Çarşamba, Mart 29, 2017
Etiketler Posts tagged with "Rölyef"

Rölyef

by -
3172

Elazığ’daki Harput Mahallesi’nde ağaçlandırma çalışmaları sırasında tesadüfen bulunan rölyefin 4 bin yıllık olduğu tespit edildi.

elazigda-agaclandirma-calismalarinda-2-bin-700-yillik-rolyef-bulundu

Elazığ Orman İşletme Müdürlüğünce 3 Mayıs 2016’da tarihi Harput Mahallesi Nevruz Ormanları mevkisinde yürütülen çalışma sırasında fidan dikimi için çukur kazan İshak Yurter’in kullandığı kepçe bir kaya parçasına takıldı. Bunun üzerine elleriyle toprağı kazan ve kabartma ile karşılaşan Yurter, Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müze Müdürlüğü ekiplerine haber verdi.

Müze ekipleri, yüksekliği 2 metre 72 santimetre, genişliği de 2 metre 25 santimetre olan ve 5 parçaya bölünmüş halde bulunan kabartma üzerinde restorasyon ve inceleme çalışması başlattı.

Yapılan incelemede, kabartmanın tarihinin günümüzden 4 bin yıl öncesine dayandığı belirlendi. Böylelikle daha önce milattan önce (MÖ) birinci bin yıl olarak bilinen Harput yöresinin tarihi de değişmiş oldu. Restorasyon çalışmasının ardından Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, “Harput Kabartması” adı verilen eseri teşhir salonuna yerleştirdi.

elazigda-2-bin-700-yillik-rolyefin-bulundugu-alanda-kazilar-basladi-1

İki Evreli Yerleşim Yeri
Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesinde görevli arkeolog Bülent Demir, kabartmanın bulunduğu bölgede Müze Müdürlüğü’nce yürütülen kazı çalışmalarında ağır bir yangınla son bulmuş iki evreli bir yerleşim yerinin izlerine rastlandığını anımsattı. Demir, 5 köşeli eserin burada bir duvar içerisine aplike edilerek ya da duvara yaslanarak kullanıldığını düşündüklerini söyledi.

Kabartmanın ana temasının bir kalenin fethi olduğunu ve sahnelerin alttan üste doğru savaş ile ganimetleri ve çıplak esirlerin kralın huzuruna çıkarılışı şeklinde istiflendiğine dikkati çeken Demir, sol panoda kaledeki çarpışma anlarına ve dehşet verici sahnelere yer verildiğini belirtti.

Panodaki masif tekerlekli ahşap kuşatma kulesinin bir benzerine Anadolu ve Mezopotamya’da rastlanmadığını aktaran Demir, 1. Hattuşili dönemine ait çivi yazılı bir Hitit metninde koç başı ve ahşap kuşatma kulesinden bahsedildiğini ancak bu bağlamda bulunmuş görsel bir kanıt bulunmadığını dile getirdi. 

Demir, kabartmanın bir diğer panosundaki sahnede de kent kapısı üzerinde iki çıplak düşman askerinin başına basarak yükselen sarkık kanatlı, kartal pençeli, bacakları birbirine dolanmış tanrıça figürünün elleri ile bir düşman askerini havaya kaldırışının betimlendiğini anlattı. Demir, bu savaş panosunun merkezine yerleştirilen tanrıçanın savaşın kazanılmasındaki rolünün vurgulanmak istendiğini aktardı.

Demir, kabartmanın en önemli ikonografik ögesi durumundaki tanrıça figürünün yakın benzerlerine M.Ö. 1862 Larsa Kralı Warad-Sin ve M.Ö. 1779 Hammurabi dönemine ait silindir mühür baskılarında rastlandığını ve savaşın kazanılmasında önemli bir role sahip olduğu inanılan tanrıça figürünün Akadların aşk ve savaş tanrıçası İştar ile bir bağlantısının olup olmadığının ayrı bir inceleme konusu olduğunu söyledi.

“Bilinen Sanat Tarihi Anlayışına Yeni Boyutlar Kazandırdı”
Kabartmanın son ve en üst sahnesinde ise zaferle sonuçlanan mücadelenin akabinde çıplak savaş esirlerinin kralın huzuruna çıkarılışının sahnelendiğini söyleyen Demir, “Kabartma stilistik ve ikonografik açıdan milattan önce 2 bin 300 ile 2 bin 150 yılları arasında Mezopotamya’da güçlü bir uygarlık kurmuş olan Akad ekolünün güçlü etkilerini taşır” ifadelerini kullandı.

Kabartmanın bulunduğu alanda yapılan kazı çalışmasında bulunan kalıntıların çağdaşlarına göre daha iyi durumda olduğunu ve M.Ö. 2. bin yılın başlarına tarihlendiğini dile getiren Demir, kabartmada bulunan kanatlı tanrıça ve kralın giydiği püsküllü serpuşun da Orta Tunç döneminde görülüyor olmasının eserin MÖ 2. bin yıllarına tarihlenmesine yardımcı olduğunu dile getirdi.

“Kabartma İle Harput Tarihinin Bin Yıl Kadar Geriye Gittiği Görüldü”
Demir, Akad Kralı Sargon ve torunu Naram Sin’e ait Sar Tamhari metinlerinde Anadolu’nun başta Kaniş olmak üzere birçok bağımsız krallık ve beylik tarafından paylaşıldığının kayıtlı olduğunu bildirerek, şöyle dedi: “Naram Sin, Sar Tamhari metinlerinde Kaniş Kralı Zipani ve Hatti Kralı Pampa’nın da olduğu 17 krallığa karşı savaştığını söyler. Harput’ta bulunan yerleşim yerinin Naram Sin’in Sar Tamhari metinlerinde bahsettiği bu krallıklardan biri olduğu ihtimal dahilindedir. Şu ana kadar Harput’un bilinen tarihi Urartular’a kadar uzanmaktaydı. Ancak bu kabartma ile birlikte Harput tarihinin bin yıl kadar geriye gittiği görülmektedir.”

17.03.2017 ntv.com.tr

by -
3832

Elazığ’ın Harput Mahallesi’nde ağaçlandırma çalışması esnasında tesadüfen bulunan 2 bin 700 yıllık rölyefin olduğu alanda kazı çalışması başladı.

Elazığ Orman Bölge Müdürülüğü’nün geçen ay tarihi Harput Mahallesi Nevruz Ormanları mevkisinde yaptığı teraslama çalışmaları esnasında bir taş kabartma bulunması üzerine harekete geçen Elazığ Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi, bölgede kazı çalışması başlattı.

Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi Müdürü Bülent Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yapılan teraslama çalışmaları sırasında bir taş kabartmanın bulunduğu bilgisinin kendilerine bildirilmesi üzerine yerinde inceleme yaptıklarını anımsattı. Demir, ortaya çıkan 15-20 santimetre kalınlığındaki taş kabartmanın bakanlığın izinleri doğrultusunda 3 Mayıs’ta müzeye nakledildiğini, ardından, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni doğrultusunda Elazığ Valiliği’nin sağladığı finansman desteğiyle kabartmanın bulunduğu alanda acil kurtarma kazılarına başladıklarını söyledi.

elazigda-2-bin-700-yillik-rolyefin-bulundugu-alanda-kazilar-basladi-1

Birçok mimari yapıya rastlandı
Kazı çalışmasının 2 arkeolog ve 5 işçiyle yürütüldüğünü bildiren Demir, bugüne kadar yapılan çalışmalarda kabartmanın bulunduğu alan ve çevresinde birçok mimarı yapı katına rastlandığını kaydetti. Demir, “Yaklaşık 150 metrekarelik bir alanda başlatılan sondaj çalışmalarımızda zaman zaman 80-90 santimetre, zaman zaman bir metre derinlikte mimari yapı kalıntılarına rastladık. Bu mimari yapı kalıntıları içerisinde özellikle zemin sal döşemeleri geniş yer kaplamaktadır. Yine sondaj kazılarımızda ortaya çıkardığımız yanmış kül tabakalarının yoğun bir şekilde alana hakim olduğunu görmekteyiz.” diye konuştu.

Yapılan kazılarda küçük seramik parçalarına da rastladıklarına değinen Demir, amaçlarının kabartmanın ve orada çıkan mimari yapının tarihlendirilmesine net veri oluşturabilecek bilgiler elde etmek olduğunu aktardı.
Bugüne kadar yapmış oldukları çalışmalarda elde edilen taşınır ve taşınmaz kültür varlığı parçaları ve kalıntılarının müdürlükleri tarafından bilimsel bir şekilde değerlendirildiğine dikkat çeken Demir, bakanlığın uygun gördüğü bilimsel bir heyet tarafından da ayrıca değerlendirileceğini kaydetti.

20.06.2016 Yeni Şafak

by -
5302

Elazığ’daki Harput Mahallesi’nde ağaçlandırma çalışmaları sırasında tesadüfen 2 bin 700 yıllık rölyef bulundu.

Elazığ’ın tarihi Harput Mahallesi’nde ağaçlandırma çalışması yürüten işçilerden İshak Yurter, üzerinde birçok figür bulunan 5 metrekarelik taş kabartma buldu.

Kentin tarihi Harput Mahallesi Nevruz Ormanı ağaçlandırma sahasında fidan dikimi için çukur kazan Yurter’in kullandığı kepçenin ağzı bir kaya parçasına takıldı. Çalışmayı durduran Yurter ve arkadaşları alanı elleriyle kazdı. Taş kabartmayla karşılaşan işçiler, Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi Müdürlüğü yetkililerine ve jandarmaya durumu bildirdi. Jandarma ekipleri, olay yerinde güvenliği sağladıktan sonra müze yetkilileri alanda çalışma başlattı.

Çatlaklar oluşan ve üzerinde insan, hayvan, nehir, kale ve savaş figürleri bulunan 5 metrekarelik taş kabartma, arkeologların titiz çalışması sonucu kazı yerinden alınarak müzeye götürüldü.

Fırat Üniversitesi Tarih Bölümü Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yüksel Arslantaş, bulunan tarihi eserin, yöre açısından büyük öneme sahip olduğunu belirterek şöyle dedi: “Çıkan eser, müzeye götürüldükten sonra orada restoratörler çalışacak. Sonra üzerinde bilimsel çalışmalar yapılacak. Yöre tarihine ciddi katkılar sunacağını düşünüyoruz. Şu anda bu eser hakkında konuşmak için biraz erken. Ama eski çağlara ait olduğu kesin. Bu eserin bulunması tamamen tesadüf. Orman aracının çalışması esnasında bulunmuş bir şey. Tabi kenarında mezar sandukası kırıkları falan da çıktı. Burası Harput’un eski yerleşim yeri olarak kullanıldığı için, buranın tamamının da belki ciddi anlamda araştırılıp, ileride SİT alanı olarak koruma altına alınması icap edecektir. Ama ilk olarak çıkan bu eserin buradan müzeye götürülmesi ve koruma altına alınması ve araştırmacıların üzerinde yeterince çalışması gerekiyor.”

03.05.2016 Anadolu Ajansı