Cuma, Haziran 23, 2017
Etiketler Posts tagged with "Çorum"

Çorum

by -
578

Çorum’daki Hititlerin başkenti olan Hattuşa’da, 3500 yıl öncesindeki yaşamın yeniden canlandırılacağı bir Hitit köyü kuruluyor.

corum-hattusada-3500-yillik-hitit-koyu-yeniden-canlaniyor-2

UNESCO Dünya Belleği Listesi’ne alınan Çorum’daki Hitit başkenti Hattuşa’da, dönemin koşullarının canlandırılacağı bir Hitit köyü kurulacak. İl Özel İdaresi ve Boğazkale Kaymakamlığı tarafından yürütülen, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansının (OKA) desteğiyle kurulacak Hitit köyünün yapımı için ihaleyi kazanan firma ile taraftar arasında sözleşme imzalanması amacıyla kaymakamlıkta tören düzenlendi.

Törende Kaymakam Turan Soğukoluk ve yüklenici firma yetkilisi, Hitit Köyü Projesi’ne ilişkin sözleşmeye imza attı.

corum-hattusada-3500-yillik-hitit-koyu-yeniden-canlaniyor

Kaymakam Soğukoluk, “Tarihi milli park” ilan edilen Boğazkale ilçesindeki Hititlerin başkenti Hattuşa’nın, eantik şehri çevreleyen 6 kilometrelik surları, anıtsal kapıları, 71 metre uzunluğundaki yeraltı geçidi, Büyükkale’deki sarayı, bugüne kadar açığa çıkarılan 31 tapınağı, kentin kuzeydoğusundaki Büyükkaya sırtlarında bulunan çok büyük boyuttaki buğday siloları ve Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı ile görülmeye değer mekanlar arasında yer aldığını anlattı.

Hattuşa’nın tanıtılması ve gelen turist sayısının artırılması amacıyla ilçeye Hitit köyü inşa edileceğini belirten Soğukoluk, 7 dönüm arazide kurulacak köy projesinin OKA tarafından desteklendiğini dile getirdi.

corum-hattusada-3500-yillik-hitit-koyu-yeniden-canlaniyor-1

Proje kapsamında 1 milyon liranın üzerinde yatırım gerçekleştirileceğini bildiren Soğukoluk, yatırımın büyük bölümünün OKA, diğer kısmının da İl Özel İdaresince finanse edileceğini, inşaat çalışmalarına kısa sürede başlayacaklarını söyledi.

Hitit Köyü Projesi ile Hititlerin 3 bin 500 yıl önceki günlük yaşantısının canlandırılacağını vurgulayan Soğukoluk, şunları kaydetti: “Amacımız ziyaretçilere 3 bin 500 yıl önce Hititlerin nasıl yaşadığını göstermek. O günün şartlarını canlandırmak ve turistlerimizi burada bir gece misafir etmek için Hitit mimarisi ile büyük bir Hitit köyü tasarlandı. Aynı Hititler dönemindeki gibi tabanı taş, üzeri kerpiçten olan, Aslanlı Kapı’dan girilen, avlusu bulunan, içinde birçok dükkanı barındıran, o günkü kral ve taht odası, hapishanesi, ekmek fırını, demir atölyesi bulunan bir yapı inşa edilecek.”

18.05.2017 Milliyet

by -
418

Çorum’un Alaca ilçesinde bulunan Roma dönemine ait Antik Örükaya Barajı gün yüzüne çıkıyor.

Örükaya köyünde bulunan Antik Örükaya Barajı’nın gün yüzüne çıkarılması için Çorum Valiliği ve Hitit Üniversitesi tarafından önümüzdeki günlerde bölgede kazı çalışması başlatılacak. Bölgedeki arkeolojik kazı çalışmaları Hitit Üniversitesi tarafından yürütülen ilk kazı olacak. Alacahöyük, Şapinuva ve Hattuşa destinasyonunda yeni bir ziyaret noktası olarak turizme kazandırılması hedeflenen antik barajın yanı sıra bölgedeki höyük alanında kazı yapılacak. Arkeopark konseptinde yürütülmesi planlanan çalışmalar kapsamında bölgedeki doğal güzellikler tarihle buluşturulacak.

Hitit Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yaşar Ersoy, Örükaya yerleşimi ve barajının arkeolojik kazılar neticesinde ortaya çıkarılmasının dönemin çevresel koşullarının aydınlatılmasında önemli bir katkı sağlayacağını söyledi.

Çalışmalarda Örükaya su bendinde uygulanmış olan inşa tekniğinin de inceleneceğini dile getiren Prof. Dr. Ersoy, “Anadolu ölçeğinde Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen herhangi bir baraj veya bendin araştırmasının yapılmamış olması, Örükaya’dan elde edilecek bilgiyi değerli kılacak ve hem literatür için hem de bölge arkeolojisi için önemli bir örnek sağlayacaktır. Gerçekleştirilecek olan dokümantasyon, kazı ve restorasyon çalışmaları neticesinde özellikle Hitit İmparatorluğu’nun sonlanmasının ardındaki süreçte arkeolojik ve kültürel dinamikleri maalesef o denli iyi tanınamayan bölgenin bir kültürel miras alanı belgelenerek kayıt altına alınacak, ülkemizin kültür ve tarih envanterine katılacaktır. Ayrıca Örükaya Baraj alanında yapılacak olan arkeolojik kazı ve temizlik çalışması ile beden duvarlarının onarımı ilimizin en önemli turizm alanlarından biri olan Alaca Höyük Örenyeri ve yakınındaki Gölpınar Hitit Barajı ile birlikte Örükaya Barajının yeni bir turizm destinasyonu olmasını sağlayacaktır” dedi.

13.03.2017 Milliyet

by -
608

Servis edilen haberdeki tarihlendirmede değişiklik yapılmıştır.

***

Hitit medeniyetinin önemli merkezlerinden, Türkiye’nin ilk milli kazı alanı unvanına sahip Alacahöyük’teki arkeolojik kazı çalışmalarında, yaklaşık 4 bin 300 yıllık gizli geçit bulundu.

alacahoyukte-4-bin-300-yillik-gizli-gecit-bulundu

Ankara Üniversitesince yürütülen Alacahöyük’teki kazı çalışmalarına başkanlık yapan Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu, AA muhabirine, Hititlerin dini başkenti olarak bilinen Alacahöyük’te, ilk kez 1907 yılında Osmanlı arkeoloğu Makridi Bey tarafından kazı çalışması gerçekleştirildiğini söyledi. Çınaroğlu, Alacahöyük’te 1935’te Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ve verdiği bir miktar parayla yeniden başlatılan kazıların yıllardır devam ettiğini belirtti.

Bu sezon kazı çalışmalarına yaklaşık 1 ay önce başladıklarını ifade eden Çınaroğlu, 8’i arkeolog 24 kişilik heyetle yürütülen çalışmayı eylül sonuna kadar sürdürmeyi planladıklarını dile getirdi. Kazılarda bu sezon 2014’te açığa çıkarılan bir mabette yoğunlaştıklarını anlatan Çınaroğlu, çalışmalarda mabede açılan gizli bir tünelin ortaya çıkarıldığını bildirdi.

Geçidin 23 metresine ulaşıldı
Hititlerin başkenti Hattuşaş’ta birden fazla gizli geçidin bulunduğuna dikkati çeken Çınaroğlu, şunları kaydetti: “Bulduğumuz bu yeni poternle, Alacahöyük’te de birden fazla poternin varlığı ortaya çıktı. Şu anda kazı çalışmalarımızı sürdürüyoruz ancak henüz sonuna ulaşamadık. Mabede açılan kapıdan başladık, surların sonuna doğru şehrin dışına çıkacak şekilde açmaya çalışıyoruz. Yaklaşık 4 bin 300 yıllık bir potern. Şu ana kadar 23 metre uzunluğa ulaştık. Uzunluğun daha da artacağını düşünüyoruz. Burada daha önce ortaya çıkarılan potern gibi uzun bir geçide benziyor. Hem kazı ve hem temizlik çalışmalarımız devam ediyor. Sonunda ne çıkacak göreceğiz. Potern, hiç şüphe yok ki şehrin kalesinin üzerine oturmuş ve içine doğru girmiş. Buradaki mabette önceki yıllarda çivi yazılı bir tablet bulmuştuk. Tablette, kral, rahiplere bir törende ne yapacaklarını sırasıyla anlatıyordu. Mabede açılan bu gizli tünelin de belki bir kutsal işlevi olabilir.”

“Heyecanlandıran bir buluş”
Gizli geçidi “heyecanlandıran bir buluş” olarak nitelendiren Çınaroğlu, “Bu sezon ağırlığımızı buraya verdik. Bu geçit, Hitit mimarlığı açısından büyük bir keşif” dedi.

Alacahöyük’te, İlk Tunç Çağı’nın çok güçlü bir iskanı bulunduğuna dikkati çeken Çınaroğlu, “Bu iskanın en güzel eserleri, sözde Hitit güneş kurslarının çıktığı, Hititlerden 350-400 yıl öncesine ait Hatti dönemidir. Buradan sonra o tabakada çalışmaya başlayacağız çünkü bu topraklarda İlk Tunç Çağı’nın aydınlatılması gereken birçok problemi var. İlk Tunç Çağı’nın üzerine Hitit şehri gelip yerleştiği için bugüne kadar çok kısıtlı alanlarda kazılar yapıldı. Biz bunu geliştirmeye ve daha bilimsel metotlarla o döneme ulaşmaya çalışacağız.” ifadelerini kullandı.

18.08.2016 Anadolu Ajansı

by -
5040

Anadolu coğrafyası, gerek jeopolitik konumu, gerekse sahip olduğu verimli topraklar sayesinde insanoğlunun her dönemde tercih ettiği bir yerleşim alanı oldu. İnsan, doğası gereği başlattığı inancı çeşitli şekillerde toplu tapınım alanlarında sürdürdü. İşte Anadolu’nun geçirdiği inanç kronolojisinin en önde gelen mabetleri:

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi

1.Göbekli Tepe
Şanlıurfa’da yer alan Göbekli Tepe’yi artık duymayan yoktur. Ününü T biçimli sütunlarıyla, dairesel planlı yontulmuş taşlarıyla kazanan Göbekli Tepe, bilinen dünyanın en eski toplu tapınma alanı. Tarihi günümüzden 12 bin yıl öncesine dayanıyor. İnsanların güncel yaşamlarını sürdürmek için çanak çömlek yapımı ya da tarımsal faaliyetlerinden daha fazlasını keşfetmeden önce, en büyüğünün 16 tondan fazla stilize insan biçimli taşlar inşa etmesi, inancın yaşamdaki önemine dikkat çekiyor. Göbekli Tepe, UNESCO tarafından 2011 yılında Dünya Mirası’na aday gösterildi.

2.Çatalhöyük
Konya’nın 52 km. güneydoğusunda, Çumra ilçesinin kuzeyinde yer alan Çatalhöyük, 9 bin yıllık tarihi ile Neolitik ve Kalkolitik Dönem’de Yakındoğu’ya ait en büyük köy olarak bilinir.  Müthiş buluntuları ve neolitik dönemi aydınlatması nedeniyle oldukça önemli bir yerleşim yeri olan Çatalhöyük, Anadolu’daki en eski ana tanrıça kült merkezi olarak kabul ediliyor. Ayrıca evlerin içinde boğa başları ve boynuzları gibi bazı kabartmalar bulunuyor. Çatalhöyük’te yaşayanların inanç kültürlerine ait bulguları içinde barındıran bu kutsal mekanların duvarlarında boğa başlarının yanı sıra, boğa figürleri, insan ve diğer hayvanlara ait duvar resimleri yer almakta. Çatalhöyük, 2012 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girdi.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-2

3.Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı
Çorum’un Boğazkale İlçesi’ne bağlı Hitit başkenti Hattuşa’ya 2 km mesafede yer alır. Hititlere ait Orta Anadolu’daki tapınakların en güzel örneklerindendir. Burada “Bin tanrılı” Hitit panteonunun belli tanrıları değil, çok sayıda tanrı ve tanrıça kabartması yer almaktadır.  M.Ö. 13. yy’a tarihlenir. A, B ve C olarak adlandırılan üç galeriden oluşur. Uzun koridorlardan oluşan bu galerilerde tanrılara sunumlar bırakmak için küçük nişler yer alır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-3

4.Athena Tapınağı (Assos Antik Kenti)
Çanakkale’nin, Ayvacık ilçesine bağlı Behramkale Köyü’nde bulunan ve Edremit Körfezi ile Midilli’ye hakim bir tepe üzerine kurulu Athena Tapınağı, M.Ö. 525 yılında inşa edildi. Tapınak baş tanrı Zeus’un çok sevdiği kızı sanat, strateji ve barış tanrıçası Athena’ya ithaf edilmiştir. Athena Assos’un koruyucu tanrısıdır. Anadolu’da bilinen ilk Arkaik Çağ Dor düzenli mimari örneğidir. Tapınağın kutsal odasında bulunan tanrıça heykeli 1800’lü yıllarda Amerikalılar tarafından yurt dışına götürülmüştür.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-4

5.Artemis Tapınağı (Efes Antik Kenti)
Tanrıça Artemis’e adanan tapınak, İzmir’in Selçuk İlçesi’ne bağlı, Efes Antik Kenti’nde yer almaktadır. M.Ö. 5. yy’da inşa edildiği sanılan ve Dünya’nın 7 harikası arasına girmiş Artemis Tapınağı’na ait bugün sadece yerini belirlemek adına konulmuş bir adet sütun parçası bulunmaktadır. Dönemin en ünlü heykeltıraşlarının çalıştığı yapıya ait parçalar British Museum’da sergilenmekte. Tapınağın kült heykeli Artemis ise Selçuk Müzesi’nde yer alıyor.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-5

6.Zeus Tapınağı (Aizanoi Antik Kenti)
Kütahya’nın Çavdarhisar İlçesi’nde yer alan Anadolu’nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı’dır. En parlak dönemini ikinci ve üçüncü yüzyılda yaşayan kent, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Tiyatroya bitişik stadyum, mozaikli hamamları ve gymnasium, köprüler, nekropol alanları ve borsa yapısı kentin en önemli öğelerini oluşturur. Kentin tapınağı, MS 2. yy’ın 2. çeyreğinde inşa edilmeye başlanmıştır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-6

7.Ayasofya
İstanbul’un sembollerinden olan Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.  Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından, 532-537 yılları arasında kubbe yüksekliği ile övünerek 3. kez inşa edilmiştir. 1453’te  İstanbul’un kuşatılması nedeniyle Aysaofya’da Kostantinapolis halkı topluca dua yapmıştır. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed, Ayasofya’ya dokunmayarak camiye çevirmiştir. 1 Şubat 1935 tarihinde Ayasofya müze olarak hizmete açıldı.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-8

8.Divriği Ulu Cami
Sivas’ın Divriği İlçesi’nde yer almaktadır. Cami, türbe, darüşşifadan oluşan yapılar topluluğudur. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilmiştir. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. 1228 yılında başlanıp 1243 tarihinde tamamlanan yapı kompleksinin Baş Mimarı Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’tır.  1985 yılında UNESCO Dünya miras listesine dahil edilmiştir. Üzerinde 25 farklı kubbe modeli bulunmaktadır. Kapılarında ve mimarisinde Anadolu Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örnekleri işlenmiştir.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-7

9.Sultanahmet Cami
İstanbul’da yerli ziyaretçisi kadar yurt dışında da ün yapmış Sultanahmet Cami, içindeki 20 bin kadar mavi, yeşil ve beyaz İznik çinileri ile “Mavi Cami-Blue Mosque” olarak da bilinir. Cami, medrese, Daru-l Kurra, Muvakkithane, Sıbyan Mektebi, Arasta, Hamam, İmaret, Darü’ş-şifa ve türbeden oluşan külliye içinde yer almaktadır. Ahmet’in Sedefkar Mehmet Ağa’ya 1609-1616 yılları arasında yaptırdığı cami, Türkiye’nin ilk altı minareli camisidir. Osmanlı Dönemi’nin en güzel, en ihtişamlı camilerindendir. 206 pencere ile cami içi aydınlatılmaktadır. Geniş kubbesinin yükü dört fil ayağı ile yere indirilmiştir.  1985 yılında İstanbul Tarihî Alanları adıyla UNESCO Dünya Mirasları listesine eklenen alanın bir parçasıdır.

by -
2567

Hititler tarafından yaklaşık 4 bin yıl önce inşa edildiği tahmin edilen ve Anadolu’nun en eski barajı olarak değerlendirilen Çorum’daki Hitit Barajı, Devlet ve Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı projeyle turizme kazandırılıyor.

Hitit medeniyetinin başkenti Hattuşa ile diğer önemli merkezlere ev sahipliği yapan Çorum’a yaklaşık 80 kilometre uzaklıktaki Alacahöyük’te 2002 yılında ortaya çıkarılan Hitit Barajı’nın turizme kazandırılması amacıyla DSİ Genel Müdürlüğü harekete geçti.

corumda-4-bin-yillik-hitit-baraji-turizme-kazandiriliyor

Türkiye’nin “ilk milli kazı alanı” unvanına sahip Alacahöyük’te Ankara Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen çalışmaları yürüten kazı heyetinin başkanı Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu’nun girişimleri sonucu DSİ Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan proje kapsamında, bölgede çeşitli yatırımlar yapılarak, düzenlemeler gerçekleştirilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünce de onaylanan projenin, ihaleyi kazanan yüklenici firma tarafından 2017 yılına kadar tamamlanması hedefleniyor.

DSİ 5. Bölge Müdürlüğünün koordinesi ve denetiminde yürütülen proje ile 15 milyon lira harcanarak kamulaştırması yapılan yaklaşık 28 hektarlık alanda Hitit Ormanı, Hitit yemeklerinin sunulacağı restoran, Alacahöyük Kazıları Araştırma Merkezi, 20 yataklı misafirhane, kütüphane, sergi ve konferans salonu, satış büfeleri, yürüyüş bantları, otopark, Hitit arabalarıyla yapılabilecek geziler için yollar, baraj ve kazı alanları için seyir terasları, doğal tarım alanları, laboratuvar, atölyeler ve çalışma ofisleri yapılacak. Hitit yapı tarzına yakın şekilde inşa edilecek tüm yapılarda güneş enerjisi sistemi kullanılacak.

corumda-4-bin-yillik-hitit-baraji-turizme-kazandiriliyor-2

Anadolu arkeolojisine ışık tutacak bir proje
Alacahöyük’teki kazılara 20 yıldır başkanlık yapan Prof. Dr. Çınaroğlu, Hitit Barajı’nın dünyada işleyen en eski baraj olduğunu söyledi. Söz konusu çalışmayı, “Anadolu arkeolojisine ışık tutacak proje” olarak nitelendiren Çınaroğlu, bundan sonra yapılacak benzeri çalışmalar için de projenin örnek oluşturacağını kaydetti. 

Projenin, Çorum ve Türkiye için çok büyük bir kazanç olacağına inandığını dile getiren Çınaroğlu, şunları kaydetti: “Alacahöyük, 4 bin 500 yıl önce eyalet bölge merkeziydi. Şimdi Alacahöyük o konuma getirilecek. Bu proje çok büyük gelir getirecektir. Orman ve Su İşleri BakanlığıMüsteşarı Lütfi Akça’ya Hitit Barajı’nın önemini anlattıktan sonra bu proje ortaya çıktı. Müsteşarımıza ve Sayın Bakanımız Veysel Eroğlu’na bilim dünyası adına teşekkür ediyorum.” Çınaroğlu, proje kapsamında gerçekleştirilecek yatırımların yanı sıra alan içerisine en çok bilinen Hitit eserlerinden 55’inin kopyasının konulacağını sözlerine ekledi.

Hitit Barajı ve çevresinin canlandırılıp cazibe merkezi haline dönüşmesi amacıyla hazırlanan projenin hayata geçirilmesiyle yıllık 35 bin dolayında turistin ziyaret ettiği Alacahöyük’e 100 bin kişinin gelmesi hedefleniyor.

01.01.2016 haberler.com

by -
1780

Çorum Eskiyapar Höyük Kazısı’nda elde edilen bulgulara göre, Anadolu’da bayatlamış ekmek kırıntılarından yapılıp tüketilen papara, arabaşı ve lokma ile Osmanlı döneminde askerler için hazırlanan peksimet benzeri yemek ve ekmeklerin, 3 bin 500 yıl önce Hitit döneminde de yapıldığı ortaya çıktı.

Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Çorum Eskiyapar Höyük Kazısı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Tunç Sipahi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Anadolu’nun zengin topraklarında ortaya çıkan ve gelişen uygarlıklar arasında önemli bir yere sahip olan Hititler’in, M.Ö. 1650-1200 yılları arasında Anadolu’da bir krallık kurduklarını belirterek, monarşik kraliyet yönetimleriyle Ege’den Kuzey Mezopotamya’ya kadar olan alanı kontrol altında tuttuklarını söyledi.

Hititler’de başından itibaren tek kralın hakim olduğu çeşitli yöneticileri ile kurumsal bir devlet yapısının görüldüğünü dile getiren Sipahi, Hitit devletinin, tarlalarını, bağlarını, bahçelerini ve ürünlerini yasalarla kontrol altında tuttuğunu vurguladı. Sipahi, Hititler’in önemli merkezlerinden yaklaşık 3 bin 500 yıllık geçmişe sahip Eskiyapar Höyüğü’nde yürütülen arkeolojik kazılarda “Hitit çağında beslenme”yle ilgili olabilecek, fırınların, ocakların, çanak çömlek tiplerinin yanında bazı tahıl ve tohum kalıntıları, hayvan kemiklerinin bulunduğunu anlatarak, şöyle konuştu: “Gıdalara ilişkin belli başlı ayrıntılara ulaşılan Hitit çivi yazılı belgelerinde, öncelikle ekmekle ilgili konular, ayrı bir yere sahiptir. Tüm verilerin ışığında 3500 yıl önce Anadolu’da toplumun yaşamı için gerekli olan gıdaların kutsallaştırılarak kontrol ve denetimlerinin sağlandığını anlıyoruz. Hitit yöneticilerinin sağlıklı, itaatkar ve güçlü bir toplum için beslenmenin önemini bildikleri ortaya çıkmaktadır. Bu verilerin bilimsel ayrıntıları, bizlere Anadolu’da idari ve dini alanlardaki köklü bir gıda kültürünün varlığını göstermektedir. Bir Hitit kralının 3500 yıl öncesinden günümüze ulaşan sözleri, ‘Ekmeği yesinler, suyu içsinler’ şeklindedir. Bugünün de temel iki gıdasını içeren cümlemiz Hitit krallarının en çok sevdiği ve sık kullandığı bir ifadedir.”

Günümüzde olduğu gibi o dönemde de ekmeğin, Anadolu’nun temel gıdası olarak dikkati çektiğini ifade eden Sipahi, “Hitit yazılı belgelerinde 150’den fazla ekmek tipinin ve türevinin varlığı bilinmektedir” dedi.

Sipahi, 3 bin 500 yıl önce de buğdaydan lapa gibi yemek çeşitlerinin yapıldığını, ekmeğe değişik bir tat vermesi amacıyla üstüne çörek otu veya kimyon eklendiğini belirterek, tapınaklardaki dini törenlerde tanrılara sunulan ekmeklerin kaliteli, güncel ekmeklerin ise daha düşük kaliteli buğdaydan yapıldığı bilgisine ulaşılmış olduğunu aktardı.

Arabaşı, lokma ve peksimet
Bugün Anadolu’da bayatlamış ekmek kırıntılarından yapılıp tüketilen “papara” yemeğinin karşılığının o dönemde de mevcut olduğuna işaret eden Sipahi, şunları kaydetti: “Anadolu’nun arabaşı ve lokma yemeklerinin karşılıklarının da 3500 yıl önce olduğunu görüyoruz. Bunların arasında en ilginci, Osmanlı döneminde olduğu gibi askerler için hazırlanan ve tüketilen ekmeğin karşılığı Hititçe’de karşımıza çıkıyor. ‘Askerlerin ekmeği olarak’ tanımlanan bu ekmek türü bugünkü ‘peksimet’le aynıdır. Ekmek, askerler için hem besin hem de anlam olarak önemlidir. Daha ilk Hitit kralının askerlerine verdiği ‘ekmeği yiyiniz, suyu içiniz’ öğüdü bu noktada ekmeğin bir başka önemini de ortaya koyuyor. Hitit kralı, sahip çıktığı ve beslediği askerlerine nimetin değerini bilmelerini ve kurumlarına sahip çıkmalarını öğütlemektedir. Bu güçlü ordunun neferleri Anadolu içinde ve dışındaki birçok askeri seferde başarılar kazanacaktır.”

Hititler’in başlıca gıdası ekmeğin, kutsal bir yere sahip olduğunu, Hitit tören tasvirlerinde ekmeğin baş üstünde tutulduğunu vurgulayan Sipahi, “Hitit kanunlarında yer alan ‘kıtlık yılı’ ibaresi de ayrıca dikkatimizi çekiyor. Bugün de belirli dönemlerde kuraklık artmakta, üretim sıkıntıya düşmektedir. Dolayısıyla günümüzde yoğun olarak başvurulan yağmur duası uygulamaları, geçmişte hava/gök tanrısına yapılan törenlerle anlamsal yakınlık gösterir” ifadesini kullandı.

01.12.2015 TRT Haber

by -
4076

Çorum’da gerçekleştirilen operasyonda, Hitit döneminde kral ile katip arasında yapılan yazışmalarda kullanılan ve dünyada iki adet olduğu belirtilen 3 bin 600 yıllık mühür, bir krem kutusunun içinde bulundu.

Alınan bilgiye göre, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 19 ZC 011 plakalı araçla H.A’nın Ankara’dan Çorum’a tarihi eser getireceği yönündeki bilgi üzerine çalışma başlattı.

Kent merkezi girişinde durdurulan araçta yapılan aramada, bir krem kutusunun içinde yarım ay şeklinde mühür, 2 adet sikke ile 10 santimetre uzunluğunda demir obje bulundu. Ele geçirilen mührün diğer örneğinin ise yine Çorum’dan Amerika’ya kaçırıldığı, buradaki bir müzede sergilendiği ifade edildi.

16.12.2015 Milliyet

by -
1267

Hititlerin başkenti Hattuşa ile Hitit medeniyetinin dini başkenti bilinen Alacahöyük’te bir asrı aşkın süredir devam eden kazı çalışmalarında 109’u “envanterlik” olmak üzere bin 671 eser gün yüzüne çıkarıldı.

Çorum’un Boğazkale ilçesindeki Hattuşa ören yeri ile Alaca ilçesi yakınlarında bulunan Alacahöyük’te arkeolojik kazı çalışmaları, 109 yıldır sürüyor. Türkiye’nin “ilk milli kazı alanı” unvanına sahip Alacahöyük’te Ankara Üniversitesince gerçekleştirilen çalışmalar hakkında AA muhabirine bilgi veren kazı heyeti başkanı Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu, bu yılki çalışmaların yaklaşık 100 gün sürdüğünü söyledi.

Alacahöyük’teki kazı çalışmalarına yaklaşık 20 yıldır başkanlık yaptığını ve her yıl yüzlerce eseri gün yüzüne çıkardıklarını ifade eden Çınaroğlu, bu yılki çalışmalarda da bin 82 eser bulunduğunu belirtti. Çınaroğlu, bu eserlerden 82’sinin bakım çalışmalarının ardından “envanterlik” olarak müzeye teslim edildiğini anlatan Çınaroğlu, bin eserin de “etütlük” olduğunu kaydetti. Alacahöyük’ün turizme açık ören yeri olduğunu, ayrıca Hitit medeniyetinin dini başkenti bilindiğine dikkati çeken Çınaroğlu, “Şu ana kadar Alacahöyük’ün sadece yüzde 13-14’ü kazıldı. Burada toprağı kazdıkça her türlü yapı ve eser karşımıza çıkıyor” dedi.

Kazı çalışmalarında gün ışığına çıkarılan en önemli eserlerin, Hitit Güneş Kursları ile kral ve prens mezarları olduğunu vurgulayan Çınaroğlu, halen özelliğini koruyan bu eserlerin başka bölgede bulunmadığına işaret etti. Çınaroğlu, Alacahöyük’te sadece son 19 yıldaki kazılarda 3 binden fazla “envanterlik” eser çıkarıldığını dile getirdi.

Hattuşa’da 589 eser gün yüzüne çıkarıldı
Hitit medeniyetinin başkenti Hattuşa’da Alman Arkeoloji Enstitüsü adına çalışma yürüten kazı heyeti başkanı Doç. Dr. Andreas Schachner de bu yılki çalışmaların yaklaşık 90 gün sürdüğünü söyledi. İşçilerin de bulunduğu 90 kişilik ekibin görev aldığı çalışmalarda 27’si envanterlik 589 eseri gün ışığına çıkardıkları bilgisini paylaşan Schachner, “envanterlik” eserlerin müzeye teslim edildiğini, “etütlük” eserlerin de incelendiğini vurguladı.

Hattuşa’da 1906 yılında İstanbul Arkeoloji Müzesi adına başlatılan kazı çalışmalarının 109 yıldır sürdürüldüğüne dikkati çeken Schachner, çalışmalara gelecek yıl temmuzda tekrar başlanacağını sözlerine ekledi.

07.12.2015 Radikal

by -
2194

Çorum’da ev için yapılan temel kazısı sırasında Roma dönemine ait yaklaşık bin 900 yıllık lahit bulundu. İçerisinden insan iskeleti parçaları, pişmiş toprak tabak parçası ile cam bir kaba ait parçalar bulunan lahit, uzmanlarca yapılan kurtarma kazısının ardından Çorum Müzesi’ne götürüldü

Merkeze bağlı Kazıklıkaya köyünün Köyiçi mevkisinde ruhsatlı ev yapmak amacıyla iş makinesi ile temel kazısı yaptıran Elvan Metin, kazı alanından lahit çıkınca durumu İl Jandarma Komutanlığı’na bildirdi. Jandarma ekipleriyle beraber köye giden Çorum Müzesi uzmanları lahidin bulunduğu alanda inceleme yaptı. Uzmanlarca gerçekleştirilen kurtarma kazısıyla lahit teknesi bulunduğu alandan çıkarılarak müze bahçesine götürüldü.

corumda-temel-kazisindan-bin-900-yillik-lahit-cikti
Valilikten yapılan yazılı açıklamada, müze bahçesinde koruma altına alınan 2 metre 30 santimetre uzunluğundaki lahidin, Roma dönemine ait yaklaşık bin 900 yıllık bir eser olduğu belirtildi. İçi tamamen toprak ve inşaat molozları ile dolmuş olan lahit içerisinden dağınık halde insan iskeleti parçaları, pişmiş toprak tabak parçası ile cam bir kaba ait parçalar bulunduğu belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Lahit teknesi 230×100 santimetre ölçülerindedir. Teknenin içi 75 santimetre derinliğinde oyulmuştur. Ağız kenarları kapağın rahatlıkla oturtulabilmesi için geçmeli olarak yontulmuştur. Alt ve üst kısmı profilli olarak şekillendirilmiştir. Profillerin üzeri dört bir tarafını çepeçevre dolanan sarmaşık motifleri ile bezenmiştir. Lahit teknesinin ön yüzünde üç adet sütun arasında iki ayrı girland içinde iki adet Gorgo (Medusa) başı işlenmiştir. Arka ve kısa yüzün birinde ortada yer alan süslemeli bir saksı içinden çıkarak tüm yüzeyi dolanan bir üzüm asması motifi kabartma olarak işlenmiştir. Bir kısa yüzünde ise girland ortasında tahra ve balta kabartması yapılmıştır. Kabartmaların bazılarının siyah ve kırmızı renkte boyalı olduğu tespit edilmiştir.”

corumda-temel-kazisindan-bin-900-yillik-lahit-cikti-2
Söz konusu lahidin bölgede nadir olarak bulunan bir eser olduğu vurgulanan açıklamada, “Lahit örneği, yerel malzeme ile belki de yine yerel taş ustaları ve sanatçıları tarafından yapılmış örneklerden biri olması açısından büyük önem arz etmektedir” ifadeleri kullanıldı.

07.12.2015 Hürriyet

by -
921

Çorum’un Bayat İlçesi Derekutuğun Köyü’nde yapılan kazılarda 5 bin yıl öncesine ait bakır ocağı ortaya çıkarıldı.

Bayat İlçesi Derekutuğun Köyü’ndeki kazı çalışmalarını 4 yıla aşkın süredir yürütenAlmanya Bochum Ruhr Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ünsal Yalçın, 5 bin yıllık bakır madeni üzerinden yola çıkarak o dönemin ticari ilişkilerini, ekonomik yönünü ortaya çıkarmaya çalıştıklarını söyledi. Çorum Müzesi aracılığıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan izin alarak, bölgede 4 yıl önce kazı çalışmalarına başladıklarını belirten Prof. Dr. Yalçın, bu yıl ise üç hafta önce kazı çalışmalarına start verdiklerini, Türkiye’den ve Almanya’dan gelen öğrencilerin de kazı ekibinde yer aldığını belirtti.

corumdaki-kazida-5-bin-yil-once-kullanilan-bakir-ocagi-bulundu

20’YE YAKIN GALERİ VAR
Ortaya çıkarılan maden ocağında 20’ye yakın galeri bulunduğunu belirten Prof. Dr. Yalçın şunları söyledi: “5 bin yıl önce insanlar, Kalkolitik dönemde galeriler açmışlar. Yeraltı işletmeciliğiyle bakır madenini kazanmışlar. Yeraltı galerilerini aydınlatmak içinde çıra kullanmışlar. Biz şuan maden içerisindeki galerilerde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tarihe ışık tutacak çok önemli bir yerdeyiz. Elimizde 5 bin yıllık maden ocağı var. Tarih tamamıyla doğrudur. Yani tarih kesin bilgidir. O dönemlerde insanlar galeriler açarak sabit bakır çıkarmışlar. Kazılar üç yıl daha sürecek. ‘Şu ana kadar burada en önemli bulgu nedir?’ diye soracak olursanız. Çok kaliteli bakırın oluşudur. Bu bakırın günümüzden 5 bin yıl önce çıkarılmış, işlenmiş o dönemin dünyasında pazarlanmış olması. Ama nerelere gitti, hangi oranda ne amaçla gitti, karşılığında buradaki madenciler ne alıyordu. İşte tüm bunların cevabını bakır üzerinden yola çıkarak anlamaya çalışacağız. Şu an 11 metre ilerledik. Burada madenciler gibi kazma kürekle çalışmıyoruz. Küçük kazı aletleriyle dikkatli bir kazı çalışması yaparak ilerlememizi sürdürüyoruz. 1- 2 hafta içinde detaylı sonuca ulaşacağız.”

28.08.2015 haberler.com