Perşembe, Temmuz 20, 2017
Etiketler Posts tagged with "Roma"

Roma

by -
1714

Mersin’in Erdemli İlçesi’nde Şeytan Deresi Kanyonu’nun sarp yamaçlarında M.Ö. 2’nci ve M.S. 3’üncü yüzyıl arasında yapıldığı tahmin edilen ‘Adamkayalar’ olarak adlandırılan insan kabartmaları, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Ulaşımı zor olan bölgendeki tarihi eserler define avcılarının talanına uğrarken, uzmanlar bölgenin ‘arkeolojik park’ olarak ilan edilmesini istiyor.

Mersin’in önemli arkeolojik değerleri arasında yer alan 11 erkek, 4 kadın, 2 çocuk, bir dağ keçisi ve kartaldan oluşan Adamkayalar, sarp bir yamaçta yer alması nedeniyle ulaşımı büyük sorun yaratıyor. Keçilerin bile zor inebildiği kayalıklardan geçerek Adamkayalara ulaşan meraklılar, bu anı görüntüleyerek ölümsüzleştiriyor. Tüm bu zorluklara karşın Adamkayalar bölgesi bugüne kadar hiç bir tarihi kalıntı bulunmamasına karşın define avcıları tarafından talan ediliyor.

Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serra Durugönül, Adamkayalar kabartmalarının, Türkiye dahil, dünyanın hiçbir yerinde benzerinin olmadığını söyledi. Bölgeyi ilk olarak 1980’de üniversite öğrencisi iken gördüğünü ifade eden Durugönül, o dönem bugün ki halinden çok daha iyi olduğunu hatırlattı. Define avcılarının bu bölgede bir şey bulmasının mümkün olmadığını belirten Durugönül, “O dönemde yaşayanlar hırsızlara karşı, mezarlarını bambaşka yerlere yapmışlar. Aslında mezarların olduğu yerleri bulmak mümkün değil. Oraları define kaçakçıları boşuna kazıp, tahrip ediyorlar. Eskiçağ’da insanlar oraya kabartmalarını yapmışlar ama mezarlarını bizim bile bulamayacağımız, vadinin bambaşka yerlerindeki ana kayalarda oluşturmuşlar. Bugüne kadar hiç kimse oralardan bir şey bulamadı, bulamazlar. Bu vadinin coğrafik ve topografik örnekleri var ama içerisinde bu zenginlikte kabartmalar yok. Şeytan Deresi’ni yürüdükçe farklı mezarlar ve kabartmaları görmek mümkün ama hepsi tahrip ediliyor” dedi.

KORUMA GÖREVLİSİ TAHSİS EDİLMELİ
Bölgenin korunması için biz dizi önlemleri içerek önerileri Mersin Valiliği’ne ilettiklerini de hatırlatan Durugönül, şöyle konuştu: “Biz yıllar önce Mersin Valiliği’ne resmi bir başvuruda bulunduk. Oraya bakanlığın izin verdiği bir yürüyüş yolu, insanların rahatlıkla üzerinde durabileceği bir platform yapılarak, insanların rahatlıkla gezebileceği ve güvenlik kameraların yerleştirilmesi konusunda Valiliğe bir proje önermiştik. En iyi çözüm orada bir koruma görevlisinin bulundurulmasıdır. Buradaki kişi hem giriş-çıkışı kontrol eder hem de bir turist rehberi gibi bölge ile ilgili olarak gelenlere bilgi verir. Valilik bu projeye sıcak baktı, konuyu bakanlığa bildirdi ama hala aynı noktadayız. Türkiye’yi bırakın çağdaşı eserler sunan Akdeniz coğrafyasında hiçbir yerde bu şekilde birbirleriyle bağlantılı anlatımı olan ve yan yana çok figürlü kabartmaların bir arada görüldüğü bir yer yok. Avrupa sınırlarında zaten yok. Adamkayalar bir defada yapılıp bitirilmemiş, arka arkaya yapılmış ve en erken örneği M.Ö. 2’nci yüzyıl, en geç örneği M.S. 3. Yüzyıl’da yapılmış. 500 yıl boyunca orada insanlar ölülerini gömmüş, sonra da hep anma törenleri için gelmişler.”

29.12.2015 Doğan Haber Ajansı

by -
1335

Mersin’in Tarsus ilçesinde 3. derece sit alanında yapılan çalışmada antik yol bulunduğu bildirildi.

Tarsus Müze Müdürü Mehmet Çavuş, yaptığı yazılı açıklamada, Caminur Mahallesi’nde 3. derece arkeolojik sit alanı içerisinde bulunan alanda gerçekleştirilen sondaj kazısında bazalt taştan, poligonal teknikte inşa edilmiş antik yol ortaya çıkarıldığını belirterek, kazı çalışmalarında Roma dönemi ve İslami dönemlerini de kapsayan kültür katmanlarının varlığının belirlendiğini kaydetti.

Yolun batı cephesinde yolla bağlantılı sıra dükkanlar ile ayrıca pişmiş toprak künk boru sisteminin de tespit edildiğini aktaran Çavuş, açıklamasında şunları kaydetti:

“Deniz kapısı olarak bilinen tarihi Kleopatra Kapısı’nın 215 metre kuzeydoğusunda ve kapı ile aynı aksta ortaya çıkan kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzantı veren bazalt taştan yapılan yolun, antik dönem Tarsus kentinin hemen güneyinde yer alan Regma (Aynaz) Gölü ve Kydnos (Berdan) Nehri  vasıtasıyla Akdeniz deniz ticaretine ve Mersin güzergahına ulaşımı sağlayan şehrin merkezindeki ana arterlerden birisi olduğu anlaşılıyor.”

29.12.2015 Anadolu Ajansı

by -
3155

Tarihi Yarımada’da kazma vurulan her yerden kültür varlığı çıkarken tiyatro ile ilgili henüz bir bulguya rastlanılmadı. Antik kaynaklara göre tiyatro Topkapı Sarayı’nın bulunduğu akropolden Sarayburnu’na inen yamaçta bulunuyor.

Neolitik dönem M.Ö. 6500 yılları bulgularına bile ulaşılan İstanbul’da antik tiyatro ile ilgili bilimsel bir çalışma bugüne kadar yapılmadı. Tarihi Yarımada’da kazma vurulan her yerden kültür varlığı çıkarken tiyatro ile ilgili henüz bir bulguya rastlanılmaması antik kaynaklarda işaret edilen yerin doğru olduğunu gösteriyor. Kaynaklara göre Topkapı Sarayı’nın bulunduğu akropolden Sarayburnu’na inen yamaçta 2 tiyatro olduğundan söz ediliyor. Bugün Topkapı Sarayı’na ait arazide Büyük Tiyatro (Theatrum Majus Amphitheatrum) ile Küçük tiyatronun (Theatrum Minus) toprak altında olduğu sanılıyor.

Anadolu Yakası’ndaki Fikirtepe’de yapılan kazılarda Bakır Çağı’nın sürdüğü M.Ö. 5500–3500 yıllarına ait izlerden sonra, Marmaray tüp geçidi kazıları sırasında Cilalı Taş Devri’nin sürdüğü M.Ö. 6500’lü yıllara ait kalıntılara rastlanan İstanbul oldukça eski bir şehir olarak tarih içindeki yerini koruyor. Kadıköy’de Fenikelilere ait kalıntılar, M.Ö. 13. yüzyıl ve 11. yüzyıllarda Traklar İstanbul’a yakın Semistra kentini kurdu. Kral Lygos zamanında da Topkapı Sarayı’nın bulunduğu yerde bir Akropolis oluşturuldu.  M.Ö. 685’te Megara’dan gelen Yunanlar burada bir koloni meydana getirip MÖ 667 yılında Byzantion şehrini kurdular. Daha sonra şehre M.S. 196’da Roma İmparatorluğu hakim oldu. Kentin adı önce Augusta Antonina, ardından İmparator I. Konstantin zamanında kent Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan edilerek adı Nova Roma olarak değiştirildi. 337 yılında İmparator I. Konstantin’in ölümüyle şehrin ismi Konstantinopolis’e çevrildi.

TİYATRO ANTİK ŞEHİRLERİN VAZGEÇİLMEZİYDİ
Antik dönemde tiyatrolar eğlence mekânı olmalarının ötesinde, önemli kararların halka duyurulduğu yer olarak da kullanılırdı. Antik tiyatrolar yarım daire planlı, seyirci oturma yerleri basamaklar halinde genellikle bir yamaca yaslanırdı. İstanbul’un çağdaşları arasındaki tüm antik kentlerde tiyatro şehrin önemli mimari yapılarındandı.  Efes, Milet, Perge, Pergamon, Troia, Phokaia, Atina’da olduğu gibi İstanbul’un da bir tiyatroya sahip olması gerekirdi.

Romalılar’ın şehre hakim olması ile birlikte Aya İrini’nin bulunduğu alana yani Akrapol’de Jupiter, Venüs ve Apollo adına tapınaklar yapıldı. Sultanahmet Meydanı’nda uç kısmı hala ayakta olan Hippodrom’un inşa edildi. Gülhane Parkı ile Sarayburnu arasına denk gelen, Topkapı Sarayı’nın boğaz girişine bakan yamaca da 2 tiyatro yapıldı.

KAYNAKLARDA YERİ BELLİ
Antik kaynaklarda bu tiyatrolardan şöyle bahsedilir; Notitia Urbis Constantinopolitanea (M.S. 440) : Bu kitapta İstanbul’un 14 bölgeye ayrılarak yönetildiğinden ve 2.Bölgede bir Theatrum Minus’tan söz edilir. Janin’in , 1950 basımı “Constantinople Byzantine, Dévelopment Urbain et Répertoir Topographique” adlı kitabında da “Theatrum Minus, büyük bir ihtimalle Afrodit Tapınağı’na bakan ve Artemis Tapınağı yanında inşa edilen “eski Megaralılar tiyatrosu” olarak değerlendirilmekte ve tiyatronun birinci tepenin kuzeye doğru olan yamacının uç noktasında yer aldığı söylenir. Bu bölge içine alındığında batıdaki Gotlar Sütunu’nun da küçük tiyatronun tam ortasını işaret edeceğini belirtilmektedir. Janin, kitabının başka bir yerinde “Sarayburnu’nda 1913’te ortaya çıkartılan kalıntılar olasılıkla Theatrum Minus’a aittir ve Gotlar Sütunu’nun da bu yerin merkezini işaret etmesi gerekir” demektedir.

1909’da tatil için geldiği İstanbul’dan bir daha ayrılamayan Ernest Mamboury tarafından hazırlanan “Constantinople Guide Touristique” isimli İstanbul rehberinde de “Gotlar Sütunu’nun, Septimius Severus tarafından inşa edilen Theatrum Majus’un spinasına ait olması gerekir” demektedir.

KAZILARDA PARÇALARI BULUNDU
Akropolün çevreleyen Sur-u Sultani içinde yapılan kazılarda tiyatroların bu bölgede olduğuna dair işaretler alındı. 1913 yılında Gülhane Parkı düzenlenirken ve Sarayburnu’ndaki kazılar esnasında Gotlar Sütunu’nun çevresinde ortaya çıkarılan kalıntılar tiyatroya ait olduğu düşünüldü. Topkapı Sarayı’nın 2. avlusunda, saray mutfaklarının bulunduğu noktada 1959 yılında yapılan kazılarda da 11 parça mermerden tiyatro oturma sırası bulundu.

Bu kadar bilgi ve antik kaynağa rağmen halen İstanbul’un antik tiyatrosu için bilimsel bir araştırma yapılmaması oldukça garip. Tiyatroların var olduğu sanılan arazide uzun yıllar TSK’ya ait askeri depolar bulunuyordu. Lakin bu depolar eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın ısrarları ile Topkapı Sarayı’na kazandırıldı. TSK araziden tamamen çıktı. Artık burada bir araştırma yapılmaması için sebep yok. Gerek İstanbul Arkeoloji Müzesi gerekse İstanbul’daki arkeoloji bölümü olan üniversiteler bu bilimsel çalışmayı yürütebilir. Üstelik teknoloji oldukça ilerledi. Jeoradar ve jeofizik yöntemleriyle yerin altındaki mimari yapıları keşfetmek mümkün. İstanbul bu araştırmayı hak ediyor. Kültür turizmine de büyük katkı sağlayacağı aşikar.

29.12.2015 Radikal Haber: Ömer Erbil

by -
1048

Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde insana ait 15 kafatası ile kemiklerin bulunduğu mağaranın, eski dönemlere ait kaya mezar olduğu tespit edildi.

İlçeye bağlı Salihli Mahallesi’nde yaşayan Mehmet Bakır’ın, fidan dikmek için iş makinesiyle Pirvınd Tepesi’nde çalışma yaptığı sırada mağara girişine rastlaması üzerine bölgeye giden Diyarbakır Arkeoloji Müzesi ekipleri, incelemelerinin ardından hazırlayacakları raporu Kültür ve Turizm Bakanlığına sunacak.

Bakanlığın vereceği izin doğrultusunda alanda kazı çalışmalarına başlanması planlanırken, mağarada bulunan insana ait 15 kafatası ve kemiklerin, detaylı inceleme için üzeri toprakla örtüldü.

diyarbakirda-bir-magarada-bulunan-kemikler-roma-donemine-ait-olabilir

Uzmanlar, eski döneme ait kaya mezar olduğunu belirledikleri mağaranın, Roma döneminden kalmış olabileceğini ancak bunun detaylı araştırma sonrası saptanacağını bildirdi.

Salihli Mahallesi’nin muhtarı Ramazan Deniz, mağarada hem jandarma ekiplerinin hem de arkeologların inceleme yaptığını belirterek, “Bu tepenin altında benzer mezarların çıkabileceği yönünde bazı işaretler var. Bazı oyuklar mevcut. Bu alanda arkeolojik kazı çalışması yapılmasını istiyoruz” dedi.

Mahallenin korucubaşı Senai Damar ise kemiklerin bulunması üzerine bilgi verilen jandarmanın kendisini olay yerine yönlendirdiğini vurgulayarak, “Geldiğimde içeride beş mezar gördüm. Her birisinde 4-5 kafatası ve kemikler vardı. Jandarma da burada inceleme yaptı. Gelen arkeologlar da incelemelerinin ardından kemiklerin üstünün toprakla kapatılmasını istedi” ifadesini kullandı.

25.12.2015 Radikal

by -
1460

Suriye’ndeki iç savaş ortamını fırsat bilip bir müzeden çaldıkları mozaiği Türkiye’de satmak isteyen 2 Suriyeli tutuklandı. Mozaiğin, Geç Roma dönemine ait olduğu tespit edildi.

İstanbul İl Jandarma Komutanlığı, Suriye’deki iç karışıklık nedeniyle bir müzelerden kaçırılan bazı tarihi eserlerin Suriye uyruklu şahıslar tarafından illegal yollarla İstanbul’a getirildiği bilgisi üzerine çalışma başlattı. Yapılan fizik takiplerin ardından eserlerin pazarlanmak üzere Esenyurt’ta götürüleceği tespit edildi. Bunun üzerine harekete geçen ekipler, takip altındaki aracı durdurarak arama yaptı. Yapılan aramalarda, valizlerin içerisinde battaniyeye sarılı vaziyette 5 parça halinde 150×200 cm. boyutlarında bir mozaik ele geçirildi. Bunun üzerine Suriye uyruklu 2 şüpheli gözaltına alındı. Ele geçirilen bütün malzeme, bilirkişi raporunun düzenlenmesi için Arkeoloji Müzesi Müdürlüğüne teslim edildi. Burada yapılan incelemede, mozaiğin üzerinde kısa tunikalı, omuzdan pelerini sarkan figür yer aldığı, figürün sağında koç ve çoban köpeği, geri fonda ise yapraklı ağaç dalları ve papağan görüldüğü, mozaiğin kırmızı, bej, beyaz, sarı ve pembe tesara taşlarla işlendiği tespit edildi. Ele geçirilen eserin Geç Roma dönemine ait olduğu belirlendi. 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu kapsamında tasnif ve tescile tabi tutulan eserin, müzelik değerde olduğu tespit edildi.

Tarihi eser, İstanbul Arkeoloji Müze Müdürlüğü tarafından koruma altına alınırken, Suriyeli 2 şüpheli haklarında “Kültür ve Tabiat Varlığı Kaçakçılığı” suçundan sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.

26.12.2015 Milliyet

by -
1310

Osmaniye Müze Müdürlüğü, Kadirli İlçesi’nde 3’üncü derece sit alanında yaptığı sondaj çalışmasında Roma Dönemi’ne ait hamam kalıntıları ile taban mozaiği buldu.

Bir inşaat firması, 3’üncü derecede arkeolojik sit alanı içerisinde yer alan Dere Mahallesi Şehit İsmail Işıkbol Caddesi’nde inşaat yapmak istediğini belirterek Osmaniye Müze Müdürlüğü’nden sondaj kazı çalışması yapılmasını istedi. Bunun üzerine alanda sondaj çalışmasına başlayan ekipler, tarihi hamam kalıntıları buldu. Roma Dönemi’ne ait olduğu değerlendirilen kalıntıların yanında boğa, geyik ve aslan motifli taban mozaikleri de tespit edildi. Tarihi kalıntıların bulunduğu alanın etrafı çevrilirken, çevrede başka tarihi kalıntıların olup olmadığının tespiti için kazı çalışmalarının başlatılacağı belirtildi.

osmaniyede-roma-hamami-ve-taban-mozaigi-bulundu

Yasa uyarınca arkeolojik sit alanları olan bölgelerde inşaat yapılmadan önce Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun izin vermesi gerekiyor. Bunun içinde inşaatı yapacak firma ya da kişinin başvurusu üzerine müze müdürlüğü tarafından sondaj kazı çalışması yapılıyor ve çalışmalarda tarihi eser niteliğinde herhangi bir kalıntı çıkmazsa inşaata izin veriliyor.

26.12.2015 Doğan Haber Ajansı

    by -
    995

    Roma’daki Türkiye Büyükelçiliği, İtalya’yı ziyaret eden vatandaşlara yönelik bir uyarı mesajı yayımladı.

    Türk vatandaşlarına uyarı, geçen hafta sonunda Roma’da ikinci yüzyıldan kalma bir sütuna ismini kazıyan bir Türk vatandaşının gözaltına alınarak para cezasına çarptırılmasının ardından geldi.

    Yapılan açıklamada, “Vatandaşlarımızın, ören yerleri ve müzelerdeki kurallara titizlikle riayet etmeleri, yasak olan yerlerde fotoğraf çekmemeleri, fotoğraf çekmek için tarihi yapıların üzerine çıkmamaları” uyarısı yapıldı.

    Aksi halde mahkemeye sevk edilebilecekleri ve para cezasına çarptırılabilecekleri kaydedildi.

    İtalya’da bir tarihi esere adını yazan Aziz Mutlu isimli Türk vatandaşı pazartesi mahkemeye çıkarılmış ve 200 euro para cezası ile Roma Belediyesi’ne 2 bin Euro tazminat ödemeye mahkum edilmişti.

    24.12.2015 ntv.com.tr

    by -
    8042

    Erasmus programı çerçevesinde Türkiye’den İtalya’ya giden öğrenci, Roma’da 1800 yıllık sütuna adını yazdı. Gözaltına alındıktan sonra 2 bin 200 euro tazminat cezasına çarptırılan öğrenci, serbest bırakıldı.

    İtalyan Corriere della Sera gazetesinde yer alan habere göre, Aziz M. adlı bir Erasmus öğrencisi, İmparatorluk Forumları’ndaki (Fori Imperiali) sütunlardan birine bozuk parayla adını yazdı.

    Pazar günkü olay sonrası çevredeki diğer turistler tarafından İtalyan güvenlik güçlerine ihbar edilen öğrenci gözaltına alındı. Bir gece polis merkezinde bekletildikten sonra adliyeye götürüldü.

    ‘Yasak olduğunu bilmiyordum’
    Aziz M. adliyedeki ifadesinde, “Orada başka isimlerin de yazılı olduğunu gördüm. Ben de kendi adımı yazmak istedim. Bunun yasak olmadığını sanıyordum” dedi. Aziz M. tarihi kalıntılar açısından Roma’nın en zengin bölgesi olan Palatino Tepesi’nde yer alan bu esere ağır hasar verdiği gerekçesiyle 200 Euro para cezası ödedi. Serbest bırakılan Aziz M. Roma Belediyesi’ne ise 2 bin Euro tazminat daha ödemek zorunda.

    ‘Vandal adını ölümsüzleştirdi’
    Corriere della Sera, haberinde, “İki gün önce tutuklanan vandal, adını sütunlara kazıyarak ebedileştirdi. Tarihin bir parçasına acımasızca iz bıraktı” gibi ifadeler kullandı. Gazete bu izin, ancak çok hassas ve pahalı bir restorasyondan sonra yok edilebileceğini de belirtti.

    Palatino Tepesi’ndeki sütunun tarihinin M.S. 2’nci yüzyıla dayandığı belirtiliyor. Venedik Meydanı (Piazza Venezia) ile Kolezyum arasında kalan ve bir açık hava müzesine ev sahipliği yapan Palatino Tepesi’nde Roma’nın köklerinin bulunduğuna inanılıyor.

    Roma Mitolojisi’ne göre Palatino Tepesi, Roma’nın kurucuları Romulus ve Romus’un dişi bir kurt tarafından bulunarak hayatlarının kurtarıldığı yer.

    Rus turist 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştı
    Geçen yıl da Kazbek Akaev adlı bir Rus turist, yine aynı bölgede yer alan Kolezyum’un (Flavianus Amfi Tiyatrosu) duvarına adının baş harfini kazımış, 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

    22.12.2015 aljazeera.com.tr

    by -
    2887

    Bursa’nın İznik ilçesinde yıllardır aranan kayıp Senato Sarayı bulundu.

    Eski İznik Müze Müdürü Taylan Sevil, Birinci Konsil Toplantısı’nın yapıldığı ve bugün İznik’in her köşesinde aranan Senato Sarayı’nın Mustafa Kemal Paşa Mahallesi Arabacı Sokağı’nda olduğunu söyledi. Sevil, “İhtimal demiyorum, çok büyük ihtimalle ilk konsül toplantısının yapıldığı sarayın yeri burası. M.S. 325 yıllarında yapıldı. Burada gördüğümüz sadece üst yüzey kalıntısıdır. Bu yapının kolları Bağkur Evleri’ne kadar gitmektedir. İstanbul üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Ara Altun, burada çok yıllar önce bir temizleme çalışması başlatmıştı. Yapılan çalışmalarda saray kalıntıları ortaya çıkarıldı”

    Sevil, “Kalıntıların bulunduğu alanda çalışmalar yeniden başlarsa burasının Senato Sarayı olduğu apaçık ortaya çıkacaktır. Yıllar önce de bu kalıntıların İstanbul Kapı denilen yapıya ve etrafındaki diğer kiliselere çok yakın olduğunu, ayrıca bu kalıntıların yine Soğuk Kule’ye kadar uzanmakta olduğunu dile getirmiştim. 1950’li yıllarda İznik rehberi hazırlayanlar, maalesef yanlış bilgilendirildikleri için sahildeki mevkii Senato Sarayı olarak belirtmişler” diye konuştu.

    Sevil, sözlerini şöyle sürdürdü: “Senato Saray’ının olduğu alan bugün Arabacı Sokak sakinlerince kullanılıyor. Tarihi kalıntıların üzeri bugün ardiye görünümünde.

    Birinci Konsil Toplantısı
    Birinci İznik Konsili, M.S. 325 yılında İmparator Konstantin tarafından Roma İmparatorluğu’nda resmî din olacak Hristiyanlığın içerisinde tartışılan bazı konuları netleştirmek amacı ile toplanmıştır.

    İznik Konsili Hıristiyanlık tarihinde ilk ökümenik konsil olarak kabul edilir. Teslis kavramından ortaya çıkan tartışma Arian İhtilafı diye bilinmektedir. Tartışma, Oğul’un durumu ve Baba Tanrı’yla olan ilişkisi etrafında cereyan etmekteydi. Arius, Oğul’un Baba ile aynı özden olmasını reddediyor ve Oğul’u, dünyadan önce yaratılmasına rağmen, yaratılmış/mahluk seviyesine indiriyordu. Konsilin kararı, anlaşmazlıkları sona erdirmek yerine daha da içinden çıkılmaz hale getirdi.

    22.12.2015 Bursa Hakimiyet

    by -
    1207

    Samandağ’da bulunan Roma İmparatorluğu’na ait Seleukera Piera Antik Kenti’ndeki Beşikli Mağarası “Kaya Mezarlıkları”, define avcıları nedeniyle yok olmayla karşı karşıya.

    Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Çevlik Mahallesi’nde bulunan Roma İmparatorluğu’na ait Seleukera Piera Antik Kenti, tünel ve kanallardan oluşan kompleks bir yapı olarak M.Ö. 300’lü yıllarda Musa Dağı eteklerinde kuruldu. Tünel inşasının antik kentin batısından akan Değirmendere Çayı’nın iç liman bölgelere akmasıyla taşınan birikintinin limanı sığlaştırması, limanı ani sel baskınlarından koruma ve dere sularının denetimli olarak kullanımı ile kente su temini amacıyla çok yönlü tasarlandığı belirtilirken, kent ‘Saptırma Perdesi’, ‘Titus Tünelleri’ ve ‘Kaya Mezarlıkları’ olarak 3 bölümden oluşuyor.

    Kesme kayalardan ya da kayaların oyulması ile oluşturulan mezar odaların ortasında diğerlerine göre daha yüksek olan mezarların bulunmasından dolayı halk arasında Beşikli Mağara ismi verilen ‘Kaya Mezarlıkları’nın, Seleukera Piera şehrinde yaşayan askeri komutanlar ile birlikleri için kurulduğu düşünülüyor. Mumyalanarak defnedilen cenazelerin altlarında oluşturulan gizli bölmede ise değerli eşyaların gömüldüğü belirtilirken, yıllarca define avcılarının hedefinde olan Beşikli Mağara kaderine terk edilmiş durumda. Hatay’da bulunan müzelerde, ‘Kaya Mezarları’ndan çıkarılan altınlar ve değerli eşyalar sergilenirken, mezarlar define avcıları tarafından tahrip edilerek, tarihi dokusu yok edilme riski ile karşı karşıya.

    Hatay Müzeler Müdürlüğü’ne bağlı olan ‘Kaya Mezarları’nın korunmadığa her halinden belli iken, Müzeler Müdürlüğü’nün yaptığı tek iş olarak antik kente giriş çıkış yapanlardan sabah 08.00 saati ile akşam 17.00 saatleri arasında 5 TL ücret tahsil etmek.

    20.12.2015 Evrensel