Cuma, Haziran 23, 2017
Etiketler Posts tagged with "Irak"

Irak

by -
221

Irak’ın Erbil kentinde bir inşaat kazısı sırasında Asur dönemine ait olduğu tahmin edilen 3500 yıllık 9 mezar bulundu.

irakta-asur-donemine-ait-3500-yillik-mezarlar-bulundu-3

Erbil Arkeoloji Müdürlüğünde görevli Goran Muhammed, yaptığı açıklamada, kentte kendi arazisi üzerinde inşaat çalışmaları yapan bir kişinin tarihi eserler bulması üzerine yetkililere haber verdiğini belirtti. Eraba Mahallesi’nde yapılan kazılarda bir kümbet içerisinde 9 mezarın bulunduğunu aktaran Muhammed, “Şu ana kadar mezarlardaki 3 tabutu açtık ve büyük bölümü çömleklerden oluşan 41 parçayı gün yüzüne çıkardık.” dedi.

irakta-asur-donemine-ait-3500-yillik-mezarlar-bulundu-2

Daha önce de kentin çeşitli bölgelerinde bu tür mezarlara ulaşıldığını kaydeden Erbil Arkeoloji Müdürlüğü yetkilisi, “Ekibimiz, bulunan parçalar ve mezar üzerinde incelemelerde bulundu. Tahminlerimize göre mezarlar Asur dönemine ait olup 3 bin ila 3 bin 500 yıllık bir geçmişe sahip.” diye konuştu.

irakta-asur-donemine-ait-3500-yillik-mezarlar-bulundu

Muhammed ayrıca, söz konusu bölgede kazı çalışmalarının devam ettiğini, başka mezarların da bulunabileceğini ifade etti.

21.03.2017 CNN TURK

    by -
    235

    Musul’da IŞİD’in kentin altına açmış olduğu kaçış tünellerinde Asur dönemine ait 2 bin yıllık taş kabartmalar bulundu.

    musuldaki-isidin-kacis-tunellerinde-asur-donemi-tas-kabartmalar-bulundu

    Irak’ın Musul kentinde terör örgütü IŞİD’den temizlenen bölgede Asur dönemine ait saray kalıntılarına ulaşıldı. Musul’daki tarihi mirasın büyük bir bölümünü yok eden, bir kısmına da büyük ölçüde zarar veren IŞİD’in teröristlerin kullandığı kaçış tünellerinde bulunan arkeolojik kalıntılar, heyecan yarattı. Tünellerdeki oyma taş kabartmaların; 2 bin yıllık ve Asurlular dönemine ait olduğu tahmin ediliyor. Arkeologlar, rahipleri ve dini törenleri temsil ettiklerini düşündükleri bu kabartmaları koruma altına almak için çalışmalar yürütüyor.

    musuldaki-isidin-kacis-tunellerinde-asur-donemi-tas-kabartmalar-bulundu-1

    09.03.2017 Haber Türk

     

      by -
      233

      Irak’ın kuzeyinde M.Ö. 4. yüzyıldan M.S. 17 yüzyıla kadar farklı birçok kültürel dönemde kullanılmış mezar gün yüzüne çıkarıldı. Mezarda ayrıca birbirine bakan 2 yılan başı süslü bir bilezikte bulundu.

      irakta-2-bin-yil-boyunca-farkli-donemlerde-kullanilmis-mezar-bulundu

      Boston Üniversitesi’inden Michael Danti önderliğinde çalışan arkeologların belirttiklerine göre ortaya çıkarılan mezar Büyük İskender’in seferleri sonucu yıkılan Ahameniş (Pers hanedanlığı M.Ö. 550-330) sonrasında inşa edilmiş. 

      Arkeologlar iskeletlerin düzensiz durumundan dolayı mezara tam olarak kaç kişinin gömüldüğünün belirlenmesinin zor olduğunu, ayrıca mezarın daha önceki zamanlarda içine girilmiş ve soyulmuş olabileceğini söyledi. Mezarda ayrıca yılan başı süslü bir bilezikle beraber bir çift bronz küpe ve 48 toprak kap bulundu. Toprak kapların 3’ünün sürahi, birinin küçükçe bir kavanoz diğerinin ise ağızlı bir kap olduğu belirtildi. Uzmanlar eserlerin sınırlı sayıda olmasından bu mezarın asil veya varlıklı bireylere değil, daha sade geçmişi olan kişilere ait olduğunu düşünüyor.

      irakta-2-bin-yil-boyunca-farkli-donemlerde-kullanilmis-mezar-bulundu-2

      Arkeologlar yaklaşık 2 bin yıl boyunca farklı bir çok kültür tarafından mezarın kullanıldığını şu an içinde 6 civarı iskelet olduğunu ve geçmişte en az 5 kişinin daha buraya gömüldüğünü düşünüyor. Bu insanların birbirleriyle bağlantısını henüz aydınlatılabilmiş değil.

      Daha sonraki gömülere ait herhangi bir eşya bulunmazken önceki kemikler bir kat toprakla ayrılmış ve başları batıya dönük bir vaziyette gömülmüş. 

      irakta-2-bin-yil-boyunca-farkli-donemlerde-kullanilmis-mezar-bulundu-1

      Uzmanlar Live Science’a yaptıkları açıklamada sonraki mezarda gömü eşyası olmamasından dolayı mezarın erken veya orta İslam döneminden (M.S. 7-17. yy) kalmış olabileceğini ancak bunun karbon örnekleri olmadan kesinlik kazanmayacağını, tarihte o bölgede Müslüman, Hristiyan, Yezidi ve Zerdüşt gibi bir çok dine mensup insanın bir arada yaşamış olduklarını ilave etti.

      Mezar 2013 yazında yol genişletme çalışmaları yapan inşaat işçileri tarafından keşfedildi. Pek çok arkeolog son bir kaç yıldır Kuzey Irak’ta ortaya çıkarılan gömülerin hayati önem taşıdığını, IŞİD militanlarının bir çok dünya mirasını tahrip edip yağmaladığını, neyse ki bu mezarın halihazırda Musul ile birlikte bir kaç kasabanın kontrolünü elinde tutan IŞİD’den uzak olduğunu ifade etti.

      09.01.2017 livescience.com Çeviri: Ayşen Yolcu

       

        by -
        293

        Irak’ın Musul kentine 30 kilometre mesafedeki 3 bin yıllık antik kent Nimrud geçtiğimiz kasım ayında IŞİD’ten kurtarıldı. IŞİD’in ele geçirdikten sonra tahrip ettiği antik kent şimdi daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıya.

        isidten-kurtarilan-nimrud-antik-kenti-yagmalaniyor

        Irak ordusu geçtiğimiz kasım ayında 3 bin yıllık antik kent Nimrud’u IŞİD militanlarından kurtararak, yıkıntılardan arta kalan binalara Irak bayrağını çekmişti. Yeryüzündeki ilk imparatorluğun kurulduğuna inanıldığı Nimrud antik kenti, IŞİD militanları tarafından balyozlarla tahrip edilmişti.

        DAEŞ’ten kurtarılan Nimrud şimdi yağmalanma tehlikesiyle karşı karşıya. IŞİD’in tahribinden geriye kalan antik eserlerin kaçakçılar tarafından parça parça götürüldüğü belirtiliyor.

        isidten-kurtarilan-nimrud-antik-kenti-yagmalaniyor-1

        Musullu arkeoloji profesörü Hiba Hazım Hamad, antik kent Nimrud 2014 yılında terör örgütü IŞİD’in eline geçmeden önce öğrencilerini sık sık bölgeye götürüyordu. Hamad, “Nimrud’un IŞİD’in eline geçtiğini duyduğumda kalbim kan ağladı” dedi.

        isidten-kurtarilan-nimrud-antik-kenti-yagmalaniyor-2

        Nimrud’a sahip çıkan bir diğer arkeolog ise Leyla Salih. Antik kent IŞİD’ten kurtarıldıktan sonra Leyla Salih defalarca bölgeyi ziyaret etti. IŞİD’in Nimrud’daki birçok antik eseri tahrip ettiğini belirten arkeolog Salih, “İnsanı umutlandıran tek şey, tahrip edilen eserlerin yerinin değiştirilmemesi. Molozlar yerinde bırakılmış. Antik kentin yüzde 60’ı yeniden inşa edilebilir” dedi.

        isidten-kurtarilan-nimrud-antik-kenti-yagmalaniyor-3

        UNESCO, IŞİD’ten kurtarıldıktan sonra Nimrud’un yağmalanmasını önlemek için yetkililere çağrıda bulunmuştu. Asur döneminden kalma 3 bin yıllık antik kent Nimrud, 1800’lerin ortasında yapılan kazılar sonucu ortaya çıkarılmıştı. Yeryüzünün en eski uygarlıklarından biri olan Nimrud 2014 yılında IŞİD’in eline düşmüş ve 13 Kasım 2016’da Irak ordusu tarafından kurtarılmıştı.

        02.01.2017 ntv.com.tr

          by -
          239

          Irak ordusu, IŞİD’in elinde bulunan ve Musul’a 30 kilometre uzaklıktaki antik kent Nemrud’u tamamıyla geri aldı. Irak güçleri, yaklaşık 1 ay önce kente girmişti. IŞİD ile çatışmalar o tarihten bu yana devam ediyordu.

          Irak Ordusu tarafından yapılan açıklamada, “Dokuzuncu zırhlı birliklerimiz Nemrud’u tamamen DEAŞ’ın elinden aldı. Mühimmatlarını bırakarak kaçan örgütün bayrağını binalardan kaldırdık” dedi.

          13. yüzyıldan kalma antik eserlerin bulunduğu kent 1845-1851 yılları arasında Austen Henry Layard tarafından ortaya çıkarılmıştı.

          IŞİD militanları tarafından 2015’in Mart ayında işgal edilen kentte tarihi eserler büyük hasar gördü. Ülkenin Turizm ve Arkeoloji Bakanlığı, Mart 2015’te “Dozerlerle yıkıma başladılar. Antik kente ne kadar hasar verdiklerini bilemiyoruz” açıklaması yapmıştı.

          13.11.2016 tr.sputniknews.com

            by -
            3125

            Irak’ta bulunan Geç Babil dönemine ait kil tablete göre Antik Yakın Doğu’da hastalıklar fiziksel olduğu kadar ruhsal rahatsızlık olarak ta görülüyordu.

            Yüzlerce içerikten oluşan ‘Sakikku’ veya ‘Tüm Hastalıklar’ isimli Akatça tanı kitapçığından ‘Ashipu’ yani doktor-alimlerin dikkatli gözlem ve teşhişleri sonucunda şeytan ve hayaletlerin de tanı ve teşhis aşamasında büyük rol oynadıkları ancak bunun tıbbi müdahale olmadığı anlamına gelmediği anlaşılıyor.

            irakta-bulunan-tablet-antik-yakin-dogu-hastaliklariyla-ilgili-bilgiler-veriyor

            Çivi yazısıyla yazılmış 40 kil tablette içlerinde o dönemler ‘Miqtu’ adıyla bilinen solgun hastalık (günümüzde epilepsi)’ın detaylı incelendiği açıklamalar bulunuyor.

            Çevirilen tabletlerde bu nörolojik hastalığın incelikleri temel öngörülerle birlikte ‘kötü ruhların’ yol açtığı nöbetlerden şöyle bahsediliyor; “(Epilepside) Şeytan o’na saldırır ve verilen günde o’nu yedi kere izler. (O’na ) ölü bir katilin ruhu dokunmuştur artık. Ölecektir.”

            26.04.2016 archaeology.org

              by -
              3882

              Irak’ın başkenti Bağdat yakında yer alan Sippar Antik Kenti’nde bulunan kil tablet, Babil Uygarlığı’nın yerleşim planı hakkında bilgiler veriyor.

              Irak’ın bugünkü adıyla Ebu Habbah olarak bilinen ve Babil Uygarlığına ev sahipliği yapmış Sippar Antik Kenti’nde bulunan kil tablet, o döneme ait şehir planı, kırsal alan ve yerleşim yerlerini gösteriyor. Babillilerin kendilerini dünyanın neresinde gördükleri hakkında da ipuçları veren tablet, tarihin ilk ve tek haritası olma özelliğne sahip.

              Kil tablet üzerinde açıklayıcı metinler kazınmış üçgenlerle çevrili yuvarlak alan Mezopotamya Dünya Haritası’nın merkezi tahmin edilebileceği gibi Fırat Nehri’nin ikiye böldüğü Babil toprakları. Tablette bir çok coğrafi bölge isimlerle belirtilmiş olmakla birlikte anakara yani Babil, ‘okyanus’ ya da ‘acı su’ adında bir halkayla çevrelenmiş. Bu halkanın içinde üçgen şeklinde gösterilen 7-8 ücra adacık metinlerde ‘güneşin görülmediği’, ‘kanatlı bir kuşun güven içinde yolculuğunu tamamlayamayacağı’ şeklinde mitolojik yerler olarak anlatılmış.
              Başka bir açıklamada ise yıkılmış şehirler, tanrılar, devasa deniz yılını, akrep-adam gibi doğa üstü yaratıklar ve egzotik hayvanlar anlatılıyor.

              Kudüs Hebrew Üniversitesi’nde görevli Wayne Horowitz’e göre bu tablet Asur ve Babil Uygarlıklarının en geniş sınırlarına ulaştığı M.Ö. VI. yüzyılda uzak diyarlara olan ilgi ve meraklarını gösteriyor.

              26.04.2016 archaeology.org Çeviri: Ayşen Yolcu

                by -
                1641

                Terör örgütü IŞİD, 2014’ten bu yana kontrol ettiği Musul yakınlarındaki Ninova’da 2 bin yıllık bir tarihi yapıyı daha yerle bir etti.

                British Institute Irak Çalışmaları kurumundan bir kaynak, İngiliz Independent gazetesine, eski Asur şehri Ninova’nın girişindeki “Tanrı’nın Kapısı” olarak da bilinen Maşki Kapısı’nın yok edildiğini doğruladı.  

                Musul’daki aktivistler, Kürt yayın organı ARA News’e, radikal dinci militanların kapıyı imha etmek için askeri ekipmanlar kullandığını söylediler. Maşki Kapısı’nın yok edilmesi, terör örgütü IŞİD’in ele geçirdiği topraklarda giriştiği kültürel katliamın son örneği. 

                IŞİD daha önce Musul Müzesi’nde binlerce yıllık heykelleri yıkmış, antik şehir Palmira’da da birçok eseri tamamen parçalamıştı. Terör örgütü, Palmira’da Baalşamin Tapınağı’nı havaya uçurmuş ve görüntülerini sosyal medyadan yayınlamıştı.

                British Museum’dan bir yetkili, Independent’a, Irak’tan gelen son haberleri takip ettiklerini belirterek, “Doğal olarak kültürel mirasın tahrip edilmesi ve vandallık eylemleri karşısında büyük üzüntü duyuyoruz. Ve olanakları şartlarımızı zorlayarak takip etmeyi sürdüreceğiz. Belirli bir bilgi olmadan, neyin yok edildiğine dair yorum yapmak mümkün değil” dedi.

                13.04.2016 Hürriyet

                by -
                1632

                Milattan önce 1800’lü yıllarda ortaya çıkan Babil uygarlığının, yıldızları izlemek için karmaşık geometrik hesaplamalar yaptıkları ortaya çıktı. Karmaşık hesaplamaların ise ilk defa Orta Çağ döneminde 14. yüzyılda Oxford ve Paris’teki bilim insanları tarafından kullanıldığını sanılıyordu.

                Science Bilim Dergisi’nde yer alan araştırmaya göre Babilliler gece gökyüzünde Jüpiter gezegeninin hareketlerini izlemek için geometriyi kullanıyorlardı. Babilliler bugünkü Irak ve Suriye topraklarında yaşayan bir uygarlıktı. Babillilerin hesaplamalarını kaydettikleri kil tabletlerde çivi yazısıyla işlenmiş metinler, Babillilerin astronomide çok ileride olduklarını gösteriyor. Babilliler, Jüpiter gece gökyüzünde belirince hızı ve mesafesini ölçmek için trapezoid olarak adlandırılan dört kenarlı şekiller kullanmış.

                Araştırmayı kaleme alan Berlin’deki Humboldt Üniversitesi profesörlerinden Mathieu Ossendrijver “Bunu beklemiyordum. Hesaplamaları fizik ve diğer tüm bilim dalları için bir temel oluşturuyor” dedi.

                Prof. Ossendrijver 19. yüzyılda çıkarılan British Museum arşivlerinde saklanan beş Babil tabletini inceledi. Prof. Ossendrijver “Gökyüzünde gördükleri şeylerin raporlarını yazmışlar ve bunu çok uzun bir süre, yüzyıllar boyunca yapmışlar. Bu yana yatık dörtgen şekli Jüpiter’in zaman içinde değişen hızının hesaplanmasını sağlıyor. Şeklin bir ekseni, yani yataay tarafı zamanı, diğer ekseni, dikey tarafı da hızı temsil ediyor. Trapezoidin alanı da Jüpiter’in yörüngesinde yaptığı mesafeyi veriyor. Eski zamanlarda olduğu bilinmeyen zamana karşı hareketin soyut hız alanının şeklini gösteren bu grafik, çok yeni birşey.” dedi.

                Zaman ve hız kavramları yerine eski Yunanların dünya ve gezegenlerle uzaysal ilişkileri inceleyen “daha düz” bir geometri kullandıkları yönünde kanıtlar olduğunu söyleyen Prof Ossendrijver. bu tekniğin ne kadar yaygın olduğunun bilinmediğini ifade etti. Ossendrijver “Bu daha önce astronomiye yeni bir yöntem getiren tek bir kişi, bir dahi tarafından yazılmış bir tablet olabilir. Ya da bu yöntem farklı alimler tarafından daha yaygın biçimde kullanılıyor olabilir” diye sözlerine ekledi.

                Bilim insanları Babillilerin bu tekniği Milattan Önce 350 yıllarında geliştirdiklerini düşünüyor.

                29.01.2016 bbc.com

                  by -
                  1096
                  Aziz Elijah manastırının Mart 2011 ve Eylul 2014 tarihli uygu görüntüleri

                  Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün Irak’taki en eski Hristiyan manastırını imha ettiği ortaya çıktı.

                  Associated Press ajansının ulaştığı uydu görüntülerine göre, Musul yakınlarındaki bir tepede bulunan 1400 yıllık Aziz Elijah manastırı yıkılmış. Uzmanlar manastırın IŞİD Musul’u aldığı dönemde 2014 yılında yıkıldığını düşünüyor.

                  Aziz Elijah manastırının Mart 2011 ve Eylul 2014 tarihli uygu görüntüleri
                  Aziz Elijah Manastırı’nın Mart 2011 ve Eylül 2014 tarihli uydu görüntüleri

                  Erbil’de yaşayan Musullu rahip Paul Thabit Habib, Hristiyan tarihinin “barbarca yerle bir edildiğini” söyledi. Habib “Bunu bizi Irak’tan atma, bu topraklardaki varlığımızı bitirme girişimi olarak görüyoruz” dedi.
                  Uydu görüntüleri konusunda uzmanlaşan Allsource Analysis şirketinden Stephen Wood manastırın 2014’te Ağustos ve Eylül aylarında yıkıldığına işaret ettiğini söyledi. Wood “Taş duvarlar un ufak edilmiş. Buldozerler, ağır araçlar, balyozlar ve belki patlayıcılarla taş duvarları bu gri-beyaz toza çevirmişler. Tamamıyla imha etmişler” dedi.

                  isid-irakin-en-eski-manastirini-yerle-bir-etti-1

                  IŞİD Irak ve Suriye’de Hristiyanların mal ve mülklerine el koyuyor, bölgeyi terk etmeye zorluyor. Kalanlara ise İslam dinine geçmeleri konusunda baskı yapıyor ve özel vergiler getiriyor. IŞİD Irak’ta Nimrud, Hatra ve Nineveh kentlerinde bulunan çok sayıda tarihi eseri, manastır ve kiliseyi yok etmişti. Yıkılan eserler arasında Suriye’deki antik kent Palmira da bulunuyor.

                  Aziz Elijah Manastırı 6. yüzyılda Asurlu rahipler tarafından inşa edilmişti. Daha sonra Katolik kilisesinin emrine geçti. Rahip Habib manastırın “Hristiyanlar için ruhani bir ziyaret yeri” olduğunu ve dini törenlerin ve günah çıkartmaların yapıldığını söyledi.

                  ABD ordusu Irak işgali sırasında manastırı üst olarak kullanmış daha sonra tarihi eser olduğunu anlayıp boşaltmıştı.

                  20.01.2016 bbc.com