Salı, Mart 28, 2017
Etiketler Posts tagged with "Ephesus Antik Kenti"

Ephesus Antik Kenti

by -
348

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Artemis Tapınağı çevre düzenleme projesinin 2017 yatırım programında yer aldığını açıkladı.

artemis-tapinagi-icin-bakanlik-dugmeye-basti

Dünyanın 7 Harikası’ndan biri olan ve UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine Efes Antik Kenti ile birlikte giren Artemis Tapınağı’nın kaderine terk edilmiş bataklık halini ‘Artemis Battı’ haberiyle Hürriyet gündeme getirmişti. Her yıl binlerce turistin ziyaret ettiği tapınak için Kültür ve Turizm Bakanlığı düğmeye bastı.

Bakan Nabi Avcı bürokratlara talimat vererek tapınak alanının düzeltilmesini istedi. Çevre düzenlemesi ve gezi güzergâhı için nisan ayında ihale açılacak. Artemis bataklık ve tarla görünümünden kurtarılacak. Tapınakla ilgili halihazırda bir proje olduğunu ve bunu hızlandırdıklarını ifade eden Avcı şöyle konuştu: “Artemis’e yakışır bir projeyi hayata geçireceğiz. Buradaki eserlerin yurtdışına götürüldüğünü de gelen ziyaretçilere anlatmalıyız. Orada askeriyeye ait bir binayı almışız. Orayı da enformasyon binası olarak kullanabiliriz. Gelen ziyaretçiler burada bilgilendirilir. Mutlaka bir maketini yapmalıyız ve gelen ziyaretçilere aslının böyle olduğunu anlatmalıyız. Vakit kaybetmeden bu yanlışı düzelteceğiz.”

22.02.2017 Hürriyet

by -
442

Dünyanın 7 Harikası’ndan biri olan Efes Artemis Tapınağı bakımsızlık ve ilgisizlikten bataklığa döndü. Yakın tarihe kadar her yıl milyonlarca turistin gezdiği İzmir’in Selçuk ilçesindeki tapınak arazisinde yağmur suları kazı çukurlarını doldurdu. Güvenlik, sadece panodaki uyarılardan ibaret.

artemis-tapinagi-bakimsizlik-batakliga-dondu

İzmir’in Selçuk ilçesinde ‘Dünyanın 7 Harikası’ arasında yer alan ve UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde bulunan Artemis Tapınağı, bataklık içinde ve terk edilmiş vaziyette. Dünya harikasından çok bir çöplüğü andırıyor. Turizmin yoğun olduğu yıllarda Efes’i ziyarete gelen iki milyonu aşkın ziyaretçinin önemli bir kısmının gezdiği tapınak, bugün girişine konan paslanmış bir tanıtım panosu dışında bir turizm alanı görünümünde bile değil. Çevre düzenlemesi, gezi güzergahının olmadığı tapınak kaderine terk edilmiş boş bir tarlayı andırıyor. Yağmur suları kazı çukurlarını doldurmuş vaziyette. Güvenlik ise sadece panolardaki uyarılardan ibaret.

Efes Müzesi yetkilileri tarihi tapınak için bir süredir üzerinde çalıştıkları bir proje olduğunu ve bunun koruma kurulunca da onaylandığını belirtiyor. Mevcut durumun kendilerini de çok rahatsız ettiğini anlatan yetkililer Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni ile önce tapınak etrafının çevre düzenlemesinin yapılacağını, tabandan gelen suyu kontrol altına alacaklarını, gezi güzergahı oluşturulacağını, ziyaretçilerin bilgilendirilmesi amacıyla tapınağın maketinin görülebilir bir noktaya yerleştirileceğini söylüyor.

artemis-tapinagi-bakimsizlik-batakliga-dondu

 

2 Bin 500 Yıllık Tapınak
Tarihi tapınak Lydia Kralı Kroisos tarafından M.Ö. 560-550 yıllarında İon düzeninde yaptırıldı. M.Ö. 356’da Herostratus isimli bir delinin tapınağı yakması üzerine aynı büyüklükte ancak, 3 metre daha yüksek olarak yeniden inşa edildi. 55.10 x 115 metre boyutlarında, mermer heykelleriyle ünlü tapınak, Hellenistik dönem tapınaklarının en büyüğüydü. Tapınak, 262 yıllarında Gotlar tarafından yıkıldıktan sonra bir daha onarılmadı.

Kazılar 1869 yılında başladı
Efes’te ilk arkeolojik kazılara, British Museum adına J.T. Wood tarafından 1869 yılında başlandı. Tapınakla ilgili bulunan pek çok eser British Museum’a götürüldü. Avusturya Viyana Müzesi’nde de Artemis tapınağından götürülen çok sayıda eser bulunuyor. Efes Müzesi’nde ie iki büyük Artemis heykeli sergileniyor. Tapınak hem İngiliz hem de Avusturyalılarca yağmalanmış durumda. Tapınak’tan geriye mermer parçaları, sütun başları, tanbur gibi mimari parçalar kaldı. Tapınak alanında sadece bir sütun gelişi güzel üst üste dizilerek sergileniyor. Diğer mimari parçalar ise etrafa gelişi güzel atılmış vaziyette.

18.02.2017 Hürriyet Haber: Ömer Erbil

by -
429

Ege deyince çivit mavi boyalı evler, sokağa yayılmış masalar ve kendinizi sıcaktan bunalıp denize attığınız anlar gelir. Ege’ye doğru tatil yapmayı sevenler bilir. Hemen her yarım saatlik yolculukta bir antik kente rastlarsınız. Bu yıl bayram tatilinde kültürel gezi yapmayı ve tarihle baş başa kalmayı sevenler için işte öneriler:

dr-eberhard-zangger-gercek-troianin-truva-yerini-ariyor

1-Troia Antik Kenti
Şüphesiz Türkiye’nin en çok bilinen antik kentlerinden biridir, Troia. Unesco Dünya Kültür Mirası, hikayesi ünlü Troia mitolojisi ile başlayan kent, şüphesiz ününü Troia Savaşı ile kazanmış. Antik dünyada boğazlar ve çevresine hakim olması, düşmanlarının şehre olan ilgisini arttırmıştır. Alman gezgin Schliemann’ın Troia hazinelerini bulmak için çalışma başlattığı 33 katmanlı kent, 3. binden Roma Dönemi’ne kadar 19 farklı şehri barındırmıştır. Dünya’nın birçok müzesini Troia’dan kaçırılan hazineler süslemektedir. Ayvalık, Bozcaada, Gelibolu yönünde tatilini değerlendirmek isteyenler uğramadan geçmeyin. Gladyatörler, savaşçılar ve antik dönem canlandırmaları ile fotoğraf da çektirebilirsiniz.

anadoludaki-en-eski-meclis-binasi-assosta-kurulmus

2-Assos Antik Kenti
Hititlerde “yerleşim” anlamı olan Assa’dan gelen Assos, antik çağda bir liman kentiydi. Assos’taki Anadolu’nun en eski Dor düzenli tapınağı, tanrıça Athena’ya atfedilmiştir. Kentin 5 bin kişilik tiyatrosu, nekropolü (mezarlık alanları), agora, hamam ve sur kalıntıları gezilebilir.

ege-tatilinde-sizleri-bekleyen-10-antik-kent

3-Teos Antik Kenti
İzmir’in Seferihisar İlçesi Sığacık Mahallesi’nde yer alan Teos’un tarihi MÖ. 3. binlere dayanmaktadır. Ünlü mimar Hermogenes’in yapıtı Dionysos Tapınağı, 5 bin kişilik tiyatrosu, agora, surlar ve liman kalıntıları ziyaretçilerini beklemektedir Teos’ta. Osmanlı Dönemi’nde 1552 tarihli Sığacık Kalesi de görülmeye değer yapılardandır.

pergamondaki-en-buyuk-tumulus-attlos-2

4-Pergamon Antik Kenti
İzmir’e 110 km uzaklıkta yer alan Bergama İlçesi’nde yer alır. Birçok kültüre ev sahipliği yapan kent, Roma döneminde güzel sanatlarda ve tıp alanında öncü olmuştur. Kent Mısır’a taşınmadan önce 200 bin ciltlik bir kütüphaneye sahiptir. 13 bin kişilik Anadolu’nun en dik tiyatrosu,  M.S. 2. yüzyılda yaptırılan Kızıl Avlu-Serapis Tapınağı ve klasik dönem kentlerinin birçok öğesi görülebilir. M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilerek 19. yüzyılda Almanya’ya kaçırılan Zeus Sunağı ise artık yerinde değildir.

ege-tatilinde-sizleri-bekleyen-10-antik-kent-1

5-Klazomenai Antik Kenti
Zeytinyağcılık ve kil yatakları ile ünlü kent, ürettiği amphora (testi) ve hazır satılan kilden yapılan tabutlarıyla ünlüydü. M.Ö. 6. yüzyıldan kalma zeytinyağı ve demir işlik alanları, Arkaik dönem evleri, nekropoller (toplu mezarlık alanları) gezilebilir. İzmir Urla yönünde bulunanlar için Klazomenai, Urla İskele Mahallesi’nde yer alıyor.

efes-antik-kenti-unesco-kultur-mirasi-kalici-listesine-giriyor

6-Ephesos Antik Kenti
Zengin bir liman kenti olan Ephesos’un tarihi İon medeniyetinden öncesinde M.Ö.6 binlere  dayanır. Bugünkü Efes Antik Kenti’nde, M.Ö. 3. yüzyıl ile Doğu Roma dönemleri arasındaki kalıntılar görülebilir. Dünya’nın yedi harikasından biri olan Artemis tapınağına sahip kent, 19 bin kişilik tiyatrosu, Celsus Kütüphanesi, Küretler Caddesi, yamaç evleri ile ziyaretçilerini ağırlıyor. Ephesos’a gitmişken, Hristiyanlık’ın kutsal merkezi Meryem Ana evi ve St. Jean Bazilikası’nı da görmenizi tavsiye ederiz.

ege-tatilinde-sizleri-bekleyen-10-antik-kent-2

7-Priene Antik Kenti
Aydın’ın Söke İlçesi Güllübahçe mevkiinde yer almaktadır. Savunma amaçlı sarp bir dağın eteğine kurulmuş kentin tarihi M.Ö 7. yüzyıla gitmektedir. Eğer Priene’deyseniz Türkiye’nin en güzel manzaralarından birini izlemeye hoş geldiniz. Romalı mimar Vitrivius’un söz ettiği Athena Tapınağı, 5 bin kişilik tiyatrosu, konutları, Zeus ve Demeter tapınakları ve Doğu Roma Dönemi’ne ait kale ve piskoposluk  merkezi sizleri bekliyor.

ege-tatilinde-sizleri-bekleyen-10-antik-kent-3

8-Miletos Antik Kenti
Aydın’in Didim İlçesi’nde Balat köyü yakınında bulunan kent, limanı Büyük Menderes tarafından doldurulduğu için denizden yaklaşık 10 km içeridedir. Hitit Dönemi’nde Milavanda ismini taşıyan Milet, ızgara planı, Hipodamos yönteminin uygulandığı (geniş caddelerin dar sokakları kestiği) ilk kenttir. İonya’nın başkenti, antik çağın kültür merkezi konumundaki Miletos; birçok ünlü felsefeci, mimar, bilginin doğduğu yerleşimdir. Ticaret sayesinde Fenike ve Mısır kültürleriyle etkileşim halinde olmuştur. Athena Tapınağı, stadion, buleterion ve gymnasion gezinizde görülebilir yerler arasındadır. Şehrin çarşısı agoranın kapısı bugün Berlin Pergamon Museum’da sergienmektedir.

ege-tatilinde-sizleri-bekleyen-10-antik-kent-4

9-Didyma Antik Kenti
Aydın İli’nin Didim İlçesi’nde bulunmaktadır. İonia’nın en önemli iki şehrinden biri olan Miletlilerin (diğeri Efes) tanrı Apollon’a adadığı Didim, adını yunanca “ikiz kardeş” anlamına gelen “Didyma” kelimesinden almaktadır. Ephesos’ta Artemis Tapınağı, Didyma’da ise Artemis’in ikiz kardeşi Apollon’un tapınağı bulunmaktadır. Dini bir merkez halini alan Didyma, günlük yaşamdan çok dini ritüellerin yaşanabilmesi adına, kentlerden uzağa kurulmuştur. Kutsal yolun iki yanında da son 2 km boyunca erkek ve kadınların oturur pozda heykelleri bulunmaktadır. Limandan inenler bu yolu izleyerek tapınağa ulaşırlar. Bugün halen bitirilemeyen kısımları bulunan devasa yapı, süslemeleri ve ilginç bir mitolojik öyküsü bulunan Medusa görülmeye değer.

ege-tatilinde-sizleri-bekleyen-10-antik-kent-5

10-Halikarnassos Antik Kenti
Muğla’nın en gözde tatil beldesi olan Bodrum, Halikarnassos Antik Kenti kalıntılarını bünyesinde barındırmaktadır. Karia bölgesi sınırları içerisinde yer alan antik kent, savunulması kolay bir deniz ve ticaret şehri idi. Karia Satrabı Mausolos’un ölümünden sonra karısı Artemisia’nın tamamlattığı Dünya’nın yedi harikasından biri sayılan Halikarnassos Mausselion’u, ve tarihin hemen her döneminden izler taşıyan Bodrum Kalesi içerisinde yer alan Sualtı Arkeoloji Müzesi, siz tatilcileri bekliyor.

Fotoğraflar: Arşiv

by -
4892

Anadolu coğrafyası, gerek jeopolitik konumu, gerekse sahip olduğu verimli topraklar sayesinde insanoğlunun her dönemde tercih ettiği bir yerleşim alanı oldu. İnsan, doğası gereği başlattığı inancı çeşitli şekillerde toplu tapınım alanlarında sürdürdü. İşte Anadolu’nun geçirdiği inanç kronolojisinin en önde gelen mabetleri:

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi

1.Göbekli Tepe
Şanlıurfa’da yer alan Göbekli Tepe’yi artık duymayan yoktur. Ününü T biçimli sütunlarıyla, dairesel planlı yontulmuş taşlarıyla kazanan Göbekli Tepe, bilinen dünyanın en eski toplu tapınma alanı. Tarihi günümüzden 12 bin yıl öncesine dayanıyor. İnsanların güncel yaşamlarını sürdürmek için çanak çömlek yapımı ya da tarımsal faaliyetlerinden daha fazlasını keşfetmeden önce, en büyüğünün 16 tondan fazla stilize insan biçimli taşlar inşa etmesi, inancın yaşamdaki önemine dikkat çekiyor. Göbekli Tepe, UNESCO tarafından 2011 yılında Dünya Mirası’na aday gösterildi.

2.Çatalhöyük
Konya’nın 52 km. güneydoğusunda, Çumra ilçesinin kuzeyinde yer alan Çatalhöyük, 9 bin yıllık tarihi ile Neolitik ve Kalkolitik Dönem’de Yakındoğu’ya ait en büyük köy olarak bilinir.  Müthiş buluntuları ve neolitik dönemi aydınlatması nedeniyle oldukça önemli bir yerleşim yeri olan Çatalhöyük, Anadolu’daki en eski ana tanrıça kült merkezi olarak kabul ediliyor. Ayrıca evlerin içinde boğa başları ve boynuzları gibi bazı kabartmalar bulunuyor. Çatalhöyük’te yaşayanların inanç kültürlerine ait bulguları içinde barındıran bu kutsal mekanların duvarlarında boğa başlarının yanı sıra, boğa figürleri, insan ve diğer hayvanlara ait duvar resimleri yer almakta. Çatalhöyük, 2012 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girdi.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-2

3.Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı
Çorum’un Boğazkale İlçesi’ne bağlı Hitit başkenti Hattuşa’ya 2 km mesafede yer alır. Hititlere ait Orta Anadolu’daki tapınakların en güzel örneklerindendir. Burada “Bin tanrılı” Hitit panteonunun belli tanrıları değil, çok sayıda tanrı ve tanrıça kabartması yer almaktadır.  M.Ö. 13. yy’a tarihlenir. A, B ve C olarak adlandırılan üç galeriden oluşur. Uzun koridorlardan oluşan bu galerilerde tanrılara sunumlar bırakmak için küçük nişler yer alır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-3

4.Athena Tapınağı (Assos Antik Kenti)
Çanakkale’nin, Ayvacık ilçesine bağlı Behramkale Köyü’nde bulunan ve Edremit Körfezi ile Midilli’ye hakim bir tepe üzerine kurulu Athena Tapınağı, M.Ö. 525 yılında inşa edildi. Tapınak baş tanrı Zeus’un çok sevdiği kızı sanat, strateji ve barış tanrıçası Athena’ya ithaf edilmiştir. Athena Assos’un koruyucu tanrısıdır. Anadolu’da bilinen ilk Arkaik Çağ Dor düzenli mimari örneğidir. Tapınağın kutsal odasında bulunan tanrıça heykeli 1800’lü yıllarda Amerikalılar tarafından yurt dışına götürülmüştür.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-4

5.Artemis Tapınağı (Efes Antik Kenti)
Tanrıça Artemis’e adanan tapınak, İzmir’in Selçuk İlçesi’ne bağlı, Efes Antik Kenti’nde yer almaktadır. M.Ö. 5. yy’da inşa edildiği sanılan ve Dünya’nın 7 harikası arasına girmiş Artemis Tapınağı’na ait bugün sadece yerini belirlemek adına konulmuş bir adet sütun parçası bulunmaktadır. Dönemin en ünlü heykeltıraşlarının çalıştığı yapıya ait parçalar British Museum’da sergilenmekte. Tapınağın kült heykeli Artemis ise Selçuk Müzesi’nde yer alıyor.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-5

6.Zeus Tapınağı (Aizanoi Antik Kenti)
Kütahya’nın Çavdarhisar İlçesi’nde yer alan Anadolu’nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı’dır. En parlak dönemini ikinci ve üçüncü yüzyılda yaşayan kent, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Tiyatroya bitişik stadyum, mozaikli hamamları ve gymnasium, köprüler, nekropol alanları ve borsa yapısı kentin en önemli öğelerini oluşturur. Kentin tapınağı, MS 2. yy’ın 2. çeyreğinde inşa edilmeye başlanmıştır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-6

7.Ayasofya
İstanbul’un sembollerinden olan Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.  Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından, 532-537 yılları arasında kubbe yüksekliği ile övünerek 3. kez inşa edilmiştir. 1453’te  İstanbul’un kuşatılması nedeniyle Aysaofya’da Kostantinapolis halkı topluca dua yapmıştır. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed, Ayasofya’ya dokunmayarak camiye çevirmiştir. 1 Şubat 1935 tarihinde Ayasofya müze olarak hizmete açıldı.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-8

8.Divriği Ulu Cami
Sivas’ın Divriği İlçesi’nde yer almaktadır. Cami, türbe, darüşşifadan oluşan yapılar topluluğudur. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilmiştir. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. 1228 yılında başlanıp 1243 tarihinde tamamlanan yapı kompleksinin Baş Mimarı Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’tır.  1985 yılında UNESCO Dünya miras listesine dahil edilmiştir. Üzerinde 25 farklı kubbe modeli bulunmaktadır. Kapılarında ve mimarisinde Anadolu Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örnekleri işlenmiştir.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-7

9.Sultanahmet Cami
İstanbul’da yerli ziyaretçisi kadar yurt dışında da ün yapmış Sultanahmet Cami, içindeki 20 bin kadar mavi, yeşil ve beyaz İznik çinileri ile “Mavi Cami-Blue Mosque” olarak da bilinir. Cami, medrese, Daru-l Kurra, Muvakkithane, Sıbyan Mektebi, Arasta, Hamam, İmaret, Darü’ş-şifa ve türbeden oluşan külliye içinde yer almaktadır. Ahmet’in Sedefkar Mehmet Ağa’ya 1609-1616 yılları arasında yaptırdığı cami, Türkiye’nin ilk altı minareli camisidir. Osmanlı Dönemi’nin en güzel, en ihtişamlı camilerindendir. 206 pencere ile cami içi aydınlatılmaktadır. Geniş kubbesinin yükü dört fil ayağı ile yere indirilmiştir.  1985 yılında İstanbul Tarihî Alanları adıyla UNESCO Dünya Mirasları listesine eklenen alanın bir parçasıdır.

by -
734

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne giren Efes Antik Kenti’nin güneydoğusunda bulunan Çukuriçi Höyüğü’nde yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkan amulet figür (taşıyanı tehlikeli dış etkilerden, hastalıklardan koruyacağına inanılan, doğal ya da el yapımı nesne), Efes’in, 9 bin yıllık bir şehir olduğunu ortaya çıkardı. 

Siyah taştan yapılmış, ortasındaki delikten bir takı olarak kullanıldığı değerlendirilen 2,1 santimetrelik figürün, çeşitli kaynaklarda kuruluşu milattan önce 6 binli yıllara işaret edilen, en parlak dönemlerini Helenistik ve Roma dönemlerinde geçiren ve Roma’nın Asya eyaleti başkenti olan Efes Antik Kenti’nin tarihini bin yıl daha geriye götürdüğü belirtildi. 

Neolitik Dönem’e kaydedildi
Efes Müzesi’ndeki “Çağlar Boyu Efes” salonunda sergilenen figür hakkında bilgi veren müze müdürü Cengiz Topal, söz konusu figürün 2013 yılında Çukuriçi Höyüğü kazılarında bulunarak müzeye teslim edildiğini söyledi.

Topal, figür hakkında uzman ekiplerin tarihlendirme çalışması yaptığını anlatarak, şunları kaydetti: “Figür, kazı ekibinin değerlendirmelerine göre milattan önce 7 bin yıl öncesine, yani Neolitik Döneme tarihlendirildi. Figür, Neolitik Döneme tarihlendirilince Efes ve çevresindeki yerleşme tarihinin de milattan önce 7 binlere uzandı. Figürün üzerindeki detaylar, tamamen Neolitik Dönemin izlerini taşıyor. Figürdeki göğüs ve kalça gibi unsular abartılı, kazıma tekniği ile yapılmış, yüz detaylandırılmamış. Amulet şeklinde kullanıldığı için de boyun kısmında bir delik var.”

Efes’in tarihini değiştiren 9 bin yıllık takının, Anadolu’nun farklı yerlerindeki kazılarda ortaya çıkan örneklerle benzerlik taşıdığını anlatan Topal, “Benzer örneklerine Burdur’daki Hacılar Höyüğü ile İzmir Kemalpaşa’daki Ulucak Höyüğü’nde ve Yunanistan’da rastlandığına dair veriler var” dedi. 

“Batı Anadolu’nun yerleşim tarihini yeniden gözden geçirdik”
Topal, bulunan figürün Efes’in tarihini değiştirdiğini savunarak, söyle devam etti: “Efes’in tarihi daha önceki verilere göre ilk olarak milattan önce 4 bin 500’lere daha sonra 6 binli yıllara konumlandırıldı. Ancak Çukuriçi Höyüğü ve Arvalya Höyük gibi alanlardaki kazı ve araştırma çalışmalarından yola çıkarak bunun artık Neolitik Dönem yani 7 bininci yıllar olduğu rahatça söylenebilir. Efes’in tarihi 9 bin yıl öncesine dayandı diyebiliriz.

Bu figür, bölgedeki hatta bütün batı Anadolu’daki yerleşim tarihini yeniden gözden geçirmemize sağladı. İzmir ve çevresindeki son yıllarda yapılan kazı çalışmalarında bu bölgede yerleşim tarihlerinin çok daha eskilere yani en azından Neolitik Döneme, 7 binlere kadar gittiği, bunun da günümüzde 9 bin yıl öncesine kadar gittiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.” 

28.09.2015 Radikal

by -
1287

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne giren Efes Antik Kenti’nde son kazılar, önemli bir tarihi gerçeği ortaya çıkardı. Bilinen aksine kentin Türk akınlarıyla yıkılmadığı, Efesliler ve Türklerin uzun yıllar birlikte yaşadığı belirlendi.

Kuruluşu Cilali Taş Devri’ne kadar uzanan, en parlak dönemlerini Helenistik ve Roma dönemlerinde geçiren ve Roma’nın Asya eyaleti başkenti olan Efes Antik Kenti’nde Türklerin de yaşam sürdüğü ortaya çıktı.

Avusturya Arkeoloji Enstitüsü ve Efes Kazıları Başkanı Sabine Ladstaetter, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tarih kitaplarında Efes’te yaşamın 7’nci yüzyılda sona erdiğinin yazdığını ancak Meryem Kilisesi’nin güneyinde yaptıkları kazılarda buldukları bir konutun kentteki yaşamın 14. yüzyıla kadar devam ettiğini gösterdiğini söyledi.

efesliler-ve-turklerin-birlikte-yasadigi-ortaya-cikti

Ladstaetter, söz konusu konutun kazısının 2015 yılının en büyük kazısı olduğunu belirterek, “Meryem Kilisesi’nin güneyinde 3 yıl önce başladığımız kazılarda oldukça büyük bir ev bulduk. Yaklaşık bin 500 metrekare büyüklüğündeki bu gösterişli evde tabanları mermer ve mozaik döşemeli avlu, odalar bulundu ayrıca kazılarda şarap, zeytinyağı ve diğer ürünlerin üretiminde kullanıldığını tahmin ettiğimiz parçalarla karşılaştık” dedi. Bulunan bu yapının antik kentteki Yamaç Evler ile benzerlik taşıdığını aktaran Ladstaetter, “Evin içinde bulduğumuz mobilyaları göz önüne aldığımızda o dönem bu evde lüks bir yaşam sürüldüğünü, evin bu yönüyle Yamaç Evler’e oldukça benzeyen yanlarının olduğunu görüyoruz. Bu evde 3 binden fazla sikke, pek çok değerli metal eşya ve yüzlerce seramik vazo ile karşılaştık. Gerçekten zengin bir envanter oldu” diye konuştu.

Ladstaetter, bu yapıyı ilerleyen dönemde Efes ziyaretçilerine sunmak istediklerini dile getirerek, söz konusu evin Efes’te birçok turistin yakınından geçtiği seçkin bir noktada olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: “Önümüzdeki yıl kazıların bitmesinin ardından burayı ziyarete açacağız. Bu kazıdaki en önemli bilgi, Efes’te yaşamın 7’nci yüzyılda bitmemiş olması. Genellikle tarih kitaplarında Efes’te hayatın milattan sonra 7’nci yüzyılda bittiği, Müslümanların buraya gelmesiyle Efes’in terk edilip Ayasuluk Kalesi’ne yerleşildiği yazar ancak burada bulduğumuz evde Efes’te hayatın 14’üncü yüzyıla kadar sürdüğünü gördük. Şu an burası Efes’in en genç yapısı ve biz biliyoruz ki bugünün Selçuk’unda Efesliler ve Müslümanlar uzun bir süre yan yana aynı limanı kullanarak yüzyıllarca yaşadılar. Bu, çok önemli bir bilgi çünkü bundan önce Müslümanlar’ın buraya gelmesiyle her şeyin yerle bir edildiğini, Efes’in terk edildiğini ve Ayasuluk’a yerleşildiğini düşünüyorduk. Bunun doğru olmadığı ortaya çıktı.”

Efes’in son yılları
Pek çok tarihçiye göre milattan sonra 2’nci yüzyılda en parlak dönemini yaşayan ve bundan sonraki dönemde çalkantılı dönemler geçiren Efes kenti, kentin dünyaya açılan kapısı olan limanın ağzının Küçük Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlarla dolması sonucu önemini yitirdi.

Roma İmparatorluğu’ndan 6. yüzyılda gelen kararnamelerle limanın önü pek çok kez temizlenmeye çalışılsa da liman yolunun bataklığa dönmesi sonucu kentte sıtma hastalığı baş gösterdi. Sıtma hastalığının üzerine milattan sonra 600’lü yıllardaki depremler ve Sasani akınlarından sonra Efes’te yaşam sona erdi. Kent merkezi Ayasuluk tepesine taşındı.

Son bulgular Efes’te yaşamın Aydınoğulları Beyliği’nin 1304 yılında bölgeye gelişinden sonra da devam ettiğini ortaya koydu.

31.07.2015 Radikal

by -
1418

İzmir’de Yarımada Kalkınma Strateji Planı’nın önemli adımlardan biri olan tematik yolun rota belirleme çalışmaları tamamlandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sivil toplum kuruluşlarıyla yürüttüğü proje kapsamında, yön tabelaları ve bilgi panoları yerleştirilmeye başladı.

Büyükşehir Belediyesi, yarımadanın tanıtımı için hayata geçirdiği projelerden biri olan, altı tane İyon antik kentini birbirine bağlayacak yol için çalışmalarını sürdürüyor. Tali güzergahlarla birlikte 700 kilometreye ulaşan “İyon Yolu” için ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen rota belirleme çalışmalarının ardından sıra saha çalışmalarına geldi. Oluşturulan el kitabı ve haritanın ardından ekipler, bölgeye gidecek turistler için uluslararası standartta bilgi ve yön tabelaları ile rota üzerinde yön işaretlemelerine başladı. İlk etapta 51 kilometrelik Germiyan-Barbaros-Urla-İçmeler-Özbek-İskele, 18 kilometrelik Germiyan-Ildır-Gerence Körfezi ve 17 kilometrelik Barbaros-Balıkova rotalarında, 41 noktaya toplam 93 yön tabelası ve 6 bilgi panosu yerleştirildi. Diğer güzergahlarda devam eden işaretleme çalışmalarının yanısıra rotayı kullanmak isteyenlere internetten bilgilendirme sunacak mobil rehber uygulaması için de çalışmaların devam ettiği bildirildi.

TARİH KOKAN YOL

Büyükşehir Belediyesi, şehrin güneybatı aksında kurulmuş antik İyon kentleri Ephesos, Kolophon, Lebedos, Teos, Klazomenai ve Erythrai’yi birbirine bağlayarak Karaburun Yarımadası’nı saracak tematik yol için yürüyüş, bisiklet, tarih, bağ, zeytin ve deniz olmak üzere altı çeşit rota oluşturmuştu. Yarımada tarih yolunun bisiklet rotası ile Eurovelo Avrupa Bisikletli Turizm, bağ rotası ile Wine Cities, zeytin rotası ile Gurme Şehirler ağları ile Delice ve Slow Food’a dahil olması öngörülüyor. Belediye, düzenlenecek ultra maratonlar, macera, oryantiring, bisiklet, su sporları yarışları ve bölgeye özgü tematik şenlik ve festivallerle 450 kilometrelik rotaya ulusal ve uluslararası nitelik kazandırmayı hedefliyor. Selçuk ilçesindeki Efes antik kentinden başlayarak Çeşme ilçesi Ildır- Erythrai’ye, oradan Mimas hattı ile Karaburun’a ulaşacak ara güzergahların eklenmesiyle 700 kilometreyi bulan tematik yol sayesinde bölgenin tarihi, doğal ve sosyokültürel değerleri tanıtılacak ve yerinde görülmeleri sağlanacak. Yarımada tarihi yolunda dünyada alternatif turizm odaklı çalışmalar arasında olan doğa sporları temeline dayanması sebebiyle bölgede yeni bir turizm profili oluşmasına da olanak verecek. Doğa sporcuları, izcilik kulüpleri, bisiklet kulüpleri, su sporları, zeytin ve bağ üretim alanlarına ilgi duyanların çekim merkezi olacak proje, kamp ve rekreasyon alanlarıyla da İzmirlilere günübirlik doğaya kaçış imkanı sunacak.

Çeşme, Kuşadası, Efes merkezli tarih ve deniz turizmi için bölgeye gelen turistlerin, en az bir veya iki günlük turlarla yarımada tarih yoluna gelmesi sağlanarak, kırsal kesimin kalkınması için önemli bir adım atılacak. Rotanın geçtiği köylerde kamp alanları, pansiyonculuk ve günübirlik hizmetler için küçük aile işletmelerinin kurulması desteklenerek, köylüye yeni iş alanı ve ek gelir sağlanması hedefleniyor. Köylerde üretici pazarı, köy pazarı veya yeryüzü pazarı niteliğinde pazarlar kurularak ve şenlikler düzenlenerek, müşterinin üreticinin ayağına götürülmesi de hedefler arasında yer alıyor.

20.07.2015 Zaman

by -
784

Selçuk Efes Antik Kenti’nin UNESCO’nun tarafından Dünya mirası listesine alınmasının yankıları sürerken ilçede Bakanlar Kurulu kararı ile Ayasuluk Tepesi ve St. Jean Kilisesi’nde kazı yapan Yrd. Doç Dr. Mustafa Büyükkolancı isyan etti. Büyükkolancı, “Selçuk- Efes’e verdiğim 40 yıllık helal etmiyorum” dedi. Büyükkolancı çalışmalarının yok sayıldığını vurguladı.

Türkiye’nin bu dönem en büyük turizm-kültür ve tanıtım atılımları arasında gösterilen Selçuk’taki Efes Antik Kenti’nin UNESCO tarafından dünya kültür mirası listesine alınması nedeniyle yaşanan sevinç sürüyor. Bakanlar Kurulu kararı ile Selçuk’ta iki farklı bölgede kazı yapılırken Efes’teki kazıları Avusturyalılar, Efes Antik Kenti dışında kalan tarihi mekanlardaki kazıları ise Türk heyeti yapıyor. Selçuk’ta Efes dışında listeye Meryamana ve Ayasuluk Kilisesi ile İsabey Camii’nin olduğu bölgeler de dahil edilmişti. UNESCO’nun kararının ardından Selçuk’ta kriz çıktı.

buyukkolancidan-unesco-isyani-hakkimi-helal-etmiyorum-1

Tanıtımlarda ve teşekkür metinlerinde Türk heyetinin kenara itilip Avusturya Arkeoloji Enstitüsü Efes Kazıları Başkan Doç. Dr. Sabine Ladsteatter’in ön plana çıkartılması tartışmalara neden oldu.

Yıllardır, bölgede Türk heyetinin kazı başkanlığını yapan Ayasuluk Tepesi ve St.Jean Anıtı Kazı Başkanı, Pamukkale Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Büyükkolancı isyan etti. Büyükkolancı, “Selçuk- Efes’e verdiğim 40 yıllık helal etmiyorum. Ortada 40 yıllık bir emek var. Bunu görmezden geldiler. Türk heyetinde en az 18 kişi yıllardır kazı yapıyor. Bizim reklama ihtiyacımız yok. Ama ne yazık ki UNESCO kararından sonra bizi yok saydılar. Törene davet bile edilmedik. Heyetlerde, danışma kurullarında aktif görev almamıza rağmen kenara itildik” dedi.

Avusturya severler
Bakanlar Kurulu’nun iki yerde yetki verdiğini ifade eden Büyükkolancı Avusturyalıların göklere çıkartılmasına anlam veremediğini söyledi. Büyükkolancı, “Bir yanda sürekli teşekkür edilen bir yapı diğer yanda da yok sayılan bir yapı oluştu. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Dile kolay tam 40 yıldır biz burada çalışıyoruz. Buralara ömrümüzü adadık. Bu memleketin evladı ve yetişmiş bilim insanı olarak yıllarımı buraya verdim” diye konuştu.

11.07.2015 Cumhuriyet

by -
1140

Diyarbakır Surları, Hevsel Bahçeleri ve Efes Antik Kenti’nin “Dünya Miras” listesine alınması kararıyla Türkiye’nin listedeki kültür varlığı sayısı 15’e çıktı.

Türkiye’nin, BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) “Dünya Miras” listesindeki kültür varlığı sayısı, Diyarbakır Surları, Hevsel Bahçeleri ve Efes Antik Kenti’nin eklenmesiyle 15’e yükseldi.

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Almanya’nın Bonn kentinde düzenlenen Dünya Miras Komitesi 39. Dönem Toplantısı’nda Cumartesi günü Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri, Pazar günü de Efes Antik Kenti listeye alındı. Böylece Türkiye’nin listedeki kültür varlığı sayısı 15’e çıktı.

Türkiye’nin listedeki diğer kültür varlıkları
Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılması ortaya çıkan Kapadokya ve Göreme Milli Parkı 1985’te listeye girdi. Hristiyanlığın önemli merkezlerinden biri olan Kapadokya, her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.

Aynı yıl listeye girmeye hak kazanan Sivas’taki Divriği Ulu Cami’deki güneşin konumuna göre ortaya çıkan “namaz kılan insan” siluetleri ile diğer gölgeler, ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor.

Roma, Bizans ve Osmanlı gibi büyük imparatorluklara başkentlik yapan İstanbul’daki tarihi mekanlar ise 1985’te Dünya Miras listesine dahil edildi.

Bugünkü Çorum’un Sungurlu ilçesinin güneydoğusunda yer alan Hitit Devleti’nin başkenti Hattutaş ise listeye 1986’da alındı. Kent, sanat ve mimarlık alanında gelişmiş bir bölge olarak biliniyor. 

Dünyanın 8 harikasından biri olan ve Adıyaman sınırlarında bulunan Nemrut Dağı ise 1987’de listeye girmeye hak kazandı.

Safranbolu’dan Truva’ya

Pamukkale ve Hierapolis Milli Parkı ve Antik Çağ’da Likya’nın en büyük idari merkezi olan Fethiye’nin Kınık köyü yakınlarındaki Xanthos ile dini merkez konumundaki Letoon 1988 yılında UNESCO Dünya Miras listesine alındı.

Geleneksel kent dokusu, ahşap yığma evleri ve anıtsal yapılarıyla bütünü sit ilan edilmiş ender kentlerden biri olarak Safranbolu ise 1994’te listeye girdi.

Dünyadaki en ünlü antik kentlerden biri olan Truva ise 1998’de Dünya Mirasları listesine girmeyi başardı.

İstanbul’un fethinden önce Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan Edirne’nin en önemli anıtsal eseri olan ve şehrin siluetini taçlandıran Selimiye Cami ve Külliyesi, UNESCO Dünya Miras Komitesi’nce 2011’de listeye eklendi.

İnsanlığın gelişiminde önemli bir evre olan yerleşik toplumsal hayata geçişle birlikte, tarımın başlangıcı ve avcılık gibi önemli sosyal değişim ve gelişmelere tanıklık eden Konya sınırlarındaki Çatalhöyük Neolitik Kenti de aynı listeye 2012’de alındı.

Listeye son eklenen Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri ile Efes

Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı Dönemlerine ait katmanları içerisinde barındıran Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı geçen yıl listeye alındı.

Erken dönem Osmanlı kentine istisnai bir örnek olan ve kentleşme modeli, daha sonra kurulan Osmanlı-Türk kentlerine örnek teşkil eden “Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu” Dünya Miras alanı da 2014’te listeye girdi.

Diyarbakır’ın simgesi olan, üzerindeki yazıtlar, kitabeler ve kabartma figürlerle tanıklık ettiği tarihin izlerini yansıtan, yaklaşık 5 bin 700 metre uzunluğunda, 12 metre yüksekliğinde, 4 metre genişliğindeki surları ile özgün işlevini binlerce yıldır koruyan Hevsel Bahçeleri de Cumartesi günü, kuruluşu Neolitik Çağ’a (Cilalı Taş Devri) kadar uzanan İzmir’in Selçuk ilçesi sınırlarındaki Efes Antik Kent’i ise dün Dünya Miras listesine alındı.

Dünya Mirası listesi nasıl belirleniyor

Dünya Mirasları, UNESCO tarafından belirlenen kültürel ve doğal varlıklardan oluşuyor. UNESCO’nun 1972’de Genel Konferansı’nda hazırlanan 38 maddelik Dünya Doğal ve Kültürel Mirası Koruma Antlaşması’nı imzalayan 175’ten fazla ülkenin korumayı garanti ettikleri anıt ve sit arasından Dünya Mirası kıstaslarına uygun görülenler listede olmaya hak kazanıyor.

Antlaşmayı imzalayan ülkeler tarafından seçilen 21 ülke temsilcisinden oluşan Dünya Miras Komitesi, aday gösterilen değerler arasından seçim yapıyor ve listeyi belirliyor.

UNESCO Dünya Kültür Mirası Kalıcı Listesi’nde yer alan tarihi yerler;

*Efes Antik Kenti (İzmir)
*Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçesi
*İstanbul’un Tarihi Alanları
*Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas)
*Hattuşaş (Boğazköy)
*Nemrut Dağı (Adıyaman)
*Xanthos-Letoon (Antalya)
*Safranbolu (Karabük)
*Troia Antik Kenti (Çanakkale)
*Selimiye Camii ve Külliyesi (Edirne)
*Çatalhöyük (Konya)
*Bergama (İzmir)
*Cumalıkızık (Bursa)
*Pamukkale (Denizli)
*Kapadokya (Nevşehir)

06.07.2015 Anadolu Ajansı

by -
1302

Almanya’nın Bonn kentinde devam eden 39. Dünya Mirası Komitesi Toplantısı’nın bugünkü oturumunda Efes Antik Kenti’nin “UNESCO Dünya Miras Listesi”ne alınması oylanacak.

UNESCO Dünya Mirası Komitesince “Dünya Miras Listesi”ne kaydedilmesi bugün oylanacak Efes Antik Kenti, insanlık tarihinin birçok döneminden eserleri bünyesinde barındırıyor.

Almanya’nın Bonn kentinde düzenlenen ve dün Türkiye’den “Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçelerinin UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmesi”nin kararlaştırıldığı 39. Dünya Mirası Komitesi Toplantısı’nın bugünkü oturumunda, Efes Antik Kenti için oylama yapılacak. 

Dünya Miras Geçici Listesi’nde 1994 yılından beri bekleyen, bugünkü oylamada 21 yıllık hasrete son verilerek Dünya Miras Listesi’ne girmesi beklenen Efes Antik Kenti için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yanı sıra Selçuk ilçesinden giden ekip de temaslarını sürdürüyor. 

İzmir’in Selçuk ilçesi sınırlarındaki antik kentin ilk kuruluşu Neolitik Çağ’a (Cilalı Taş Devri) kadar uzanıyor.

Efes’teki ilk arkeolojik kazılar, British Museum adına J.T. Wood tarafından 1869 yılında başladı. Bölgedeki ilk kazılara 1895’te başlayan Avusturyalılar, günümüzde de çalışmalarını sürdürüyor. 

Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nün 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında kesintiye uğrayan çalışmaları 1954 yılından sonra aralıksız devam etti. Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nün yanı sıra 1954 yılından itibaren Efes Müzesi de Kültür Bakanlığı adına kazı, restorasyon ve düzenleme çalışmalarına devam ediyor.

Son yıllarda yapılan araştırmalar ve kazılarda Efes çevresindeki höyükler ve kalenin bulunduğu Ayasuluk Tepesi’nde Tunç çağları ve Hititler’e ait yerleşimler saptandı. Kentin Hititler Dönemi’ndeki adının ise “Apasas” olduğu biliniyor. 

Liman kenti Efes, milattan önce 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşındı. Bugün gezilen Efes ise Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından milattan önce 300 yıllarında kuruldu. Hellenistik ve Roma çağlarında en görkemli dönemlerini yaşayan Efes, Asya eyaletinin başkenti ve en büyük liman kenti olarak 200 bin kişilik nüfusa sahipti.

Efes, Bizans döneminde tekrar yer değiştirdi ve ilk kez kurulduğu Selçuk’taki Ayasuluk Tepesi’ne geldi. Türkler tarafından 1330 yılında alınan ve Aydınoğulları’nın merkezi olan Ayasuluk, 16. yüzyıldan itibaren giderek küçülmeye başlamış, 1923 yılında Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra “Selçuk” adını aldı. 

HER DÖNEME ŞAHİT
Tarihi boyunca uygarlık, bilim, kültür ve sanat alanlarında her zaman önemli rol oynayan kent, birçok kez yer değiştirdiğinden kalıntıları da yaklaşık 8 kilometrekarelik alana yayıldı. Prehistorik, Arkaik, Hellenistik, Roma ve Bizans, Selçuk, Aydınoğulları, Osmanlı gibi insanlık tarihinin birçok döneminden eserlere ev sahipliği yapan kent adeta tarihin her dönemine şahitlik ediyor.

Ayasuluk Tepesi, Artemision, Efes ve Selçuk olarak dört ana bölgedeki harabeler, geçen yıl 1 milyon 873 bin 701 kişi tarafından ziyaret edildi. Efes’i bu yılın ilk beş ayında ziyaret eden turist sayısı 515 bin 956 oldu.

SAHİP OLDUĞU ESERLER
Efes Antik Kenti, barındırdığı eserlerle zengin bir mirasa sahip. Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı, bu kentin sınırları içinde yer alıyor. Antik dünyanın mermerden inşa edilmiş ilk tapınağı olan ve  temelleri milattan önce 7. yüzyıla kadar giden yapı, Tanrıça Artemis’e ithafen Lidya kralı Croesus tarafından yaptırıldı, dönemin en büyük heykeltıraşları Pheidias, Polycleitus, Kresilas ve Phradmon tarafından bronz heykellerle süslendi.

Efes Celsius Kütüphanesi ise Roma dönemi yapılarının en güzellerinden birisi olarak öne çıkıyor. Roma döneminde 110-135 yılları arasında inşa edilen kütüphane iki katlı olmasıyla dikkati çekiyor.

Efes’i inanç turizmi açısından cazibe merkezi haline getiren yapılardan biri olan Meryem Ana Evi, Bülbüldağı’nda bulunuyor. Hazreti İsa’nın annesi Meryem’in son yıllarını geçirdiğine inanılan kilise, Hristiyanlar için hac yeri.  

Kentte bulunan ve Bizans döneminde mezar kilisesi haline getirilen, Roma imparatoru Decius zamanında putperestlerin zulmünden kaçan yedi Hristiyan gencin sığındıkları rivayet edilen Efes’teki Yedi Uyurlar Mağarası, dünya üzerinde 33 kentin mağaranın kendi sınırları içinde olduğunu iddia etmesine karşın Hristiyan kaynaklarının çoğu tarafından kutsal yer sayılıyor.

Antik kentin bağrındaki İsa Bey Camii, 1374-75 yılında Aydınoğulları’ndan İsa Bey tarafından Ayasuluk Tepesi’ne inşa ettirildi. Artemis Tapınağı ile Saint Jean Kilisesi arasında yer alan yapı, Anadolu cami mimarisinin ilk örneklerini sergiliyor. 

Roma İmparatoru Hadrianus adına anıt tapınak olarak yapılan ve frizlerine Efes’in kuruluş efsanesi işlenen Hadrian Tapınağı, İmparator Domitianus adına yapılan Domitian Tapınağı, Meryem adına inşa edilmiş ilk kilise olan ve 431 Konsül Toplantısı’nın yapıldığı, Hristiyanlık dinindeki ilk yedi kilise arasındaki Meryem Kilisesi Efes’in zengin değerleri arasında bulunuyor.

Ayrıca Bizans İmparatoru Büyük Iustinianus tarafından yaptırılan ve o dönemin en büyük yapılarından bir olan 6 kubbeli bazilika St. Jean Bazilikası, Kleopatra’nın kız kardeşine ait anıtsal mezar Oktagon da Efes’te ziyaretçileri karşılıyor.

İlk inşa tarihi milattan sonra 1. yüzyıl olarak belirlenen Yamaç Evler’de kentin zenginleri barınmış. Bu evler duvarlardaki mermer kaplama ve freskler, taban ise mozaiklerle kaplı olmasıyla dikkati çekiyor. Evlerde kalorifer sistemi ve hamam da bulunuyor.

Büyük Tiyatro da Efes’in kıymetli miraslarından birisi. Antik dönemin en büyük açık hava tiyatrosu olan yapı 24 bin kişilik kapasiteye sahip.

05.07.2015 ntv.com.tr