Çarşamba, Mart 29, 2017
Etiketler Posts tagged with "İstanbul"

İstanbul

by -
108

İstanbul’da yasa dışı yollarla Türkiye’ye soktukları Bizans dönemine ait mozaikleri, satmaya çalışan bir kişi yakalandı.

istanbulda-bizans-mozaiklerini-satmaya-calisirken-yakalandi

İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri A.O.Y. isimli kişinin, Türkiye’ye yurt dışından yasa dışı yollarla mozaik soktuğu ve satmak için müşteri aradığını tespit etti. Ekipler yaptıkları fiziki takip sonucunda, mozaiklerin bulunduğu araca Sarıyer Zekeriyaköy’de operasyon düzenlendi. Operasyonda, üzerinde azize resimlerinin bulunduğu ve değişik renkte taşlarla yapılmış 2 adet mozaik ele geçirildi.

İstanbul Arkeoloji Müze Müdürlüğü’ne incelenmesi için gönderilen mozaiklerin, Bizans dönemine ait olduğu değerlendirildi. Tarihi eser, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında kültür varlığı olması sebebiyle koruma altına alındı.

Adliyeye sevk edilen şüphelinin kaçak tarihi eseri Türkiye’ye nasıl soktuğu ve bağlantıları araştırılıyor.

01.03.2017 CNN TURK

by -
11351

Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ‘nitelikli portatif örtü’ izni verince, Fatih Belediyesi, İstanbul’un en eski yapılarından olan, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan tarihi surlara çatı monte edip, düğün salonu açtı. Belediye’ye göre, Koruma Kurulu kararıyla monte edilen çatının surlara hiçbir zararı yok!

istanbulun-tarihi-surlarina-cati-monte-edilip-dugun-salonu-acildi

Fatih Belediyesi’ne ait Topkapı Sosyal Tesisleri’nin bitişiğinde bulunan, belediyenin düğün organizasyonları amacıyla kiraladığı alan için, yüzlerce yıllık tarihi surların üzerine dışarıdan da görülen bir çatı monte edildi. Fatih Belediyesi tarafından 2015 yılında bir rölöve, restitüsyon ve restorasyon projesi hazırlanarak İstanbul 2 Numaralı Yenileme Alanları Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na sunuldu. Projeyi inceleyen kurul, 12 Mayıs 2016’da, İstanbul’un en eski yapılarından olan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan tarihi surlara, ‘nitelikli portatif örtü’ sistemi kurulabileceğine karar verdi. Kurulun bu kararı üzerine, açık hava düğün ve organizasyonlarında kullanılan sur bölgesine, Fatih Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından geçtiğimiz eylül ayında yaklaşık 3 metre yüksekliğinde açılıp kapanabilen bir çatı monte edildi.

‘Duvarlara Temas Yok’
Söz konusu açılır kapanır çatının surlara zarar vermediğini savunan Fatih Belediyesi’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Yapılan uygulamanın, sur duvarları ile hiçbir şekilde teması yoktur ve kurul kararına uygun olarak yapılmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Hareketli çatının çirkin bir görüntü ortaya çıkardığını söyleyen Fatih Belediyesi’nin CHP’li Meclis üyesi Fazıl Uğur Soylu ise, “Surların bitişiğinde bulunan sosyal tesis için inşa edilen hareketli çatıyı inceledim. Duvarlara monte edilmemiş. Ancak çirkin bir görüntü ortaya çıkmış. Surların dışından da görünüyor. Bu konuyla ilgili şikâyette bulunacağız” diye tepki gösterdi.

istanbulun-tarihi-surlarina-cati-monte-edilip-dugun-salonu-acildi-1

‘Kimliğiyle İlgisiz Kullanım Şekli’
İstanbul surlarına yapılan hareketli çatının yüzlerce yıllık tarihi dokuyu bozduğunu savunan Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi ise konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: “Bu surlarda uygulanacak her proje surların kimliği göz önüne alınarak uygulanmalıdır. Surlara verilecek işlevler kültür varlığının korunmasına hizmet etmeli ve alanın bütüncül olarak algılanmasını engellememeli. Topkapı Sosyal Tesisi ise tüm bunların aksine kara surlarının bir bölümünde miras alanının kimliğiyle ilgisiz bir kullanım şekline neden olmakta, bu tarihi doku düğün ve benzeri etkinlikler için bir ‘konsept’ malzemesi olarak pazarlanmaktadır.”

27.02.2017 Hürriyet Haber: İdris Emen

by -
192

İstanbul’da Haydarpaşa-Pendik arasındaki banliyö hattı çalışmaları devam ederken, proje güzergâhında yeni Bizans kalıntıları bulundu. Ancak tarihi kalıntıların bir kısmının üzeri gelişigüzel naylon brandayla örtülürken, kazı alanında oluşan su birikintileri ve balçık dikkat çekiyor.

istanbulda-banliyo-hattinda-bulunan-bizans-kalintilari-naylonla-ortulmus

Haydarpaşa-Pendik arasındaki banliyö hattı çalışmaları devam ederken, proje güzergâhında yeni Bizans kalıntıları bulundu. İdealtepe Feyzullah mahallesindeki hatta bulunan tarihi kalıntıların geç dönem Bizans eserleri olduğu belirtilirken, bölgedeki kazılar İstanbul arkeoloji Müzesi denetiminde devam ediyor. Ancak tarihi kalıntıların bir kısmının üzeri gelişigüzel naylon brandayla örtülürken, kazı alanında oluşan su birikintileri ve balçık dikkat çekiyor. Arkeoloji Müzesi tarafından korunmaya alınan kalıntıların durumunu yorumlayan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serkan Sunay şunları söyledi: 

‘Arkeopark yapılmalı’
“Üzülerek söylemem gerekir ki kazı çalışması bilimsel kriterlere göre yapılmamış. Burada üstü naylon brandayla örtülü bölümün altında ne var merak ettim. Bu bölgenin Bizans devrinde tarihi yarımada ve önemli bir iskan merkezi olarak kullanıldığını biliyoruz. Küçükyalı çevresinde daha evvel yapılmış çalışmalar, bölgede Orta Bizans devri başında inşa edilen çeşitli yapıların olduğuna işaret ediyor. Bu alan bir arkeopark olarak değerlendirilmeli, mutlaka korumaya alınmalı.”

Mimarlık tarihçisi Prof. Dr. Afife Batur kalıntıların ciddi anlamada korunmaya alınması gerektiği belirterek şunları söyledi:

‘Güzergâh değişebilir’
“Avrupa’da bu tür eserler ortaya çıkarıldığında medya ve kurumlar sahip çıkıyor. Maalesef Türkiye’de yeterli duyarlılığa sahip değiliz. Alan arkeoloji parkı haline getirilebilir. Bilimsel çalışmalar sürdürülmeli. Arkeoloji Müzesi’nin duyarlılığından şüphem yok. Ancak eserlerin bir kısmının üzeri naylon branda ile örtülmüş. Bu tür koruma doğru değil. Biriken sular çekilmeli. Kalıntı alanının inşaat alanından ayrı olarak çevresine bant çekilmeli. Güzergâhın bu kısmı birkaç yüz metre farklı bir noktadan geçirilebilir. Kalıntılar tren yoluna kurban edilmesin.”

23.02.2017 Milliyet

by -
99

Türkiye Sualtı Arkeoloji Vakfı (TINA) tarafından yayınlanan Denizcilik Arkeolojisi Dergisi’nin 5. ve 6. sayıları çıktı.

TINA Denizcilik Arkeolojisi Dergisi - Cilt 3

TINA Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı, arkeoloji dünyasındaki önemli bir eksiği kapatmak amacıyla 2014 yılında “Denizcilik Arkeolojisi” alanında yayın yapacak dergisinin ilk cildini yayınlamıştı. Kısa zamanda Türkiye’deki tüm üniversitelere, müzelere ve arkeoloji enstitülerine, ücretsiz olarak ulaşan yayın, İngilizce baskısıyla da dünyanın önemli üniversitelerine, müzelerine ve enstitülerine ulaştı.

Yılda iki kez hem Türkçe hem de İngilizce olarak yayın yapana Derginin amacı başta Anadolu kıyıları ve Akdeniz olmak üzere dünyadaki denizcilik arkeolojisi çalışmalarını bir arada sunmak. Arkeologlar, arkeoloji bilimine katkı sunan diğer bilim dallarında çalışan bilim insanları ve arkeolojiye ilgi duyanlar için doyurucu bilgiler sunan yayın alanında bir ilki temsil ediyor.

Mizanpaj 1

Yeni sayılar arkeoloji dünyasıyla buluşuyor
Derginin beşinci sayısında, Yenikapı kazılarında bulunmuş YK-12 batığının yeniden yapımının ayrıntılı bir incelemesi yer alıyor. Bin yıllık bekleyişin ardından denizde yelken açmaya hazırlanan YK – 12’nin bilimsel çalışmasını İstanbul Üniversitesi’nden Işıl Özsait Koçabaş’ın kaleminden okuyabilirsiniz. Bir diğer önemli çalışma ise Alanya’da yer alan “Ptolemais” antik limanı üzerine Celil Samet Harmandar’ın makalesi. Liman üzerinde yapılan ilk çalışma yeni bilgilere ulaşılması açısından oldukça önemli. Bu iki önemli makale dışında Anadolu’nun denizcilik kültürünü ziyaretçilere ve araştırmacılara sunan İstanbul’daki Deniz Müzesi, Yenikapı kazılarının ardından İstanbul’a kazandırılması planlanan Yenikapı Müzesi, İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez Laboratuvarı ve bu alanda yaptığı çalışmalar, Sualtı Kültür Mirası Toplantıları, Limen Projesi, Tarihi Eserlerin Koruma ve Onarım Uygulamaları Çalıştayı beşinci sayının diğer konuları.

21 Ocak 2016 günü kaybettiğimiz Sayın Mustafa V. Koç’un sualtı arkeolojisine yaptığı katkılar basında çok bilinmez. Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı’nın kurucu üyesi olan Sayın Mustafa V. Koç’un hem kişisel olarak hem de TINA Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı ile birçok sualtı arkeolojisi çalışmasına maddi ve manevi destkeleri on yıllardır devam etmekteydi. Son olarak Kendi isminin verildiği “Ankara Üniversitesi Mustafa V. Koç Deniz Arkeolojisi Araştırma Merkezi” 17 Haziran 2015’te kendisinin de katılımıyla açılmıştı. TINA Denizcilik Arkeolojisi Dergisi’nin 5. sayısında bu önemli Merkez üzerine bilgiler ve bu alanda çalışan akademisyenlerin görüşleri de bulunuyor.

Mizanpaj 1

Altıncı sayıda ilk olarak Hırvat Konservasyon Enstitüsü Sualtı Arkeolojisi Bölümü’nün 2007 ile 2013 yılları arasında Hırvatistan’da, Mljet Adası’nın güney kıyısı açıklarında son derecede iyi korunmuş olarak bulunan 16. yüzyıl Venedik ticaret gemisi ve Osmanlı çinilerinden oluşan kargosu üzerinde yaptığı çalışmalar inceleniyor. Bir diğer önemli makale ise “Küçükçekmece göl havzası arkeolojik kazılarında yürütülen amphora çalışmaları”. Ayrıca 2016 yılı içinde Türkiye kıyılarında ve iç Sularında gerçekleştirilen çalışmaların hemen hepsine ait çalışma raporlarını da bu sayıda bulabilirsiniz.

Dergideki en önemli keşif haberi ise Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nden Harun Özdaş başkanlığında yürütülen çalışmalar kapsamında arkaik döneme tarihlenen bir terrakota heykelin alt gövdesinin yaklaşık 45 metre derinlikte bulunması. Bu keşfe dair tüm detaylar derginin 6. sayısında yer alıyor.

by -
242

İstanbul’un Kadıköy ilçesindeki inşaat kazısı sırasında Erken Bizans Dönemi’ne ait sarnıç ile Fransız Mektebi’nin kalıntıları ortaya çıktı. Çıkan eserler koruma altına alındı.

kadikoydeki-insaat-kazisinda-bizans-donemine-ait-sarnic-bulundu

Son yıllarda hızla devam eden inşaat çalışmaları Kadıköy’de çok sayıda tarihi kalıntıların gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Bunun son örneği Fenerbahçe Zühtüpaşa Mahallesi’nde görüldü. Geçtiğimiz yıl bölgede başlayan inşaat çalışmaları sırasında tarihi kalıntılara rastlandı. İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu üyelerinin yaptığı incelemeler sonucunda kalıntıların tabanının ortaya çıkarılmasına ve kazı çalışmalarının yapılmasına karar verildi. Arkeoloji Müzesi’nin Fenerbahçe Zühtüpaşa Mahallesi 91 pafta, 279 ada ve 7 parsel ve 91 pafta, 279 ada 13 parsel nolu sayılı yerdeki başlattığı kazı çalışmaları tamamlandı.

Bizans dönemine ait sarnıç
Yapılan kazı çalışmaları sonrasında 19. yüzyıl sonralarından 20. Yüzyıl başlarına kadar işlev görmüş Fransız Mektebi’ne ait kalıntılar ile Erken Bizans Dönemi’ne ait bir sarnıcın kalıntıları ortaya çıkarıldı. Arkeoloji Müzesi’nin hazırladığı raporda sarnıç kalıntılarına dair şu bilgilere yer verildi “ Söz konusu duvar, dış yüzeyden tamamıyla taş örgü, iç yüzeyde beş sıra tuğla ve katkılı horasan harçla oluşturulmuştur. İç ve dış duvar oldukça düzgündür ve arası moloz taşlarla doldurulmuş olup sandık duvar tekniği kullanılarak inşa edilmiştir.”

“Yayın taramalarında bölgede St. Auguistin Kilisesi ile Fransız Mektebi arasında bir Justinianus Sarnıcı’ndan söz edilmektedir” ifadelerinin yer aldığı raporda, “Justininianus Dönemi’nde Fenerbahçe’de İmparatorun eşi Theodara için yaptırdığı yazlık saray düşünüldüğünde sarnıcın da 6. yüzyılda yapılmış olduğu ve sarnıcın Heraklios Devri’nde (610-641) doldurularak bu alanın sebze bahçesine dönüştürüldüğü de yayınlarda ifade edilmektedir” denildi.

Koruma altına alındı
İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 27.08.2015 tarihli kararı ile 91 pafta, 279 ada ve 7 nolu parseldeki alanda çıkan sarnıç ve mekân kalıntılarının 2863 Sayılı Yasa’nın 6. Maddesi kapsamında kültür varlığı olarak tescillenmesine karar verildi.  Bölge Kurulu’nun 01.12.2016 tarihli kararı ile ise 13 nolu parselde ortaya çıkan sarnıç kalıntılarının yine 2863 Sayılı Yasa’nın 6. Maddesi kapsamında tescil edilmesine ve 1. derece koruma grubuna dâhil edilmesine karar verildi.

06.01.2017 Evrensel

by -
418

Arkeolojihaber.net ekibi olarak 2016 yılı Türkiye’sinden vandalizm içeren önemli gördüğümüz 10 haberi sizler için derledik.

“Vandalizm”
Vandallık veya akım olarak Vandalizm, bilerek ve isteyerek, kişiye ya da kamuya ait bir mala, araca ya da ürüne zarar verme eylemi.

1-Yenikapı’da Theodosius Limanı’na Ait Ahşap Mendirek Parçalandı
İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda devam eden çalışmalarda Bizans dönemine ait Theodosius Limanı’nın devamı olan ahşap örme mendirekler Koruma Kurulu’nun uzman denetiminde bilimsel yöntemlerle kaldırılması kararına karşın iş makineleri ile parçalandı.
Haberin devamı için

yenikapida-theodosius-limanina-ait-ahsap-mendirek-parcalandi

2-Urla’da Airai Antik Kenti’nin Ortasına Beton Su Kanalı Döşendi
İzmir’in Urla ilçesinde Airai Antik Kenti’nin bulunduğu 1. derece arkeolojik sit alanının ortasına beton boru döşediler. Koruma kurulu, müze ve Urla Belediyesi’nin iki defa mühürleme yapmasına rağmen inşaat durmadı. 2863 sayılı yasaya göre kasten birinci derece sit alanını tahrip etmek hapis cezasını öngörüyor.
Haberin devamı için

urlada-airai-antik-kentinin-ortasina-beton-su-kanali-dosediler

3-Mersin’de Gülek Kalesi’nin Kapısına Sprey Boya
Tarsus’un yaklaşık 60-65 km. kuzeyinde yer alan Gülek Beldesi’nde bulunan tarihi kalesinin giriş kapısına kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce sprey boya ile yazı yazıldı. Vatandaşların tepkisine neden olan yazılar, tarihi yapıya zarar verdi.
Haberin devamı için

mersinde-gulek-kalesinin-kapisina-sprey-boya

4-Antalya’da 2 Bin Yıllık Kaya Mezarına Boya İle Yazı Yazıldı
Antalya’nın Finike İlçesi’nde yer alan Limyra Antik Kenti’nde bulunan 2 bin yıllık kaya mezarının duvarına bir sondaj firması boya ile yazı yazarak ilan verdi. Sprey boyayla yazılan ilan yüzünden tarihi yapı zarar gördü.
Haberin devamı için

antalyada-2-bin-yillik-kaya-mezarina-boya-ile-yazi-yazildi

5-Bodrum’da 2 Bin Yıllık Mezarlar Kepçeyle Tahrip Edildi
Muğla’nın Bodrum ilçesinde evini yenilemek isteyen kişi, Roma dönemine ait 2 bin 100 yıllık mezarları tahrip etti, mezarlardan PVC atık su borusu geçirildi.
Haberin devamı için

bodrumda-2-bin-yillik-mezar-kepceyle-tahrip-edildi

6-Ankara’da 2 Bin Yıllık Sur Duvarı İş Makinesiyle Yıkıldı
Ankara’da Augustus Tapınağı’nın hemen yanında yer alan ve Ankara Kalesi’nin devamı olan tarihi duvar ile sütunlar “İnsanların kafasına düşüyor” diyerek yıkıldı.
Haberin devamı için

ankarada-2-bin-yillik-sur-duvari-is-makinesiyle-yikildi

7-Kocaeli’de 2 Bin 500 Yıllık Mezar Odası Dozerle Yok Edildi
Kocaeli’nin Körfez ilçesine bağlı Kutluca Köyü’ndeki 2 bin 500 yıllık kubbeli mezar odası patlatıldıktan sonra dozerle yok edildi.
Haberin devamı için

kocaelide-2-bin-300-yillik-mezar-odasi-dozerle-yok-edildi-1

8-Latmos’ta 8 Bin Yıllık Kaya Resimleri Sabunla Silinerek Yok Ediliyor
Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Havva İşkan Işık, taş ocaklarında çalışma izni alanların sit alanı engeline takılmamak için kaya resimlerini arap sabunuyla, süngerle ve zımparayla yok ettiğini söyledi.
Haberin devamı için

8-bin-yillik-latmos-kaya-resimlerine-spreyle-adlarini-yazdilar-1

9-Aydın’da Latmos Antik Kenti’nde Zeus Tapınağı’nı Yaktılar
Aydın’da en önemli doğal ve antik değerleri bünyesinde barındıran Beşparmak Dağları’ndaki Latmos’un Dikilitaş bölgesindeki antik kalıntılarında yangın çıktı.
Haberin devamı için

aydinda-latmos-antik-kentinde-zeus-tapinagini-yaktilar-1

10-Marmaris Kalesi’nin Duvarları Klima İçin Hilti ve Matkapla Delindi
Muğla’nın Marmaris ilçesinde tarihi kalenin duvarları klima takılması için hilti ve matkapla delindi.
Haberin devamı için

marmaris-kalesinin-duvarlari-klima-icin-hilti-ve-matkapla-delindi-2

 

by -
731

Yenikapı arkeolojik kazılarında bulunan ‘Yenikapı 12’ isimli tekne, yeniden yapıldı. Bahar aylarında suya indirilecek tekne daha sonra Marsilya’da sergilenecek.

yenikapida-bulunan-gemi-batigi-yeniden-yapildi

Marmaray metro çalışmaları sırasında Yenikapı’da sürdürülen arkeolojik kazılarda çok sayıda batık gemiye ulaşılmıştı. Theodosius limanında bulunan batıklar İstanbul Üniversitesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı Başkanı Prof. Ufuk Kocabaş tarafından laboratuvara alındı. Yenikapı’da inşa edilecek müzede batık kalıntıları amforalar ve diğer buluntular birlikte sergilenecek. M.S. 5 ve 10. yüzyıllara tarihlenen batıklar dünya denizcilik tarihine ışık tutacak. ‘Yenikapı 12’ adı ile anılan 9. yüzyıl batığı 7 metre uzunluk ve 2.5 metre genişliğe sahip.

Tekne hafif bir eğimle karinası üzerine oturarak batmış ve üzeri aniden deniz kumuyla örtüldüğü için de amfora yükünün altındaki ahşap elemanlarının büyük çoğunluğu bütün olarak ve orijinal yerlerinde korunmuş olarak bulundu. Çok sayıda anfora ile birlikte bulunan 9. yüzyıl sikkeleri ve mutfak eşyaları batığı daha önemli kıldı. Prof. Kocabaş hem ortaçağ deniz ticareti konusunda fikir vermesi hem de denizcilik tarihi açısından önemli bir süreci başlatmak düşüncesiyle ‘Yenikapı 12’nin replikasını yapmaya karar verdi. Avrupa Birliği ENPI Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı çerçevesinde 55 bin Euro fon aldı. Geminin birebir replika projelerini İstanbul Üniversitesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Işıl Özsait yaptı.

yenikapida-bulunan-gemi-batigi-yeniden-yapildi-1

Tekne Tuzla’da RMK Marine tersanesinde orijinalindeki gibi kestane ağacından inşa edildi. Prof. Ufuk Kocabaş projenin bundan sonraki aşamalarını şöyle anlattı: “Test sürüşü yapacağız. Geminin hızı nasıldı, draftı nasıl, rüzgâra nasıl tepki veriyor. Ortaçağ denizciliğini biraz anlamaya çalışacağız. ‘Yenikapı 12’yi İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde ve sonra da Marsilya’da sergileyeceğiz. Tekneyi dünyaya göstermek istiyoruz.”

13.12.2016 Hürriyet

by -
236

İstanbul Üsküdar’daki Mimar Sinan’a ait 450 senelik Atik Valide Külliyesi’nin yanına yapılan öğrenci yurdu inşaatını mahkeme durdurdu. İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2 Aralık tarihli kararında mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi isteyerek bu süre zarfında yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Üsküdar’daki Mimar Sinan’a ait 450 yıllık Atik Valide Külliyesi’nin dibine beton atılarak öğrenci yurdu inşa edilmesini Hürriyet 11 Haziran’da ‘’Osmanlıya Beton’’ manşetiyle duyurmuştu. Yeni inşaatın kalıpları tarihi binanın duvarlarına yaslanmıştı. Koruma Kurulu’ndan izin alınarak inşa edilen betonarme yapı Atik Valide İlim ve Hizmet Vakfı adına öğrenci yurdu olarak yapılıyordu.  Hürriyet’in haberinden sonra inşaat durmuş ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Üsküdar Belediyesi inşaatın projeye ve mevzuata uygun yapıldığı yönündeki tespitleri üzerine kaldığı yerden devam etmişti. 

Avukat Onur Cingil İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nde Üsküdar Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine dava açtı. Yapılan itirazda, İstanbul 6 Numaralı Koruma Kurulu tarafından 16 Ocak 2013 tarihli onaylanan avan proje ile bu projeye uygun olarak Üsküdar Belediyesi tarafından verilen inşaat ruhsatının hukuka aykırı olduğu, dava konusu inşaatın önemli bir eser olan Atik Valide Külliyesi’nin bitişiğinde zarar verecek şekilde inşa edildiği ileri sürüldü. Mahkeme bu gerekçelere bakarak yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra bu konuda yeniden bir karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına oy birliği ile karar verdi.

06.12.2016 Hürriyet

by -
191

İstanbul’da Küçükçekmece Gölü kıyılarında yürütülen Bathonea Antik Kenti kazılarında 20 bin parça cam buluntu gün yüzüne çıktı. Ayrıca fazla bilinmeyen vitrayların da yaygın olarak kullanıldığı anlaşıldı.

istanbuldaki-bathonea-kazilarinda-20-bin-parca-cam-buluntu-ortaya-cikti

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şengül Aydıngün başkanlığında, Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Avcılar’da Küçükçekmece Göl Havzası’nda yürütülen Bathonea kazılarındaki buluntular bu sezon Ağustos ve Eylül aylarında laboratuvar, depo ve analiz çalışmaları ile tek tek yeniden değerlendirildi.

istanbuldaki-bathonea-kazilarinda-20-bin-parca-cam-buluntu-ortaya-cikti-1

Küçükçekmece Göl Havzası’nda Kazı Başkan Vekilliği görevini yürüten, müzecilik, antik cam tasarımı ve cam tarihi konularında uzman arkeolog Dr. Şeniz Atik, Küçükçekmece Gölü kıyısında yürütülen kazılarda ele geçen, büyük boyutlu bazilikal yapılar ile martyrion ve mezarlarda yaklaşık 20 bine yakın cam buluntuya rastlandığını söyledi. Bir dönem TRT 2’de yayınlanan ‘Camdaki Yansımalar’ belgeselinin kaynak metin yazarlığı ve bilimsel danışmanlığını da yapan Dr. Atik, buluntular ile ilgili değerlendirme çalışmaları yaptıklarını, bölgede özellikle çok sayıda pencere camı ve altın varaklı cam mozaik parçalarına (tessera) rastlandığını belirterek şöyle dedi: “Geçtiğimiz yıllarda yürütülen kazı çalışmalarında bulunan yaklaşık 20 bin adet cam parçasının önemli bir bölümünü pencere camları oluşturmaktadır. Bölgedeki antik yapılara ait pencere camlarının çokluğu ve yoğunluğunun yanı sıra özel olarak kesilmiş ince vitraylar da dikkat çekici. Bu vitraylar önemli yapılarda pano ve pencere camı olarak kullanılıyor. Bunların ötesinde, yine çok sayıda cam tesseralar (mozaik parçaları)cam kap, kandil, bardak, kase ya da ayaklı kadehlere rastlıyoruz. Buluntuların büyük bir kısmının iyi kaliteli camlar olduğunu görüyoruz. Bu da burada yüksek standartlı bir yaşamın varlığının kanıtıdır. Bölgede bulunan bir kısım cam şişeler de Anadolu’daki formlardan farklılık göstermektedir.”

istanbuldaki-bathonea-kazilarinda-20-bin-parca-cam-buluntu-ortaya-cikti-2

Dr. Atik, “Bunlara dayanarak camların bir kısmının ithal, bir kısmının ise yerel olabileceği düşünülmektedir. Tüm buluntular titizlikle değerlendiriliyor. Küçük parçalar halinde oldukları için, bunların önce tasnifleri yapılarak birleşebilecek parçaların seçilmesi, bütünleme çalışılmalarının ardından çizimlerinin ve tanımlarının yapılması; analizleri yapılması gerekenlerin belirlenmesi ve yayına hazırlaması hayli zaman alıyor” diye konuştu. Yakın zamanda Marmaray Yenikapı Kazılarının cam buluntularını değerlendirerek yayınlayan Dr. Atik, Yenikapı ve Bathonea buluntuları arasında benzerlikler olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu da demektir ki ya İstanbul ve civarında önemli bir üretim merkezi vardı, ya da burası Yenikapı gibi büyük bir liman olduğu için camların bir kısmı ithal olarak gelmişti. Buluntuların çalışmaları tamamlandıktan sonra, Bathonea’nın İstanbul ve diğer kentlerle ilişkisi ortaya çıkacak. Buluntuların önemli bir kısmı 5–7. yüzyılları kapsıyor. Bu alanın daha geç dönemlerde de kullanım gördüğünü 10.-12. yüzyıllara ait, az yoğunluktaki buluntular sayesinde biliyoruz. Daha sonra Geç Osmanlı döneminden de az sayıda cam buluntu var.”

istanbuldaki-bathonea-kazilarinda-20-bin-parca-cam-buluntu-ortaya-cikti-3

Özel kesimli renkli cam vitray parçaların ve altın varaklı tesseraların önemine değinen Dr. Atik, “Bathonea’da 5–7’inci Yüzyıl tabakalarında açığa çıkan cam bulgulara dayanarak, buradaki yaşam standartlarının oldukça yüksek olduğunu belirtebiliriz” diye ekledi.

05.12.2016 ntv.com.tr

by -
272

Cihangir’de bulunan ve Sanatkarlar Parkı olarak da bilinen Roma Parkı’nda ‘Cihangir Sosyal Tesisi’ yapmak için başlayan yıkım çıkan eserler nedeniyle durduruldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Cihangir’de bulunan Sanatkarlar Parkı olarak da bilinen Roma Parkı’nda ‘Cihangir Sosyal Tesisi’ yapmak için sabah saatlerinde başlayan yıkım, arkeolojik kalıntıların bulunması ve mahalle halkının tepkileri üzerine durduruldu.

Belediye ekipleri iş makineleriyle sabah saatlerinde Roma Parkı’na gelerek yıkıma başladı. Cuma gününden bu yana yıkıma karşı parkta nöbet tutan mahalle halkı ve Beyoğlu Kent Savunması üyeleri ise iş makinelerinin alandan çıkarılmasını isteyerek belediye ekiplerine teki gösterdi.
Arkeolojik sit alanı ilan edilen ve kazı sırasında da tarihi eser bulunan parkta yapılmak istenen inşaat için bölge halkı ve Beyoğlu Kent Savunması üyeleri ruhsat görmediklerini ve kendilerine herhangi bir açıklama yapılmadığını vurguladı. Yıkım nedeniyle polis ile mahalleli arasında arbede yaşandı. Bu sırada Beyoğlu Kent Savunmasından Deniz Özgür gözaltına alındı. Polis mahalleliyi zorla alandan çıkararak iş makinelerini soktu ve bölgede çalışmalar başladı. Bu sırada alana ilişkin ruhsat getirilerek alanın girişine asıldı ve çalışmalar devam etti.

Mahalleli, alanın yeşil alan olarak korunmasını çalışmaların da arkeologlar eşliğinde tarihi dokuya ve ortaya çıkan kalıntılara zarar verilmeden yapılmasını istedi. Mahalle halkının tepkisi üzerine Cihangir Güzelleştirme Derneği Başkanı, Arkeolog Bensen Ünlüoğlu’nun gelmesiyle belediye ekipleri ile görüşme başladı. Ünlüoğlu alanda bulunan tarihi eserler hakkında ekiplere bilgi vererek çalışmaların durmasını istedi.

Ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın talimatıyla çalışmalar durduruldu.
Arkeolog Bensen Ünlüoğlu, kazı alanında ‘Osmanlı Seramiği’ çıktığını belirterek, “Kazı alanında çıkan seramik yoğunluğu sonrasında çalışmaların durdurulmasını talep ettik. Kazı çalışmaları devam ederken kazı alanında Osmanlı Seramiği çıkması üzerine çalışmaları durdurdular. Bundan sonra arkeolog eşliğinde el ile kazı yapılacaktır” dedi.

25.10.2016 Evrensel