Cumartesi, Mayıs 27, 2017
Etiketler Posts tagged with "Mardin"

Mardin

by -
80

Mardin’in Artuklu ilçesinde yapılan peyzaj çalışmaları sırasında kullanılan topraktan arkeolojik malzeme çıktı.

mardinde-peyzaj-icin-kullanilan-topraktan-arkeolojik-malzemeler-cikti

Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı’nca Artuklu ilçesinde yapılan peyzaj çalışmasında kullanılan topraktan arkeolojik malzeme çıktı. Yoldan geçerken arkeolojik malzemeleri fark eden  Yrd. Doç. Dr. Arkeolog Güner Coşkunsu, alanda etrafa saçılan çanak çömlek ve benzeri parçalarının bazılarının Roma dönemine, bazılarını da Tunç veya Demir çağlarına ait olduğunu söyledi.

mardinde-peyzaj-icin-kullanilan-topraktan-arkeolojik-malzemeler-cikti-1

“Toprak Kızıltepe’den getirildi”
Peyzaj çalışmasının mimarlığını yapan Mehmet Adem, kullanılan toprağın inşaat kazılarından elde edildiğini, SİT alanıyla uzaktan yakından alakasının olmadığını söyledi. Toprağın Kızıltepe’den getirildiğini belirten Adem, topraktan çıkan arkeolojik parçaların araştırılması gerektiğini, bu konuda bir bilgisinin olmadığını ifade etti. Genelde gübreli olan toprağı kullandıklarını, bu gibi toprağın işlerini görmediğini aktaran Adem, işlerini görmeyen toprağı ayırarak sahibine geri gönderdiklerini söyledi.

mardinde-peyzaj-icin-kullanilan-topraktan-arkeolojik-malzemeler-cikti-2

“Bir sikke de bulunmuş”
Coşkunsu, ilk bakışta dikkat çeken üç grup arkeolojik malzeme olduğunu dile getirdi. Coşkunsu, “Bunlar çanak çömlek, hayvan kemiği ve bir kaç tane çakmaktaşı. İşçiler insan kemiği gördüklerini söyledi. Hatta bu peyzaj çalışması için buraya yığılan toprakta bir tane sikke bile bulunmuş. Doğruysa sikkeyi bulanın Mardin Müzesine teslim etmesi gerekir. Tek tük cam obje parçasının emin olmamakla beraber günümüze ait olmadığını düşünüyorum. Malzemeyi dönemsel olarak değerlendirdiğimde ilk izlenimlerime göre Protohistorik ve Roma dönemi ağırlıklı. Tunç Çağı’na ve Demir Çağı’na ait oldukça ince ve özenli yapılmış kırmızı ve gri çanak çömlek parçaları dikkat çekici. Çarkta yapılmış çok zarif ustalık ürünleri. Daha eski olan Kalkolitik döneme ait iki üç tane el yapımı siyah ve gri çanak çömlek parçası da dikkatimi çekti. Çakmaktaşı aletler içinde en dikkat çekici olanı uzun bir dilgi üzerinde şekillendirilmiş olan ve tipolojik olarak ’kalem’ denilen bir alettir” diye konuştu. Coşkunsu, yetkililerin bir an önce toprağın geldiği yeri tespit ederek arkeolojik alandaki tahribatın engellemesi gerektiğini belirtti.

13.05.2017 Milliyet

by -
202

Mardin’de bulunan 900 yıllık Hüsamiye Medresesi’nin büyük bir bölümü bakımsızlıktan çöktü.

mardinde-900-yillik-husamiye-medresesi-bakimsizliktan-cokuyor

Mardin’in en eski yapılarından biri olan Hüsamiye Medresesi’nin büyük bir bölümü bakımsızlıktan ve ilgisizlikten dolayı yıkıldı. Mehmet Selim Parlakoğlu adlı vatandaş, “Tarihi kentimiz Mardin’in yıkılmaya yüz tutmuş bu nadide eseri, 1100 yıllarının başlarında Hüsamettin Timurtaş tarafından yaptırılmış olan bu mekanda pek kimsenin bilmediği Hüsamiye Medresesi vardır. Ayrıca Mardin’de 3 meçhul sahabeden birisi olan Muhammed Faris Hazretleri de burada yatmaktadır. Bu da pek kimse tarafından bilinmez. Bu bilinmezlik, bu yapılara sahip çıkılmasının en büyük nedenlerinden biridir” dedi.

mardinde-900-yillik-husamiye-medresesi-bakimsizliktan-cokuyor-1

Medresenin pek bilinmediğini ve keşfedilmeyi beklediğini kaydeden Parlakoğlu, “Birçok medrese bilinirken maalesef Hüsamiye Medresesi hala keşfedilmeyi bekliyor. Ayrıca burada Hüsamettin Timurtaş’ın mezarının da olduğu söylenir. Bu da belgelerle sabittir. Osmanlı kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre, bir de mescit vardır burada. Eskiden hükumet erkanı gelip Cuma namazlarını burada eda ederlermiş” diye konuştu.

Yaklaşık 30 ay önce hem İl Kültür Turizm Müdürlüğüne hem de Müze Müdürlüğüne başvurduklarını aktaran Parlakoğlu, şunları kaydetti: “Bu sahipsiz mekanımız kimse tarafından bilinmediğinden gerekli restore işlemlerine başlanmamıştır. Kültür Müdürlüğü ve Müze Müdürlüğüne yaptığımız girişimler maalesef yaklaşık 30 aydır bürokratik engellere takılmıştır. Burada oturan insanlar, bu tarihi mekanın kurtulması için tapularını devlete hibe etmişlerdir. 6 ay önce sağlam olan duvar bile yıkıldı. Bu duvarlar birbirini takip edecek ve bir tarih gözler önünde yok olacak maalesef. Mardin’e tarih ve kültür kenti diyoruz ama bu nadide kültür mekanına sahip çıkamıyoruz. Buranın her tarafı tarih. Medrese eyvanın önünde havuz vardı, ama çocuklar düşmesin diye o havuz toprakla kapatılmış. Bu miraslara sahip çıkılmasını bekliyoruz.”

29.12.2016 İhlas Haber Ajansı

by -
287

Mardin’in Dargeçit İlçesi Koçtepe köyünde 5 bin yıllık ekmek tandırı ve çömlekçi çarkı bulundu.

Ilısu Baraj Gölü Altında Kalacak Kültür Varlıklarının Korunması Projesi kapsamında, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü iş birliğiyle bazı höyüklerde 1998 yılında başlatılan kurtarma kazıları sürüyor. Bu kapsamda, Mardin’in Dargeçit ilçesi Koçtepe köyünde 6 yıldır devam eden kazı çalışmalarının bu yılki bölümü tamamlandı.

Mardin Müze Müdürü Nihat Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Koçtepe köyünde yapılan kazı çalışmalarında ilk yerleşik hayatın başladığı dönemden Osmanlı dönemine kadar kesintisiz yaşam izlerine rastladıklarını söyledi. Kuzey Mezopotamya olarak tabir edilen Dicle ve Fırat nehirleri çevresinde çok sayıda yerleşim alanı ve höyüğün bulunduğunu dile getiren Erdoğan, bu alanlarda Neolitik, Tunç ve Demir çağlar ile avcı toplayıcı yaşamdan tarım kültürüne geçişin izlerinin bulunduğunu aktardı. Kazılarda Neolitik çağdan Osmanlı dönemine kadar geçen dönemlere ait objeler çıktığını ifade eden Erdoğan, “Çok sayıda kap Kaçak, ok, mızrak, ev, ocak, boncuk, süs eşyası, para, sikke, kandil, çömlek ve çömlekçi çarkı parçaları bulundu. Kazı çalışmalarında çıkan eserler Mardin Müzesinde Ilısu Barajı Kurtama Kazıları Salonunda sergileniyor.” dedi.

Erdoğan, ölü gömme geleneklerinde çömleğin kullanıldığına dikkat çekerek, “Çömleğin içi, ana rahmi gibi düşünülüp ölen kişi buraya gömülmüş. Yeniden öbür dünyada doğabilme ile ilgili bir inanç sistemi hakim olmuş. Demir Çağı’na geçişle birlikte burada demir atölyelerinin olduğunu tespit ettik.” diye konuştu.

“100 sene sonra bir daha açığa çıkabilecek şekilde korumaya alıyoruz”
Kazılarda 5 bin yıl öncesine ait çömlekçi çarkı bulduklarını belirten Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: “Kazı alanına yakın bir köyde hala aynı yöntemle çömlek üretiliyor. Yine bölge de yaygın olan ekmek tandırları da bulduk. Bu kültür, hala bölgedeki köylerde devam ettiriliyor. 5 bin yıllık ekmek tandırı taşınmayacak şekilde yapılmış. Mimarinin bir parçası olduğundan dolayı taşınamıyor. Taşınmaz eserlerin dokümantasyonu alındıktan sonra üzeri jeotekstil ile kapatılarak koruma altına alınacak. Koordinatları alınıyor. Bu şekilde 100 sene sonra bir daha açığa çıkabilecek şekilde korumaya alıyoruz.”

Erdoğan, çalışmalar neticesinde bölge tarihini aydınlatacak verilere sahip olduklarını vurgulayarak, “2017 yılında da kazımız sürecek. Barajda su tutulmaya başlansa dahi su seviyesi kazı alanına ulaşana kadar çalışmalarımıza devam edeceğiz.” sözlerine yer verdi.

14.12.2016 Milliyet

by -
264

Mardin’in Dara Antik Kenti’nde yapılan kazı çalışmalarında, ahır olarak kullanılan binanın altından bin 500 yıllık Roma dönemine ait su sarnıcı ortaya çıktı.

Mardin’in güneydoğusunda yer alan Oğuz Köyü’ndeki Dara Antik Kenti’nde ahır olarak kullanılan binanın altında 6. yüzyılda su sarnıcı olarak kullanılan yapı ortaya çıktı.  Mardin Müze Müdürü Nihat Erdoğan, Nusaybin yolu üzerinde bulunan 3 bin yıllık Dara Antik Kenti’nde kazı çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.

mardindeki-dara-antik-kentinde-bin-500-yillik-su-sarnici-bulundu

6. yüzyılda Roma Garnizon kenti Dara’nın büyük kısmının köy evlerinin altında kaldığını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu: “Dara’da kazı çalışmaları devam ettikçe Roma ve Pers dönemine ait eserlerin de açığa çıkmaya devam ediyor. En son yapılan kazılarda Roma döneminden kalma su sarnıcı 18 metre derinliğinde, 15 metre genişliğinde. Burası toprak ile dolmuştu, boşalttık. Yıkılan tabanı Koruma Kurulu Müdürlüğünün projesi kapsamında onarıldı.”

mardindeki-dara-antik-kentinde-bin-500-yillik-su-sarnici-bulundu-1

“Misafirlerin su ihtiyacı karşılanıyordu”
Roma ve Pers döneminde Mardin’den gelen misafirlerin su ihtiyaçlarının bu sarnıç sayesinde giderildiğini belirten Erdoğan, “Bu sarnıcın ilginç tarafından birisi de şehrin 4 kilometrelik batı kısmındaki surun hemen arkasında kalmış olması. O dönemde Mardin tarafından gelen misafirler şehrin içine alınmasa bile onların su ihtiyaçlarını gidermek için yapıldığını düşünüyoruz.” diye konuştu.

Sarnıcın, Ocak 2017’de turizm kazandırılacağını ifade eden Erdoğan, Dara kentindeki kamulaştırma çalışmalarının bitmesi durumunda Türkiye ve Mardin turizmine önemli katkı sunacaklarını vurguladı.

19.11.2016 Anadolu Ajansı

by -
3290

Mardin Artuklu Üniversitesi’nden uzaklaştırılan arkeolog Yard. Doç. Dr. Güner Coşkunsu’nun topladığı bir oda dolusu paleolitik dönem buluntuları incelenmeden gömülebilir.

Yard. Doç. Dr. Güner Coşkunsu, Mardin Artuklu Üniversitesi’nde 2011 yılında ArkeolojiBölüm Başkanı olarak işe başladı. Mardin genelinde sit alanlarının yağlamasını önlemek için tek başına mücadele veren, kültür varlıklarının korunması için ciddi tehditler alan, müzedeki usulsüzlükleri dile getiren Coşkunsu, üniversite yönetimi ve Mardin Müzesi ile sık sık karşı karşıya geldi. Bu çatışma sonucu Coşkunsu önce müzeciler ile davalık oldu. Hakaret ve mobbing davalarını kazandı. Lakin üniversite yönetimi 2015 Ağustos ayında iş akdini feshetti. Ardından da odasına ve kültür varlıklarının muhafaza edildiği depolara girildi.

Oluşturulan komisyonla Coşkunsu’ya izinsiz eserleri odasında bulundurduğu gerekçeleriyle soruşturma açıldı. Soruşturmaya konu olan tespit tutanağına göre Coşkunsu’nun odasında ve depolarda bulunan paleolitik döneme ait eserleri müze, arkeolojik açıdan önemsiz bularak gömme kararı aldı. Bir oda dolusu eserin üniversite alanı içinde, koordinatları müze müdürlüğünce belirlenecek bir alana gömülmesi istendi. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nden bu konuda izin talep edildi.

mardinde-arkeolog-guner-coskunsu-tarafindan-toplanan-paleolitik-taslar-gomulecek

Üniversite: O Taşları İzinsiz Aldı
Mardin Artuklu Üniversitesi tarafından kurulan komisyon Yard. Doç. Dr. Güner Coşkunsu’nun olmadığı 20 Ocak’ta üniversitedeki oda ve depolara girerek şu tespit raporunu oluşturdu: “89 kutu içinde çok sayıda tarihi eser tespiti yapıldı. 41, 68 ve 36 No’lu kutular içinde 2863 sayılı yasa kapsamında envanterlik mahiyette 3 adet eser olduğu tespit edilmiştir. Coşkunsu’nun izinsiz yüzey araştırması yaptığı, bu alanlarda izinsiz etütlük ve envanterlik mahiyette eserler topladığı, eserleri uygun olmayan ortamlarda muhafaza ettiği görülmüştür. Belirtilen nedenlerden dolayı Coşkunsu hakkında 2863 sayılı yasaya muhalefetten adli makamlara suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir.’’

Arkeolog Güner Coşkunsu, suç duyurusu üzerine savcılığa verdiği ifadede konuyla ilgili olarak şöyle dedi: “Henüz incelenmemiş, belgelenmemiş, hatta fotoğrafı bile çekilmemiş ve çizimleri yapılmamış arkeolojik taşlardan bir an önce kurtulmaya çalıştıklarına şüphe bulunmamaktadır. Bu tutum müzeciliğin görev tanımıyla, arkeolojinin bilimsel ve akademik ilkeleriyle temelden çelişmektedir. Acaba aleyhimde ispatlanamayacak bu mesnetsiz suçlamalarda bulunan kişiler henüz soruşturma tamamlanmamışken, belki de üzerinde kriminal testlerin yapılmasının ve tarafsız kurumlardan yeni bilirkişi raporlarının istenecek olmasından dolayı delilleri karartmaya mı çalışıyorlar?’’

19.06.2016 Hürriyet Haber: Ömer Erbil

by -
1089

Hacettepe Üniversitesi’nden bir grup arkeolog Girnavaz Projesi adını verdikleri inisiyatif ile 25 Eylül 1991 tarihinde Mardin’de Girnavaz Höyük’te Prof. Dr. Hayat Erkanal başkanlığındaki kazı çalışmaları sırasında ekibe düzenlenen saldırı sonucu hayatlarını kaybeden arkeologlar İ. Metin Akyurt ve Bahattin Devam isimlerinin ölümsüzleştirilmesini ve bilinirliğinin artmasını hedefliyor.

Projenin ilk ayağında change.org üzerinden bir imza kampanyası başlatan ekip muhattap olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı gösterse de asıl muhattabın kültür varlıkları ile ilgili tüm çevreler olduğunu belirtiyor.

Girnavaz Projesi’nin ikinci ayağında ise, arkeoloji şehitlerini tanıtarak anmak ve Girnavaz Höyük‘ün bölge arkeolojisi için önemini canlandıracakları dinamik bir belgesel çalışma gerçekleştirmek var. Bu çalışmanın Türkiye’deki kültür varlıkları ile ilgili çalışanların hayatlarını ve mesleki tutkularını anlatan bir özelliğe de sahip olacağının altını çiziyorlar.

Destek vermek isteyen herkesi kendilerine ulaşmaya davet eden proje koordinatörleri, yapım için öngörüşmelere başladıklarını bildirdi.

İmza Kampanyası Link:
https://www.change.org/p/ arkeoloji-%C5%9Fehitlerin in-hat%C4%B1ras%C4%B1-kay boluyor-98c8c532-908f-490 4-b5f8-ffa1c160da74?recru iter=391332720&utm_source =share_petition&utm_mediu m=copylink

iletişim için girnawasproject@gmail.com

25 Eylül 1991 tarihinde ne olmuştu?
Nusaybin’de arkeolojik kazı çalışmalarını sürdüren Ankara Üniversitesi D.T.C.F ekibinin otomobiline bomba kondu. Patlama sonucu Yrd. Doç.Dr. İ. Metin Akyurt ve doktora öğrencisi Bahattin Devam hayatını kaybetti.

Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Girnavaz köyünde Asurlular döneminden kalma tarihi eserlerle ilgili kazı çalışmalarını sürdüren Ankara Üniversitesi D.T.C.F ekibi bombalı saldırıya uğradı. Ekibin otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu Metin Akyurt ve Bahattin Devam olay yerinde hayatını kaybetti. Ekibe başkanlık eden Prof. Dr. Hayat Erkanal’ın da aralarında bulunduğu 10 kişi yaralandı.

03.10.2015 Girnavaz Projesi

by -
983

Güneydoğu AnadoluBölgesi’nin turizm potansiyeli yüksek kentlerinden biri olan Mardin’deki tarihi kalede yürütülen arkeolojik kazılarda gün ışığına çıkarılan eserler kentin tarihi derinliğine ışık tutuyor.

 “Gecesi gerdanlık gündüzü seyranlık” olarak nitelendirilen taşın ve hoşgörünün kenti Mardin’de Hamdaniler tarafından 10. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen Artuklu döneminin en büyük medeniyet eserlerinden biri olan, bin 200 metre yükseklikteki kalenin ören yeri olarak turizme kazandırılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesinde geçen yıl başlatılan güçlendirme, restorasyon ve arkeolojik kazı çalışmaları sürüyor.

Hazineye ait olan ancak askeriyeye tahsis edilen alanda bulunan kalede 16 uzman ekiple gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalarda 1860 yılından önceki döneme ait yapıların yanı sıra sikke, savaşlarda kullanılan zırh parçaları, gülle, ok uçları, kap, seramik ve pipo gibi taşınabilir 600’ü aşkın kültür varlığı bulundu.

“Kalenin tarihi ortaya çıkmış olacak”
Mardin Müze Müdürü Nihat Erdoğan, AA muhabirine, tarihi kaledeki arkeolojik kazıların kentin tarihine ışık tutması bakımından önemli olduğunu vurgulayarak, kazılarda Artuklu döneminden Osmanlı dönemine kadar mimari izler ve kalıntılara rastladıklarını söyledi. Kalede ayakta olan ve toprak altında bulunan çok sayıda yapının mevcut olduğuna işaret eden Erdoğan, “5 yıl içerisinde toprak altında kalan yapıların açığa çıkarılması, restore edilmesi, fonksiyon verilmesiyle hem kalenin tarihi ortaya çıkmış hem de yapıların ayağa kaldırılması sağlanmış olacak” dedi.

Erdoğan, kazılarda en üst tabaka da yakın dönem, aşağıya doğru indikçe de insan elinin değdiği tarihi ve kültür katmanlara ulaştıklarını dile getirerek, şöyle konuştu: “Bu kültür katmanlarından Artuklu dönemine kadar belli alanlara sondajla indik. Tarihi kaynaklara göre bu alanda Roma dönemine kadar giden bir kültür katmanı olduğunu düşünüyoruz. Çoğu yapıların fonksiyon değişikliğiyle diğer dönemlerde de kullanıldığını tespit ettik. Yani Artuklu dönemindeki bir yapının genç Osmanlı’da askeri bir mutfağa dönüştürüldüğünü belirledik. Cami ve medreseler ile diğer bazı yapılar da sürekli kullanımdan dolayı fonksiyon değiştirerek mevcudiyetini devam ettirmiş.”

“Eserler kale turizme açılana kadar müzede teşhir edilecek”
“Kalede tarihe ışık tutacak çok önemli ipuçlarına ulaştık. Kentin hemen hemen 700-800 yıllık geçmişini kaledeki kazı çalışmaları tamamlandığında izlenebilir hale getirmeyi planlıyoruz” diyen Erdoğan, kalenin 1860’lı yıllara kadar fonksiyonunu sürdürdüğünü aktardı. Erdoğan, bu tarihten sonra kentteki imarın kalenin eteklerinde devam ettiğini anlattı. Kalede gün ışığına çıkarılan 600’ü aşkın kültür varlığına ilişkin Erdoğan, şunları kaydetti: “Kazılarda yaklaşık 300 sikke bulundu. Tarihlendirme açısından önemli olan sikkeler bize hangi döneme ait olduğu konusunda bilgi veriyor. Bunun yanı sıra bulunan ok uçları, kaplar, seramikler, pipolar gibi eserler, o dönemdeki yaşama dair ipucu niteliğinde. Ramazan Bayramından sonra devam edecek kazılarla bu eserlerin sayısı daha da artacaktır. Kalede bulunun eserlerin yapılacak incelemenin ardından kale turizme açılana kadar müzede teşhir edilecek.”

16.07.2015 Radikal

by -
750

HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, Mardin Artuklu’da bulunan Süryani Kilisesi’nin ve Bursa Mudanya’daki Rum Kilisesi’nin tapu sahiplerince satışa çıkartılmasını, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yanıtlaması talebiyle soru önergesi olarak verdi.

Evrensel’de yer alan habere göre, Dora’nın ‘Tedbir alacak mısınız’ diye sorduğu yazılı önergenin maddeleri ise şöyle:

1. Söz konusu kiliselerin basına yansıdığı üzere internet üzerinden satışa çıkarıldığına ilişkin bilginiz var mıdır? Var ise bu ve benzer vakıalara ilişkin karşı ne gibi tedbirler almayı düşünüyorsunuz?

2. Adı geçen iki kilisenin tapularının şahıslara geçtiği iddiaları doğru mudur? Doğruysa nasıl ve hangi şartlarda bu kiliselerin tapuları söz konusu şahıslara geçmiştir?

3. Bakanlığınızın tarihi varlıkları korumak, geliştirmek, yaşatmak ve bir sonraki kuşaklara aktarılmasını sağlamak gibi görevleri olmasına karşın bakanlığınızın bu tarihi yapıların korunması noktasında sergilediği ihmalkar tutumun gerekçesi nedir?

4. Hıristiyanlığın kutsal ibadet yerleri olan kiliselerin şahıslarca satışa çıkarılması girişimlerinin Hıristiyan yurttaşlarımızı rencide eden bir durum olduğundan hareketle, Hıristiyan yurttaşlarımızın karşı karşıya bırakıldığı bu ve benzer muhteviyattaki sorunlara ilişkin Bakanlığınızın ne gibi planlamaları vardır? Başkaca ne gibi planlama ve uygulamalarınız olacaktır?

5. Söz konusu kiliselerde olduğu gibi, farklı sebeplerden dolayı Süryani, Ermeni ve Rumlar’a ait olan ve tapusu Hazine veya şahıslar adına geçmiş yüzlerce kilise veya tarihi yapıları tekrar esas sahiplerine iade etmeyi düşünüyor musunuz?

13.07.2015 Radikal

by -
1754

Mardin’in Nusaybin İlçesi’nde köylülerin bulduğu boş testi alanında müze ekipleri tarafından yapılan kazıda M.Ö. 3 bin yılına tarihlenen mezar bulundu. Nusaybin’e bağlı Açıkköy Köyü’nün doğusunda tarla sahibi tarafından testi buldu. Köylü, bulduğu testiyi kaldırmak isteyince altından boş bir delik çıktığını fark edip durumu jandarmaya bildirdi. Köye gelen jandarma ekipleri söz konusu deliğin etrafını kapatarak güvenlik önlemi aldı ve müze yetkililerine durumu bildirdi. Mardin Müze Müdürlüğü’nden 2 arkeolog ile 2 işçi köye gelerek arazide açılan deliğin etrafını genişletti.

mardinde-ilk-tunc-cagi-mezari-bulundu-1

Kazı çalışmaları yapan arkeologlar bir mezar buldu. Mezarda yapılan ilk incelemede M.Ö. 3 bin yılına ait Tunç devrinden kalma olduğu belirlendi. Mezarda yapılan kazıda, ilk etapta mezarın dört tarafına gömülmüş halde testiler çıkarılırken mezarda bulunan kemiklerin ise toprak halde olduğu öğrenildi. Mezarda kazı çalışmaları devam ediyor.

mardinde-ilk-tunc-cagi-mezari-bulundu-2
02.06.2015 CNN TURK

by -
996

Abbasiler’den Perslere, Sasaniler’den Emevilere, Selçuklular’dan Artuklulara ve daha birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden biri olan Mardin’in tarihi karakteri, kaderine terk edilmiş tarihi yapılar yüzünden tehdit altında. Bu tarihi yapılardan biri de Ulu Camii Hamamı. 1312 tarihinde Artuklu Sultanı Melik Salih tarafından Ulu Cami ‘ye vakıf olarak yaptırılan tarihi hamamın kapısına kilit vurulmuş, kapıdaki yarık ise sokak hayvanlarına barınak imkanı tanıyor.  Kapıdaki delikten görüntülediğimiz hamamın içi de adeta çöplüğe dönmüş. Koruma amaçlı önlemlerin alınmadığı tarihi hamam için yetkililerin sessiz kalması da  sorunu her geçen gün büyütüyor.

Konu ile ilgili Diyarbakır Vakıflar Bölge Müdürlüğü yetkilisi şu açıklamayı yaptı: “Ulu Camii hamamı ile alakalı bir çalışma yapmak istediğimiz sırada elimize, yapının mülkiyetinin şahsa ait olduğu yazısı geldi, bizim de bu hamamı kamulaştıracak ödeneğimiz yok. Valiliğin ‘Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı’ ile bu ödenek karşılanabilir, üzerinde durulur ise hamam kurtarılabilir.”

mardinde-ulu-camii-hamami-kaderine-terk-edildi-1

MARDİN ULU CAMİİ HAMAMI

Mardin Ulu Cami Mahallesi’nde bulunan hamam, Artuklu Sultanı Melik Salih (1312-1363) tarafından Ulu Cami’ye vakıf olarak yaptırıldı.  Hamamın kitabesi bulunmamakla beraber, vakıf kayıtlarından ve mimari yapısından XIV.yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilmekte. Ulu Cami’nin doğusundaki bir sokaktan basit bir kapı ve beşik tonozlu bir mekândan girilen hamam dikdörtgen bir alanı kaplıyor. Kesme ve moloz taştan yapılan hamamın soyunmalık kısmı yüksek kasnaklı bir kubbe ile örtülü. Soyunmalığın doğusunda ortadaki payenin iki yanında iki kemerli çapraz tonozlu bir mekânın oluşu dikkati çekiyor.  Soğukluk kısmı dikdörtgen planlı olup, üzeri beşik tonozla örtülü. Buradan geçilen sıcaklık kare planlı, üzeri kubbe ile kaplanmış. Bunun dışında dört köşesine beşik tonozlu eyvanlar yerleştirilmiş durumda. Ayrıca sıcaklığın köşe hücreleri küçük kubbelerle örtülü.

02.04.2015 Radikal