Salı, Mart 28, 2017
Etiketler Posts tagged with "Göbekli Tepe"

Göbekli Tepe

by -
6985

Arkeologlar Derneği, TRT’de yayınlanan ve Şanlıurfa’da bulunan, dünyanın bilinen en eski anıtsal yapısı olan Göbekli Tepe’nin, Hz. İbrahim’in putları yıktığı yer olabileceği anlatan belgesele istinaden bir açıklama yayınladı.

dunyanin-en-eski-tapinagi-gobekli-tepe-yenileniyor

Arkeologlar Derneği, “Diyarbakır Valiliği, TRT ve Kalkınma Bakanlığı desteği ile “Diyarbakır kültürel mirasının tanıtımı” projesi adı altında hazırlanan “Suların Ateşin ve Taşların İmparatorluğu” isimli belgesel, TRT Belgesel kanalında yayınlanmış ve tepkilere neden olmuştur” dedi.

Arkeologlar Derneği’nin yayınladığı açıklamanın tamamı şu şekilde;
“Söz konusu belgeselde insanlık tarihinin en önemli yapılarından biri olarak kabul edilen ve dünyanın en eski tapınağı olarak isimlendirilen Göbeklitepe, dünya tarihinde kabul edilen bazı teorileri de değiştirmiştir. Göbeklitepe Anadolu arkeolojisinde önemli bir yere sahip olup, tüm bilim adamlarının ilgi odağı haline gelmiştir. Uluslarası organizasyonlarda ülkemizin tanıtımına katkıda bulunan önemli bir kültür ve turizm alanı haline gelmiş, dünya kamuoyunda haklı bir ün elde etmiştir. Ancak adı geçen belgeselde Göbeklitepe’de yeralan heykelleri “Hz. İbrahim’in babası Azer’in yapmadığını kim bize söyleyebilir ya da Hz. İbrahim’in kırdığı putların yeraldığı tapınağın Göbeklitepe olmadığını söyleyebiliriz miyiz” diye bir ifade kullanılarak Göbeklitepe stelinin yere düşürülerek kırıldığı bir canlandırmaya yer verilmesi son derece talihsiz bir görüntüdür.

Günümüzde yakın geçmişte komşu coğrafyalarda yaşanan olaylardan, bu tip söylemlere ve görüntülere yer verilmesinin ne kadar tehlikeli olduğu birçok defa görülmüştür. Maalesef Göbeklitepe’de talihsiz bir şekilde “put” olarak gösterilen stelin kırılması sahnesi, Göbeklitepe’yi hedef göstererek, tarihi eserlerimize zarar verilebilecek bir ortam yaratmıştır.

Yaklaşık olarak M.Ö. 2. binde yaşadığına inanılan ve kutsal kitaplara göre tek tanrılı dinlerin babası olarak kabul edilen Hz. İbrahim’in putlarını kırdığı tapınağın, henüz yerleşik hayata bile tam olarak geçilmemiş, günümüzden yaklaşık 12 bin yıl önce yapılmış olan Göbeklitepe olması zamansal olarak da mümkün değildir.

Dolayısıyla hiç bir şekilde bilimsel gerçeklerle bağdaşmayan bu belgeselin TRT tarafından bir an önce yayından kaldırılmasını bekliyoruz. Ayrıca söz konusu belgeselde, halkımıza kötü örnek oluşturacak şekilde arkeolojik eserlere zarar verildiğini gösteren görüntülere yer verilmiş olmasını şiddetle kınıyoruz.

Arkeologlar Derneği Yönetim Kurulu – 06.01.2017″

by -
250

Dünyanın en eski tapınak merkezi olarak kabul edilen, yaklaşık 12 bin yıllık geçmişe sahip Göbekli Tepe’nin, tarihi dokusu, arkeolojik değeri ve özgünlüğünü koruması dolayısıyla UNESCO’nun geçici listesinden asıl listesine alınması için yürütülen başvuru çalışmalarında sona gelindi.

Dünyada en eski tapınak merkezi kabul edilen, yaklaşık 12 bin yıllık geçmişe sahip Göbekli Tepe, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Kültür Mirası asıl listesine girmeye hazırlanıyor.

Şanlıurfa’ya 18 kilometre mesafede, Örencik Mahallesi yakınlarında bulunan ve ilk kez 1963’te İstanbul ve Chicago Üniversitelerinden araştırmacıların yüzey çalışmaları sırasında fark edilen Göbekli Tepe’deki kazı çalışmaları, 53 yıldır sürüyor.

Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Müzesi tarafından 1995’ten beri ortaklaşa yürütülen çalışmalarla, neolitik döneme ait, boyları 3-6 metre, ağırlıkları da 40 ila 60 ton arasında değişen, yabani hayvan figürlü “T” biçimli dikili taşlar, 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli dünyanın en eski tapınak kalıntıları, çok sayıda yabani hayvan figürü, insan heykeli ve yaklaşık 12 bin yıl öncesine ait olduğu belirtilen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi tarihi eserler gün yüzüne çıkarıldı.

Başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere birçok kurum ve kuruluş, “Dünyanın en eski tapınak merkezi” olduğu belirtilen ve 5 yıl önce UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan Göbekli Tepe’nin tanıtımı için çeşitli projeler yürütüyor.

Ölmeden Önce Görülmesi Gereken 2. yer
Geçen yıl İsviçre’nin Davos kentinde gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu’ndaki tanıtımda katılımcıların ilgisini çeken Göbekli Tepe, Amerika Birleşik Devletleri’nde yayın yapan internet sitesi Business Insider’ın bu yıl güncellediği “Ölmeden önce görülmesi gereken 30 mekan” arasında da ikinci sırada gösterilmişti.

Kısa süre önce Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı’nın incelemelerde bulunduğu Göbekli Tepe’nin, tarihi dokusu, arkeolojik değeri ve özgünlüğünü koruması dolayısıyla gelecek yıl Şubat ayında geçici listeden asıl listeye girmesi bekleniyor.

Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna, Göbekli Tepe’nin dünya arkeoloji tarihinin belli başlı parametrelerini ciddi manada değiştiren bir kazı alanı olduğunu söyledi. Bölgede kazı çalışmalarının devam ettiğini anımsatan Tuna, çalışmalarının ardından söz konusu yerle ilgili daha önemli sonuçlara ulaşmayı öngördüklerini belirtti. Göbekli Tepe’ye ilişkin uluslararası çok sayıda yayının yapıldığını anlatan Tuna, şunları kaydetti: “Tahminimiz 2018’e kadar Göbekli Tepe, UNESCO’nun dünya mirası listesine alınacak. İnşallah önümüzdeki dönemde netleşecek. Bunun önemi çok büyük. Şu anda tarihin bilinen en eski tapınağı Göbekli Tepe. Bunu aslında bütün ülkeler çok iyi biliyor. Geçtiğimiz yıllarda dünyanın dört bir tarafından ziyaretçi de aldı. Geçen yıldan beri malum sebepler (terör ve Suriye sınırındaki gelişmeler) nedeniyle ziyaretçi trafiğimiz azaldı. Eminim yeni bir tanıtım çalışması ve yapılan restorasyon hizmetiyle Göbekli Tepe, Türkiye’nin turizmine önemli katkılar sağlayacak.”

05.12.2016 ntv.com.tr

by -
4891

Anadolu coğrafyası, gerek jeopolitik konumu, gerekse sahip olduğu verimli topraklar sayesinde insanoğlunun her dönemde tercih ettiği bir yerleşim alanı oldu. İnsan, doğası gereği başlattığı inancı çeşitli şekillerde toplu tapınım alanlarında sürdürdü. İşte Anadolu’nun geçirdiği inanç kronolojisinin en önde gelen mabetleri:

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi

1.Göbekli Tepe
Şanlıurfa’da yer alan Göbekli Tepe’yi artık duymayan yoktur. Ününü T biçimli sütunlarıyla, dairesel planlı yontulmuş taşlarıyla kazanan Göbekli Tepe, bilinen dünyanın en eski toplu tapınma alanı. Tarihi günümüzden 12 bin yıl öncesine dayanıyor. İnsanların güncel yaşamlarını sürdürmek için çanak çömlek yapımı ya da tarımsal faaliyetlerinden daha fazlasını keşfetmeden önce, en büyüğünün 16 tondan fazla stilize insan biçimli taşlar inşa etmesi, inancın yaşamdaki önemine dikkat çekiyor. Göbekli Tepe, UNESCO tarafından 2011 yılında Dünya Mirası’na aday gösterildi.

2.Çatalhöyük
Konya’nın 52 km. güneydoğusunda, Çumra ilçesinin kuzeyinde yer alan Çatalhöyük, 9 bin yıllık tarihi ile Neolitik ve Kalkolitik Dönem’de Yakındoğu’ya ait en büyük köy olarak bilinir.  Müthiş buluntuları ve neolitik dönemi aydınlatması nedeniyle oldukça önemli bir yerleşim yeri olan Çatalhöyük, Anadolu’daki en eski ana tanrıça kült merkezi olarak kabul ediliyor. Ayrıca evlerin içinde boğa başları ve boynuzları gibi bazı kabartmalar bulunuyor. Çatalhöyük’te yaşayanların inanç kültürlerine ait bulguları içinde barındıran bu kutsal mekanların duvarlarında boğa başlarının yanı sıra, boğa figürleri, insan ve diğer hayvanlara ait duvar resimleri yer almakta. Çatalhöyük, 2012 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girdi.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-2

3.Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı
Çorum’un Boğazkale İlçesi’ne bağlı Hitit başkenti Hattuşa’ya 2 km mesafede yer alır. Hititlere ait Orta Anadolu’daki tapınakların en güzel örneklerindendir. Burada “Bin tanrılı” Hitit panteonunun belli tanrıları değil, çok sayıda tanrı ve tanrıça kabartması yer almaktadır.  M.Ö. 13. yy’a tarihlenir. A, B ve C olarak adlandırılan üç galeriden oluşur. Uzun koridorlardan oluşan bu galerilerde tanrılara sunumlar bırakmak için küçük nişler yer alır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-3

4.Athena Tapınağı (Assos Antik Kenti)
Çanakkale’nin, Ayvacık ilçesine bağlı Behramkale Köyü’nde bulunan ve Edremit Körfezi ile Midilli’ye hakim bir tepe üzerine kurulu Athena Tapınağı, M.Ö. 525 yılında inşa edildi. Tapınak baş tanrı Zeus’un çok sevdiği kızı sanat, strateji ve barış tanrıçası Athena’ya ithaf edilmiştir. Athena Assos’un koruyucu tanrısıdır. Anadolu’da bilinen ilk Arkaik Çağ Dor düzenli mimari örneğidir. Tapınağın kutsal odasında bulunan tanrıça heykeli 1800’lü yıllarda Amerikalılar tarafından yurt dışına götürülmüştür.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-4

5.Artemis Tapınağı (Efes Antik Kenti)
Tanrıça Artemis’e adanan tapınak, İzmir’in Selçuk İlçesi’ne bağlı, Efes Antik Kenti’nde yer almaktadır. M.Ö. 5. yy’da inşa edildiği sanılan ve Dünya’nın 7 harikası arasına girmiş Artemis Tapınağı’na ait bugün sadece yerini belirlemek adına konulmuş bir adet sütun parçası bulunmaktadır. Dönemin en ünlü heykeltıraşlarının çalıştığı yapıya ait parçalar British Museum’da sergilenmekte. Tapınağın kült heykeli Artemis ise Selçuk Müzesi’nde yer alıyor.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-5

6.Zeus Tapınağı (Aizanoi Antik Kenti)
Kütahya’nın Çavdarhisar İlçesi’nde yer alan Anadolu’nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı’dır. En parlak dönemini ikinci ve üçüncü yüzyılda yaşayan kent, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Tiyatroya bitişik stadyum, mozaikli hamamları ve gymnasium, köprüler, nekropol alanları ve borsa yapısı kentin en önemli öğelerini oluşturur. Kentin tapınağı, MS 2. yy’ın 2. çeyreğinde inşa edilmeye başlanmıştır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-6

7.Ayasofya
İstanbul’un sembollerinden olan Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.  Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından, 532-537 yılları arasında kubbe yüksekliği ile övünerek 3. kez inşa edilmiştir. 1453’te  İstanbul’un kuşatılması nedeniyle Aysaofya’da Kostantinapolis halkı topluca dua yapmıştır. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed, Ayasofya’ya dokunmayarak camiye çevirmiştir. 1 Şubat 1935 tarihinde Ayasofya müze olarak hizmete açıldı.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-8

8.Divriği Ulu Cami
Sivas’ın Divriği İlçesi’nde yer almaktadır. Cami, türbe, darüşşifadan oluşan yapılar topluluğudur. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilmiştir. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. 1228 yılında başlanıp 1243 tarihinde tamamlanan yapı kompleksinin Baş Mimarı Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’tır.  1985 yılında UNESCO Dünya miras listesine dahil edilmiştir. Üzerinde 25 farklı kubbe modeli bulunmaktadır. Kapılarında ve mimarisinde Anadolu Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örnekleri işlenmiştir.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-7

9.Sultanahmet Cami
İstanbul’da yerli ziyaretçisi kadar yurt dışında da ün yapmış Sultanahmet Cami, içindeki 20 bin kadar mavi, yeşil ve beyaz İznik çinileri ile “Mavi Cami-Blue Mosque” olarak da bilinir. Cami, medrese, Daru-l Kurra, Muvakkithane, Sıbyan Mektebi, Arasta, Hamam, İmaret, Darü’ş-şifa ve türbeden oluşan külliye içinde yer almaktadır. Ahmet’in Sedefkar Mehmet Ağa’ya 1609-1616 yılları arasında yaptırdığı cami, Türkiye’nin ilk altı minareli camisidir. Osmanlı Dönemi’nin en güzel, en ihtişamlı camilerindendir. 206 pencere ile cami içi aydınlatılmaktadır. Geniş kubbesinin yükü dört fil ayağı ile yere indirilmiştir.  1985 yılında İstanbul Tarihî Alanları adıyla UNESCO Dünya Mirasları listesine eklenen alanın bir parçasıdır.

by -
2036

UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesi’ne aday gösterilen ve dünyanın en önemli arkeolojik kazı alanlarından biri olarak kabul edilen Göbekli Tepe, klasik müzik festivaline hazırlanıyor.

Göbekli Tepe’nin tüm dünyanın tanıdığı tarihi ve turistik bir alana dönüştürülmesini sağlamak amacıyla hayata geçirilecek festival, Piu Entertainment tarafından kasım ayında düzenlenecek. İstanbul ve Şanlıurfa’da eş zamanlı gerçekleşecek Göbekli Tepe Klasik Müzik Festivali dünyaca ünlü sanatçıları ve orkestraları ağırlamayı planlıyor. Henüz isim açıklamaktan kaçınan organizasyon, festivalin kesin programını temmuz ayında duyuracak.

Göbekli Tepe Klasik Müzik Festival’inden elden edilen gelir Göbekli Tepe’nin tanıtımı için harcanacak.

29.03.2016 CNN TURK

by -
2468

Göbekli Tepe sayesinde uygarlık tarihinin ilk dönemleri yeniden yazılıyor.

Dünyanın en eski anıtları eski ihtişamını geri kazanıyor: Şu ana kadar keşfedilen en eski tapınak binalarına ev sahipliği yapan Göbekli Tepe, Doğuş Grubu’nun öncülük ettiği yeni bir proje kapsamında tanıtılıp korunacak.

Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan arkeolojik alan, kazıların başladığı 1995 yılından bu yana bilim insanlarının uygarlığın kökeni üzerine düşünüş biçimini değiştirdiği ve belki de tüm insanlığın tarihini baştan yazabileceği için büyük önem taşıyor. Dekoratif yontulmuş taşları ve T biçimli sütunlarıyla 12 bin yıllık dairesel yapılar, Tarım Devrimi’nden ve hatta çanak-çömlek yapımının icadından bile daha eski.

Bu kadar eskiye dayandıkları için de tarımın uygarlığa yol açtığı fikri altüst oldu. Araştırmacılar daha önce, avcı-toplayıcıların yerleşik düzene geçip ürün yetiştirmesi sonucu ortaya çıkan gıda fazlasının karmaşık toplumların kurulmasına yol açtığını düşünüyorlardı.

Göbekli Tepe bu yaygın anlayışı tekrar tartışmaya açıyor. 1995 yılından itibaren kazının başkanlığı yapan Alman arkeolog Klaus Schmidt, 2014 yılındaki ölümüne kadar, bu yaygın inanışın gerçekte yaşananlara tamamen zıt olabileceğini öne sürmüştü. Yapıları inşa etmek için gerekli işgücü, çalışanlara yiyecek –ve belki de içecek– sağlama yolu olarak tarımın gelişmesine yol açmış olabilirdi.

İsviçre’nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu’nda dün bir açıklama yapan Doğuş Grubu, önümüzdeki 20 yıl içinde National Geographic Society işbirliğinde projeye 15 milyon dolar ayıracağını bildirdi. Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, “Göbekli Tepe tarihin sıfır noktasını oluşturuyor,” şeklinde bir basın açıklaması yaptı.

dunyanin-en-eski-tapinagi-gobekli-tepe-yenileniyor-1

İlk Dini Alan mı?
Alanda yapılan kazılarda ortaya çıkarılan yeni kanıtlar, tarımın icadının uygarlığın başlamasıyla tetiklendiğini savunan Schmidt’in argümanını destekliyor. Her anıtsal yapının ortasında, üzerinde stilize kollar, eller ve peştamal yontuları bulunan iki adet T biçimli sütun yer alıyor. En büyüğünün ağırlığı 16 tonu aşıyor. Bu taşları yontmak ve yakındaki taşocağından taşımak, çok sayıda insan ve hepsini doyuracak miktarda yiyecek gerektiren zorlu bir çaba olmuş olsa gerek.

Arkeologlar, Göbekli Tepe’de sürekli yerleşim olduğuna dair şimdiye kadar herhangi bir kanıt bulmuş değil. Yeni bir tahmine göre burası bölgesel bir toplanma yeriydi. Güney yönündeki dağların ve yaylaların manzarasına hakim bir tepe üzerine kurulmuştu.

Kazıda görevli Alman Arkeoloji Enstitüsü arkeologlarından Jens Notroff, “O dönemlerde, gen havuzunu yenilemek ve bilgi alışverişi yapmak için insanların belli aralıklarla buluşması gerekiyordu,” diye konuşuyor. “Bu simgesel bir yapı. Burada toplanmış olmaları tesadüf değil.”

Göbekli Tepe’deki kaya sütunların, sembollerin ve binaların daha küçük uyarlamaları, buraya 200 kilometre mesafedeki başka yerleşimlerde ortaya çıkarılmış. Adeta Göbekli Tepe katedral, diğerleriyse yerel birer kilise. Avcı-toplayıcılar buluşmak, tapınmak, yeni anıtsal yapılar inşa etmek ve zenginliklerini sergilemek amacıyla şölenler düzenlemek için uzun yolculuklarla buraya geliyorlardı muhtemelen.

“Şölen özelliği, binaları inşa edecek işgücünü çekme açısından en kolay açıklama,” diyor Notroff.

Tepenin daha da derinine inen arkeologlar şölenlere yönelik başka kanıtlar da buldular. Taş yapılar, inşa edildikten sonra toprak, taş ve hayvan iskeletleriyle dolmuştu. Yüzyıllar içinde, bu yıkıntıların üzerine yeni yapılar inşa edilmiş ve böylece insan yapımı bir höyük oluşmuştu. Yıkıntıların içinde, ceylan ve artık soyu tükenmiş olan yaban öküzü de dahil on binlerce kırık hayvan kemiği parçası bulundu. 150 litreden fazla sıvı alabilecek dev taş kaplar ise belki de ilk bira üretimine işaret ediyor.

Artan Turizm
Yeni fonun zamanlaması Göbekli Tepe açısından önemli. Alan uluslararası ün kazandıkça çok turist çeker hale geldi. On yıl kadar önce tepeye ancak bozuk bir toprak yoldan sarsıntılı bir yolculukla ulaşılıyordu. Arada sırada gelen ziyaretçilerin bizzat Schmidt tarafından gezdirildiği de oluyordu.

Bugün tur otobüsleri küçük turizm merkezinin önünde her gün yüzlerce ziyaretçi indiriyor ve tur şirketleri Göbekli Tepe’ye özel turlar düzenliyor. Bir hediyelik eşya mağazası ve bir de otopark var. Yakındaki Şanlıurfa’da ise bir süre önce Türkiye’nin en büyük arkeolojik müzesi açıldı.

Alandaki kazı ve araştırmalar Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Alman Araştırma Vakfı tarafından yapılıyor. Doğuş Grubu’nun sağladığı fonlar, daha büyük, yeni bir turizm merkezi ve ortaya çıkarılan yapıların koruma amacıyla üzerinin kapatılması ve bunların yanı sıra turizmin antik binalara zarar vermemesi için yürüyüş yolları ve çitler inşa edilmesinde kullanılacak.

National Geographic Society Bilim ve Keşifler Müdürü Gerry Garcia, “Şahenk Girişimi ve Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı arasındaki bu etkileyici işbirliği Göbekli Tepe’nin tarihi önemine sadece Türkiye’de değil tüm dünyada yeni bir ışık tutacak,” açıklamasını yaptı.

21.01.2016 nationalgeographic.com.tr

by -
2256

Göbeklitepe 2000 yıl geri gösterildi. Bugüne kadar Göbeklitepe için M.Ö. 9600 tarihlemesi yapılmıştı. Tanıtım afişlerinde 2000 yıl eklenerek M.Ö. 11.600 olarak gösterildi. Dünya Arkeoloji formlarında ve özellikle Alman arkeologlar Türkiye’nin Davos tanıtımı ile dalga geçiyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun 46. Yıllık Toplantısı İsviçre’nin Davos kasabasında başladı. Dünyada en eski tapınak merkezi kabul edilen Şanlıurfa’daki Göbeklitepe’nin tanıtımı yapıldı. ‘’zeropointintime.com ‘’ link adresinden tüm dünyaya tanıtım servis edildi ve tüm broşür ve afişlere bu link adresi verildi. Ancak bu linkteki bilgilerin birçoğu yanlış. Üstelik Göbeklitepe için M.Ö. 11 bin 600 tarihlemesi yapılarak büyük bir skandala imza atıldı.

Şanlıurfa’ya 18 kilometre mesafede ilk kez 1963’te İstanbul ve Chicago üniversitelerinden araştırmacıların yüzey çalışmaları sırasında fark edilen Göbeklitepe, Şanlıurfa Müzesi ve Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından kazıları sürdürülüyor. Neolitik döneme ait yabani hayvan figürlü “T” biçimli dikili taşlar, 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli dünyanın en eski tapınak kalıntıları, çok sayıda yabani hayvan figürü, insan heykelleri bulundu. UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesine de giren Göbeklitepe Davos’ta büyük bir organizasyonla tanıtıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Şahenk sponsorluğunda yapılan organizasyonun tanıtım afiş ve broşürlerinde Göbeklitepe M.Ö. 11. 600 olarak gösterildi. Oysa Göbeklitepe M.Ö. 9.600 tarihleniyor. 

Arkeolog Nezih Başgelen tanıtımları bilim insanlarına değil reklamcılara yaptırırlarsa ortaya böyle bir sonuç çıkmasının normal olduğunu belirterek şöyle bir değerlendirme yaptı: ‘’Göbeklitepe sıradışı arkeolojik bulgularıyla tüm dünyaca tanınan bir ören yeridir. Tarım ve hayvancılığa geçiş aşamasındaki son avcı grupları tarafından yapıldığı öngörülen dünyanın bilinen en eski kült ve en ilginç yapılar topluluklarının ortaya çıkarıldığı arkeolojik bir kazı alanıdır. 2014’te kaybettiğimiz kazı başkanı Prof. Dr. Klaus Schmidt’in son araştırmalarına göre Göbeklitepe’de Dikilitaşlı Dairesel Yapıların en erken kullanımının Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ’ın  A evresine yani yaklaşık olarak M.Ö 10.000 – 9000 olduğu bilimsel  olarak ortaya konmuştu. Prof. Schmidt, III. Tabaka’nın MÖ 10. binyıla, daha yeni tabakanın ise MÖ 9. binyıla tarihlenmesi gerektiğini belirtmişti. En erken tarihin alındığı D Yapısının MÖ 10. binyıl ortalarında yapıldığı ve aynı binyılın sonlarında terk edildiğini ise yayınlarında belirtilmişti. Gelecekte belki daha farklı ve daha erken sonuçlara da ulaşılabilir ancak elimizdeki son bilgiler bu çerçevede idi. Bu yüzden Davos’ta paylaşılan tanıtım malzemelerindeki Bakanlık ve Şahenk logolu “zeropointintime” M.Ö 11.600 yani günümüzden 13.600 önceki bir tarih yeni bir bilimsel bulgu sözkonusu değil ise ciddi bir tarihleme hatasıdır. Göbeklitepe gibi tüm dünyanın izlediği ve sonuçlarının titizlikle izlendiği bir konuda çok daha dikkatli olunması gerekirdi. Kültür ve sanat alanlarındaki seçkin ve saygın kurumlarının kuruluşlarının temsilcileri önünde düştüğümüz durum ise cidden düşündürücüdür. ‘’

21.01.2016 Radikal Haber: Ömer Erbil

by -
1515

Dünya Ekonomik Forumu’nun 46. Yıllık Toplantısı İsviçre’nin Graubünden kantonunda bulunan Davos kasabasında başladı. Dünyada en eski tapınak merkezi kabul edilen Şanlıurfa’daki Göbeklitepe’nin, Dünya Ekonomik Forumu’nda yapılacak tanıtımla uluslararası alanda ön plana çıkarılması hedefleniyor. 

Şanlıurfa’ya 18 kilometre mesafede Örencik Mahallesi yakınlarında bulunan ve ilk kez 1963’te İstanbul ve Chicago üniversitelerinden araştırmacıların yüzey çalışmaları sırasında fark edilen Göbeklitepe’deki kazı çalışmaları, o tarihten bu yana düzenli devam ediyor.

Şanlıurfa Müzesi ve Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından 1995’ten beri ortaklaşa yürütülen çalışmalarda, neolitik döneme ait yabani hayvan figürlü “T” biçimli dikili taşlar, 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli dünyanın en eski tapınak kalıntıları, çok sayıda yabani hayvan figürü, insan heykeli, dikili taşlar ve yaklaşık 12 bin yıl öncesine ait olduğu belirtilen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi tarihi eserler bulundu.

Başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere birçok kurum ve kuruluş, “Dünyanın en eski tapınak merkezi” olduğu belirtilen ve bir süre önce UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan Göbeklitepe’nin tanıtımı için çeşitli projeler yürütüyor. Bu kapsamda hazırlanan Göbeklitepe Tanıtım Projesi de Dünya Ekonomik Forumu’nda görücüye çıkacak. Forum için Davos’a gelen dünyanın önemli isimleri, Göbeklitepe ile tanışma imkanı bulacak. Davos’ta hazırlanan tanıtım organizasyonunda ilk olarak Göbeklitepe için gala gecesi tertiplendi. Daha sonra ise “Kültür Mirasını Korumak” temalı yemek düzenlendi. Önemli isimlerin konuşma yapacağı programla Göbeklitepe’nin dünya kültür haritasındaki yeri pekiştirilecek. Göbeklitepe, Dünya Ekonomik Forumu oturumlarının düzenlendiği Kongre Sarayı’nda da ele alınacak.

Ezberleri bozdu
Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük, yaptığı açıklamada, Göbeklitepe’nin, dünyadaki tarih anlayışını değiştirdiğini söyledi. Bölgenin tanıtımına dönük önemli çalışmalar yürüttüklerini belirten Küçük, “Göbeklitepe ezber bozan bir buluş oldu. Ayrıca ilk defa insan merkezli bir inanç ortaya çıktı çünkü yapıtta kullanılan büyük ‘T’ biçimindeki sütunlar insanı simgeliyor. Buradaki kazı çalışmaları devam ediyor. En son Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 6,5 milyon avroluk bir ihale yapıldı, Göbeklitepe’nin üstü büyük bir uzay çadırıyla örtülecek. Böylece her türlü olumsuz hava koşullarından etkilenmeyecek” dedi.

“Göbeklitepe hak ettiği yeri alacak”
Küçük, yurt dışında da bilinen Göbeklitepe’nin tanıtımına yönelik Davos’taki Dünya Ekonomik Formu’nda gala düzenlenmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Göbeklitepe’ye yönelik tanıtım çalışmalarının ülke ve kent turizmine katkılar sunacağını vurgulayan Küçük, şunları kaydetti: “Göbeklitepe’nin büyük bir maketini yaptık ve her fuarda tanıtıyoruz. Mart ayında İstanbul ve Ankara’da bilboard çalışması yapacağız. Göbeklitepe’nin turizmde hak ettiği o muhteşem yerini alacağına inanıyorum. 2017’de Dünya Mirası Listesi’ne girecek, bu sayede bütün ülkelerin resmi sitelerinde önerilen yer olacak. Göbeklitepe o kadar kıymetli bir hazineki kendi kendini tanıtan, az bir gayretle gerçekten ilgi çeken bir cazibe merkezi.”

20.01.2016 Hürriyet

by -
1117

“Tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilen, geçmişi 11 bin 500 yıl öncesine dayanan Göbekli Tepe’ye ulaşımı sağlayan yolun kenarına kazı çalışmaları hakkında bilgi veren figürlü taş levhalar yerleştirildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) işbirliğiyle yürütülen “Gelecek Turizmde Projesi” kapsamında heykeltıraşlar, 2,5 metre boyunda ve bir metre enindeki 10 taşın üzerine kazı alanında bulunan eserlerin motiflerini işledi.

Proje Koordinatörü Nihal Dörtkardeş, AA muhabirine yaptığı açıklamada,Göbekli Tepe’nin dünya çapında her geçen yıl daha fazla ilgi çekmeye başladığını söyledi.

Bölgeye gelen turistlerin zaman zaman kazı alanını bulmakta zorlandığına dikkati çeken Dörtkardeş, bu sorunu taş işçiliğinin ön plana çıktığı eserlerle aşmayı planladıklarını belirtti. 

Böylece bölgeye ulaşımın da kolaylaştığını aktaran Dörtkardeş, “Göbekli Tepe’nin 11 bin 500 yıllık tarihi var. Bu güzergahta yön levhaları olmadığı için taş işçiliğiyle yön levhalarını yapmaya karar verdik. Bölgeye giden yola T şeklinde 2,5 metre yüksekliğinde 10 taş levha yerleştirdik. Göbekli Tepe yoluna girildiği zaman 3 ya da 4 kilometrede bir taş yerleştirdik. Göbekli Gepe’ye giden insanlar, bu levhalar aracılığıyla fikir edinecek” diye konuştu.

Göbekli Tepe
Neolitik döneme ait yerleşim yeri Göbekli Tepe, Şanlıurfa’ya 18 kilometre mesafede, Örencik Mahallesi yakınlarında bulunuyor.

İlk kez 1963’te İstanbul ve Chicago üniversiteleri görevlilerinin yüzey araştırmaları sırasında fark edilen Göbekli Tepe’deki kazı çalışmalarını, Şanlıurfa Müzesi ve Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü 1995’ten bu yana ortaklaşa yürütüyor.

Şimdiye kadar bölgede neolitik döneme ait yabani hayvan figürlü “T” biçimli dikili taşlar, 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli dünyanın en eski tapınak kalıntıları, çok sayıda yabani hayvan figürü, dikili taşlar ve 11 bin 500 yıl öncesine ait olduğu belirtilen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi tarihi eserler bulundu. 

Dünyanın en eski “tapınak merkezi” olduğu belirtilen Göbekli Tepe, bir süre önce UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmıştı.

19.11.2015 haber7.com

 

by -
673

Hasankeyfi sular altın bırakacak olan Ilısu Barajı’nın inşaatı hızla devam ederken, yirmiye yakın uygarlığa beşiklik etmiş Hasankeyf’in arkeoloji bilimi açısından önemi her geçen gün daha da belirginleşiyor. 2005 yılında bulunan ve 2011 yılında kazılmaya başlanan Hasankeyf Höyüğü, bu tarihi kentin şu an için gizemini koruyan en önemli keşiflerinden birisi olmaya aday.

İLK İNANÇ YERİ Mİ?
Geçtiğimiz Haziran ayında Hasankeyf Höyüğü kazı heyeti Başkanı Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam’ın basına yansıyan açıklamaları arkeoloji çevrelerinde büyük bir heyecanla karşılanmıştı. Uluçam, Hasankeyf Höyüğü’nü “tarihin bilinen ilk inanç merkezi” olarak nitelenen ve kazıldıkça dünya tarihinin yeniden yazılmasına yol açan bilgiler ortaya koyan Göbekli Tepe ile karşılaştırıyordu. Uluçam gazetecilere, “Hasankeyf’in tarihinin 12 bin yıl öncesi olduğunu gösteren önemli bulgular elde ettik. Dünyanın en eski yerleşim birimlerinden Göbekli Tepe’den daha eski bir mabetin ortaya çıkarılması ise çok önemli bir gelişme, Bulduğumuz dikilitaşla ilk ibadet yerinin Hasankeyf’te olduğu belgelendi” diyordu. 

‘BULUNTULAR GİZLENMİYOR’
20 Eylül Dünya Hasankeyf günü etkinlikleri için gittiğimiz Hasankeyf’te höyükle ilgili duyduklarımız arasında höyükte çıkarılan buluntuların gizlendiği iddiaları da vardı. Bu iddia höyüğün arkeoloji bilimi açısından öneminin ortayı çıkmasının, Ilısu Barajına milyonlarca dolar harcayan siyasi iktidar tarafından istenilmediği iddialarıyla birlikte ortaya atılıyor, iddiaya kaynak olarak da yöredeki bir üniversitede görev yapan bir bilim insanı gösteriliyordu. 

Hem bu iddia, hem de Hasankeyf Höyüğü ile ilgili daha çok bilgi edinmek için kazı heyetinde görev yapan arkeologlara bazı sorular yönelttik. Kazı heyeti Başkanı ve Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam Höyükteki buluntuların gizlendiği iddialarını kesin bir dille reddetti. Uluçam, höyükte bulunan ve üzerinde çalışmalardın tamamlandığı tüm eserlerin Batman Müzesinde olduğunu belirterek, “Bilimsel arkeolojik kazıların hiç bir safhası ve bulgusu gizli kapalı değildir. Kayıt ve koruma altındadır. Üzerinde yapılması gereken işlemler atölye ve laboratuarlarda tamamlandıkça müzeye teslim edilmektedir” yanıtını verdi. 

Höyüğü Türkiyeli arkeologlarla birlikte kazan Japonya Tsukuba Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yutaka Miyake höyükteki buluntuların gizlendiği iddialarına Uluçam’dan daha sert bir tepki verdi, “Çok saçma ve kesinlikle olamaz. Hatta çok komik bile diyebiliriz”!  

KAZI HEYETİ BAŞKANINDAN GERİ ADIM
Uluçam’ın Haziran ayında basına yansıyan açıklamaları üzerine höyüğün yaşı ve Göbekli Tepe ile kıyaslanması konusu ise biraz daha karışık. Uluçam, kendi sözlerini referans göstererek sorduğumuz bu soruya birkaç ay öncesinden daha farklı bir yanıt verdi. Daha önce, höyükteki buluntuların Hasankeyf’in tarihini 12 bin yıl önceye götürdüğünü, Göbekli Tepe’den bile daha eski bir mabedin ortaya çıkarıldığını açıklayan Uluçam konuyla ilgili sorumuzu; ” Size ulaşan bilgiler biraz spekülatif. Ulaşabildiğimiz en erken kültür katmanları akeramik Neolitik döneme ait (MÖ. 11.500 yıl öncesi)” diye yanıtladı. Oysa bizim ulaştığımız bu bilginin kaynağı da bizzat kendi açıklamalarıydı! Haziran ayının sonların da basına yansıyan sözlerinde bu bilgi vardı. Uluçam Haziran ayındaki bu önemli iddialarından geri adım atmış görünüyor. 

‘O TARİHİ ULUÇAM’A BEN SÖYLEMİŞTİM’
Japon kazı heyeti başkanı Prof. Miyake de sorularımız üzerine höyüğün yaşı ile ilgili ayrıntılı bir açıklama yaptı; Ellerinde Hasankey Höyüğünden 50’ye yakın Karbon 14 tarihleri olduğunu aktaran Miyake, şunları dile getirdi, “Bunların çoğu MÖ 9500 ile 9000 yıllar arasına düşüyor. Buna dayanarak, biz Hasankeyf Höyük’ün tarihi 11.500 yıllık diyoruz”

Miyake höyüğün Göbekli Tepe ile karşılaştırılmasında esas sorunun Göbekli Tepe’nin tarihlendirilmesinden kaynaklandığı görüşünde. Daha önce Göbekli Tepe’nin Neolitik tabakalarının, MÖ 8600 yılları civarına tarihlendirildiğini belirten Miyake, “Ben de daha önce bu tarihlere dayanarak, Prof. Uluçam’a Hasankeyf’in Göbekli Tepe’den daha eski olabileceğini anlatmıştım.  Ancak son yıllarda Göbekli Tepe III. tabakanın (görkemli yuvarlak yapıların bulunduğu tabaka),  MÖ 10. binin ikinci yarısına (yani MO 9500-9000) tarihlendirilebileceği öne sürülmeye başladı, kazı ekibi tarafından. Göbekli Tepe’de karbon yaşlandırmaya uygun bitki kalıntılarına pek rastlanmadığını belirtiyordu eskiden. Ancak son yıllarda iyi örnekleri toplanabildiğini duydum ve bu yeni tarihlerde o örneklerden alınmış olabilir. Bu tamamen yeni gelişmedir” dedi. 

GÖBEKLİ TEPE İLE ÇAĞDAŞ
Göbekli Tepe’deki tarihleme süreci ile ilgili bu değerlendirmeleri yapan Miyake’nin sonuç cümlesi ise Hasankeyf Höyüğü’nün ne kadar da önemli olduğunu ortaya koyar nitelikte; “Eğer bu yeni tarihlerden yola çıkarsak, Hasankeyf Höyük ve Göbekli Tepe III. tabakanın hemen hemen çağdaş olduğu söylenebilecek”.   

Hasankeyf Höyüğünü bir yerleşim yeri olarak değerlendirdiklerini söyleyen Miyake buna karşın yerleşmenin ortasındaki diğerlerinden farklı özellikler taşıyan törensel özellikte yapıya rastlandığını dile getirdi. Miyake buna benzer bir durumu daha geç bir döneme denk gelmekle birlikte Çayönü Höyüğü ve Nevali Cori’de rastlandığını aktardı.

BARAJ YAPIMI TÜM HIZIYLA SÜRÜYOR
Son olarak höyüğün baraj suları altında kalması ile neleri kaybedeceğimiz, höyükteki kurtarma kazılarında nelerin kurtarılacağı, ömrü 50-60 yıllık bir baraja böylesine önemli bir arkelojik buluntunun tercih edilmesinin ne derece doğru olduğu gibi sorularımıza iki bilim insanından da doyurucu bir yanıt alamadık. 

Abdüsselam Uluçam, baraj konusu ile ilgili birçok gazete, dergi, tv ve panelde konuşmacı olduğunu, bu konunun altında farklı beklentiler ve yönlendirmeler gördüğünü ileri sürerek içinde bulunduğu duygu durumunu şu sözlerle özetledi; ” Artık yoruldum, gerildim ve usandım. Bunun için yoruma yönelik bu sorulara muhatap olmuyorum. Üzgünüm”.

Höyükteki kazılar Hazirandan sonra tekrar başlayan çatışmalı ortam nedeniyle durmuş durumda. Bölgedeki tüm barajların derhal durdurulmasını isteyen PKK’nin dönem dönem baskınlarına yeni korucu alımlarıyla yanıt veren siyasi iktidar, Ilısu Barajı inşaatına tüm hızıyla devam ediyor.

26.10.2015 Evrensel Fotoğraf: Arşiv

by -
840

Dünyanın en eski tapınak merkezi olarak kabul edilen Göbekli Tepe’deki kazı alanına yapılacak koruma çatısının alt yapı çalışmaları sona erdi.

Göbekli Tepe Kazıları Başkanı ve Şanlıurfa Müzesi Müdürü Müslüm Ercan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Göbekli Tepe’deki kazı çalışmalarının Şanlıurfa Müzesi koordinesinde, Türk ve Alman arkeologların işbirliğinde devam ettiğini söyledi.

Göbekli Tepe’de çıkan eserlerin korunmasına önem verdiklerini ifade eden Ercan, “Göbekli Tepe’nin korunmasına yönelik uygulanacak çatı projesinin hazırlıklarını yürütüyoruz. Prof. Dr. Klaus Schmidt, hayattayken bu çalışmaları başlatmış ve belirli bir aşamaya getirmişti. Bizim çalışmalarımızla da çatı projesinin alt yapı hazırlığı tamamlanmış oldu. Şu anda çatı projesini uygulamaya hazır haldeyiz. AB projesi kapsamında yapılanproje , ihale aşamasında. Yıl sonuna doğru uygulama işinin başlamasını ve 8 ay içerisinde tamamlanmasını hedefliyoruz” dedi. Ercan, Göbekli Tepe kazı çalışmalarının sonbahar döneminde de devam edileceğini sözlerine ekledi.

Göbekli Tepe
Neolitik döneme ait yerleşim yeri Göbekli Tepe, Şanlıurfa’ya 18 kilometre mesafede Örencik Mahallesi yakınlarında bulunuyor.

İlk kez 1963’de  İstanbul ve Chicago üniversiteleri görevlilerinin yüzey araştırmaları sırasında fark edilen Göbeklitepe’deki kazı çalışmalarını, Şanlıurfa Müzesi ve Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü 1995’ten bu yana ortaklaşa yürütüyor.

Şimdiye kadar bölgede neolitik döneme ait yabani hayvan figürlü “T” biçimli dikili taşlar, 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli dünyanın en eski tapınak kalıntıları, çok sayıda yabani hayvan figürü, insan heykeli, dikili taşlar ve yaklaşık 12 bin yıl öncesine ait olduğu belirtilen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi tarihi eserler bulundu. 

Dünyanın en eski “tapınak merkezi” olduğu belirtilen Göbekli Tepe, bir süre önce UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmıştı.

09.07.2015 Radikal