Pazartesi, Ocak 16, 2017
Etiketler Posts tagged with "İstanbul"

İstanbul

by -
172

İstanbul’un Kadıköy ilçesindeki inşaat kazısı sırasında Erken Bizans Dönemi’ne ait sarnıç ile Fransız Mektebi’nin kalıntıları ortaya çıktı. Çıkan eserler koruma altına alındı.

kadikoydeki-insaat-kazisinda-bizans-donemine-ait-sarnic-bulundu

Son yıllarda hızla devam eden inşaat çalışmaları Kadıköy’de çok sayıda tarihi kalıntıların gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Bunun son örneği Fenerbahçe Zühtüpaşa Mahallesi’nde görüldü. Geçtiğimiz yıl bölgede başlayan inşaat çalışmaları sırasında tarihi kalıntılara rastlandı. İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu üyelerinin yaptığı incelemeler sonucunda kalıntıların tabanının ortaya çıkarılmasına ve kazı çalışmalarının yapılmasına karar verildi. Arkeoloji Müzesi’nin Fenerbahçe Zühtüpaşa Mahallesi 91 pafta, 279 ada ve 7 parsel ve 91 pafta, 279 ada 13 parsel nolu sayılı yerdeki başlattığı kazı çalışmaları tamamlandı.

Bizans dönemine ait sarnıç
Yapılan kazı çalışmaları sonrasında 19. yüzyıl sonralarından 20. Yüzyıl başlarına kadar işlev görmüş Fransız Mektebi’ne ait kalıntılar ile Erken Bizans Dönemi’ne ait bir sarnıcın kalıntıları ortaya çıkarıldı. Arkeoloji Müzesi’nin hazırladığı raporda sarnıç kalıntılarına dair şu bilgilere yer verildi “ Söz konusu duvar, dış yüzeyden tamamıyla taş örgü, iç yüzeyde beş sıra tuğla ve katkılı horasan harçla oluşturulmuştur. İç ve dış duvar oldukça düzgündür ve arası moloz taşlarla doldurulmuş olup sandık duvar tekniği kullanılarak inşa edilmiştir.”

“Yayın taramalarında bölgede St. Auguistin Kilisesi ile Fransız Mektebi arasında bir Justinianus Sarnıcı’ndan söz edilmektedir” ifadelerinin yer aldığı raporda, “Justininianus Dönemi’nde Fenerbahçe’de İmparatorun eşi Theodara için yaptırdığı yazlık saray düşünüldüğünde sarnıcın da 6. yüzyılda yapılmış olduğu ve sarnıcın Heraklios Devri’nde (610-641) doldurularak bu alanın sebze bahçesine dönüştürüldüğü de yayınlarda ifade edilmektedir” denildi.

Koruma altına alındı
İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 27.08.2015 tarihli kararı ile 91 pafta, 279 ada ve 7 nolu parseldeki alanda çıkan sarnıç ve mekân kalıntılarının 2863 Sayılı Yasa’nın 6. Maddesi kapsamında kültür varlığı olarak tescillenmesine karar verildi.  Bölge Kurulu’nun 01.12.2016 tarihli kararı ile ise 13 nolu parselde ortaya çıkan sarnıç kalıntılarının yine 2863 Sayılı Yasa’nın 6. Maddesi kapsamında tescil edilmesine ve 1. derece koruma grubuna dâhil edilmesine karar verildi.

06.01.2017 Evrensel

by -
241

Arkeolojihaber.net ekibi olarak 2016 yılı Türkiye’sinden vandalizm içeren önemli gördüğümüz 10 haberi sizler için derledik.

“Vandalizm”
Vandallık veya akım olarak Vandalizm, bilerek ve isteyerek, kişiye ya da kamuya ait bir mala, araca ya da ürüne zarar verme eylemi.

1-Yenikapı’da Theodosius Limanı’na Ait Ahşap Mendirek Parçalandı
İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda devam eden çalışmalarda Bizans dönemine ait Theodosius Limanı’nın devamı olan ahşap örme mendirekler Koruma Kurulu’nun uzman denetiminde bilimsel yöntemlerle kaldırılması kararına karşın iş makineleri ile parçalandı.
Haberin devamı için

yenikapida-theodosius-limanina-ait-ahsap-mendirek-parcalandi

2-Urla’da Airai Antik Kenti’nin Ortasına Beton Su Kanalı Döşendi
İzmir’in Urla ilçesinde Airai Antik Kenti’nin bulunduğu 1. derece arkeolojik sit alanının ortasına beton boru döşediler. Koruma kurulu, müze ve Urla Belediyesi’nin iki defa mühürleme yapmasına rağmen inşaat durmadı. 2863 sayılı yasaya göre kasten birinci derece sit alanını tahrip etmek hapis cezasını öngörüyor.
Haberin devamı için

urlada-airai-antik-kentinin-ortasina-beton-su-kanali-dosediler

3-Mersin’de Gülek Kalesi’nin Kapısına Sprey Boya
Tarsus’un yaklaşık 60-65 km. kuzeyinde yer alan Gülek Beldesi’nde bulunan tarihi kalesinin giriş kapısına kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce sprey boya ile yazı yazıldı. Vatandaşların tepkisine neden olan yazılar, tarihi yapıya zarar verdi.
Haberin devamı için

mersinde-gulek-kalesinin-kapisina-sprey-boya

4-Antalya’da 2 Bin Yıllık Kaya Mezarına Boya İle Yazı Yazıldı
Antalya’nın Finike İlçesi’nde yer alan Limyra Antik Kenti’nde bulunan 2 bin yıllık kaya mezarının duvarına bir sondaj firması boya ile yazı yazarak ilan verdi. Sprey boyayla yazılan ilan yüzünden tarihi yapı zarar gördü.
Haberin devamı için

antalyada-2-bin-yillik-kaya-mezarina-boya-ile-yazi-yazildi

5-Bodrum’da 2 Bin Yıllık Mezarlar Kepçeyle Tahrip Edildi
Muğla’nın Bodrum ilçesinde evini yenilemek isteyen kişi, Roma dönemine ait 2 bin 100 yıllık mezarları tahrip etti, mezarlardan PVC atık su borusu geçirildi.
Haberin devamı için

bodrumda-2-bin-yillik-mezar-kepceyle-tahrip-edildi

6-Ankara’da 2 Bin Yıllık Sur Duvarı İş Makinesiyle Yıkıldı
Ankara’da Augustus Tapınağı’nın hemen yanında yer alan ve Ankara Kalesi’nin devamı olan tarihi duvar ile sütunlar “İnsanların kafasına düşüyor” diyerek yıkıldı.
Haberin devamı için

ankarada-2-bin-yillik-sur-duvari-is-makinesiyle-yikildi

7-Kocaeli’de 2 Bin 500 Yıllık Mezar Odası Dozerle Yok Edildi
Kocaeli’nin Körfez ilçesine bağlı Kutluca Köyü’ndeki 2 bin 500 yıllık kubbeli mezar odası patlatıldıktan sonra dozerle yok edildi.
Haberin devamı için

kocaelide-2-bin-300-yillik-mezar-odasi-dozerle-yok-edildi-1

8-Latmos’ta 8 Bin Yıllık Kaya Resimleri Sabunla Silinerek Yok Ediliyor
Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Havva İşkan Işık, taş ocaklarında çalışma izni alanların sit alanı engeline takılmamak için kaya resimlerini arap sabunuyla, süngerle ve zımparayla yok ettiğini söyledi.
Haberin devamı için

8-bin-yillik-latmos-kaya-resimlerine-spreyle-adlarini-yazdilar-1

9-Aydın’da Latmos Antik Kenti’nde Zeus Tapınağı’nı Yaktılar
Aydın’da en önemli doğal ve antik değerleri bünyesinde barındıran Beşparmak Dağları’ndaki Latmos’un Dikilitaş bölgesindeki antik kalıntılarında yangın çıktı.
Haberin devamı için

aydinda-latmos-antik-kentinde-zeus-tapinagini-yaktilar-1

10-Marmaris Kalesi’nin Duvarları Klima İçin Hilti ve Matkapla Delindi
Muğla’nın Marmaris ilçesinde tarihi kalenin duvarları klima takılması için hilti ve matkapla delindi.
Haberin devamı için

marmaris-kalesinin-duvarlari-klima-icin-hilti-ve-matkapla-delindi-2

 

by -
647

Yenikapı arkeolojik kazılarında bulunan ‘Yenikapı 12’ isimli tekne, yeniden yapıldı. Bahar aylarında suya indirilecek tekne daha sonra Marsilya’da sergilenecek.

yenikapida-bulunan-gemi-batigi-yeniden-yapildi

Marmaray metro çalışmaları sırasında Yenikapı’da sürdürülen arkeolojik kazılarda çok sayıda batık gemiye ulaşılmıştı. Theodosius limanında bulunan batıklar İstanbul Üniversitesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı Başkanı Prof. Ufuk Kocabaş tarafından laboratuvara alındı. Yenikapı’da inşa edilecek müzede batık kalıntıları amforalar ve diğer buluntular birlikte sergilenecek. M.S. 5 ve 10. yüzyıllara tarihlenen batıklar dünya denizcilik tarihine ışık tutacak. ‘Yenikapı 12’ adı ile anılan 9. yüzyıl batığı 7 metre uzunluk ve 2.5 metre genişliğe sahip.

Tekne hafif bir eğimle karinası üzerine oturarak batmış ve üzeri aniden deniz kumuyla örtüldüğü için de amfora yükünün altındaki ahşap elemanlarının büyük çoğunluğu bütün olarak ve orijinal yerlerinde korunmuş olarak bulundu. Çok sayıda anfora ile birlikte bulunan 9. yüzyıl sikkeleri ve mutfak eşyaları batığı daha önemli kıldı. Prof. Kocabaş hem ortaçağ deniz ticareti konusunda fikir vermesi hem de denizcilik tarihi açısından önemli bir süreci başlatmak düşüncesiyle ‘Yenikapı 12’nin replikasını yapmaya karar verdi. Avrupa Birliği ENPI Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı çerçevesinde 55 bin Euro fon aldı. Geminin birebir replika projelerini İstanbul Üniversitesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Işıl Özsait yaptı.

yenikapida-bulunan-gemi-batigi-yeniden-yapildi-1

Tekne Tuzla’da RMK Marine tersanesinde orijinalindeki gibi kestane ağacından inşa edildi. Prof. Ufuk Kocabaş projenin bundan sonraki aşamalarını şöyle anlattı: “Test sürüşü yapacağız. Geminin hızı nasıldı, draftı nasıl, rüzgâra nasıl tepki veriyor. Ortaçağ denizciliğini biraz anlamaya çalışacağız. ‘Yenikapı 12’yi İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde ve sonra da Marsilya’da sergileyeceğiz. Tekneyi dünyaya göstermek istiyoruz.”

13.12.2016 Hürriyet

by -
128

İstanbul Üsküdar’daki Mimar Sinan’a ait 450 senelik Atik Valide Külliyesi’nin yanına yapılan öğrenci yurdu inşaatını mahkeme durdurdu. İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2 Aralık tarihli kararında mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi isteyerek bu süre zarfında yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Üsküdar’daki Mimar Sinan’a ait 450 yıllık Atik Valide Külliyesi’nin dibine beton atılarak öğrenci yurdu inşa edilmesini Hürriyet 11 Haziran’da ‘’Osmanlıya Beton’’ manşetiyle duyurmuştu. Yeni inşaatın kalıpları tarihi binanın duvarlarına yaslanmıştı. Koruma Kurulu’ndan izin alınarak inşa edilen betonarme yapı Atik Valide İlim ve Hizmet Vakfı adına öğrenci yurdu olarak yapılıyordu.  Hürriyet’in haberinden sonra inşaat durmuş ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Üsküdar Belediyesi inşaatın projeye ve mevzuata uygun yapıldığı yönündeki tespitleri üzerine kaldığı yerden devam etmişti. 

Avukat Onur Cingil İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nde Üsküdar Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine dava açtı. Yapılan itirazda, İstanbul 6 Numaralı Koruma Kurulu tarafından 16 Ocak 2013 tarihli onaylanan avan proje ile bu projeye uygun olarak Üsküdar Belediyesi tarafından verilen inşaat ruhsatının hukuka aykırı olduğu, dava konusu inşaatın önemli bir eser olan Atik Valide Külliyesi’nin bitişiğinde zarar verecek şekilde inşa edildiği ileri sürüldü. Mahkeme bu gerekçelere bakarak yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra bu konuda yeniden bir karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına oy birliği ile karar verdi.

06.12.2016 Hürriyet

by -
143

İstanbul’da Küçükçekmece Gölü kıyılarında yürütülen Bathonea Antik Kenti kazılarında 20 bin parça cam buluntu gün yüzüne çıktı. Ayrıca fazla bilinmeyen vitrayların da yaygın olarak kullanıldığı anlaşıldı.

istanbuldaki-bathonea-kazilarinda-20-bin-parca-cam-buluntu-ortaya-cikti

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şengül Aydıngün başkanlığında, Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Avcılar’da Küçükçekmece Göl Havzası’nda yürütülen Bathonea kazılarındaki buluntular bu sezon Ağustos ve Eylül aylarında laboratuvar, depo ve analiz çalışmaları ile tek tek yeniden değerlendirildi.

istanbuldaki-bathonea-kazilarinda-20-bin-parca-cam-buluntu-ortaya-cikti-1

Küçükçekmece Göl Havzası’nda Kazı Başkan Vekilliği görevini yürüten, müzecilik, antik cam tasarımı ve cam tarihi konularında uzman arkeolog Dr. Şeniz Atik, Küçükçekmece Gölü kıyısında yürütülen kazılarda ele geçen, büyük boyutlu bazilikal yapılar ile martyrion ve mezarlarda yaklaşık 20 bine yakın cam buluntuya rastlandığını söyledi. Bir dönem TRT 2’de yayınlanan ‘Camdaki Yansımalar’ belgeselinin kaynak metin yazarlığı ve bilimsel danışmanlığını da yapan Dr. Atik, buluntular ile ilgili değerlendirme çalışmaları yaptıklarını, bölgede özellikle çok sayıda pencere camı ve altın varaklı cam mozaik parçalarına (tessera) rastlandığını belirterek şöyle dedi: “Geçtiğimiz yıllarda yürütülen kazı çalışmalarında bulunan yaklaşık 20 bin adet cam parçasının önemli bir bölümünü pencere camları oluşturmaktadır. Bölgedeki antik yapılara ait pencere camlarının çokluğu ve yoğunluğunun yanı sıra özel olarak kesilmiş ince vitraylar da dikkat çekici. Bu vitraylar önemli yapılarda pano ve pencere camı olarak kullanılıyor. Bunların ötesinde, yine çok sayıda cam tesseralar (mozaik parçaları)cam kap, kandil, bardak, kase ya da ayaklı kadehlere rastlıyoruz. Buluntuların büyük bir kısmının iyi kaliteli camlar olduğunu görüyoruz. Bu da burada yüksek standartlı bir yaşamın varlığının kanıtıdır. Bölgede bulunan bir kısım cam şişeler de Anadolu’daki formlardan farklılık göstermektedir.”

istanbuldaki-bathonea-kazilarinda-20-bin-parca-cam-buluntu-ortaya-cikti-2

Dr. Atik, “Bunlara dayanarak camların bir kısmının ithal, bir kısmının ise yerel olabileceği düşünülmektedir. Tüm buluntular titizlikle değerlendiriliyor. Küçük parçalar halinde oldukları için, bunların önce tasnifleri yapılarak birleşebilecek parçaların seçilmesi, bütünleme çalışılmalarının ardından çizimlerinin ve tanımlarının yapılması; analizleri yapılması gerekenlerin belirlenmesi ve yayına hazırlaması hayli zaman alıyor” diye konuştu. Yakın zamanda Marmaray Yenikapı Kazılarının cam buluntularını değerlendirerek yayınlayan Dr. Atik, Yenikapı ve Bathonea buluntuları arasında benzerlikler olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu da demektir ki ya İstanbul ve civarında önemli bir üretim merkezi vardı, ya da burası Yenikapı gibi büyük bir liman olduğu için camların bir kısmı ithal olarak gelmişti. Buluntuların çalışmaları tamamlandıktan sonra, Bathonea’nın İstanbul ve diğer kentlerle ilişkisi ortaya çıkacak. Buluntuların önemli bir kısmı 5–7. yüzyılları kapsıyor. Bu alanın daha geç dönemlerde de kullanım gördüğünü 10.-12. yüzyıllara ait, az yoğunluktaki buluntular sayesinde biliyoruz. Daha sonra Geç Osmanlı döneminden de az sayıda cam buluntu var.”

istanbuldaki-bathonea-kazilarinda-20-bin-parca-cam-buluntu-ortaya-cikti-3

Özel kesimli renkli cam vitray parçaların ve altın varaklı tesseraların önemine değinen Dr. Atik, “Bathonea’da 5–7’inci Yüzyıl tabakalarında açığa çıkan cam bulgulara dayanarak, buradaki yaşam standartlarının oldukça yüksek olduğunu belirtebiliriz” diye ekledi.

05.12.2016 ntv.com.tr

by -
230

Cihangir’de bulunan ve Sanatkarlar Parkı olarak da bilinen Roma Parkı’nda ‘Cihangir Sosyal Tesisi’ yapmak için başlayan yıkım çıkan eserler nedeniyle durduruldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Cihangir’de bulunan Sanatkarlar Parkı olarak da bilinen Roma Parkı’nda ‘Cihangir Sosyal Tesisi’ yapmak için sabah saatlerinde başlayan yıkım, arkeolojik kalıntıların bulunması ve mahalle halkının tepkileri üzerine durduruldu.

Belediye ekipleri iş makineleriyle sabah saatlerinde Roma Parkı’na gelerek yıkıma başladı. Cuma gününden bu yana yıkıma karşı parkta nöbet tutan mahalle halkı ve Beyoğlu Kent Savunması üyeleri ise iş makinelerinin alandan çıkarılmasını isteyerek belediye ekiplerine teki gösterdi.
Arkeolojik sit alanı ilan edilen ve kazı sırasında da tarihi eser bulunan parkta yapılmak istenen inşaat için bölge halkı ve Beyoğlu Kent Savunması üyeleri ruhsat görmediklerini ve kendilerine herhangi bir açıklama yapılmadığını vurguladı. Yıkım nedeniyle polis ile mahalleli arasında arbede yaşandı. Bu sırada Beyoğlu Kent Savunmasından Deniz Özgür gözaltına alındı. Polis mahalleliyi zorla alandan çıkararak iş makinelerini soktu ve bölgede çalışmalar başladı. Bu sırada alana ilişkin ruhsat getirilerek alanın girişine asıldı ve çalışmalar devam etti.

Mahalleli, alanın yeşil alan olarak korunmasını çalışmaların da arkeologlar eşliğinde tarihi dokuya ve ortaya çıkan kalıntılara zarar verilmeden yapılmasını istedi. Mahalle halkının tepkisi üzerine Cihangir Güzelleştirme Derneği Başkanı, Arkeolog Bensen Ünlüoğlu’nun gelmesiyle belediye ekipleri ile görüşme başladı. Ünlüoğlu alanda bulunan tarihi eserler hakkında ekiplere bilgi vererek çalışmaların durmasını istedi.

Ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın talimatıyla çalışmalar durduruldu.
Arkeolog Bensen Ünlüoğlu, kazı alanında ‘Osmanlı Seramiği’ çıktığını belirterek, “Kazı alanında çıkan seramik yoğunluğu sonrasında çalışmaların durdurulmasını talep ettik. Kazı çalışmaları devam ederken kazı alanında Osmanlı Seramiği çıkması üzerine çalışmaları durdurdular. Bundan sonra arkeolog eşliğinde el ile kazı yapılacaktır” dedi.

25.10.2016 Evrensel

by -
264

İstanbul’da Küçükçekmece Gölü kıyılarında yürütülen Bathonea kazılarında ortaya çıkan 700 kadar ilaç şişesinde depresyon ve kalp ilaçları bulunduğu belirlendi.

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç.Dr. Şengül Aydıngün başkanlığında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kocaeli Üniversitesi’nin Küçükçekmece Göl Havzası’nda 2007’de yüzey araştırmasıyla başlatılan, 2009’dan bu yana düzenli olarak yapılan Bathonea kazıları bu yıl Ağustos ve Eylül aylarını kapsadı. Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nün yanı sıra Selçuk Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi ile yurt dışından pek çok bilim kuruluşundan katılan çeşitli araştırma gruplarından 100 civarında bilim insanı ve öğrenci çalışmalara katıldı.

Kazı Başkanı Doç. Dr. Şengül Aydıngün, bu sezon yaptıkları çalışmaları anlatırken ağırlıklı olarak laboratuar, depo ve analiz çalışmalarına yöneldiklerini ve çok güzel sonuçlar elde ettiklerini söyledi. Doç. Dr. Aydıngün, bu yıl binlerce parça seramiği bir araya getirdiklerini ve geçmiş yıllarda çıkardıkları malzemeleri yeniden değerlendirdiklerini, gözden kaçan pek çok nokta üzerinde çalıştıklarını belirterek şöyle dedi: “Örneğin 2013 ve 2015 yılı kazı sezonunda biz çok büyük miktarda unguentarium (Merhem, ilaç ya da koku şişesi) bulmuştuk. Bunlar antik çağ ilaç merhem şişeleri bunların sayısını 400 olarak bilirken bu yıl laboratuar çalışmalarında bir çok parçayı birleştirdik. Baktık ki bunların sayısı 700 civarında. Bu rakam antik çağ için çok yüksek. Bunlar, şu ana kadar bir arkeolojik kazıda tek bir noktada bu kadar çok ele geçen ilk unguanterium yani ilaç şişesi buluntu grubu. Bu çok güzel bir grup. Büyük bölümünü müzeye teslim ettik. Bir kısmının onarımları devam ediyor. Ama bir taraftan da bu ilaç şişelerinin hemen yakınlarında pek çok sayıda değişik boyutta havan elleri, havanlar, aynı zamanda büyük bir ocak bulduk yani ateşin yapıldığı belli ki burada bir ilaç üretim merkezi de vardı. Aynı zamanda kemikten aletler, spatulalar, tıbbi aletler çok miktarda elimize geçti. İşin ilginç tarafı kış aylarında kazı yaptığımız bu arazide bir takım bitkiler var. Bu bitkiler, pek çok ilacın da özünü oluşturuyor unguanteriumların içerisindeki kalıntıların analizleri TÜBİTAK (Gebze) tarafından yapıldı. İki ilacın özü çıktı. Methanone ve Phenanthrene olarak belirlenen iki ilaç formülü. Bunlardan bir tanesi depresyon ve sakinleştirici tarzda ilaç bir de kalp hastalıklarına iyi geliyor. Bu ilaçların özü çevredeki endemik bitkilerle karşılanıyor. Bu da bizim için çok ilginç ve güzel sonuçlar.”

istanbuldaki-bathonea-kazilarinda-bin-400-yillik-depresyon-ve-kalp-ilaci-bulundu

Doç. Dr. Şengül Aydıngün, Bathonea kazı alanında büyük bir yangın tabakası ile karşılaştıklarını, bu yangın tabakasının tüm yapılarda görüldüğünü ve karbon örneklerinin testinin Polonya’da Wroclaw Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü’nce yapıldığını söyledi. Doç. Dr. Aydıngün, buradaki analizlerin ardından kazı sonuçlarının İstanbul tarihine bir sayfa daha ekleyebileceğini şöyle anlattı: “Bilim heyetimizin ortaklarından Polonya Wroclaw Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü tarafından karbon örneklerinin analizlerinden yangın çıkışı ile ilgili 620 ile 640 arasında bir tarih geldi. Bu önemli bir tarih aralığı. Bu tarihlerde İstanbul’a Trakya üzerinden gelen ciddi saldırılar var. Traklar, Bulgarlar ve Avarlar saldırıyor. 626’da da ciddi bir Avar saldırısı var. Bizim bu kazı yaptığımız unguentariumların bulunduğu alanda çok büyük bir yapı grubu var. Bu yapı grubunun tamamı neredeyse bir saldırı sonucu ortaya çıkan yangınla çökmüş. Ve unguanteriumlar da bu yangın tabakasının altında kalmış. Avar saldırısına kanıt da olabilir diye düşünüyoruz. Çünkü tarihi veriler, İstanbul çevresinde, yakınlarında ki bu saldırılardan söz ederken arkeolojik kanıtları yoktu. Bu netleşirse Avar saldırısına ait ilk arkeolojik veri olarak da Bathonea kazıları İstanbul tarihine bir sayfa daha eklemiş olacak.”

Bathonea’daki kazılarda geçmiş yıllarda M.Ö. 7000’li yıllara ait Avrupa’daki en eski tarımsal faaliyetlerin izleri, M.Ö. 2000’li yıllarda yaşamış Hitit izleri tespit edilmişti. Bathonea Limanlarının M.S. 9-11’inci Yüzyıllar arasında Vikingler tarafından kullanıldığı da anlaşılmıştı.

16.10.2016 Hürriyet

by -
95

İstanbul’un Silivri ilçesinde bulunan ve korunmadığı için tepki çeken 5 bin yıllık kurgan tipi mezar tel örgü ile çevrilerek koruma altına alındı.

silivrideki-5-bin-yillik-kurgan-mezar-tel-orgu-ile-korumaya-alindi-1

İstanbul Arkeoloji Müzesi tarafından Silivri’de yapılan kurtarma kazılarında bulunan ve bir savaşçıya ait olduğu düşünülen 5 bin yıllık kurgan tipi mezarda hiçbir koruma önlemi olmaması tepki çekmişti. Tel örgü ile çevrilmeyen ve bekçisi olmayan alana definecilere davetiye çıkarıyordu. Tepkilerin ardından Silivri Belediyesi kurgan tipi mezar tel örgü ile çevirdi.

silivrideki-5-bin-yillik-kurgan-mezar-tel-orgu-ile-korumaya-alindi

Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar: “Binlerce yıllık geçmişe ve eşsiz bir kültürel mirasa sahip Silivri’mizin tarihi geçmişte yaşadığı evreler gün yüzüne çıkıyor. Yaşadığımız yerin bu değerlerini korumak, ilçemizde din ve kültür turizminin canlandırılması bizim görevimiz” dedi.

09.10.2016 Silivri Haber Ajansı

by -
261

İstanbul’un Silivri ilçesinde bulunan 5 bin yıllık kurgan tipi mezar kaderine terk edildi. Kurgan’nın etrafı ne tel örgüyle çekilmiş ne de bir bekçisi var. Üstü açık ve orijinal mezar taşları ortada açık bir şekilde duruyor.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin Silivri’de başladığı kurtarma kazısında Türk ve Altay kültüründe kutsal mezar olarak bilinen kurgan tipi 5 bin yıllık mezar bulunmuştu. Üzerinde mızrak ucu bulunan iskeletin önemli bir asker, savaşçı olduğu tahmin edilmişti. Arkeoloji kazı raporunda, “Ülkemizde bulunmuş ve kazısı yapılarak tamamen ortaya çıkarılmış ilk ve en eski, 5 bin yıllık kurgan tipi mezar” denilmişti. Yılın en önemli keşfi olarak kabul edilen kazıdaki mezar buluntuları İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırıldı.

istanbulda-bronz-cagina-ait-5-bin-yillik-kurgan-tipi-mezar-bulundu

İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’na durum raporla bildirilerek bundan sonrası için ne yapılacağı beklendi. Koruma Kurulu 8 Ağustos 2016 tarihinde kararını verdi. Kararda şöyle denildi: “Tümülüsün tepe noktasından itibaren 25 metrelik alanda kalmak kaydıyla İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’nce kazının genişletilmesine, kazı çalışması tamamlandıktan sonra tescil konusunun değerlendirilebileceğine, mevcut kalıntıların geçici koruma önlemlerinin ilgilileri ve Arkeoloji Müzesi’nce alınmasına, alanda her türlü güvenlik önlemlerinin Valilik, ilgili Belediye (Silivri Belediyesi) ve mal sahiplerince alınmasına karar verildi.” Kurulun kararına rağmen mezarlık alanda tek bir güvenlik ve koruma önlemi alınmadı.

Definecilere davetiye
Kurgana giriş serbest. Yolun 10 metre yakınında sitenin yanında yer alan 5 bin yıllık tarihi mezar her türlü güvenlikten uzak durumda. Etrafı ne tel örgüyle çekilmiş ne de bir bekçisi var. Üstü açık ve orijinal mezar taşları ortada. Kazı alanı hem dış tehditlere hem de doğal tahribata açık halde terk edilmiş. İsteyenin elini kolunu sallayarak kurganın içine girmesi mümkün. Definecilere davetiye çıkaran kurgan ile ilgili acil önlem alınması gerekiyor. Çevrede yaşayan tanıkların anlatımına göre mezarın başına sürekli yabancı insanlar gelip gidiyor. Daha önce Koruma Kurulu’na sunulan arkeoloji raporunda kurgan tipi mezarın defineciler tarafından birkaç kez deşildiği ancak ana mezara ulaşılamadığı belirtilmişti.

silivride-bulunan-5-bin-yillik-kurgan-mezar-sahipsiz-kaldi-1

Belediye: Müzeden Cevap Bekliyoruz
Silivri Belediyesi yaptığı açıklamada Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü’nden gelen cevap doğrultusunda koruma çalışmalarını yapacaklarını belirterek şu açıklamayı yaptı: “Kurgan tipi mezarın bulunmasının ardından, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 08.08.2016 tarihli kurul kararında belirttiği bölgede kazının genişletilmesi, mevcut kalıntılara koruma önlemi alınması yazısına istinaden, 27.09.2016 tarihinde İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Arkeoloji Müze Müdürlüğü’ne, bakanlık yazısı ile birlikte uzman denetimi talebinde bulunduk. Müze Müdürlüğü’nün bize belirlediği takvimde kazı ve koruma çalışmaları belediyemizce yapılacaktır.”

Tunç Çağı Askeri
İstanbul ve Trakya tarihine ışık tutacak buluntuların ele geçirildiği kurgan kazıları Aralık 2015 tarihinde başladı. İstanbul 1 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’na geçtiğimiz Nisan ayında gönderilen arkeolojik rapora göre, mezarın kuzeyden gelen, Tunç Çağı’nda yaşamış önemli bir askere ait olduğu düşünülüyor. Prof. Dr. Mehmet Özdoğan mezar için şöyle demişti: “Buradaki mezar daha eski Tunç Çağı. Oldukça önemli bir keşif. Bilimsel incelemeleri sonucunda güzel veriler elde edilecektir.”

06.10.2016 Hürriyet

by -
1215

İstanbul’da Ambarlı sahilinde bulunan antik liman Anguniara’nın kalıntıları üzerine moloz döküldüğü ortaya çıktı. İnşaat atıklarıyla yok edilen limanın keşfi, arkeoloji çevrelerinde heyecan yaratmış, birçok uluslararası dergiye de konu olmuştu.

istanbulda-anguniara-antik-limaninin-uzerine-moloz-dokuldu

İstanbul’un en büyük limanının bulunduğu Ambarlı yakınlarında 2008’de rastlantı sonucu bulunan taş duvar, mermer ve sütunlar büyük bir keşfin başlangıcı oldu. Kalıntıları inceleyen jeomorfolog, deniz bilimci ve arkeologlar kalıntılıların İstanbul’un en eski limanlarından Angurina’ya ait olduğunu belirtmişti. Kültür ve Turizm Bakanlığı Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından SİT Alanı ilan edilen bölgenin incelenmesi için 2012’de harekete geçilirken, 2500 yıl önce üretilen tahılların deniz yoluyla dağıtımı için bu limana getirildiği tahmin ediliyordu. Bölgenin M.Ö. 4 ile M.S. 9. yüzyıl arasında yoğunlukla kullanıldığı düşünülürken, tahılın saklanacağı uygun ısı ve nem ortamını sağladığı için bölge Demre Andriake Antik Kenti’ne benzetilmişti.

Beylikdüzü Belediyesi 2012’de arkeolojik mirasın korunması ve ortaya çıkartılması için bilimsel bir ekip kurdu. Jeomorfolog, arkeolog, sualtı arkeologu ve deniz bilimcilerden oluşan ekip Anıtlar Kurulu’na başvurdu. Bölge kısa süre içinde SİT alanı ilan edildi. Fakat bilim insanlarının Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne bildirdiği yapılar koruma altına alınmadığı gibi hiçbir çalışma da yapılmadı. Önlem alınmayınca da kalıntıların üzerine büyük miktarda moloz döküldü.
İnşaat atıklarının alana giren kamyonlar tarafından denize doğru boşaltılmasıyla tüm kalıntılar yerlerinden koparak bir taş yığınına dönüştü. Büyük kısmı da dökülen hafriyatın altında kaldı. Kumsalda 2013 Aralık’ta görüntülenen yapı izleri de aynı şekilde yok oldu. Kalıntıların yerine görüntülenen asfalt parçaları ve katı atıklar hiçbir tedbir alınmayan antik limanın nasıl yok edildiğini kanıtladı.

‘Yenikapı kadar önemliydi’
İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Gazioğlu, “İlgisizlik nedeniyle Yenikapı kadar önemli arkeolojik alanı kaybediyoruz. İnşaat atıklarının arkeolojik eserlerin üzerine atılmasını anlayamıyorum. Bölge zaten doğal etkilere açık ve dayanıksız. Kıyıdaki yapının denizaltında devam eden parçalarını da kaybedebiliriz. Alan koruma altına alınmayınca inşaat atıkları kamyonlarla getirilerek üzerine boşaltılmış” dedi.

41 metre uzunluğunda antik tahıl limanı
Türkiye’nin ikinci, İstanbul’un en büyük limanı Ambarlı Limanı’nın bulunduğu alandaki kalıntıların Angurina’ndan kaldığı düşünülüyor. İlk çalışmaları Beylikdüzü Belediyesi tarafından yapılan alan Kültür ve Turizm Bakanlığı Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından SİT Alanı ilan edilmişti. ABD kaynaklı International Journal of Nautical Archaeology’un Şubat 2014 sayısında 4 sayfa yayınlanan kalıntıların denize paralel 41 metre uzunluğunda 8 duvar şeklinde olduğu belirlenmişti. 2’si ambar 5’i tekne inşası ve yanaşma yeri olarak kullanılan en az 7 bölüm tahmin edilmişti.

29.08.2016 Milliyet