Pazartesi, Ocak 16, 2017
Etiketler Posts tagged with "Bizans"

Bizans

by -
58

Muğla’nın Yatağan ilçesindeki, Stratonikeia Antik Kenti’nde süren kazı çalışmaları sırasında Bizans dönemine ait 65 mezar gün yüzüne çıkarıldı.

mugladaki-stratonikeia-antik-kentinde-bizansa-ait-65-mezar-bulundu

Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı ve Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Bilal Söğüt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 3 bin 500 yıl öncesine ait kentte tarihin birçok döneminden kalıntılara ulaşıldığını belirtti. Kentte yapılan kazı çalışmalarında her yıl önemli verilere ulaştıklarını anlatan Söğüt, ”Stratonikeia yaşayan bir arkeoloji kenti. Bunun bir benzeri yok. Antik dönemden günümüze yapıların bir bütün olarak korunduğu başka bir kent bulunmuyor.” dedi.

mugladaki-stratonikeia-antik-kentinde-bizansa-ait-65-mezar-bulundu-1

65 Bizans mezarı bulundu
Karialılar ve Lelegler’e ev sahipliği yapan antik kentin binlerce yıl önemini sürdürdüğünü vurgulayan Söğüt, kazı çalışmalarındaki önemli bir alanı da Bizans mezarlarının oluşturduğunu bildirdi. Kent içindeki Batı Cadde’de yürütülen kazı çalışmalarında farklı katmanlarda Helenistik, Roma, Bizans ve beylikler dönemine ait kalıntılara ulaştıklarını belirten Söğüt, şöyle konuştu: “Çalışmalar kapsamında mezarlık alanında da kazı yürütüyoruz. Stratonikeia Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarında 65 Bizans dönemi mezarı bulundu. Burada hem yetişkin bireylere hem de çocuklara ait mezarlar gün yüzüne çıkarıldı.”

Söğüt, son olarak açtıkları bir mezarda 120 santimetre uzunluğunda bir iskelet bulduklarını vurgulayarak, iskeletin yaklaşık bin 300 yıl önce ölmüş, genç bir kadına ait olduğunu düşündüklerini ifade etti.

Mezarın bir Bizans yapısı olduğunu aktaran Söğüt, iskeletin temizlik çalışmalarının ardından korumaya alındığını belirtti.

15.01.2017 Anadolu Ajansı

by -
172

İstanbul’un Kadıköy ilçesindeki inşaat kazısı sırasında Erken Bizans Dönemi’ne ait sarnıç ile Fransız Mektebi’nin kalıntıları ortaya çıktı. Çıkan eserler koruma altına alındı.

kadikoydeki-insaat-kazisinda-bizans-donemine-ait-sarnic-bulundu

Son yıllarda hızla devam eden inşaat çalışmaları Kadıköy’de çok sayıda tarihi kalıntıların gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Bunun son örneği Fenerbahçe Zühtüpaşa Mahallesi’nde görüldü. Geçtiğimiz yıl bölgede başlayan inşaat çalışmaları sırasında tarihi kalıntılara rastlandı. İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu üyelerinin yaptığı incelemeler sonucunda kalıntıların tabanının ortaya çıkarılmasına ve kazı çalışmalarının yapılmasına karar verildi. Arkeoloji Müzesi’nin Fenerbahçe Zühtüpaşa Mahallesi 91 pafta, 279 ada ve 7 parsel ve 91 pafta, 279 ada 13 parsel nolu sayılı yerdeki başlattığı kazı çalışmaları tamamlandı.

Bizans dönemine ait sarnıç
Yapılan kazı çalışmaları sonrasında 19. yüzyıl sonralarından 20. Yüzyıl başlarına kadar işlev görmüş Fransız Mektebi’ne ait kalıntılar ile Erken Bizans Dönemi’ne ait bir sarnıcın kalıntıları ortaya çıkarıldı. Arkeoloji Müzesi’nin hazırladığı raporda sarnıç kalıntılarına dair şu bilgilere yer verildi “ Söz konusu duvar, dış yüzeyden tamamıyla taş örgü, iç yüzeyde beş sıra tuğla ve katkılı horasan harçla oluşturulmuştur. İç ve dış duvar oldukça düzgündür ve arası moloz taşlarla doldurulmuş olup sandık duvar tekniği kullanılarak inşa edilmiştir.”

“Yayın taramalarında bölgede St. Auguistin Kilisesi ile Fransız Mektebi arasında bir Justinianus Sarnıcı’ndan söz edilmektedir” ifadelerinin yer aldığı raporda, “Justininianus Dönemi’nde Fenerbahçe’de İmparatorun eşi Theodara için yaptırdığı yazlık saray düşünüldüğünde sarnıcın da 6. yüzyılda yapılmış olduğu ve sarnıcın Heraklios Devri’nde (610-641) doldurularak bu alanın sebze bahçesine dönüştürüldüğü de yayınlarda ifade edilmektedir” denildi.

Koruma altına alındı
İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 27.08.2015 tarihli kararı ile 91 pafta, 279 ada ve 7 nolu parseldeki alanda çıkan sarnıç ve mekân kalıntılarının 2863 Sayılı Yasa’nın 6. Maddesi kapsamında kültür varlığı olarak tescillenmesine karar verildi.  Bölge Kurulu’nun 01.12.2016 tarihli kararı ile ise 13 nolu parselde ortaya çıkan sarnıç kalıntılarının yine 2863 Sayılı Yasa’nın 6. Maddesi kapsamında tescil edilmesine ve 1. derece koruma grubuna dâhil edilmesine karar verildi.

06.01.2017 Evrensel

by -
243

Arkeolojihaber.net ekibi olarak 2016 yılı Türkiye’sinden vandalizm içeren önemli gördüğümüz 10 haberi sizler için derledik.

“Vandalizm”
Vandallık veya akım olarak Vandalizm, bilerek ve isteyerek, kişiye ya da kamuya ait bir mala, araca ya da ürüne zarar verme eylemi.

1-Yenikapı’da Theodosius Limanı’na Ait Ahşap Mendirek Parçalandı
İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda devam eden çalışmalarda Bizans dönemine ait Theodosius Limanı’nın devamı olan ahşap örme mendirekler Koruma Kurulu’nun uzman denetiminde bilimsel yöntemlerle kaldırılması kararına karşın iş makineleri ile parçalandı.
Haberin devamı için

yenikapida-theodosius-limanina-ait-ahsap-mendirek-parcalandi

2-Urla’da Airai Antik Kenti’nin Ortasına Beton Su Kanalı Döşendi
İzmir’in Urla ilçesinde Airai Antik Kenti’nin bulunduğu 1. derece arkeolojik sit alanının ortasına beton boru döşediler. Koruma kurulu, müze ve Urla Belediyesi’nin iki defa mühürleme yapmasına rağmen inşaat durmadı. 2863 sayılı yasaya göre kasten birinci derece sit alanını tahrip etmek hapis cezasını öngörüyor.
Haberin devamı için

urlada-airai-antik-kentinin-ortasina-beton-su-kanali-dosediler

3-Mersin’de Gülek Kalesi’nin Kapısına Sprey Boya
Tarsus’un yaklaşık 60-65 km. kuzeyinde yer alan Gülek Beldesi’nde bulunan tarihi kalesinin giriş kapısına kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce sprey boya ile yazı yazıldı. Vatandaşların tepkisine neden olan yazılar, tarihi yapıya zarar verdi.
Haberin devamı için

mersinde-gulek-kalesinin-kapisina-sprey-boya

4-Antalya’da 2 Bin Yıllık Kaya Mezarına Boya İle Yazı Yazıldı
Antalya’nın Finike İlçesi’nde yer alan Limyra Antik Kenti’nde bulunan 2 bin yıllık kaya mezarının duvarına bir sondaj firması boya ile yazı yazarak ilan verdi. Sprey boyayla yazılan ilan yüzünden tarihi yapı zarar gördü.
Haberin devamı için

antalyada-2-bin-yillik-kaya-mezarina-boya-ile-yazi-yazildi

5-Bodrum’da 2 Bin Yıllık Mezarlar Kepçeyle Tahrip Edildi
Muğla’nın Bodrum ilçesinde evini yenilemek isteyen kişi, Roma dönemine ait 2 bin 100 yıllık mezarları tahrip etti, mezarlardan PVC atık su borusu geçirildi.
Haberin devamı için

bodrumda-2-bin-yillik-mezar-kepceyle-tahrip-edildi

6-Ankara’da 2 Bin Yıllık Sur Duvarı İş Makinesiyle Yıkıldı
Ankara’da Augustus Tapınağı’nın hemen yanında yer alan ve Ankara Kalesi’nin devamı olan tarihi duvar ile sütunlar “İnsanların kafasına düşüyor” diyerek yıkıldı.
Haberin devamı için

ankarada-2-bin-yillik-sur-duvari-is-makinesiyle-yikildi

7-Kocaeli’de 2 Bin 500 Yıllık Mezar Odası Dozerle Yok Edildi
Kocaeli’nin Körfez ilçesine bağlı Kutluca Köyü’ndeki 2 bin 500 yıllık kubbeli mezar odası patlatıldıktan sonra dozerle yok edildi.
Haberin devamı için

kocaelide-2-bin-300-yillik-mezar-odasi-dozerle-yok-edildi-1

8-Latmos’ta 8 Bin Yıllık Kaya Resimleri Sabunla Silinerek Yok Ediliyor
Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Havva İşkan Işık, taş ocaklarında çalışma izni alanların sit alanı engeline takılmamak için kaya resimlerini arap sabunuyla, süngerle ve zımparayla yok ettiğini söyledi.
Haberin devamı için

8-bin-yillik-latmos-kaya-resimlerine-spreyle-adlarini-yazdilar-1

9-Aydın’da Latmos Antik Kenti’nde Zeus Tapınağı’nı Yaktılar
Aydın’da en önemli doğal ve antik değerleri bünyesinde barındıran Beşparmak Dağları’ndaki Latmos’un Dikilitaş bölgesindeki antik kalıntılarında yangın çıktı.
Haberin devamı için

aydinda-latmos-antik-kentinde-zeus-tapinagini-yaktilar-1

10-Marmaris Kalesi’nin Duvarları Klima İçin Hilti ve Matkapla Delindi
Muğla’nın Marmaris ilçesinde tarihi kalenin duvarları klima takılması için hilti ve matkapla delindi.
Haberin devamı için

marmaris-kalesinin-duvarlari-klima-icin-hilti-ve-matkapla-delindi-2

 

by -
649

Yenikapı arkeolojik kazılarında bulunan ‘Yenikapı 12’ isimli tekne, yeniden yapıldı. Bahar aylarında suya indirilecek tekne daha sonra Marsilya’da sergilenecek.

yenikapida-bulunan-gemi-batigi-yeniden-yapildi

Marmaray metro çalışmaları sırasında Yenikapı’da sürdürülen arkeolojik kazılarda çok sayıda batık gemiye ulaşılmıştı. Theodosius limanında bulunan batıklar İstanbul Üniversitesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı Başkanı Prof. Ufuk Kocabaş tarafından laboratuvara alındı. Yenikapı’da inşa edilecek müzede batık kalıntıları amforalar ve diğer buluntular birlikte sergilenecek. M.S. 5 ve 10. yüzyıllara tarihlenen batıklar dünya denizcilik tarihine ışık tutacak. ‘Yenikapı 12’ adı ile anılan 9. yüzyıl batığı 7 metre uzunluk ve 2.5 metre genişliğe sahip.

Tekne hafif bir eğimle karinası üzerine oturarak batmış ve üzeri aniden deniz kumuyla örtüldüğü için de amfora yükünün altındaki ahşap elemanlarının büyük çoğunluğu bütün olarak ve orijinal yerlerinde korunmuş olarak bulundu. Çok sayıda anfora ile birlikte bulunan 9. yüzyıl sikkeleri ve mutfak eşyaları batığı daha önemli kıldı. Prof. Kocabaş hem ortaçağ deniz ticareti konusunda fikir vermesi hem de denizcilik tarihi açısından önemli bir süreci başlatmak düşüncesiyle ‘Yenikapı 12’nin replikasını yapmaya karar verdi. Avrupa Birliği ENPI Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı çerçevesinde 55 bin Euro fon aldı. Geminin birebir replika projelerini İstanbul Üniversitesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Işıl Özsait yaptı.

yenikapida-bulunan-gemi-batigi-yeniden-yapildi-1

Tekne Tuzla’da RMK Marine tersanesinde orijinalindeki gibi kestane ağacından inşa edildi. Prof. Ufuk Kocabaş projenin bundan sonraki aşamalarını şöyle anlattı: “Test sürüşü yapacağız. Geminin hızı nasıldı, draftı nasıl, rüzgâra nasıl tepki veriyor. Ortaçağ denizciliğini biraz anlamaya çalışacağız. ‘Yenikapı 12’yi İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde ve sonra da Marsilya’da sergileyeceğiz. Tekneyi dünyaya göstermek istiyoruz.”

13.12.2016 Hürriyet

by -
144

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde, Bizans döneminde dini mabed olarak kullanılan yapının 8 dikmesinden (paye) günümüze ulaşan son dikmesi de ilgisizlik nedeniyle yıkılmaya yüz tuttu.

Viranşehir ilçe merkezinde, 4-5’inci yüzyıllar arasında Bizans döneminde tapınak olarak inşa edilen yapının dikmelerinden 7 tanesi günümüze ulaşamazken kalan son dikme de büyük hasar görmüş durumda.

Konuyla ilgili açıklama yapan Tarihçi Ahmet Bağrış, Viranşehir’de Roma, Sasani, Akkoyunlar ve Karakoyunlular gibi birçok medeniyete ait tarihi kalıntıların bulunduğu ifade etti. Bu tarihi kalıntılardan birinin de Bizans dönemine ait tapınak olduğunu söyleyen Bağrış, söz konusu tapınağın 8 payesinden 7 tanesinin 1900’lü yılların başında yıkıldığını hatırlatarak günümüze sadece bir payenin ulaştığını belirtti.

Bağrış, “Şu an bu dikme, şehir merkezinde bulunmaktadır. Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından korunma altına almış olan bu yapı, ne yazık ki bakımsızlıktan taşların alt zemini çökmeye başlamıştır. Tarihin kayıp olması ile beraber etrafında oynayan çocuklar için de büyük bir tehlikenin habercisi olmuştur. Ne yazık ki Viranşehirliler tarihine sahip çıkmıyor. Çünkü böyle önemli bir yapının ilçede bulunmasıyla gurur duyulmalı. Ama ne yazık ki o bölgede bazı uyuşturucu madde bağımlıları ve tarihi taşların üzerine yazılmış yazılar görüyoruz.”

Bağrış, son olarak, yıkılmak üzere olan dikmelerin, kazaya sebebiyet vermeden yetkililer tarafından gerekli çalışmaların yapılmasını istedi.

Viranşehir Dikmeleri
Viranşehir ilçe merkezinde, “Dikmeler” olarak bilinen kalıntılar, Bizans dönemi Hıristiyan yapılarının Urfa bölgesindeki en büyük örneklerindendir. Sekizgen planlı bu yapının 34.5×32 metre çapındaki kubbesinin bazalt taşından örülmüş sekiz adet paye üzerine oturduğu İngiliz araştırmacı Gertrude Bell tarafından 1905 tarihinde çekilen fotoğraflardan ve mevcut kalıntılardan anlaşılmaktadır. Büyük bir nekropolün ortasına inşa edildiği anlaşılan bu yapının önemli bir aziz için Martyrion olarak 4-5’inci yüzyıllar arasında Bizans döneminde inşa edildiği tahmin edilir. Kalıntılar arasında bulunan çok sayıdaki mozaik tanesinden, yapının zengin mozaik süslemeli olduğu anlaşılmaktadır. 8 payeli yapının, günümüze ancak bir payesi ulaşabilmiştir.

28.11.2016 ilkha.com

by -
236

M.Ö. 1. yüzyılda kurulduğu ve M.S. 8. yüzyıla kadar yerleşim amacıyla kullanıldığı tahmin edilen Karabük’ün Eskipazar ilçesindeki Hadrianapolis Antik Kenti’ndeki çalışmalar iki yıl aranın ardından yeniden başlatıldı.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Sualtı Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Kazı Başkanı Prof. Dr. Vedat Keleş, gazetecilere yaptığı açıklamada, Hadrianapolis Antik Kenti’ndeki çalışmaların iki yıl aranın ardından yeniden başlamasından dolayı memnun olduklarını söyledi. 

Bundan önceki çalışmaların alt yapı ve koruma amaçlı olduğunu belirten Keleş, kazıevi, ışıklandırma ve Kilise B’nin mozaiklerinin onarılması ve üstünün kapatılması işlemlerinin tamamlandığını aktardı.

Bundan sonra yapılacak çalışmaların Kastamonu Müzesi ve Karabük Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ersin Çelikbaş’ın gözetiminde devam edeceğini, kendisinin ise destek vermeye devam edeceğini dile getiren Keleş, Hadrianapolis Antik Kenti’nde ortaya çıkartılması gereken çok fazla yapı olduğunu vurguladı.

Hac merkezi
Hadrianapolis’in Antik Çağ’da bir hac merkezi olduğuna işaret eden Keleş, “Burada kiliseler, manastırlar inşa edilmiş. Hatta Antik Çağ’ın en önemli kişilerinden birisi olan sütun azizlerinden Stiylos Alpius’un doğum yeri burası. O nedenle hac merkezi olduğu için çok ciddi yapılar var. Bunlar belli bir plan dahilinde kazılacak.” dedi. Korumanın kazmaktan daha önemli olduğunu ve 5 yıldır bunu yaptıklarını ifade eden Keleş, bu alanın kültür turizmine önemli bir katkı sağlayacağına inandığını sözlerine ekledi.

Hadrianapolis Antik Kenti
Eskipazar ilçesinin yaklaşık 3 kilometre doğusunda bulunan ve Geç Helenistik, Roma ve Erken Bizans devirlerinde yerleşilmiş Hadrianapolis’te arkeolojik yüzey araştırmalarında 14 dağınık kamu ve diğer tür yapılar tespit edilmişti. Bu kamu yapıları arasında iki hamam, iki kilise yapısı, bir savunma yapısı, kaya mezarları, tiyatro, bir kemerli ve kubbeli yapı, anıtsal kültik niş, sur, villa, diğer anıtsal binalar ile bazı kült alanları bulunuyor.

Kiliselerin tabanı mozaiklerle süslenirken, İncil’de adı geçen nehirler Geon, Phison, Tigris ve Euphrates belgelenmişti. At, fil, panter, geyik ve grifon (sanat tarihinde görülen karışık bir hayvana verilen isim) gibi birçok hayvan tasvir edilen mozaiklerle ünlenen ve Zeugma’ya benzetilen antik kentte, 2003’te başlatılan kazı çalışmaları dönemler halinde sürdürülüyor. 

26.11.2016 Anadolu Ajansı

by -
421

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü, duvarlarına renkli figürler işlenmiş kerpiçten sarayı, 5 bin 500 yıllık geçmişe sahip tapınağı, kılıç ve mızraklarıyla tarihe ışık tutuyor.

Anadolu topraklarının zengin tarihi kültürünü yansıtan, ilk şehir devletinin kurulmasına sahne olan Malatya’daki Arslantepe Höyüğü, duvarlarına renkli figürler işlenmiş kerpiçten sarayı, 5 bin 500 yıllık geçmişe sahip tapınağı, kılıç ve mızraklarıyla tarihe ışık tutuyor.

Fırat Nehri’nin batı kıyısında, Malatya’ya 7 kilometre mesafedeki Arslantepe, yüksek tarım potansiyeli, sulak alanları ve nehrin taşkınlarından korunan yapısı sayesinde binlerce yıl insanoğluna kucak açmış tarihi mekanlar arasında bulunuyor. M.Ö. 5 binli yıllara dayanan Geç Kalkolitik dönemden Demir Çağı’na kadar geçen tarihsel sürecin buluntularına rastlanan Arslantepe, Hitit’lerden Roma ve Bizans’a kadar pek çok medeniyetin de izlerini saklıyor.

malatyadaki-arslantepe-hoyugunde-cikan-buluntular-tarihe-isik-tutuyor-1

Yapılan kazı çalışmalarıyla Geç Hitit Dönemi’ne ait, girişinde aslan heykelleri ve devrilmiş bir kral heykelinin bulunduğu höyük, yağmur drenaj hattı gibi altyapısı bulunan kerpiçten sarayı ve 2 bini aşkın mühürle ilk şehir devletinin yapılarını ortaya koyuyor. Duvarlarında gücün tasvir edildiği renkli figürler ve işlenmiş rölyef levhalarla erken devlet sisteminin izlerini barındıran Arslantepe’de Mezopotamya ile benzerlik gösteren çok sayıda çanak ve çömlekler de kazılardan çıkan eserler arasında yer alıyor. Bakır, kurşun, gümüş, altın ve alaşımlarından oluşan metal eserlerin de bulunduğu höyükte, önemli bulgular arasındaki 12 mızrak ile 3’ünün kabzası gümüş, bezemeli 9 kılıç da silah kullanımının ilk örneklerini göstermesi bakımından döneme ışık tutuyor. 

Önemli bulgulara ulaşıldı
Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, Arslantepe’de geçmişten bu yana yürütülen kazı çalışmalarında önemli bulgulara ulaşıldığını belirtti. Bulunan eserlerin ve ortaya çıkan sarayın insanlık tarihindeki ilk yerleşik devlet hayatını, cilalı taş devrinden demir devrine geçişi ve demir devrinden demirin silah olarak kullanılması gibi önemli bulguları ortaya çıkardığını kaydeden Gürkan, yine ilk ambar sisteminin oluşturulması, kerpiç saray ve bürokratik yapının oluşturulmasıyla ilgili sürecin de kazılarla gün yüzüne çıktığını ifade etti.

16.11.2016 Anadolu Ajansı

by -
196

Mersin’in Erdemli ilçesindeki Elaiussa Sebaste Antik Kenti’nde 1800 yıllık bir hamamın girişinde yapıyı inşa ettiren kadınların sağlık dileklerinin yer aldığı bir yazıt bulundu.

mersinde-bin-800-yillik-hamamda-saglik-dilegi-yaziti-bulundu-1

Mersin’deki Elaiussa Sebaste Antik Kenti’nde 22. dönem kazı çalışmaları tamamlandı. Roma La Sapienza Üniversitesi’nden Annalisa Polosa’nın başkanlığını yaptığı bu yılki kazı çalışmalarında M.S. 2. yüzyıla ait 1800 yıllık küçük hamam tamamen gün yüzüne çıkarıldı. Kalorifer sistemli yapıyı inşa ettirdiği anlaşılan Demetratianas ve Anatolianas’ın hamamın girişine yıkanmaya gelenlere sağlık dileklerini belirten bir yazıt koydurdukları belirlendi.

Çalışmalar hаkkındа bilgi vеrеn Hаrrаn Ünivеrsitеsi Öğrеtim Görеvlisi vе Kаzı Bаşkаn Yаrdımcısı Muhаrrеm Orаl, “Yаpının оrijinаli Rоmа dönеminе, Milаttаn Sоnrа 2. yа dа 3. yüzyılа dаyаnmаklа birliktе Bizаns dönеmindе ikinci kullаnım еvrеlеrinе sаhiptir. Girişi mоzаikli yаzıtlı bir hаmаm. Bizаns dönеminе gеçildiğindе fаrklı аmаçlаrlа kullаnılmış vе о çеrçеvеdе yаpı rеvizе еdilmiştir. Bunun еn bеlirgin örnеğini mоzаiğin üzеrindеki sütün kаlıntısındа görеbiliyоruz. Bаzı bölümlеri zеytinyаğı işliği оlаrаk kullаnılmış. Bаzı bölümlеri bölgеyе su gеtirmеk аmаcıylа Bizаns dönеmindе su kаnаllаrı inşа еdilеrеk yаpılmış” dеdi.

mersinde-bin-800-yillik-hamamda-saglik-dilegi-yaziti-bulundu

Hamamı yaptırdığı anlaşılan Demetratianas ve Anatolianas adlı kadınların hamam girişine yıkanmaya gelenlere sağlık dileklerini belirttikleri bir yazıtın bulunduğunu da anlatan Oral, “Çalışmamız bu sene bu yapı üzerinde yoğunlaştı. Bundaki amacımız hem kazısını tamamlayıp yapıyı tam olarak anlayabilmek, hem de restorasyonunu gerçekleştirmekti. Restorasyon büyük ölçüde tamamlandı, önümüzdeki yıl da devam edeceğiz. Her yıl yaptığımız gibi kazısını tamamladığımız alanları koruma amaçlı olarak tel örgüyle çeviriyoruz” diye konuştu.

20.10.2016 Cumhuriyet

by -
601

Karadeniz’in dibinde, Bizans ve Osmanlı dönemine ait 40’tan fazla iyi durumda gemi batığı tespit edildi.

Daily Mail’in haberine göre Karadeniz Sualtı Arkeolojisi Projesi ekibi, 1.800 metre derinliğindeki deniz dibini taramak için uzaktan kumandalı iki cihaz kullandı. Cihazlardan biri yüksek çözünürlüklü 3D resimler yaparken ikincisi projektörleri, lazer tarayıcıları ve kameraları taşıyarak arazi hakkında bilgi topladı. ​Ekibin başkanı Prof. Dr. John Adams, “Projemizin temel görevi, gemilerin yattığı yerleri tespit etmek için jeofizik çalışmaları yapmak ve ayrıca Karadeniz’in hikayesini anlatacak verileri toplamak” dedi. ​Batan gemilerin kaplamalarını inceleyerek iskeletinin resimlerini çeken arkeologlar, oksijen eksikliği nedeniyle, gemilerin iyi korunduğunu kaydetti. Aramalar, Bizans’ı diğer ülkelere bağlayan eski güzergahlara uygun olarak gerçekleştirildi.

25.10.2016 tr.sputniknews.com

by -
264

İstanbul’da Küçükçekmece Gölü kıyılarında yürütülen Bathonea kazılarında ortaya çıkan 700 kadar ilaç şişesinde depresyon ve kalp ilaçları bulunduğu belirlendi.

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç.Dr. Şengül Aydıngün başkanlığında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kocaeli Üniversitesi’nin Küçükçekmece Göl Havzası’nda 2007’de yüzey araştırmasıyla başlatılan, 2009’dan bu yana düzenli olarak yapılan Bathonea kazıları bu yıl Ağustos ve Eylül aylarını kapsadı. Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nün yanı sıra Selçuk Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi ile yurt dışından pek çok bilim kuruluşundan katılan çeşitli araştırma gruplarından 100 civarında bilim insanı ve öğrenci çalışmalara katıldı.

Kazı Başkanı Doç. Dr. Şengül Aydıngün, bu sezon yaptıkları çalışmaları anlatırken ağırlıklı olarak laboratuar, depo ve analiz çalışmalarına yöneldiklerini ve çok güzel sonuçlar elde ettiklerini söyledi. Doç. Dr. Aydıngün, bu yıl binlerce parça seramiği bir araya getirdiklerini ve geçmiş yıllarda çıkardıkları malzemeleri yeniden değerlendirdiklerini, gözden kaçan pek çok nokta üzerinde çalıştıklarını belirterek şöyle dedi: “Örneğin 2013 ve 2015 yılı kazı sezonunda biz çok büyük miktarda unguentarium (Merhem, ilaç ya da koku şişesi) bulmuştuk. Bunlar antik çağ ilaç merhem şişeleri bunların sayısını 400 olarak bilirken bu yıl laboratuar çalışmalarında bir çok parçayı birleştirdik. Baktık ki bunların sayısı 700 civarında. Bu rakam antik çağ için çok yüksek. Bunlar, şu ana kadar bir arkeolojik kazıda tek bir noktada bu kadar çok ele geçen ilk unguanterium yani ilaç şişesi buluntu grubu. Bu çok güzel bir grup. Büyük bölümünü müzeye teslim ettik. Bir kısmının onarımları devam ediyor. Ama bir taraftan da bu ilaç şişelerinin hemen yakınlarında pek çok sayıda değişik boyutta havan elleri, havanlar, aynı zamanda büyük bir ocak bulduk yani ateşin yapıldığı belli ki burada bir ilaç üretim merkezi de vardı. Aynı zamanda kemikten aletler, spatulalar, tıbbi aletler çok miktarda elimize geçti. İşin ilginç tarafı kış aylarında kazı yaptığımız bu arazide bir takım bitkiler var. Bu bitkiler, pek çok ilacın da özünü oluşturuyor unguanteriumların içerisindeki kalıntıların analizleri TÜBİTAK (Gebze) tarafından yapıldı. İki ilacın özü çıktı. Methanone ve Phenanthrene olarak belirlenen iki ilaç formülü. Bunlardan bir tanesi depresyon ve sakinleştirici tarzda ilaç bir de kalp hastalıklarına iyi geliyor. Bu ilaçların özü çevredeki endemik bitkilerle karşılanıyor. Bu da bizim için çok ilginç ve güzel sonuçlar.”

istanbuldaki-bathonea-kazilarinda-bin-400-yillik-depresyon-ve-kalp-ilaci-bulundu

Doç. Dr. Şengül Aydıngün, Bathonea kazı alanında büyük bir yangın tabakası ile karşılaştıklarını, bu yangın tabakasının tüm yapılarda görüldüğünü ve karbon örneklerinin testinin Polonya’da Wroclaw Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü’nce yapıldığını söyledi. Doç. Dr. Aydıngün, buradaki analizlerin ardından kazı sonuçlarının İstanbul tarihine bir sayfa daha ekleyebileceğini şöyle anlattı: “Bilim heyetimizin ortaklarından Polonya Wroclaw Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü tarafından karbon örneklerinin analizlerinden yangın çıkışı ile ilgili 620 ile 640 arasında bir tarih geldi. Bu önemli bir tarih aralığı. Bu tarihlerde İstanbul’a Trakya üzerinden gelen ciddi saldırılar var. Traklar, Bulgarlar ve Avarlar saldırıyor. 626’da da ciddi bir Avar saldırısı var. Bizim bu kazı yaptığımız unguentariumların bulunduğu alanda çok büyük bir yapı grubu var. Bu yapı grubunun tamamı neredeyse bir saldırı sonucu ortaya çıkan yangınla çökmüş. Ve unguanteriumlar da bu yangın tabakasının altında kalmış. Avar saldırısına kanıt da olabilir diye düşünüyoruz. Çünkü tarihi veriler, İstanbul çevresinde, yakınlarında ki bu saldırılardan söz ederken arkeolojik kanıtları yoktu. Bu netleşirse Avar saldırısına ait ilk arkeolojik veri olarak da Bathonea kazıları İstanbul tarihine bir sayfa daha eklemiş olacak.”

Bathonea’daki kazılarda geçmiş yıllarda M.Ö. 7000’li yıllara ait Avrupa’daki en eski tarımsal faaliyetlerin izleri, M.Ö. 2000’li yıllarda yaşamış Hitit izleri tespit edilmişti. Bathonea Limanlarının M.S. 9-11’inci Yüzyıllar arasında Vikingler tarafından kullanıldığı da anlaşılmıştı.

16.10.2016 Hürriyet