Salı, Mart 28, 2017
Etiketler Posts tagged with "Prehistorya"

Prehistorya

by -
246

Manisa’nın Salihli İlçesi’nde bulunan ve 26 bin yıllık olan insan ile hayvanlara ait ayak izleri koruma altına alınmamaları nedeniyle yok oluyor.

manisada-26-bin-yillik-ayak-izleri-yok-oluyor-2

Salihli İlçesi, Sindel Mahallesi yakınlarında bulunan insan ve hayvan ayak izleri fosilleri, tam olarak koruma altına alınmamaları nedeniyle büyük ölçüde yok oluyor. Sindel Mahallesi Muhtarı Bekir Üçtaş, SİT alanı ilan edip, ‘Açık Hava Tabiat Müzesi’ olarak nitelendirilen bölgedeki fosil ayak izlerini kendi imkanlarıyla korumaya çalıştığını belirterek, daha ciddi önlemler alınmasını istedi.

1969 yılı yazında Maden Tetkik Arama Enstitüsü prospektörlerinden Mustafa Çelik, Demirköprü Barajı’nın batı kıyılarında insan ayak izi fosilleri buldu. Salihli’nin 30 kilometre güneybatısında, kırsal Sindel Mahallesi Divlittepe Mevkisi’nde bulunan bu prehistorik insan ve hayvan ayak izlerinin günümüzden 26 bin yıl öncesinden kaldığı ve Kula Yanardağı’nın çıkardığı tüflerde yer aldığı belirlendi. İzlerin üzerinin yine aynı yanardağdan kaynaklanan bazalt cürufu ile örtülü olduğu belirlendi. İyi korunmuş bir kül konisi eteğinde, bazalt cürufları altında uzayıp giden ayak izlerinin sayısının yüzden fazla olduğu tahmin ediliyor. ‘İlk insanın ayak izleri’ olarak nitelendirilen bu fosil ayak izlerinden dünyada sadece Fransa, İtalya ve Macaristan’da üç örnek daha bulunuyor. Ancak oradaki örnekler sadece bir insanın ayak iziyken Sindel’deki buluntuların bir erkek, kadın ve çocuk ile tavşan ya da köpek gibi bir hayvana ait olduğu belirlendi. Adım araları ölçüldüğünde ortalama 75 santim olduğu görülmektedir ki, buradan izleri bırakan insanların koşmadan çok normal yürümekte oldukları anlaşılıyor. Diğer üç buluntunun Salihli konisindeki kadar zengin olmadığı, diğerlerinin hiç birisinde hayvanlara ve taşınan yüke ait izler yer almadığı, ayrıca bu fosil izlerin, birden fazla bireye ait olmaları bakımından da çok önemli olduğu biliniyor. Ancak killi, ıslak çamur tabakasından oluşan ayak izleri, sıcak volkan küllerine maruz kalması sonucu tuğla gibi pişerek binlerce yıldır şekillerini muhafaza ettiği belirtililirken, dünyadaki önemli bir doğa müzesi olmaya aday bölge yıllardır korunmayı bekliyor. Bölgenin koruma altına alınması amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı 8 Mayıs 1981 yılında bölgeyi birinci derece doğal SİT alanı ilan edip, ‘Açık Hava Tabiat Müzesi’ olarak nitelendirdi. 2013 yılında dönemin Valisi Orhan Işın ile AK Parti Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş’ın da inceleme yaparak, ‘çok değeli bir tarihi miras’ olduğunu ifade edip, korunması gerektiği belirtikleri ayak izlerinden büyük bölümü koruma altına alınmadığı için tahrip oldu. Sadece 15 ayak izi kaldı.

manisada-26-bin-yillik-ayak-izleri-yok-oluyor-1

“Fosil Ayak İzleri Kazınıp Götürülüyor” İddiası
Sindel Muhtarı Bekir Üçtaş, bölgedeki iki, üç kilometrelik bir alanda ayak izlerine rastlandığını belirtip, “Korumak için var gücümle çalışıyorum. Ancak, buna rağmen birçoğu talan edildi. Daha önceleri birçoğu kürekle kazanlar tarafından tahrip edildi. Bazıları da kazınıp, bu kişiler tarafından götürüldü. 26 bin senedir bozulmadan gelen bu fosil ayak izlerinin korunması gerekiyor. İzleri koruyabilmek için üzerlerini süpürge otlarıyla örtürüyorum ancak bu önlem yeterli olmuyor. İzlerin özellikleri zamanla bozuldu. Sağlam kalan 15 kadar var ama ben gelenlere sadece birini gösteriyorum. Geri kalanı kapalı tutup, açmıyorum. ‘Tel örgü veya camekan içine alalım, izleri tamamen açalım’ denildi ancak yıllardır hiçbir şey yapılmadı. Türkiye için bu fosil ayak izleri aslında bir velinimet. Bu Avrupa’da olsa biz masraf edip izleri görmeye gideriz. Avrupa’da çok dile gelen bu tür şeyler biz de önemsenmiyor ve heder olup gidiyor” dedi.

manisada-26-bin-yillik-ayak-izleri-yok-oluyor

Muhtar Üçtaş, daha önce bölgenin beton direkli yüksek tel örgü içine alınması, SİT alanının yakınına devamlı korumanın sağlanması için bekçi konulması, ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılayacak mekanların yapılması, bölgeyi ziyarete açmak için ilgili arkeologların atanması, İzmir, Ankara ve Demirci karayolları üzerinde SİT alanını tanıtan levhaların asılması, ilgili turizm seyahat acentelerine gerekli bilgilerin verilmesi gibi öneriler ortaya atıldığını, ancak hiçbirinin yapılmadığını da söyledi.

07.01.2017 haberler.com

by -
205

Libya çöllerinde ​yabani tahıl ve bitkileri pişirmek için 10 bin yıl önce kullanılan ilk ​çömlekler bulundu. Bilim adamları,​ bu​ yiyeceklerin ​bir çeşit ​”​lapa​” olduğunu ve ​avdan etsiz dönüldüğünde ana yemek ​olarak ​ye​n​diğini söy​lüyor​.

atalarimiz-10-bin-yil-once-​comlekte-yabani-tahil-ve-bitki-pismis-olabilirler-

Bristol Üniversitesi’nden Dr​.​ Julie Dunne, “Bu, küresel olarak bitki​yi​ işlemenin ilk doğrudan kanıtı ve olağanüstü bir şekilde, erken Kuzey Afrika avcı toplayıcılarının tahıl​, ​tohum, yapraklı​ bitki​​, su bitkileri gibi​ birçok farklı türde bitki tüket​t​iğini gösteriyor.”

Yeşil Sahra
Tarih öncesi dönemde ​Sahra Çölü, göller ve nehirlerle​ çevrili​ yeşil bir savana​ydı​​.​ ​Su​ ​aygırları ve filler de dahil olmak üzere büyük hayvan sürüler​inden oluşan bir yaşam vardı. O dönemde yaşayan insanlar çimen, yapraklı bitkiler ve su bitkilerin​in ​yabani taneler​ini​ topla​dılar.​

atalarimiz-10-bin-yil-once-​comlekte-yabani-tahil-ve-bitki-pismis-olabilirler-​-1

Dunne, “Bitkilerin uzun süre kaynatılmasına izin veren, termal olarak dayanıklı çömlek icadı, tarih öncesi insanların yiyebileceği bitki çeşitliliğini, daha önce​leri​ ​yedikleri ​tatsız ve hatta toksik bitkiler de dahil olmak üzere​,​ önemli ölçüde genişletiyor” dedi.

Öğütmek için kullanılan taşlar da parçalanmış seramiklerin yakınlarında bulundu​.​ ​B​u da tahılların un haline ge​tirildiğini​ düşündür​üyor.​ D​r.​ Duncan, “Veya sadece tahılları uzun süre kaynatmış ve bir çeşit pür​e de​ yapmış olabilirler. İlginçtir ki​ bu,​ bugün Afrika’daki en önemli unsurlardan biri ​ve​ çok uzun bir geçmişi olabilir” şeklinde konuştu.

​Çömlekler, insanlık tarihinde iki kere icat edildi. Doğu Asya’da yaklaşık 16 bin yıl önce, daha sonra Kuzey Afrika’da yaklaşık 12 bin yıl önce. Araştırmacılar, Libya ​Çölü’ndeki Takarkori ve Uan Afuda’daki arkeolojik alanlarda 100’den fazla kırılmış seramik parçasını inceledi. Ç​ömleklerin​ çok çeşitli bitki örtüsünü işlemek için kullanıldığını fark ettiler.​ ​Araştırmacılar bunu​,​ çömleklerde​ki​ yağlı kalıntıların​ karbon izotop oranlarını analiz ederek keşfettiler.

​Çömlekler, bölgedeki bitki evcilleştirme ve tarımın​ı en az 4 bin yıl ön​e çekiyor.

Araştırmacıı Prof​.​ Richard Evershed​, “Erken tarih öncesi çanak çömleklerde yaygın bitki mumu ve yağ kalıntılarının bulunması, ​çöld​e​ eski çanak çömleklerin eski dünyadaki diğer bölgelere kıyasla kullanılma biçiminin tamamen farklı bir resmini sunuyor” dedi. ​​Ç​ömlekler,​ daha sonra süt de dahil olmak üzere hayvansal ürünleri işlemek için kullanılmış​.​

atalarimiz-10-bin-yil-once-​comlekte-yabani-tahil-ve-bitki-pismis-olabilirler-​2

Bitki diyetleri
Atalarımız üç milyon yıl boyunca bitki yiyorlardı.​ ​İlk başta, akşam yemeğinde ​ yumuşak ve sindirimi ​kolay ​olan meyvele​r yediler. Daha sonra, bitkilerin odunsu kısımları​nı ​çukurlar​da yakılan ateşlerde pişirerek, ​onları daha yenilebilir ​hale getirdiler.​ Çanak çömleklerin keşfi, kaynatarak bitkileri pişirmeyi mümkün kıldı ve onları daha lezzetli ve daha az toksik hale getirdi.​ ​Bu insanlık tarihi​ için​ büyük önem taşır​.​ Nişastalı gıdalar enerji ve besin öğeleri ​bakımından​ iyi bir kaynaktır.​ ​Pişmiş bitkiler ve tahıllar gelecekte kullanılmak üzere korunmuş olabilir​ler​.​ ​Ayrıca pişen bu bitkilerin ​​bebekler​i​ besle​y​ebilecek kadar yumuşak​ olması​, belki bebeklerin ​sütten ​daha erken ayrılması​nı sağlamış ve böylelikle kadınların doğurganlığını artır​mış olabilir.​

19.12.2016 bbc.com

by -
245

Arjantin’in Santa Cruz eyaletindeki Rio Pinturas’da bulunan Eller Mağarası, günümüzden 13 bin ila 9 bin yıl önce yapılan Tarih öncesi dönem mağara sanatına ait muazzam bir örneğe ev sahipliği yapıyor.

arjantindeki-eller-magarasi-cizimleri-13-000-ila-9-000-yillari-arasina-ait-3

The Vintage News’te yer alan habere göre İspanyolca adı ‘Cueva de las Manos’ olan Eller Mağarası’nın da içinde bulunduğu bölge 25 yıldan uzun bir süredir arkeolojik araştırmaların başlıca merkezi durumunda.

Arkeologlara göre Eller Mağarası duvarları yüzeyindeki el izleri, 14 bin 500 yıldan fazla bir tarihe sahip Patagonia yerlilerinden Tehuelche boyunun atalarına ait. El izleri değişik teknikler uygulanarak yapılmış. En belirgin teknik ise ressamların sol ellerini taşın yüzeyine koyarak sağ ellerinde tuttukları püskürtme borularıyla üfleyerek el izi bıraktığı şeklinde. Boyalar ağaç kökü ve kabuğu gibi bitki örtüsünden yapılırken, renklerde siyah, eflatuni kırmızı, sarı, beyaz, mor ve çok nadir olarak yeşil görülüyor.

arjantindeki-eller-magarasi-cizimleri-13-000-ila-9-000-yillari-arasina-ait-2

Mağara’da el şablonlarının yanı sıra avlanma sahneleri, çeşitli avlama tekniklerinin tasvir edildiği insan ve hayvan siluetleriyle birlikte daireler, yıldızlar, yuvarlak ve spiral tasarımlardan oluşan geometrik işaretler de mevcut.

Fazla büyük olmayan mağarayı insanlar yüksek ihtimalle avlandıktan sonra dinlenmek ve bir takım ritüellerini yerine getirmek için kullanıyorlardı.

arjantindeki-eller-magarasi-cizimleri-13-000-ila-9-000-yillari-arasina-ait

Eller Mağarası 1999 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı ve ulusal tarihi anıt ilan edildi. Mağara sanatsal ihtişamının yanısıra tarih öncesi avcıların bölgedeki varlığına da tanıklık ediyor.

Çeviri: Ayşen Yolcu

by -
1772

Kars Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Vedat Akçayöz, Ani Antik Kenti yakınındaki Alem köyü çevresinde kaya resimleri bulduklarını, tescil için Müze Müdürlüğü’ne başvurduklarını söyledi.

Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Vedat Akçayöz, Türkiye-Ermenistan sınırındaki Ani Antik Kenti’ne 11 kilometre uzaklıktaki Alem köyünde kazıma tekniği ile yapılmış, av sahnelerini betimleyen at, köpek, dağ keçisi, geyik ve insanı anlatan 14 kaya resmi bulduklarını bildirdi. Yaptıkları başvuru üzerine Kültür ve Turizm İl Müdürü Hakan Doğanay, Müze Müdürü Necmettin Alp ve Kültür Varlıkları Koruma Kurul Müdürü Yasin Dursun’un Prehistorik döneme ait kaya resimlerinin tescil işlemlerine başladıklarını belirtti.

karsta-tarih-oncesi-doneme-ait-kaya-resimleri-bulundu-1

Bölgenin SİT alanı ilan edilmesini istediklerine dikkati çeken Akçayöz, Ani Ören Yeri ve çevresinin 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası asıl listesine girmesini umut ettiklerini vurguladı. Derneğin 15 yıldır Kars’ın kültürüne ve sanatına destek verdiğine işaret eden Başkan Vedat Akçayöz, şöyle konuştu: “2016 yılı Ani, Kars ve Türkiye’nin turizm geleceği için çok önemli bir yıl olacaktır. Alem köyü kaya resimleri, kültür ve turizm açısında araştırılmamış, insanlığın malı olan, 15 kaya resminden oluşmaktadır. Bu buluşun önemi, Ani çevresinin bilinen Prehistorik tarihinin binlerce yıl daha eski olduğunun ortaya çıkmasıdır. Bu neden ile Alem köyü kaya resimlerinin çevresinde bulunan, yaşam mağaraları, mezarlıklar ve yerleşim yerleri ile beraber tümünün SİT alanı olarak tescili için Kars Müze Müdürlüğüne başvurduk. Alem köyü mezrasında bulunan Kaya Mezarlarına gidilerek tescil işlemlerine başlandı. Kaya resimleri Ani harabelerinin 2016 UNESCO Dünya Mirası asıl listesine girmesinde önemli rol oynayacak.”

09.12.2015 Radikal

by -
713

Tarihöncesi dönem uzmanı Prof. Dr. Mehmet Özdoğan’a göre, tarihi ve kültürel birikimiyle övünülen İstanbul’da sistematik tek bilimsel kazı Fikirtepe’de yapıldı. Bunun dışındaki araştırmalar, imar projelerinin dayattığı kurtarma kazılarıydı.

Sadece Türkiye’nin değil prehistorya (tarihöncesi) alanında dünyanın da önemli bilim insanları arasında gösterilen Arkeolog Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, İstanbul’un geçmişi hakkındaki araştırmaların sadece ulaştırma ve alt yapı projelerine emanet edilmesini eleştiriyor.

by -
714

Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Yedisalkım köyü yakınlarında bulunan ve duvarlarındaki figürler ile dikkati çeken Put Mağaraları, araştırılmayı bekliyor.

İlçeye 56 kilometre uzaklıktaki Yedisalkım köyü sınırlarında 7 kilometre uzunluğundaki Başet Kanyonu’nda yer alan Put mağaraları, duvarlarındaki tarih öncesi devirlere ait figürlerle dikkati çekiyor.

by -
441

İzmir’in en eski yerleşim alanı olan ve kentin tarihini 8500 yıla çıkaran Yeşilova Höyüğü’nde bu yıl yapılan kazılarda 100’den fazla eserin sergilenmek üzere müzeye gönderildiği, 2005 yılında başlayan kazılarda müzelerde sergilenecek kapasitede yaklaşık 700 eserin çıkarıldığı bildirildi.

Yeşilova Höyüğü kazılarını yürüten Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Zafer Derin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Haziran ayı sonlarında başlayan 2010 yılı kazı çalışmalarının tamamlandığını ve çok başarılı bir dönem geçirildiğini söyledi. Kazıları 2008 yılından beri Bakanlar Kurulu kararıyla yürüttüklerini, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ege Üniversitesi Rektörlüğü, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Bornova Belediyesinin desteğiyle kazılara devam ettiklerini antalan Derin, kazı süresinin uzunluğunun elde edilecek belge ve bilgilerin sayısını artırdığını söyledi.

by -
422

Kuşadası Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) ile Söke’nin Karakaya Muhtarlığı işbirliğiyle Beşparmak Dağları’nda yer alan Karakaya’da “2. Karakaya Tarih Öncesi Kaya Resimleri Şenliği” gerçekleştirilecek.

1970’li yıllardan bu yana Beşparmak Dağları’nın vahşi coğrafyasında köylüler, çobanlar ve avcılardan almış olduğu bilgilerle tarih araştırması yapan Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü araştırmacılarından EKODOSD Onursal üyesi Arkeolog Dr. Anneliese Peschlow, burada tarih açısından birçok bulgulara rastladı.