Cuma, Haziran 23, 2017
Etiketler Posts tagged with "Osmanlı"

Osmanlı

by -
499

İstanbul’un fethi sırasında kullanıldığı belirlenen ve Fatih Silivrikapı’da sur girişinde tam 564 yıldır asılı duran gürz çalındı. Hırsızlar belediye görevlisi gibi içeri girerek sur kapısına vinç dayadı.

istanbulda-vinc-dayadiklari-sur-kapisindan-564-yillik-fetih-gurzunu-caldilar

Mahalle sakinleri, İstanbul Büyükşehir yazan yelek giyen ve vinç ile gelen kişilerin, trafiği durdurarak gürzü aldıklarını söyledi. Yeniçeri’leri temsil eden gürzün kitabesinde, ‘Eski saray baltacılarından Rizeli Pehlivan İdris’in gürzüne nazar edip Fatiha-i Şerife okuyan iman ile gide’ yazıyordu. Polis, İstanbul’un fetihten sonra surlarda asılı duran orijinal tek sembolü çalanların peşine düştü. Bundan 13 yıl önce de yine Silivrikapı’da bulunan tarihi Bala Süleyman Ağa Camii’ndeki, ‘sancak’ bir gece çalınmış ve bulunamamıştı. Tarihçi Süleyman Faruk Göncüoğlu, ‘Zeytinburnu Yollar ve Kapılar’ adlı kitabında bu gürzlere yer vermişti. Göncüoğlu, 6 kapının 4’ündeki sembollerin zaman içinde kaybolduğunu, sadece Edirnekapı ile Silivrikapı’nın çıkış kapısının iç kısmının ön yüzünde bulunan gürzün yerinde durduğunu söylemişti.

09.06.2017 Takvim

by -
66

Sinop’taki Balatlar Kilisesi kazısından çıkarılan iskeletler üzerinde yapılan antropolojik incelemeler sonucuna göre, antik dönemlerde yaşayanların şimdiki ortalama insan boyundan kısa oldukları düşünülüyor.

antik-donem-insanlari-sanildigi-gibi-uzun-boylu-degil

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzet Duyar, bir program kapsamında geldiği Bursa’da, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sinop’ta “Balatlar Kilisesi” olarak anılan bölgede, 2010’da başlayan arkeolojik kazının antropolojik çalışmaları kapsamında gün yüzüne çıkarılan mezarları ve bu mezarlardaki buluntuları, iskeletleri incelediklerini söyledi.

“Çok iri bir insan yapısı yok”
Anadolu’nun birçok yerinde 20-25 bin iskelet incelediğini belirten Duyar, şunları kaydetti: “Osmanlı, Selçuklu dönemi ve daha eski dönemlerden iskeletler inceledim. Şunu görüyoruz ki çok iri bir insan yapısı yok. Hatta Osmanlı, Roma insanları günümüzdeki insanlara göre daha kısa. Eskiden 3-5 metre boyunda, bir adım attığında kaç metre ilerleyen insanlar olduğu, bir söylentiden ibaret. Bu, belki de ataları yüceltme yönünde yapılan bir inanış. Biz incelediğimiz iskeletlerde böyle bir şey görmüyoruz. Şu ana kadar 2 metre, hatta 1,90 boyunda bir insan iskeletiyle bile hiç karşılaşmadım.”

“Kireçleme ve eklem bozulmaları azalmış”
Duyar, iskeletlerden yola çıkarak eklem hastalıklarını ve bu hastalıklardaki değişimi de gözlemlediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “İlk veriler, bölgede, aynı topluluğun yaşamını sürdürdüğünü gösteriyor. Zorlanmayla ortaya çıkan, aşırı yüklenme, yük taşıma, çok fazla hareket etme ve periyodik, zorlu işler yapma sonucunda dizlerde, kalçada, dirsekte ve omuzda oluşan değişimleri de gözlemledik. Burada yaptığımız incelemelerde, 5-6. yüzyıl erken Roma döneminden, 18-19. yüzyıl geç Osmanlı dönemine, aradaki bin 200 yılık zaman diliminde insanların artrit ve eklem bozulmalarının azaldığını gördük. Demek ki zaman içinde insana binen yük giderek azalmış. Biz, bunu ortaya koyduk. Artritin göstergesi olan kişinin daha fazla yük altında kalmasının giderek azaldığı gözleniyor. Erken Roma döneminde yaşayanlar, daha fazla yüklenme altında kalıyor. ‘Daha şanssızlar’ diyebiliriz. Geç Osmanlı 18-19. yüzyıl insanları ise daha rahat. Bu verileri günümüz hastane verileriyle karşılaştırarak, daha da ilginç sonuçlar da elde edebiliriz. Böylece bir bölgede aynı toplumun zaman içinde nasıl değişim geçirdiğini anlayabiliriz.”

05.06.2017 Anadolu Ajansı

by -
269

Bursa’nın İznik ilçesindeki tarihi şehir surlarında oluşan devasa çatlak korkutuyor. Vatandaşlar, orta şiddetli bir depremde yıkılması muhtemel olan burçlar için yetkililerden yardım istedi.

iznik-surlari-devasa-catlaklar-yuzunden-yikilma-tehlikesi-ile-karsi-karsiya

Gövdesinde oluşan derin çatlak sebebiyle ikiye ayrılmak üzere olan Yenişehir Kapı’da tedbir alınması isteniyor. Roma döneminde inşa edilmeye başlanan surlar, üç döneme ışık tutarken, Roma, Bizans ve Osmanlı döneminde onarım gördü.

Savaşlar ve depremler sebebiyle yıkılan surlar, şimdilerde ise gövdesinde oluşan dev çatlaklar sebebiyle vatandaşları tedirgin ediyor. Muhtemel bir depremde yıkılması an meselesi olan tarihi yapının hemen karşısında bulunan yerleşim alanındaki vatandaşlar, yetkililerden yardım istedi.

Kenti yaklaşık 5 kilometre çevreleyen surların yüksekliğinin 15 metreyi bulduğunu belirten vatandaşlar, yetkililerin onarımı ile asırlık tarihin ayakta tutulmuş olacağını söyledi.

28.02.2017 Bursa Hakimiyet

by -
287

İstanbul Üsküdar’daki Mimar Sinan’a ait 450 senelik Atik Valide Külliyesi’nin yanına yapılan öğrenci yurdu inşaatını mahkeme durdurdu. İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2 Aralık tarihli kararında mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi isteyerek bu süre zarfında yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Üsküdar’daki Mimar Sinan’a ait 450 yıllık Atik Valide Külliyesi’nin dibine beton atılarak öğrenci yurdu inşa edilmesini Hürriyet 11 Haziran’da ‘’Osmanlıya Beton’’ manşetiyle duyurmuştu. Yeni inşaatın kalıpları tarihi binanın duvarlarına yaslanmıştı. Koruma Kurulu’ndan izin alınarak inşa edilen betonarme yapı Atik Valide İlim ve Hizmet Vakfı adına öğrenci yurdu olarak yapılıyordu.  Hürriyet’in haberinden sonra inşaat durmuş ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Üsküdar Belediyesi inşaatın projeye ve mevzuata uygun yapıldığı yönündeki tespitleri üzerine kaldığı yerden devam etmişti. 

Avukat Onur Cingil İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nde Üsküdar Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine dava açtı. Yapılan itirazda, İstanbul 6 Numaralı Koruma Kurulu tarafından 16 Ocak 2013 tarihli onaylanan avan proje ile bu projeye uygun olarak Üsküdar Belediyesi tarafından verilen inşaat ruhsatının hukuka aykırı olduğu, dava konusu inşaatın önemli bir eser olan Atik Valide Külliyesi’nin bitişiğinde zarar verecek şekilde inşa edildiği ileri sürüldü. Mahkeme bu gerekçelere bakarak yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra bu konuda yeniden bir karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına oy birliği ile karar verdi.

06.12.2016 Hürriyet

by -
189

Eski Van şehrindeki yapıların yeniden ayağa kaldırılması ve turizme kazandırılması amacıyla gerçekleştirilen kazılarda, Osmanlı dönemi mimarisiyle ilgili kamu binaları gün yüzüne çıktı.

Van Kalesi’nin güneyinde bulunan eski Van şehri kazı çalışmalarında, Osmanlı döneminde insanların yaşam tarzları ve dönemin kurumsal yapısıyla ilgili yeni bulgulara ulaşıldı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında 7 yıldır devam eden kazılarda, ortaya çıkan kalıntılar, eski Van şehrinin özgün ve planlı yapısını göz önüne seriyor.

Kazılarda son olarak Osmanlı dönemine ait belediye, meclis, mahkeme binası ile emekli askerler lokalinin kalıntılarına ulaşıldı.

Konyar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Urartu medeniyetine başkentlik yapan ve 800 yıllık geçmişiyle Osmanlı’nın nadir kentlerinden olan eski Van şehrinin, çok kültürlü ve batıya açık bir yapıya sahip olduğunu söyledi.

Eski Van şehrinde Rus seramiği ve Avrupa’dan gelmiş aksesuarlar bulduklarını ve bunların kentin Avrupa’ya açık bir kültürünün olduğunu gün yüzüne çıkardığını anlatan Konyar, 6 bin metre karelik alandaki kazıların bu yıl sona Konyar, şöyle konuştu:  “Önümüzdeki yıl eski Van şehri ile ilgili somut adımlar atılacak. Kazılarla buranın yaşanabilir bir alan haline getirme projesi gündemde. Alan bu şekilde kaldığı takdirde yaşanabilir olur. Kazı çalışmalarımızı yürüttüğümüz alanlar daha çok kamusal alanlardan oluşuyor. Yani belediye binası, meclis binası, mahkeme binası, emekli askerler lokali, posta veya sağlık departmanının olduğu alanlara ulaştık. Eski Van şehrinin özgün ve planlı bir yapıya sahip olduğu, çalışmalar sonucunda ortaya çıktı. Şehrin iç kısımlarına doğru gidildikçe de Güneydoğu’nun geleneksel mimarisi karşımıza çıktı.”

29.10.2016 Anadolu Ajansı

by -
316

Cihangir’de bulunan ve Sanatkarlar Parkı olarak da bilinen Roma Parkı’nda ‘Cihangir Sosyal Tesisi’ yapmak için başlayan yıkım çıkan eserler nedeniyle durduruldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Cihangir’de bulunan Sanatkarlar Parkı olarak da bilinen Roma Parkı’nda ‘Cihangir Sosyal Tesisi’ yapmak için sabah saatlerinde başlayan yıkım, arkeolojik kalıntıların bulunması ve mahalle halkının tepkileri üzerine durduruldu.

Belediye ekipleri iş makineleriyle sabah saatlerinde Roma Parkı’na gelerek yıkıma başladı. Cuma gününden bu yana yıkıma karşı parkta nöbet tutan mahalle halkı ve Beyoğlu Kent Savunması üyeleri ise iş makinelerinin alandan çıkarılmasını isteyerek belediye ekiplerine teki gösterdi.
Arkeolojik sit alanı ilan edilen ve kazı sırasında da tarihi eser bulunan parkta yapılmak istenen inşaat için bölge halkı ve Beyoğlu Kent Savunması üyeleri ruhsat görmediklerini ve kendilerine herhangi bir açıklama yapılmadığını vurguladı. Yıkım nedeniyle polis ile mahalleli arasında arbede yaşandı. Bu sırada Beyoğlu Kent Savunmasından Deniz Özgür gözaltına alındı. Polis mahalleliyi zorla alandan çıkararak iş makinelerini soktu ve bölgede çalışmalar başladı. Bu sırada alana ilişkin ruhsat getirilerek alanın girişine asıldı ve çalışmalar devam etti.

Mahalleli, alanın yeşil alan olarak korunmasını çalışmaların da arkeologlar eşliğinde tarihi dokuya ve ortaya çıkan kalıntılara zarar verilmeden yapılmasını istedi. Mahalle halkının tepkisi üzerine Cihangir Güzelleştirme Derneği Başkanı, Arkeolog Bensen Ünlüoğlu’nun gelmesiyle belediye ekipleri ile görüşme başladı. Ünlüoğlu alanda bulunan tarihi eserler hakkında ekiplere bilgi vererek çalışmaların durmasını istedi.

Ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın talimatıyla çalışmalar durduruldu.
Arkeolog Bensen Ünlüoğlu, kazı alanında ‘Osmanlı Seramiği’ çıktığını belirterek, “Kazı alanında çıkan seramik yoğunluğu sonrasında çalışmaların durdurulmasını talep ettik. Kazı çalışmaları devam ederken kazı alanında Osmanlı Seramiği çıkması üzerine çalışmaları durdurdular. Bundan sonra arkeolog eşliğinde el ile kazı yapılacaktır” dedi.

25.10.2016 Evrensel

by -
719

Karadeniz’in dibinde, Bizans ve Osmanlı dönemine ait 40’tan fazla iyi durumda gemi batığı tespit edildi.

Daily Mail’in haberine göre Karadeniz Sualtı Arkeolojisi Projesi ekibi, 1.800 metre derinliğindeki deniz dibini taramak için uzaktan kumandalı iki cihaz kullandı. Cihazlardan biri yüksek çözünürlüklü 3D resimler yaparken ikincisi projektörleri, lazer tarayıcıları ve kameraları taşıyarak arazi hakkında bilgi topladı. ​Ekibin başkanı Prof. Dr. John Adams, “Projemizin temel görevi, gemilerin yattığı yerleri tespit etmek için jeofizik çalışmaları yapmak ve ayrıca Karadeniz’in hikayesini anlatacak verileri toplamak” dedi. ​Batan gemilerin kaplamalarını inceleyerek iskeletinin resimlerini çeken arkeologlar, oksijen eksikliği nedeniyle, gemilerin iyi korunduğunu kaydetti. Aramalar, Bizans’ı diğer ülkelere bağlayan eski güzergahlara uygun olarak gerçekleştirildi.

25.10.2016 tr.sputniknews.com

by -
637

1566’da Zigetvar Kuşatması sırasında hayatını kaybeden Kanuni Sultan Süleyman’ın iç organlarının defnedildiği türbe gün yüzüne çıkarıldı.

Araştırmayı yürüten ekibin başındaki ODTÜ Mimarlık Tarihi Bölümü öğretim görevlisi Prof. Dr. Ali Uzay Peker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, TİKA’nın verdiği destek neticesinde, 1566’da Zigetvar Kuşatması sırasında hayatını kaybeden Kanuni Sultan Süleyman’ın iç organlarının defnedildiği yerin kesin olarak bulunduğunu söyledi.

2015 yılı Ekim ayında başlayan kazılarda Türk ve Macar olmak üzere iki ekip çalışmaya başladıklarını ve aynı yılındaki çalışmalar neticesinde öncelikle bir temel ortaya çıkarıldığını belirten Peker, şöyle konuştu: ”Ortaya çıkan yapının bir türbe olma ihtimalini her zaman söyledim. Ama yanındaki yapıların da ortaya çıkmasını bekledim. Palankada sadece türbe yok çünkü onun yanında Sultan Süleyman’ın türbesi, yanında cami, tekke ve yeniçeri odaları da bulunmakta. Bunların hepsinin ortaya çıkarıldığı takdirde buranın türbe olduğu hakkında kesin olarak konuşabileceğimizi her zaman söyledim. Yapılan çalışmalarda türbenin yanı sıra cami ve onun yanında tekke de ortaya çıkarıldı. Ayrıca bunların birer Osmanlı yapısı olduğu maddi verilerle kanıtlandı.”

”Ne yazık ki, Avusturyalılar camiye büyük zarar vermiş”
Yaptıkları bilimsel çalışmaların sonucunda toprak altında bir yapı keşfettiklerini ve kazı sonucu ortaya çıkan yapının plan şeması ve konumunun tarihi belgelerle uyumlu olduğunu kaydeden Peker, şunları ifade etti: ”Ortaya çıkan yapı elimizdeki yazılı ve görsel belgelerle tamamen uyuştu. Aynı şekilde konumu hem Osmanlı hem de Macar ve Avusturya kaynaklarıyla da aynı. Yaptığımız bilimsel çalışmalar zaten bizi bu alana götürmüştü. Biz zaten burada toprak altında jeolojik ve kaynak araştırmaları neticesinde bir kalıntı görüyorduk. Kazı yapılan alanın Sultan Süleyman’ın türbesinin yer aldığını palanka olduğu kesinleşti. Bunu basına Başbakan Yardımcımız Veysi Kaynak ile açıkladık. Bunun dayanağı ise her şeyden önce arkeolojik veriler. Burada son cemaat yeri ile beraber üç bölümlü ve minareli bir cami, duvar örgüsünde kullanılan tekniklerle beraber ortaya çıktı. Aynı zamanda caminin döşemesi de ortaya çıktı. Ne yazık ki, Avusturyalılar camiye büyük zarar vermiş. Temelleri yerde 40-50 santim kalmış. Ama her şeye rağmen döşemesinden çıkan parçalar ve bazı maddi buluntular örneğin, bulunan kemer tokaları ve ufak bir bıçak Osmanlı dönemine ait. Palankanın hendeğinde de yapılan kazılarda ortaya çıkan izler buranın doğru yer olduğunu gösterdi.”

09.09.2016 Anadolu Ajansı

by -
1538

Bursa’daki İznik Gölü’nün altında yer alan ve M.S. 740 depremiyle sular altına gömülen bin 500 yıllık Aziz Neophytos Bazilikası’nın kazı evi ziyarete açılıyor.

iznik-golundeki-bazilika-su-alti-arkeoloji-muzesi-olacak

Tarihi M.Ö. 4’üncü yüzyıla kadar uzanan, Bithynia, Roma, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapan İznik’te 2014 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından havadan yapılan fotoğraf çekimleri sırasında, ilçe ile aynı adı taşıyan gölün 20 metre açığında 1.5-2 metre derinlikte bazilika formunda bir kilise kalıntısı ortaya çıkmış, buluş Amerika Arkeoloji Enstitüsü, resmi web sitesinde ‘Dünyadaki En Önemli 10 Arkeolojik Keşfi’ arasına gösterilmişti. Sikke, çini ve mozaiklerin çıktığı alanda değişik mezarların da bulunduğu alanda yer alan Bazilika’nın turizme kazandırılması için uğraşlar devam ederken, merak uyandıran çalışmalarda gelinen nokta halk ile paylaşılacak.

Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin “Bizler bu kazı çalışmalarına 6 ay önce başladık. Kapılar devamlı kapalı olduğu için halkımızda içeriye bakma merakı doğmaktadır.  Biz bu merakı ortadan kaldırma düşüncesi ile bundan sonra her ayın 1. ve 3. cumartesi günü saat 14.00’te halk günü düzenleyeceğiz. Halk gününde kapıları tamamen açıp merak eden vatandaşlara yapılan çalışmalar anlatılacak” dedi.

05.09.2016 dunya.com

by -
1920

Muğla’nın Yatağan ilçesinde bulunan Stratonikeia Antik Kenti kazı ekibi, 2 bin yıllık geçmişi olan antik oyunları çizerek, gelecek kuşaklara aktarmaya çalışıyor.

Yatağan ilçesine bağlı Eskihisar Mahallesinde bulunan ve kurulduğu günden bugüne Helenistik, Roma, Bizans, Beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait eserlerin bir arada olduğu dünyadaki nadir yerlerden biri olarak kabul edilen Stratonikeia Antik Kenti’nde kazı, restorasyon ve konservasyon çalışmaları sürüyor.

Kazı alanının dışındaki bölümde, ziyaretçilerin sosyalleşebilmesi için alanlar oluşturan kazı ekibi, tek kullanımlık ahşap paletleri bu alanlar da kullanmaya karar verdi. Kazı ekibinde yer alan ve antik oyunlarla ilgili makale yazan arkeolog Nihal Durnagölü tarafından araştırılarak taspet edilen oyunlar, ressam Aydın Erkuş tarafından masaların üzerine çizildi.

Geçmişi yaklaşık 2 bin yıl öncesine dayanan ve bazılarının halen oynandığı belirtilen oyunların tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılması için hazırlanan masalara kazı ekibi tarafından “bilgili masa” adı verildi.

Çizimleri kurşun kalem ve kökboyasıyla yaptılar
Her kazı sezonu başlarken kendilerine birer ödül verdiklerini belirten ressam Erkuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu senede de atıl malzemelerden oluşturdukları masalarla kendilerini ödüllendirdiklerini söyledi. Erkuş, kullanım dışı kalan malzemelere tekrardan şekil vererek ömürlerini uzatmayı sevdiğini belirterek, “Bunlarda, kurşun kalem ve o dönemin kök boyalarıyla çalıştık. Biraz da böyle ilkel olmasını istedim. Bunların yıpranma kaygısı yok. Bunlar hem köy masaları hem de üzerinde bilgiler olması nedeniyle ‘bilgili masa’ diye isim koyduk. Her sene böyle eşyalarda benzeri şeyler yapmak istiyoruz.” dedi.

stratonikeia-antik-kentinde-2-bin-yillik-oyunlar-anlatiliyor

Dama ve satrancın atasının izlerine rastladılar
Antik çağlarda oynanan oyunların, tıpkı bugün olduğu gibi insanların boş zamanlarını değerlendirmek için oynadığının altını çizen arkeolog Nihal Durnagölü, antik çağda insanların oyun oynamak için yer ve mekan ayırt etmediğini, bazen de üzerinde yazıt bulunan bir bloğu bozarak bunu bir oyun masası haline getirdiklerini söyledi.

Durnagölü, geniş bir alana sahip olan kentin farklı yerlerinde bu zamana kadar geçmişi yaklaşık 2 bin yıl öncesine dayanan 6 çeşit oyun tespit ettiklerini belirterek, “Genel başlıklarıyla söylemek gerekirse ‘mankala’ diye bir oyun tespit ettik. Bunun 10’a yakın farklı örnekleri var. Üçtaş, dokuztaş, bunun yanında ‘kirkat’ diye farklı bir oyun var. Ludus latrunculorum oyunu ise ‘dama ve satrancın atası’ diyebileceğimiz bir oyun. ‘Diodecim scripra’ diye bir oyun da tespit ettik. Bu oyunlardan bazıları hala yaşatıldığı için nasıl oynandığını biliyoruz. Ama antik çağda nasıl oynandığını bilmediğimiz oyunlar da var. Onların da araştırılması gerekiyor.” diye konuştu.

Antik oyunların tüm örnekleri toplandı
Stratonikeia’nın bu zamana kadar birçok medeniyete ev sahipliğini yaptığını ve her medeniyetin kentte kalıcı eserler bıraktığını kaydeden Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt ise kentte yaşayan insanların boş vakitlerini değerlendirirken oynadıkları oyunların izlerine rastlamanın kendilerini çok sevindirdiğini söyledi.

Söğüt, oyunların kültürün önemli bir parçası olduğunun altını çizerek, şunları söyledi: “Kentin içerisinde yaklaşık 2 bin yıllık sürece ait olan en az 6 oyunun varlığını biliyoruz. Bizim bildiğimizin dışında ekip arkadaşlarımız ve burayı ziyarete gelenler, bu oyunları doğrudan görsün istedik. İnsanların, her biri kentin farklı yerinde olan bu oyunları her zaman görme şansı olamazdı. Onun için Aydın Bey ve Nihal Hanım ile bir ekip oluşturduk. Kentteki bütün oyunların çizim ve belgeleme çalışmalarını yaptık. Bu oyunların örneklerini, Aydın Bey’in yaptığı bu otantik masaların üzerine yerleştirdik. Kazı çalışmasında yer alan arkadaşlarımız masalarda otururken bunları görüyorlar. Bir ziyaretçi gelip bu masada oturduğunda, ‘bu oyunu çocukluğumda oynuyordum’ diyebiliyor. Bizim istediğimiz de o. Esasında bizim çocukluğumuzda var olan oyunların yaşatılıyor ve hatırlanıyor olmasıdır.”

01.09.2016 TRT Haber