Salı, Mart 28, 2017
Etiketler Posts tagged with "Ayasofya"

Ayasofya

by -
4892

Anadolu coğrafyası, gerek jeopolitik konumu, gerekse sahip olduğu verimli topraklar sayesinde insanoğlunun her dönemde tercih ettiği bir yerleşim alanı oldu. İnsan, doğası gereği başlattığı inancı çeşitli şekillerde toplu tapınım alanlarında sürdürdü. İşte Anadolu’nun geçirdiği inanç kronolojisinin en önde gelen mabetleri:

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi

1.Göbekli Tepe
Şanlıurfa’da yer alan Göbekli Tepe’yi artık duymayan yoktur. Ününü T biçimli sütunlarıyla, dairesel planlı yontulmuş taşlarıyla kazanan Göbekli Tepe, bilinen dünyanın en eski toplu tapınma alanı. Tarihi günümüzden 12 bin yıl öncesine dayanıyor. İnsanların güncel yaşamlarını sürdürmek için çanak çömlek yapımı ya da tarımsal faaliyetlerinden daha fazlasını keşfetmeden önce, en büyüğünün 16 tondan fazla stilize insan biçimli taşlar inşa etmesi, inancın yaşamdaki önemine dikkat çekiyor. Göbekli Tepe, UNESCO tarafından 2011 yılında Dünya Mirası’na aday gösterildi.

2.Çatalhöyük
Konya’nın 52 km. güneydoğusunda, Çumra ilçesinin kuzeyinde yer alan Çatalhöyük, 9 bin yıllık tarihi ile Neolitik ve Kalkolitik Dönem’de Yakındoğu’ya ait en büyük köy olarak bilinir.  Müthiş buluntuları ve neolitik dönemi aydınlatması nedeniyle oldukça önemli bir yerleşim yeri olan Çatalhöyük, Anadolu’daki en eski ana tanrıça kült merkezi olarak kabul ediliyor. Ayrıca evlerin içinde boğa başları ve boynuzları gibi bazı kabartmalar bulunuyor. Çatalhöyük’te yaşayanların inanç kültürlerine ait bulguları içinde barındıran bu kutsal mekanların duvarlarında boğa başlarının yanı sıra, boğa figürleri, insan ve diğer hayvanlara ait duvar resimleri yer almakta. Çatalhöyük, 2012 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girdi.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-2

3.Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı
Çorum’un Boğazkale İlçesi’ne bağlı Hitit başkenti Hattuşa’ya 2 km mesafede yer alır. Hititlere ait Orta Anadolu’daki tapınakların en güzel örneklerindendir. Burada “Bin tanrılı” Hitit panteonunun belli tanrıları değil, çok sayıda tanrı ve tanrıça kabartması yer almaktadır.  M.Ö. 13. yy’a tarihlenir. A, B ve C olarak adlandırılan üç galeriden oluşur. Uzun koridorlardan oluşan bu galerilerde tanrılara sunumlar bırakmak için küçük nişler yer alır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-3

4.Athena Tapınağı (Assos Antik Kenti)
Çanakkale’nin, Ayvacık ilçesine bağlı Behramkale Köyü’nde bulunan ve Edremit Körfezi ile Midilli’ye hakim bir tepe üzerine kurulu Athena Tapınağı, M.Ö. 525 yılında inşa edildi. Tapınak baş tanrı Zeus’un çok sevdiği kızı sanat, strateji ve barış tanrıçası Athena’ya ithaf edilmiştir. Athena Assos’un koruyucu tanrısıdır. Anadolu’da bilinen ilk Arkaik Çağ Dor düzenli mimari örneğidir. Tapınağın kutsal odasında bulunan tanrıça heykeli 1800’lü yıllarda Amerikalılar tarafından yurt dışına götürülmüştür.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-4

5.Artemis Tapınağı (Efes Antik Kenti)
Tanrıça Artemis’e adanan tapınak, İzmir’in Selçuk İlçesi’ne bağlı, Efes Antik Kenti’nde yer almaktadır. M.Ö. 5. yy’da inşa edildiği sanılan ve Dünya’nın 7 harikası arasına girmiş Artemis Tapınağı’na ait bugün sadece yerini belirlemek adına konulmuş bir adet sütun parçası bulunmaktadır. Dönemin en ünlü heykeltıraşlarının çalıştığı yapıya ait parçalar British Museum’da sergilenmekte. Tapınağın kült heykeli Artemis ise Selçuk Müzesi’nde yer alıyor.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-5

6.Zeus Tapınağı (Aizanoi Antik Kenti)
Kütahya’nın Çavdarhisar İlçesi’nde yer alan Anadolu’nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı’dır. En parlak dönemini ikinci ve üçüncü yüzyılda yaşayan kent, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Tiyatroya bitişik stadyum, mozaikli hamamları ve gymnasium, köprüler, nekropol alanları ve borsa yapısı kentin en önemli öğelerini oluşturur. Kentin tapınağı, MS 2. yy’ın 2. çeyreğinde inşa edilmeye başlanmıştır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-6

7.Ayasofya
İstanbul’un sembollerinden olan Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.  Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından, 532-537 yılları arasında kubbe yüksekliği ile övünerek 3. kez inşa edilmiştir. 1453’te  İstanbul’un kuşatılması nedeniyle Aysaofya’da Kostantinapolis halkı topluca dua yapmıştır. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed, Ayasofya’ya dokunmayarak camiye çevirmiştir. 1 Şubat 1935 tarihinde Ayasofya müze olarak hizmete açıldı.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-8

8.Divriği Ulu Cami
Sivas’ın Divriği İlçesi’nde yer almaktadır. Cami, türbe, darüşşifadan oluşan yapılar topluluğudur. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilmiştir. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. 1228 yılında başlanıp 1243 tarihinde tamamlanan yapı kompleksinin Baş Mimarı Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’tır.  1985 yılında UNESCO Dünya miras listesine dahil edilmiştir. Üzerinde 25 farklı kubbe modeli bulunmaktadır. Kapılarında ve mimarisinde Anadolu Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örnekleri işlenmiştir.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-7

9.Sultanahmet Cami
İstanbul’da yerli ziyaretçisi kadar yurt dışında da ün yapmış Sultanahmet Cami, içindeki 20 bin kadar mavi, yeşil ve beyaz İznik çinileri ile “Mavi Cami-Blue Mosque” olarak da bilinir. Cami, medrese, Daru-l Kurra, Muvakkithane, Sıbyan Mektebi, Arasta, Hamam, İmaret, Darü’ş-şifa ve türbeden oluşan külliye içinde yer almaktadır. Ahmet’in Sedefkar Mehmet Ağa’ya 1609-1616 yılları arasında yaptırdığı cami, Türkiye’nin ilk altı minareli camisidir. Osmanlı Dönemi’nin en güzel, en ihtişamlı camilerindendir. 206 pencere ile cami içi aydınlatılmaktadır. Geniş kubbesinin yükü dört fil ayağı ile yere indirilmiştir.  1985 yılında İstanbul Tarihî Alanları adıyla UNESCO Dünya Mirasları listesine eklenen alanın bir parçasıdır.

by -
1166

Bursa’nın İznik ilçesinde bulunan ve Orhan Gazi tarafından 1331 yılında İznik fethedilince camiye çevrilen Ayasofya’nın (Orhan Camii) minare girişi ardiye olarak kullanılıyor. Başta temizlik ve çeşitli malzemelerin tıka basa doldurulduğu minareyi görenler şaşırıyor. Diğer camilerde olduğu gibi hoparlör ile ezan okunduğu için müezzinlerin çıkmadığı minarenin ardiye gibi kullanılması tepkiye sebep oluyor.

iznikte-ayasofya-caminin-minare-girisi-ardiye-olarak-kullaniliyor-1

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan tarafından yapılan önemli değişiklerle Orhan Camii’nin önüne minare eklenmişti. Tarihi minarenin eskiden olduğu gibi ezan okumak için kullanılmasını isteyen vatandaşlar, “Minarenin içi temizlik malzemeleri ve diğer levazımatla dolu. Güzelim minareyi ardiyeye döndürmüşler. Bu saygısızlığa son verilmeli” diye konuştu.

Cumhuriyet döneminde uzun yıllar müze olarak kullanılan Ayasofya, 6 Kasım 2011 tarihinde yeniden cami olarak ibadete açılmıştı.

12.12.2015 Bursa Hakimiyet

by -
543

Trabzon’da müze olarak kullanılırken 52 yıl sonra yeniden ibadete açılan tarihi Ayasofya Camisi’nin restorasyonu için çalışmalar hızlandırıldı.

Trabzon Vakıflar Bölge Müdürü Mazhar Yıldırımhan, Trabzon’un fethinden sonra kiliseden camiye dönüştürülen fakat daha sonra müze olarak hizmet veren Ayasofya’nın bir süre önce mahkeme kararıyla Kültür ve Turizm Bakanlığından Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildiğini hatırlattı.

Mahkemenin kararı sonrası Ayasofya’nın 2 yıl önce bazı değişiklikler yapılarak cami olarak hizmet vermeye başladığını anlatan Yıldırımhan, “Ayasofya, Fatih Sultan Mehmet’in vakfında kayıtlı bir eser. Ayasofya, uzun yıllar aslına uygun kullanılmamıştı ama mahkeme kararı neticesinde Ayasofya yeniden cami fonksiyonunu görmeye başladı” diye konuştu. Yıldırımhan, Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesinin ardından ibadet fonksiyonunu tam anlamıyla yerine getiremediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Biz Ayasofya’nın cami fonksiyonunu sadece bir tefrişatla yerine getirebildik. Şimdi bir restorasyonla inşallah cami fonksiyonunu tam anlamıyla icra edebileceği bir şekle dönüştüreceğiz. Bununla ilgili önce proje ihalesine çıktık. Ayasofya’nın restitüsyon ve rölöve projeleri büyük ölçüde bitirildi. Şimdi restorasyon projeleri tamamlanmak üzere. Restorasyon projeleri tamamlanıp Anıtlar Kurulundan geçtikten sonra 2016 yılı içinde de inşallah Ayasofya’nın restorasyonuna başlamak istiyoruz.”

Büyük Fatih Camisi ve Ayasofya gibi eserlerin özellikli olduğunu vurgulayan Yıldırımhan, “Bunlarla ilgili restorasyon çalışmalarında her detaya dikkat edilmesi gerekiyor. Biz de bu titizlik içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırımhan, şu ana kadar Ayasofya’nın tarihi yapısını bozacak işlem gerçekleştirmediklerini, sadece mihrap ve minber konulup halı serilerek ve freskler perdeyle örtülüp tefrişat yapılarak cami alanı oluşturulduğu bilgisini paylaştı.

Trabzon’un fethinden sonra uzun yıllar cami olarak hizmet veren ve tapuda da cami gözüken Ayasofya, geçmişte müzeye dönüştürülerek Kültür ve Turizm Bakanlı’ğına devredilmişti. Mahkeme kararıyla bir süre önce Trabzon Vakıflar Bölge Müdürlüğüne devredilen Ayasofya, Temmuz 2013’te yeniden camiye dönüştürülüp ibadete açılmıştı.

AYASOFYA’NIN TARİHİ
Trabzon Ayasofya Kilisesi, Trabzon İmparatorluğu krallarından 1. Manuel Komnenos zamanında (1238-1263) inşa edildi. Fatih Sultan Mehmet’in 1461’de Trabzon’u fethinin ardından camiye çevrilen ve vakıf eseri olan Ayasofya, Birinci Dünya Savaşı yıllarında sırasıyla depo, hastane ve cami olarak kullanıldı.

Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Edinburg Üniversitesi iş birliğiyle 1958 ile 1962 yılları arasında restore edilen tarihi yapı, 1964’ten sonra müze olarak ziyarete açıldı. Evliya Çelebi’nin önem verdiği yapılar arasında bulunan, 1868’de harabe olan Ayasofya, aynı tarihlerde Bursalı Rıza Efendi’nin teşvikiyle onarıldı.

Geç Bizans döneminin güzel örneği olan yapı, yüksek bir merkezi kubbeye sahip bulunuyor. Yapıda, Hristiyan sanatının yanı sıra Selçuklu Dönemi İslam sanatının etkileri görülüyor. Binanın güney cephesinde Adem ile Havva’nın yaratılışı kabartma olarak anlatılıyor. Güney cephedeki kemerin kilit taşı üzerinde Trabzon’da 257 yıl hüküm süren Komnenoslar’ın sembolü tek başlı kartal motifi bulunuyor. 

Hazreti İsa’nın doğumu, vaftizi, çarmıha gerilişi ve kıyamet gününün betimlendiği yapının ana kubbesinin alt kısmında çok renkli mermerden yapılmış yer mozaiği bulunuyor.

Fresklerde İncil’den alınmış konular işlenen yapının kubbesindeki ana tasvirin ise Hazreti İsa’nın tanrısal yönünü aksettiren Pantacrator İsa olduğu belirtiliyor. Bunun altında bir kitabe kuşağı, daha altta ise melekler frizi bulunuyor. Yapının pencere aralarında da 12 havari tasvir ediliyor.

13.11.2015 ntv.com.tr

by -
632

İznik Belediye Başkanı Ak Parti’li Osman Sargın, kapının dört yıl önce dönemin Belediye Başkanı MHP’li Kadri Eryılmaz döneminde taktırıldığını, şimdi gündeme getirilmesini anlayamadığını söyledi.

Bursa’nın İznik İlçesi’nde bulunan ve 2011 yılında camii olarak yeniden ibadete açılan tarihi Ayasofya Orhan Cami’nin duvarları arasına lale desenli cam kapı taktırılması tepkilere neden oldu. İznik Belediye Başkanı Ak Parti’li Osman Sargın, cam kapının kendisinden önceki dönem MHP’li Belediye Başkanı tarafından 2011 yılında taktırıldığını; tarihi eserlere Anıtlar Kurulu’nun izni olmadan bir çivi dahi çakılmadığını söyledi.

Hıristiyanlık tarihinin en önemli toplantılarından İznik Konsili’nin toplandığı ve 1331 yılında Orhan Gazi’nin İznik’i fethetmesiyle camiye çevrilen tarihi eser, Kurtuluş Savaşı sırasında çekilen Yunan askerleri tarafından ateşe verildi. 90 yıl aradan sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün onayıyla 2011 yılında yeniden ibadete açılan camiye 2012 yılında imam atandı.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın talebi üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün onayının ardından, Ayasofya’da namaz kılınacak platform yapılarak halı döşendi. Mimber ve kürsü monte edilerek, minaresine de hoparlör yerleştirilen camiide, önündeki ‘Ayasofya Müzesi’ yazılı tabela da kaldırılarak yerine ‘Ayasofya Orhan Camii’ tabelası konuldu. Konunun sosyal medyada yer alması üzerine olay tepki gördü.

İznik Belediye Başkanı Ak Partili Osman Sargın, kapının dört yıl önce dönemin Belediye Başkanı MHP’li Kadri Eryılmaz döneminde taktırıldığını, şimdi göndeme getirilmesini anlayamadığını söyledi. Eryılmaz, “Tarihi eserlere Anıtlar Kurulu’nun izni olmadan bir çivi dahi çakılmıyor. O kapı orada kaç yıldır duruyor. Bunları yazanlar o zaman neredeymiş” dedi.

18.06.2015 haberler.com

by -
1020

Bursa’nın İznik ilçesinde yer alan Ayasofya Camii’nin eski tuğla duvarlarına monte edilen cam kapı tarihe yapılan katliamı bir kez daha göz önüne serdi.

Tarihi MÖ 4`üncü yüzyıla kadar uzanan, Bitinya, Roma, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapan İznikgeçtiğimiz günlerde , Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Kültür Miras Geçici Listesine girmişti fakat İznik Ayasofya Orhan Camii’de yapılan restorasyon çalışmaları Bursa’da büyük şok yarattı
 
İlk restorasyon çalışmalarının 2007 yılında başladığı İznik’teki tarihi İznik Ayasofya Camii restorasyonu, görenleri hayrete düşürüyor. Kubbeleri betonla kaplanan müzenin minaresi de betonla sıvanmış halde…
 
Milattan sonra 325 yılında İznik Ayasofya Camii’nde toplanan Konsül’den dolayı Hıristiyan dünyası için kutsal sayılan Ayasofya Müzesi, geçen yıla kadar harabe haldeydi. 

Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü müzenin restore edilmesine karar verdi ve 2007 yılında müze, restorasyon kapsamına alındı. Ancak aradan geçen sürede yapılan restorasyon çalışmaları, müzeyi tarihi dokusuyla korumak yerine günümüz modern binalarına döndürdü. 

İznik Ayasofya Camii’nden son çekilen fotoğraf ise yapılan katliamı gözler önüne serdi.
İznik Ayasofya Camii, İznik’in tam ortasında , surlarla çevrili kentin dört kapısından gelen yolların kesiştiği yerde inşa edilmiş olan yapıdır. Hıristiyanlıkla ilgili önemli kararların alındığı 7. konsül 787 yılında bu kilisede toplanmıştır. 1331’den sonra Orhan Gazi camiye dönüştürmüştür. Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) döneminde, Mimar Sinan bir mihrap ilave edip yan neflerde büyük kemer açıklıkları oluşturulmuştur. 2007 yılında yapıda restorasyon çalışmaları başlatılmıştır. Restorasyon öncesi minareye dönüştürülen çan kulesi çok harap ve yıkık durumdaydı. Özellikle yabancı turistlerin oldukça ilgilendiği bir yapıdır.

Müze olarak kullanılan yapının tekrar camiye dönüştürülmesi için yapılan restorasyon çalışmaları tartışmalara yol açmış. Bir dönem müze olarak kullanılmış tarihi cami, 6 Kasım 2011 tarihinde, yaklaşık 90 yıl aradan sonra bayram namazının kılınmasıyla ibadete açıldı.

17.06.2015 bursa.com Fotoğraf: twitter.com/carnafauna

by -
1021

Fethin sembollerinden tarihi yarımadayı çevreleyen surlar, Kazlıçeşme Hamamı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Ulubatlı Hasan’ın ilk sancağı dikip şehit olduğu yerde ise düğün salonu hizmet veriyor.

İstanbul’un fethinin 562. yılı görkemli bir şekilde kutlanmaya hazırlanırken, Fatih Sultan Mehmet ve Bizans döneminden miras kalan birçok tarihi eser yıllardır ihya edilmeyi bekliyor. Bu yerlerin başında fethin sembollerinden sayılan Rumeli Hisarı, tarihi yarımadayı çevreleyen surlar ve Kazlıçeşme Hamamı başta geliyor.

fatihin-izleri-can-cekisiyor-2
Hamam viraneye döndü
İstanbul’da 500 yılı aşkın süredir ayakta kalmayı başaran tarihi eserlerin birçoğu artık yok olmak üzere… İstanbul’da ortaya çıkan bazı görüntüler ise kahramanların kemiklerini sızlatacak türden. İstanbul’un silüetini bozduğu gerekçesiyle büyük tepki toplayan 16/9 kulelerinin hemen yanı başındaki Fatih döneminden kalma Kazlıçeşme Hamamı’nın görüntüsü ise adeta yürekleri sızlatıyor. Neredeyse yok olmaya yüz tutan Fatih’in mirasının duvarında “Dikkat yıkılır” tabelası durumun vehametini anlatmaya yetiyor. Tarihi hamamın hemen bitişiğinde ise 2013 yılında Zeytinburnu Belediyesi tarafından restore ettirilen Fatih Camii yer alıyor. Tarihi eserlerin yanı sıra tarihi şahsiyetler ile bazı şehit mezarlarının durumu da “Böylesi ancak Türkiye’de olur” dedirtecek kadar vahim durumda bulunuyor.

‘Turist nereye gelecek?’
İstanbul tarihi konusunda önemli araştırmalara imza Mimar Sinan Genim, tarihi eserlerin durumunu yorumlarken, “Fatih Camii’nin hemen yanındaki Kazlıçeşme Hamamı’nın kaderine terk edilen bugünkü hali, geçmişin değerlerine verilen önemin bir yansıması gibi” diyor. Genim, sur içinde kalan yapıların yok olmaya yüz tuttuğunu da belirterek, şunları anlatıyor: “Yaklaşık yirmi yıl önce İstanbul kara surları için kıyamet koparanlar bugün neredeler? Zaman zaman Gündeme gelen yıkılıyor, yok oluyor, kurtaralım, harekete geçelim çağrıları kısa sürede unutuluyor. Gündem çok hızlı değişiyor ve yeni bir konu üzerinde spekülasyon yapılmaya devam ediliyor. İstanbul surlarını unuttuk, ne haldeler, neler oluyor, haberimiz yok. Fatih Belediyesi surların bir bölümünün çevresini düzenledi, gezilip dolaşılabiliyor. Bir de açık havada yapılan nikah törenleri için düzenleme yapılmış. Ancak hemen gerisi kaderine terk edilmiş; burçların bir bölümü can ve mal güvenliğini tehdit edecek derece bakımsız, bazı bölümler yer yer dikenli tellerle girilmesi yasak bölge haline getirilmiş. Kara surlarının yanı sıra deniz surlarının, özellikle Ahırkapı, Cankurtaran ve Kumkapı bölümleri geceleri can emniyeti açısından birer tehlike, önlerinden geçmek bile ürkütücü. İstanbul’a daha çok turist gelsin istiyoruz. Ama nereye gelecek düşünen var mı? Yürüyecek doğru dürüst kaldırımı olmayan, soluklanmak için oturacak yeri bulunmayan bir şehre daha ne kadar turist gelmesini bekliyoruz? Uluslararası UNESCO Toplantısı 2016’da İstanbul’da yapılacak. Hazırlıklar sözde başladı, hemen her şey kağıt üzerinde tamam. Ayasofya-Topkapı Sarayı ve Sultanahmet Camii arasına sıkışmış bir turizm rotamız var. Üstelik bu rotanın sokakları da Türk kültürü dışında her kültürü yansıtıyor.”

Ulubatlı’nın sancak diktiği yerde düğün
Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının ilk sancağı diktikleri Topkapı’daki burçların bir bölümünde ise artık düğün ve sünnet şölenleri düzenleniyor. Ulubatlı Hasan’ın şehit düştüğü bu alanda gelin masasının fiyatı 350 liradan, sünnet koltuğu ise 300 liradan pazarlanıyor. Mehterli düğün veya sünnet isteyenlerin ekstra ödemesi gereken ücret ise bin 750 lira.

fatihin-izleri-can-cekisiyor-3
Fethin 562. yılında ilginç manzaralardan birine de Topkapı burçlarında rastlıyoruz. Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının ilk sancağı diktikleri Millet Caddesi girişindeki Topkapı burçlarının bir bölümü tel örgülerle kapalı halde bulunurken, bir kısmında ise sünnet ve düğün organizasyonları yapılıyor. Topkapı Sosyal Tesisleri bünyesindeki burçların iç kısımları ise depo gibi kullanılıyor. Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının ilk sancağı diktikleri Topkapı’daki burçlar için hazırlanan düğün ve sünnet menüsündeki fiyatlar 38 liradan başlayıp, 52 liraya kadar çıkıyor. Ancak mönü fiyatlarına, davul zurna ekibi, palyaço, semazen, cibinlik, uçan balon, mehteran, ses düzeni gibi ekstralar dahil edilmiyor.

Surlar içler acısı
Bizans döneminden kalma Yedikule surları da diğer tarihi yapılar gibi içler acısı bir durumda bulunuyor. Surların birçoğu yıkılırken, ayakta kalanlar ise yok olma tehdidiyle karşı karşıya.

‘Dikkat yıkılır’
16/9 kulelerinin gölgesindeki tarihi Kazlıçeşme Hamamı’nın duvarlarında “Dikkat yıkılır” tabelası yer alıyor. Viraneyi andıran Fatih dönemi eseri fethin sembollerinden sayılıyor.

fatihin-izleri-can-cekisiyor-1
‘Kocaman camiler yapmak yerine…’
Sanat tarihi uzmanı Prof. Dr. Semavi Eyice ise İstanbul’da Bizans ve Fatih döneminden kalma eserlerin iyi durumda olmadığını ifade ederek, “Şikayet ettiğimiz veya eleştirdiğimizde ise yetkililer ‘O kadar çok yapı var ki, biz ne yapalım’ diyorlar. Kocaman, devasa camiler yapmak yerine asırlık eserlerimize sahip çıkmalıyız. Bizans döneminden kalma birçok bina içine girilemeyecek kadar kötü durumda” diyor.

Benzin istasyonunda ekmekçibaşı türbesi
İstanbul’un fethi sırasında ekmekçibaşı olarak görev yapan ‘Ekmekçibaşı Hacı Muhiddin Efendi’nin kabristanı Karagümrük Fevzi Paşa Caddesi’nin girişindeki bir benzin istasyonunun adeta içerisinde kalmış durumda.

fatihin-izleri-can-cekisiyor-4Kazlıçeşme’ye adını veren Çeşmenin hali
Kazlıçeşme’ye adını veren tarihi Kazlıçeşme’de 16/9 kulelerinin gölgesinde kalmış durumda. Geçtiğimiz dönemde restore ettirilen çeşme ana yolun ortasında bulunurken, musluğu olmadığından suyu akmıyor.

fatihin-izleri-can-cekisiyor-5
Kavşakta dikilitaş
Fatih Sultan Mehmet’in anısına 1950’li yıllarda Zeytinburnu ve Kasımpaşa semtlerinde yaptırılan iki adet dikilitaş görenlerin yüzünde ironik bir tebessüm yaratıyor.

fatihin-izleri-can-cekisiyor-6
29.05.2015 Milliyet Haber: Mert İnan

by -
1250

İznik ve Trabzon’da müzeden camiye dönüştürülen Ayasofyalara bir yenisi daha ekleniyor. Edirne’nin Enez ilçesinde bulunan Ayasofya’nın da camiye dönüştürüleceği açıklandı. Oysa Enez’deki Ayasofya’nın daha önce müze yapılacağı belirtilmişti.

Türkiye ’deki bir Ayasofya daha camiye dönüştürülüyor. İznik ve Trabzon’da müzeden camiye çevrilen Ayasofya’ların ardından sıra Edirne’nin Enez ilçesindekine geldi. Vakıflar Genel Müdürlüğü, müze olması ihtimali konuşulan Enez’deki Ayasofya’nın cami olacağını açıkladı.

Türkiye’nin Yunanistan sınırında bulunan Edirne’nin Enez ilçesinde yer alan, bölgenin simgesi Ayasofya 2007 yılından bu yana restorasyon haberleri ile gündemde.

Enez Kaymakamı Fatih Baysal, restorasyonun 5. yılında, 2012’deki “Onarılmasının ardından cami olarak kullanılıp kullanılmaması sonra düşünülecek bir durum. Ama müze de olsa cami olarak da kullanılsa buranın gerçekten ayağa kaldırılması gerekiyor” sözleri ile ilçedeki Ayasofya’nın müze olarak açılabileceğini gündeme getirdi. Enez Belediye Başkanı Abdullah Bostancı’nın da bu ay içinde medyaya yansıyan açıklamalarında “yapının işlev, fonksiyon ve mimari olarak İstanbul’daki Ayasofya’ya benzer özellikler taşıyacağını” söylediği yer aldı.

Enez ilçesindeki antik kent “Ainos” içinde, kesin kayıtlar bulunmasa da 12. yüzyılda inşa edildiği düşünülen Ayasofya için son kararsa Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden çıktı. Hristiyan inancında yedinci konsilin toplandığı yer olduğu için önemli taşıyan İznik’teki Ayasofya’yı 2011 yılında, Trabzon’daki Ayasofya’yı ise 2012’de müze statüsünden camiye çeviren Vakıflar Genel Müdürlüğü, Enez’deki yıkık halde bulunan Ayasofya’yı da cami olarak restore etme kararı verdi.

Ayasofya’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce yatırım programına alındığını vurgulayan Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün eserin rekonstrüksiyon projesini onayladığını duyurdu. Ertem, çalışmalara kurulun onayladığı proje doğrultusunda en kısa zamanda başlanacağını belirtti.

BİZANS’IN TRAKYA’DAKİ SEMBOLLERİNDEN BİRİYDİ

Bizans dini yapıları arasında önemli bir yeri olan, 12. yüzyılda inşa edildiği düşünülen Ayasofya, Enez Kalesi’nin güney doğu ucundaki en yüksek noktada yer alıyor. Yunan Haçı planlı yapı döneminin büyük kiliseleri arasında bulunuyor. Ayasofya, bölgenin 1456’da Osmanlı egemenliğine geçmesinin ardından camiye çevrilmişti. Bu süreçte kubbesi çöken, üstü kiremit çatı ile kapatılan Ayasofya, 1965 yılındaki depremin ardından terk edilmişti.

Adnan Ertem eserin cami olarak açılmasına neden olaraksa geçmişteki kayıtları işaret etti, “Burası cami olarak vakfedilmiş bir ibadethanedir. Vakfiyesine uygun şekilde hizmete açılacak bir vakıf eserdir. Dolayısıyla fonksiyonu korunacak” dedi.

İSTANBUL’DAKİ AYASOFYA İÇİN DE “VAKFİYE” İŞARET EDİLMİŞTİ

Ertem 2013 yılında da “Bir yer vakfiyesinde nasıl belirtilmişse o şekilde kullanılması veya fonksiyon verilmesi bizim birinci vazifemiz” demiş sözü, İstanbul’daki Ayasofya’ya getirerek şöyle demişti: “İstanbul’daki Ayasofya Camisi vakfiyesine göre camidir ve cami olarak ilelebet yaşayacaktır. Bizim Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak amacımız vakfiyesine uygun hayatiyet vermek. Ama burada karar merci biz değiliz.”

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ta aynı yıl İstanbul’da Ayasofya yakınındaki bir törende benzeri yönde imalı bir mesaj vermişti: “Bence kulaklarınız duymasa bile gönlünüzden geçen bir şeyler olduğuna inanıyorum. Ayasofya, bize birşeyler söylüyor. Acaba Ayasofya bize neler söylüyor? Bu mahsun Ayasofya’ya bakıyoruz, inşallah güleceği günlerin yakın olmasını Allah’tan diliyoruz”

Ayasofya’da bu yılsa “Doğumunun 1444. Yılında Hz. Peygamber” temalı Aşk-ı Nebi Sergisi ile 85 yıl aradan sonra ilk kez Kuran okunmuştu. Papa’nın Ermeni Soykırımı ile ilgili sözlerine karşıysa Ankara Müftüsü Prof. Dr. Mefail Hızlı ise sözü Ayasofya’ya getirmiş, “Doğrusu bu açıklama, sadece Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasını hızlandıracaktır” demişti.

Hristiyan dünyasında “ekümenik” unvanına sahip olan İstanbul Rum Patriği Bartholomeos ise 2014 yılında tartışmalarla ilgili net tavrını ortaya koymuştu: “Son dönemde Türk kamuoyunun bir kesiminde Ayasofya’nın camiye çevrilmesi yönünde bir meyil gözlemleniyor. Kilise olarak biz buna karşı durmaktayız. Bizimle beraber böyle bir olasılık karşısında tüm Hıristiyan dünyası mezhep farkı tanımaksızın yekvücut olup tepkisini ortaya koyacaktır.”

30.04.2015 Radikal

by -
815

Bizans sarayının üzerine belediye sarayı, Osmanlı sarayının üzerine adliye sarayı yaptık, ünlü köşkleri yol yapımına kurban ettik. İstanbul’un iki bin yıllık tarihi, dillere destan saraylarının görkemli açılış ve hüzünlü yok oluşlarıyla dolu.

by -
646

‘Aziz İstanbul’un hemen dibindeki varoşlardan geçtiniz mi hiç? İhtişamlı Süleymaniye’nin, Sultanahmet’in arka sokaklarını adımladınız mı? Büyük paralarla restore edilen tarihî eserlerin layıkıyla bir çevre düzenlemesi olmaması kötü bir tablo ortaya çıkarıyor.