Pazartesi, Ocak 16, 2017
Etiketler Posts tagged with "Aydın"

Aydın

by -
243

Arkeolojihaber.net ekibi olarak 2016 yılı Türkiye’sinden vandalizm içeren önemli gördüğümüz 10 haberi sizler için derledik.

“Vandalizm”
Vandallık veya akım olarak Vandalizm, bilerek ve isteyerek, kişiye ya da kamuya ait bir mala, araca ya da ürüne zarar verme eylemi.

1-Yenikapı’da Theodosius Limanı’na Ait Ahşap Mendirek Parçalandı
İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda devam eden çalışmalarda Bizans dönemine ait Theodosius Limanı’nın devamı olan ahşap örme mendirekler Koruma Kurulu’nun uzman denetiminde bilimsel yöntemlerle kaldırılması kararına karşın iş makineleri ile parçalandı.
Haberin devamı için

yenikapida-theodosius-limanina-ait-ahsap-mendirek-parcalandi

2-Urla’da Airai Antik Kenti’nin Ortasına Beton Su Kanalı Döşendi
İzmir’in Urla ilçesinde Airai Antik Kenti’nin bulunduğu 1. derece arkeolojik sit alanının ortasına beton boru döşediler. Koruma kurulu, müze ve Urla Belediyesi’nin iki defa mühürleme yapmasına rağmen inşaat durmadı. 2863 sayılı yasaya göre kasten birinci derece sit alanını tahrip etmek hapis cezasını öngörüyor.
Haberin devamı için

urlada-airai-antik-kentinin-ortasina-beton-su-kanali-dosediler

3-Mersin’de Gülek Kalesi’nin Kapısına Sprey Boya
Tarsus’un yaklaşık 60-65 km. kuzeyinde yer alan Gülek Beldesi’nde bulunan tarihi kalesinin giriş kapısına kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce sprey boya ile yazı yazıldı. Vatandaşların tepkisine neden olan yazılar, tarihi yapıya zarar verdi.
Haberin devamı için

mersinde-gulek-kalesinin-kapisina-sprey-boya

4-Antalya’da 2 Bin Yıllık Kaya Mezarına Boya İle Yazı Yazıldı
Antalya’nın Finike İlçesi’nde yer alan Limyra Antik Kenti’nde bulunan 2 bin yıllık kaya mezarının duvarına bir sondaj firması boya ile yazı yazarak ilan verdi. Sprey boyayla yazılan ilan yüzünden tarihi yapı zarar gördü.
Haberin devamı için

antalyada-2-bin-yillik-kaya-mezarina-boya-ile-yazi-yazildi

5-Bodrum’da 2 Bin Yıllık Mezarlar Kepçeyle Tahrip Edildi
Muğla’nın Bodrum ilçesinde evini yenilemek isteyen kişi, Roma dönemine ait 2 bin 100 yıllık mezarları tahrip etti, mezarlardan PVC atık su borusu geçirildi.
Haberin devamı için

bodrumda-2-bin-yillik-mezar-kepceyle-tahrip-edildi

6-Ankara’da 2 Bin Yıllık Sur Duvarı İş Makinesiyle Yıkıldı
Ankara’da Augustus Tapınağı’nın hemen yanında yer alan ve Ankara Kalesi’nin devamı olan tarihi duvar ile sütunlar “İnsanların kafasına düşüyor” diyerek yıkıldı.
Haberin devamı için

ankarada-2-bin-yillik-sur-duvari-is-makinesiyle-yikildi

7-Kocaeli’de 2 Bin 500 Yıllık Mezar Odası Dozerle Yok Edildi
Kocaeli’nin Körfez ilçesine bağlı Kutluca Köyü’ndeki 2 bin 500 yıllık kubbeli mezar odası patlatıldıktan sonra dozerle yok edildi.
Haberin devamı için

kocaelide-2-bin-300-yillik-mezar-odasi-dozerle-yok-edildi-1

8-Latmos’ta 8 Bin Yıllık Kaya Resimleri Sabunla Silinerek Yok Ediliyor
Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Havva İşkan Işık, taş ocaklarında çalışma izni alanların sit alanı engeline takılmamak için kaya resimlerini arap sabunuyla, süngerle ve zımparayla yok ettiğini söyledi.
Haberin devamı için

8-bin-yillik-latmos-kaya-resimlerine-spreyle-adlarini-yazdilar-1

9-Aydın’da Latmos Antik Kenti’nde Zeus Tapınağı’nı Yaktılar
Aydın’da en önemli doğal ve antik değerleri bünyesinde barındıran Beşparmak Dağları’ndaki Latmos’un Dikilitaş bölgesindeki antik kalıntılarında yangın çıktı.
Haberin devamı için

aydinda-latmos-antik-kentinde-zeus-tapinagini-yaktilar-1

10-Marmaris Kalesi’nin Duvarları Klima İçin Hilti ve Matkapla Delindi
Muğla’nın Marmaris ilçesinde tarihi kalenin duvarları klima takılması için hilti ve matkapla delindi.
Haberin devamı için

marmaris-kalesinin-duvarlari-klima-icin-hilti-ve-matkapla-delindi-2

 

by -
4729

Aydın’ın Karacasu ilçesinde yer alan Afrodisias Antik Kenti’nde ki, 2 bin 100 yıllık dev şehir havuzu gün yüzüne çıkartılıyor.

afrodisias-antik-kentindeki-devasa-havuz-gun-yuzune-cikiyor

UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’nde bulunan Roma İmparatorluğu dönemine ait Afrodisias Antik Kenti, iyi şekilde korunmuş anıt yapıları ile dikkati çekiyor. Afrodisias’ta ilk olarak 1904’te yabancı arkeologlarca başlatılan çalışmalar, sonrasında geniş kapsamla 1961-1990 yılları arasında Prof. Dr. Kenan Erim öncülüğünde yapıldı. Erim’in vefatının ardından Oxford Üniversitesi’nden Prof. Roland R.R. Smith başkanlığında devam eden kazılarda, kentin en önemli mimari unsurlarından şehir havuzu gün yüzüne çıkarılıyor. Roma şehirleri içerisinde varlığından haberdar olunan ve kazıyla etrafındaki parkıyla gün yüzüne çıkarılan ilk şehir havuzu olma özelliği taşıyan mimari yapı, 2 bin 100 yıl öncesindeki Roma şehirlerinin ihtişamını gösterdiği gibi o dönemin sosyal yaşantısına ait önemli bilgileri de ortaya koyuyor.

afrodisias-antik-kentindeki-devasa-havuz-gun-yuzune-cikiyor-1

Kazı heyeti başkanı Prof. Smith, ilk kez 1980 yılında Prof. Dr. Kenan Erim tarafından kısmen kazısı yapılan şehir havuzunun, son 5 yıldır yapılan kazılarla, tümüyle ortaya çıkarılmaya çalışıldığını ifade etti. Smith, kazı çalışmaları son aşamaya gelen havuzun, Milattan Önce 1. yüzyıldan kalma olduğunu ve şehrin büyüklüğüyle kıyaslandığında devasa ölçekte olduğunu dile getirerek, “Burada 170 metre uzunluğunda 30 metre genişliğinde ve 1 metre derinliğinde bir süs havuzundan bahsediyoruz. Kentin gücünü göstermek için bu kadar büyük yapmışlar” dedi.

19.09.2016 Hürriyet

by -
3486

Aydın’ın Meşrutiyet Köyü’nde bulunan Deştepe Höyüğü imara açıldı.

Aydın’ın merkez ilçesine bağlı Meşrutiyet Köyü’nde bulunan ve yaklaşık 10 yıl önce çevresindeki zeytin ağaçlarının kesilerek villaların yapılmaya başlandığı Deştepe Höyüğü, şimdi de Amerikan Kültür Koleji’nin yapılaşmasına açıldı. Daha önce de höyüğün tam tepesine yüksek gerilim hattının için direk dikilmişti.

İzmir 2. Koruma Kurulu, 1995’te kent merkezine 1.5 kilometre uzaktaki bu höyüğü 1. derece arkeolojik sit alanı ilan etmişti. Ancak sonraki yıllarda Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un Aydın’da yeni kurduğu koruma kurulunun bir kararı ile 3. derece sit alanına çevrilmişti. Bu değişiklik üzerine Aydın Belediyesi de yöreyi iskâna açmış ve höyük çevresinde lüks villalar inşa edilmişti.

Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Profesörü Sevinç Günel, höyükte yaptığı yüzey araştırması sonucu, burada bulunan seramiklerin Kalkolitik Çağ ve İlk Tunç Çağına ait olduğunu belirtmişti.

09.05.2016 Cumhuriyet / Arkeofili

by -
675

Aydın ile Muğla il sınırları içinde bulunan, M.Ö. 6 bin yıl öncesine dayanan, kaya resimleri ve yerleşim kalıntılarının olduğu Latmos’taki Kutsal Tapınak, tescil edilerek korumaya alındı.

Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve Aydın Arkeoloji Müzesi uzmanları tarafından yapılan çalışmalar sonucunda kültürel varlık olarak tescil edildi. Kararı sevinçle karşılayan Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, Latmos’un bir bütün olarak korunması gerektiğini söyledi.

Türkiye’de, UNESCO’nun Kültürel ve Doğal varlıklardan oluşan Dünya Mirasları Listesine girebilecek en önemli yerlerden birinin Beşparmak Dağları (LATMOS) olduğunu söyleyen EKODOSD Başkanı Sürücü, antik dönemde Latmos olarak bilinen Beşparmak Dağları’nın doğa ve tarih açısından bölgenin en hassas yerlerinden biri olduğunu söyledi. Bölgenin henüz Milli Park ve Doğal SİT gibi koruma statüleri olmadığını, bunun da bazı olumsuz sonuçlara yol açtığını vurgulayan Sürücü, “Latmos’un en etkileyici yerlerinden biri de kutsal tapınak Dikilitaş’ın olduğu alandır. Yaşamın M.Ö. 6000’lerden günümüze kadar devam ettiği, adeta zamana yolculuğun yapıldığı tarihi mirasların yoğun olduğu bir bölgede yer almaktadır. Geçtiğimiz günlerde Dikilitaş’ta kutsal tapınağın olduğu alan kimliği belirsiz kişiler tarafından yakılmıştı. Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve Aydın Arkeoloji Müzesi uzmanları tarafından yapılan çalışmalar sonucunda, Zeus Akroios’a adanan Kutsal Tapınak, kurul tarafından tescil edildi. Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından yangını çıkaranlar hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Tapınağın taşlarında yangın sonrası oluşan renk değişimleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Restorasyon ve Konservasyon Müdürlüğü’nün taş uzmanlarınca inceleneceği ve gerekli iyileştirme çalışmalarının yapılacağı bildirildi” dedi.

Kaya Resimleri Tescil Ediliyor
Latmos’a sınırları olan Aydın ve Muğla koruma kurulları ile Müze yetkililerinin birlikte çalışmalar yaptıklarını hatırlatan Sürücü, “Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve Aydın Arkeoloji Müzesi uzmanları tarafından çalışmalar sonucunda çok önemli buluntuların yer aldığı Bağarcık bölgesi, Stylos Manastırı ve pek çok tarih öncesi kaya resimlerinin tescil çalışmaları bitirildi. Kalan diğer bölgedeki çalışmalara devam ediliyor. Yapılan çalışmalarda yeni bir yerleşim alanı daha bulundu. Muğla Koruma kurulu ve müze yetkilileri de tüm kültürel varlıkların harita üzerinde aplikasyonunu yaptı. İvedilikle tescillenmesi gereken alanlardaki tespit ve tescil çalışmaları tamamlandı. Prehistorik resimlerin olduğu alanlar, kaya freskoları, antik yol, şapel ve kilise kalıntıları tescillendi. Kalan bulguların tespit ve tescil çalışmalarının devam ettiği bildirildi. İki kurulun tespit ve tescil çalışmalarını aynı anda sürdürmesi çok önemlidir. Yapılan bu çalışmalar kültürel varlıkların tescillenmesini sağlayıp bir koruma kalkanı oluşturacaktır. Kurulların ve müzelerin çok zor arazi koşullarında duyarlılıkla devam ettirdiği bu çalışmalara, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Milli Park için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da Doğal SİT için mutlaka katkı yapmalıdır” dedi.

19.03.2016 Hürriyet

by -
2842

Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Havva İşkan Işık, taş ocaklarında çalışma izni alanların sit alanı engeline takılmamak için kaya resimlerini arap sabunuyla, süngerle ve zımparayla yok ettiğini söyledi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) 2016 faaliyet yılı 5. olağan toplantısının konuğu, Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Havva İşkan Işık, bu tarih öncesi kaya resimlerinin taş ocaklarının sahipleri tarafından silindiğini söyledi.

Bafa Gölü’nün kenarında Latmos dağlarında M.Ö. 6 binli yıllara tarihlenen kaya resimlerinin bulunduğu çok büyük bir alanda taş ocaklarına izin verildiğini belirten Arkeolog Prof. Dr. Havva İşkan Işık, “Kaya resimlerinde muhtemelen ya bahar aylarında yapmış oldukları şölenler ya da daha büyük olasılıkla evlilik törenleri resmediliyor. Bu görülen grupların pek çoğunun elleri havada ve dans ediyorlar. Ama ne oldu? Uzun bir zamandan beri bu dünyada eşi benzeri olmayan varlığımızı kaybetmeye başladık. Şu nedenle; Bafa dağlarında inanılmaz büyüklükteki alanlara taş ocağı izni verildi. Bu taş ocaklarında çalışma izni alanlar ‘sit, koruma alanı’ denilen o probleme takılmamak için bu görünen kaya resimlerini arap sabunuyla, süngerle ve zımparayla yok ediyorlar. Bence bunlara kesinlikle idam cezası verilmeli. Ben bundan yanayım. Çocuk tecavüzcülerine, kadına şiddete ve kültür varlıklarına bu boyutta zarar verenler için bu cezanın çok açık ve net söylüyorum geri dönmesinden yanayım. Hümanizm kötülerin elinde çok tehlikeli bir silah olabiliyor çünkü. İsyanım çok büyük belki biraz sert konuştum ama beni anladığınızı biliyorum” diye tepki gösterdi.

Latmos Kaya Resimleri
Beşparmak Dağları olarak adlandırılan Latmos dağlarında 1994 yılında Alman arkeolog Anneliese Peshlow-Bindokat tarafından bulunan kaya resimleri, Anadolu’da son yılların en büyük tarih öncesi arkeolojik buluntuları arasında kabul ediliyor. Kaya resimleri Neolitik dönemden (Yeni Taş Devri’nden) Kalkolitik döneme (Bakır Çağı’na) kadar (M.Ö. 6000-5000) süren bir zaman içerisinde tarihlendiriliyor.

11.03.2016 ayyildizgazetesi.com

 

by -
997

Aydın’da Magnesia Antik Kenti içerisindeki kral mezarlarının olduğu bölgede jeotermal santrali için kuyu açıldı. Uzmanlar höyük dibinde gerçekleştirilen kuyu açma çalışmalarının kalıntılara zarar verebileceği konusunda endişeli.

Aydın Tabip Odası Başkanı Dr. Metin Aydın, tescilli birinci derece arkeolojik alan olan Magnesia Antik Kent sınırları içinde jeotermal kuyu açıldığını hatırlatarak, çalışmaların derhal durdurulmasını istedi. Magnesia Antik Kenti içinde Ortaklar-Söke yolunda, Gümüşçay’ın solunda yer alan höyüğün dibinde jeotermal santrali kurulumu için kuyu kazılması çalışmaları yapıldığını söyleyen Aydın, jeotermal kuyularının telafisi mümkün olmayan arkeolojik tahribata sebebiyet verebileceğini belirtti.

magnesia-antik-kenti-sinirlari-icinde-jeotermal-santral-icin-kuyu-acildi-1

Dr. Metin Aydın yaptığı açıklamada, “2007 yılı sonrası ÇED yasasında yapılan değişiklikler ile jeotermal santraller birinci derece gayri sıhhi müesseseler içinde yer alırken yani ÇED alınması gerekli iken, ÇED alınması gerekli olmayan ikinci derece gayri sıhhi müesseseler içine sokuldu. Bu düzenlemeler sonrası bugün tuğla fabrikası veya balık çiftliği için ÇED zorunlu iken çevreye yaptığı zararlar çok daha fazla olan jeotermal santraller için ÇED istenmez hale geldi. Yasal düzenlemelerin kendi lehlerine göre düzenlenmesinden cesaret alan jeotermal işletmeler, günlük pratikte her gün çevre ve canlı yaşamına zarar faaliyet yapmaktadır. Birinci sınıf tarım arazileri, incir ve zeytin bahçeleri, yerleşim yerlerinin yanına ve içine jeotermal santraller, kuyular yapılır halde iken Magnesia örneğinde olduğu gibi çevrede yapılan talanda sıranın tarihi yerleşim yerlerine, kültürel miraslarımıza gelmesinin üzüntüsü ve şaşkınlığını yaşamaktayız. Şaşkınlığımız bunlara izin verilebilmesi, kontrol edilmemesi ve tüm yaşananlara suskun ve kör kalınabilmesi noktasında daha da artmaktadır. Tabip Odası olarak Magnesia Antik Kenti’nde faaliyette bulunan jeotermal santral amaçlı kuyu kazma faaliyetlerinin geri dönüşümsüz kültürel hasara zarar vermeden derhal durdurulmasını, hali hazırda yürürlükte olan kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununa uyulmasını, bu kanunu uygulamak ve denetlemek makamında olan tüm yetkilileri göreve davet ediyoruz.” dedi.

Bu arada Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü yetkilileri ise konu ile ilgili açıklama yapmadı.

29.02.2016 Cihan Haber Ajansı

by -
2214

Aydın’da en önemli doğal ve antik değerleri bünyesinde barındıran Beşparmak Dağları’ndaki Latmos’un Dikilitaş bölgesindeki antik kalıntılarında yangın çıktı.

Doğal peyzajı ve jeolojik yapısı itibariyle Batı Anadolu’nun en etkileyici ve kültürel miras açısından en zengin yerlerinden birisi olan Latmos’taki arkeolojik buluntulardan yer aldığı Dikilitaş bölgesi Kutsal Tapınak olarak biliniyordu. Henüz neden çıktığı belirlenemeyen yangın sonucu antik bir çok kalıntının bulunduğu Dikilitaş bölgesi tamamen yandı. Bölgede inceleme yapan Kuşadası Eko Sistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) tarafından yangının ardından bir açıklama yapıldı.

aydinda-latmos-antik-kentinde-zeus-tapinagini-yaktilar

Kuşadası EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, “ Dikilitaş’ta gördüğümüz manzara dehşet vericiydi. Dikilitaş ve çevresinin tamamen yanmış olduğunu gördük. Bölge insanlarından aldığımız bilgilere göre yangının bir grup tarafından piknik ateşinin kontrol edilemediği ve Dikilitaş bölgesinin tamamen yandığı şeklindeydi. Bu yangın, Latmos’un Milli Park yapılması gerekliliğinin ne kadar önemli olduğu göstermektedir. Burada sadece tarih tehlikede değildir. Aynı zamanda bölgede yaşayan binlerce yöre insanının en önemli geçim kaynağı olan fıstık çamları da tehlikededir. Doğada sucuk pişirmek için ateş yakanlar, ne kadar dikkat ederse etsin, bir anlık ihmalden bugün olduğu gibi çok önemli bir kutsal alan yanabilmektedir. Latmos korunan bir alan olduğunda, burada yapılan tüm faaliyetler kontrollü, koruma-kullanma dengesi çerçevesinde yapılacağından, her türlü tehdit ortadan kalkmış olacaktır. Aksi halde buraya olan tehditler sürekli artacak korumak zorlaşacaktır “ dedi.

01.03.2016 Milliyet

by -
1926

Aydın’ın Germencik ilçesi Tekin köyü yakınlarında bulunan ve 30 yıldır kazı çalışmaları devam eden Magnesia Antik Kenti, bu yıl da su altında kaldı. Tabanın yüksek olması dolayısıyla biriken yağmur suları altında kalan, M.Ö. 3. yüzyıla ait antik kent, adeta bir göl görünümünü aldı. Sadece görevlilerin bulunduğu Magnesia, aynı manzarayı önceki senelerde de yaşamıştı. Bu durumun sona ereceği belirtilse de hemen hemen her yıl aynı akıbete uğruyor.

Magnesai, tarihte önemli olaylara sahne olduğu için olaylar şehri olarak anılıyor. En çok M.Ö. 3. yüzyıla ait Artemis ve Zeus tapınaklarıyla biliniyor. Bunlar, portikolarla çevrili kutsal alanın ortasında yer alıyor ve doğusundaki kutsal kapıyla agoraya bağlanıyor. Artemis’in, Anadolu’nun en büyük dördüncü tapınağı olduğu belirtiliyor. Magnesia’da kazıların ne zaman sona ereceği ve su basmasının ne zaman önleneceği ise bilinmiyor. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, yıllar önce Aydın Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na çözüm götüreceklerini açıklamış ancak bir sonuç alınamamıştı.

23.02.2016 Evrensel

by -
2161

Aydın’da, Tralleis Antik Kenti sınırları içinde M.S. 1. yüzyılda yapıldığı düşünülen mezar odası bulundu. Mezardan çıkarılan maskın ölü hediyesi olarak konulduğu düşünülüyor.

Efeler ilçesindeki Tralleis’in üçüncü derece arkeolojik sit alanında, Aydın Müzesince koruma amaçlı imar planı doğrultusunda başlatılan, inşaat ruhsatına esas sondaj kazı çalışmasının ilk gününde 2 bin yıllık mezar odasına ulaşıldı. Odadan çıkan ölü hediyeleri, dönemin kültürel hayatına ilişkin önemli ipuçları sundu.

Aydın Kültür ve Turizm Müdürü Nuri Aktakka, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentin insanlık tarihi boyunca yerleşim merkezi olduğunu, bundan dolayı birçok uygarlığa ev sahipliği yaptığını belirtti. Milattan önce 7 bin yılından bugüne, pek çok döneme ait izlere rastlanabilen Aydın’da 22 tescilli antik kent olduğunu aktaran Aktakka, Tralleis Antik Kenti’nin nekropolünde, sondaj çalışması sırasında bir mezar kalıntısına rastlanıldığını, buradan çıkan tarihi eserler sayesinde mezardaki kişinin uğraşları, meslekleri, ilgi alanlarına ilişkin bilgi sahibi olduklarını ifade etti.

Aktakka, bu mezar odasından yaklaşık 20 santimetre yüksekliğinde, pişirilmiş topraktan kalıp yöntemiyle yapılmış maskın da çıkarıldığını anlattı. Maskın dönemin kültürel hayatı ve ölünün kişiliğiyle ilgili ipucu sunması açısından önem taşıdığını vurgulayan Aktakka, “Uzmanlara göre mask mezardaki kişinin tiyatro sanatıyla ilgilendiğini gösteriyor” dedi.

tralleis-antik-kentindeki-mezarda-mask-bulundu

Geceleri polisler korudu
Aydın Müzesi Müdürü Yılmaz Akkan da mezar odasının yerinin belirlenmesinin ardından 10 kişilik ekibin gece geç saatlere kadar çalışarak tarihi eserlere ulaştığını anlattı.

Ekibin alanda çalışmadığı sırada, mezarı ve içindekileri “define avcılarından” korumak için polis ekiplerinin bölgede nöbet tuttuğunu dile getiren Akkan, şöyle konuştu: “Dikdörtgen planlı, devşirme taşlardan yapılmış tonoz örtülü mezar içerisinde 3 sanduka tespit ettik. Rastladığımız kemikler deforme olmuş, erimiş durumdaydı. Ölü hediyelerine ait oldukça geniş kapsamlı buluntu grubu elde ettik. 37 envanterlik nitelikte sağlam eser ele geçti. Kremasyon kapları, gözyaşı şişeleri, kandiller. En nadide eserlerden birisi pişmiş toprak mask. Mask bize mezarda yatanlar hakkında bilgi veriyor. Sanatla, tiyatroyla ilintili bir kişinin burada yattığını düşünebiliriz. Belki meslek olarak onu yapıyor. Şimdiye kadar Aydın’daki kazılarda mask ya da benzeri buluntuya rastlanılmamıştı.”

Akkan, maskın antik kentin kültürel yapısına ilişkin de önemli bir bulgu olduğunu vurgulayarak, “Aynı zamanda bu antik kentin terracota sanatı açısından diğer antik kentlerden ayrılan özelliğini de gösteriyor. Bu antik kent pişmiş toprak terracota sanatçılarıyla ünlü ve burada ciddi atölyeler var. Bu türlü eserlerin çıkması bizim için ayrıcalıklı” ifadelerini kullandı.

Geç Hellenistik veya Erken Roma dönemine tarihlendirilen eserlerin temizlik ve konservasyon çalışmaları tamamlandıktan sonra müze koleksiyonlarına dahil edilecek. Mezarın bulunduğu alanla ilgili kararı ise kültür varlıklarını koruma kurulunun verecek.

07.02.2016 haberler.com

by -
1711

8 bin yıllık kaya resimlerinin bulunduğu, Neolitik dönemden Osmanlı dönemine dek uzanan zengin tarihiyle bir açık hava müzesini andıran Latmos Dağları’nın koruma sınırları belirlendi.

Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD), Beşparmak Dağları’nın milli park olması konusunda çalışmalarına devam ediyor. Beşparmak Dağları (Latmos)’nda koruma sınırları çizildiğini belirten EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, “Güney bölümü Muğla ili sınırları içinde bulunduğundan, aynı çalışmanın Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından yapılarak, Aydın ili sınırları içinde belirlenen koruma alanıyla birleştirilip bir bütün haline getirilmesi, Latmos’un bütünsel geleceğine olumlu katkı yapacaktır. Aydın Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu ve müzeler, kurulun belirlediği sınırların dışında kalan yerlerde de kültürel varlıkların tespit ve tescil çalışmalarına devam edecektir.” dedi.

8-bin-yillik-kaya-resimlerinin-bulundugu-latmos-koruma-altina-alindi

Batı Anadolu’nun en bakir alanlarından biri olan Beşparmak Dağları’nın, Neolitik dönemden Osmanlı dönemine uzanan zengin tarihiyle adeta bir açıkhava müzesi olduğunu belirten Sürücü, “Bir heykeltraşın elinden çıkmış gibi duran benzersiz kaya şekilleriyle, dünyada çok az yerde görünen bir coğrafya parkı niteliğinde olup Türkiye’de doğal yayılış gösteren fıstık çamlarının en yoğun olduğu alanların başında gelmektedir. Tarihin geçmiş dönemlerinden günümüze kadar gelen zengin kültür varlıklarıyla dolu olan Beşparmak Dağları’nın en önemli miraslarından biri, tarih öncesi kaya resimleridir. Yaklaşık 30 yıldır Latmos’un bakir coğrafyasında çalışmalar yürüten Alman arkeolog Dr. Anneliese Peschlow tarafından keşfedilen ve Batı Anadolu’da yeni bir kültür olarak tanımlanan bu resimler, Latmos’un çekirdek bölgesinde yoğunlaşmıştır. Aynı alan içinde kaya resimlerinin yanısıra savunma kaleleri, manastırlar, antik taş döşeme yollar, freskler, kutsal alanlar, kaya mezarları ve yaşam alanlarından oluşan pek çok kültür varlıkları, Latmos’un eşsiz coğrafyasına dağılmıştır. Latmos’un doğal peyzajını bozan, kültürel zenginliklerini tehdit eden en büyük unsur maden ocaklarıdır. Dağın çekirdek bölgesine, uzunca bir süredir maden şirketleri tarafından işletme talepleri bulunmaktaydı. Haritada da görüldüğü gibi kırmızı bir hatla sınırlandırılmış olan bölge, aylarca süren çalışmalar sonucunda Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 4491 sayılı kararıyla koruma altına alınarak, maden faaliyetlerine kapatılmıştır. Engebeli arazilerde ve zor koşullarda süren çalışmalar, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun koordinasyonluğunda gerçekleşmiş, Aydın ve Milet Arkeoloji müzeleri arkeologları ve sanat tarihçileri, Aydın Büyükşehir ve Söke belediyeleri arkeologları ile EKODOSD katkıda bulunmuştur.” şeklinde konuştu.

30.01.2016 haberler.com