Cuma, Haziran 23, 2017
Etiketler Posts tagged with "Muğla"

Muğla

by -
44

Muğla’nın Datça ilçesindeki Knidos Antik Kenti’nde kaçak kazı sonucu buldukları tarihi eseri satmaya hazırlanan 3 şüpheli jandarma tarafından yakalandı.

mugladaki-knidos-antik-kentinde-kacak-kazi-yapanlar-yakalandi-1

Datça İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Knidos Antik Kenti Kıyrap mevkiinde şüpheli 3 kişinin tarihi eser çıkararak pazarlamak üzere evlerinde sakladıkları tespit edildi. Adli makamlardan alınan arama kararı ile şüphelilerin evlerinde yapılan aramalar neticesinde saklanan tarihi eserler ele geçirilerek şüpheliler gözaltına alındı.

Datça Cumhuriyet savcılığının talimatı ile tarihi eserlere el konularak şüpheliler adli makamlara teslim edildi. Yakalanan tarihi eser kaçakçıları yapılan sorgularının ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ele geçirilen tarihi eserler Marmaris Müze Müdürlüğü yetkililerine teslim edildi.

mugladaki-knidos-antik-kentinde-kacak-kazi-yapanlar-yakalandi

Yakalanan tarihi eserlerin yapılan incelemeler sonucu 2500 yıllık olduğu bildirildi.

Datça jandarma komutanlığı ekiplerince başarılı bir operasyonla ele geçirilen tarihi eser ve 3 şüpheli şahıs ve bağlantıları hakkında geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

22.06.2017 Akşam

by -
609

‘7 bin yıllık buğday yetiştirildiği’ yönünde medyada yer alan haberlere Kültepe Kazısı Başkanı Fikri Kulakoğlu’ndan yalanlama geldi.

7-bin-yillik-bugday-yetistirildigi-yalanlandi

Gazete Duvar adlı site yer alan habere göre Kültepe Kazısı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, Kayseri’de devam eden Kültepe kazılarında bulunan küplerin birinden çıkan buğday ve arpa tanelerinin ‘peşine düşen’ ve sonunda ‘bir kaç tohum alabilen bir mikrobiyoloji uzmanının’ 7 bin yıl öncesinden kalan bu buğdayı Muğla Marmaris’te yeniden yetiştirdiği yönündeki haberleri yalanladı.

Prof. Kulakoğlu’nun açıklamaları şöyle: “Bu haberin neresini düzelteceğini bilemiyorum. Bu asılsız haberi, ulusal medyanın saygın temsilcilerinde görmenin, hele hele manşetlerde görmenin şaşkınlığını yaşıyorum. Madem bu buğday tohumları Kültepe kazılarında bulunmuş, o zaman bir de Kültür Bakanlığı veya Kültepe kazılarının sorumlusu ile de konuşmak, onlardan da görüş almak gerekmez miydi? Kültepe’de henüz 7 bin yıllık bir yerleşime rastlanmadı. Habere göre ise Kültepe’de 7 bin yıllık yerleşme varmış ama kazı başkanı olarak ben bunun farkında olmadığım gibi kazıdan çıkan küplerden de haberim yok!
Bu arada kendi kazımdan çıkan tohumlar da çalınmış ama ben bunun da farkında değilim! Oysa bugüne kadar Kültepe kazılarında hiç buğday bulunmadı. Ama birileri, üstelik ‘uzun uğraşlar sonucunda’ bu tohumları ekip yeşertmiş! İşin en garip ve en acıklı tarafı, bu tohumları çalan kişi işlediği suçu, acar Türk medyasında itiraf etmiştir. Bunun sonuçları hemen bilimsel bir dergide, mesela Science veya Nature’da yayınlanmalı! Bilim dünyasını bu büyük keşiften mahrum etmemeliler!
! Latife bir tarafa. Yoğun bir gündem yokmuş gibi görünen günlerde, böyle haberlerin çıkmasına artık alıştık. Ne diyelim, hem bilim yapmak, hem de bilimsel haber yapmak, bugünlerdeki en ucuz işlerden biri! Çok iyi biliyorum ki, bu haber, benzerlerinde olduğu gibi, bir kaç gün içinde medyamızın İngilizce versiyonlarında da yer alacak ve onlardan alıntı yapan yabancı medyada da yayınlanacak. Bendeniz de bu haberin hayal ürünü olduğunu anlatmak için çırpınıp duracağım!”

Ne olmuştu
Kayseri Kültepe kazıları sırasında bulunan 7 bin yıllık siyez buğdayı mikrobiyoloji uzmanı Metin Öztürk’ün organik tarım özverisi ile ürün verdi. Muğla’nın Marmaris ilçesinde kiraladığı arazide dört yıl önce organik tarıma başlayan Metin Öztürk, siyez buğdayının, Türkiye’nin buğday ihtiyacını karşılayabileceği gibi ihraç da edilebileceğini savunuyor.
Üç yıl önce, Kayseri Kültepe kazıları sırasında bulunan küplerden birinin içinden buğday ve arpa taneleri çıktığını duyan Metin Öztürk, bu tohumların peşine düştü. Uzun uğraşlar sonunda, geçmişi 7 bin yıl öncesine dayanan hakiki Anadolu buğdayı ‘Siyez’den birkaç tohum alabildi. Bunları tarlasına ekip çoğaltmak için kolları sıvadı.

by -
184

Bodrum’un Gümüşlük Mahallesi yer alan ve Lelegler tarafından M.Ö. 640 yılında kurulan Myndos Antik Kenti’nde defineciler tarafından kaçak kazı yapıldı.

myndos-antik-kenti-kacak-kazilar-nedeniyle-tahrip-oluyor

Muğla’nın Bodrum ilçesindeki Gümüşlük Mahallesi’nde bulunan ve Lelegler tarafından M.Ö. 640 yılında kurulmuş Myndos Antik Kenti içinde son üç aydır defineciler tarafından yapılan kaçak kazılar tepkilere neden oldu. Jandarmaya ve müze yetkililerine şikayetçi olup, savcılığa suç duyurusunda bulanan Gümüşlük Platformu üyeleri, kaçak kazı yapılan yerleri basın mensuplarına gösterdi. Gümüşlük Platformu üyeleri, 1’inci derece arkelojik ve doğal SİT alanında olan Myndos Antik Kenti’nin hamam, kale içi ve kilise bölümleri ile surlarının dibinde son üç ay içinde defineciler tarafından kaçak kazı yapılan çeşitli uzunluk, derinlik ve genişliklere sahip dört dehliz tespit etti. Platform üyeleri, antik kentin talan edilmesine ‘dur’ edemek isteyen Platform üyeleri, bugün kaçak kazıların bulunduğu alanda basın açıklaması yapıp, tepkilerini de dile getirdi. Platform üyelerine bazı siyasi parti temsilcileri de destek verdi.

myndos-antik-kenti-kacak-kazilar-nedeniyle-tahrip-oluyor-1

Antik kentte kaçak kazı yapılan yerlerde üyelerle birlikte inceleme yapan Gümüşlük Platformu Sözcüsü, Fotoğraf Sanatçısı İbrahim Hakkı Zırh ise “Burası Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’nin kontrolünde olan bir yer 6-7 yıl önce kazı ve kurtarma çalışmaları başladığında çevre güvenlik önlemi alınmıştı. Ancak beş yıldır, Bakanlık kazı çalışmaları için para göndermeyince burası kaderine terk edildi. Kaçak kazıları farkedip, jandarma, savcılık ve müze yetkililerine durumu bildirdik ancak bugüne kadar önlem alınamadığını gördük. Bakanlık acil olarak buraya maddi destek sağlayarak kazı ve kurtarma çalışmalarını desteklemeli. Aksi takdirde ileride kazacak, kurtarılacak bir şey kalmayacak” dedi.

Gümüşlük Platformu üyeleri kaçak kazılarla ilgili hazırlayacakları raporu Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sunacaklarını da belirttikten sonra antik Myndos kentinden ayrıldı.

27.04.2016 Hürriyet

by -
166

Muğla’nın Yatağan ilçesindeki helenistik döneme ait antik mezarlık alanında  kaçak kazı yapan beş kişi, suçüstü yakalandı.

mugladaki-nekropol-alaninda-kacak-kazi-yapanlar-sucustu-yakalandi

Yatağan İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri bir ihbar üzerine Yava Mahallesi’nde Helenistik döneme ait mezarların bulunduğu bölgede araştırma yaptı.

Arkeolojik sit alanında kazı yaptığı öne sürülen A.A, D.T, H.A, F.B. ve İ.S’yi gözaltına alan ekipler, yanlarında bulunan kazı malzemelerine el koydu. Şüpheliler ifadeleri alınmak üzere İlçe Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Jandarma görevlilerini fark ederek olay yerinden uzaklaşan iki kişiyi yakalamak için çalışma başlatıldı.

Kaçak kazı yapılan alanda, bazıları krallara ait yaklaşık 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen antik mezarlar bulunuyor.

08.04.2017 CNN TURK

by -
206

Muğla’nın Bodrum ilçesinde bir inşaat sırasında rastlanan antik mezarlar temizlendikten sonra üzerine keçe örtülerek ince kum ile koruma amaçlı kapatılıyor.

2015 Mayıs ayı başlarında Bodrum Göktepe mevkiinde inşaat alanında çalışan iş makinası tarafından zarar verildikten sonra bulunan 11 adet tarihi kaya mezarının çevresinde Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi ekiplerince başlatılan kurtarma kazılarında 76 adet tarihi mezar bulunmuştu. İnşaata giden yol üzerinde de çok sayıda tarihi mezar gün yüzüne çıkarılırken, konu hem adli mercilere hem de Muğla Kültür Varlıkları Koruma Bölge Müdürlüğüne aktarılmıştı.

Muğla Kültür Varlıkları Koruma Bölge Müdürlüğünce mezarların korunması amaçlı başlatılan çalışmalar kapsamında bölgedeki zemin yapısının yağmur, güneş gibi dış etkenlerden çabuk etkilendiği tespit edilmiş olup, mezarların koruma amaçlı olarak kapatılmasına karar verildi.

bodrumdaki-insaat-alaninda-bulunan-mezarlar-koruma-altina-aliniyor-1

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi ekiplerince başlatılan çalışmalar kapsamında Göktepe’de bulunan tarihi mezarlar önce temizlenirken, daha sonra keçe örtülen mezarlar ince kum ile kapatılmaya başlandı. Lüks villaların bulunduğu alana giden yolun üzerindeki mezarlarda aynı şekilde kapatılırken, yolun hiçbir şekilde araç trafiğine açılmayacağı ve mezarların çevresine gerekli önlemlerin alınacağı öğrenildi.

22.03.2017 Hürriyet

by -
161

Muğla’nın Dalyan Mahallesi’ndeki bir rotada doğa yürüyüş yapan yürüyüşçüler, defineciler tarafından tahrip edilmiş kaya mezarı bulundu.

muglada-doga-yuruyusculeri-tahrip-edilmis-kaya-mezari-buldu

Muğla’nın Ortaca İlçesi’ndeki Dalyan Mahallesi Aşı mevkisinde, doğa yürüyüşü sırasında fark edilen tahrip edilmiş kaya mezarı yetkilileri alarma geçirdi. Kaya mezarı, Fethiye Müze Müdürlüğü ve Ortaca İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerinin incelemesinin ardından kayıt altına alındı. Kaya mezarın bulunduğu alana yaklaşık 2.5 kilometrelik patika yoldan gidilerek ulaşıldı. Kaya mezarın önünde yapılan kazı ve hemen yanında bulunan büyük bir kaya parçasının tahrip edilmesi de tutanak altına alındı.

Doğasever Mehmet Bozkır, “Kaya mezarın önünde yapılan kazı ve hemen yanında bulunan büyük bir kaya parçasının tahrip edildiğini gördüğümüzde durumu yetkililere bildirdik. Duyarlılık göstererek konuyla yakından ilgilenen Ortaca kaymakamı Fatih Ürkmezer, Fethiye Müze Müdürlüğü yetkilileri ve Ortaca İlçe Jandarma Komutanlığı’na teşekkür ediyoruz. Onların bu duyarlılığı sayesinde “Kaya oygusu oda mezar” kayıt altına alındı” dedi.

Anadolu’nun kadim kültürlerine sahip çıkmak için gayret gösterdiklerini söyleyen Mehmet Bozkır, “Karya bölgesi antik buluntular açısından çok zengin bir bölge. Biz de hem yürüyüş grubu olarak hem vatandaşlar olarak bu konuda Muğla halkı çok duyarlı. Tapınak görünüşlü kaya mezar tiplerinin yanı sıra birçok kalıntılar mevcut. Bunların hepsi aşağı yukarı Kültür Bakanlığı tarafından tescillenmiş 2 bin 500 yıllık antik çağ eserleri. Bunların tescillenmiş olması, koruma altında olması da bizleri memnun ediyor. Biz de vatandaşlar olarak tarihimize, kültürümüze, Anadolu’nun bu kadim kültürlerine sahip çıkmak istiyoruz, sahip de çıkıyoruz” ifadelerini kullandı.

Tarih hırsızlığı vandallıktır
Tarihi yerlerde kaçak kazı yapılarak tahrip edildiğine dikkat çeken Bozkır, “Bunlar hepimizin ortak hazinesi, ortak mülkiyeti, Anadolu topraklarının bir zenginliği olduğunu düşünüyoruz. Kaçak kazı, define avcılarının yaptıkları iş hırsızlıktır. Tarih hırsızlığıdır, tahribattır, vandallıktır” diye konuştu.

28.02.2017 CNN TURK

by -
212

Muğla’nın Bodrum ilçesinde bulunan Göktepe Kaya Mezarları define avcıları tarafından tahrip ediliyor.

bodrumdaki-goktepe-kaya-mezarlari-kacak-kazilarla-yok-ediliyor

Yarımada genelinde bir çok bölgede farklı devirlere ait tarihi bölgeler bulunurken, bu bölgelerden bazılarında zaman zaman kaçık kazılar meydana geliyor. Define avcıları yaptıkları kaçak kazılarda tarihi ve doğal değerlere de zarar verirken, özellikle Göktepe’de yapılan kaçak kazılarda tarihi kaya mezarları zarara uğruyor.

Yetkililer ve tarih uzmanları Göktepe’de yapılan kaçak kazıların tahribata yok açtığını, define avcılarının Göktepe’de önemli bir şey bulamayacaklarını söylediler. Genelde Helenistik ve Roma dönemiyle tarihlendirilen bu mezarların çevresinde yapılan kaçak kazılar son yıllarda artış gösterirken, kazılar sonrasında tarihi mezarlar zarar görüyor. Yüzlerce kaya mezarının bulunduğu Göktepe tarihi ve doğal yapısıyla Bodrum’un merkezinde eşsiz güzellikleriyle doğa tutkunlarını kendine çekerken, yaşanan bu tür olaylar vatandaşlarında tepkisini çekiyor.

bodrumdaki-goktepe-kaya-mezarlari-kacak-kazilarla-yok-ediliyor-1

Çoğunluğu Helenistik ve Roma Devrine tarihlendirilen bu mezar odalarının çok azında yer yer fresk izlerine rastlanırken,  bazı kaya mezarlarının cephelerinde adak taşlarının konduğu yuvalar görülmektedir.

bodrumdaki-goktepe-kaya-mezarlari-kacak-kazilarla-yok-ediliyor-2

Bodrum’un genel manzarasını görmek, şehir surlarını izlemek isteyen birçok turistinde ziyaret ettiği Göktepe ve çevresinde meydana gelen kaçık kazılarla ilgili yetkililerin gerekli çalışmaları yaptığı ve yapmaya devam ettiği, bazı kaçak kazıların ise adli makamlarca soruşturulduğu öğrenildi.

14.07.2017 bodrummuhabiri.com

by -
2373

Muğla’nın Seydikemer ilçesinde Likya uygarlığının önemli yerleşim merkezleri arasında yer alan Tlos Antik Kenti’nde 2 bin yıllık buhar basınçlı düdüklü kaplar bulundu.

tlos-antik-kentinde-2-bin-yillik-buhar-basincli-duduklu-kaplar-bulundu

Anadolu mutfak kültürünün 12 bin yıl öncesine dayandığını söyleyen Korkut, “Roma Dönemi’nden itibaren çift hazneli ve buhar basınçlı düdüklü toprak kabın yemek pişirmede kullanıldığını gördük. Kerotakis olarak adlandırılan bu kapların ilk kullanımının milattan önce birinci ve 2. yüzyıllar olduğu bilinmektedir.” dedi.

10 bin 500 yıl
Arpa, buğday gibi tahılların 10 bin 500 yıl önce Anadolu’da kullanıldığını 2010’da başlanan Tlos Antik Kenti kazıları sırasında belgelediklerini ifade eden Korkut, kazı çalışmaları kapsamında bugün de kullanılan birçok bitki türüne rastladıklarına işaret etti. Korkut, ilçenin 61 mahallesinde yaşayanlarla yüz yüze yapılan görüşmeler ve arazide yapılan gözlemler sonucu, 130 yenilebilir bitkiye rastlandığını bildirdi.

Erken Neolitik dönem
Seydikemer’deki Girmeler Mağarası önündeki höyüklerde çok sayıda ocak bulundu. Höyüklerin seramiksiz Erken Neolitik döneme (10 bin 500 yıl önce) ait olduğu düşünülüyor. Bölgede daha çok tavşan, yaban keçisi, geyik ve yaban domuzu gibi hayvansal ürünlerin tüketildiğini öğrendiklerine değinen Korkut, ilerleyen dönemlerde beslenmede tarımsal ürünlerin ağırlık kazandığını söyledi.

tlos-antik-kentinde-2-bin-yillik-buhar-basincli-duduklu-kaplar-bulundu-1

Anadolu’daki beslenme tipi: yufka, soğan, sarımsak, peynir
Korkut, antik çağda yufka, soğan, sarımsak ve peynir gibi gıdaların yoğun olarak tüketildiğini belirtti. Genelde beslenmenin tahıl ağırlıklı yiyecekler ile onlara katık edilen sebzelere dayandığını anlatan Korkut, şöyle devam etti: “Arpa unundan yapılan ve bir tür yufka ekmeği olduğu anlaşılan maza, sürekli ön planda olmuştur. Roma döneminde yufka ekmeği yapımında ayrıca kızıl buğday unu da kullanılmış ve bu yufka puls olarak adlandırılmıştır. Pulsun yanında katık olarak genelde soğan, sarımsak ve peynir yenmiştir. Ayrıca ortos adındaki ekmek türü de önceleri arpadan yapılmış, giderek buğday onun yerini almıştır. Bu dönemde lahana, ıspanak, pazı, ebegümeci, kuşkonmaz, pırasa, soğan, fasulye, bezelye, mercimek ve bakla gibi sebzelerin yemeklerde kullanıldığı bilinmektedir. Sebzeler çiğ ya da haşlanarak yenilmiş, baklagillerden ise lapa kıvamında yemekler yapılmıştır. Hemen hemen bütün yemeklerde zeytinyağı kullanılmıştır. Bu durum Akdeniz mutfağının bir özelliği olarak günümüze kadar sürmüştür. En sevilen meyveler incir, üzüm ve elmadır. İncir yaş ya da kuru olarak sofraya getirilmiştir. Üzüm hem sofrada hem de şarap yapımında tüketilmiştir. Soslarla hazırlanmış balık yemekleri kadar, farklı tür etleri bir araya getiren yemekler de sevilerek tüketilmiştir.”

Kazılarda bulunan mutfak gereçleri
Kazılarda gün yüzüne çıkarılan seramikler içerisinde yemek pişirmede kullanılan tencere, güveç ve tavanın yanında, tabak, kase, kadeh, bardak, testi veya düz tepsi formundaki servis kaplarının yoğunlukta bulunduğunu anlatan Korkut, eski çağlardan Bizans dönemine kadar yemek kaplarının benzer şekilde kullanıldığını ifade etti.

tlos-antik-kentinde-2-bin-yillik-buhar-basincli-duduklu-kaplar-bulundu-2

Prof. Dr. Korkut, “Roma Dönemi’nden itibaren çift hazneli ve buhar basınçlı düdüklü toprak kabın yemek pişirmede kullanıldığını gördük. Kerotakis olarak adlandırılan bu kapların ilk kullanımının M.Ö. 1. ve 2. yüzyıllar olduğu bilinmektedir” dedi.

Kazılarda bulunan yemek kaplarından yola çıkarak çizimini gerçekleştirdikleri çift haneli buhar basınçlı toprak kabın, bugünkü düdüklü tencerenin ilk örneklerinden olduğuna da dikkati çeken Korkut, çizimlerden yola çıkarak kabın benzerini de yaptıklarını anlattı.

Misafirlere daha lüks tabaklar
Korkut, Helenistik dönemde misafirlere ayrı servis tabaklarında yemek ikram edildiğini, misafirler için yapılan yemek takımlarının evde günlük kullanılanlardan daha lüks olduğunu vurguladı.

Korkut ve ekip arkadaşlarının çalışmaları, proje tamamlandığında 2017 içinde kitaplaştırılacak.

01.02.2017 aljazeera.com.tr

by -
526

Muğla’nın Milas ilçesinde yapımı devam eden bir inşaat alanında, mezar odası ve tarihi kalıntılar bulundu. Mezarın üstü beton dökülerek kapatılmaya çalışılmış.

milasta-insaat-alaninda-mezar-odasi-bulundu

Alınan bilgiye göre, bir istihbaratı değerlendiren Milas Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekipleri, İsmet Paşa Mahallesi Sanayi Caddesi’nde bir inşaat alanında inceleme yaptı. İncelemede sırasında inşaat alanında mezar odası ile bazı kalıntılara rastlandı. Milas Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü ekipleri, mezarın bulunduğu alanda arkeologlar eşliğinde inceleme başlattı.

Mezar girişinin beton dökülerek kapatılmaya çalışıldığı görüldü. İncelemenin ardından, mezarın dönemi ve özelliklerinin belirleneceği kaydedildi.

25.01.2016 Anadolu Ajansı

by -
376

Marmaris’te Bozburun açıklarında, 2 bin 700 yıllık Kıbrıslı bir tanrıçaya ait olduğu belirlenen heykel bulundu. Pişmiş topraktan yapılan büyük boyutlarda olduğu tespit edilen tanrıça heykeli, bir tabak batığında yapılan araştırmalar sırasında gün yüzüne çıktı.

marmariste-2-bin-700-yillik-tanrica-heykeli-bulundu

Marmaris’e bağlı Bozburun Mahallesi açıklarında geçen kasım ayında tespit edilen 2 bin 700 yıllık Tabak batığında, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü tarafından yapılan sualtı araştırmaları çalışmasında, 43 metre derinlikte, 2 bin 700 yıllık ve arkaik döneme ait olduğu saptanan 60 santimetre uzunluğunda heykel bulundu. Enstitüye bağlı Ege Bölgesi Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (EBAMER) Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Harun Özdaş başkanlığındaki kazının, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan izin ve Kalkınma Bakanlığı desteğiyle yürütüldüğü belirtildi. Sadece belden aşağısı bulunan seramik heykelin ortaya çıktığı yerde ayrıca seramik tabaklar ve amforalar da gün ışığına kavuştu.

Yaklaşık 300 metrekarelik bir alana yayılan eserlerin Akdeniz’de çok önemli bir tarihe ışık tutacağını belirten Doç. Dr. Harun Özdaş, şöyle dedi: “Ülkemiz kıyılarında ilk defa bu boyutlarda pişmiş toprak bir heykel tespit ettik. Antik dönemlerde Akdeniz medeniyetlerinin aralarındaki en önemli iletişimi ve etkileşimi deniz yoluyla sağladığını günümüz araştırmalarınla artık anlayabiliyoruz. Bugüne kadar yapılan araştırmalara ek olarak, en sonteknolojik cihazlar ve yöntemlerle de yaptığımız çalışmalarda, medeniyetlerin arasında sadece ürün ve malların değil, akıl, düşünce ve felsefenin de deniz yoluyla taşınmış olması gibi bir sonuca ulaşıyoruz. Akdeniz medeniyetleri çağlar boyu denizde iz bırakarak ilerlemiştir. Bizlerde bu izlerden yola çıkarak ülkemiz kıyılarındaki tarihsel süreçte ortaya çıkan ve yok olan medeniyetleri incelemekteyiz”

marmariste-2-bin-700-yillik-tanrica-heykeli-bulundu-1

Heykelin üst kısmı aranıyor
Bozburun açıklarında 43 metrede tespit edilen batıkta yapılan detaylı araştırmalar sonunda yüzeye yakın kum yığını altında farklı bir seramik bulduklarını belirten Doç. Dr. Özdaş, şunları anlattı: “Etrafını temizlediğimizde önce heykelin ayak parmakları görüldü. Çok heyecanlandık. Daha sonra ise heykelin sağlam belden aşağı bölümü ortaya çıktı. Belden aşağısı bulunan tanrıça heykelinin üzerinde elbisesi vardı. Pişmiş toprak heykelin iki parçadan oluştuğu ortaya çıktı. Bu tür heykeller birbirine geçmeli iki parça olarak yapıldığını biliyoruz. Bu nedenle, ikinci yani tanrıça heykelinin üst bölümünde aynı bölgede olduğunu tahmin ediyoruz. Bu eşsiz eser, uzun bir etek giymiş çıplak ayaklı bir kadına olasılıkla da bir tanrıçaya ait. Orijinal boyunun yaklaşık 120 santimetre olduğunu tahmin etmekteyiz. Gerek hava şartları, nedeniyle araştırmamızı kısa kesmek zorunda kaldığımızdan heykelin üst parçasını bulamadık. Fakat 2017 yılında bölgede kazı çalışmalarına başlamayı planlıyoruz. İlk verilere göre heykeli ve batığı MÖ. 7’inciyüzyıl sonuna tarihlemekteyiz. Büyük bir olasılıkla Kıbrıslı bir tanrıçaya ait.”

Eserin konservasyon çalışmalarının Bodrum sualtı Arkeoloji Müzesi laboratuvarında yapıldığını belirten Doç. Dr. Özdaş, “Heykeli bulduğumuz batığın ana yükünü ise tabaklar oluşturmakta. Geniş bir alana dağılmış olan batık alanından Kıbrıs kökenli amforalar bulunmakta. Gerek buluntular gerekse pişmiş toprak heykel geminin Kıbrıs kökenli olabileceğini göstermekte. Arkaik dönemde Akdeniz’den Ege’ye seyahat eden gemi kendi dönemi içinde Akdeniz Medeniyletleri ile Ege arasındaki ilişkiyi açıklayan önemli veriler sunmakta” dedi.

21.01.2017 Hürriyet