Pazartesi, Mayıs 30, 2016
Etiketler Posts tagged with "Marmaray Kazıları"

Marmaray Kazıları

by -
1448

Avrasya Tüneli (İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi Projesi)kapsamında Yenikapı Meydanı’nda devam eden bağlantı yolu çalışmalarında Theodosius limanının devamı ortaya çıkarıldı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri denetiminde devam eden arkeolojik kazılarda 19. yüzyıl mimari buluntularının altından batık ve neolitik dönem gelme ihtimali ağır basıyor. 

Marmaray ve metro istasyonları için Yenikapı’da İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü başkanlığında 2004 yılında başlayan arkeolojik kazılarda Bizans döneminin ünlü Theodosius Limanı tespit edilmişti. Liman kazılarından 36 batık ve binlerce kültür varlığı ortaya çıkarılmış, neolitik dönem buluntuları ile birlikte İstanbul’un tarihi 8500 yıllık bir zaman dilimine kadar genişlemişti. Ancak metro ve Marmaray istasyonu kazılarında limanın sadece bir bölümü ortaya çıkarılmış, limana ait hem fener hem de mendirek henüz tespit edilememişti. 

NEOLİTİK DE GELEBİLİR
Avrasya Tüneli Projesi kapsamında eski Gar Gazinosu’nun önünde Aksaray’ı sahile bağlayan karayolunun hemen altında yapılan kazılarda arkeolojik mimari kalıntılara rastlandı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri denetiminde süren kazılarda 18 ve 19. yüzyıl Osmanlı mimari yapılarının temelleri çıkarıldı. Bu yapıların Theodosius Limanı’nın doldurulduktan sonra üzerine inşa edildiği düşünülüyor. Daha önceki Yenikapı kazılarında da benzer mimari yapılara rastlanılmış, önce batıklar, ardından da neolitik dönem buluntuları gelmişti. 

MENDİREK TARTIŞMASI
Müze yetkilileri buradaki mimari buluntuların da kaldırıldıktan sonra alttan liman dolgusu ile birlikte batıkların gelebileceğini, eksi 7 metreye kadar inileceğini ve neolitik dönem buluntularının çıkma ihtimali olduğunu belirtiyorlar. Kazı alanının en ucunda ise dikkat çekici bir buluntuya rastlandı. Yaklaşık 5 metre genişliğinde ‘L’ biçimli mimari yapı duvarının Theodosius Limanı’na ait mendirek olabileceği ileri sürülüyor.

Müze yetkilileri de kazdıkları alanın büyük ihtimalle liman ağzı, yani gemilerin giriş yaptığı yer olduğunu tahmin ettiklerini, ‘L’ biçimli buluntuyu da ilk başta mendirek zannettiklerini ancak sonrasında bunun Osmanlı döneminde kıyıdaki yapıları dalgalardan korumak amacıyla yapılmış olduğunu düşündüklerini ileri sürdüler. Mendirek tartışması süreceğe benziyor. Kalıntıların kaldırılması sırasında mendirek olduğu iddia edilen yapının mutlaka numaralandırılarak özenle taşınması fikri ağır basıyor. Sürecin uzamasından korkan müteahhit firma ise bir an önce iş makineleri ile kalıntıların kaldırılıp yolun bitirilmesi yönünde görüş bildiriyor. 

AVRASYA PROJESİ
Avrasya Tüneli Projesi (İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi Projesi), Asya ve Avrupa yakalarını, deniz tabanının altından geçen bir karayolu tüneli ile birbirine bağlayacak. İstanbul’da araç trafiğinin yoğun olduğu Kazlıçeşme-Göztepe hattında hizmet verecek olan Avrasya Tüneli, toplam 14.6 kilometrelik bir güzergâhı kapsıyor. Bu güzergâh üzerinde birçok bağlantı yolları inşaatı sürüyor. Aksaray yönünden gelen araçlar için de Yenikapı kavşağı bu kapsamda yeniden düzenleniyor.

23.12.2015 Hürriyet

by -
1176

İstanbul Üniversitesi tarafından kurulan Yenikapı’daki laboratuvarda tam 27 batık üzerinde bilim adamları çalışmalarını sürdürüyor.

Yenikapı kazılarından çıkan yaklaşık 1500 yıllık batıklar konservasyon için havuzlarda bekletiliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin finansörlüğünde İstanbul Üniversitesi tarafından kurulan Yenikapı’daki laboratuvarda tam 27 batık üzerinde bilim adamları çalışmalarını sürdürüyor. Kurulacak müzede sergilenmek üzere konservasyonları yapılan ahşap gemiler dünyanın en büyük batık filosunu oluşturuyor.

Yenikapı Metro ve Marmaray kazıları 2004 yılında başladı. Tüm dünyanın dikkatini çeken kazılarda neolitik buluntular İstanbul tarihini 2000 yıl kadar geriye götürdü. İlk İstanbulluların mezarları, ayak izleri, kano küreği, kaşık gibi 8500 yıllık buluntular büyük yankı uyandırmıştı. İstanbul’un antik çağdaki Theodosius limanındaki batıklar da su altı arkeoloji tarihi açısından oldukça büyük öneme sahipti. 2005 yılında bulunan ilk batıktan sonra tam 36 batık daha çıkarıldı. Bazıları yükleri ile beraber bulundu. Dönemin savaş gemisi olarak bilinen kadırgalar bilim dünyasını heyecanlandırdı. İçlerinde malzeme bulunan amforalar, çapalar, halatları ile birlikte sanki dün batmış gibi sapasağlam buluntular elde edildi. Bilim dünyası teyakkuza geçti. Bizans döneminin en önemli batık koleksiyonu toprağın altından geliyordu.

BATIKLARA NE OLDU?
Bizim sapasağlam dediğimiz batıklar aslında toprağın içinde sadece resim veriyordu. Geminin gövdesini oluşturan o koca koca kalaslar dokunduğunuzda bir kağıttan farkı yoktu. Ülkemiz arkeolojisi batık çıkarma ve onun konservasyonu konusunda çok da bilgili değildi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Taşınabilir Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü başkanı Prof. Dr. Ufuk Kocabaş, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğünün daveti üzerine batıkların bilimsel kaldırılma ve konservasyon işini yapmayı kabul etti. Kocabaş Viking batıkları üzerine uzman olan dünyadaki sualtı arkeoloji ekiplerini gezdi, hem kaldırma hem de konservasyon aşamalarını inceledi. ABD’nin Texas A&M Üniversitesi Deniz Arkeolojisi Enstitüsü’nden Cemal Pulak’da batıkların bir kısmının bilimsel konservasyonunu üstlendi.

yenikapi-batiklari-uzerinde-calismalar-devam-ediyor

BATIK HAVUZLARI KURULDU
Arkeologlar kazdıkça batık sayısı arttı. Toplam 37 batık çıktı. Raylı sistem projesini yürütenler üzgün, arkeologlar sevinçliydi. Bunların hepsi büyük bir titizlikle araziden alınarak, içleri kimyasal ilaçlı suyla dolu havuzlara alındı. Yenikapı istasyonunun yanı başında 2 katlı konservasyon laboratuvarı oluşturuldu. İstanbul Üniversitesi adına Prof. Kocabaş laboratuvarda hem belgeleme hem de onarım sürecini başlattı. Gemilerin konservasyonları tamamlandıktan sonra projede yer alan Yenikapı müzesinde sergilenebilecek hale gelmesi için bilimsel çalışmalara hız verildi.

LABORATUVARDA NELER YAPILIYOR?
Binlerce yıl toprak altında kalan ahşap malzemeler kimyasal ilaçlı havuzlardan çıkarılıp dijital belgeleme çalışmaları yapılıyor. Batığa ait her ahşap parçası 3 boyutlu olarak dijital siteme aktarılıyor. Bu belgeleme çalışması sırasında ahşap malzemenin üzerindeki çiviler, balta kesik izleri, budaklar gibi her ayrıntı kayda alınıyor. Daha sonra ahşap malzeme kurutulmak üzere dondurarak kurutma yöntemine tabi tutuluyor. Ahşabın içindeki su normal kurutma yöntemi yapıldığında malzeme küçülüyor, eğriliyor ve geri dönüşü olmayacak bir şekil bozukluğuna uğruyor. Bunun önüne geçmek için kullanılan dondurarak kurutma yöntemi için pahalı da olsa İBB ikna edilerek o cihaz temin edildi.  Bugün müze kurulsa bir batık hemen sergilenebilecek noktaya geldi.

EKİBİN SİVRİSİNEKLE İMTİHANI
Ahşap malzeme içi su dolu havuzlarda bekletildiği için özellikle yaz aylarında sivrisinek problemi büyük oldu. Dışardaki havuzlar için kimyasal ilaçlar kullanıldı ama üzerinde çalıştıkları ahşap malzemeyi tuttukları laboratuvar içindeki havuzlarda ilaç kullanmak çalışanların sağlığını tehdit ediyordu. Prof. Kocabaş, Danimarka’da başka bir amaçla kullanılan Japon balıklarını hatırladı. Laboratuvar içindeki havuzlarda Japon balıklarını kullandı. Sonuç mükemmeldi. Balıklar sivrisinek larvalarını yiyor üremelerine engel oluyordu. Balıklar hem eğlenceleri olmuş hem de çalışanları büyük bir dertten kurtarmıştı.

TEŞEKKÜRÜ HAK EDİYORLAR
Yenikapı arkeoloji kazıları bitti. Olağanüstü sonuçlar elde edildi. Binlerce eser müze depolarına kaldırıldı. Batıkların bilimsel konservasyonları hızla sürüyor. İstasyonun yanında oldukça geniş bir arzi de mevcut. Artık Yenikapı Müzesi için düğmeye basılmalı ve bir an önce bulunan eserlerin halk ve bilim dünyası ile buluşması sağlanmalı. Başta İstanbul Arkeoloji Müzeleri olmak üzere İstanbul Üniversitesi adına çalışmaları yürüten Prof. Dr. Ufuk Kocabaş ve ekibi, Doç. Dr. Cemal Pulak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi katkılarından dolayı teşekkürü hak ediyorlar.

05.12.2015 Radikal Haber: Ömer Erbil

by -
2384

İstanbul’da Marmaray ve metro projeleri kapsamında yürütülen arkeolojik kazılarda bulunan ve “Yenikapı 12” adı verilen batık teknenin gelecek yıl denize inmesi bekleniyor.

İstanbul’da Marmaray ve metro projeleri kapsamında yürütülen arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan, “dünyanın en büyük batık gemi koleksiyonu” kabul edilen 37 eser arasında yer alan “Yenikapı 12” adı verilen tekne, kopyasının tamamlanmasıyla yeniden hayat bulacak.

Orta Çağ dönemine ait olduğu değerlendirilen, 9,64 metre uzunluğunda ve 2,60 metre genişliğindeki teknenin kopyasının gelecek yıl denize indirilmesi hedefleniyor.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı ve İÜ Yenikapı Batıkları Projesi Başkanı Doç. Dr. Ufuk Kocabaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yenikapı’da 2004’te başlayan kazılarda binlerce eserin yanında 37 ahşap tekne ve gemi kalıntısı bulunduğunu anımsattı. MS 5. ve 10. yüzyıllar arasında yapılan teknelerin “dünyanın en büyük batık gemi koleksiyonu” kabul edildiğini aktaran Kocabaş, çok az bilinen bir dönemin teknolojisini içeren ve toplu halde bulunan Yenikapı batıklarının, oldukça sağlam durumda bugünlere ulaştığını dile getirdi.

Kocabaş, Avrupa Birliği, ENPI Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı çerçevesinde başlatılan proje kapsamında, Yenikapı’da bulunan 12 nolu batık teknenin, orijinal boyutlarındaki kopyasının inşa edileceği bilgisini paylaştı.
Kocabaş, şunları söyledi: “Bu projeden bize sağlanan bütçe ile Yenikapı 12’nin kopyasını yapacağız. AB projesinden 55 bin avroluk ödenek sağlandı. Yapım sürecini baştan sona görüntüleyerek belgesel hazırlamayı, arşiv oluşturmayı düşünüyoruz. Replika, tamamlandıktan sonra 2016 yılında denize indirilecek ve ‘Yenikapı 12’, müze ziyaretçilerine Orta Çağ teknesinde muhteşem seyir tecrübesi yaşatarak, denizlerde yarım kalan hayatına farklı amaçla devam edecek. Geminin tekrar yapımı, kentin zengin denizcilik kültürüne dikkati çekerek, bin yıllık denizcilik geleneklerine tanık olma imkanı sağlayacaktır. Ön hazırlıklar tamamlandı, inşayı bir tersanede yapacağız.”

22.11.2015 TRT Haber

by -
501

İstanbul’un tarihini binlerce yıl geriye götüren Yenikapı arkeoloji kazıları ve bilimsel veri toplama çalışmaları bitti. İBB müze yapma sözü verdi ancak avan proje dışında bir ilerleme yok. Çıkan binlerce eser üst üste depolara kaldırıldı.

İstanbul’un tarihini değiştiren binlerce eserin çıkarıldığı Yenikapı arkeolojik kazılarında sona gelindi. Tüm buluntuların kayıtları yapılarak bilim dünyasının hizmetine hazırlandı. Buluntular İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin depolarına üst üste yığıldı. 37 batık ve 35 binden fazla eser için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sözünü verdiği Yenikapı Müzesi için hala bir adım ilerlenmiş değil.

35 BİNDEN FAZLA BULUNTU
Marmaray ve metro inşaatları için 2004 yılında Yenikapı’da başlayan kazılar İstanbul tarihini 8500 yıl geriye götürecek kadar önemli sonuçları beraberinde getirdi. Eski İstanbullulara ait ayak izleri, bir köy yerleşimi ve neolitik dönem mezarları, Theodosius liman alanı ve beraberinde 37 batık Yenikapı alanından çıkarıldı. Arkeolojik buluntular dünyada büyük yankı uyandırdı. 35 binden fazla eser bilim dünyasının hizmetine sunulmak üzere kayıt altına alındı.

Arkeolojik kazılar ile birlikte alandaki bilimsel tamamlama ve kayıt altına alma işlemi de son buldu. Arkeologlar alandan tamamen çekildi. Eserlerin tamamı İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne taşındı. Ancak müzenin mevcut eserlerini bile sağlıklı şekilde depolarda saklamak da zorluk çekerken üzerine yeni çıkan eserler gelince artık depolar kapı ağızlarına kadar taşma noktasına geldi. Müze Yenikapı’dan gelen eserlerin önemli bir kısmını Darphane binalarında ayrılan bölümlere taşıdı.

BATIKLAR İLAÇLI HAVUZLARDA BEKLİYOR
Yenikapı kazı alanında sadece İstanbul Üniversitesi kontrolünde 37 batığın konservasyon çalışmaları sürüyor. 2 geminin konservasyonu tamamlandı. 35 batık kimyasal ilaçlı havuzlarda bekletiliyor. Bilimsel konservasyonları tamamlandıktan sonra müze açılmaz ise batıkların da akıbeti meçhul olacak.

MÜZE İNŞAATI ASKIYA MI ALINDI?
Şimdi soru şu! En başından beri koruma kurulunun onayladığı Marmaray – Metro istasyon projesinde en başından beri yeri belli olan müzeye ne oldu? Verilen söz unutuldu mu? İBB’den konuyla ilgili açıklayıcı bir bilgi alamadım. Konuyu Alt Yapılar Daire Başkanlığı takip ediyormuş. Ancak bu birimden bilgi verecek kimse çıkmadı. Eski başkan Hüseyin Tok görev değişikliği ile Kültür İşleri Daire Başkanı olmuş. Tok’un gidişiyle de müzeyle ilgilenen kalmamış. Yapılması düşünülen müzenin kabul edilen avan proje mimarı Alper Aytaç’a ulaştım. Telefonunu nereden bulduğumu merak ederek başladığı konuşmasında sürecin devam ettiğini söylemek dışında bir kelam etmedi. İstanbul Arkeoloji Müzesi yetkilileri de müze inşaatının İBB’nin ukdesinde olduğunu, kendilerine bir bilgi verilmediğini belirttiler.

Eserler müze deposunda üst üste yığıldı. Batıkların konservasyonları devam ediyor. Bilimsel çalışmalar tamamlandı. Tüm bunların İstanbullularla kavuşacağı müze ise sadece kağıt üzerinde kaldı.

13.11.2015 Radikal Haber: Ömer Erbil

by -
614

İstanbul’da Marmaray ve metro kazıları sırasında bulunan, farklı dönemlere ait koyundan file kadar 57 farklı türdeki hayvan fosili, Türkiye’nin tek Osteoarkeoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde sergileniyor.

Türkiye’nin tek Osteoarkeoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde sergilenen çeşitli dönemlere ait hayvan fosilleri, dönemin sosyal ve kültürel yaşamına yönelik araştırmalara da ışık tutuyor.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Osteoarkeoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Vedat Onar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul Marmaray ve metro kazıları sırasında bulunan 57 türdeki hayvan kemiğinin sergilendiği merkezin, arkeolojik hayvan kemiklerinin incelendiği önemli bir kurum olduğunu, büyüyerek hizmet vermeye devam ettiğini söyledi. İstanbul’un tarihini değiştiren kazılar sırasında çok önemli bulgulara ulaşıldığını anlatan Onar, elde ettikleri bulguların bilim dünyası açısından önem taşıdığını, yurt dışından çok sayıda bilim insanının yanı sıra çok sayıda öğrenci kafilesini merkezde ağırladıklarını dile getirdi.

marmaray-kazilarinda-bulunan-binlerce-hayvan-kemigi-inceleniyor

Onar, kazılarda Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait kemikler bulduklarını aktararak, “O günkü yazılı kaynaklarda geçenleri, artık görsel olarak görebiliyoruz. Yazılı kayıtlarla, bulduğumuz örnekler birebir aynı. Binlerce hayvan kemiğini inceliyoruz. Bu alan içinde 57 tür keşfettik. 60 binin üzerinde, yaklaşık 12 kamyon kemik incelendi. Kemiklerden yola çıkarak o günkü sosyal yaşam, insan hayvan ilişkisi, beslenme alışkanlıkları ve dönemin kültürel yapısını anlamaya yönelik bilgiler ortaya koymaya çalışıyoruz” diye konuştu.

“Neolitik döneme kadar gittik”
Kemiklerin incelenmesinin devam ettiğine dikkati çeken Prof. Dr. Onar, “Kemikleri tek tek inceledik. Bir kemiğin ne anlattığını, ne ifade ettiğini anlamamız gerekiyor. Yenikapı ve Marmaray kazıları asrın projesidir. Malzemeler 58 bin metrekarelik alandan çıktı. İstanbul’un kuruluşunda 4 bin yıllık geçmişinden bahsedilirken, daha geriye gittiğini görebiliyoruz” diye konuştu.

marmaray-kazilarinda-bulunan-binlerce-hayvan-kemigi-inceleniyor-1

Kazılarda milattan önce 6 bin-6500 yıllarına ait kalıntılara ulaştıklarını ifade eden Onar, şunları söyledi: “Sonuçlarını yeni alabildiğimiz bir malzememiz daha var ki bu Avrupa bizonunun o günkü İstanbul sınırları içerisine uzandığını gösteren kalıntılarda elde edilmiş olgu. Kazı çalışması derinleştikçe 8 bin-8 bin 500 yıl geriye, Neolitik döneme kadar gittik. Marmara Denizi’nin göl aşamasından çıktığı bu döneme ait insan iskeletleri ve yaşam kalıntıları bulundu. İstanbul’un tarihini değiştirebilecek bulgulara ulaşıldı.”

Hayvan fosillerine özellikle 3. ve 14. yüzyıla ait olan tabakalarda yoğun şekilde rastladıklarını, kemiklerin yoğun olarak Bizans dönemine ait olduğunu vurgulayan Onar, Bizans’ın Marmara Denizi’ndeki Theodosius Limanı olan kazı alanının zengin veriler sunduğunu anlattı.

“Ayı da var fil de”
Onar, 57 tür içerisinde tüketim artığı koyun, keçi, deve, sığır gibi kesilmiş hayvanların kalıntılarını teşhis ettiklerini, yine o döneme ait kemiklerden sap ve alet yapıldığını, dekoratif amaçlı kullanılmış kemikler bulduklarını söyledi.

İşlenmiş kemiklerden çeşitli bilgiler elde ettiklerine dikkati çeken Onar, şöyle devam etti: “Koyunların tarak kemiğini kullanmışlar. Tarak kemiği aynı zamanda tekstil amaçlı kullanılmış, ‘bobin ve bız’ dediğimiz alet haline getirilmiş. Theodosius Limanı’nın çevresinde tekstil işliklerinin olduğunu görüyoruz. Muhtemelen buralarda kullanılmış bu aletler. En yoğun kemikler, at kemikleriydi. Atların, bu alana iki şekilde atıldığını gördük, ölü olarak, bir de kesilmiş olarak. Kesilmiş kemiklerin üzerinde kasaplık izlerini rahatlıkla görebiliyorsunuz. Tek hörgüçlü develere rastladık. Balık türleri de çok zengin. Deniz kaplumbağasında Caretta türlerine rastladık. Bunlar muhtemelen Theodosius Limanı çevresindeki yaşam zincirinden ziyade alandaki ticari gemilerin Akdeniz’e ticareti sonucunda getirilmiş olan kaplumbağalardı. Ayılar da vardı. Ayı oynatıcılığının yapıldığını gösteren bulgular mevcut.”

Kemiklere ilişkin detaylı bilgiler veren Onar, sözlerini şöyle tamamladı: “Alanımızda 4 boynuzlu bir koyun kalıntısı vardı ki bunun orijinali Suriye taraflarıdır. Bu kemik, limanın ticari yolunu göstermesi açısından önemli bir vesika. Yine ceylan kalıntısı çıktı enteresan bir şekilde. Bir de maymun kafatası bulduk. Pet hayvanı olarak kedi, köpek çok fazlaydı. Evcil ördekten tutun yaban ördeğine, tavuktan tutun akbabaya geniş bir yelpazede kuş türlerine rastladık. Kazılarda iki fil kalıntısını bile bulduk.”

05.11.2015 TRT Türk

by -
453

İstanbul Marmaray ve metro projeleri kapsamında yürütülen arkeolojik kazılar sırasında Yenikapı’da bulunan 37 batık geminin yapımında kullanılan ahşap türlerinin envanteri çıkarıldı. 

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı Başkanı ve İÜ Yenikapı Batıkları Projesi Başkanı Doç. Dr. Ufuk Kocabaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yüzyılın arkeoloji keşifleri arasındaki yerini alan Yenikapı Kazıları ve Theodosius Limanı ile ilgili kazı sonrası çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Kocabaş, 2005 yılında başlayarak 2013’de son bulan kurtarma kazılarında elde edilen binlerce eserin dokümantasyonu ve koruma uygulamalarının, İstanbul Arkeoloji Müzeleri ekiplerince yapıldığını ifade etti.

Bizans dönemine ait Theodosius Limanı dolgusunda bulunan 37 gemi kalıntısından 27’sinin konservasyon çalışmalarının, İstanbul Üniversitesi Yenikapı Batıkları Araştırma Laboratuvarı’nda sürdürüldüğünü anlatan Kocabaş, Yenikapı buluntu topluluğu arasında kuşkusuz en önemli gruplardan birini, değişik dönemlere tarihlendirilen gemi kalıntılarının oluşturduğunu dile getirdi.

Kocabaş, batıkların limanın işlevine ve özellikle de dönemin gemi yapım teknolojisindeki değişim ve gelişmelere ışık tutması bakımından eşsiz bir bilgi kaynağı olduğunu belirtti.

“Bir geminin anatomisinin incelenmesi yıllar alıyor”
Yenikapı batıkları serisinin 3’üncü cildinin tamamlanma aşamasında olduğunu kaydeden Kocabaş, “Yenikapı 12 numaralı batık üniversitemizde doktora tezi olarak çalışıldı ve incelemeleri tamamlanan ilk batık oldu. Sırada bu batığın detay cildi var. Türk bilim insanları tarafından inşa teknolojisi çalışılan ilk arkeolojik örnek olacak. Şimdiden bilim çevrelerince merakla bekleniyor. Bir geminin anatomisinin incelenmesi yıllar alıyor ve meşakkatli bir çalışma. Bu konuda hazırladığımız kitaplara sponsor bulmaya çalışıyoruz” ifadesini kullandı.

Kocabaş, “Batıkların farklı dönemlere tarihlenmesi Akdeniz’deki gemi yapım teknolojilerinin gelişiminin anlaşılması açısından benzersiz bir fırsat sunmaktadır” dedi.

Kocabaş, batık gemi kalıntıları üzerindeki bilimsel çalışmaların sürdüğünü, en eskisi yaklaşık bin 500 yaşındaki ahşap kalıntıların restorasyonunun yıllar alabileceğini sözlerine ekledi.

22.10.2015 Anadolu Ajansı

by -
722

Marmaray kazılarında çıkarılan arkeolojik buluntular için yapılacak müze ve arkeopark projesi Fatih Belediye Meclisi’nden geçti. Müze, dünyanın en geniş antik tekne koleksiyonuna ev sahipliği yapacak.

Marmaray kazılarıyla gün yüzüne çıkarılan Yenikapı batıklarının sergilenmesi için yapılacak müzenin avan projesi Fatih Belediye Meclisi’nden oybirliğiyle geçti. 2004’te Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nce başlatılan kazılarda çıkarılan eserler Yenikapı’da inşa edilecek müze ve arkeopark projesinde sergilenecek.

Kazılarda erken Bizans döneminin en eski limanı olan ‘Theodosius Limanı’ ortaya çıkarılmış, 36 batık tekne ile 45 bine yakın eser bulunmuştu. Kazılar İstanbul’un neolitik dönemine de ışık tutmuş, 8 bin 500 yıl önce yaşamış ilk İstanbullulara ait mezarlar ve ayak izlerine rastlanmıştı. Eisenmann Architects ve Aytaç Mimarlık’ın 2012’de yapılan mimari yarışmada birinci gelen projesi kazılarda çıkan buluntuları izleyiciyle buluşturacak.

Fatih Belediyesi CHP’li imar komisyonu üyesi Coşkun Yeşilyurt, meclisten geçen müze projesine ilişkin şu bilgiyi verdi: “Arkeolojik kazı alanına dünyanın en büyük batık gemi müzesi yapılacak. Hem kazı alanının sergileneceği hem de 36 batık geminin içerisine konulacağı, kazı alanından çıkan 5 bin objenin sergileneceği bir müze yapılacak. Gemiler sergileneceği için müze 20 metre yüksekliğinde olacak. Binanın çevresinde 5 adet arkeopark yapılacak. Kazılarda ortaya çıkarılan Theodosius Limanı etrafındaki şehir için de kazı yapılacak ve burası 500 bin metrekare büyüklüğünde bir arkeopark alanı olacak.

8 bin 500 yıllık tarih sergilenecek
Yenikapı’daki arkeolojik kazılarda Geç Osmanlı Dönemine ait kültür dolgusunda 19. yüzyıla tarihlendirilen küçük imalathanelere ait mimari kalıntılar ile sokak dokusu bulundu. İmalathaneler ve mimari kalıntıların yerinde korunmasına karar verilirken, sokak dokusu ise Arkeopark projesinde değerlendirilmek üzere sökülerek koruma altına alındı. Kazılarda, erken Bizans’ın en büyük limanı olan Theodosius Limanı ile 5-11 yüzyıllara tarihlenen tekne kalıntıları ortaya çıkarıldı. Müzede sergilenecek bu tekneler dünyanın en geniş antik tekne koleksiyonu olma özelliği taşıyor. Ortaya çıkarılan deniz surları, büyük taş bloklardan inşa edilmiş rıhtım, dalgakıranın bir bölümü gibi limanın karadaki mimarisine ait kalıntılar da arkeopark projesinde yer alacak.

18.06.2015 Birgün Haber: Olgu Kundakçı

by -
1451

2005-2013 yıllarında Yenikapı kurtarma kazılarında ortaya çıkan gemi 37 gemi batığı üzerine 14. Boston Türk Film ve Müzik Festivali kapsamında yapılan sunum büyük ilgi gördü.
14. Boston Türk Film ve Müzik Festivali kapsamında İstanbul Üniversitesi  Edebiyat Fakültesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı Başkanı ve  Yenikapı Batıkları Projesi Başkanı Doçent  Dr. Ufuk Kocabaş  Boston Goethe Enstitüsü’nde Yenikapı’da bulunan 37 gemi batığı üzerine büyük ilgi gören bir sunum yaptı.  Sunum sonrasında izleyicilerle  bir söyleşi gerçekleştirildi  ve akabinde  bir de resepsiyon verildi.
yenikapi-gemi-batiklari-amerikada-anlatildi

Boston Başkonsolosluğu, New England Türk Amerikan Kültür Derneği ve Türk Hava Yolları’nca desteklenen ve Amerikalı sanatseverlerin ve arkeologların yoğun ilgi gösterdiği özel  sunumda Ortaçağ’da İstanbul’un en önemli limanlarından “Theodosius Limanı”ndaki yapıların, on binlerce arkeolojik eserin yanı sıra dünyanın en geniş Ortaçağ tekne koleksiyonuna sahip olduğuna  dikkati çeken Prof. Kocabaş, batık gemi kalıntıları üzerindeki bilimsel çalışmaların sürdüğünü, en eskisi yaklaşık 1500 yaşında olan ahşap kalıntıların restorasyonunun yıllar alabileceğini söyledi.  Dr. Kocabaş Marmaray ve metro projeleri kapsamında yürütülen arkeolojik kazılar sırasında Yenikapı’da bulunan 37 batık geminin kazı alanından aktarılma işleminin sekiz yılda tamamlandığını anlattı.

Dr. Kocabaş, İstanbul Üniversitesi uzmanlarınca 2005-2013 yıllarında Yenikapı kurtarma kazılarında ortaya çıkan batıklardan 27’sinin  dokümantasyon çalışmalarını bitirilerek kazı alanından çıkarıldığını anlatarak,  İstanbul Üniversitesi Yenikapı Batıkları Araştırma Merkezi’nde batıkların kazı sonrası belgeleme, konservasyon ve restorasyon  çalışmaları üzerinde yoğunlaşıldığını söyledi.

Norveç’te Oslo, Bulgaristan’da Sofya, İtalya’da Pisa, Napoli, Roma, Yunanistan’da Atina, Selanik, Fransa’da Marsilya, Danimarka’da Kopenhag, Hollanda’da Amsterdam, İngiltere’de Londra, Liverpool gibi dünyanın  arkeolojik batık koleksiyonunu gün ışığına çıkaran benzer kazıların Avrupa’nın tarihsel dokusuyla ön plana çıkan kent merkezlerinde  gerçekleştirildiğine dikkat çeken  Kocabaş, “Yenikapı’yı bunlardan ayıran ise zengin tabakalaşmanın yanı sıra ele geçen batıkların nitelikleri. Burası bir başkent limanı ve onun ihtişamına uygun eserlerle karşılaştık” değerlendirmesinde bulundu.

Yenikapı 12 batığının replikasını yapmayı planladıklarını söyleyen Dr. Kocabaş “M.S. dokuzuncu yüzyıla tarihlenen Yenikapı 12 batığı kargosuyla çok iyi durumda, günümüze ulaşmış bir  ticaret gemisidir. Yaklaşık 10 metre uzunluğundaki geminin kıyı ticaretinde kullanıldığı ve şiddetli fırtına esnasında Thedosius Limanı’nda battığı düşünülmektedir. “ dedi.  İşlemlerin tamamlanmasının ardından batığın rekonstrüksiyonunun yapılacağını belirten Dr. Kocabaş  kazıdan sergilemeye kadar geçen sürenin, Yenikapı 12 için yaklaşık  9-10 yıl olmasının beklendiğini söyledi.

İstanbul Marmaray ve metro projeleri kapsamında yürütülen arkeolojik kazılar sırasında Yenikapı’da bulunan 37 batık geminin konservasyon  işlemlerinin  halen sürmekte  olduğunu belirten Dr. Kocabaş, tüm batıkların konservasyonunun yapılacağını ancak gemilerin hepsinin birden sergilenemeyeceğini vurgulayarak,  bazı kriterlere göre bir seçki yapılarak belli başlı batıkların sergileneceğini ve bunun için de bu amaca yönelik bir müzenin  yapım  aşamasında olduğu bilgisini verdi.

16.04.2105 Deniz Haber

by -
946

Yenikapı Metro inşaatında bir harfiyat şirketinde çalışıyor diye gösterilen arkeologlar Kültür ve Turizm Bakanlığı’na karşı açtığı davayı kazandı. Yargıtay kararı onaylarsa Kültür ve Turizm Bakanlığı Yenikapı kazılarında çalışan arkeolog, restratör, sanat tarihi uzmanlarını işe almak zorunda kalacak.