Salı, Ocak 24, 2017
Etiketler Posts tagged with "Arkaik Dönem"

Arkaik Dönem

by -
111

Marmaris’te Bozburun açıklarında, 2 bin 700 yıllık Kıbrıslı bir tanrıçaya ait olduğu belirlenen heykel bulundu. Pişmiş topraktan yapılan büyük boyutlarda olduğu tespit edilen tanrıça heykeli, bir tabak batığında yapılan araştırmalar sırasında gün yüzüne çıktı.

marmariste-2-bin-700-yillik-tanrica-heykeli-bulundu

Marmaris’e bağlı Bozburun Mahallesi açıklarında geçen kasım ayında tespit edilen 2 bin 700 yıllık Tabak batığında, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü tarafından yapılan sualtı araştırmaları çalışmasında, 43 metre derinlikte, 2 bin 700 yıllık ve arkaik döneme ait olduğu saptanan 60 santimetre uzunluğunda heykel bulundu. Enstitüye bağlı Ege Bölgesi Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (EBAMER) Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Harun Özdaş başkanlığındaki kazının, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan izin ve Kalkınma Bakanlığı desteğiyle yürütüldüğü belirtildi. Sadece belden aşağısı bulunan seramik heykelin ortaya çıktığı yerde ayrıca seramik tabaklar ve amforalar da gün ışığına kavuştu.

Yaklaşık 300 metrekarelik bir alana yayılan eserlerin Akdeniz’de çok önemli bir tarihe ışık tutacağını belirten Doç. Dr. Harun Özdaş, şöyle dedi: “Ülkemiz kıyılarında ilk defa bu boyutlarda pişmiş toprak bir heykel tespit ettik. Antik dönemlerde Akdeniz medeniyetlerinin aralarındaki en önemli iletişimi ve etkileşimi deniz yoluyla sağladığını günümüz araştırmalarınla artık anlayabiliyoruz. Bugüne kadar yapılan araştırmalara ek olarak, en sonteknolojik cihazlar ve yöntemlerle de yaptığımız çalışmalarda, medeniyetlerin arasında sadece ürün ve malların değil, akıl, düşünce ve felsefenin de deniz yoluyla taşınmış olması gibi bir sonuca ulaşıyoruz. Akdeniz medeniyetleri çağlar boyu denizde iz bırakarak ilerlemiştir. Bizlerde bu izlerden yola çıkarak ülkemiz kıyılarındaki tarihsel süreçte ortaya çıkan ve yok olan medeniyetleri incelemekteyiz”

marmariste-2-bin-700-yillik-tanrica-heykeli-bulundu-1

Heykelin üst kısmı aranıyor
Bozburun açıklarında 43 metrede tespit edilen batıkta yapılan detaylı araştırmalar sonunda yüzeye yakın kum yığını altında farklı bir seramik bulduklarını belirten Doç. Dr. Özdaş, şunları anlattı: “Etrafını temizlediğimizde önce heykelin ayak parmakları görüldü. Çok heyecanlandık. Daha sonra ise heykelin sağlam belden aşağı bölümü ortaya çıktı. Belden aşağısı bulunan tanrıça heykelinin üzerinde elbisesi vardı. Pişmiş toprak heykelin iki parçadan oluştuğu ortaya çıktı. Bu tür heykeller birbirine geçmeli iki parça olarak yapıldığını biliyoruz. Bu nedenle, ikinci yani tanrıça heykelinin üst bölümünde aynı bölgede olduğunu tahmin ediyoruz. Bu eşsiz eser, uzun bir etek giymiş çıplak ayaklı bir kadına olasılıkla da bir tanrıçaya ait. Orijinal boyunun yaklaşık 120 santimetre olduğunu tahmin etmekteyiz. Gerek hava şartları, nedeniyle araştırmamızı kısa kesmek zorunda kaldığımızdan heykelin üst parçasını bulamadık. Fakat 2017 yılında bölgede kazı çalışmalarına başlamayı planlıyoruz. İlk verilere göre heykeli ve batığı MÖ. 7’inciyüzyıl sonuna tarihlemekteyiz. Büyük bir olasılıkla Kıbrıslı bir tanrıçaya ait.”

Eserin konservasyon çalışmalarının Bodrum sualtı Arkeoloji Müzesi laboratuvarında yapıldığını belirten Doç. Dr. Özdaş, “Heykeli bulduğumuz batığın ana yükünü ise tabaklar oluşturmakta. Geniş bir alana dağılmış olan batık alanından Kıbrıs kökenli amforalar bulunmakta. Gerek buluntular gerekse pişmiş toprak heykel geminin Kıbrıs kökenli olabileceğini göstermekte. Arkaik dönemde Akdeniz’den Ege’ye seyahat eden gemi kendi dönemi içinde Akdeniz Medeniyletleri ile Ege arasındaki ilişkiyi açıklayan önemli veriler sunmakta” dedi.

21.01.2017 Hürriyet

by -
2922

Mersin’de yer alan Soli Pompeiopolis Antik Kenti’nde Arkaik döneme ait 2 bin 600 yıllık tapınak bulundu.

Merkeze bağlı Mezitli ilçesinde geçen ay başlayan 18’inci dönem kazı çalışmaları devam ediyor. Kazı başkanı 9 Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Müzecilik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Remzi Yağcı, Roma döneminin en önemli liman kentleri arasındaki Soli Pompeiopolis’in ‘Roma Terası’denilen bölümünde önemli bir yapıya rastladıklarını söyledi.

mersindeki-soli-pompeiopoliste-2-bin-600-yillik-tapinak-gun-yuzune-cikti

Dere taşları ve kerpiçten yapılmış
Yapının milattan önce 6 ya da 5’inci yüzyıllardan kalma bir tapınak olduğunu tahmin ettiklerini ifade eden Prof. Dr. Yağcı şunları kaydetti: “Soli Höyük’te ‘Roma Terası’ olarak adlandırılan alanda geçen yıl Roma dönemi sur platformuna ait döküntü dere taşları ve kerpiç parçaları ile dikdörtgen biçimli bir yapı bulundu. Bu yılki kazılarda yapı açığa çıkarıldı ve yapının yaklaşık 2 bin 600 yıl önce M.Ö. 6- 5’inci yüzyıllarda kullanılan Arkaik bir tapınak olduğunu tahmin ediyoruz. Kazılar sırasında Geometrik dönemden, Bizans dönemine kadar seramik buluntuları, mutfak kap parçaları ve sürahiler açığa çıkarıldı.”

Antik kentteki kazı çalışmalarında arkeolog, restorator, harita mühendisleri ve öğrencilerin olduğu 70 kişilik ekip çalışıyor.

09.08.2016 diken.com.tr

by -
4810

Anadolu coğrafyası, gerek jeopolitik konumu, gerekse sahip olduğu verimli topraklar sayesinde insanoğlunun her dönemde tercih ettiği bir yerleşim alanı oldu. İnsan, doğası gereği başlattığı inancı çeşitli şekillerde toplu tapınım alanlarında sürdürdü. İşte Anadolu’nun geçirdiği inanç kronolojisinin en önde gelen mabetleri:

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi

1.Göbekli Tepe
Şanlıurfa’da yer alan Göbekli Tepe’yi artık duymayan yoktur. Ününü T biçimli sütunlarıyla, dairesel planlı yontulmuş taşlarıyla kazanan Göbekli Tepe, bilinen dünyanın en eski toplu tapınma alanı. Tarihi günümüzden 12 bin yıl öncesine dayanıyor. İnsanların güncel yaşamlarını sürdürmek için çanak çömlek yapımı ya da tarımsal faaliyetlerinden daha fazlasını keşfetmeden önce, en büyüğünün 16 tondan fazla stilize insan biçimli taşlar inşa etmesi, inancın yaşamdaki önemine dikkat çekiyor. Göbekli Tepe, UNESCO tarafından 2011 yılında Dünya Mirası’na aday gösterildi.

2.Çatalhöyük
Konya’nın 52 km. güneydoğusunda, Çumra ilçesinin kuzeyinde yer alan Çatalhöyük, 9 bin yıllık tarihi ile Neolitik ve Kalkolitik Dönem’de Yakındoğu’ya ait en büyük köy olarak bilinir.  Müthiş buluntuları ve neolitik dönemi aydınlatması nedeniyle oldukça önemli bir yerleşim yeri olan Çatalhöyük, Anadolu’daki en eski ana tanrıça kült merkezi olarak kabul ediliyor. Ayrıca evlerin içinde boğa başları ve boynuzları gibi bazı kabartmalar bulunuyor. Çatalhöyük’te yaşayanların inanç kültürlerine ait bulguları içinde barındıran bu kutsal mekanların duvarlarında boğa başlarının yanı sıra, boğa figürleri, insan ve diğer hayvanlara ait duvar resimleri yer almakta. Çatalhöyük, 2012 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girdi.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-2

3.Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı
Çorum’un Boğazkale İlçesi’ne bağlı Hitit başkenti Hattuşa’ya 2 km mesafede yer alır. Hititlere ait Orta Anadolu’daki tapınakların en güzel örneklerindendir. Burada “Bin tanrılı” Hitit panteonunun belli tanrıları değil, çok sayıda tanrı ve tanrıça kabartması yer almaktadır.  M.Ö. 13. yy’a tarihlenir. A, B ve C olarak adlandırılan üç galeriden oluşur. Uzun koridorlardan oluşan bu galerilerde tanrılara sunumlar bırakmak için küçük nişler yer alır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-3

4.Athena Tapınağı (Assos Antik Kenti)
Çanakkale’nin, Ayvacık ilçesine bağlı Behramkale Köyü’nde bulunan ve Edremit Körfezi ile Midilli’ye hakim bir tepe üzerine kurulu Athena Tapınağı, M.Ö. 525 yılında inşa edildi. Tapınak baş tanrı Zeus’un çok sevdiği kızı sanat, strateji ve barış tanrıçası Athena’ya ithaf edilmiştir. Athena Assos’un koruyucu tanrısıdır. Anadolu’da bilinen ilk Arkaik Çağ Dor düzenli mimari örneğidir. Tapınağın kutsal odasında bulunan tanrıça heykeli 1800’lü yıllarda Amerikalılar tarafından yurt dışına götürülmüştür.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-4

5.Artemis Tapınağı (Efes Antik Kenti)
Tanrıça Artemis’e adanan tapınak, İzmir’in Selçuk İlçesi’ne bağlı, Efes Antik Kenti’nde yer almaktadır. M.Ö. 5. yy’da inşa edildiği sanılan ve Dünya’nın 7 harikası arasına girmiş Artemis Tapınağı’na ait bugün sadece yerini belirlemek adına konulmuş bir adet sütun parçası bulunmaktadır. Dönemin en ünlü heykeltıraşlarının çalıştığı yapıya ait parçalar British Museum’da sergilenmekte. Tapınağın kült heykeli Artemis ise Selçuk Müzesi’nde yer alıyor.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-5

6.Zeus Tapınağı (Aizanoi Antik Kenti)
Kütahya’nın Çavdarhisar İlçesi’nde yer alan Anadolu’nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı’dır. En parlak dönemini ikinci ve üçüncü yüzyılda yaşayan kent, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Tiyatroya bitişik stadyum, mozaikli hamamları ve gymnasium, köprüler, nekropol alanları ve borsa yapısı kentin en önemli öğelerini oluşturur. Kentin tapınağı, MS 2. yy’ın 2. çeyreğinde inşa edilmeye başlanmıştır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-6

7.Ayasofya
İstanbul’un sembollerinden olan Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.  Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından, 532-537 yılları arasında kubbe yüksekliği ile övünerek 3. kez inşa edilmiştir. 1453’te  İstanbul’un kuşatılması nedeniyle Aysaofya’da Kostantinapolis halkı topluca dua yapmıştır. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed, Ayasofya’ya dokunmayarak camiye çevirmiştir. 1 Şubat 1935 tarihinde Ayasofya müze olarak hizmete açıldı.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-8

8.Divriği Ulu Cami
Sivas’ın Divriği İlçesi’nde yer almaktadır. Cami, türbe, darüşşifadan oluşan yapılar topluluğudur. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilmiştir. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. 1228 yılında başlanıp 1243 tarihinde tamamlanan yapı kompleksinin Baş Mimarı Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’tır.  1985 yılında UNESCO Dünya miras listesine dahil edilmiştir. Üzerinde 25 farklı kubbe modeli bulunmaktadır. Kapılarında ve mimarisinde Anadolu Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örnekleri işlenmiştir.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-7

9.Sultanahmet Cami
İstanbul’da yerli ziyaretçisi kadar yurt dışında da ün yapmış Sultanahmet Cami, içindeki 20 bin kadar mavi, yeşil ve beyaz İznik çinileri ile “Mavi Cami-Blue Mosque” olarak da bilinir. Cami, medrese, Daru-l Kurra, Muvakkithane, Sıbyan Mektebi, Arasta, Hamam, İmaret, Darü’ş-şifa ve türbeden oluşan külliye içinde yer almaktadır. Ahmet’in Sedefkar Mehmet Ağa’ya 1609-1616 yılları arasında yaptırdığı cami, Türkiye’nin ilk altı minareli camisidir. Osmanlı Dönemi’nin en güzel, en ihtişamlı camilerindendir. 206 pencere ile cami içi aydınlatılmaktadır. Geniş kubbesinin yükü dört fil ayağı ile yere indirilmiştir.  1985 yılında İstanbul Tarihî Alanları adıyla UNESCO Dünya Mirasları listesine eklenen alanın bir parçasıdır.

    by -
    949

    Yunanistan’ın Ege Denizi açıklarında arkeologlar, Doğu Ege adalarından Samos ile İkaria arasında bulunan alanda 22 farklı gemi enkazı keşfetti.

    Arkeologlar Yunanistan’ın antik döneminden kalma gemi enkazlarının yüzde 12’sini oluşturduğu için keşfin önemli olduğu belirtiliyor. Arkeoloji dünyasını heyecanlandıran araştırmanın direktörü George Koutsouflakis, başarılı sayılan bir sezonda 4 veya 5 enkaz bulunduğunu ancak kimsenin bu kadar çok gemiyi birden bulmayı beklemediğini kaydetti. Şaşırtıcı olanın yalnızca gemi sayısı olmadığını, kargo çeşitliliğinin de şaşkınlık verici olduğunu ifade eden Koutsouflakis, gemilerin taşıdığı kimi eşyaların da ilk kez görüldüğünü belirtti.

    İncelemeler sonucunda enkazların yarısının M.S. 300 ila MS. 600 yıllarına, yani Geç Roma Dönemi’ne tarihlendiği tespit edildi. Geri kalan batıklar ise Arkaik Dönem’e (M.Ö. 700-480), Klasik Dönem’e (M.Ö. 480-323), Helenistik Dönem’e (M.Ö. 323-31) ve Geç Ortaçağ’a tarihleniyor.

    Yunan araştırmacılar ve Florida merkezli RPM Denizcilik Vakfı ortaklığında yapılan açıklamada, bazı gemi enkazlarının 2 bin 500 yıldan daha eski olabileceği vurgulanarak keşfedilen bölge “Dünyanın gemi enkazı başkenti” olarak tanımlandı. Uzmanlar, bölgede batan gemi sayısının yüksek olmasına rağmen bulunan enkaz miktarının oldukça düşük olduğunu ifade ederek, bu keşifte çıkarılan enkaz sayısının artabileceğini düşünüyor.

    06.11.2015 Sabah

    by -
    681

    İzmir Aliağa’da bulunan Kyme Antik Kenti’nde 30 yıldır süren kazı çalışmaları kamulaştırma sorunları nedeniyle durma noktasına geldi.

    İzmir’in Aliağa ilçesi Nemrut Limanlar Bölgesi’nde yer alan Kyme Antik Kenti’nde 2015 yılı kazı sezonu sona erdi. İtalyan kazı başkanı Antonio La Marca, kazı çalışmalarının kamulaştırma sorunu nedeniyle durma noktasına geldiğini söyledi. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da kazı çalışması yapılamadığını belirten La Marca, 2015 kazı sezonunda boşa geçen zamanı verimli kullanmak adına çıkarılan eserler üzerinde restorasyon ve temizlik çalışması yapıldığını belirtti.

    Kyme Antik Kenti’nin özel mülkiyet alanında bulunduğunu belirterek bölgede kamulaştırma yapılmadığı taktirde çalışmaların hiçbir zaman nihayete ulaşamayacağını aktaran La Marca, Kyme kazılarının sürdürülmesi adına Aliağa Belediyesi ile birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde kamulaştırma için girişimlerde bulunacaklarının haberini verdi.

    Kyme Antik Kenti MÖ. iki binli yıllarda Yunanistan’dan göç eden Aiol’ler tarafından kuruldu ve 12 Aiol şehrinin başkenti konumunda. Antik çağda oldukça önemli bir kent olan Kyme Antik Kenti’nde agora, sütunlu cadde ile konut yapılarının bulunduğu alanların yanı sıra amfi tiyatrosu da tamamen gün ışığına çıkarılmayı bekliyor.

    La Marca ayrıca, dünyanın en eski medeniyetlerinden birinin izlerini taşıyan Kyme Antik Kenti’ni gelip yerinde ziyaret imkanı olmayanlar için yeni bir proje hazırladıklarını ve projenin hayata geçmesiyle birlikte Kyme’nin sanal ortamda da ziyaret edilebileceğini sözlerine ekledi.

    Kyme Antik Kenti
    Antik Kyme kenti kalıntıları, İzmir’den Bergama’ya giden yolun sol tarafında, Aliağa İlçesi’nin 6 km. güneyinde yer alır. Efsaneye göre, Kyme MÖ. II. binin sonlarında, Çandarlı Körfezi’nin güney kısmında derin bir koy içinde, Hellas’ın kuzeyinden gelen halklarca kurulmuştur. İki nehirle sınırlanmış iki tepe üzerine inşa edilmiş olan kent denizdeki güçlü konumu, verimli ovanın varlığı ile oldukça kısa bir süre içinde “Aiolis kentlerinin en önemlisi ve en büyüğü” durumuna gelmiştir.

    MÖ. 8. yüzyılda Kymeli’ler deniz yoluyla ticaret yapıyorlardı; şüphesiz ekonomilerinin temelinde tarım vardı. Önemli liman kenti Kyme (yaklaşık 200 m. uzunluğunda güçlü bir iskele yapısı hala görünür durumdadır), aralarında Kilikya Bölgesi’ndeki Side ve Güney İtalya’daki Cuma’nın da bulunduğu birçok şehrin ana yurdudur; Arkaik Dönem’de şehir büyük bir ekonomik zenginliğe erişmiştir. Sikke basan ilk koloniler arasındadır, Klasik Dönem’de ise Kyme, Ege şehirleri arasında önemli bir siyasi konuma sahipti. Hellenistik Dönem’de bazı önemli yapıların inşası ile yeniden düzenlenen kentte yoğun zanaat faaliyetleri saptanır. Antik kaynakların yanı sıra kazılar sırasında açığa çıkarılan anıtlar ve bazı yazıtlardan anladığımıza göre Kyme, Erken İmparatorluk Dönemi’nde de saygın konumunu korumuştur. Tüm kentte homojen olarak belgelenen arkeolojik veriler, piskoposluk merkezi olması nedeniyle Geç Antik ve Erken Bizans Dönemi’nde, kentin hala yaygın yerleşim alanını koruduğunu işaret etmektedir. Yapılan araştırmalar ve eldeki veriler antik kentin kuruluşundan MS. 13. yy’a kadar kesintisiz iskân gördüğü doğrultusundadır.

    02.10.2015 Arkeofili

    by -
    1145

    Muğla’nın Ortaca ilçesine bağlı Dalyan Mahallesi’nde bulunan Kaunos Antik Kenti, yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

    Dalyan’dan hareket eden tur tekneleri ile yaklaşık 10 dakika süren yolculuktan sonra antik kente giden yola ulaşan ziyaretçiler, ağaçlarla kaplı yolda yaklaşık 15 dakika kadar yürüdükten sonra ulaştıkları antik kentte 3 bin yıl öncesine yolculuğa çıkıyor.

    Ziyaretçiler, antik kentte 2 bin 400 yıllık kaya mezarları, 5 bin kişilik tiyatro, bazilika, hamam, agora ve Demeter Kutsal Tapınağı ile bin 300 yıllık mozaiklerin bulunduğu alanları gezebiliyor.

    Muğla Valisi Amir Çiçek, bölgedeki antik kentlerde kazı yapan heyetlerin başkanları ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğretim elamanları ile antik kenti gezerek, kazı başkanı Prof. Dr. Cengiz Işık’tan çalışmaları hakkında bilgi aldı.

    Işık, antik kentin Karya ve Likya bölgelerine komşu bir konumda antik bir yerleşim yeri olduğunu söyledi.

    Antik kentte bu sezonki kazıların haziran ayında başlayacağını bildiren Prof. Dr. Işık, buranın, tarihe ışık tutan ören yerleri arasında bulunduğunu kaydetti.

    Kentin farklı bir restorasyon şekli bulunduğunu vurgulayan Işık, “Bir binayı olduğu gibi farklı malzemeler kullanarak ayağa kaldırmayı değil, daha çok algılanabilir bir konuma getirip insanlara sunmaya amaçlıyoruz. Amacımız restorasyon çalışmaları ile antik çağda o binanın işlevinin ne olduğunu insanlara anlatabilmek” diye konuştu.

    Kentteki en önemli eserlerden birinin antik çağın Protogenes Exedrası olduğunu anlatan Prof. Dr. Işık, çalışmalarda exedraya ait postament, koltuk gibi bloklarının mermer yama yapılarak restore edildiğini ve muhafaza altında tutulduğunu dile getirdi.

    Işık, exedranın özellikle antik çağda agoralarda, kutsal alanlarda önemli ailelerin heykellerini taşıyan çok farklı oturma grupları olduğunu söyledi.

    Kaunos Antik Kenti’nin Anadolu kentleri arasında çok önemli bir yeri olduğuna işaret eden Işık, şöyle konuştu:

    “Çünkü bu kadar çok exedranın bulunduğu bir başka ören yeri yok. Exedraların asıl zenginliğini bize anlatan ise her birinin üzerinde durduğu bronzlar. Kaunos’ta yüzlerce heykel kaidesi var, hepsi bronz ama maalesef bugünelimizdeki bir tek baş parmak bronz örneği hariç eser bulunmuyor. Tek tanrılı dine geçişten sonra Kaunoslular için bronzların önemi kalmamış. Buradaki bronz heykelleri eriterek kap kaçak, silah ham maddesi; mermer heykelleri de kireç yapmışlar. Bunların izleri halen Kaunos Antik Kenti’nde var.”

    – Muğla’da en çok ziyaret edilen ilk 3 ören yerinden biri

    Vali Çiçek ise Dalyan Mahallesi’nin sahip olduğu tarihi ve kültürel özelliklerle turizme çok önemli katkısının bulunduğunu dile getirdi. Bölgenin her yıl yaklaşık 800 bin kişi tarafından ziyaret edildiğine dikkati çeken Çiçek, Kaunos Antik Kenti’nin de yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından Muğla’da en çok ziyaret edilen ilk 3 ören yeri arasında bulunduğunu belirtti.

    Antik kentin, UNESCO’nun geçici miras listesinde yer aldığını hatırlatan Çiçek, kentin bu yönüyle de dikkat çektiğini ifade etti. Çiçek, bölgedeki 2 bin 400 yıllık kaya mezarlarının da koruma altında olduğunu vurguladı.

    Öte yandan Kaunos Antik Kenti’ni geçen yıl 52 bin 673 kişinin ziyaret ettiği öğrenildi.

    – Kaunos Antik Kenti

    Kaunos Antik Kenti, bir mitosa göre Miletos’un ikiz çocuklarından biri olan Kaunos tarafından Karya-Likya sınırında kuruldu. Antik çağda liman kenti olan Kaunos, günümüzde kıyıdan hayli içeride bulunuyor. 

    Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim bulunan kent , daha sonra terk edilmiştir. 

    27.04.2015 Radikal Fotoğraf: Arşiv

    by -
    502

    Osmaniye’nin 20 kilometre kuzeydoğusunda yer alan, geçmişi arkaik-klasik döneme (MÖ 7. yüzyıl) uzanan, 2. ve 3. yüzyıllarda Roma döneminde altın çağını yaşayan Kastabala Antik Kenti’nde arkeolojik kazı ve araştırma çalışmaları, Karadeniz Teknik Üniversitesi (Ktü) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turgut Hacı Zeyrek başkanlığında 8 kişilik uzman ekip tarafından yürütülüyor.