Perşembe, Temmuz 20, 2017
Etiketler Posts tagged with "İstanbul"

İstanbul

by -
533

İstanbul’un fethi sırasında kullanıldığı belirlenen ve Fatih Silivrikapı’da sur girişinde tam 564 yıldır asılı duran gürz çalındı. Hırsızlar belediye görevlisi gibi içeri girerek sur kapısına vinç dayadı.

istanbulda-vinc-dayadiklari-sur-kapisindan-564-yillik-fetih-gurzunu-caldilar

Mahalle sakinleri, İstanbul Büyükşehir yazan yelek giyen ve vinç ile gelen kişilerin, trafiği durdurarak gürzü aldıklarını söyledi. Yeniçeri’leri temsil eden gürzün kitabesinde, ‘Eski saray baltacılarından Rizeli Pehlivan İdris’in gürzüne nazar edip Fatiha-i Şerife okuyan iman ile gide’ yazıyordu. Polis, İstanbul’un fetihten sonra surlarda asılı duran orijinal tek sembolü çalanların peşine düştü. Bundan 13 yıl önce de yine Silivrikapı’da bulunan tarihi Bala Süleyman Ağa Camii’ndeki, ‘sancak’ bir gece çalınmış ve bulunamamıştı. Tarihçi Süleyman Faruk Göncüoğlu, ‘Zeytinburnu Yollar ve Kapılar’ adlı kitabında bu gürzlere yer vermişti. Göncüoğlu, 6 kapının 4’ündeki sembollerin zaman içinde kaybolduğunu, sadece Edirnekapı ile Silivrikapı’nın çıkış kapısının iç kısmının ön yüzünde bulunan gürzün yerinde durduğunu söylemişti.

09.06.2017 Takvim

by -
111

İstanbul Ümraniye’deki operasyonda, tarih öncesi döneme ait fosiller, Roma ve Bizans dönemlerine ait sikkeler ile farklı dönemlere ait metal objeler ele geçirildi.

istanbulda-roma-ve-bizans-donemine-ait-eserler-ele-gecirildi

İstanbul Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğünce tarihi eser satmak istediğine dair ihbar alınan K.B’nin evine operasyon gerçekleştirildi.

K.B’nin evinde yapılan aramada, tarih öncesi döneme ait 435 fosil, Roma ve Bizans dönemlerine ait 355 sikke, Roma dönemine ait pişmiş toprak minyatür amfora ve sigilitta kap, farklı dönemlere ait bronz ve metal obje bulundu.

Olayla ilgili yakalanan K.B. hakkında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa muhalefet suçundan adli işlem yapıldığı kaydedildi.

31.05.2017 TRT Haber

by -
815

İstanbul Balat’ta bulunan ve 1582 yılında 3. Murad’ın annesi Nurbanu Sultan tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan Cibali Ayakapı Hamamı 3 milyon Euro’ya satışa çıkarıldı.

page_mimar-sinanin-hamami-3-milyon-euroya-satilik_963207469

Mimar Sinan’ın önemli eserlerden biri olan Ayakapı Hamamı’nın bitişiğindeki kereste deposuna önceki günlerde ‘satılık ilanı’ asıldı. Hamamla birlikte kereste depolarının da satılık olduğu öğrenilirken, Ayakapı Hamamı ilk önce 2001, daha sonra ise 2012’de satışa çıkarılmıştı. Ancak fiyat ve ‘yasal zorunluluklar’ alıcıları vazgeçirmişti.

“Bina eski fakat Sinan’ın eseri”
Satışı üstlenen Ada Emlak’ın sayfasındaki bilgilere göre tarihi hamam, kereste deposuyla birlikte toplam 3 milyon Euro’ya satılıyor. Satışa çıkartılan 550 metrekarelik alanın yaklaşık 250 metrekaresini Tarihi Ayakapı Hamamı oluşturuyor. Ada Emlak’ın ilanında ise dikkat çekici başlıklar yer alıyor.

Hamama ilişkin satış ilanında, hamamın eski bir yapı olması ‘zayıf yön’ olarak belirtilirken, hamamın ‘güçlü yönleri’ ise şöyle ifade edilmiş: “…Tarihi Yarımada’nın merkezinde bulunması, dünyaca ünlü mimarımız Mimar Sinan’ın eseri olması, Unkapı- Balat bölgesinde bu büyüklükte hemen hemen hiç mülk bulunmaması…”

Ada Emlak’ın satış ilanındaki ‘tehditler’ başlığında “…Tarihi bir bina olması nedeniyle yapılacak her projenin anıtlar kurulundan onay gerektirmesi, tarihi niteliğinin korunması gerektiğinden inşaat aşamasının zor olması…” ifadeleri yer alırken, fırsatlar kısmında ise “…Özellikle Tarihi Yarımada’nın turizm açısından gelişmekte olması, eskiden hamam olması sebebiyle sağlık ve spa merkezi, sergi alanı ve restoran olarak kullanılmaya müsait olması…” dendi.

09.05.2017 t24.com.tr

by -
265

İstanbul’un Tuzla İlçesindeki Tersaneler Caddesi’nde yapılan yol çalışmaları sırasında, üzerinde kabartmalar ve simgelerin olduğu tarihi lahit bulundu.

tuzlada-yol-calismasi-sirasinda-lahit-bulundu-1

Alınan bilgiye göre, İstanbul’da Tuzla Tersaneler Caddesi cadde üzerinde yol çalışması yapıldığı sırada, kepçe bir cisme takıldı. Cismin, üzerinde kabartma ve simgeler bulunan lahit olduğunun anlaşılması üzerine, olay yerine polis ekipleri sevk edildi.

tuzlada-yol-calismasi-sirasinda-lahit-bulundu

Lahdin etrafında güvenlik önlemi alan ekipler, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’ne bilgi verdi. Olay yerine gelen Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü yetkilileri, lahit ve çevresinden numuneler alarak inceleme yaptı. Lahit ile ilgili henüz açıklama yapamayacaklarını belirten yetkililer, aldıkları numuneleri İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’ne götürdü.

09.05.2017 Anadolu Ajansı

by -
253

İstanbul Beylerbeyi’nde İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından yapılan altyapı çalışmaları sırasında, bin 500 yıllık olduğu tahmin edilen kiliseye ait kalıntılar gün yüzüne çıktı.

istanbulda-altyapi-kazisinda-bin-500-yillik-kilise-bulundu

Üsküdar Beylerbeyi’nde İSKİ’nin yaptığı atık su arıtma tesisine aktarma yapacak olan şaftın çalışması sırasında yapılan kazıda, tarihi eser parçaları gün yüzüne çıktı. Yaklaşık 6 ay önce yaşanan bu gelişme üzerine müze görevlileri aranarak durumdan haberdar edildi. Üzerindeki motifleri ile bin 500 yıllık geçmişe sahip olduğu tespit edilen sütun, arkeoloji müzesinin görevlilerine teslim edildi. Bahse konu kazının yapıldığı yerde ise tarihi bir kilisenin olduğu sanılıyor. İhlas Haber Ajansı (İHA) kazı alanına inerek bin 500 yıllık olduğu sanılan kiliseyi yakından görüntüledi. Görüntülerde kilisenin oda bölümleri ve duvarları net olarak görülebiliyor.Çevre esnafı ise kazı çalışmalarının tamamlanamamasından dolayı şikayetçi.

istanbulda-altyapi-kazisinda-bin-500-yillik-kilise-bulundu-1

Beylerbeyi’nde yaşayan Mehmet Doğan, “6 ay önce kazılar başladı. 2’inci ayda çöpe atılmış şekilde bir taş bulundu. Biz bu taşı yıkayıp temizledik. Daha sonra arkeologlar da gelip incelediğinde bin 500 yıllık bir taş olduğu ortaya çıktı. Bu taşın Ayasofya ile aynı yaşta olduğu söylendi. O günden bugüne kadar da bekliyoruz. İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni aradık bu konuda yardımcı olmaları için. Taş temizlendikten sonra ortaya çıktı değerli olduğu. 45 gün içerisinde bu alanın kapatılacağı söylendi. Ancak 45 günü geçti, herhangi bir çalışma yok” dedi.

26.04.2017 Hürriyet

by -
187

İstanbul’da yasa dışı yollarla Türkiye’ye soktukları Bizans dönemine ait mozaikleri, satmaya çalışan bir kişi yakalandı.

istanbulda-bizans-mozaiklerini-satmaya-calisirken-yakalandi

İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri A.O.Y. isimli kişinin, Türkiye’ye yurt dışından yasa dışı yollarla mozaik soktuğu ve satmak için müşteri aradığını tespit etti. Ekipler yaptıkları fiziki takip sonucunda, mozaiklerin bulunduğu araca Sarıyer Zekeriyaköy’de operasyon düzenlendi. Operasyonda, üzerinde azize resimlerinin bulunduğu ve değişik renkte taşlarla yapılmış 2 adet mozaik ele geçirildi.

İstanbul Arkeoloji Müze Müdürlüğü’ne incelenmesi için gönderilen mozaiklerin, Bizans dönemine ait olduğu değerlendirildi. Tarihi eser, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında kültür varlığı olması sebebiyle koruma altına alındı.

Adliyeye sevk edilen şüphelinin kaçak tarihi eseri Türkiye’ye nasıl soktuğu ve bağlantıları araştırılıyor.

01.03.2017 CNN TURK

by -
11885

Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ‘nitelikli portatif örtü’ izni verince, Fatih Belediyesi, İstanbul’un en eski yapılarından olan, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan tarihi surlara çatı monte edip, düğün salonu açtı. Belediye’ye göre, Koruma Kurulu kararıyla monte edilen çatının surlara hiçbir zararı yok!

istanbulun-tarihi-surlarina-cati-monte-edilip-dugun-salonu-acildi

Fatih Belediyesi’ne ait Topkapı Sosyal Tesisleri’nin bitişiğinde bulunan, belediyenin düğün organizasyonları amacıyla kiraladığı alan için, yüzlerce yıllık tarihi surların üzerine dışarıdan da görülen bir çatı monte edildi. Fatih Belediyesi tarafından 2015 yılında bir rölöve, restitüsyon ve restorasyon projesi hazırlanarak İstanbul 2 Numaralı Yenileme Alanları Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na sunuldu. Projeyi inceleyen kurul, 12 Mayıs 2016’da, İstanbul’un en eski yapılarından olan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan tarihi surlara, ‘nitelikli portatif örtü’ sistemi kurulabileceğine karar verdi. Kurulun bu kararı üzerine, açık hava düğün ve organizasyonlarında kullanılan sur bölgesine, Fatih Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından geçtiğimiz eylül ayında yaklaşık 3 metre yüksekliğinde açılıp kapanabilen bir çatı monte edildi.

‘Duvarlara Temas Yok’
Söz konusu açılır kapanır çatının surlara zarar vermediğini savunan Fatih Belediyesi’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Yapılan uygulamanın, sur duvarları ile hiçbir şekilde teması yoktur ve kurul kararına uygun olarak yapılmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Hareketli çatının çirkin bir görüntü ortaya çıkardığını söyleyen Fatih Belediyesi’nin CHP’li Meclis üyesi Fazıl Uğur Soylu ise, “Surların bitişiğinde bulunan sosyal tesis için inşa edilen hareketli çatıyı inceledim. Duvarlara monte edilmemiş. Ancak çirkin bir görüntü ortaya çıkmış. Surların dışından da görünüyor. Bu konuyla ilgili şikâyette bulunacağız” diye tepki gösterdi.

istanbulun-tarihi-surlarina-cati-monte-edilip-dugun-salonu-acildi-1

‘Kimliğiyle İlgisiz Kullanım Şekli’
İstanbul surlarına yapılan hareketli çatının yüzlerce yıllık tarihi dokuyu bozduğunu savunan Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi ise konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: “Bu surlarda uygulanacak her proje surların kimliği göz önüne alınarak uygulanmalıdır. Surlara verilecek işlevler kültür varlığının korunmasına hizmet etmeli ve alanın bütüncül olarak algılanmasını engellememeli. Topkapı Sosyal Tesisi ise tüm bunların aksine kara surlarının bir bölümünde miras alanının kimliğiyle ilgisiz bir kullanım şekline neden olmakta, bu tarihi doku düğün ve benzeri etkinlikler için bir ‘konsept’ malzemesi olarak pazarlanmaktadır.”

27.02.2017 Hürriyet Haber: İdris Emen

by -
262

İstanbul’da Haydarpaşa-Pendik arasındaki banliyö hattı çalışmaları devam ederken, proje güzergâhında yeni Bizans kalıntıları bulundu. Ancak tarihi kalıntıların bir kısmının üzeri gelişigüzel naylon brandayla örtülürken, kazı alanında oluşan su birikintileri ve balçık dikkat çekiyor.

istanbulda-banliyo-hattinda-bulunan-bizans-kalintilari-naylonla-ortulmus

Haydarpaşa-Pendik arasındaki banliyö hattı çalışmaları devam ederken, proje güzergâhında yeni Bizans kalıntıları bulundu. İdealtepe Feyzullah mahallesindeki hatta bulunan tarihi kalıntıların geç dönem Bizans eserleri olduğu belirtilirken, bölgedeki kazılar İstanbul arkeoloji Müzesi denetiminde devam ediyor. Ancak tarihi kalıntıların bir kısmının üzeri gelişigüzel naylon brandayla örtülürken, kazı alanında oluşan su birikintileri ve balçık dikkat çekiyor. Arkeoloji Müzesi tarafından korunmaya alınan kalıntıların durumunu yorumlayan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serkan Sunay şunları söyledi: 

‘Arkeopark yapılmalı’
“Üzülerek söylemem gerekir ki kazı çalışması bilimsel kriterlere göre yapılmamış. Burada üstü naylon brandayla örtülü bölümün altında ne var merak ettim. Bu bölgenin Bizans devrinde tarihi yarımada ve önemli bir iskan merkezi olarak kullanıldığını biliyoruz. Küçükyalı çevresinde daha evvel yapılmış çalışmalar, bölgede Orta Bizans devri başında inşa edilen çeşitli yapıların olduğuna işaret ediyor. Bu alan bir arkeopark olarak değerlendirilmeli, mutlaka korumaya alınmalı.”

Mimarlık tarihçisi Prof. Dr. Afife Batur kalıntıların ciddi anlamada korunmaya alınması gerektiği belirterek şunları söyledi:

‘Güzergâh değişebilir’
“Avrupa’da bu tür eserler ortaya çıkarıldığında medya ve kurumlar sahip çıkıyor. Maalesef Türkiye’de yeterli duyarlılığa sahip değiliz. Alan arkeoloji parkı haline getirilebilir. Bilimsel çalışmalar sürdürülmeli. Arkeoloji Müzesi’nin duyarlılığından şüphem yok. Ancak eserlerin bir kısmının üzeri naylon branda ile örtülmüş. Bu tür koruma doğru değil. Biriken sular çekilmeli. Kalıntı alanının inşaat alanından ayrı olarak çevresine bant çekilmeli. Güzergâhın bu kısmı birkaç yüz metre farklı bir noktadan geçirilebilir. Kalıntılar tren yoluna kurban edilmesin.”

23.02.2017 Milliyet

by -
172

Türkiye Sualtı Arkeoloji Vakfı (TINA) tarafından yayınlanan Denizcilik Arkeolojisi Dergisi’nin 5. ve 6. sayıları çıktı.

TINA Denizcilik Arkeolojisi Dergisi - Cilt 3

TINA Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı, arkeoloji dünyasındaki önemli bir eksiği kapatmak amacıyla 2014 yılında “Denizcilik Arkeolojisi” alanında yayın yapacak dergisinin ilk cildini yayınlamıştı. Kısa zamanda Türkiye’deki tüm üniversitelere, müzelere ve arkeoloji enstitülerine, ücretsiz olarak ulaşan yayın, İngilizce baskısıyla da dünyanın önemli üniversitelerine, müzelerine ve enstitülerine ulaştı.

Yılda iki kez hem Türkçe hem de İngilizce olarak yayın yapana Derginin amacı başta Anadolu kıyıları ve Akdeniz olmak üzere dünyadaki denizcilik arkeolojisi çalışmalarını bir arada sunmak. Arkeologlar, arkeoloji bilimine katkı sunan diğer bilim dallarında çalışan bilim insanları ve arkeolojiye ilgi duyanlar için doyurucu bilgiler sunan yayın alanında bir ilki temsil ediyor.

Mizanpaj 1

Yeni sayılar arkeoloji dünyasıyla buluşuyor
Derginin beşinci sayısında, Yenikapı kazılarında bulunmuş YK-12 batığının yeniden yapımının ayrıntılı bir incelemesi yer alıyor. Bin yıllık bekleyişin ardından denizde yelken açmaya hazırlanan YK – 12’nin bilimsel çalışmasını İstanbul Üniversitesi’nden Işıl Özsait Koçabaş’ın kaleminden okuyabilirsiniz. Bir diğer önemli çalışma ise Alanya’da yer alan “Ptolemais” antik limanı üzerine Celil Samet Harmandar’ın makalesi. Liman üzerinde yapılan ilk çalışma yeni bilgilere ulaşılması açısından oldukça önemli. Bu iki önemli makale dışında Anadolu’nun denizcilik kültürünü ziyaretçilere ve araştırmacılara sunan İstanbul’daki Deniz Müzesi, Yenikapı kazılarının ardından İstanbul’a kazandırılması planlanan Yenikapı Müzesi, İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez Laboratuvarı ve bu alanda yaptığı çalışmalar, Sualtı Kültür Mirası Toplantıları, Limen Projesi, Tarihi Eserlerin Koruma ve Onarım Uygulamaları Çalıştayı beşinci sayının diğer konuları.

21 Ocak 2016 günü kaybettiğimiz Sayın Mustafa V. Koç’un sualtı arkeolojisine yaptığı katkılar basında çok bilinmez. Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı’nın kurucu üyesi olan Sayın Mustafa V. Koç’un hem kişisel olarak hem de TINA Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı ile birçok sualtı arkeolojisi çalışmasına maddi ve manevi destkeleri on yıllardır devam etmekteydi. Son olarak Kendi isminin verildiği “Ankara Üniversitesi Mustafa V. Koç Deniz Arkeolojisi Araştırma Merkezi” 17 Haziran 2015’te kendisinin de katılımıyla açılmıştı. TINA Denizcilik Arkeolojisi Dergisi’nin 5. sayısında bu önemli Merkez üzerine bilgiler ve bu alanda çalışan akademisyenlerin görüşleri de bulunuyor.

Mizanpaj 1

Altıncı sayıda ilk olarak Hırvat Konservasyon Enstitüsü Sualtı Arkeolojisi Bölümü’nün 2007 ile 2013 yılları arasında Hırvatistan’da, Mljet Adası’nın güney kıyısı açıklarında son derecede iyi korunmuş olarak bulunan 16. yüzyıl Venedik ticaret gemisi ve Osmanlı çinilerinden oluşan kargosu üzerinde yaptığı çalışmalar inceleniyor. Bir diğer önemli makale ise “Küçükçekmece göl havzası arkeolojik kazılarında yürütülen amphora çalışmaları”. Ayrıca 2016 yılı içinde Türkiye kıyılarında ve iç Sularında gerçekleştirilen çalışmaların hemen hepsine ait çalışma raporlarını da bu sayıda bulabilirsiniz.

Dergideki en önemli keşif haberi ise Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nden Harun Özdaş başkanlığında yürütülen çalışmalar kapsamında arkaik döneme tarihlenen bir terrakota heykelin alt gövdesinin yaklaşık 45 metre derinlikte bulunması. Bu keşfe dair tüm detaylar derginin 6. sayısında yer alıyor.

by -
321

İstanbul’un Kadıköy ilçesindeki inşaat kazısı sırasında Erken Bizans Dönemi’ne ait sarnıç ile Fransız Mektebi’nin kalıntıları ortaya çıktı. Çıkan eserler koruma altına alındı.

kadikoydeki-insaat-kazisinda-bizans-donemine-ait-sarnic-bulundu

Son yıllarda hızla devam eden inşaat çalışmaları Kadıköy’de çok sayıda tarihi kalıntıların gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Bunun son örneği Fenerbahçe Zühtüpaşa Mahallesi’nde görüldü. Geçtiğimiz yıl bölgede başlayan inşaat çalışmaları sırasında tarihi kalıntılara rastlandı. İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu üyelerinin yaptığı incelemeler sonucunda kalıntıların tabanının ortaya çıkarılmasına ve kazı çalışmalarının yapılmasına karar verildi. Arkeoloji Müzesi’nin Fenerbahçe Zühtüpaşa Mahallesi 91 pafta, 279 ada ve 7 parsel ve 91 pafta, 279 ada 13 parsel nolu sayılı yerdeki başlattığı kazı çalışmaları tamamlandı.

Bizans dönemine ait sarnıç
Yapılan kazı çalışmaları sonrasında 19. yüzyıl sonralarından 20. Yüzyıl başlarına kadar işlev görmüş Fransız Mektebi’ne ait kalıntılar ile Erken Bizans Dönemi’ne ait bir sarnıcın kalıntıları ortaya çıkarıldı. Arkeoloji Müzesi’nin hazırladığı raporda sarnıç kalıntılarına dair şu bilgilere yer verildi “ Söz konusu duvar, dış yüzeyden tamamıyla taş örgü, iç yüzeyde beş sıra tuğla ve katkılı horasan harçla oluşturulmuştur. İç ve dış duvar oldukça düzgündür ve arası moloz taşlarla doldurulmuş olup sandık duvar tekniği kullanılarak inşa edilmiştir.”

“Yayın taramalarında bölgede St. Auguistin Kilisesi ile Fransız Mektebi arasında bir Justinianus Sarnıcı’ndan söz edilmektedir” ifadelerinin yer aldığı raporda, “Justininianus Dönemi’nde Fenerbahçe’de İmparatorun eşi Theodara için yaptırdığı yazlık saray düşünüldüğünde sarnıcın da 6. yüzyılda yapılmış olduğu ve sarnıcın Heraklios Devri’nde (610-641) doldurularak bu alanın sebze bahçesine dönüştürüldüğü de yayınlarda ifade edilmektedir” denildi.

Koruma altına alındı
İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 27.08.2015 tarihli kararı ile 91 pafta, 279 ada ve 7 nolu parseldeki alanda çıkan sarnıç ve mekân kalıntılarının 2863 Sayılı Yasa’nın 6. Maddesi kapsamında kültür varlığı olarak tescillenmesine karar verildi.  Bölge Kurulu’nun 01.12.2016 tarihli kararı ile ise 13 nolu parselde ortaya çıkan sarnıç kalıntılarının yine 2863 Sayılı Yasa’nın 6. Maddesi kapsamında tescil edilmesine ve 1. derece koruma grubuna dâhil edilmesine karar verildi.

06.01.2017 Evrensel