Pazartesi, Ocak 16, 2017
Etiketler Posts tagged with "İzmir"

İzmir

by -
122

İzmir’in Torbalı ilçesindeki Metropolis Antik Kenti’nde sürdürülen 2016 yılı kazı çalışmaları sırasında bir cam üretim fırını ortaya çıkarıldı.

izmirdeki-metropolis-antik-kentinde-cam-firini-bulundu-1

İzmir’in Torbalı ilçesinde yer alan Metropolis Antik Kenti’ndeki kazılarda antik bir cam üretim fırını ortaya çıkarıldı. Cam üretim atölyesindeki buluntular, bölgeye Atina’dan seramik ithal edildiğini gösteriyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve Sabancı Vakfı’nın iş birliğiyle Metropolis Antik Kenti’nde sürdürülen 2016 yılı kazı çalışmaları sona erdi.

Metropolis Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Serdar Aybek, kazılarda Roma Hamamı’nda, havuzların ısıtıldığı ateşlik bölümünden dönüştürüldüğü düşünülen bir cam üretim fırını bulduklarını belirterek hamamın diğer kısımlarında da cam üretimi izlerinin görülmesi üzerine Erken Bizans Dönemi’nde işlevini kaybeden hamam yapısının bir cam üretim atölyesi olarak kullanılmış olabileceğini tahmin ettiklerini kaydetti. Aybek, atölyenin konumu ve kiliseye yakınlığı nedeniyle atölyenin kilisenin kontrolünde kurulduğunu ve kilise ihtiyaçlarının karşılanması amacı ile işletildiğini düşündüklerini ifade ederek “Aşağı Roma Hamamı ve Zeus Krezimos kutsal alanında bulunan ve Ephesos, Knidos, Parion ve Atina üretimi oldukları anlaşılan çok sayıda seramiğin ise Metropolisliler tarafından ithal edilip kullanıldığını gösteriyor.” bilgisini aktardı.

Seramik buluntuların Metropolis ile diğer bölgelerdeki üretim merkezlerinin etkileşim içinde olduklarını gösterdiğine dikkati çeken Aybek, şu değerlendirmede bulundu: “26 yıldır tarihin izlerini sürdüğümüz Metropolis’te bu yıl çalışmalarımız ağırlıklı olarak Aşağı Roma Hamamı-Palaestra’da devam etti. Yaklaşık 6 bin metrekarelik alana kurulu olan Aşağı Roma Hamamı-Palaestra’nın kentin en büyük yapı kompleksi olduğu anlaşıldı. Palaestra ve çevresindeki mozaik döşemeli galeriler, havuzlar ve yeme içme ile ilgili mekanlar, kentte yaşayanların sosyal hayata değer verdiğini gösteriyor. Burada bu sezon bulduğumuz cam fırını ve cam işçilikli parçalar dönemin sosyal, kültürel ve ticari ilişkileri hakkında önemli ipuçlarına ulaşmamızı sağlayacak.”

izmirdeki-metropolis-antik-kentinde-cam-firini-bulundu

Kazılara destek veren Sabancı Vakfının Genel Müdürü Zerrin Koyunsağan da Metropolis Antik Kenti kazı çalışmalarını destekleyerek kültürel mirasa kazandırmayı amaçladıklarını, her sezon daha da derinleşen çalışmalar neticesinde sosyokültürel anlamda Metropolis ile ilgili yeni veriler elde ettiklerini belirtti.

Metropolis Antik Kenti
Torbalı ilçesinde 1990’dan bu yana sürdürülen kazılarla gün ışığına çıkarılmaya çalışılan Metropolis Antik Kenti, ilçeye bağlı Yeniköy ve Özbey mahalleleri arasında yer alıyor. Metropolis’in tarihi, kentin yakınlarındaki Geç Neolitik Çağ’daki ilk yerleşim izlerinden Klasik Çağ’a, Helenistik Çağ’dan Roma ve Bizans dönemlerine, Beylikler ve Osmanlı tarihine kadar uzanıyor.

Bugüne kadar yapılan kazılar sonunda Helenistik Döneme ait Antik Tiyatro, Bouleuterion (Meclis Binası), Stoa (Sütunlu Galeri) ile Roma İmparatorluğu Dönemi’nde inşa edilen Hamam ve Palaestra (Spor Alanı) Kompleksi ve Bir Küçük Hamam ve bir de özel işlevli hamam yapısı ortaya çıkarıldı.

03.01.2017 Milliyet

by -
240

Arkeolojihaber.net ekibi olarak 2016 yılı Türkiye’sinden vandalizm içeren önemli gördüğümüz 10 haberi sizler için derledik.

“Vandalizm”
Vandallık veya akım olarak Vandalizm, bilerek ve isteyerek, kişiye ya da kamuya ait bir mala, araca ya da ürüne zarar verme eylemi.

1-Yenikapı’da Theodosius Limanı’na Ait Ahşap Mendirek Parçalandı
İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda devam eden çalışmalarda Bizans dönemine ait Theodosius Limanı’nın devamı olan ahşap örme mendirekler Koruma Kurulu’nun uzman denetiminde bilimsel yöntemlerle kaldırılması kararına karşın iş makineleri ile parçalandı.
Haberin devamı için

yenikapida-theodosius-limanina-ait-ahsap-mendirek-parcalandi

2-Urla’da Airai Antik Kenti’nin Ortasına Beton Su Kanalı Döşendi
İzmir’in Urla ilçesinde Airai Antik Kenti’nin bulunduğu 1. derece arkeolojik sit alanının ortasına beton boru döşediler. Koruma kurulu, müze ve Urla Belediyesi’nin iki defa mühürleme yapmasına rağmen inşaat durmadı. 2863 sayılı yasaya göre kasten birinci derece sit alanını tahrip etmek hapis cezasını öngörüyor.
Haberin devamı için

urlada-airai-antik-kentinin-ortasina-beton-su-kanali-dosediler

3-Mersin’de Gülek Kalesi’nin Kapısına Sprey Boya
Tarsus’un yaklaşık 60-65 km. kuzeyinde yer alan Gülek Beldesi’nde bulunan tarihi kalesinin giriş kapısına kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce sprey boya ile yazı yazıldı. Vatandaşların tepkisine neden olan yazılar, tarihi yapıya zarar verdi.
Haberin devamı için

mersinde-gulek-kalesinin-kapisina-sprey-boya

4-Antalya’da 2 Bin Yıllık Kaya Mezarına Boya İle Yazı Yazıldı
Antalya’nın Finike İlçesi’nde yer alan Limyra Antik Kenti’nde bulunan 2 bin yıllık kaya mezarının duvarına bir sondaj firması boya ile yazı yazarak ilan verdi. Sprey boyayla yazılan ilan yüzünden tarihi yapı zarar gördü.
Haberin devamı için

antalyada-2-bin-yillik-kaya-mezarina-boya-ile-yazi-yazildi

5-Bodrum’da 2 Bin Yıllık Mezarlar Kepçeyle Tahrip Edildi
Muğla’nın Bodrum ilçesinde evini yenilemek isteyen kişi, Roma dönemine ait 2 bin 100 yıllık mezarları tahrip etti, mezarlardan PVC atık su borusu geçirildi.
Haberin devamı için

bodrumda-2-bin-yillik-mezar-kepceyle-tahrip-edildi

6-Ankara’da 2 Bin Yıllık Sur Duvarı İş Makinesiyle Yıkıldı
Ankara’da Augustus Tapınağı’nın hemen yanında yer alan ve Ankara Kalesi’nin devamı olan tarihi duvar ile sütunlar “İnsanların kafasına düşüyor” diyerek yıkıldı.
Haberin devamı için

ankarada-2-bin-yillik-sur-duvari-is-makinesiyle-yikildi

7-Kocaeli’de 2 Bin 500 Yıllık Mezar Odası Dozerle Yok Edildi
Kocaeli’nin Körfez ilçesine bağlı Kutluca Köyü’ndeki 2 bin 500 yıllık kubbeli mezar odası patlatıldıktan sonra dozerle yok edildi.
Haberin devamı için

kocaelide-2-bin-300-yillik-mezar-odasi-dozerle-yok-edildi-1

8-Latmos’ta 8 Bin Yıllık Kaya Resimleri Sabunla Silinerek Yok Ediliyor
Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Havva İşkan Işık, taş ocaklarında çalışma izni alanların sit alanı engeline takılmamak için kaya resimlerini arap sabunuyla, süngerle ve zımparayla yok ettiğini söyledi.
Haberin devamı için

8-bin-yillik-latmos-kaya-resimlerine-spreyle-adlarini-yazdilar-1

9-Aydın’da Latmos Antik Kenti’nde Zeus Tapınağı’nı Yaktılar
Aydın’da en önemli doğal ve antik değerleri bünyesinde barındıran Beşparmak Dağları’ndaki Latmos’un Dikilitaş bölgesindeki antik kalıntılarında yangın çıktı.
Haberin devamı için

aydinda-latmos-antik-kentinde-zeus-tapinagini-yaktilar-1

10-Marmaris Kalesi’nin Duvarları Klima İçin Hilti ve Matkapla Delindi
Muğla’nın Marmaris ilçesinde tarihi kalenin duvarları klima takılması için hilti ve matkapla delindi.
Haberin devamı için

marmaris-kalesinin-duvarlari-klima-icin-hilti-ve-matkapla-delindi-2

 

by -
234

İzmir’in, Görece köyü sınırları içinde ve Menemen’in kuzeydoğusundaki dağlık arazide yer alan Temnos Antik Kenti definecilerin kazı alanına dönüştü. Binlerce yıl boyunca yerleşim gören antik kentin neredeyse kazılmadık, eşelenmedik tek bir boş alanı bırakılmamış.

Definecilerin, Roma döneminin 12 Aiolis (Batı Anadolu) kentinden biri olan Temnos’u talan ettiği ortaya çıktı. Antik kentteki tarihi mezarlarda hiçbir eser bırakmayan defineciler, kazıyı da arkeologlara taş çıkaracak şekilde yaptıkları belirlendi.

Terk edilen Görece köyü sınırları içinde ve Menemen’in kuzeydoğusundaki dağlık arazide yer alan Temnos’tan antik dönemin ünlü tarihçileri Herodotos ve Strabon, 12 Aiolis kentinden biri olarak söz ediyor. Aiolis, Batı Anadolu’nun kuzey bölgesinin antik adı. Gediz Nehri kuzeyinden Bakırçay güneyine uzanan bölgeyi kapsıyor. Kentin kuruluşu ile ilgili efsanede kral Malaos’un kâhine nereye şehir kurayım diye sorduğu, kâhinin dağları göstererek “arabanın dingili nerede kırılırsa şehri oraya kur” dediği ve Malaos’un arabasının dingilinin bugünkü Temnos’ta kırıldığı rivayet ediliyor. Temnos Antik Kenti Roma hâkimiyetindeyken M.S. 9. yüzyılda terk edilmiş.

izmirde-defineciler-temnos-antik-kentini-yok-ediyor

Kamp kurmuşlar
Hürriyet’ten Ömer Erbil’in haberine göre en son 1934 ve 1938 yıllarında Alman tarafından arkeolojik kazı yapılan kent, bugün arkeologların değil, definecilerin hedefinde.

Antik kentin, definecilerin ağır saldırısına uğradığına yönelik bir ihbar üzerine bölgeyi yerinde inceledik. İzmir ve Menemen güzergâhını kullanarak bir noktaya kadar araçla dağ yolunda ilerledik. Ancak yolun geçit vermemesi üzerine Temnos’a ulaşmak için dağ yolunda yaklaşık 5 kilometre yürüdük. Sarp dağlarda keçi çobanı haricinde hiç kimseye rastlamadık. Antik kente girdiğimizde şoke edici bir manzarayla karşılaştık. Yolun sağı ve solu delik deşikti. Ormanlık alanda her ağacın dibinde metrelerce derinlikte çukurlar kazılmıştı. Antik kentin merkezinde, etrafı görülmemesi için çalılarla çevrili dev bir çukur bulunuyordu. Yaklaşık 7-8 metre derinliğinde, 10 metre enindeki bu çukuru kazmak için definecilerin aylarca kamp kurmuş olmaları gerek. Gece-gündüz el yordamıyla kazılan çukurlarda çökme yaşanmaması için de odunlardan önlemler alınmış. Etraftaki çöplerden de definecilerin burada uzun süre konakladığını anlamak mümkün. Definecilerin kazdığı bir çukurda ortaya çıkan basamaklardan podyumlu bir yapının varlığı dikkat çekiyor. Tapınak ya da kutsal bir alan olduğu düşünülen yapıdan definecilerin neler götürdüğünü tespit etmek oldukça güç

Kazılmadık alan bırakmamışlar
Antik kent merkezine yaklaşık 1 kilometre mesafede nekropol yani mezarlık alanı bulunuyor. 2000-2500 yıllık, yüzlerce mezar defineciler tarafından soyulmuş. Mezarlık alan, köstebek yuvası gibi delik deşik. Neredeyse kazılmadık, eşelenmedik tek bir boş alan bırakılmamış. Mezarlık alanda da definecilerin yıllardır kaçak kazı yaptığı görülüyor. Çok yeni, taze kazılmış toprakların olması definecilerin kısa süre önce burada olduklarını gösteriyor. Bölgede ucu bucağı bilinmeyen tüneller kazılmış. İçine girmeye çekindiğimiz tünellerde mezarlar tek tek soyulmuş. Kazma küreklerle el yordamı ile metrelerce derinlikte kazıldığı anlaşılan mezarların içindeki hediyelerin tamamı defineciler tarafından yağmalanmış.

by -
193

İzmir’in Ödemiş ilçesinde hastane inşaatı çalışmaları sırasında ortaya çıkan 2 bin yıllık hamamda kazı çalışmaları yeniden başladı.

izmirde-insaat-calismasinda-2-bin-yillik-haman-bulundu

Ödemiş ilçesinde, bir kaç yıl önce hastane inşaatı çalışmaları esnasında tarihi bir alan ortaya çıkmıştı. Yetkililerin incelemesi sırasında ortaya çıkan tarihi alanın, 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen tarihi bir hamam olduğu belirtilmişti. Kısa bir süre başlayan kazı çalışmaları uygun olmaması nedeniyle bir müddet sonra dururken, aradan geçen zaman sonra Kültür Turizm Bakanlığı ve Ödemiş Müzesi yetkilileri tarafından kazı çalışmalarının startı yeniden verildi. Kazı çalışmalarından güvenliğin sağlanması amacıyla emniyet yetkililerinden de yardım istendi. 

Kazı çalışmalarıyla ilgilenen Emin Başaranbilek, “Birkaç yıl önce Ödemiş Müze Müdürlüğü’nün hemen yanı başında yapılması planlanan bir özel hastanenin temel hafriyatı sırasında antik kalıntılar ortaya çıktı. Bu kalıntıların bir bölümü, ne yazık ki birkaç gece içinde iş makineleri tarafından büyük çapta ve apar topar yok edildi. Duruma biraz geç de olsa müdahale eden Ödemiş Müze Müdürlüğü bu alandaki tahribata yol açan kazıyı derhal durdurdu. Şimdi de Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izinleriyle 4 yıldır arkeolojik kazılar yapıp yıkımdan geri kalan kalıntıları açığa çıkarıp belgelemeye çalışıyor. Çalışmaların sonlanması ile Ödemiş tarihinin değişmesini bekliyoruz” dedi.

01.11.2016 İhlas Haber Ajansı

by -
435

İzmir’deki Smyrna Antik Kenti’nin agorasında bulunan Bazilika’nın duvarlarında “yukarıdan aşağı” ve “soldan sağa” Yunanca kelimelerin sorulduğu bir bulmaca tespit edildi.

Smyrna Agorası Kazı Heyeti Başkanı Yrd. Doç. Dr. Akın Ersoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tarihi 2 bin 500 ila 2 bin yıl öncesine dayanan antik kentin, duvar yazıları ile öne çıktığını kaydetti. 

Tek örnek “çengel bulmaca”
Smyrna Agorası’nın Bazilika bölümünde “tek örnek” bir bulmaca tespit ettiklerini söyleyen Akın Ersoy, şu bilgileri aktardı: “Akrostişe benziyor. Aynı kelimeler beş sütun hem yukarıdan aşağı hem soldan sağa tanımlanmış. Merkezde bulunan ‘logos’ kelimesi hem yukarıdan aşağı hem soldan sağa üçüncü sırada yer alıyor. Bu kelimenin o sırada burada bulunan Hristiyan topluluğun baskı altında oldukları dönemde birbiri ile haberleşmek için kullanıldığını iddia edenler var. Biz bunu bir bulmaca olarak görmek istiyoruz çünkü bu duvar resimlerinin önünde tezgahlar var. Burada çalışanların yaklaşımları, hayatları bu şekilde gözler önüne seriliyor.”

Akın Ersoy, bulmacada “akıl” anlamına gelen logos kelimesinin yanı sıra özel isimler ve “yüzen kişi”nin de sorulduğunu anlattı.

“Bulmacadan bir anlam çıkarmak zor”
Bulmacadan bir anlam çıkarmanın zor olduğuna işaret eden Ersoy, “Anlamı olmayan isimler de var. Bazı araştırmacıların dediği gibi Hristiyan topluluğuna bir gönderme de olabilir.” diye konuştu.

“Dualar da var”
Bazilika bölümünde duvarlardaki duaların da dikkati çektiğini söyleyen Akın Ersoy, gözleri iyileşen bir kişinin pagan tanrılara teşekkür için kandil yaktığının anlatıldığını söyledi. Gözleri iyileşen kişinin “ışığı” çağrıştıran kandil yakarken hangi tanrıya teşekkür ettiğinin tam olarak anlaşılamadığını da belirten Ersoy, şunları kaydetti: “Zeus’a, Apollon’a şükredilmiş olabilir. Belli ki bu yazıyı yazan kişi iyileşmiş, kandille ışık vermek istiyor. İzmir’deki tıp okulu o dönem göz hastalıkları konusunda önemli bir yere sahip olabilir mi diye düşünüyoruz. Pergamonlu Galenos, gençlik yıllarında İzmir’de 2 yıllık anatomi eğitimi görüyor. Göz hastalıkları eserini de İzmir’de yazıyor, bunu böyle yorumlayabilir miyiz diye düşünüyoruz. Belki de buradaki tıp okulunun diğerleri arasında öncülüğü söz konusuydu.”

06.10.2016 Anadolu Ajansı

by -
257

İzmir’in Bornova ilçesinde bulunan Yassıtepe Höyüğü’ndeki kazılarda Bornova Misket Üzümü’ne ait olduğu tahmin edilen 5 bin yıllık üzüm çekirdekleri bulundu.

Bornova ilçesindeki Yeşilova Höyüğü yakınları yer alan Yassıtepe Höyüğü’nde Ege kültürü için yeni ve önemli bulgular ortaya çıktı. Ege Üniversitesi tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Bornova Belediyesi’nin desteğiyle yürütülen kazılarda, bugüne kadar Neolitik ve İlk Tunç dönemlerine ait 300’den fazla eser çıkarıldı. Bölgede devam eden kazılarda ünlü Bornova Misket Üzümü’ne ait olduğu tahmin edilen 5 bin yıllık üzüm çekirdekleri ve taneleri bulundu.

İzmir’in en eski üzüm kalıntıları
Kazı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Zafer Derin, genellikle küp ve çömlek tipi kapların dibinde kuruyarak karbonlaşmış durumda buldukları üzüm çekirdekleri ve tanelerinin sadece Bornova’nın değil, İzmir’in en eski üzüm kalıntıları olabileceğini belirterek “Bölgede yaptığımız kazılarla Batı Anadolu kültür tarihine yeni bulgular kazandırmaya devam edeceğiz” dedi.

Buluntular, düzenlenen törenle Bornova Belediyesi Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi’nde tanıtıldı.

09.10.2016 Anadolu Ajansı

by -
1910

İzmir’in Seferihisar ilçesinde yer alan Teos Antik Kenti’ndeki kazılarda, kira sözleşmesi niteliği taşıyan 2 bin 200 yıllık yazıt bulundu. Kiracından şartları yerine getirmesi için 1 kefil ve 6 şahit bulunması istenmiş.

izmirdeki-teos-antik-kentinde-2-bin-200-yillik-kira-sozlesmesi-bulundu

Seferihisar İlçesi’ndeki Teos Antik Kenti’nde sürdürülen çalışmalarda Anadolu’daki en kapsamlı kira sözleşmesini anlatan 2200 yıllık yazıt gün yüzüne çıkarıldı. 1 kefil ve kentin ileri gelenlerinden oluşan 6 şahitle yapılan sözleşmede, içerisinde binalar bulunan arazinin uygun kullanılmaması durumunda uygulanacak cezalar da yer alıyor. 

Kazı ekibinde yer alan Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Adak, Ionia’nın önde gelen kentlerinden biri olan ve M.Ö. 1100’de kurulan Teos Antik Kentiyle ilgili Herodot’un bilgiler verdiğini hatırlattı. Prof. Dr. Adak, “Herodot bu kentle ilgili ‘Dünyanın en ılımlı yerinde’ der. Kent, günümüzde Seferihisar ilçesi sınırlarındadır. 1960’lı yıllarda da kazılar yapıldı ama, 2010 yılından bu yana kazılar Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Kadıoğlu başkanlığında sürüyor” dedi.

Teos’ta birçok yazıt bulundu
Teos’ta pek çok yazıt olduğunu kaydeden Prof. Dr. Mustafa Adak sözlerini şöyle sürdürdü: “Yazıt açısından Teos, Anadolu’nun en verimli ve yazıtların içeriği açısından en tatmin edici kentlerden biri. Yazıtların değerlendirilmesiyle o kentin sosyal, idari, dini yapısı belirlenebiliyor. Bir anlamda kentin omurgasını çıkarabiliyorsunuz. Özellikle Hellenistik ve Roma dönemi hakkında çok güzel bilgiler veren yazıtlar arasında vakıf yazıtları, kral mektupları ve başka kentlerle yapılan anlaşmalar var. 2010 yılına kadar Teos’tan çıkarılan 200 yazıt biliniyordu. Bizim çalışmalarımızla birlikte yazıt sayısı ikiye katlandı. 2016 yılında yaklaşık 400 yazıt oldu. Bu yazıtların hepsini yüzeyde bulmadık. Kazı esnasında da bulundu.”

izmirdeki-teos-antik-kentinde-2-bin-200-yillik-kira-sozlesmesi-bulundu-1

2200 Yıllık Kira Sözleşmesi
2016 yılı kazı çalışmalarında çok sayıda yazıt kopyaladıklarını kaydeden Prof. Dr. Adak şunları anlattı: “Ancak yazıtlar arasında birisi gerçekten çok ilginç. İçeriği epeyce zengin. Yaklaşık 1.5 metre yüksekliğinde bir mermer stele bir anlaşma yazılmış. Anlaşma 58 satırdan oluşuyor. Çok ayrıntılı bir kira anlaşması. Yazıtın içeriğine göre kentin Gymnasium’ndaki 20 ile 30 yaş grubundaki Neoslar, Teos’lu bir vatandaştan bir miras edinmişler. Şahıs, içinde yapılar, köleler, kutsal sunak bulunan arazisini Neoslar’a bağışlamış. Neoslar da çeşitli masraflarını karşılamak ve her yıl düzenli olarak o araziden gelir elde etmek için kiraya vermişler. Yazıtta arazi önceden kime aitti? İçinde neler var? Hepsi anlatılmış. Bir kutsal sunaktan da sözedilmiş. Neoslar sözleşmede ‘kutsal’ olarak nitelendirilen bu araziyi yılda 3 gün kullanmak istediklerini bile belirtmişler. O dönemde de arazilerden devlet tarafından vergi alınıyordu ancak arazi ‘kutsal’ olarak nitelendirildiği için vergiden muaf tutulmuş. Anlaşılan arazi açık artırmayla kiralanmış. Bir tellal tutulmuş ve herkese duyurulmuş. Bazı kişiler talip olmuşlar. Daha sonra kimin kiralayacağına karar verilmiş. Kiralayanın ismi yazıtta belirtiliyor.”

1 Kefil ve 6 Şahit İstenmiş
Sözleşmede çok sayıda şartın bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Adak, “Kiracının bu şartları yerine getirmesi için 1 kefil gerekiyor. Kefilin ve kefilin babasının ismi hepsi biliniyor. Bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi için 6 da şahit istenmiş. Çok ilginçtir. 6 şahidin 3’ü kentin baş yöneticileri” diye konuştu. Teos’ta günışığına çıkan yazıtın Anadolu’daki en ilginç kira yazıtı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Adak şunları söyledi:
“Bu yazıt Gymnasium’un yapısını, Neoslar’ın mal sahibi olabildiklerini ve bunları kiraya çıkararak gelir elde ettiklerini gösteriyor. Bu anlamda antik dünyada başka hiçbir örnek yok. O açıdan çok ilginç. Yazıtın neredeyse yarısı ceza formülleriyle donatılmış. Kiracı zarar verirse, arazinin yıllık bakımını yapmazsa, binaları bakımsız bırakırsa ceza ödeyeceği anlatılmış. Ayrıca kiraya veren Neoslar her yıl araziyi denetleyeceklerini, arazinin verimliliğinin kesinlikle azalmamasını da yazmışlar.”

İki Hukuk Terimi İlk Kez Belgeleniyor
Kira sözleşmesinde ilginç iki hukuki terimin kullanıldığını belirten Prof. Dr. Adak, “Yazıtta iki hukuki terim var. Büyük sözlüklerde bu terimler yok. İlk defa belgeleniyor. O terimlerin tam olarak ne anlama geldiğini antik yazarları ve hukuki metinleri inceleyerek çıkarmak gerekiyor” ifadelerini kullandı. Anadolu’daki antik kentlerde kira sözleşmelerinin çok fazla olmadığını kaydeden Prof. Dr. Mustafa Adak, Teos’taki yazıtın pek çok ayrıntıya yer vermesi açısından hayli değerli olduğunu söyledi.

02.010.2016 Hürriyet

by -
480

İzmir’in Torbalı ilçesindeki Metropolis Antik Kenti’nde son derece iyi korunmuş  bin 900 yıllık tuğla tonoz yapısı ortaya çıkarıldı.

izmirdeki-metropolis-antik-kentinde-bin-900-yillik-tugla-tonoz-yapisi-bulundu

Torbalı İlçesi’ndeki Yeniköy ve Özbey mahalleleri arasında yer alan Metropolis Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda, iyi derecede korunmuş tuğla tonoz yapı ortaya çıkarıldı. Hamam-palaestra kompleksine ait olan bu yapının 1900 yıllık olduğu bildirildi.

Geçtiğimiz yıl ören yeri statüsü kazanan Metropolis’te, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serdar Aybek başkanlığında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi ve Yaşar Üniversitesi’nden akademisyenlerin de katıldığı 25 kişilik bilimsel bir heyet ile yürütülen çalışmalarda ortaya çıkartılan Roma Hamamı- Palaestra Kompleksi’nin 5 bin metrekarelik bir alana yayılmış olduğu kaydedildi. Hamamın caldarium (sıcak su banyosunun yapıldığı yer) bölümünde yer alan havuzlara sıcak su servisinin gerçekleştirildiği yer olduğu tahmin eden yapının, inşa tekniği açısından Efes’teki Vedius Gymnasiumu ile birbirine benzemesi, her iki yapının da aynı usta ekibi tarafından inşa edildiğinin göstergesi sayılabileceği belirtildi.

izmirdeki-metropolis-antik-kentinde-bin-900-yillik-tugla-tonoz-yapisi-bulundu-1

Metropolis Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Serdar Aybek, konuya ilgili şu bilgileri verdi: “2013 yılı kazı sezonunun sonlarında başlanan servis koridoru çalışmaları büyük oranda tamamlanmıştır. Metropolis’deki tuğla tonozlu bu yapının çok benzer ve daha büyük ölçekli bir örneğini Efes Antik Kenti’nde görmekteyiz. İnşa tekniği ve iki kent arasındaki mesafenin kısa olmasının yanı sıra, her iki yapının da Antoninus Pius Hanedanlığı Dönemi’nde inşa edilmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda, aynı mimar veya usta ekibinin her iki yapıda da çalışmış olduğunu düşünebiliriz. Bu benzerliği hem yapının işçiliğinde, hem de çok geniş bir alana yayılmış olan, geometrik desenli mozaiklerin işçiliğinde görebilmek mümkündür. Ancak bu savımızı destekleyebilecek herhangi bir epigrafik buluntuya henüz rastlayabilmiş değiliz. Dünyanın en iyi korunmuş tuğla tonozlu servis koridorlarından biri olan bu mekanın tamamen ayakta olması, arkeoloji bilimi adına büyük bir nimettir. Tonozun teras bölümü dahi tamamen korunmuştur ve geçtiğimiz yıllarda bu terastaki sıva üzerinde tespit edilen, keçi veya oğlak tarzı bir hayvan ile bir delikanlıya ait olduğu düşünülen 2000 yıllık ayak izleri sözlü ve yazılı basında ciddi bir gündem oluşturmuştu” dedi.

Doç. Dr., Aybek, aynı zamanda hamam kazıları ile ilgi olarak, şunları söyledi: “M.S. 2. yüzyılda, Roma imparatorlarından Antoninus Pius zamanında, hamam genişletilmiştir. Genişletme esnasında eklenen ve değiştirilen yeni bölümler sadece yıkanma ile ilgili değil, yeme-içme faaliyetlerinin de gerçekleştirildiği büyük salonlardır. Halk burada yıkanma ihtiyaçlarının yanında bütün günü geçirebilecek aktivitelerde bulunabiliyordu. Bir bakıma bu hamam yapılarını, halk için birer sosyalleşme alanı, cazibe merkezi gibi düşünmek gerekir.”

Önceki yıllarda gerçekleştirilen çalışmalarda hamamın caldarium (sıcaklık bölümü), tepidarium (ılıklık bölümü), frigidarium (soğukluk bölümü), ziyafet mekanları, mermer ve mozaikli salonları, palaestra (spor alanı) ve mozaikli portikoları ortaya çıkarılmıştı.

22.08.2016 Doğan Haber Ajansı

by -
584

İzmir’in Urla ilçesinde Airai Antik Kenti’nin bulunduğu 1. derece arkeolojik sit alanının ortasına beton boru döşediler. Koruma kurulu, müze ve Urla Belediyesi’nin iki defa mühürleme yapmasına rağmen inşaat durmadı. 2863 sayılı yasaya göre kasten birinci derece sit alanını tahrip etmek hapis cezasını öngörüyor.

M.Ö 1. Bin’in başlarından itibaren yerleşimin var olduğu bilinen Urla’daki Airai Antik Kenti 1988 yılından bu yana 1. ve 3. derece arkeolojik alan olarak tescilliydi. Kıyı şeridi de ayrıca 1. derece doğal sit alanı ilan edilmişti. Sit alanlarında herhangi bir inşai faaliyet için 2863 sayılı yasa gereği ilgili müze ve koruma kurulundan izin alınması gerekiyor. Ancak geçtiğimiz bayramın ilk günü Özsu Balıkçılık şirketince balık çiftliğine su taşımak için başlatılan inşaat ile ilgili sadece DSİ Bölge Müdürlüğü’nden ‘dere ıslah’ izni alınmış. Demirciler köyünde oluşturulan koruma derneği inşaat için İzmir Müzesi ve İzmir 1. No’lu Kültür Varlıkları Koruma Müdürlüğü’ne şikâyette bulundu. Müze ve kurul personeli izinleri olmadığı gerekçesiyle inşaatı mühürledi. Ancak ertesi gün inşaata devam edildi. Bu kez İzmir Müzesi, Urla Savcılığı’na yeniden şikâyette bulundu. İnşaat alanı ikinci kez mühürlendi. Fakat inşaat ertesi gün yine devam etti.

Kazı Başkanı Şikayetçi Oldu Yine Durmadı
Urla ve Seferihisar Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Proje Başkanı ve Klazomenai Kazıları Başkan Yardımcısı olan Doç. Dr. Elif Koparal savcılığa kendi adıyla şikâyetçi oldu. İnşaat mühürlenmesine rağmen devam ettiğini belirten Koparal şöyle konuştu: “Burada MÖ 1. Bin’in başlarından beri iskânın var olduğu bir antik yerleşim mevcut. İskân alanının dışında tümülüsler de yer almakta. Bayramın birinci günü 4.07.2016 tarihinde Demircili köylüleri ve orada faaliyette olan dernek üyeleri bizi bu alanda bir inşaat faaliyetinden haberdar etti. Sözüm ona DSİ izni ile dere ıslah çalışmasını yaptıklarını iddia etseler de aslında Özsu Balıkçılık adında bir şirketin balık çiftliği için tesisat kurduğu ortaya çıktı. Hem 3. hem de 1. derece arkeolojik ve doğal sit alanında kanal açarak, boru döşeyip beton dökerek deniz ile 3. derecede kaçak olarak inşa edilmiş bir tesis arasına boru döşüyorlar. Bu tesis inşa edildiği takdirde hem doğal çevre kirlenecek hem de antik yerleşimde ciddi bir tahribat söz konusu olacak. Burada zaten DSİ’nin izni yeterli değil, böyle bir inşaat için Urla Belediyesi, İzmir 1. Koruma Kurulu, İzmir Müzesi ve Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nden de ayrı ayrı izin alınması gerekiyor. Bu izinlerin hiçbirinin alınmadığını öğrendik. Konuyla ilgili aradığımız Özsu Balıkçılık firması yetkilileri konuşmak istemedi”

09.08.2016 Hürriyet Haber: Ömer Erbil

by -
192

İzmir Altınpark’ta 10 yıl önce başlayan kazı çalışmaları ekonomik sorunlar nedeniyle durdu.

İzmir Altınpark’ta güvenlik görevlilerinin bulunmadığı, Osmanlı Dönemine ait mezar taşları sağa, sola savrulurken Roma Dönemi’ne ait kalıntıların da tahrip olduğu görüldü.

izmir-altinparkta-arkeopark-ekonomik-sorunlara-takildi-1

 Basmane’nin Altınpark bölgesinde arkeolojik kazılar durduruldu. Konak Belediyesi’nin desteği ile yapılan kazılarda Roma dönemine ait kalıntılar, sütunlar ortaya çıkmıştı. İçinde banyo, ve çamaşır teknesi olan bir ev bile bulundu. Osmanlı dönemine ait mezar taşları da büyük ilgi uyandırdı. Arkeopark’ta hedef, Yunanistan’daki Akropolis benzeri bir çalışma ile sütunların çıktığı alanların üzerinin camla kaplanıp, turistlerin bunun üstünde dolaşarak gezmeleriydi.

izmir-altinparkta-arkeopark-ekonomik-sorunlara-takildi-2

Tarihi kalıntılar tahrip ediliyor
Agora ve Kadifekale eteklerinde bulunan antik tiyatronun güzergahı üzerinde olan Arkeopark tamamlandığında, her yıl binlerce turistin ziyaret etmesi hedeflenirken, çevredeki esnafa da ticari açıdan büyük katkılar sağlaması öngürülmüştü. Ancak 2006 yılında başlayan kazılar, ekonomik sorunlar nedeniyle durdu. Kazıların durması en çok da esnafı vurdu. Güvenlik görevlilerinin de bulunmadığı alanda Osmanlı dönemine ait mezar taşlarının sağa, sola savrulduğu görülürken, Roma dönemine ait kalıntıların da korunmadığı dikkat çekti.

22.07.2016 Sözcü