Salı, Mart 28, 2017
Etiketler Posts tagged with "Çin"

Çin

by -
250

Çin’de M.S. 564 yılında gömülen bir general ve prenses olan eşine ait mezar gün yüzüne çıkartıldı. Mezarda çiftin iskeletlerinin yanında bir çok heykelcik de bulundu.

cinde-general-ve-prenses-ait-olan-essiz-mezar-bulundu

Çin Kültür Varlıkları dergisinin haberine göre antik mezarda ortaya çıkarılan 105 buluntunun çoğunun toprak kap olduğunu belirten arkeologlar, renkleri hala canlı olan heykelciklerin 56 cm boyunda savaşcı, deve ve davulcuları temsil ettiklerini ifade etti. 

Mezarda bulunan bir kumtaşı yazıt, mezar sahipleri olan General Zhao Xin ve eşi Prenses Neé Liu çiftinin yaşamını anlatıyor. Kitabede; ‘Heqing döneminin üçüncü yılının ikinci ayın yirminci gününde birlikte gömüldüler..‘ ifadeleri yer alıyor. Araştırmacılar bu tarihin 18 Mart 564’e denk geldiğini belirtti. 

Kitabeye göre general ve aynı zamanda vali olan Zhao Xin, 550-577 arası Kuzey Qi hanedanı yönetiminde görev yaptı. Son görevinde ise, Huangniu olarak bilinen kasabadaki garnizonun generali oldu ve garnizonu zafere taşıdı. ‘Binlerce asker hayatını kaybetti ve Zhao Xin halkıyla akın edip, düşmanı yok etti‘ diye devam eden yazıtta, prenses Neé Liu’dense doğası gereği mütevazı ve alçakgönüllü olduğu kadar köklerine saygılı, samimi, iffetli bir evlat olarak bahsediyor.

cinde-general-ve-prenses-ait-olan-essiz-mezar-bulundu-1

67 yaşında vefat eden Zhao Xin ile prenses eşinin neden birlikte gömüldükleri hali hazırda  bilinmezken, kemik analizleri de henüz yayınlanmadı. 

Arkeologların belirttiklerine göre günümüzde Taiyuan şehrinin yakınlarındaki mezar Xishan dağlarının doğu eteklerinde Fenhe nehrinin batı kenarında yer alıyor. 

Konumu itibariyle sembolik değeri olabileceği düşünülen dağ için yazıtta: ‘..dağın zirvesinin kökleri sağlamsa yeryüzünde ve gökyüzünde, güneş ve ay boyunca derinliği, parlaklığı, sertliği ile sivil ve asker birbirini arar ve erkekler doğaları gereği orada olurlar..‘ yazıyor.

Mezarı Shanxi Eyaleti Arkeoloji Enstitüsü, Shanxi Üniversitesi Tarih ve Kültür Okulu, Taiyuan Belediyesi Kültür Varlıkları ve Arkeoloji Enstitüsü ve Kültürel Miras ve Turizm Ajansından arkeologlar Ağustos 2012- Haziran 2013 arası boyunca kazdılar.

06.02.2017 livescience.com Çeviri: Ayşen Yolcu

by -
230

Çinli arkeolog Li Xiuzhen, BBC’de çıkan Terracotta Ordusu’nun yapımında Antik Yunanlıların çalıştığına ilişkin haberi yalanladı ve söylediklerinin abartıldığını ifade etti.

BBC’de çıkan habere göre Çin’de M.Ö. 250’lı yıllara tarihlenen ve binlerce askerin pişmiş topraktan yapılmış heykellerinden oluşan Terracotta Ordusu’nun bulunduğu bölgede Yunanlı heykeltraşlar çalışmış olabileceği iddia edilmişti. Açıklamaların sahibi olan İmparator Qin Shi Huang Mozelesi kıdemli arkeoloğu Li Xiuzhen, dünyaca ünlü gerçek insan boyutlarında yapılmış ve hepsi birbirinden farklı 8 bin heykelden oluşan Terracotta Ordusu hakkında söylediklerinin çarpıtıldığını iddia etti.

Li Xiuzhen ‘ Heykeller batı kültürünün etkisinde yapılmış olabilir ama yerel kültürün, doğanın, çevrenin, zaanatkârların ve geleneksel cenaze âdetlerin katkısıyla ortaya çıkarılmıştı. Kısacası Çinliler tarafından yapıldılar. Ben bir arkeoloğum ve benim için kanıt önemlidir. Toprak askerlerin yapımıyla ilgili hiçbir Antik Yunan adına denk gelmedim ve bu da yerel halkı eğitmek için hiçbir Antik Yunan heykeltraşın olmadığını destekliyor.

Li Xiuzhen ayrıca BBC’nin haberinde, kendi sözlerinin, fikirlerini desteklemediği Prof. Lukas Nickel’ın sözlerinden hemen önceye konulduğunu ve ikisinin de aynı fikri destekler gibi gösterildiğini söyledi.

18.10.2016 shanghaidaily.com Çeviri: Ayşen Yolcu

by -
923

Çin’de M.Ö. 250’lı yıllara tarihlenen ve binlerce askerin pişmiş topraktan yapılmış heykellerinden oluşan Terracotta Ordusu’nun bulunduğu bölgede Yunanlı heykeltraşlar çalışmış olabilir!

Çin’in Xinjiang eyaletindeki sitede yapılan geniş kapsamlı çalışmalar ile Avrupa özellikli mitokondrial DNA sonuçlarıyla yapılan son araştırmalar batılı kaşiflerin Çin’e bugüne dek bilinenden 1500 yıl önce seyahat edip yerleştiklerini ortaya koydu. Arkeologlar ise Çin’in ilk imparatoru olan Qin Shi Huang’nın mezarını koruyan 8 bin heykelin Antik Yunan etkisinde bir Avrupalı heykeltraşın rehberliğinde yapılmış olabileceğini iddia ediyorlar.  Uzmanları heyecanlandıran diğer bir unsur ise DNA testlerinden Avrupalıların M.Ö. 259-210 yıllarında Qin Shi Huang döneminde bölgede yaşamış olması.

İmparator Qin Shi Huang Mozelesi ve Site Müzesi’nde görevli kıdemli arkeolog Dr. Li Xiuzhen; ‘Artık Çin’inin batı ile ilk yakın temasını İpek Yolu’nun resmi kullanımından çok daha öncesinde yaptığına dair kanıtlarımız var’ dedi. Bu temasın kanıtlarından biri ise Çin’de daha önce Terracotta Askerlerin biçiminde gerçek boyutta insan heykellerine rastlanmamış olması.

Viyana Üniversitesi Asya Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Lukas Nickel’e göre Çin’in ilk imparatoru olan Qin Shi Huang’nın mezarı Büyük İskender dönemini takiben Asya’ya ulaşan Yunan heykellerinin etkisiyle yapıldı. Nickel, Yunanlı bir heykeltraşın bölgede yerli halkı bu konuda bizzat eğittiğini düşündüğünü de ekledi.

Bölgede yapılan kazılarda içlerinde yüksek mevkiden bir metres olduğu tahmin edilen inci ve altından yapılmış mücevherlerle gömülmüş genç bir kadının kemikleri ile imparatorun en büyük oğlu Prens Fu Su’ya ait olduğu düşünülen yay ve süngüyle gömülü bir kafatası çıkarıldı.

cinin-unlu-terracotta-ordusu-yunanlilarin-yardimiyla-yapilmis-olabilir-1

Terracotta Ordusu
M.Ö. 250’lı tarihlerde yapılmış olan pişmiş topraktan oluşan heykeller, 1974’te Çin Halk Cumhuriyeti’nin Xinjiang eyaletine bağlı Xi’an yakınlarında bir çiftçi tarafından bulunmuştur. Ordunun “İlklerin imparatoru” olarak bilinen Qin Shi Huang’ın mezarını koruduğuna inanılır.

Qin Shi Huang, Qin Hanedanı’nı kurarak kendini imparator ilan etmiştir. Tarihçi Si Maqian’in kaydettiğine göre, Qin Shi Huang henüz hayattayken M.Ö. 246 yılında başlanan mezarının inşası 30 küsür yıl sürmüş, inşaatta 700 bin kişi çalıştırılmıştır.

Boyları 183-195 santimetre arasında değişen bu heykel askerlerin her birinin yüz ifadesi farklıdır. Kazı alanında çoğu hala toprak altında 8000 asker, 520 atıyla birlikte 130 savaş arabası, 150 süvari atı bulunduğu tahmin edilmektedir.

12.10.2016 telegraph.co.uk Çeviri: Ayşen Yolcu

    by -
    204

    Çin’in Henan eyaletinde hüküm sürmüş Shang Hanedanlığı’na M.Ö. 1740-1027 yıllarında başkentlik yapmış olan ve tarihi kalıntılarıyla dünyaca ünlü Yinxu Antik Kenti’nde 3 bin yıllık kanal sistemi ortaya çıkarıldı.

    Xinhuanet’e açıklamalarda bulunan Çin Sosyal Bilimler ve Arkeoloji Enstitüsü Anyang Bölüm bbşkanı Tang Jigen kanallarının şehrin yarısını kapladığını, saray ve tapınakların güneyinde yerleşik şehirlilerin yerleşim ve çalışma alanları boyunca su taşıdığını bildirdi. 

    Yaklaşık 2.4 km uzunluğunda ve 6 metre genişliğindeki kanal sistemi Huante (Sarı) ırmağı’nda su taşıyordu.

    Arkeologlar bölgede kuzey-güney iki arter ile doğu-batı arası üç yolu daha gün yüzüne çıkardı.

    21.07.2016 archaeology.org Çeviri: Ayşen Yolcu

      by -
      1221

      Çin’de 8 bin yıllık pirinç tarlasının bulundu. Tespit edilen yerin şimdiye kadar bulunmuş en eski çeltik tarlası olduğu tahmin ediliyor.

      Nanjing Müzesi Arkeoloji Enstitüsü’nden yapılan açıklamada, Çinli arkeologların Jiangsu eyaletinin Sihong eyaletinde 100 metrekare civarı bir alanda 8 bin yıl öncesine ait neolitik kalıntılara rastlanıldığı aktarıldı. Nisan ayında üniversite, arkeoloji enstitüleri ve müzelerden 70’den fazla bilim adamının bulunan parçalar hakkında görüşmek için toplandığı seminerde, bölgenin şimdiye kadar bulunan en eski çeltik tarlası olduğu sonucuna varıldığı belirtildi.

      Araştırmalarda çeltik tarlasının her birinin en az 10 metrekare olmak üzere farklı şekillere bölündüğünün bulunduğu ifade edildi. Labaratuarlarda yapılan karbon testi sonucu pirinçlerin 8 bin yıl öncesine ait olduğunun tespit edildiği kaydedildi.

      Öte yandan, Nanjing Müzesi Arkeoloji Enstitüsü Başkanı Lin Liugen devlet haber ajansı Xinhua’ya yaptığı açıklamada, Çinlilerin yaklaşık 10 bin yıl önce pirinç yetiştirmeye başladığını vurguladı. Karbon testiyle de bunun ispat edildiğine dikkat çeken Lin, ancak bu tür çeltik kalıntılarının oldukça nadir bulunduğunu söyledi.

      06.05.2016 ntv.com.tr

        by -
        1040

        Çinli arkeologlar, Cıciang eyaletinin başkentiHangcou’da, 5 bin yıllık olduğunu düşündükleri dev birsu projesi keşfetti.

        Çin basınında yer alan haberde, arkeologların ulaştığı su projesinin, Çin’de şimdiye kadar bulunan en eski büyük su sistemi olduğu belirtildi. Araştırmanın lideri Vang Ningyuan, Liangcu kültürüne ait çanak çömlek parçaları tespit eden arkeologların, 11 hendekten üçünü Temmuz 2015 ile Ocak 2016 arasında kazdığını ifade etti. Vang, dağlar boyunca kazılan yüksek ve dağlarla bağlantısı olan alçak hendeklerin üç rezevuardan oluştuğu ve 9,4 kilometrekare genişliğinde olduğunu söyledi.

        Coğrafi bilgi sistemi çalışmalarını yürüten Çin Sosyal Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü uzmanı Liu Jianguo, hendeklerin 800 milimetreden fazla ve bin 900 milimetreden az sürekli yağışlara karşı dayanıklı inşa edildiğini dile getirdi.

        Yaklaşık 4 bin 500 ila 5 bin 300 yıl önce inşa edilen antik Liangzhou kentinin yakınlarında bulunan su sisteminin, sel kontrolü sağlamaktan ulaşım ve sulamaya kadar pek çok amaç için kullanıldığı tahmin ediliyor.

        16.03.2016 Sabah

          by -
          1434

          Çin Bilimler Akademisi arkeologları, milattan önce 141 yılında ölen Batı Han Hanedanı’nın dördüncü imparatoru Han Jing’in (Liu Qi) mezarına gömülen kıymetli eşyaların arasında büyük bir paket içerisinde çay buldu. Bilim insanlarına göre buluş Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanan İpek Yolu ile ilgili de ilk bulguları içeriyor.

          Çin Bilimler Akademisi arkeologları, 2150 yıl önce Batı Han Hanedanı’nı yöneten imparator Han Jing (kişisel ismi Liu Qi) ile birlikte mezarına gömülen hazinenin arasında büyük bir paket içerisinde çay buldu.

          Bilimsel Raporlar Dergisi’nde yayımlanan araştırmada imparator Han Jing’in çay içmeyi sevdiği için mezarına çay yaprakları konulmasını vasiyet etmiş olabileceği belirtildi. Bilim insanlarına göre buluş Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanan İpek Yolu ile ilgili de ilk bulguları içeriyor. İngiliz The Independent gazetesine göre, Han Jing’in mezarında bulunan çay yaprakları, bu bitkiyle ilgili ulaşılan en eski bulgu olma özelliğini taşıyor.

          cin-imparatorunun-mezarinda-2-bin-150-yillik-cay-bulundu-1

          Çin Bilimler Akademisi arkeologları, buluşun görüntülerini de yayınladı
           Uluslararası Çin Mirası ve Arkeoloji Merkezi direktörü Prof. Dorian Fuller, ‘‘Bu buluş, modern bilimin antik Çin kültürüyle ilgili bilinmeyen birçok önemli detayı ortaya çıkarabileceğini gösteriyor. İmparatorun türbesinde bulunan cismin çay olduğunun belirlenmesiyle birlikte, günümüzün favori içeceklerinden birinin kökeninin antik geleneklere dayandığını öğrenmiş oluyoruz” diye konuştu.

          Akademi üyelerine göre imparatorun mezarında bulunan çay yaprakları, günümüzde üretilen çay yapraklarından çok daha kaliteli.

          13.01.2016 aljazeera.com.tr

          by -
          1788

          Doğu Çin’de çok iyi korunmuş bir Homo Erectus kafatası bulundu.

          Doğu Çin’deki Anhui eyaletinde bulunan Hualongdong Mağarası’nda Vertebrate Paleontoloji Enstitüsü (IVPP) ekibi tarafından nadir bir Homo-Erectus kafatası bulundu. ‘Dongzhi Adamı’ olarak adlandırılan kafatası yanında bir çok taş alet, diş, kemik parçaları ve 6 binden fazla hayvan kemiği ile birlikte bulundu.

          Araştırmaya katılan Liu Wu basın açıklamasında, ‘Tüm veriler bu alanın Dongzhi adamının yaşadığı yer olduğunu gösteriyor. Bulduğumuz hayvan kemikleri doğal olmayan yollardan kesilmiş yada kırılmış görünüyor. Bu hayvanlar aletlerle kesilmiş ya da doğranmış olup besin ya da kurban olarak tüketilmişler’ dedi.

          Kafatasının 150.000-412.000 yaşında olabileceğini söyleyen Liu, Dongzhi adamının gerçek yaşını ilerleyen günlerde yapılacak testlerin belirleyeceğini belirtti.

          20.11.2015 archaeology.org Çeviri: Ayşen Yolcu

          by -
          1487

          Çin’de arkeologlar antik bir mezar üzerinde günümüzde oynanmayan bir oyun keşfetti. Oyunun farklı parçalarını bulan bilim insanları, 1500 senedir oynanmadığına inanılan oyunun kurallarını henüz kesin olarak bilinmiyor ancak parçalarının üzerindeki işaretler inceleniyor.

          Çin’in doğusundaki Qingzhou kentinde yapılan kazı çalışmalarında arkeologlar bir zar, 21 adet üzerinde numaralar olan üçgen kartlar ve kırılmış bir tabla buldu. Tüm bu parçaların bir oyuna ait olduğunu düşünen bilim insanları, kırılmış tablayı eski haline getirmeyi başardı. Live Science’da yer alan habere göre tablanın etrafında bulut ve şimşek desenleriyle süslenmiş iki adet göz olduğu bildirildi.

          cinde-bin-500-yildir-oynanmayan-oyun-bulundu

          Russia Today’in haberine göre bulunan zarın hayvan kemiğinden yapıldığı ve 14 yüzünden 12’sinde eski Çin yazısıyla birden altıya kadar rakamların olduğu ortaya çıktı. Bilim insanların açıklamalarına göre rakamlar her bir yüzde iki  kez yazılı ve zarın iki yüzü de boş bırakılmış.

          Araştırmacılara göre Çinlilerin oynadığı bu oyunun adı ‘Bo’ ya da ‘Liubo’. İsa’dan önce ilk milenyumun ortalarında icat edildiği düşünülen oyunun Han Hanedanlığı döneminde oldukça popüler olduğuna inanılıyor.

          Yaklaşık 1.500 yıldır oynanmayan bu oyunun kuralları ise arkeologlar tarafından henüz bilinmiyor.

          Araştırmacıların oyunu üstünde buldukları mezarın içinde mezar hırsızlarından birine ait olduğu düşünülen bir inan iskeleti bulunduğu da verilen bilgiler arasında.

          19.11.2015 Radikal

          by -
          3463

          Dünyada sualtında kalmış yüzlerce şehir halen merak konusu. Bu şehirler insanın tarih öncesi geçmişine dair birçok şeyi gün yüzüne çıkarıyor. Dünyanın her yerinde su altında kalmış yüzlerce şehir var. Bu şehirler insanın tarih öncesi geçmişine dair birçok şeyi gün yüzüne çıkarıyor. İşte bu şehirlerden bazıları:

          Santiago Tapınağı – Meksika
          18. yüzyılda Chiapas bölgesindeki veba salgını nedeniyle terk edilen Santiago Tapınağı normalde 30 metre suyun altındadır. 1966’da bir su rezervuarının inşası nedeniyle bölgeyi su kaplamıştı.

          Fakat kuraklık dönemlerinde tapınak hayalet gibi çıkar ortaya. Nottingham Üniversitesi’nden sualtı arkeologu Doçent Dr Jon Henderson dünyanın her tarafında su altında kalmış yüzlerce şehir olduğunu söylüyor. “Bu kalıntıların tarih öncesi insane dair neler anlattığını yeni yeni keşfediyoruz” diyor.

          Yonaguni Anıtı – Japonya
          Dünyanın en gizemli sualtı anıtlarından biri de Ryukyu takım adalarında bulunan Yonaguni Anıtı. 1980’lerde bir sualtı dalgıcı tek parça kayadan yapılma bu basamaklı ve sütunlu piramiti keşfetmiş, daha sonraki yıllarda bu anıtın etrafında başka kalıntılar da bulunmuştu.

          Bazıları bunun çeşitli söylencelere konu olan Pasifik medeniyeti Mu’ya ait olduğuna ve binlerce yıl önce büyük bir tsunamide suların derinliklerine gömüldüğüne inanıyor. Okinawa’da bazı sualtı kulüpleri bölgeye dalgıç gezileri düzenliyor.

          koy

          Göller Bölgesi’nde köy – İngiltere
          2014’te İngiltere’nin kuzeyindeki Cumbria bölgesi sakinleri Haweswater Rezervuarı’nda sular biraz çekildiğinde bazı köy evlerinin ortaya çıktığını gördü. Bölgenin en güzel köylerinden biri olan Mardale Green 1930’larda komşu büyük kent Manchester’a su sağlamak için rezervuar yapıldığında sulara gömülmüştü.

          pavlopetri

          Pavlopetri – Yunanistan
          Yunaninstan’ın güneyindeki Peloponez bölgesinde dünyanın en eski batık kenti yatıyor. 2000 yıl ayakta kalan kentin M.Ö. 1000 yıllarında sulara gömüldüğü tahmin ediliyor.

          BBC’nin bu kentle ilgili 2011’de yaptığı belgeselde dijital haritalama yöntemiyle kalıntıların eski hali kurgulandı. Belgeselde, 30 bin ila 5 bin yıl öncesinde deniz seviyesinin bugünkünden çok daha düşük olduğu, insanların dünyanın birçok yerinde deniz kıyısına kurdukları birçok yerleşim alanının sular altında kaldığı ifade ediliyor.

          Bu Bronz Çağ liman kentinin en önemli özelliği ise tasarımı. Su altında kalmış diğer yapılara kıyasla Pavlopetri düzenli yolları, avlu içindeki iki katlı evleri ve gelişkin su kanalları ile Pavlopetri insan yapımı olduğuna şüphe bırakmayacak kadar planlı.

          Norfolk Sea Henge – İngiltere
          Burası batık bir yerleşim alanından ziyade antik toplumların ölülerine ne tür anıtlar yaptığını gösteren ilginç bir örnek. İngiltere’deki ünlü Stonehenge anıtından dolayı bu isimle anılan ve Bir tür mezar anıtı olduğu sanılan ve başaşağı duran bir ağaç kütüğü ile etrafındaki kereste direklerden oluşan anıtın M.Ö. 2049’a kadar dayandığı sanılıyor. İngiltere’nin en hızlı erozyona uğrayan kıyılarında yer alan anıt 1990’larda su yüzüne çıkmıştı.

          sahiltapinagi

          Shore Temple (Sahil Tapınağı) – Hindistan
          Hindistan’ın ünlü Sahil Tapınağı 8. yüzyıldan bu yana Tamil Nadu eyaleti kıyılarında ayakta duruyor. UNESCO’nun 1984’te Dünya Kültür Mirası listesine aldığı bu tapınak 2004’teki tsunamiden de yıkılmadan çıktı.

          Fakat yerel efsaneye göre bir zamanlar buralarda altı tapınak daha varmış. Öyle güzellermiş ki kıskanç tanrılar sulara gömmüş onları. 2004’teki tsunamide bu efsane doğrulanmış sanki. Granit bir aslan heykeli çıkmış su yüzüne. Yapılan incelemeler sonucu, burada bir zamanlar büyük bir tapınak külliyesi bulunduğu ve başka bir tsunamide sular altında kaldığı sanılıyor.

          kleopakrasarayi

          Kleopatra’nın sarayı – Mısır
          1990’larda Fransız ve Mısırlılardan oluşan bir arkeoloji ekibi, ünlü Mısır kraliçesi Kleopatra’ya ait olduğu sanılan ve 1600 yıldır İskenderiye kıyılarından kaybolan bir saray keşfettiler. İskenderiye’nin eski fenerinin de batmasına yol açan deprem sonucu sulara gömüldüğü sanılan sarayda binlerce sfenks, heykel, para ve muska bulundu.

          Bu arkeolojik alanı ziyarete açarak dünyanın ilk su altı müzesinin oluşturulması planlanıyor. Bazı kalıntılar müzelere sevk edilirken su altında da keşif ziyaretleri düzenleniyor.

          fuksiangolu

          Fuksian Gölü – Çin
          Çin’in Yunnan Eyaleti’ndeki Fuksian Gölü’nün derinliklerinde bir hayalet şehir yattığına dair söylenceler çok eskilere dayanıyordu. Dalgasız günlerde bölge sakinleri göl yüzeyinde bazı kalıntılar gördüklerini söylüyordu. 2001’de sualtı arkeoloji ekibi gölün dibinde çeşitli bina kalıntılarına rastladı. 6,5 km karelik bir alana yayılan kalıntıların 2000 yıl kadar önce esrarlı bir şekilde sulara gömülen Dian Krallığı’na ait olduğu sanılıyor.

          Batık korsan kenti – Jamaika
          Yeni Dünya’nın en önemli ticari liman kentlerinden olan Port Royal, köle ve şeker ticareti nedeniyle zenginleşmişti. Ama aynı zamanda sefahat, ayyaşlık ve hovardalık da gelişmiş, kent “dünyanın en kötü kenti” olarak anılmaya başlamıştı. 1692’de yaşanan büyük deprem ve tsunaminin şehrin günahları yüzünden bir cezalandırma olduğuna inanılıyor. Bu yüzden 2000 kişi ölmüş, yarımadanın büyük bölümü sular altında kalmıştı.

          eidum

          Eidum – Almanya
          Almanya’nın kuzey batı sınırında Kuzey Frizya Adaları’nda bazı adacıklar Kuzey Denizi’ndeki gelgitler nedeniyle sürekli erozyona uğruyor. Bugün Alman ve Avrupalı turistleri çeken adacıklar eskiden çok daha büyüktü. Batı kıyılarının birkaç yüz metre açıklarında Eidum kenti kalıntıları yer alıyor. Burası 1436’da Kuzey Denizi’nde yaşanan bir fırtınada tamamen sulara gömülmüş. Eidumluların biraz daha yükseklere çıkarak kurduğu bugünkü Westerland turistlerin önemli bir uğrak yeri.

          16.11.2015 Deniz Haber Ajansı