Pazartesi, Ocak 16, 2017
Etiketler Posts tagged with "Likya"

Likya

by -
243

Arkeolojihaber.net ekibi olarak 2016 yılı Türkiye’sinden vandalizm içeren önemli gördüğümüz 10 haberi sizler için derledik.

“Vandalizm”
Vandallık veya akım olarak Vandalizm, bilerek ve isteyerek, kişiye ya da kamuya ait bir mala, araca ya da ürüne zarar verme eylemi.

1-Yenikapı’da Theodosius Limanı’na Ait Ahşap Mendirek Parçalandı
İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda devam eden çalışmalarda Bizans dönemine ait Theodosius Limanı’nın devamı olan ahşap örme mendirekler Koruma Kurulu’nun uzman denetiminde bilimsel yöntemlerle kaldırılması kararına karşın iş makineleri ile parçalandı.
Haberin devamı için

yenikapida-theodosius-limanina-ait-ahsap-mendirek-parcalandi

2-Urla’da Airai Antik Kenti’nin Ortasına Beton Su Kanalı Döşendi
İzmir’in Urla ilçesinde Airai Antik Kenti’nin bulunduğu 1. derece arkeolojik sit alanının ortasına beton boru döşediler. Koruma kurulu, müze ve Urla Belediyesi’nin iki defa mühürleme yapmasına rağmen inşaat durmadı. 2863 sayılı yasaya göre kasten birinci derece sit alanını tahrip etmek hapis cezasını öngörüyor.
Haberin devamı için

urlada-airai-antik-kentinin-ortasina-beton-su-kanali-dosediler

3-Mersin’de Gülek Kalesi’nin Kapısına Sprey Boya
Tarsus’un yaklaşık 60-65 km. kuzeyinde yer alan Gülek Beldesi’nde bulunan tarihi kalesinin giriş kapısına kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce sprey boya ile yazı yazıldı. Vatandaşların tepkisine neden olan yazılar, tarihi yapıya zarar verdi.
Haberin devamı için

mersinde-gulek-kalesinin-kapisina-sprey-boya

4-Antalya’da 2 Bin Yıllık Kaya Mezarına Boya İle Yazı Yazıldı
Antalya’nın Finike İlçesi’nde yer alan Limyra Antik Kenti’nde bulunan 2 bin yıllık kaya mezarının duvarına bir sondaj firması boya ile yazı yazarak ilan verdi. Sprey boyayla yazılan ilan yüzünden tarihi yapı zarar gördü.
Haberin devamı için

antalyada-2-bin-yillik-kaya-mezarina-boya-ile-yazi-yazildi

5-Bodrum’da 2 Bin Yıllık Mezarlar Kepçeyle Tahrip Edildi
Muğla’nın Bodrum ilçesinde evini yenilemek isteyen kişi, Roma dönemine ait 2 bin 100 yıllık mezarları tahrip etti, mezarlardan PVC atık su borusu geçirildi.
Haberin devamı için

bodrumda-2-bin-yillik-mezar-kepceyle-tahrip-edildi

6-Ankara’da 2 Bin Yıllık Sur Duvarı İş Makinesiyle Yıkıldı
Ankara’da Augustus Tapınağı’nın hemen yanında yer alan ve Ankara Kalesi’nin devamı olan tarihi duvar ile sütunlar “İnsanların kafasına düşüyor” diyerek yıkıldı.
Haberin devamı için

ankarada-2-bin-yillik-sur-duvari-is-makinesiyle-yikildi

7-Kocaeli’de 2 Bin 500 Yıllık Mezar Odası Dozerle Yok Edildi
Kocaeli’nin Körfez ilçesine bağlı Kutluca Köyü’ndeki 2 bin 500 yıllık kubbeli mezar odası patlatıldıktan sonra dozerle yok edildi.
Haberin devamı için

kocaelide-2-bin-300-yillik-mezar-odasi-dozerle-yok-edildi-1

8-Latmos’ta 8 Bin Yıllık Kaya Resimleri Sabunla Silinerek Yok Ediliyor
Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Havva İşkan Işık, taş ocaklarında çalışma izni alanların sit alanı engeline takılmamak için kaya resimlerini arap sabunuyla, süngerle ve zımparayla yok ettiğini söyledi.
Haberin devamı için

8-bin-yillik-latmos-kaya-resimlerine-spreyle-adlarini-yazdilar-1

9-Aydın’da Latmos Antik Kenti’nde Zeus Tapınağı’nı Yaktılar
Aydın’da en önemli doğal ve antik değerleri bünyesinde barındıran Beşparmak Dağları’ndaki Latmos’un Dikilitaş bölgesindeki antik kalıntılarında yangın çıktı.
Haberin devamı için

aydinda-latmos-antik-kentinde-zeus-tapinagini-yaktilar-1

10-Marmaris Kalesi’nin Duvarları Klima İçin Hilti ve Matkapla Delindi
Muğla’nın Marmaris ilçesinde tarihi kalenin duvarları klima takılması için hilti ve matkapla delindi.
Haberin devamı için

marmaris-kalesinin-duvarlari-klima-icin-hilti-ve-matkapla-delindi-2

 

by -
254

Antalya’nın Demre İlçesi’nde yer alan Myra – Andriake Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarında dört oda mezar ortaya çıktı.

Antalya’nın Demre İlçesi’nde alüvyon altında bulunan Myra-Andriake Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarında 4 oda mezar gün yüzüne çıkarıldı. Myra – Andriake Antik Kenti Kazı Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Çevik, 10 metreye kadar alüvyon altında yer alan antik kentte 4 yıl önce çalışmalara başladıklarını aktardı. Prof. Dr. Çevik, antik kentte Likya dönemi kaya mezarları, Roma dönemi tiyatrosu, Bizans dönemi Aziz Nikolaus Kilisesi, çok iyi korunmuş şapel duvarındaki fresko, Andriake liman tesisleri, Bizans dönemi boya maddesi üretim tesisleri, su kanalları, sarnıçlar, 2 bin 300 metrekare büyüklüğündeki granariumun gün ışığına çıkarıldığını kaydetti. Prof. Dr. Çevik, antik kaynaklara göre büyük bir Artemis Tapınağı ile henüz duvarı kısmen görünen piskoposluk sarayı bulunduğunu da belirtti.

Aziz Nikolaus’un ‘Batık Şehir’ olarak da tanımladığı Myra’da 2016 kazı çalışmalarında 4 oda mezar kazıldığını kaydeden Prof. Dr. Çevik, Roma dönemine ait oda mezarlarda bölgede ilk kez rastlanılan iç mimari düzenlemelerle karşılaştıklarını ifade etti.

Oda mezarında çok sayıda sikke
Mezarların üzerlerinde iskelet parçaları, bazı buluntuların günışığına çıktığını kaydeden Prof. Dr. Çevik “Altın küpeler mezar ailesinin kadın üyelerine ait. Bunun dışında seramik eserler, cam koku kapları vardı. Bunlar bir mezarda beklenen olağan buluntular. Kazdığımız 4’üncü oda mezar ise granariumla sinagog arasında limana bakan seçkin bir konumdaki Andriake’nin en büyük oda mezarı. Bu mezar diğerlerinden farklı olarak ortasındaki tek anıtsal lahitle düzenlenmiş. Definecilerin parça parça ettiği lahdin 33 parçasını bulabildik. Bu parçaları sanal ortamda birleştirince çok nitelikli bir lahit olduğu anlaşıldı. Lahdin altında bir de alt mezar odası vardı. Üst katmanda ise bu mezarın yapıldığı döneme ait olmayan Heraclius Dönemi’ne ait çok sayıda sikke bulduk” dedi.

Likya’nın en önemli tiyatrosu
Myra’daki çalışmalarda tiyatroya çok emek verdiklerini de anlatan Prof. Dr. Çevik tiyatronun tüm bölgenin en büyük ve nitelikli binası olduğunu ifade etti. Uzun ve ağır çalışmalarla tüm sahne binası ortaya çıkarıldı. Kazıda çıkan binlerce mimari bloğun yerlerini saptanarak restitüsyonu tamamlandı. Restorasyonun tamamlanması durumunda muhteşem bir tiyatro ortaya çıkması bekleniyor.

28.10.2016 Birgün

by -
288

Antalya’nın Kaş ilçesindeki Patara Antik Kenti’nde yürütülen 2016 yılı kazılarında 2 bin 500 yıllık Pers dönemine ait at kabartması bulundu.

patara-antik-kentinde-perse-ait-at-kabartmasi-bulundu

Prof. Dr. Fahri Işık tarafından 1988 yılında başlatılan Patara Antik Kenti’ndeki kazı çalışmaları, 28’inci yılında. 11 Temmuz’da başlayan kazının heyeti, yerli ve yabancı 48 bilim insanı ve arkeologdan oluşurken, çalışmalarda 7 öğrenci ve 16 işçi de görev alıyor. Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Havva İşkan Işık tarafından sürdürülen çalışmalar bazilikada devam ederken, konservasyon/restorasyon çalışmaları da sürüyor. Noel Baba’nın Pataralı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İşkan Işık, kentte bugüne kadar 13 kilisenin tespit edildiğini ve bunların büyük kısmının Hristiyanlık inancının Anadolu’da yaygınlaşmaya başladığı erken dönemlerin yapıları olduğunu belirtti.

Pers Dönemine Ait At Kabartması Bulundu
Prof. Dr. Işık, bu sezon yürütülen çalışmalarda Likya’nın en erken ve büyük birkaç Hıristiyanlık yapısından biri olan bazilikada çok sayıda sütun ve mimari parçanın bütünlenerek yerlerine konulduğunu belirterek, bazilika kazısında ele geçen M.Ö 5’inci yüzyıla ait küçük bir at kabartmasının ise heyecan yarattığını söyledi.

Tören Yürüyüşünü Betimliyor Olmalı
Bir yapıya ait olan at kabartması ile Patara’da Pers Dönemi’nin ilk kez belgelendiğini aktaran Prof. Dr. Havva İşkan Işık, buluntunun özellikle Kıyı Likya’nın tarihi açısından önem taşıdığını kaydetti. Prof. Dr. Işık, “At kabartmasının üzerinde eyer değil, Pers atlarına özgü örtü var. Buluntunun bir Pers kabartması olduğunu, bu örtüden anladık. Bir tören yürüyüşünü betimliyor olmalı. Bu at kabartmasıyla Patara’nın tarihindeki çok önemli bir boşluk dolmuş oluyor” diye konuştu.

patara-antik-kentinde-perse-ait-at-kabartmasi-bulundu-1

Prof. Dr. Işık, çalışmalarda ortaya çıkarılan diğer önemli buluntunun bazilikanın bir taş bloğu üzerinde tespit edilen kırmızı boya ile yazılmış yazıt olduğunu sözlerine ekledi. Prof. Dr. Işık, “Bu yazıt bir yapı bloğunun üzerinde birkaç harfi ile görünüyordu. Üzerindeki sıvayı kaldırdık. M.S. 5. yüzyılda kilisenin ilk yapıldığı zamana ait bir yazıt. Daha önceki yıllarda da bazı kiliselerde birkaç boyalı yazıt tespit edilmişti, ancak çok silik durumdaydılar. Şimdi bu yazıtın tamamını okuyabilecek duruma getiriyoruz” dedi.

15.08.2016 Cumhuriyet

by -
557

Antalya’nın Finike İlçesi’nde yer alan Limyra Antik Kenti’nde bulunan 2 bin yıllık kaya mezarının duvarına bir sondaj firması boya ile yazı yazarak ilan verdi. Sprey boyayla yazılan ilan yüzünden tarihi yapı zarar gördü.

antalyada-2-bin-yillik-kaya-mezarina-boya-ile-yazi-yazildi

Finike İlçesi’nin, Turunçova ve Sahilkent Beldeleri sınırlarında yer alan Limyra Antik Kenti’nde bulunan kaya mezarının duvarına sprey boya ile yazı yazıldı. 2 bin yıllık kaya mezarının duvarında bir sondaj firmasına ait ilanı gören duyarlı vatandaşlar eserin bu hale gelmesine tepki gösterdi.

Tarihi eserlerin duvarlarını yazı tahtasına çevirmenin çok geride kalmış, ilkel bir yöntem olduğunu dile getiren vatandaşlar, her gün binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği tarihi eserlere saygılı olmaya davet etti.

antalyada-2-bin-yillik-kaya-mezarina-boya-ile-yazi-yazildi-1

Limyra Antik Kenti
Finike’ye 9 km uzaklıkta olan Limyra Antik Kenti, 1216 metre yükseklikteki bir tepenin eteğinde kurulmuş olup yol üzerindedir. Limyra, Likya’nın en eski şehirlerinden birisidir ve eski adı da Zemuri’dir. Bu şehrin varlığı M.Ö. V. yüzyıldan beri bilinmektedir.

Lykialı Perikles, Perslere karşı Lykia Birliği’ni kurmak için Limyra’yı başkent olarak kullanmış, Lykia’nın sönmeyen özgürlük meşalesinin ateşini bu kentte yakmıştır.

arkeolojihaber.net Fotoğraf: Ercan Çiftci

by -
2888

Antalya’nın Demre İlçesi’nde, Likya uygarlığına ait eserlerin sergilendiği Likya Uygarlıkları Müzesi kapılarını açtı.

Antalya’nın Demre ilçesinde ziyaretçilerini ağırlayacak olan müzenin açılışına Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı’nın yanı sıra Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay, Antalya Valisi Münir Karaloğlu ile çok sayıda vatandaş katıldı.

antalyada-likya-uygarliklari-muzesi-acildi-1

Likya Liman Kenti Müzede Canlandırılıyor
Myra Antik Kenti’nin limanı konumundaki Andriake’de 2 bin 400 metrekareyi bulan ölçüsü ve çatısına kadar ayakta kalmış niteliği ile çok özel bir yapı olan Likya Uygarlıkları Müzesi sekiz salondan oluşuyor.

Likya tarihini ve coğrafyasını, epigrafisini, sikke, ekonomi ve sosyal yaşamı ile din kültürünü, tarihsel gelişimini içindeki eserlerle günümüze yansıtan ve salonların içeriklerine uygun bilgi panoları, canlandırma ve interaktif sunumlarla da desteklenen Likya Uygarlıkları Müzesinin yedinci salonunda bir Likya liman kenti canlandırılıyor. Likya bölgesinde yapılan kazılardan elde edilen eserlerin sergilendiği tarihi yapı içerisinde yer alan ve kayık simülasyonuyla hareketlendirilen salon görsel olarak müzenin en renkli mekânı.

Müze’nin kurulmasında Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Myra – Andriake Kazıları başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik’in emekleri çok büyük.

antalyada-likya-uygarliklari-muzesi-acildi

by -
2152

Antalya’nın Kaş İlçesi’nde Antiphellos Antik Kenti sınırları içerisine göz göre göre iş makinesi sokup plaj yapmaya kalktılar.

Antalya’nın Kaş ilçesinde, eski hastane binasının da içinde bulunduğu denize sıfır arkeolojik sit alanına iş makinesi soktular. Yeni yapılan bir otelin plajı olarak kullanılacağı öne sürülen alan iş makineleriyle tahrip edilerek kum ve demir iskele malzemeleri yığıldı. Vatandaşların durumu haber vermesiyle önceki gün yetkililer olay yerine gelerek tutanak tuttu. Kıyı yağmasının bir türlü durmak bilmediği Kaş’ta, arkeolojik sit alanına kadar uzanan rant hırsı görenlere bu kadar da olmaz dedirtiyor.

Kaşlılara yıllardır hizmet veren hastane binası bir süre önce Gökseki Mahallesi’ndeki yeni yerine taşındı. Ancak bugünkü ilçenin üzerine kurulduğu Antiphellos antik kentinin sınırlarında yapılan denize sıfır hastane binası, zamanla sit alanı içerisinde kaldı. 1. derece arkeolojik sit alanı statüsüyle koruma altında olan bölgede, antik tiyatro, kaya mezarı ve lahitler bulunurken, alanın denizle buluştuğu yerde Antiphellos Antik Kenti’ni çevreleyen sur duvarına ait kalıntıları yer alıyor.

ağmalanan Alanın Müze Olması Hayal Ediliyordu
Bir süredir kaderine terk edilen ve ödeneksizlik yüzünden bakımı yapılamayan eski hastane binasının, bölgede bulunan Likya dönemine ait kalıntılarının sergilendiği bir müze haline dönüştürülmesi gündeme gelmişti. Ancak Kaşlıların müze hayali kurduğu hastane binasının bahçesinde bulunan ve morg olarak kullanılan yapının bulunduğu alana iş makinesi sokan bir girişimci, deniz kıyısındaki sit alanına kaçak olarak plaj yapmak için kolları sıvadı. İlçe merkezinde merkezinde, herkesin gözü önünde yaşanan bu kıyı ve tarih yağması görenlere bu kadar da olmaz dedirtirken, vatandaşların durumu yetkililere bildirmesiyle tutanak tutularak çalışmaların önceki gün durdurulduğu öğrenildi.

İki yıldır kıyı yağmasının hız kesmediği Kaş’taki bu son rant girişiminin, kıyıya yakın alanda inşa edilen yeni bir otele plaj yapmak amacıyla yapıldığı öne sürülüyor. Kum ve çakıl dökülerek peyzaj düzenlemesi yapılmak istenen kıyının bir bölümünün geçmişte hastane yapılabilmesi için vatandaşlarca bağışlandığı, bir bölümünün mülkiyetinin ise hazineye ait olduğu belirtiliyor. Ancak çivi çakmanın bile yasak olduğu alana fütursuzca yapılan rant saldırısı Kaş’taki yağmanın boyutlarını ortaya koydu. 1999 yılında, bugün plaj yapmak için yağmalanan kıyıda bulunan Kaş Devlet Hastanesi için lağım sistemi yenilenmek istenmiş ancak sit alanı engeline takılan çalışma uzun süren yazışmalar sonucu zaruri olduğu belgelenerek yapılabilmişti.

29.04.2016 haber.sol.org.tr

by -
1299

Antik çağda Likya’nın dini merkezi konumunda olan ve 1998’de UNESCO Dünya Kültür Miras’ı Listesi’ne alınan Letoon Antik Kenti’nde kazı çalışmaları bu yıl tamamlanıyor. Bugüne kadar yapılan kazılarda Leto, Apollon ve Artemis tapınaklarıyla birlikte bir manastır, bir çeşme ve Roma tiyatrosu kalıntıları ortaya çıkarıldı. Artemis ve Apollo’nun annesi Leto’ya adanmış olan en büyük tapınak, batıda bulunan ve peripteros tarzında yapılmış Leto Tapınağı olarak tespit edildi. Letoon’daki çevre düzenlemesinin bu yıl turizm mevsiminde tamamlanması hedefleniyor.

02.04.2016 Yeni Asır

by -
1348

Muğla’nın Fethiye İlçesi’nde çöp yığınları ve yabani otların sardığı Telmessos Antik Kenti’ninde yer alan kaya mezarlar, tepkiler üzerine temizlendi.

Fethiye’nin Kesikkapı Mahallesi’nde Likya Uygarlığı’ndan günümüze ulaşan Telmessos Antik Kenti’nin kalıntıları arasında yer alan tarihi mezarların, yabani otlar ve çöp yığınlarıyla dolması vatandaşın tepkisine neden oldu. MÖ 4’üncü yüzyıldan kalma mezarların koruma duvarı içinde kalan yabani otlar ile çöp yığınlarının temizlenmesi için Fethiye Müze Müdürlüğü ve Fethiye Belediyesi ekipleri harekete geçti. Arkeolojik SİT alanı içinde yer almasına karşın çöplüğe dönen mezarların içi ve çevresi 8 saatte temizlenebildi. Mezarların çevresinden evsel atıklar ağırlıkta olmak üzere 2 kamyonet çöp çıktı. Fethiye Müze Müdürlüğü yetkilileri ilçede benzer durumda olan tarihi alanların temizleneceğini belirtti.

fethiyede-2-bin-400-yillik-kaya-mezarlarin-cevresi-tepkiler-uzerine-temizlendi-1

Evinin önünde oturarak temizlik çalışmalarını izleyen 85 yaşındaki Hasan Fehmi Kökten, mahalle sakinleri olarak gördükleri çöp yığınlarından utandıklarını söyledi. Bölgeye gelen turistlerin tarihi eserlerle birlikte çöp yığınlarını da fotoğrafladığını anlatan Kökten, “Tarihi Amintas Kaya Mezarları’nın bir kısmı burada. Burayı koruma altına aldılar ama pislikten geçilmiyordu. Temizlik yapılmasından çok memnun kaldık. Mahalle sakinleri olarak biz de bundan sonra temiz kalması için özen göstereceğiz. Bu bizim ayıbımızdır. Dünyanın her yerinden turistler bu mezarları görmek için geliyor. Burada bir tarih yatıyor ama mezarlar çok bakımsızdı. Ot ve çöpten geçilmiyordu” diye konuştu.

03.03.2016 haberler.com

by -
997

Muğla’daki ören yerlerinde görev yapan kazı başkanları, Fethiye ilçesindeki erken Roma döneminde yapılan ve milattan sonra 2. yüzyılda onarım geçiren Telmessos Antik Tiyatrosu’nun restorasyon çalışmalarında beyaz mermer kullanıldığı yönündeki haberlere tepki gösterdi.

Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, kamu kurumları, sivil toplum örgütleri ve vatandaşların kültür varlıklarının korunmasına duyarlılık göstermelerini olumlu karşıladıklarını söyledi. Bu duyarlılığın toplum olarak korumacılık konusunda iyi bir yere doğru gidildiğinin göstergesi olduğunu kaydeden Söğüt, aynı duyarlılığa yazılı ve görsel basının da sahip olmasını istedi.

Söğüt, Telmessos Antik Tiyatrosu’ndaki uygulamaları takip ettiğini, özgün malzeme ile yeni yapılanın farklılık göstermesinin doğru olduğunu savundu. Restorasyonda dikkat edilmesi gereken konunun renk değil malzeme uyumu olduğuna işaret eden Söğüt, şöyle konuştu: “Burada esas olan mevcut malzemeye en uygun olanın seçilmiş olmasıdır. Buradaki orijinal oturma basamakları ve yeni kullanılanların hiçbirisi mermer değil, dolomit taşıdır. Her gördüğümüz taşa mermer demeyi bırakmamız gerekir. Burada mevcutlar yerinde sağlamlaştırılmış ve eksik yerler yenileri ile tamamlanmıştı. Yeni kullanılan malzemenin mevcut ile aynı olduğu konusunda İstanbul Konservasyon ve Restorasyon Merkez ve Bölge Müdürlüğü’nün raporu var.”

akademisyenler-telmessos-antik-tiyatrosu-restorasyonunu-anlatti

“MERMER VE DOLOMİT FARKLI”
Knidos Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Ertekin Doksanaltı ise restorasyon ve korumaya yönelik faaliyetlerin asla bitmeyeceğini ve her gün oluşan yeni olumsuzluklara karşı yeni tedbirlerin alınması gerekliliğini bildirdi.

Ülkedeki bu konuda duyarlılık oluşmasından memnuniyet duyduklarını dile getiren Doksanaltı, bu tür çalışmalarla ilgili uzman olmayan kişilerin açıklama yaptığını savundu. Bu durumun benzer çalışmaları yürüten meslektaşlarını üzdüğüne işaret eden Doksanaltı, şöyle konuştu. “Telmessos Tiyatrosu ile ilgili haberlerde yapılan yorumlarda özellikle belirtmek istediğimiz bir husus var ki o da ‘tamamlamalarda kullanılan mermer’ ifadesi. Bu tiyatronun orijinal malzemesi mermer değil dolomit taşıdır. Mermer ve dolomit iki farklı kayaç türüdür. Restorasyon uygulamalarında da doğru olarak mermer değil dolomit kullanılmıştır. Bu uygulamada da İstanbul Konservasyon ve Restorasyon Merkez ve Bölge Laboratuvarına gönderilen orijinal örnekler referans alınmıştır.”

akademisyenler-telmessos-antik-tiyatrosu-restorasyonunu-anlatti-1

Doksanaltı, geçen yıllar içinde orijinal materyalin özelliğini kaybedip, dayanıklılığını yitirmesinin çoğu kez özgün malzemenin kullanılmasına da engel olduğunu bildirdi. Bu durumda orijinale en uygun yeni malzemenin tercih edildiğine değinen Doksanaltı, “Telmessos Antik Tiyatrosu’nda da bu yapılmıştır. Burada yapılan uygulamada analizler sonucu orijinale en yakın dayanıklılığı yüksek ancak ton farkı olan bir dolomit seçilmiştir. Zaten süreç içinde bu renk farklılığı en aza inecektir” dedi.

07.01.2016 Sabah

by -
967

Aspendos’ta olduğu gibi Fethiye’deki Telmessos Antik Kenti’nde bulunan tiyatrosundaki restorasyon da tepki çekti. Roma dönemine ait Telmessos Antik Kenti’ni gezenler beyaz mermerlerin tarihi dokuyu yok ettiği görüşünde.

Fethiye’deki tiyatro, Likya uygarlığının en eski kentlerinden Telmessos Antik Kenti’nden günümüze ulaşan kalıntılar arasında yer alıyor. Erken Roma Dönemi’nde yapılan ve M.S. 2’nci yüzyıl’da onarım geçiren tiyatro, Bizans Dönemi’nde arena olarak kullanıldı.

antik-tiyatrolarda-uygulanan-restorasyon-yontemi-tepki-cekiyor-1

1960’lı yıllarda sökülen merdiven ve oturma yerleri ile sahne sütunları Fethiye Limanı’na dolgu malzemesi olarak yerleştirilen tiyatro, 1990’lı yıllara kadar moloz yığınları altında kaldı. Üzerine evler yapılması nedeniyle kaybolan antik yapı, 1994-98 yılları arasında yapılan kazı çalışmalarıyla yeniden gün yüzüne çıkarıldı. Tiyatro 3 yıldan bu yana ziyarete kapalı tutuluyor. Ancak, tiyatronun oturma yerleri, merdivenleri, sahne ve duvarlarında kullanılan beyaz mermerlerin tarihi yapının koyu gri renkteki aslına uygun olmayışı, eleştiri ve tepkilere neden oluyor. Birçok badire atlatarak günümüze ulaşan tiyatronun restorasyon çalışmalarıyla birlikte tarihi dokusunu kaybettiği öne sürülüyor. Türkiye’de 1975-78 yılları arasında çekilen ’Hababam Sınıfı’ filmlerinde rol alan Ercan Gezmiş, Gazanfer Şener ve Ümit Doğru restorasyon çalışmalarının tiyatronun tarihi dokusuna büyük zarar verdiğini savundu.

03.01.2015 Vatan