Perşembe, Temmuz 20, 2017
Etiketler Posts tagged with "Doğu Roma"

Doğu Roma

by -
422

Adıyaman’ın Besni ilçesinde bulunan M.S. 5. yüzyıla ait dört metre uzunluğunda mozaik tabanın üstünde yer alan yazı çözümlendi. Mozaikte “Bu en kutsal günlerde ve Aziz Marana huzurunda, kutsal bir kilise bu topraklarda yükseldi. Aziz Marana’nın gayretleriyle” yazıyor.

adiyamandaki-tarlada-bulunan-mozaikteki-yazit-cozumlendi-1

Geçtiğimiz günlerde Besni ilçesine bağlı Sugözü mahallesinde tarlasını süren çiftçi, 1500 yıllık dört metre uzunluğunda üzerinde yazı yer alan mozaik taban buldu. Mozaikte ne yazdığı merak konusu olmuştu.

Grek yazıtlar alanında uzman olan Atina Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sophia Aneziri, mozaikteki yazıyı çözümledi. Aneziri göre “Bu en kutsal günlerde ve Aziz Marana huzurunda, kutsal bir kilise bu topraklarda yükseldi. Aziz Marana’nın gayretleriyle” yazıyor. Prof. Dr. Aneziri, yazıda adı geçen Marana’yı, bölgenin yerli piskoposu olarak yorumladı ve yazıtın da Marana tarafından, burada kutsal bir mekânın olduğunu ortaya koymak amacıyla yazıldığını dile getirdi.

adiyamandaki-tarlada-bulunan-mozaikteki-yazit-cozumlendi

“Jüstinyen Dönemi”
Arkeolog Nezih Başgelen ise yazıtların 5. yüzyılda Doğu Roma (Bizans) İmparatoru Jüstinyen (M.S. 482-565) döneminden kaldığını söyledi. Başgelen, yazıtın dini bir mâni olabileceği yorumunu yaptı. Başgelen, “Yazıt bir kilisenin tavanı, tabanı ya da duvarında yer alıyor. Komagene Krallığı’nın bölgede hüküm sürmeye başlamasının ardından Adıyaman bölgesi önem kazanmış. Daha sonra bölge Romalılar tarafından işgal edilmiş. Art arda bulunan mozaikler, bunun kanıtı zaten. Son bulunan mozaik, Jüstinyen döneminde Maranas adlı bir kişi tarafından yazılmış.”

28.06.2017 Haber Türk Haber: Melis İnce

by -
242

Adıyaman’ın Besni ilçesine bağlı Sugözü mahallesinde tarlasını süren çiftçi, M.S. 5. yüzyıldan kalma dört metre uzunluğunda mozaik taban buldu.

adiyamanda-1500-yillik-mozaik-bulundu-1

Adıyaman’ın Besni ilçesindeki Sugözü Mahallesi’nde çiftçilik yapan Mehmet Dağ, tarlasını sürdüğü sırada üzerinde çeşitli figür ve yazının yer aldığı dört metre uzunluğunda mozaik buldu. Dağ’ın durumu bildirdiği jandarma ekipleri, tarlaya gelip inceleme yaparak Müze Müdürlüğü’ne bilgi verdi.

Müze Müdürlüğü’ne bağlı arkeologlar tarafından yapılan incelemede ilk belirlemelere göre, yapının Doğu Roma dönemine ait ve bin 500 yıllık olduğu belirlendi. Ekiplerin, detaylı çalışma yapacağı belirtildi. Bu arada mozaiğin tahrip olduğu ifade edildi.

adiyamanda-1500-yillik-mozaik-bulundu

Gölbaşı ilçesinde de mozaik bulundu
Ayrıca geçtiğimiz günlerde Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde tarlalarında çalışma yapan iki kardeş de, Roma dönemine ait 1600 yıllık mozaik bulmuştu.

23.06.2017 ntv.com.tr

by -
75

Samsun’nun İlkadım İlçesi’nde yol çalışmaları sırasında Bizans dönemine ait iki kiremit mezar bulundu.

samsundaki-yol-kazisinda-bizans-donemi-mezarlari-bulundu

İlkadım ilçesine bağlı Ataköy Mahallesi’nde sağanak yağış nedeniyle yol için kazı çalışmalarının yapıldığı bölgede bir göçük meydana geldi. İşçiler göçüğü kaldırdığı esnada ise kiremitten yapılmış mezar taşları ve kafatasıyla karşılaştı. Durumun jandarmaya bildirilmesi üzerine olay yerine gelen ekipler kazı alanında inceleme başlattı. Yapılan incelemelerin ardından Samsun Müze Müdürlüğü yetkililerine haber verildi.

Yapılan incelemeler sonucunda Samsun Valiliği’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Samsun’un İlkadım ilçesi Ataköy Mahallesi İlyas Kılıç Caddesi’nde 20 Haziran’da gerçekleşen alt yapı ve yol genişletme çalışmaları sırasında saat 18.00’de birkaç adet mezar ortaya çıktığı İlkadım Jandarma Komutanlığı tarafından Samsun Müze Müdürlüğüne telefon yoluyla bildirilmiştir. Söz konusu alana 21 Haziran 2017 tarihinde gidilerek gerekli incelemeler yapılmıştır. Yapılan incelemeler neticesinde, İlyas Kılıç Caddesi’ndeki genişletilen yolun kuzey kesitinde iki adet kiremit mezar kalıntısı ile toprağa hiç bir uygulama olmadan direkt gömülmüş bir adet mezar kalıntısının varlığı saptanmıştır. Bu nedenle kesitlerde fark edilen mezarlarda aynı gün kurtarma kazısı gerçekleştirilmiştir. Kesit üzerinde en doğuda bulunan mezardaki gömü, kayalık kısmın 0.20 santim derinliğinde düzleştirilen zemin üzerine yerleştirilmiştir. Gömünün üzerine ise sadece toprak serilerek kapatılmıştır. Basit toprak mezar olarak tabir edilen mezardaki gömüye ait sadece baş ile bel arasındaki iskelet kalıntılarına rastlanmıştır. Basit toprak mezarın 0.30 santim batısında ise üzeri kiremitle kapatılan diğer mezar bulunmaktadır. Bu mezardaki gömünün üzeri kiremitler birbirine çatılmak suretiyle kapatılmıştır”

samsundaki-yol-kazisinda-bizans-donemi-mezarlari-bulundu-1

“Ancak toprak kaymaları ve fiziki tahribatlar mezarın yapısını bozmuş yarıya yakın bir kısmının yok olmasına sebebiyet vermiştir. Bu durum mezarın üzerini örten kiremitlerin ve gömüye ait iskeletlerin kaymasına neden olmuştur. Geride kalan kısmında gerçekleşen kazı çalışmalarında mezarın üzerini örten kiremitlerin çevresinin orta boylu moloz taşlarla desteklendiği görülmüştür. Mezarı kapatan kiremitler kaldırıldıktan sonra ortaya çıkan gömüye ait iskeletlerin yatış yönünün saptanmayacak derecede karışmış olduğu görülmüştür. Kiremit mezarın 0.80 santim batısında bulunan birbirine çatık vaziyetteki kiremitler başka bir mezara işaret ettiği gerekçesiyle kazılmıştır. Kazı sonrası çeşitli tahribatların mezarın neredeyse tamamen yok olmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır. Bu mezar kalıntısında gömüye ait hiç bir bulguyla karşılaşılmamıştır. Bu kiremitlerin ise mezarın kuzeyini sınırlandıran son düzenleme olduğu anlaşılmıştır. Mezarlar zeminin yaklaşık 0.80, 1.10 metre derinliğinde ortaya çıkmıştır. Her üç mezar kalıntısında ölü hediyesi olarak kullanılmış buluntuyla karşılaşılmamıştır. Buluntuyla karşılaşılmamasına rağmen bu tipteki mezarları Doğu Roma Dönemi’nde kullanım gördüğü bilinmektedir

22.06.2017 İhlas Haber Ajansı

by -
239

Isparta’nın Yalvaç ilçesinde müze bahçesinde bulunan 6’ncı yüzyıldan kalma rahip heykeli çalındı.

ispartada-yalvac-muzesinin-bahcesinden-1500-yillik-heykel-calindi

Yalvaç Adliyesi ile Hükümet Konağı’nın ortasında bulunan, etrafı yaklaşık 1 metre istinat duvarı ve 2 metrelik demir korkuluklarla çevrili Müze Müdürlüğü bahçesinde bulunan ve tarihi eser kaçakçıları tarafından satılmaya çalışılırken 7 yıl önce ele geçirilen 6’ncı yüzyıldan kalma 70 santim boyundaki rahip heykeli, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce çalındı.

Bu sabah mesai için gelen müze görevlileri tarafından fark edilen hırsızlık olayı polise bildirildi. Olay yerine gelen polis ekipleri yaptıkları incelemede istinat duvarındaki demir korkulukların kesildiği ve tarihi eserin bu şekilde çıkarıldığını belirledi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı. Tarihi rahip heykeli 31 Aralık 2010 tarihinde Nevşehir’den Yalvaç’a tarihi eser satmaya geldiği belirlenen 4 kişinin Eğirler Köyü yakınlarında durdurulmasıyla ele geçirilmişti. Polis, hırsızlığı o dönem yakalanan şüphelilerin gerçekleştirmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

07.06.2017 CNN TURK

by -
88

Sinop’taki Balatlar Kilisesi kazısından çıkarılan iskeletler üzerinde yapılan antropolojik incelemeler sonucuna göre, antik dönemlerde yaşayanların şimdiki ortalama insan boyundan kısa oldukları düşünülüyor.

antik-donem-insanlari-sanildigi-gibi-uzun-boylu-degil

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzet Duyar, bir program kapsamında geldiği Bursa’da, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sinop’ta “Balatlar Kilisesi” olarak anılan bölgede, 2010’da başlayan arkeolojik kazının antropolojik çalışmaları kapsamında gün yüzüne çıkarılan mezarları ve bu mezarlardaki buluntuları, iskeletleri incelediklerini söyledi.

“Çok iri bir insan yapısı yok”
Anadolu’nun birçok yerinde 20-25 bin iskelet incelediğini belirten Duyar, şunları kaydetti: “Osmanlı, Selçuklu dönemi ve daha eski dönemlerden iskeletler inceledim. Şunu görüyoruz ki çok iri bir insan yapısı yok. Hatta Osmanlı, Roma insanları günümüzdeki insanlara göre daha kısa. Eskiden 3-5 metre boyunda, bir adım attığında kaç metre ilerleyen insanlar olduğu, bir söylentiden ibaret. Bu, belki de ataları yüceltme yönünde yapılan bir inanış. Biz incelediğimiz iskeletlerde böyle bir şey görmüyoruz. Şu ana kadar 2 metre, hatta 1,90 boyunda bir insan iskeletiyle bile hiç karşılaşmadım.”

“Kireçleme ve eklem bozulmaları azalmış”
Duyar, iskeletlerden yola çıkarak eklem hastalıklarını ve bu hastalıklardaki değişimi de gözlemlediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “İlk veriler, bölgede, aynı topluluğun yaşamını sürdürdüğünü gösteriyor. Zorlanmayla ortaya çıkan, aşırı yüklenme, yük taşıma, çok fazla hareket etme ve periyodik, zorlu işler yapma sonucunda dizlerde, kalçada, dirsekte ve omuzda oluşan değişimleri de gözlemledik. Burada yaptığımız incelemelerde, 5-6. yüzyıl erken Roma döneminden, 18-19. yüzyıl geç Osmanlı dönemine, aradaki bin 200 yılık zaman diliminde insanların artrit ve eklem bozulmalarının azaldığını gördük. Demek ki zaman içinde insana binen yük giderek azalmış. Biz, bunu ortaya koyduk. Artritin göstergesi olan kişinin daha fazla yük altında kalmasının giderek azaldığı gözleniyor. Erken Roma döneminde yaşayanlar, daha fazla yüklenme altında kalıyor. ‘Daha şanssızlar’ diyebiliriz. Geç Osmanlı 18-19. yüzyıl insanları ise daha rahat. Bu verileri günümüz hastane verileriyle karşılaştırarak, daha da ilginç sonuçlar da elde edebiliriz. Böylece bir bölgede aynı toplumun zaman içinde nasıl değişim geçirdiğini anlayabiliriz.”

05.06.2017 Anadolu Ajansı

by -
253

İstanbul Beylerbeyi’nde İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından yapılan altyapı çalışmaları sırasında, bin 500 yıllık olduğu tahmin edilen kiliseye ait kalıntılar gün yüzüne çıktı.

istanbulda-altyapi-kazisinda-bin-500-yillik-kilise-bulundu

Üsküdar Beylerbeyi’nde İSKİ’nin yaptığı atık su arıtma tesisine aktarma yapacak olan şaftın çalışması sırasında yapılan kazıda, tarihi eser parçaları gün yüzüne çıktı. Yaklaşık 6 ay önce yaşanan bu gelişme üzerine müze görevlileri aranarak durumdan haberdar edildi. Üzerindeki motifleri ile bin 500 yıllık geçmişe sahip olduğu tespit edilen sütun, arkeoloji müzesinin görevlilerine teslim edildi. Bahse konu kazının yapıldığı yerde ise tarihi bir kilisenin olduğu sanılıyor. İhlas Haber Ajansı (İHA) kazı alanına inerek bin 500 yıllık olduğu sanılan kiliseyi yakından görüntüledi. Görüntülerde kilisenin oda bölümleri ve duvarları net olarak görülebiliyor.Çevre esnafı ise kazı çalışmalarının tamamlanamamasından dolayı şikayetçi.

istanbulda-altyapi-kazisinda-bin-500-yillik-kilise-bulundu-1

Beylerbeyi’nde yaşayan Mehmet Doğan, “6 ay önce kazılar başladı. 2’inci ayda çöpe atılmış şekilde bir taş bulundu. Biz bu taşı yıkayıp temizledik. Daha sonra arkeologlar da gelip incelediğinde bin 500 yıllık bir taş olduğu ortaya çıktı. Bu taşın Ayasofya ile aynı yaşta olduğu söylendi. O günden bugüne kadar da bekliyoruz. İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni aradık bu konuda yardımcı olmaları için. Taş temizlendikten sonra ortaya çıktı değerli olduğu. 45 gün içerisinde bu alanın kapatılacağı söylendi. Ancak 45 günü geçti, herhangi bir çalışma yok” dedi.

26.04.2017 Hürriyet

by -
317

Çanakkale Kepez’de Roma veya Bizans dönemine ait olduğu sanılan liman ile çeşitli yapılara ait kalıntılar dalgaların kıyı şeridine vurması ile ortaya çıktı.

canakkalede-dalgalar-kiyi-seridindeki-tarihi-eserleri-gun-yuzune-cikardi

Kepez’in ‘Harmanyeri’ olarak bilinen piknik alanının denize bakan kıyısında dalgaların ve toprak erozyonun ortaya çıkarttığı taş blok yapı ve eski küpler, Kepez sakinleri arasında heyecan yarattı. Kepez beldesinin 6 bin yıllık bir geçmişinin olduğuna dikkat çeken yöre sakinlerinden Necmi Aslan, maskesiyle dalış yaptığı bir gün, taş iskelenin, sahilden denizin içlerine doğru devam ettiğini saptadığını anlattı, “Büyük İskender’in, Pers Kralı Serhas’ın, Sezar’ın ve daha başka tarihin pek çok büyük şahsiyetinin yolu, bu bölgeden geçmiş. Kalıntılara bakılırsa, burada antik bir liman da olmalı. Umarım yetkililer gerekli olan çevre düzenlemesi ve koruma çalışmalarını gerçekleştirirler. Aksi takdirde ne iskele, ne de küpler ortada kalmayacak” dedi.

canakkalede-dalgalar-kiyi-seridindeki-tarihi-eserleri-gun-yuzune-cikardi-1

Antik Liman Başlangıcı Olabilir
Aslan, “Sahil yerleşimi olduğundan, buraya ait bir iskele veya küçük liman olmaması ise imkansız gibi görünmekte.  Seramik küp parçalarını bulunduğu bölge, hali hazırda taş duvarlarla inşa edilmiş ve burasının bir işlik ya da depo olma ihtimali de oldukça yüksek.  Bu büyük boylu küplerin antik dönemde depolama amaçlı kullanıldığı biliniyor. Bu nedenle, bu bölgede hem zeytinyağı üretiminin oluşu, hem de deniz ile nakliye olanağı, bu liman ve iskele görünümünü de barındıran küçük yerleşimin, bu bölge için tipik bir yağ işletmesi ya da ticarethanesi olduğunu düşündürmekte” şeklinde konuştu.

17.03.2017 Aydınlık

by -
262

İstanbul’da Haydarpaşa-Pendik arasındaki banliyö hattı çalışmaları devam ederken, proje güzergâhında yeni Bizans kalıntıları bulundu. Ancak tarihi kalıntıların bir kısmının üzeri gelişigüzel naylon brandayla örtülürken, kazı alanında oluşan su birikintileri ve balçık dikkat çekiyor.

istanbulda-banliyo-hattinda-bulunan-bizans-kalintilari-naylonla-ortulmus

Haydarpaşa-Pendik arasındaki banliyö hattı çalışmaları devam ederken, proje güzergâhında yeni Bizans kalıntıları bulundu. İdealtepe Feyzullah mahallesindeki hatta bulunan tarihi kalıntıların geç dönem Bizans eserleri olduğu belirtilirken, bölgedeki kazılar İstanbul arkeoloji Müzesi denetiminde devam ediyor. Ancak tarihi kalıntıların bir kısmının üzeri gelişigüzel naylon brandayla örtülürken, kazı alanında oluşan su birikintileri ve balçık dikkat çekiyor. Arkeoloji Müzesi tarafından korunmaya alınan kalıntıların durumunu yorumlayan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serkan Sunay şunları söyledi: 

‘Arkeopark yapılmalı’
“Üzülerek söylemem gerekir ki kazı çalışması bilimsel kriterlere göre yapılmamış. Burada üstü naylon brandayla örtülü bölümün altında ne var merak ettim. Bu bölgenin Bizans devrinde tarihi yarımada ve önemli bir iskan merkezi olarak kullanıldığını biliyoruz. Küçükyalı çevresinde daha evvel yapılmış çalışmalar, bölgede Orta Bizans devri başında inşa edilen çeşitli yapıların olduğuna işaret ediyor. Bu alan bir arkeopark olarak değerlendirilmeli, mutlaka korumaya alınmalı.”

Mimarlık tarihçisi Prof. Dr. Afife Batur kalıntıların ciddi anlamada korunmaya alınması gerektiği belirterek şunları söyledi:

‘Güzergâh değişebilir’
“Avrupa’da bu tür eserler ortaya çıkarıldığında medya ve kurumlar sahip çıkıyor. Maalesef Türkiye’de yeterli duyarlılığa sahip değiliz. Alan arkeoloji parkı haline getirilebilir. Bilimsel çalışmalar sürdürülmeli. Arkeoloji Müzesi’nin duyarlılığından şüphem yok. Ancak eserlerin bir kısmının üzeri naylon branda ile örtülmüş. Bu tür koruma doğru değil. Biriken sular çekilmeli. Kalıntı alanının inşaat alanından ayrı olarak çevresine bant çekilmeli. Güzergâhın bu kısmı birkaç yüz metre farklı bir noktadan geçirilebilir. Kalıntılar tren yoluna kurban edilmesin.”

23.02.2017 Milliyet

by -
496

Bursa’daki İznik Gölü’nün dibinde bulunan Aziz Neophytos Bazilikası’nda yapılan araştırmalarda, yapının doğu tarafında M.Ö. 3. yüzyıla ait mezar odaları keşfedildi.

iznik-golundeki-bazilikada-sualti-arkeoloji-calismalari-basliyor

İznik gölünün 2 metre altında ki bazilika kalıntıları Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından havadan tesadüfen görüntülenip keşfedilmişti. Sahilden 20 metre açıkta ve gölün 2 metre derinliğinde görüntülenen kalıntıların Roma askerleri tarafından öldürülen ‘Aziz Neophytos’ adına yapılan bazilika olduğu belirlenmişti. Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin’in başkanlığında 2 yıldır yürütülen su altı çalışmalarında arkeologlar, yapının dışında o mimariye uymayan başka bir duvar kalıntısı ile karşılaştı. M.Ö. 3. yüzyıla ait olduğu sanılan duvarların, bazilikadan ayrı olduğu tespit edildi. Ortaya çıkan oda mezarların Türkiye’de başka bir benzeri bulunmuyor. Prof. Dr. Mustafa Şahin ve ekibi, ortaya çıkan kalıntıları araştırıyor.

iznik-golunde-bulunan-bazilikada-40-adet-bronz-sikke-bulundu-1

İznik Gölü’nün dibinde bulunan Aziz Neophytos Bazilikası, Amerika Arkeoloji Enstitüsü tarafından 2014’ün dünyada en önemli arkeolojik keşiflerinden biri seçilmişti.

13.02.2017 Akşam

by -
321

İstanbul’un Kadıköy ilçesindeki inşaat kazısı sırasında Erken Bizans Dönemi’ne ait sarnıç ile Fransız Mektebi’nin kalıntıları ortaya çıktı. Çıkan eserler koruma altına alındı.

kadikoydeki-insaat-kazisinda-bizans-donemine-ait-sarnic-bulundu

Son yıllarda hızla devam eden inşaat çalışmaları Kadıköy’de çok sayıda tarihi kalıntıların gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Bunun son örneği Fenerbahçe Zühtüpaşa Mahallesi’nde görüldü. Geçtiğimiz yıl bölgede başlayan inşaat çalışmaları sırasında tarihi kalıntılara rastlandı. İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu üyelerinin yaptığı incelemeler sonucunda kalıntıların tabanının ortaya çıkarılmasına ve kazı çalışmalarının yapılmasına karar verildi. Arkeoloji Müzesi’nin Fenerbahçe Zühtüpaşa Mahallesi 91 pafta, 279 ada ve 7 parsel ve 91 pafta, 279 ada 13 parsel nolu sayılı yerdeki başlattığı kazı çalışmaları tamamlandı.

Bizans dönemine ait sarnıç
Yapılan kazı çalışmaları sonrasında 19. yüzyıl sonralarından 20. Yüzyıl başlarına kadar işlev görmüş Fransız Mektebi’ne ait kalıntılar ile Erken Bizans Dönemi’ne ait bir sarnıcın kalıntıları ortaya çıkarıldı. Arkeoloji Müzesi’nin hazırladığı raporda sarnıç kalıntılarına dair şu bilgilere yer verildi “ Söz konusu duvar, dış yüzeyden tamamıyla taş örgü, iç yüzeyde beş sıra tuğla ve katkılı horasan harçla oluşturulmuştur. İç ve dış duvar oldukça düzgündür ve arası moloz taşlarla doldurulmuş olup sandık duvar tekniği kullanılarak inşa edilmiştir.”

“Yayın taramalarında bölgede St. Auguistin Kilisesi ile Fransız Mektebi arasında bir Justinianus Sarnıcı’ndan söz edilmektedir” ifadelerinin yer aldığı raporda, “Justininianus Dönemi’nde Fenerbahçe’de İmparatorun eşi Theodara için yaptırdığı yazlık saray düşünüldüğünde sarnıcın da 6. yüzyılda yapılmış olduğu ve sarnıcın Heraklios Devri’nde (610-641) doldurularak bu alanın sebze bahçesine dönüştürüldüğü de yayınlarda ifade edilmektedir” denildi.

Koruma altına alındı
İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 27.08.2015 tarihli kararı ile 91 pafta, 279 ada ve 7 nolu parseldeki alanda çıkan sarnıç ve mekân kalıntılarının 2863 Sayılı Yasa’nın 6. Maddesi kapsamında kültür varlığı olarak tescillenmesine karar verildi.  Bölge Kurulu’nun 01.12.2016 tarihli kararı ile ise 13 nolu parselde ortaya çıkan sarnıç kalıntılarının yine 2863 Sayılı Yasa’nın 6. Maddesi kapsamında tescil edilmesine ve 1. derece koruma grubuna dâhil edilmesine karar verildi.

06.01.2017 Evrensel