Tags Posts tagged with "Kahramanmaraş"

Kahramanmaraş

0 3194

Kahramanmaraş’taki Domuztepe Höyüğü’nde, hayat ağacı motifli 9000 yıllık vazo ve çömlekler gün yüzüne çıkarıldı.

Pazarcık ilçesi Kelibişler Mahallesi yakınındaki höyükte, Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Tekin tarafından 2013’te Kahramanmaraş Müze Müdürlüğü koordinesinde başlatılan, 2015’ten bu yana da Bakanlar Kurulu kararıyla yürütülen kazı çalışmalarına devam ediliyor. 1996 yılında İngiliz-Amerikan ortak projesi olarak başlanan, 2013’te de Türk bilim insanlarınca devam ettirilen çalışmalarda önemli arkeolojik buluntulara ulaşıldı.

Kazı Başkanı Tekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Domuztepe Höyüğü’nde bulunan çanak çömleğin en ilginç tarafının üzerinde çeşitli kümülatif motiflerle Yakındoğu arkeolojisinde yaşam veya hayat ağacı olarak bilinen bir ağacın bulunması olduğunu söyledi.

Ağaç figürlerinin önemine dikkati çeken Tekin, “Zaman içerisinde Hristiyan dünyasında Noel ağacı şekline dönüşen bu ağacın kökeni aslında burası, yani Mezopotamya. Bunun bugün için bilinen en erken örneği Domuztepe’de bulunuyor.” dedi.

Vazo ve çömlekler üzerinde çam ağaçları
Domuztepe’de bazı vazo ve çömleklerin üzerinde çam ağacı figürleri gördüklerini dile getiren Tekin, bunun, sıradan bir ağaç olarak değil, çok özel bir ağaç olarak, özellikle de inanç sistemi, ölü gömme geleneğiyle bağlantılı olarak ele geçtiği için çok dikkat çekici ve önemli olduğunu vurguladı.

Gelecekte bunun hakkında çok daha ayrıntılı bilgilere ulaşıp kamuoyunu bu konuda bilgilendireceklerini ifade eden Tekin, şunları kaydetti: “Sözünü ettiğimiz dönem, milattan önce 7 binlerden bahsediyoruz. Oldukça eski bir dönemden bahsediyoruz. Yakındoğu’da bu ağaç kültürünün ya da inanç sisteminin bilinen en erken örneği burasıdır. Farklı yollarla Domuztepe’den yayıldığını düşünüyoruz. Burada en eski örnek var. Buradan güneye, Basra’ya doğru inmiş, oradan Sümer uygarlığının önemli bir unsuru olmuş. Daha sonra Sümerlerle beraber Akatlar, milattan önce 3 binin sonlarında Hititlerde ‘eya ağacı’ olarak bildiğimiz yazılı belgelerde de geçiyor, benzer bir ağaç var. Bu ağaç yaşamı sembolize ettiği için çam ağacı… Çünkü hiçbir zaman ölmeyen bir ağaç. Bizim burada bulduklarımız da diken diken, telli yaprağı olan bir ağaç. O yüzden de yaşamın sembolü olduğunu düşünüyoruz.”

“Dünyanın en eski Noel ağacı diyebiliriz”
Ağacın Noel ağacına dönüşünü anlatan Tekin, “Ne zaman ki Marko Polo, Asya’ya geliyor. Burada pek çok unsuru alıp götürdüğü gibi muhtemelen bu ağaç kültürünü de alıp batı dünyasıyla tanıştırıyor. Orada da zaten bir anda çıkmıyor. 19. yüzyılın sonuna doğru Amerika Birleşik Devletlerine göçen Hollandalılar, Pagan diniyle bağdaştırarak bunu bir şekilde Hristiyan inanç sisteminin içerisine dahil ediyorlar. Sonrasında da ABD’de ticari bir unsura dönüşen Noel ağacı, 20. yüzyılın önemli bir unsuru haline geliyor. Burada parçalarını bulduğumuz bu çam figürlerine de dünyanın en eski Noel ağacı diyebiliriz.” diye konuştu.

11.08.2017 Anadolu Ajansı

0 2391

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi yakınlarda yer alan Domuztepe Höyüğü’nde, Sümer uygarlığını yaratan unsurların kökenine ilişkin bulgular tespit edildi.

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi Kelibişler Mahallesi yakınlarındaki höyükte 1996’da başlatılan kazı çalışmaları, Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Tekin başkanlığında sürdürülüyor. Tekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, höyüğün, taş çağlarının son dönemine rastlayan bir yerleşim yeri olduğunu söyledi. Yaklaşık 20 hektar genişliğindeki höyüğün Yakın Doğu’da döneme ait en büyük yerleşim olduğunu belirten Tekin, buradaki yaşam biçimine dair ellerinde çok önemli veriler bulunduğunu bildirdi.

Geçmişte Domuztepe’de yaşayan insanların tam olarak yerleşik bir hayat sürdürmediğine işaret eden Tekin, şöyle konuştu: “Bu da gösteriyor ki bölgede tarıma uygun doğru düzgün zirai alan yok. Bu nedenle de yarı göçer yaşıyorlar. Besin kaynakları keçi, koyun ve yaban domuzundan oluşuyor. Gün ışığına çıkardığımız mimari kalıntılara baktığımızda dikkati çeken unsurlar var. Yaklaşık 6 metre çapında yuvarlak planlı bir yapı ve çamurdan yapılmış. Bunlar güçlü bir yapı geleneği olmadığını gösteriyor. Yani yılın tüm zamanında bir iskandan bahsetmiyoruz. Kısa süreli bir iskan söz konusu.”

Tekin, Domuztepe’nin arkeoloji dünyasındaki öneminin, “tarihsel sürecin kavşak noktası” olmasından kaynaklandığını vurguladı.

Dışa açık, barışçıl bir hayat sürmüşler
Buradaki topluluğun dışa açık, barışçıl bir hayat sürdüğünü belirten Tekin, bölgede 2 bin yıl kadar yaşayan topluluğun, iklimsel değişiklik ve yaşam biçiminin zorunlu olarak farklılaşması dolayısıyla burayı terk ettiğini söyledi.

Topluluğun doğal şartlar nedeniyle güneye doğru ilerlediğini anlatan Tekin, şunları kaydetti: “Muhtemelen Basra’ya kadar uzanan bir süreçte, milattan önce 4 bin 500’lerde, büyük Sümer uygarlığını yaratan unsurların kökenini ve çekirdeğini burada buluyoruz. Burada bulduğumuz çanak çömleklerin üzerindeki figürler bize gösteriyor ki bunlar Asyalı topluluklar. Bugün hala Asya’da devam eden, özellikle Uzak Asya’daki yaşam biçimine çok çok benzeyen bir yaşam biçimleri var. Biz 100-150 yıl önce de biliyorduk ki Sümerler de Asyalı. İşte o zaman bu zincirlerin halkalarının birbirine bağlanmaya başladığını görüyoruz. Domuztepe, barındırdığı muazzam potansiyeliyle, gelecekte tüm insanlık tarihindeki önemli halkaları birleştirip bize çok önemli bilgiler sunacak.”

İl Kültür ve Turizm Müdürü Seydihan Küçükdağlı da Domuztepe’nin, Anadolu ve Mezopotamya’nın Halaf kültürünü taşıyan en büyük höyüğü kabul edildiğini bildirdi.

09.08.2017 Anadolu Ajansı

0 146

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesindeki Keçemağarası kazılarında Roma dönemine ait yerleşim bulundu.

Kahramanmaraş Müze Müdürü Ahmet Denizhanoğulları başkanlığında, Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erek’in bilimsel danışmanlığı ile Aksaray Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İrfan Deniz Yaman tarafından yürütülen çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra üniversite öğrencilerinin desteğiyle sürdürülüyor.

Yrd. Doç. Dr. Erek, AA muhabirine, Keçemara’nın 2012’de yaptıkları yüzey araştırması sonucu tespit edildiğini, 3 yıl sonra da arkeolojik kazılara başladıklarını söyledi.

Keçemağara’nın önemli bir kazı alanı olduğuna dikkati çeken Erek, “Burası Roma’da alay olarak iskan görmüş bir alan. Çok net görebileceğiniz bir Roma yerleşimi var. Kahramanmaraş, Elbistan ve Gürün arasında buranın doğal bir geçit olması sebebiyle de sürekli bir insan aktivitesine sahne olmuş.” dedi.

“Alan arkeolojik açıdan çok zengin”
Aksaray Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İrfan Deniz Yaman ise 2015’te yaklaşık 7 metrekarelik alanda yürütülen çalışmayı 23 metrekarelik alana yaydıklarını söyledi. Keçemağara’da üçüncü sezonunu yaşadıklarını anımsatan Yaman, “Alan arkeolojik açıdan çok zengin. Potansiyelin tam olarak anlaşılabilmesi için kazı çalışmalarının yapılması gerekiyor. Önümüzdeki yıllarda yapılacak kazı çalışmalarında daha net görüntüler elde edeceğiz ancak şu andaki potansiyel durumla ilgili oldukça umut verici bir alan olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Oldukça fazla sayıda seramik parçaları buldum. Bol miktarda hayvan kemikleri ve bu hayvan iskeletine ait çeşitli parçalar, çene ve diş gibi parçalar ele geçirdik.”

28.07.2017 Anadolu Ajansı

0 143

Kahramanmaraş’nın Elbistan ilçesinde bir mağarada Paleolitik Çağ’a tarihlenen kaya resimleri tespit edildi.

Kahramanmaraş’ta bir mağara duvarında Paleolitik Çağ’a ait aşı boyasıyla yapıldığı düşünülen, insan yaşamına ilişkin tasvirlerin yer aldığı panoramik resimler ile yontma taş ürünleri bulundu.

Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erek’in, Elbistan ilçesi Keçemağara Mahallesi’nde yaptığı yüzey araştırmaları sırasında bulunan duvar resimleri, dönemin insan yaşantısından farklı detaylar içeriyor.

Erek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, merkeze bağlı Döngel Mahallesi’ndeki Direkli Mağarası’nda 11 yıldır çalıştığını, burada kent ve Anadolu arkeolojisine ilişkin önemli bilgiler elde ettiklerini söyledi.

Keçemağara Mahallesi’deki küçük mağara sistemini dolaşırken ise duvarlarda kırmızı ve siyah aşı boyasından yapılmış duvar resimleri tespit ettiklerini belirten Erek, bu resimleri çok ilginç bulduklarını dile getirdi.

Bu tür resimlerin Anadolu’nun birçok yerinde bulunduğunu anlatan Erek, “Ancak Keçemağara’nın çok farklı bir özelliği var. Mağarada resimlerle birlikte Paleolitik Çağ’ı nitelendirecek aletler de ele geçirdik. Bunlarla birlikte değerlendirildiğinde burayı, Anadolu’da belki de ilk kez Paleolitik Çağ’ın hem duvar sanatları hem de yontma taş endüstrisinin bir arada bulunduğu bir mekan olarak görmek mümkün. Bu çok önemli bir şey.” diye konuştu.

“Topluluğun ritüellerini anlatan ifadeler var”
Anadolu’da ve Yakın Doğu’da bulunan mağara duvar resimlerinin prehistorik ya da Paleolitik Çağ’la ilişkilendirilmemiş olduğunu kaydeden Erek, şöyle devam etti: “Bu verileri destekleyecek yan verilere ihtiyaç var. İşte biz burada bunu bulduk. Bunun dışında bu mağarada görülen pano, bir yaşam alanının bütün aktivitelerini gösteriyor. Birden fazla geometrik motife sahip mekanlar var. Duvarda halay çeker pozisyonda yan yana, birbirinin omuzundan tutmuş 3 insan motifi gibi resimler var. Yani burada bu topluluğun ritüellerini anlatan birtakım ifadeler var. Ayrıca iki güneş ve çadır var. İki ayrı güneşin toplum için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bunlardan birinin ay, birinin güneş olma ihtimali varken, ikisi de aynı anda çıkabilmekte. Buradaki panoda insan için yaşam alanlarını sınırlandıran iki de noktalama alanı var. Panoyu bir çerçeve içerisine almışlar. Bu, yaşam alanını anlatan güzel bir pano.”

Türkiye ile dünyada resmi ve özel binalarda, birçok önemli olay ile tarihi anlatan panolar ya da panorama müzelerinin bulunduğunu belirten Erek, “Bu mağarada da panorama gibi bir şey var. Bu mağara resimlerini de kendini ifade etme, geçmişi yaşatma veya o kentin kendine ait önemli bulgularını, önemli hikayesini anlatan sahneler gibi değerlendirmek gerekir. Prehistorik dönem insanının kendi yaşam alanlarını ifade eden duvar resimleridir bu tarz çalışmalar. Yaşamlarını mağara duvarları üzerinde kayıt altına alıyorlar.” ifadelerini kullandı.

25.07.2017 Anadolu Ajansı

0 205

Kahramanmaraş’ta 11 yıldır devam eden Direkli Mağarası kazılarında, Epipaleolitik döneme tarihlenen 12500 yıllık yuvarlak planlı yapılar gün yüzüne çıktı.

kahramanmarastaki-direkli-magarasinda-12500-yillik-yuvarlak-yapilar-bulundu-1

Merkeze bağlı Döngel Mahallesi’ndeki Direkli Mağarası’nda, Gazi ÜniversitesiArkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erek’in girişimiyle 2007’de başlayan kazılar, 11 yıldır devam ediyor. Erek başkanlığında yürütülen çalışmalara, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra üniversite öğrencileri de katılıyor.

Yrd. Doç. Dr. Erek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Direkli Mağarası’nda yürütülen kazılarda, kent ve Anadolu arkeolojisine ilişkin önemli bilgiler elde ettiklerini söyledi.

kahramanmarastaki-direkli-magarasinda-12500-yillik-yuvarlak-yapilar-bulundu-3

Mağarada buldukları verilerin Anadolu’nun, insanlık tarihinin, en erken örneklerinin ortaya konması açısından kendisini mutlu ettiğini vurgulayan Erek, her yıl başka bulgularla karşılaşmanın, eski tabakalara doğru ilerlemenin, ellerine geçen her türlü arkeolojik verinin insanlık tarihine ışık tuttuğunu bilmenin kendisini onurlandırdığını ve gururlandırdığını kaydetti. 

“Yakın Doğu ve Anadolu’da bu tür bir örnek yok”
Erek, mağarada buldukları örneklerin o günün şartlarında çok iyi, bugünün şartlarında ise basit taş dizilerinden oluşturulmuş yapılar olarak değerlendirilebileceğini vurguladı.

Bulunan yuvarlak ya da buna yakın planlı yapıların farklı zeminlere sahip olduğuna dikkati çeken Erek, şunları kaydetti: “Bu yapıların çok önemli başka bir özelliği, diğer alanlardan farklı olarak, tabanlarına beyaz kireç taşından yapılmış toz madde ve iri çakılların konmuş olması. Yani mekanı yapıyor ve bunun içini ekstra başka bir dolgu malzemesiyle kaplıyor. Epipaleolitik dönem için bunlar erken bir örnek. Bugüne kadar Yakın Doğu ve Anadolu’da bu tür bir örneğe rastlanılmamıştır. Yapılar bulunmuştur ama içinin böyle farklı bir malzemeyle kaplanmış olması çok farklı. O günün insanının o zamandaki yaşamını hele ki sezonluk yerleştiği bir mağarada bunları düşünerek sosyal bir yaşantı belirlemesi bu anlamda Anadolu insanının çok farklı bir boyuta ulaştığını gösteriyor.”

kahramanmarastaki-direkli-magarasinda-12500-yillik-yuvarlak-yapilar-bulundu-2

Direkli Mağarası
Prof. Dr. Kılıç Kökten tarafından 1959 yılında keşfedilmesinin ardından Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erek’in girişimiyle 2006’da yüzey araştırması, 2007’de de kazısına başlanan Direkli Mağarası’nda, Paleolitik çağa kadar dayanan çakmak taşından yapılmış çakılar, deliciler, kalemler, Pleistosen (buzul çağına) ait et ve ot oburlarla kemirgen hayvan grubuna ait diş ve iskelet kalıntılar bulunmuştu.

Erek’in başkanlığında yürütülen çalışmalar kapsamında, 6 yıl önce bulunan ana tanrıça figürü, dünyanın birçok ülkesinde uzmanlar tarafından ilgiyle karşılanmıştı.

22.07.2017 Anadolu Ajansı

0 3869

Kahramanmaraş’ın Elbistan İlçesi’nde yer alan 2 bin 700 yıllık Dede Tümülüsü’nde kazı çalışması başladı.

Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü, Kahramanmaraş’ın Elbistan İlçesi Şardağı’nda bulunan ve ‘Dede’ ismiyle adlandırılan tümülüsün sit alanı ilan edilerek arkeolojik kültür varlığı olarak tescillenmesi için çalışma başlattı. Dede Tümülüsü’nde inceleme yapan Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü Uzmanı arkeolog Ahmet Beyazlar, anıt mezarın M.Ö. 6. yüzyıldan sonra bölgede hüküm süren Pontus Kralı Mitridate-Bedriata’nın ismi ile çağrışım yaptığını kaydetti. Tümülüslerin, ana kayaya oyulmuş bir kral ya da bey mezarının üstünün çakıl taşları ile kapatılması mantığına dayandığını kaydeden arkeolog Ahmet Beyazlar, Dede Tümülüsü’nün Nemrut Dağı’ndaki anıt mezar ile benzerlik gösterdiğine vurgu yaptı.

“Defineciler tahrip ediyor”
Dede Tümülüsü’nün defineciler tarafından tahrip edildiğinin de bilgisini veren Beyazlar, çakıl yığını altında olduğu değerlendirilen mezara ulaşılamadığını ifade etti. Bölgenin korunması gerektiğine işaret eden Beyazlar, “Tümülüsün belli bir yerlerinde define arayıcıları tarafından tahribatlar yapıldığını gördük. Bunun nedeni, tepenin altındaki kaya oygu mezarına, yani kralın ya da beyin mezarına ulaşmaktır. İçindeki varsa değerli hazineleri almak amacı taşıyor. Şuana kadar buna ulaşılmış değil ancak, bu tür kişilere de fırsat verilmemeli. Yerel imkanlarla bunlar korunmalı” şeklinde konuştu.

15.04.2016 Milliyet

0 1770

Kahramanmaraş’ta 2007 yılından bu yana yapılan kazı çalışmalarında, Türkiye’nin en büyük 4. ovası olan Elbistan’ın günümüzden 9 bin yıl önce göl olduğu belirlendi.

Kahramanmaraş’ta 9 yıldır kazı çalışması yürüten Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erik, geçmişe dönük yapılmış hiçbir çalışmanın bulunmadığını, yoğun kömür ve maden yataklarıyla dikkat çeken alanın arkeolojik anlamda ön plana çıkmadığını söyledi.

Elbistan Ovası’nın üzerinde arkeolojik anlamda yerleşimin bulunmadığına dikkati çeken Erek, şunları kaydetti: “Ceyhan gölünün etrafında sınırlar başlar. O sınırları gezdiğiniz zaman hemen dışında höyüklerin başladığını görürsünüz. Bugün Karahöyük de aynı o şekildedir. Yani bu göl sınırlarının hemen etrafında kalmıştır. Yaptığımız araştırmalarda belli ki bu insanların höyükleşme dönemi içerisinde Elbistan Ovası suyla kaplıydı. Bu sebeple de oraya yerleşmemişler. Buraların jeolojik yapısı bu verileri veriyor. 2012’de yüzey araştırması yaparken bu göl sınırını ortaya çıkardık. Bütün höyük yerleşimlerinin bu sınırın hemen dışında yer aldığını gördük. 6-7 binlerden önce Elbistan Ovası gölle kaplıymış. İnsanlar bu göl sınırının etrafına yerleşmiş. Bugün de o göl sınırlarının dışında yoğun bir tarım yapılmaktadır.”

Erek, “Bu toprakların bu kadar verimli olması buraların eskiden göl olmasından kaynaklanmaktadır. Göl olduğu dönemde bitkisel ve hayvansal organikler ölüyor ve tabana birikiyor. Bu tabaka tabaka yüzyıllarca devam ettiği için gölün tabanında çok ciddi anlamda organik bir kalıntı oluyor. O zaman da çok doğal bir verimlilik kaynağı haline geliyor. Şimdi gübrelenen toprağın bile onun kadar verimli olması mümkün değil.” dedi.

02.04.2016 Anadolu Ajansı

0 5343

Paleolitik Çağ’a ait çeşitli aletlerle kemirgen hayvanların diş ve iskelet kalıntılarını barındıran Kahramanmaraş’taki Direkli Mağarası, dünya bilim insanlarını da heyecanlandırıyor.

Yaklaşık 2,5 milyon yıl öncesine ait çakı, kalem, delici gibi aletlerle kemirgen hayvanların iskelet kalıntılarına rastlanan Kahramanmaraş’taki Direkli Mağarası, dünya bilim insanlarını heyecanlandırıyor. Çeşitli ülkelerden mağara arkeolojisi üzerine çalışan bilim insanları Direkli Mağarası’ndaki arkeolojik çalışmalara katılmak istiyor.

Prof. Dr. Kılıç Kökten tarafından 1959 yılında keşfedilmesinin ardından Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erek’in girişimiyle 2006’da yüzey araştırması, 2007’de de kazısına başlanan Direkli Mağarası’ndaki çalışmalara Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlilerinin yanı sıra üniversite öğrencileri de katılıyor.

Paleolitik Çağ’a kadar dayanan çakmak taşından yapılmış çakılar, deliciler, kalemlere rastlanılan mağarada, Pleistosen (buzul çağına) ait et ve ot oburlarla kemirgen hayvan grubuna ait diş ve iskelet kalıntılar yer alıyor.

Anadolu insanının hareketli yapısını da ortaya çıkaran bulgular, ABD’de düzenlenecek “Amerikan Arkeoloji Topluluğu Sempozyumu”nda da ele alınacak. 

02.03.2016 Anadolu Ajansı Fotoğraf: Arşiv

0 795

Kahramanmaraş’ta milattan sonra 300-400 yıllarına ait yapıların ortaya çıkarıldığı Germanicia Antik Kenti’nde, kazı ve kamulaştırma çalışmaları devam ediyor.

Vali Mustafa Hakan Güvençer, Vali Yardımcısı Nurettin Dayan, İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Semih Gemci ile arkeologlarla, Dulkadiroğlu ilçesi Şeyhadil Mahallesi’nde bulunan Germanicia Antik Kenti’ndeki çalışmaları inceledi. Güvençer, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, kentin kimliğini oluşturan tarihi eserlerden birinin ortaya çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Kahramanmaraşlıların Germanicia’ya olan özel ilgisini bildiğini anlatan Güvençer, şöyle devam etti: “Bugünden itibaren gerek valiliğimiz gerekse Kültür ve Turizm Bakanlığımız ile büyükşehir belediyemizin en önemli gündem maddelerinden biri, Germanicia’yı gün yüzüne çıkararak ziyarete açabilmek olacak. Ancak önümüzde çok kıymetli bir hazine ve yapılması gereken çok önemli işler var. Tescil aşamasını tamamladık ancak 146 hektarlık alanda kamulaştırma işlemlerini tamamlamamız gerekiyor.”

Şimdiye kadar yerel yönetimler ve bakanlıklarla el ele vererek 2 önemli alanı ziyarete hazır hale getirdiklerini ifade eden Güvençer, buraların, etrafında bütünlük sağlandıktan sonra ziyarete açılacağını kaydetti. Ortaya çıkarılan iki alanda 2016’da kamulaştırmaları tamamlayıp kazı çalışmalarını bitirerek, restorasyona geçeceklerini bildiren Güvençer, “Ne kadar işin üzerinde durur, finansal destek bulabilirsek işi hızlandırırız. Kahramanmaraş’ın tarihini belgeleyen bu alanlar inşallah hem kent tarihi hem de turizm ve ekonomiye kazandırılır. Bu konuda kararlı olduğumuzu ifade ediyorum” diye konuştu.

03.11.2015 Radikal

0 630

Kahramanmaraş’taki Direkli Mağarası kazılarında ortaya çıkan taş boncuklardan Anadolu insanının göç hareketine ilişkin ipuçları elde edilmeye çalışılıyor.

Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erek’in girişimiyle Kahramanmaraş merkeze bağlı Döngel Mahallesi’nde 2007’de başlayan kazılar devam ediyor. Erek başkanlığında yürütülen çalışmalara, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra üniversite öğrencileri de katılıyor.

Yrd. Doç. Dr. Erek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Direkli Mağarası’nda yürütülen kazılarda kent ve Anadolu arkeolojisine ilişkin önemli bilgiler elde ettiklerini söyledi. Bu yılki kazılarda göç yollarıyla alakalı çok önemli saptamaları olduğunu dile getiren Erek, mağarada bulunan taş boncukların Anadolu insanının göç hareketi konusunda bilgiler vermesinin beklendiğini bildirdi. Elde edilen bulguların kendilerini M.Ö 14 bin yıla kadar götürdüğünü belirten Erek, kazılarda görevli Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Emma Baysal’ın boncuklar üzerinde çalıştığını anlattı. 

Erek, taş boncuklarla ilgili çalışmalar konusunda şu bilgileri aktardı: “Arkadaşımız, bu taş boncuğun yapısının olasılıkla Suudi Arabistan’daki bir taş ocağındaki taşla örtüştüğünü saptadı. Bu taşın da Doğu Akdeniz’deki birçok istasyonda bulunduğunu öğrendik. Bu da dönemin insanının çok hareketli olduğunu gösteriyor. Taş boncuklar, Anadolu’ya gelenlerin uzak bölgelerden göç ettiğini gösteriyor.” 

Taş boncuğun önemli bir bulgu olduğunu kaydeden Erek, gelecek yıl ulusal ve uluslararası sempozyumlarda bu eseri tanıtacaklarını söyledi. Geçen yılki kazılarda bulunan insan kemiklerinin, DNA incelemesi yapılmak üzere ABD’deki bir merkeze gönderildiğini hatırlan Erek, bu analizle Anadolu insanı ve bölge arkeolojisine ilişkin önemli bilgilere ulaşılmasının tahmin edildiğini sözlerine ekledi.

Direkli Mağarası
Kahramanmaraş’a 65 kilometre uzaklıktaki Döngel köyündeki Direkli Mağarası’nda çalışmalara 1959’da yaptığı araştırmayla ilk ışık tutan isim Prof. Dr. Kılıç Kökten oldu. Kökten’in yazdığı bir makaleden yola çıkılarak yürütülen çalışmalar doğrultusunda bölgede önemli gelişmeler kaydedildi.

Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erek’in başkanlığında yürütülen çalışmalar kapsamında 5 yıl önce bulunan ana tanrıça figürü, dünyanın birçok ülkesinde uzmanlar tarafından ilgiyle karşılanmıştı. 

03.09.2015 Radikal