Salı, Mart 28, 2017
Etiketler Posts tagged with "Mısır"

Mısır

by -
13

Mısır Eski Eserler Bakanı Halid El-Anani yaptığı açıklamada, Kahire’nin gecekondu bölgesinde bulunan sekiz metrelik heykelin I. Psamtik adlı firavuna ait olabileceği belirtildi.

misirda-bulunan-8-metrelik-heykel-i-psamtike-ait-olabilir

Mısır Tarihi Eserler Bakanı Halid El-Anani, Kahire’nin doğusundaki El-Matariyye Mahallesi’nin El-Hamis Pazarı bölgesinde geçen hafta bulunan tarihi eserle ilgili yaptığı basın açıklamasında, “Matariyye’deki kazılar yıllarca sürdü ve en önemlisi büyük heykelin iki parçası olan birtakım buluşlarla sonuçlandı. Söz konusu iki parça geçen hafta bulundu.” dedi.

misirda-bulunan-8-metrelik-heykel-i-psamtike-ait-olabilir-1

Heykelin II. Ramses’e ait olmasına ihtimal vermediğini belirten Anani, “Taç ve göz şekilleri incelendikten sonra heykelin sırtında 4 hiyeroglif işarete rastlanıldı. Bu da ‘güçlü kalkanın sahibi’ anlamına gelen firavunların birinin lakabı olan kuş, kobra yılanı ve yarım daire resimlerden ibarettir.” ifadelerini kullandı.

Söz konusu lakabı sadece I. Psamtik’in taşıdığına dikkati çeken Anani, “I. Psamtik 54 yıl yaşadı (M.Ö. 664-610) ve firavunların rönesans asrının kurucusudur. Tarihi 26. firavun hanedanına kadar uzanır.” şeklinde konuştu.

Anani, heykelin 8 metre yüksekliğinde ve 7 ton ağırlığında olduğunu ifade etti.

17.03.2017 Anadolu Ajansı

by -
216

Mısır’ın başkenti Kahire’nin Al-Matareya bölgesinde gerçekleştirilen kazı çalışmalarında, eski Heliopolis’teki Kral 2. Ramses’e ait olduğu tahmin edilen heykel parçaları bulundu.

misirda-2-ramsese-ait-oldugu-tahmin-edilen-heykel-bulundu

Mısır Tarihi Eserler Bakanı Halid Anani, yaptığı yazılı açıklamada, Kahire’nin doğusunda eski Evn şehrinde bulunan Ayn eş-Şems bölgesinde kazılar yapan Mısırlı ve Alman arkeologların, 2. Ramses Tapınağı’nın yakınlarında, eski Mısır’ı yöneten 19’uncu aileye (M.Ö 1292 -1190) ait iki kral heykeli bulduğunu belirtti.

Mısır Tarihi Eserler Kurumu Başkanı Mahmud Afifi ise heykellerden birinin eski Mısır’ı M.Ö. 1200 -1194 yıllarında yöneten Kral 2. Seti’ye ait olduğunu kaydetti.

Kral 2. Seti’nin heykelinin 80 santimetre uzunluğundaki üst tarafının çıkarıldığına işaret eden Afifi, heykelin kireç taşından yapıldığını ve kralın yüz hatlarının çok belirgin olduğunu dile getirdi.

Afifi, 2. Ramses’e ait olduğu tahmin edilen diğer heykelin ise 8 metre uzunluğunda, kuvarsit taşından yapılmış ve zaman içinde epeyce yıpranmış olduğunu ifade etti.

Tarihi Eserler Bakanı Anani, bugün Mısırlı ve Alman arkeologlardan oluşan heyetle birlikte Kahire’nin El-Matariyye bölgesinde heykellerin bulunduğu eski Evn şehrine giderek kazıların yapıldığı alanda incelemede bulundu.

09.03.2017 Anadolu Ajansı

by -
399

Mısır’daki Keops Piramidi’ne izinsiz tırmanış yaptığı için gözaltına alınan Türk vatandaşı Fatih Kömürcü, çektiği fotoğraf ve videoları silmek şartıyla serbest bırakıldı.

misirda-keops-piramidine-tirmanan-turk-serbest-birakildi

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğrencisi Fatih Kömürcü, daha önce Alman ve Rus turistlerin piramitlere tırmandığını bildiğini, piramitlerin ihtişamını görünce kendisini tutamadığı ve birden içindeki hislere kapılarak 7 dakika gibi kısa bir sürede kendini Keops’un zirvesinde bulduğunu söyledi.

Zirvede çok muhteşem bir manzara olduğunu dile getiren Kömürcü, “Tırmanmak beklediğimden de kolaydı. Ancak iniş çok daha zor oldu. Beni epey uğraştırdı. Tırmanma esnasında görevli polislerin geri dönmem için beni Arapça ve İngilizce olarak uyardığını hatırlıyorum. Ancak ben artık başka bir dünyadaydım ve onları duyacak psikolojide değildim, kendimi iyice kaptırmıştım. Orada bulunan yabancı turistlerin de beni alkışladıklarını hatırlıyorum” dedi.

Aşağı indikten sonra karakola götürüldüğünü ve polislerin kendisine iyi davrandığını anlatan Kömürcü, “Fotoğrafları ve görüntüleri silmek şartıyla beni serbest bırakacaklarını söylediler ama kabul etmedim. Bu nedenle gözaltına aldılar. Bir gece nezarette kaldıktan sonra daha fazla dayanamayacağımı anladım ve zirvede çektiğim bütün görselleri silmeyi kabul ettim. Savcılıkta, çektiğim fotoğraflar ve videolar silinirken gözyaşlarımı tutamadım ağladım. İnternetten indirdiğim bir program sayesinde bazı fotoğrafları kurtarmayı başardım, ancak videoları henüz kurtaramadım” diye konuştu.

Nezarette bir gece tutulan Kömürcü, 6 Ekim şehri savcılığı tarafından sorgulandı. Türkiye Büyükelçiliğinden yetkililerin yakından takip ettiği ve büyükelçilik avukatının da hazır bulunduğu sorgulama sonucu Kömürcü, serbest bırakıldı.

20.01.2017 haberler.com

    by -
    402

    Mısır’daki Sahra Çölü’nde küçük bir mağaranın tavanında iki ebeveyn, bir bebek, iki hayvan ile birlikte doğudaki bir yıldızı tasvir eden 5 bin yıllık kaya resmi bulundu. Bilim adamları kaya resmini İsa’nın doğumu sahnesine benzetiyor.

    misirda-dogus-sahnesini-betimleyen-5-bin-yillik-kaya-resmi-bulundu

    İtalyan araştırmacılar Sahra Çölü’nde Nil Vadisi ve Gilf Kebir platosu arasında yapılan bir keşif gezisinde küçük bir mağaranın tavanında kızıl-kahve toprak boyayla resmedilmiş iki ebeveyn, bir bebek, iki hayvan ile birlikte doğudaki bir yıldızı tasvir eden büyüleyici bir betimleme buldu. 

    Seeker.com’a konuşan Floransa yakınlarındaki Prato Dünya Bilimleri Müzesi Direktörü Yerbilimci Marco Morelli, söz konusu sahnenin İsa’nın doğumunu anımsattığını ancak kaya resminin İsa’nın doğumundan 3 bin yıl öncesine ait söyledi. 

    Morelli ve ekibi mağaradaki çizimleri 2005 yılında keşfetti fakat yeni açıklamaya karar verdi. Morelli: ‘Bu tasvir hristiyanlık sembolleri içinde bir tanesini anımsatmasıyla bir çok soruyu gündeme getiriyor’ diye ekledi. 

    Morelli, “Bebek hafif yukarıda göğe yükselir gibi çizilmiş. Bu pozisyon yani bebeğin ebeveynlerinin yanında yer almaması yeni doğmuş veya hamilelik anlamına geliyor. Ölüm teması, aynı bölgedeki taş sanatlarınında dünya ile ilişkilendirildiği düşünüldüğünde, doğumun da gökyüzüyle bağlantılı olduğu muhtemeldir” şeklinde konuştu.

    Çizim, iki hayvan ve küçük dairesel figür de dikkate alındığında sembolik olarak daha karmaşık bir hal alıyor. Kafasız aslanın üst kısmının, aynı bölgedeki diğer kaya resimlerinde de görülen mitolojik bir canavar olduğu düşünülüyor. Alt tarafta ise bir babun ya da antropomorfik bir maymun yer alıyor.

    İki hayvandan biri olan başsız aslanın üst kısımında, çevredeki bir çok taş sanatı resimlerinde de rastlanan mitolojik bir canavar yeralırken, ikinci hayvan babun/maymun ya da insan biçiminde bir maymun olarak görülüyor.  Cilalı taş devri sanatçısı çiziminin doğu tarafına ise yıldız biçimi eklemiş. 

    Bilim adamları bu kaya resimlerin bulunduğu küçük mağaraya “Ebeveyn Mağarası” adını verdi.

    Kaya resimlerinin inanılmaz olduğunu söyleyen araştırmacılar keşfin benzerine erken hristiyanlık dönemine dek rastlanmadığını belirttiler. 

    22.12.2016 seeker.com Çeviri: Ayşen Yolcu

    by -
    4049

    Stanford Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar, Antik Mısır’dan günümüze ulaşan 3 bin yaşında, son derece iyi korunmuş bir kadın mumyasında karmaşık desenlerden oluşan dövmeler belirledi.

    Üniversitede görevli arkeolog Anne Austin, ABC News’e yaptığı açıklamada mumyanın krallar vadisi olarak bilinen Luxor yakınlarındaki Set Maat köyünde ortaya çıkarıldığını ve Mısır’ın yirminci hanedanı dönemine ait olduğunu söyledi. Omuzlarında, boynunda, kollarında ve sırtında tanrıça Hathor’un inekleri ve Wadjet’in koruyucu ilahi gözü tasvirli dövmeler bulunan mumya, geçen yüzyıl yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkarılmış ancak 2014 yılına kadar dövmeler fark edilememişti.

    Kızıl ötesi ışın sayesinde dövmeleri görebildiklerini belirten Austin, Mısır mezarlarından şimdiye dek üç dövmeli mumya çıkarıldığını, diğer ikisinin geometrik şekiller içerdiğini, sanatçılık olarak bu kadın mumyanın dövmesinin tek olduğunu ilave etti.

    Arkeoloğa göre mumya o dönemde kadınların dine etkin katkılarını ve dini sembollü dövmelerle ileri düzeyde bir role sahip olduklarını gözler önüne seriyor.

    Antik Mısır’da dövme yaparken ne gibi aletler ve mürekkep kullanıldığı henüz tam olarak bilinmiyor.

    27.05.2016 abcnews.go.com Çeviri: Ayşen Yolcu

      by -
      6357

      Antik Mısır’ın genç yaşta ölen firavunu Tutankamon’un mumyası yanında bulunan hançerin bir göktaşından alınan demirle yapıldığı ortaya çıktı.

      İngiliz arkeolog Howard Carter 1925’te mumyanın sargı bezleri arasında iki hançer bulmuştu. Bunlardan birinin yapıldığı demir, paslanmamış olması ve o dönemde Mısır’da bu tarz metal işçiliğine ender rastlanması nedeniyle bilim insanlarını şaşırtmıştı. İtalyan ve Mısırlı araştırmacılar, hançere zarar vermemek için demire tam anlamıyla nüfüz etmeyen bir röntgen tekniğiyle metalin kimyasal yapısını incelediler.

      Göktaşları ve gezegen bilimleri ile ilgili bilimsel bir dergi için araştırma sonuçlarını kaleme alan Daniela Comelli, içinde bulunan yüksek nikel oranının, hançerin göktaşı demirinden yapıldığını açıkça ortaya koyduğunu söyledi.

      Araştırmacılar, demirdeki nikel ve kobalt oranlarının hançerin ‘bu dünyadan olmadığını’ gösterdiğini belirttiler. Araştırmacılara göre eski Mısırlılar, süs eşyaları ve törenlerde kullanılan eşyaların üretiminde göktaşı demiri kulanmaya büyük önem verirlerdi.

      Hançerin demiri de, Mısır’ın Kızıldeniz kıyısına düştüğü bilinen göktaşlarının kimyasal yapısıyla karşılaştırıldı ve içinde İskenderiye’nin 240 kilometre batısına düşen bir göktaşındakiyle çok benzer oranlarda nikel ve kobalt bulundu.

      3300 yıldan fazla önce mumyalanan Tutankamon’un hançerinin süslü bir altın sapı ve bir tarafında çiçek desenleri, tüyler resmedilmiş olan altından bir kını bulunuyor.

      Tutankamon kimdi?
      Çocuk kral diye de anılan Tutankamon, Antik Mısır’ın 18. hanedanındandı. Howard Carter’ın 1922’de bulduğu mezarının hiç bozulmamış olmasıyla dikkat çekmişti. Öldüğünde yaklaşık 17 yaşında olan Tutankamon’un gerçek ölüm nedeni hâlâ bir sır. Öldürülmüş veya av sırasında aldığı bir yaradan ölmüş olabileceği düşünülüyor.

      02.06.2016 bbc.com

        by -
        4590

        Mısır’da Roma dönemine ait bir tapınağın duvarında Davud’un Yıldızı’na rastlanması tartışmalara yol açtı. Mısırlı bazı yetkililer kazıları yapan Almanların işaretleri sonradan eklediğini iddia etti. Mısır Antik Eserler Bakanı ise konunun bilimsel olarak araştırılacağını belirtti.

        Mısır Antika Eserler Bakanlığı yetkililerinden Mahmut Afifi, Aswan bölgesindeki eski Roma tapınağındaki bir taş üstünde iki adet 6 köşeli Davud’un Yıldızı sembolüne rastladığını duyurdu.

        Ülkenin güneyindeki Aswan bölgesinde Nil Nehri üzerinde bulunan Elefantin adasında M.Ö. 3. yüzyıldan kaldığı düşünülen Roma tapınağında bulunan söz konusu semboller büyük tartışma yarattı.

        Afifi, sembollerin tapınağın restorasyonunda çalışan Alman arkeologlar tarafından sonradan eklendiğini iddia etti. Mahmut Afifi, söz konusu arkeologlara üzerinde Davud’un Yıldızı olan taşın tapınaktan çıkarılması talimatını verirken bu tür müdahalelere karşı yasal yaptırım uygulamakla da tehdit etti. 

        Konu hakkında haber yapan Mısırlı Suezbalabady web sitesi de Afifi’nin belirttiği şekilde tapınakta bulunan Davud’un Yıldızı’nın Alman arkeoloji ekibinin Yahudi bir mensubu tarafından çizildiğini, amaçlarının Mısır kültürünü yağmalamak ve Mısırlıları kışkırtmak olduğunu iddia etti.

        Yeni atanan ve Afifi’nin üstü olan Mısır Antik Eserler Bakanı Halid Anani de olaylar üzerine söz konusu tapınağı ziyaret ederek ardından bir basın açıklaması yaptı. Anani, Mısırlı ve Almanlardan oluşan bir arkeoloji ekibinin tapınağın ilk bulunduğu zamandan kalma resimlerini inceleyeceğini, üzerinde Davud’un Yıldızı bulunan taşın üzerinde sembol olmayan halinin arkeolojik anlamı ve değerinin araştırılacağını söyledi. Anani ayrıca bir İslami antik eserler uzmanına danışılarak 6 köşeli yıldızın tapınağın yapıldığı erken dönemde yaygın olup olmadığının araştırılacağını belirtti.

        13.04.2016 salom.com.tr

          by -
          1585

          İngiltere’de 3 bin yıl öncesine ait bir Mısır tabutunun üzerinde parmak izi tespit edildi.

          Antik bir Mısırlıya ait olduğu belirtilen parmak izi Cambridge’deki Fitzwilliam Müzesi’ndeki rahip tabutunda keşfedildi. Parmak izinin günümüze kadar ulaşmasının sebebinin ise tabuta sürülen cila olduğu belirtildi. Parmak izi radyoloji taraması sırasında fark edildi. Üzerinde 3 bin yıllık parmak izi bulunan tabut, bu hafta Nil’in Ölümü adlı sergide ziyaretçilerle buluşacak.

          23.02.2016 Zaman

            by -
            2329

            1977’de Mısır’da bulunan giysinin yapılan radyo karbon testinin ardından dünyanın en eski elbisesi olduğu açıklandı.

            Antik Mısır dönemine ait v yaka gömleğin insanlık tarihinin en eski kıyafeti olduğu açıklandı. Arkeologların 1977 yılında bölgede yaptığı kazılar esnasında bulunan gömlek, radyo karbon testine tabi tutuldu. Yapılan testin ardından söz konusu giysinin 5100 ila 5509 yıllık bir geçmişi olduğu ortaya çıktı.

            bilinen-en-eski-elbise-5-bin-500-yasinda-1

            İngiltere’nin en saygın eğitim kurumlarının başında gelen Oxford Üniversitesi’nden yapılan açıklamaya göre, antik gömlek, MÖ 3101-3482 tarihleri arasında üretildi.

            20.02.2016 haber.sol.org.tr

            by -
            7292

            Mısır’da bulunan, dua ve büyüler serisini açığa vuran “Ritüel Gücün Mısır El Kitabı” araştırmacılar tarafından deşifre edildi. Aşk büyülerini, şeytan çıkarmaları ve kara sarılık (ölümcül enfeksiyon taşıyan) için tedaviyi içeren, Kıpti dilinde (Eski Mısır dili) 20 sayfalık görselli kodeks, yaklaşık bin 300 yıllık bir geçmişe sahip.

            Araştırmacılar tarafından “Ritüel Gücün El Kitabı” şeklinde adlandırılan kitap bugün hâlâ görülen ve ölümcül derecede tehlike yaratabilecek bir bakteriyel enfeksiyon olan “kara sarılık” tedavisinin, aşk büyülerinin ve şeytan çıkarmaların nasıl gerçekleştirildiği bilgisini okuyuculara veriyor.

            Kitap; eski bir Mısır dili olan Kıpti dilinde yaklaşık bin 300 yıl önce parşömen kağıtlarına yazılıp araştırmacılar tarafından kodeks olarak bilinen bir kitapta toplandı. Ritüel Gücün Kıpti El Kitabı’ndaki (Brepols, 2014) profesörler, Avustralya Macquarie Üniversitesi’ndeki Malcolm Choat ve Sidney Üniversitesi’ndeki Iain Gardner, kitaplarında “Ritüel uygulayıcının el kitabını kapsayan bu kitabın tamamı 20 sayfalık parşömen kodekstir” şeklinde açıklıyorlar.

            Eski kitabın “güç sözcükleri ve çizimlerle doruğa ulaşan uzun büyü hikâyeleri ile başladığını’’ yazan araştırmacılar, “aşkta ve işte başarı getirmesi için ruhlarla iletişime geçmek ya da farklı rahatsızlıkları tedavi etmek için büyüler ya da birçok sayıda buyruk” içerdiğini belirtiyorlar. Örneğin, kitap birine boyun eğdirmek için iki çivinin üzerine büyülü sözler söylemenizi ve o kişinin kapısının sağ ve sol tarafına bu çivileri çakmanız talimatını veriyor.

            misirda-bulunan-bin-300-yillik-dua-ve-buyu-kitabi-desifre-edildi

            Hristiyanlardaki kodeks algısı
            Araştırmacılar, kodeksin 7’nci ya da 8’inci yüzyıllara ait olabileceğine inanıyorlar. O dönem birçok Mısırlı Hristiyan olduğu için kodeks İsa ile ilgili referans sunan birçok duayı içinde barındırıyor. Bu dualardan bir kısmı bazen “Hristiyanlar” olarak adlandırılan bir grup ile ilişkilendirilmiş görünüyor. “Seth“, Hristiyanlığınn bir kolu olarak gözüken, Adem ve Havva peygamberlerin üçüncü oğlu Şit‘in isminden geliyor. Bu grup Mısır’da ilk yüzyıllarda Şit’in taraftarlarınca oluşturulmuştur. Yeni deşifre edilen kodeks yazınlarından birinde bir duada şu söylem geçmektedir: “Şit, Şit, yaşasın Hristiyanlık.” [Kutsal Toprak: 7 Arkeolojik Bulgu]

            Araştırmacıların söylediğine göre kodeksin açılışı, kimliği sır tutulan, “Baktiotha” isimli kutsal figüre atıfta bulunur ve der ki, “Sana teşekkürlerimi sunuyorum ve seni ziyaret ediyorum. Baktiotha; sen güvenilir olansın, 49 farklı canlının da üstünde bir kralsın.” Choat ve Gardner, kodeksle ilgili araştırmalarının bulunduğu kitap basılmadan bir konferansta, “Baktiotha çelişkili duygular taşıyan bir figürdü. Büyük bir güçtü ve materyalist dünyada güçlerin kural kural koyucusuydu” şeklinde belirttiler.

            Bahsi geçen kodekste, Hristiyan ve Ortodoks dualarının bir arada olması, tüm Hristiyan dualarının büyülü metinlerden alınmasından önce yazılması, kodeksin bir geçiş belgesi olma ihtimali işaret ediliyor. Yeni deşifre edilen kodeksin diğer metinlere benzediğini fakat daha çok Ortodoks Hristiyanlarından bilgiler taşıdığını ve birkaç özelliğinin sadece Şit dönemine ait olmasına dikkat çekiliyor.

            Araştırmacılara göre, kodeksteki dualar ve büyüler “Ritüel gücün tek bir aracı” olması için birleştirildi.

            Peki, bu kodeksi kimler kullanmış olabilir?
            Bu kodeksi kullananların kimliği bir gizem. Kodeksin kullanıcısı mutlaka bir keşiş ya da rahip olmayabilir. Choat’a göre ritüel uygulayıcıları, keşişlerin ve rahiplerin dışındaki topluluklardı. Kim oldukları insanların “büyücü” diye etiketlemesine karşın gizli tutulmuştur. Kodekste kullanılan dilin bu kodeksi yazanın bir erkek olduğunu akla getiriyor ama yine de metinleri kadın bir ritüel uygulayıcısının kullanmadığı anlamına da gelmiyor, diyor Choat.

            Kodeksin aslına ilişkin
            Kodeksin asıl hali de bir sır aslında. Macquarie Üniversitesi 1981’lerde Viyana’daki bir antikacı olan Michael Fackelmann’dan almıştır. Choat mailinde “70’lerde ve 80’lerin başında, Macquarie Üniversitesi’nin (dünyadaki diğer koleksiyoncular gibi) Michael Fackelmann’dan papirüs aldığını” belirtmiştir.

            Fakat, Fackelmann’ın kodeksi aldığı yer de bilinmiyor. Yazı stili, kodeksin Yukarı Mısır’dan olabileceği izlenimini veriyor. Yukarı Mısır’daki eski bir şehir olan ve Choat ile Gardner’in kitaplarında yazdığı Ashmunein/Hermopolis yakınlardaki bir şehir olma ihtimali var. Kodeks şu anda, Sidney’de Macquarie Üniversitesi, Eski Kültürler Müzesi’nde bulunmaktadır.

            25.12.2015 gaiadergi.com