Tags Posts tagged with "Obsidyen"

Obsidyen

0 166

Ilısu Baraj gölü alanında kalacak olan Mardin’in Dargeçit İlçesi’ndeki ’Boncuklu Tarla’ düz yerleşmesinde yapılan kazılarda Çanak Çömleksiz Neolitik döneme ait bilgilere ulaşıldı.

mardindeki-boncuklu-tarlada-12-000-yillik-yasam-izleri-gun-yuzune-cikiyor

Ilısu Barajı göl alanında kalacak Mardin’in bilinen en eski yerleşimi olan Dargeçit İlçesi’ndeki ’Boncuklu Tarla’ yerleşiminde Mardin Müze Müdürlüğü tarafından 2017 yılı kazı çalışmalarına hafta içerisinde başlandı. Günümüzden 10 bin yıl önceki Kuzey Mezopotamya’da yaşayanların kültürler, sosyal yaşamları ve ölü gömme geleneklerine ilişkin önemli bilgi ve verilere ulaşıldı. Çanak Çömleksiz Neolitik’i yansıtan M.Ö. 10.000 – 7.000 yılları arasındaki dönemde temelleri moloz taşlarla örülmüş duvar ve sertleştirilmiş kil tabanları olan konutlar açığa çıkarıldı. Mardin Müzesi Müdürü Nihat Erdoğan, Neolitik Çağ’ın insanlık tarihinde, Anadolu’da birkaç noktada saptanan besin üretimi yanında ilk yerleşik toplumların kurulması ile başlayan dönemi yansıttığını söyledi.

‘Yeniden doğun inancı ile gömü’
Belirli bir düzene göre inşa edilen yapı, taş ya da kemik alet ve silahları, süs eşyaları ile ilk yerleşik köy örneklerini yansıtan Mardin’deki Boncuklu Tarla Neolitik yerleşim yerinde ölülerin ev tabanlarının altına, dizleri karın bölgesine çekik ana rahmindeki biçimde yeniden doğuş inancı ile gömüldüğü belirlendi. Bunun yanı sıra mezarların içerisinde çok sayıda boncuktan oluşan takı ve yontma taş aletler bulundu. Mardin Müze Müdürü Nihat Erdoğan şöyle dedi: “Bu dönemde bu yana insanlar inanç, bereket, büyü, totem, muska ve uğur getirmesi için takıları süslenme ihtiyacı için binlerce yıldır kullanıyor. Renkli taşlar, hayvanların diş, boynuz, kemik ve tırnak kısımları ile deniz kabukları gibi doğal malzemeler, sürtme ve kazıma yolu ile şekillendirilirken, delinip dizilerek takı haline getirilmiş. Kimi zaman kötülükten hastalıklardan koruyucu gücüne inanılan, kimi zaman şans uğur getirmesi için kullanılan takılardan Boncuklu tarlada açığa çıkarılan üçgen formlu kolye uçları günümüzde hala kullanılan muskaların formlarının ve kullanılış amacının 10 bin yıldır değişmediğini gösteriyor. Bölgedeki Boncuklu Tarla yerleşim yerinde binlerce takı için üretilen boncuğun yanı sıra çok sayıda obsidiyen ve çakmaktaşı dilgi, çekirdek ve yongalardan oluşan üretim artıkları, yontma taş aletlerin yerleşim yerinde üretildiğine tanıklık etmektedir. Bunlar arasında ok uçları, kesici aletler, delgiler ve mikrolitler bulunmakta.”

mardindeki-boncuklu-tarlada-12-000-yillik-yasam-izleri-gun-yuzune-cikiyor-3

Erdoğan, Neolitik süreçte günümüz uygarlıklarının temelinin atıldığını, sosyo ekonomik yapılanmanın oluştuğunu, hakim toplumsal sınıflar oluşmaya başladığını, insan yaşamında büyük ve köklü değişiklikler meydana geldiğini ekledi.

Daha önce Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ekibinin çalışma yaptığı bölgede kazı çalışmaları Ekim sonuna kadar devam edecek. Kazı çalışmalarında açığa çıkarılan eserler Mardin Müzesi’nde sergileniyor.

16.07.2017 Birgün

0 288

Suriye’de bulunan ve 40.000 yıllık olduğu tahmin edilen obsidyen alet, 700 kilometre uzaktaki Orta Anadolu’da Göllü Dağ’dan getirilmiş.

suriyede-bulunan-40-000-yillik-obsidyen-alet-orta-anadoludan-getirilmis

Arkeolog Ellery Frahm ve Thomas Hauck, bir erişkinin elinin avucuna sığacak kadar küçük olan bu yontma obsidyen parçasının 41 bin – 32 bin yıl önceye tarihlendirildiğini söyledi. Söz konusu obsidyen, volkanik bir kayadan çıkarıldığı Orta Anadolu’dan yaklaşık 700 km uzaklıkta ele geçirildi. Bugüne kadar Orta Doğu’ya en erken obsidyen ulaşımının 14 bin 500 ile 11 bin 500 yıl önce, Natufiyen avcı toplayıcılarının yılın belirli dönemlerinde yerleşik yaşadıkları zaman gerçekleştiği düşünülüyordu.

Yale Üniversitesinden Frahm ve Köln Üniversitesinden Hauck, birisinin muhtemelen bu obsidyen parçayı Türkiye’deki kaynağının yakınında kullanışlı bir araç haline getirdiğini söyledi. Çeşitli kesme ve sıyırma işlerinde kullanılmış olabilen bu araç, Suriye’nin Yabroud II kaya sığınağına ulaşmadan önce bir göçebe gruptan diğerine, belki de birkaç kez el değiştirdi. Alet yol boyunca yeniden şekillendirme ve keskinleştirme işlemine tabi tutuldu.

Türkiye ile Suriye arasındaki en doğrudan yol yaklaşık 700 kilometreye kadar uzanır. Fakat avcı-toplayıcılar yırtıcı hayvanları izlemek veya diğer yiyecekleri aramak için dolaşırlar. Araştırmacılar, bu yüzden obsidyen aleti taşıyan Taş Çağı insanlarının, muhtemelen Suriye’nin Yabroud kasabası yakınlarında kümelenmiş kaya sığınaklarından birine ulaşmak için muhtemelen daha fazla yol kat ettiklerini söyledi.

suriyede-bulunan-40-000-yillik-obsidyen-alet-orta-anadoludan-getirilmis-1

1930-1933 yılları arasında, Yabroud bölgesindeki kazılarda obsidyen alet ortaya çıkmış ve silisli şist (çört) olarak bilinen bir çeşit kayadan yapılmış yüzlerce eser sadece 5 ila 10 kilometre uzaklıkta bulunmuştu. Bazı araştırmacılar obsidyen aletin, kazılıp ortaya çıkarılmasından kısa bir süre sonra eski buluntular arasına karıştığından şüpheleniyor. Fakat alan çalışmalarını anlatan kazı başkanının kitabının bir kopyası, bu aletin insanların ve Neandertallerin Ortadoğu’da yaşadığı zamana ait tortuda bulunduğunu doğruluyor. Arkeologlar radyokarbon tarihlemesi için malzeme toplayamadığından, Frahm ve Hauck, Suriye kaya sığınağının yaşını; tortu tabakaları ve eserleriyle ile birlikte yakınlardaki daha tarihlendirilmiş birkaç alanla karşılaştırarak tahmin etti.

Neandertaller Ortadoğu’da ve farklı yerlerde en az 40 bin yıl öncesine kadar hayatta kalmışlardı. Bu nedenle obsidyen aletin son sahipleri onlar olabilir. Ama Frahm, Homo sapiens’i daha iyi bir aday olarak görüyor. Aletin kullanılmış olabileceği dönem boyunca insanlar Orta Doğu’yu ve yakın bölgeyi iskân ettiler. Suriye’deki bu arkeolojik alanda herhangi bir hominid fosil bulunamadı.

Frahm ve Hauck, portatif bir röntgen cihazı kullanarak obsidyen aletin ve güneybatı Asya’nın bilinen bölgelerinden toplanan 230 obsidyen örneğinin kimyasal bileşimini tespit etti. Bu durum, araştırmacıları Suriye’de keşfedilen aletin Orta Anadolu’daki kaynağına yönlendirdi.

Ortadoğu’nun dışındaki önceki kanıtlar, Taş Çağı Avrasya’sında uzun mesafe obsidyen taşımacılığının olduğunu gösteriyordu. Araştırmacılar 1966 yılında Kuzey Irak’taki Şanidar Mağarasında keskin kenarlı iki obsidyen parçasının yaklaşık 450 kilometre kuzeyden getirildiğini söylediler. Bu analizde, taşın kimyasal bileşimini tespit etmek için daha eski bir teknik kullandı. Arkeolog Frahm, Şanidar’da bulunan obsidyenin Yabroud II obsidyen aletiyle aynı tarihe dayandığını söyledi (belki de en erken 48 bin yıl önce).

Connecticut Üniversitesinden arkeolog Daniel Adler, Avrasya’daki Taş Çağı bölgelerinde; günümüzde Şanidar Mağarasından çok da uzak olmayan Ermenistan ve Gürcistan’da bulunan obsidyen eserler üzerinde yapılan son araştırmaların, oradaki avcı-toplayıcıların da geniş arazileri kullandığını gösterdiğini söyledi. Adler ayrıca, Yabroud II obsidyen aletine gelince, 700 kilometrelik bir ulaşım mesafesi, uzun bir sürede tek bir kişinin gidebilme imkânının olduğu bir mesafe olduğunu belirtti.

Avrasya, Orta Doğu’dan çok daha geniş bir avcı-toplayıcı ağı geleneğine sahip olabilir. Ermenistan’da uzun mesafe obsidyen taşımacılığına dair kanıtlar, Almanya’daki Tübingen Üniversitesi’nden arkeolog Andrew Kandel’e göre, yaklaşık 500 bin yıl öncesine kadar uzanıyor. Bu durum, Neandertallerin ya da diğer nesli tükenen insanların yüzlerce kilometre boyunca obsidyen taşıdıkları anlamına geliyor.

26.05.2016 Aktüel Arkeoloji kaynak: sciencenews.org

0 425

Dünyanın en eski tapınağı olarak kabul edilen Şanlıurfa, Göbekli Tepe’deki 11 bin yıllık kalıntıların, eski dünyada hacıların toplandığı bir kozmopolit merkez olabileceği öne sürüldü. Arkeologlar, antik tapınaktaki volkanik el aletlerinde, Kapadokya’nın ve Van Gölü’nün izlerini buldu.

Arkeologlar, kazı alanında bulunan ve volkanik kayalardan yapıldığı belirtilen 130 bıçak ve el aletine dayanarak, Göbekli Tepe’deki antik tapınağın, birçok farklı noktadan gelen insanlar için bir toplanma yeri özelliği taşıdığını iddia etti. El aletlerinin, lavlar hızla soğuduğunda elde edilen ve volkan camı olarak bilinen obsidiyenden yapıldığı ifade edildi.

0 694

Tarih öncesi dönemlerden başlayarak Osmanlı Dönemine kadar geniş bir zaman dilimini kapsayan Cide Arkeoloji Projesi yüzey araştırmaları Hollanda Leiden Üniversitesi ve İskoçya’dan Glasgow Üniversitesi başkanlığında çok uluslu bir ekip tarafından yürütülüyor.

Geçen yıl başlayan ve bu yıl devam eden CAP (Cide Arkeoloji Projesi) çalışmaları kapsamında Cide ve çevresinin tarihinde karanlık bir nokta kalmayacak. Bu yıl Cide ve Şenpazar bölgelerinde yapılan çalışmalarda bölgede insanlığın ilk izlerine kadar uzanan bulgulara rastlandı.

0 571

tasla-tarim-yaptilarAksaray’daki Aşıklı Höyük kazı alanından elde edilen bilgi ve bulgulardan yola çıkan Türk ve Fransız bilim adamları, Neolitik dönemde kullanılan tarım aletlerinin birebir kopyasını yaparak, aynı yöntemlerle buğday hasadı gerçekleştirdi.

Türk ve Fransız bilim adamlarından oluşan bir ekip, ‘Tarih Öncesinde Obsidyen Kullanımı Projesi’ni, geçmişi 10 bin 500 yıl öncesine tarihlendirilen ve insanların ilk kez tarım yapmaya başladığı yer olduğu ileri sürülen Aşıklı Höyük neolitik yerleşimi bulgularından yararlanarak uygulamaya başladı.