olan Afrodit Tapınağı ile ünlü olan Afrodisyas, M.Ö. 2. yüzyıldan M.S. 6. yüzyıla kadar görkemini korumuştur. Kentin kesintisiz olarak bu kadar uzun yerleşim görmüş olması, antik dönemde pek çok önemli gelişmeye tanıklık etmesi açısından da önem taşımaktadır.

afrodisias-antik-kenti-unesco-dunya-miras-listesinde-2

Afrodisias Antik Kenti’nin de Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmesiyle ülkemizin bu listedeki varlık sayısı 17’ye ulaşmıştır. UNESCO Dünya Miras Listesi’ne ülkemizden giren kültür varlıkları şunlardır:
1. İstanbul’un Tarihi Alanları (İstanbul)(1985)
2. Göreme Milli Parkı ve Kapadokya (Nevşehir, Kayseri)(1985)
3. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas)(1985)
4. Hattuşa: Hitit Başkenti (Çorum) (1986)
5. Nemrut Dağı (Adıyaman)(1987)
6. Xanthos-Letoon (Antalya, Muğla)(1988)
7. Hieropolis-Pamukkale (Denizli)(1988)
8. Safranbolu Kenti (Karabük)(1994)
9. Troya Arkeolojik Siti (Çanakkale)(1998)
10. Selimiye Camii ve Külliyesi (Edirne) (2011)
11. Çatalhöyük Neolitik Kenti (Konya) (2012)
12. Bursa ve Cumalıkızık:Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu (Bursa)(2014)
13. Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzajı (İzmir)(2014)
14. Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri (Diyarbakır)(2015)
15. Efes (İzmir)(2015)
16. Ani Arkeolojik Alanı (Kars)(2016)
17. Afrodisias Antik Kenti(2017)

2018 yılında düzenlenecek olan UNESCO 42. Dünya Miras Komitesi Toplantısında ülkemizin adayı Göbeklitepe Arkeolojik Alanı olacaktır.

09.07.2017 basin.kulturturizm.gov.tr Fotoğraf: Kamil Fırat

by -
321

Şanlıurfa’daki Göbekli Tepe’de kazı çalışmaları sırasında parçalanmış halde binlerce insan kemiğine ulaşıldı. Bulunanlar arasında, üzerinde izler ve delikler bulunan kafatası parçaları da var.

gobekli-tepede-kafatasi-kultune-iliskin-yeni-bulgular-elde-edildi-1

Şanlıurfa’daki 12.000 yıllık sit alanı Göbekli Tepe’de kazı çalışmaları sırasında parçalanmış halde binlerce insan kemiğine ulaşıldı. Bunların arasında, üzerinde izler ve delikler bulunan kafatası parçaları da bulunuyor. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Paleopatelog Julia Gresky, Göbekli Tepe’de bulunan bu 3 kafatası parçasının dünyada bilinen ilk oyulmuş kafatasları olduğunu düşünüyor. 

gobekli-tepede-koruma-catisinin-alt-yapi-calismalari-tamamlandi

Amerikan Bilimsel Gelişme Birliği (American Association for the Advancement of Science) tarafından hazırlanan Science Advances isimli bilimsel yayındaki makalede, bölgede bulunan 3 yetişkin kafatası parçası üzerinde yapılan incelemelerde, bu insanların ilk önce derisinin yüzülüp üzerindeki etlerinden arındırıldığı; ardından da kemiklere çakmaktaşıyla oyuklar açıldığı anlaşıldı.  İncelemelerde, kafatasını etlerinden ayırmanın zahmetli bir iş olduğu tespit edildi, zira kasların kemiğe bağlandığı yerlerde kemikler üzerinde kazımadan kaynaklanan çok sayıda çizik bulunuyor. Bölgede çalışan bilim insanları bu yöntemin bir çeşit kutsama töreni olduğunu düşünüyor.

gobekli-tepede-kafatasi-kultune-iliskin-yeni-bulgular-elde-edildi

“Dünyadaki ilk oyulmuş kafatası olabilir”
Araştırmacılar, kafataslarındaki izlerin ip bağlanarak asılmasına yardımcı olmak için yapıldığını düşüncesinde.

Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Paleopatelog Julia Gresky, Göbekli Tepe’de bulunan bu 3 kafatası parçasının dünyada bilinen ilk oyulmuş kafatasları olduğunu düşünüyor. Gresky’ye göre Göbekli Tepe’yi o dönem ziyaret eden insanlar, kafataslarını asarak atalarını anıyor ya da düşmanlarını sergiliyordu.  Gresky bunu, “Ölülerin gücünün canlılara geçtiğine inanıyorlardı” şeklinde yorumluyor. Göbekli Tepe’deki başka buluntular da burayı ziyaret edenlerin kafataslarıyla özel bir ilişkisi olduğu fikrini destekliyor.

gobekli-tepede-kafatasi-kultune-iliskin-yeni-bulgular-elde-edildi-2

D yapısındaki dikilitaşlardan birinde, başı olmayan insan betimlemesi görülüyor. Bunun dışında kimi vahşi hayvan betimlemeleri, gövdesinden ayrılmış baş olarak yorumlanabilecek yuvarlak şekillerle birlikte resmediliyor.

Science Advances’deki makalenin yazarlarından Lee Clare, Göbekli Tepe’nin ziyaretçi grupların ortak kimliğini sürdürmelerine yardımcı olduğuna inandığını yazdı. Clare’e göre, kafatası tarikatının ritüelleri de bunu destekleyen bir unsur olabilir.

30.06.2017 t24.com.tr

by -
332

Uşak’ın Banaz ilçesindeki Sürmecik kazılarında Neandertal tarafından üretilen 200.000 yıllık aletler bulundu.

usakta-neandertal-tarafindan-yapilan-200-000-yillik-aletler-bulundu

Uşak’ın Banaz ilçesinde tesadüfen bulunan fosillerin incelenmesi sonrası başlatılan Sürmecik kazılarında rastlanan 200 bin yıllık kalıntıların, Paleolitik dönemde yaşayan “Neandertal” insanın hayat biçimi ile ilgili birçok noktayı gün ışığına çıkarması bekleniyor.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Harun Taşkıran, yaptığı açıklamada, Sürmecik kazı alanında Paleolitik döneme ait çok sayıda eser bulunduğunu bildirdi.

usakta-neandertal-tarafindan-yapilan-200-000-yillik-aletler-bulundu-4

Bölgenin, Ege Bölgesi hatta Türkiye için Paleolitik döneme ışık tutan çok özel bir alan haline geldiğine dikkati çeken Taşkıran, tesadüfen bulunan alanda iki yıldır çalıştıklarını, bugüne kadar yaklaşık 80.000 kadar parça topladıklarını, bu parçaların incelemesinin sürdüğünü, 30’a yakın parçanın ise sergilenebilir nitelikte olduğunu dile getirdi.

Bu sezonki çalışmalarda bulunan eserler arasında, yaklaşık 200.000 yıl önce bölgede yaşayan ‘Neandertal’ insanın avlanmak için kullandığı el baltası, ok ucu gibi aletlerin yer aldığını kaydeden Taşkıran, şu bilgileri verdi: “Uşak ve çevresine baktığımızda ilin tarihini en fazla İlk Tunç Çağı’na kadar indirebiliyoruz. Bir iki yerde de Geç Neolitik döneme tahminlenen yerler vardı. Ancak Sürmecik buluntu yeriyle kentin tarihini 200.000 yıl geriye çekmiş oluyoruz. Sürmecik muazzam bir Paleolitik buluntu yeri olarak karşımıza çıkıyor. Ege Bölgesi’nde bu denli büyük ve malzemesi olan Paleolitik döneme ait açık hava yerleşimi yok.”

usakta-neandertal-tarafindan-yapilan-200-000-yillik-aletler-bulundu-2

“Ok uçları, kesme aletleri, diş ve hayvan fosilleri”
Kazı çalışmalarının bu yıl sona erdiğini, gelecek sene çalışmalara devam edeceklerini aktaran Taşkıran, bulunan tüm eserlerin detaylı incelemesinin yapılacağını söyledi. Bölgenin açık hava yerleşimi olmasının çok daha özel bulunduğunu belirten Taşkıran şunları kaydetti: “Bölgedeki sıcak su kaynağı kenarında yaklaşık 200 bin yıl önce bir grup Neandertal insan konaklamış. Türkiye’de Orta Paleolitik döneme ait en iyi eserler Antalya’daki Karain Mağarası’nda bilinir ancak Sürmecik’te bulunan bazı malzemeler var ki bunlar Karain Mağarası’nda bile yok. Orta p-Paleolitik dönemin tüm evrelerini veren Türkiye’de başka bir yer yok diyebiliriz. Yaşlandırma çalışmalarımız sürecek, şunu söyleyebiliriz 200 bin yıl öncesine ait kalıntılarla karşı karşıyayız.”

usakta-neandertal-tarafindan-yapilan-200-000-yillik-aletler-bulundu-1

Avlanmak için mağara dışında konaklamışlar
Uşak Müze Müdürü ve Sürmecik Kazı Başkanı Şerif Söyler de Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğünün izinleri doğrultusunda, Ankara ve Uşak Üniversiteleri ile Uşak Müzesi’nin iş birliği ile sürdürülen kazı çalışmalarının önemine değindi.

usakta-neandertal-tarafindan-yapilan-200-000-yillik-aletler-bulundu-3

Bölgenin koruma altında olduğunu, eserlerle ilgili incelemenin devam ettiğini belirten Söyler, “Neandertal insanlar genellikle mağaralarda yaşardı, burada açık alanda yaşamaları çok dikkat çekici. Tahminlerimiz, bölgedeki sıcak su kaynağına gelen av hayvanlarından beslenmek için burada konakladıkları. Ok uçları, kesme aletleri, diş ve hayvan fosilleri var. Yani avlanmak için yapılan malzemeler ağırlıklı. Yaklaşık 5-6 metre derinlikte bu malzemelere ulaşabildik. Daha eski döneme dair eserler de çıkabilir.” ifadelerini kullandı.

02.07.2017 Anadolu Ajansı

by -
107

Antalya’nın Korkuteli İlçesinde bağlı Çağman Tepesi’nde bulunan tarihi kalıntıları defineciler hiltiyle delik deşik edip büyük tahribata yol açtı.

antalyada-defneciler-tarihi-eserleri-delik-desik-etti

Antalya’nın Korkuteli İlçesinde, Çağman Tepesi’nde bulunan tarihi kalıntılar, define kazıları yüzünden harabeye dönüyor. Mezar anıtı kabartmalarını ağır inşaat malzemeleriyle kıran defineciler, tepenin etrafında yer yer 6 metreyi bulan çukurlar açtı.

Hiltiyle delik deşik edildi
Roma dönemine ait kaya mezarlarının yer aldığı tepede, M.S. 1’inci ve 3’üncü yüzyıllar arasından kalma mezar anıtı kabartmalarına çokça rastlanıyor. Bazı tarihi eserleri kazma ve küreklerle kıran defineciler, ulaşılması güç olanları da hiltilerle delik deşik etti. Bazı eserlere de silahla ateş edilmiş olduğu görüldü.

antalyada-defneciler-tarihi-eserleri-delik-desik-etti-2

Definecilerin altın arama maceraları boşuna
Tepede incelemelerde bulunan Antalya Rölöve ve Anıtlar Müdürü Cemil Karabayram, gördükleri karşısında isyan etti. Definecilerin altın arama maceralarında boşluğa kürek sallayarak olmayacak hayaller peşinde birçok yapıyı tahrip ettiğini dile getiren Karabayram, definecilerin tamamının kronik hasta olduğunu söyledi. Definecilerin altın bulma arzusunun, kumar oynayanların kazanma arzusuyla aynı olduğunu aktaran Karabayram “Definecilerin ailelerine sesleniyorum. Bu kaçak define avcılığını eşiniz ya da oğlunuz yapıyorsa bu konuda tedavi görmesi gerekiyor. Onu tedaviye ikna edin. Her sabah uyandığında bir gün sonra altın bulacakmış hissine kapılıyor. Her gün aynı şeyi yaşıyor. Bununla ilgili Türkiye’deki psikologlar, define avcılarının tedavi edilmesi için panel ve sempozyumlar düzenlemeli. Birçok kişi bu süreçte ailesini kaybediyor, aile bütünlüğü bozuluyor” dedi.

antalyada-defneciler-tarihi-eserleri-delik-desik-etti-1

Sempozyumlara katılıyorlar
Cemil Karabayram, define avcılarının kazı başkanlarının düzenlediği panel ve sempozyumları kaçırmadıklarını söyledi. Bu kişilerin panellere katılma nedeninin bilimsel bilgi elde etmek olmadığını dile getiren Karabayram, katılış amaçlarının verileri ve bölgeleri öğrenerek daha rahat kazı yapmak olduğunu kaydetti.

Van Kalesi’nde çalışmaları incelediği esnada yaşadığı bir olayı anlatan Karabayram, “Kaleye gittiğimde bir horozun açık sahada koştuğunu gördüm. Horozun boynunda muska vardı. Vatandaşa ne yaptıklarını sordum, horozu okuttuklarını, böylece horozun altının yerini göstereceğini anlattılar. Hem güldüm, hem üzüldüm. Aklın ve mantığın almayacağı yöntemlere başvuruyorlar” dedi.

antalyada-defneciler-tarihi-eserleri-delik-desik-etti-3

Tarihi eserleri yok ediyorlar
Bazı alanlarda taşların üstünde hayvan figürleri olduğunu hatırlatan Cemil Karabayram, bunların uyarı işaretleri anlamına geldiğini söyledi. Karabayram, “Eğer kayanın üstünde yılan görmüşseniz burada yılanlar olduğu, bir ayı görmüşseniz ayılar olduğu ve dikkatli olmanız gerektiği anlamına geliyor. Keklik resmi görüyorsanız bu da keklik avı yapılmaz anlamına geliyor. Fakat insanlarımız bu işaretlerin altında tarihi bir şeyler olduğunu düşünerek çevreye büyük zarar veriyor” diye konuştu.

antalyada-defneciler-tarihi-eserleri-delik-desik-etti-4

Müdür Cemil Karabayram, daha sonra mahallenin kahvesinde bir araya geldiği köylülere yaşadıkları alanın tarihe önemli bir ışık tuttuğunu belirterek kaçak kazıya izin vermemelerini istedi. Kaçak kazı yapanları kendilerine ve jandarmaya ihbar etmelerini isteyen Karabayram, köyde bulunan ve kullanılmayan eski bir caminin de restorasyonu için söz verdi.

26.06.2017 Evrensel

by -
147

 

Muğla’nın Yatağan İlçesi’nde kömür ocağı çalışmaları sırasında antik döneme ait çocuklar için yapılmış mezarlık ortaya çıktı.  Mezarlardan bazılarının iş makineleri yüzünden hasar gördüğü tespit edildi.

yataganda-komur-ocagi-calismalarinda-tarihi-mezarlar-yok-edildi-2

Yatağan Turgut Mahallesi yakınlarında bulunan kömür ocakları, on binlerce zeytini olduğu kadar tarihi de yok etmeye devam ediyor. Mahallenin zeytinliklerinin bulunduğu alanda genişleme faaliyetlerini sürdüren kömür ocağının çalışmaları sırasında çok sayıda küçük çocuk mezarı ortaya çıktı. Mezarlardan birisi iş makinesi tarafından kırılırken kalan mezarların incelenmesi için civardaki çalışmalar durduruldu. Bölgede çok sayıda çocuk mezarı bulunduğu dile getiriliyor.

yataganda-komur-ocagi-calismalarinda-tarihi-mezarlar-yok-edildi-1

‘Müze Müdürlüğü’nü Uyarmıştık’
Turgut Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Kazım Erol, çocuk mezarlarının tespit edildiği bölgenin Lagina Antik Kenti’ne bir-iki kilometre uzaklıkta olduğunu belirterek “Yerel dilde Çapalıbağ deriz biz o bölgeye. Bu bölgede antik zamana ait olduğunu sandığımız duvar kalıntıları ve su kuyusu vardı. Bunların video ve fotoğraf çekimlerini yaptık bir-iki ay önce ama şimdi onların hiçbirisi kalmamış. Kepçeler yıkıp geçmiş. Ayrıca daha önce kömür madencilerinin yaptığı çalışmalar sırasında çok sayıda antik değer taşıyan sütun ve taşın traktörlere yüklenerek götürüldüğüne şahit olanlar var. Müze müdürlüğüne burasının özelliklerini anlatıp kömür madencileri alana girmeden önce bölgenin incelenmesi, tarihsel buluntuların ortaya çıkarılmasını istediğimizde bize ‘Arkeologlarımız alanda çalışıyorlar. Bizim kontrolümüz altında her şey’ yanıtını veriyorlardı. Şimdi bu çocuk mezarları ortaya çıktı. Belki bir kırım, belki de salgın hastalıktan ölen çocuklar gömülmüş muhtemelen buraya ve kaç tane çocuk mezarı var hala bilemiyoruz. Öbek öbek, değişik alanlarda çocuk mezarları ortaya çıkmaya devam ediyor. Çalışmalar şu an için durmuş durumda” dedi.

yataganda-komur-ocagi-calismalarinda-tarihi-mezarlar-yok-edildi

26.06.2017 Evrensel

by -
350

Tunceli’nin Pertek ilçesi yakınlarında Alt Paleolitik döneme tarihlenen yaklaşık bir milyon yıllık taş aletler bulundu.

19401827_1357929490922692_3056052726865503906_o

Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Yasemin Yılmaz, yaptığı açıklamada, 2015 yılında Mazgirt ilçesinde başlatılan arkeolojik yüzey araştırmalarına 2016 yılında ara verildiğini, çalışmaları bu yıl Pertek ilçesinde yeniden başlattıklarını anlattı. Yılmaz, çalışmayı Hitit Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünden Araştırma Görevlisi Dr. Ozan Ozbudak, arkeolog Mehmet Ali Polat, Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcisi Kenan Öncel ile birlikte yürüttüklerini belirtti.

Tunceli’de yapılan çalışmalarda son derece önemli keşifler yaptıklarını ifade eden Yılmaz, “Bunların en önemlisi ve ilki bizim arkeoloji literatüründe paleolitik dönem dediğimiz ve diğer literatürde eski taş çağ olarak geçen, ortalama olarak diğer yerleşmelerde bulduğumuz kalıntılardan bir milyon yıl öncesine tarihlenebilecek taş aletler bulduk. Bu bizim için önemi bir keşif” dedi.

19400646_1357929337589374_126405149066777249_o

Tunceli’de daha önceden yapılan çalışmada paleolitik dönemin bölgede varlığını bildiklerini anlatan Yılmaz, şunları söyledi: “Paleolitik dönemin bölgede bu kadar eskiye gideceğini bilmiyorduk. Bu höyükten bulduğumuz taş aletlerden yola çıkarak benzerlerinin başka yerleşmelerde mutlak tarihlerle bir milyona tarihlendiğini öğrendik. Biz de henüz emin değiliz ama bu döneme kadar gidebileceğini tahmin edebiliyoruz. Bölgede ikinci önemli keşfimiz bizim neolitik dediğimiz ilk yerleşik toplumların izlerini bulduk. Bu neden önemli? Çünkü eski toplumlar paleolitik dediğimiz dönem avcı derleyici olarak yaşıyordu. Cilalı taş devrinde, yani günümüzden 10 bin yıl öncesinde yerleşik hayata geçmeye başladılar. Bu yerleşik hayata geçmiş toplumlara biz daha güneyden Şanlıurfa’dan, Diyarbakır’dan, Gaziantep’ten biliyorduk ama kuzey sınırının bu kadar yukarıya geçebileceğini bilmiyorduk. Bu keşif Tunceli’de de ilk neolitik toplulukların olduğunu bize gösterdi. Çanak çömleksiz neolitik dönem bu. Günümüzden 10 bin yıl öncesine tarihleniyor. Bu döneme ait mimari kalıntılar yüzeyde bulduk.”

“Tunceli, ilk yerleşik toplumlarının Anadolu’da en kuzey sınırını oluşturuyor”
Arkeolojik yüzey taramalarının Tunceli için ilk sistematik çalışma olduğunu belirten Yılmaz, şunları söyledi: “Bugünki bilgilerimize göre Tunceli, ilk yerleşik toplumların Anadolu’da en kuzey sınırını oluşturuyor. Bu açıdan önemli bir keşif olduğunu düşünüyoruz” dedi.

23.06.2017 Milliyet

by -
253

Mısır’ın Luksor kenti yakınlarındaki Şeyh Abdülkurna nekropolisinde 3000 yıllık ahşap ayak protezi bulundu.

misirda-3000-yillik-ahsap-ayak-protezi-bulundu

İsviçre’de bulunan Basel Üniversitesi’nin Antik Uygarlıklar Bölümü’nden Mısırbilimciler (Ejiptologlar), Teb Mezarlarının Yaşam Tarihçeleri adlı proje bünyesinde inceledikleri bir buluntunun, 3000 yaşında bir ayak başparmağı protezi olduğunu belirttiler. Protez cihazının keşfedildikten sonra teslim edildiği Kahire’deki Mısır Müzesi uzmanları ve Zürih Üniversitesi Evrimsel Tıp Enstitüsü bilimcileri de bu çalışmada rol aldı. İnsanlık tarihindeki en eski protez cihazı olabileceği düşünülen ve ahşaptan oyulmuş olan yapay başparmak, Mısır’ın Luksor kenti yakınlarındaki Şeyh Abdülkurna nekropolisinde keşfedildi. Bu alan üzerinde şu anda son teknoloji ürünü yöntemler kullanılarak yapılan çalışmalar sürüyor.

Araştırmacılar türünün tek örneği olan protezi, modern mikroskopi, X-ışın teknolojisi ve bilgisayarlı tomografi kullanarak inceledi. Günümüzden binlerce yıl önce yaşamış olan bir rahibin kızı tarafından kullanılan ahşap başparmağının, kullanıcısının ayağına birkaç kez yeniden uydurulduğu anlaşıldı. Ayrıca kullanılan malzemeler ve oldukça gelişmiş olan bu protezin üretiminde kullanılan teknik de tanımlandı.

Milattan önce birinci bin yıldan kalma olan yapay başparmak, insan fizyonomisini oldukça iyi bilen sanatçının elinden çıkmışa benziyor. Teknik ustalığın farkına varmak için protez uzantının hareketliliğine ve kuşağının sağlam yapısına bakmak yeterli. Protezin ne kadar ince işlenmiş olduğundan, kullanıcısının doğal bir görünüm, estetik ve rahat kullanım istediği de anlaşılıyor. Ona bu özellikleri taşıyan bir protez üretebilecek nitelikte bir uzman bulmayı başarmış.

misirda-3000-yillik-ahsap-ayak-protezi-bulundu-2

Erken Demir Çağı’nda yapıldığı düşünülen protez, daha eski bir gömü şapelinin temel kayasının içine kazılmış olan yağmalanmış bir kuyu mezarında bulundu. Bu şapel, kraliyet ailesine yakın olan küçük bir üst tabaka için yapılmış olan M.Ö. 15.yy’dan kalma bir mezarlar grubuna dahil. 2015 sonlarından bu yana, Basel Üniversitesi eski Mısır’ın seçkinlerinin gömüldüğü bu mezarlığı, kullanın tarihini ve çevresini inceliyor.

20.06.2017 Bilimfili

by -
437

2010 yılında İsviçre’nin Cenevre gümrüğünde ele geçirilen ve Herakles’in 12 İşi’nin tasvir edildiği 2200 yıllık Perge Antik Kenti kökenli lahit Eylül ayında Türkiye’ye teslim ediliyor.

roma-donemine-ait-herakles-lahdi-turkiyeye-iade-ediliyor-1

Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, İsviçre’nin Cenevre Gümrüğü’nde 2010 yılında ele geçirilen Herakles lahdinin geri dönüş sürecini başlatmak için Pazartesi Cenevre’ye gidiyor. Lahit, Perge Antik Kenti nekropolünde 1960’lı yıllarda yapılan kaçak kazılarla bulunmuş ve yurt dışına kaçırılmıştı. Cenevre Başsavcılık makamınca yürütülen soruşturma sonucunda lahdin 2015’te Türkiye’ye iade edilmesine karar verilmişti. Ancak karşı taraf konuyu üst mahkemeye taşıyarak iade kararına itiraz etmişti. Temyiz başvurusunun geri çekilmesiyle lahdin Türkiye’ye iadesi karşısında bir engel kalmadı. Karşılıklı görüşmeler sonrasında Herakles lahdinin Cenevre Üniversitesi’nde üç ay süreyle sergilenmesi; 19 Haziran 2017 tarihinde de Bakanlık yetkililerinin de katılımıyla resmi bir tören düzenlenmesine karar verildi. Törenin ardından lahdin iade sürecini anlatan uluslararası bir konferans düzenlenecek. Üç ayın sonunda (Eylül ayı içerisinde) eser, Cenevre’den Antalya’ya transfer edilecek. Yaklaşık 235 cm boyunda ve 112 cm genişliğindeki lahit, 3 ton ağırlığında.

roma-donemine-ait-herakles-lahdi-turkiyeye-iade-ediliyor

17.06.2017 Türkiye Gazetesi