Perşembe, Mayıs 5, 2016
Etiketler Posts tagged with "Roma"

Roma

by -
553

İznik’te bu yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın denetiminde 3 bölgede kazı çalışması başlatılacak
7 bin yıllık bir tarihi geçmişe sahip olan ve Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı’nın izlerini taşıyan İznik, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bu yıl adeta arkeolojik kazı merkezi haline getirildi. Her yıl tek bir noktada yapılan arkeolojik kazıların sayısı bu yıl 3’e çıkarıldı.

BÜYÜKŞEHİR DE DESTEK VERECEK
Yıllardır devam eden Maltepe Caddesi’ndeki Çini fırınları kazısının yanı sıra, Yenişehir Kapı Mevkisi’ndeki Kırgızlar Türbesi karşısında yer alan Orhan Bey İmareti ile Selçuk Mahallesi’ndeki antik Roma Tiyatrosu’nda da arkeolojik kazılar yapılacak. Ağustos ayının ilk haftasında başlayacak İznik Müze Müdürlüğü başkanlığındaki Roma Tiyatrosu kazını Uludağ Üniversitesi, Orhan Bey İmareti’ni ve Çini fırınları kazını Kültür ve Turizm Bakanlığı ile işbirliği yaptığı üniversiteler yürütecek. Çini fırınları kazıları Kültür ve Turizm Bakanlığı Orhan Bey imareti ve Roma tiyatrosu kazıları ise Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından finanse edilecek. İznik’te bu yıl ayrıca Yeşil Cami’nin çinili minaresi de incelenerek, çinilerin durumu kontrol edilecek.

26.07.2015 Sabah

by -
700

Balıkesir’in Erdek ilçesinde bulunan Kyzikos Antik Kenti’nde, 2500 yıllık tarihi gün yüzüne çıkarmak için bu yıl 10’uncusu yapılan kazı çalışmaları başladı.

Erdek İlçesi Düzler Mevkii’nde bulunan 2500 yıllık tarihi geçmişi olan Kyzikos Antik Kenti’nde bu yılın kazı çalışmaları başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Balıkesir Valiliği, Erdek Kaymakamlığı ve Erdek Belediyesi’nin katkılarıyla başlayan 2015 yılı kaz çalışmalarına Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyeleri’nden Doç.Dr. Nurettin Koçhan başkanlık ediyor. Aynı üniversiteden Yrd. Doç. Dr.Kurmaz Meral’in Başkan Yardımcılığı yaptığı kazı çalışmalarında, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Temsilcisi Arkeolog Ömer Kalın ile 1 araştırma görevlisi, 2 doktora görevlisi, 2 yüksek lisans öğrencisi, 2 arkeolog, 1 Epigraf, 16 öğrenci ve 17 işçi görev yapıyor.

Eylül ayına kadar sürecek çalışmalar hakkında bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Kurmaz Meral, Hadrianus Tapınağı’nda tarihe ışık tutacak eserlerin gün ışığına çıkartmayı hedeflediklerini söyledi. Önceki yıllarda olduğu gibi Hadrianus Tapınağı’nın batı kısmına ağırlık vereceklerini söyleyen Meral, “Geçen yıllarda ne olduğuna karar veremediğimiz bölümler vardı. Bu yıl o sorunları gidereceğimizi tahmin ediyoruz.” dedi.

Kazı çalışmalarında bu yılki beklentilerin fazla olduğuna dikkat çeken Yrd.Doç.Dr.Meral, “Tapınağın batı yönünde yer alan ek yapının işlevi konusunda tereddütlerimiz var. Ana yapıyla yani tapınakla duvar işçiliği örtüşmüyor. Bunun daha sonraki dönemde Orta Çağ’da yapıldığını düşünüyoruz. Kireç ocağı veya dükkan olabileceği düşüncemiz var. Bu konuyu aydınlatacağımızı düşünüyoruz. Bu yapının, tapınağın batı tarafındaki basamakları tahrif ettiklerini gördük” şeklinde konuştu.

Kyizkos’ta 2013 yılında yapılan kazı çalışmalarında, Roma dünyasının en büyük sütün başı olan Anadolu’da benzeri olmayan 2 metre çapında, 2.5 metre yüksekliğindeki devasa sütun başını gün yüzüne çıkardıklarını hatırlatan Korkmaz Meral,”Bu sütün başının en yakın örneği, Lübnan’daki Baalbek’te var. Roma tapınağı ki, o da Anadolu dışında. Bu kadar büyük boydaki bir tapınakta 30 kadar sütünün olduğu kabul ediliyor. En büyük endişemiz, Kyzikos Hadrian tapınağında çok büyük tahribatların olması” diye konuştu.

Kyizkos Antik Kentte 10 yıldır sürdürülen kazı çalışmalarında, mermerden yapılan aslan başlı su olukları, tapınağa ait 105×85 ebadında tam boyutta mermer çatı kiremidi, 2.25 çapında sütün tamburları, ‘Pithos’ denilen topraktan küp şeklinde erzak deposu ,Kyzikos paraları, Kral başı, içinde 10 kişinin hediyeleriyle birlikte gömülü lahit mezar ile mezarla ilgili bilgi veren yazılı taş, frizler ortaya çıkarıldı. Ayrıca, gerçek boyutunun 116 metre olarak tespit edilen Hadrianus Tapınağı’nda son dönemlerde yapılan kazılarda, kireç elde etmek için tarihi eserlerin yakıldığı 2 adet kireç kuyusu ortaya çıkartılmıştı.

Kyzikos Antik Kentte çıkartılan önemli tarihi eserler, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde olduğu gibi Bandırma Arkeoloji Müzesi’nde de teşhir ediliyor.

26.07.2015 Gerçek Gündem

by -
649

Antalya’nın Demre ilçesinde iki ay sürecek olan arkeolojik kazı çalışmaları başladı.

Myra Antik Kenti, Andriake Antik Liman Kenti ve Roma dönemine ait tarihi hamam olmak üzere üç ayrı bölgede yapılacak olan arkeolojik kazı çalışmaları başladı. Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurettin Öztürk başkanlığında başlayan çalışmalar 20 Eylül tarihine kadar sürecek. Kazılarda, bir öğretim üyesi, 3 asistan, 5 arkeolog 26 işçi ve yüksek lisans öğrencileri görev yapıyor. Kazılara aynı zamanda Fransa’dan 3 araştırmacı da katılacak.

Antalya bölgesi için Myra Antik Kenti’nin çok önemli bir bölge olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Nurettin Öztürk, Andriake Liman Kenti’nin de kazılar sonrası Demre ve Antalya turizmi için yeni bir destinasyon olacağını kaydetti. Öztürk, “Demre’nin tarihi mirası oldukça fazla. Bu bölgede tarih toprak altında kalmış. O yüzden tarihi daha net bir şekilde gün yüzüne çıkartma olanağımız var. Bu bölgede yapacağımız kazı çalışmaları da ortaya çıkacak yeni buluntular, tarih turizmi için başta Demre’ye, Antalya’ya ve Türkiye’ye katkı sağlayacaktır” dedi.

24.07.2015 Hürriyet Fotoğraf: Arşiv

by -
624

Tokat’taki Komana Pontika Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında geçen yıl bulunan bir pirinç tanesinin, kentin eskiden tarım ve ticaret merkezi olduğu yönünde fikir verdiği bildirildi. 

ODTÜ Mimarlık Fakültesi Yerleşim Arkeolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Burcu Erciyas, AA muhabirine yaptığı açıklamada, antik kentte yaklaşık 10 yıldır kazı çalışmaları yaptıklarını belirtti. Kazı çalışmalarında 25 kişilik bilimsel heyetin ve 25-30 işçiden oluşan ekibin görev aldığını dile getiren Erciyas, çalışmaların bu yıl 55 gün süreceğini söyledi. Amaçlarının geçen senelerde ortaya çıkardıkları 2 kilise ve nekropol (mezar yapısı) alanında daha detaylı çalışma yapmak olduğunu aktaran Erciyas, “Çalışmalarımız uzman ekiplerle sürdürülüyor. Tokat’ın ilk yerleşim yeri Komana hakkında bilgi edineceğiz. Özellikle birinci bölge diye adlandırdığımız Bizans dönemi kilise evresi üzerinde yoğunlaşacağız” diye konuştu. Erciyas, büyük bir yerleşim yeri olan Komana’nın Tokat için önemli olduğunu ifade ederek, “Burası, Bizans döneminde de önemini sürdürüyor ancak Türkleşme sürecinde, beylikler döneminde Komana tamamen küçülerek köy yerleşimine dönüyor. Komana, aslında Tokat’ın antik çağ tarihini aydınlatması açısından çok önemli bir yer. Ziyaretçiler için de ilgi çekici bir antik kent” dedi.

Çalışmaları sırasında antik kentte yaşayanlar hakkında bulgulara ulaştıklarını belirten Erciyas, şunları kaydetti: “Çok önemli ipuçlarına ulaştık. Hem bulduğumuz mezarlıklarda hem de yaptığımız antropolojik araştırmalarda, insanların yedikleri içtiklerinden ne şartlarda yaşadıklarına kadar bilgi edinmemiz mümkün oldu. Kilise evresinde kırsal hayat süren, tarımla geçinen, çok varlıklı olmayan, çok iyi beslenemeyen halkla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Daha sonra beylikler döneminde Komana’da üretimin arttığını ve lüks malzemelerin daha çok Komana’ya ulaştığını tespit ettik. En önemli bulgumuz, pirinç tanesi. Pirinç lüks sayılan bir ürün, kazılarda az bulunur. 10 yıllık çalışmamızın sonucunda Komana Antik Kenti’nin hem tarım hem ticaret merkezi olduğunu tespit ettik. Yüzyıllarca zenginlik içerisinde yaşamını sürdürmüş bir yerleşim.”

Komana Pontika Antik Kenti
Mitridat Krallığı’nın yönetiminde önemli bir kültür merkezi olan ve Roma İmparatorluğu döneminde de özerkliğini koruyan Komana Pontika’nın, tarihte Anadolu tanrısı Ma’ya adanmış kutsal alan olduğu belirtiliyor.

Aynı zamanda ticaret merkezi olduğu ifade edilen bölgenin, o dönemde kutsal alanda düzenlenen festivaller, zenginpazar yeri ve kenti çevreleyen verimli arazisiyle Anadolu’nun tüm bölgelerinden ziyaretçi çektiği kaydediliyor.

ODTÜ ve TÜBİTAK tarafından da desteklenen Komana Pontika Arkeolojik Araştırma Projesi, Orta Karadeniz bölgesinin klasik çağ kenti Komana Pontika’nın konumunu belirlemek ve kentsel dokusunu anlamak amacıyla 2004 yılında uygulamaya konulmuştu. Gümenek Hamamtepe bölgesindeki yüzey araştırmalarının ardından antik kentin gün yüzüne çıkartılması için kazı çalışmaları başlatılmıştı.

22.07.2015 Radikal

by -
997

Doğu Karadeniz Bölgesi’nin ilk arkeolojik kazısı alanı olan antik Kurul Kalesi’nde 2100 yıllık bronz Apollon heykeli bulundu.

Doğu Karadeniz Bölgesi’nin ilk arkeolojik kazısı olma özelliğini taşıyan, 2100 yıl önce Pers İmparatorluğunun Amasya merkezli eyaletin kralı 6. Mithridat dönemine ait olduğu tespit edilen tarihi Kurul Kalesi’nde 5 yıldır sürdürülen kazılar sonucunda giriş kapısı, dinsel ve kültsel alanlar seramik, sikke, ok ucu, küpler ve bronz Apollon heykeli bulundu. Kazı çalışmalarını yürüten Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Yücel Şenyurt, Kurul Kalesi’nde yürütülen kazı çalışmalarında bulunan eserlerin Ordu’nun antik tarihi açısından en önemli buluntulardan biri olduğunu söyledi.

kurul-kalesinde-bronz-apollon-heykeli-bulundu

HEM SAVUNMA HEM YERLEŞİM ALANI
Arkeoloji bölümü öğrencilerinin gönüllü çalışmasıyla destek verdiği kazı çalışmalarında bu yıl önemli bulgular elde edildiğini söyleyen Prof. Dr. Süleyman Yücel Şenyurt, kalenin çok tanrılı pagan dönemine ait olduğunun kesinlik kazandığını belirtti. Yücel, “Kurul Kalesi M.Ö. 2100 yıllarında yaşamış Pontus kralı 6. Mitridat’ın yaptırdığı çok fonksiyonlu bir kale. Antik dönemlerde kentsel yapılar savunma amaçlı olarak bir sur duvarı içerisinde oluyordu. Bu amaçla Mitridat burayı hem yerleşime hem savunmaya uygun bir şekilde yaptırmış. Kalenin esas fonksiyonu bölgede çok geniş bir alana hakim bir yerde kurulmuş olması. Kale, denizden 572 metre yüksekliğinde kıyıda Fatsa’dan Giresun’a, iç bölgelerde Kabadüz’e kadar geniş bir alana hakim olan ve kontrol altında tutan bir yerde bulunuyor. Burada aynı zamanda yerleşim bulunuyordu. Kalenin zirvesinde kurbanların sunulduğu sunaklar, kurbanların konulacağı oyuklar var, hem ateş yakılan, hem kurban sunulan pagan ayinleri yapılan bir alan var. Daha çok antik Yunan’ın, Roma’nın, Perslerin çok tanrılı dinlerin yaşandığı dönemi ait küp, seramik ve Apollon heykeli bulundu. Burası 2 yıl sonra bölge tarihi açısından önemli bir turistik alan olabilecek” dedi.

2 bin yıllık bronz heykelin 6. Mithridat dönemine ait olduğunu kaydeden Prof. Dr. Süleyman Yücel Şenyurt, bulunan eserlerin Ordu Etnografya Müzesi’ne verildiğini sözlerine ekledi.

21.07.2015 Milliyet

by -
504

Afşin ilçesinde ramazanda Dedebaba Türbesi’nden çalınan Roma dönemine ait sütun kaidesi, bayramın ardından yerine konuldu.

Dulkadiroğulları Beyliği döneminden bu yana  Atatürk Caddesi’nde bulunan tarihi Dedebaba Türbesi’nde, Roma döneminden kalan sütun kaidesi, ramazanda kayboldu. Türbe görevlisi ve esnafın kaidenin çalındığını bildirmesi üzerine polis soruşturma başlattı.

Soruşturma sürerken, tarihi kaide yerine konuldu. Türbe görevlisi Hasan Karakaya , AA muhabirine yaptığı açıklamada, ramazanda kaybolan kaidenin bayram sonrası geri geldiğini, olayın şokunu yaşadıklarını söyledi. Karakaya, kaideyi kimlerin aldığı ve nasıl geri geldiği hakkında bilgisi olmadığını kaydetti.

20.07.2015 Radikal

by -
515

Ankara’da 2013 yılında tartışmalı bir şekilde yıkılan genelevden geriye kalan moloz hâlâ temizlenmedi. Başkent’in simgelerinden biri olan Ankara Kalesi’nin tarihi surlarının dibindeki inşaat atıklarıyla bölge çöplüğe döndü.

Ulus’ta, yıkımı 2013’te tamamlanan Ankara Kalesi’nin sur eteklerindeki genelevden geriye kalan inşaat atıkları, kaldırılmayı bekliyor. Ankara Hürrriyet, daha önce yaşanan kirlilik nedeniyle defalarca gündeme getirdiği Ankara Kalesi’nin etrafını fotoğrafladı. Başkent turizminin gözbebeği ve kentin simgelerinden olan Kale’nin surlarının etrafı da moloz yığınları, çöp ve kentsel dönüşüm kapsamında yıkılan binalardan kalan inşaat atıklarıyla dolu. Kalenin, Bentderesi Caddesi tarafındaki surlarının önünde bulunan eski Anakra Genelevi’nin olduğu bölge ise atık döküm alanına dönüştü. Yıkımı yılan hikayesine dönen genelevin olduğu bölgede bulunan evlerden geri kalan inşaat atıkları da çevre kirliliğine sebep oluyor.

İNŞAAT ATIKLARIYLA DOLDU
Moloz yığınlarının yükseldiği alanda, 2 yıl önce yıkılan binaların duvar ve çatılarındaki betonlar etrafa saçılmış durumda. Kiremit ve tuğla yığınlarının arasında ise ev aletlerinden geri kalan kumaş ve ahşap parçalarının olduğu görülüyor. Ayrıca, bölge bilinçsiz vatandaşlarca da kirletiliyor. Çöplüğe dönen alana yoldan geçenler ellerindeki çöpleri atıyor.

TARİHİ MİRASA SAHİP ÇIKILMALI
Ankara Kalesi’nin yanı başındaki kirliliğin Başkent’e yakışmadığını belirten vatandaşlar ise yetkililere tepki gösteriyor. Genelevin yıkılmasının ardından bölgede hiçbir temizlik yapılmadığını savunan Başkentliler, “Tarihi surların dibi inşaat pisliğiyle dolu. Bölgedeki evler yıkıldıktan sonra hiç temizlik yapılmadı. Yoldan geçenler de burayı çöplük gibi kullanıyor. Kirlilik gün geçtikçe büyüyor. Tarihi mirasımıza sahip çıkmalıyız. Kenti yönetenler, bölgeyi tamamen temizlemeli ve güzelleştirmeli” ifadelerini kullandı.

ANTİK TİYATRO YOK OLUYOR
Ankara Hürriyet’in daha önce ‘Evsizler tiyatrosu’ ve ‘Böyle giderse yok olacak’ manşetleriyle gündeme getirdiği genelev bölgesinin yanındaki Roma Dönemi Antik Tiyatrosu da ilgisizlikten yok olmak üzere. M.S. 1. ile 2. yüzyıl arasında yapıldığı sanılan tarihi tiyatro, madde bağımlıları ile evsizlerce mezkin edinildi. Etrafı derme çatma bir şekilde çevrilen tiyatronun taşlarında yanık izleri görülüyor. Duvarların arası ise karton ve plastik çöplerle dolu.

21.07.2015 Hürriyet

by -
390

Roma İmparatoru Sezar’ın dünyaca ünlü ”Veni, vidi, vici (geldim, gördüm, yendim)” sözünü söylediği Zile Kalesi yakınındaki evlerde yaşayan vatandaşları tedirgin ediyor.

Roma İmparatoru Julius Sezar’ın Basforos Kralı 2. Pharnake’ye karşı zafer kazanarak, dünyaca ünlü ”Veni, vidi, vici (geldim, gördüm, yendim)” sözünü söylediği Zile Kalesi’nin surlarından zaman zaman aşağıya yuvarlanan taşlar, kale ayaklarına inşa edilen evlerde yaşayanları tedirgin ediyor.

Zile Belediye Başkanı Lütfi Vidinel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Zile Kalesi’nin Anadolu’daki en güzel kalelerden biri olduğunu söyledi. Son zamanlarda kalenin surlarından yuvarlanan taşların can ve mal güveliğini tehdit eder duruma geldiğini belirten Vidinel, “Maalesef bu taşlar, evlerin çatısından içeri girmekte. Hane halkları bu durumdan mağdur oluyor” dedi. Surların bulunduğu bölgede çalışmalar yaptıklarını dile getiren Vidinel, “Acil restorasyon talebimizle ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığını bilgilendirdik. Geçici önlem olarak uyarıcı levhalarımızı koyduk. Surlardan taşların yuvarlanması, tarihi ve kültürel dokuya önem veren bizleri üzmekte” diye konuştu. Vidinel, gerekli dosyaları hazırlayarak Kültür ve Turizm Bakanlığına gönderdiklerini aktararak, “İnşallah, en kısa sürede restorasyon programına alınır. İnşallah, bu tarih hazinesinin, Sezar’ın, “Veni, vidi, vici (geldim, gördüm, yendim)” sözünü söylediği yerin en kısa sürede restorasyonu yapılır. Kaleyi gezmeye gelen turistlerden mahcubiyet hissediyoruz hatta taşları yuvarlanan surları da görmelerini arzulamıyoruz” ifadelerini kullandı.

Zile Kalesi yakınlarındaki evlerde yaşayanlardan Turan Aydın, zaman zaman kaledeki surlardan taşlar yuvarlandığını belirtti. Aydın, birkaç yıl önce bir evin çatısına taş düştüğünü anlatarak, “Kaledeki surların bir an önce restore edilmesini istiyoruz. Şu haliyle surlar tehlike saçıyor” dedi.

Erol Arslan ise surlardan taşların yuvarlandığını ve herkesin buranın bir an önce restore edilmesini istediğini dile getirdi. Belediyenin surlara uyarıcı levhalar yerleştirdiğini aktaran Arslan, “Belediyemiz gerekli yerlere başvurmuş. İnşallah, kısa sürede gerekli çalışmalar yapılır. Biz de taş düşecek korkusundan kurtuluruz” diye konuştu.

Zile Kalesi
Tarihi kaynaklarda, Roma İmparatoru Julius Sezar’ın, Pontus asıllı Basforos Kralı 2. Pharnake ile Zile Altıağaç mevkisinde çok kanlı bir savaş yaptığı belirtiliyor. İki tarafın da büyük kayıplar verdiği savaşı, Roma İmparatoru Sezar’ın kazandığı, bunun üzerine dünyaca ünlü ”Veni, vidi, vici (geldim, gördüm, yendim)” sözünü söyleyerek durumu Roma Senatosu’na bildirdiği ifade ediliyor.

20.07.2015 ntv.com.tr

by -
628

Bulgar futbolcu Blagoy Georgiev, Roma’nın dünyaca ünlü yapısı Kolezyum’un taşlarına zarar vermekten polis tarafından gözaltına alındı.

İtalyan basınına yansıyan haberlere göre, nişanlısıyla İtalya’nın başkentine tatile geldiği belirtilen Rusya’nın Rubin Kazan takımında forma giyen 33 yaşındaki Bulgaristan’ın milli futbolcusu Blagoy Georgiev’in, Roma’nın dünyaca ünlü simgesi Kolezyum’da yaptığı hareket başına iş açtı.

Georgiev’in, yapımı milattan sonra 80’li yıllara uzanan tarihi arenanın zemin katında bir taşa daha önce yapılan grafitiye, cüzdanından çıkardığı bozuk parayla kendi adının baş harflerini eklemek için taşı oymaya kalkması, tarihi yapıda görev yapan güvenlik güçlerinin dikkatinden kaçmadı. Georgiev’e, yaptığı hareket dolayısıyla güvenlik güçlerince tarihi anıtı tahrif etmekten gözaltı işlemi uygulandı.

Blagoy Georgiev’in yaptıkları İtalya’nın yüksek tirajlı spor gazetelerinden Corriere dello Sport’ta da haber oldu. Gazetenin haberi “Georgiev’in kariyerindeki en aptalca kendi kalesine attığı gol” başlığıyla vermesi dikkati çekti.

İtalyanların üzerine titrediği tarihi eserlerinden olan dünyanın ilk en büyük arenası Kolezyum, son dönemde çok fazla tahribata uğramasıyla gündeme geliyor. Roma’nın simgesinde, kısa süre önce Georgiev’inki gibi hareket yapan bir Lübnanlı turist gözaltına alınırken, geçen kasım ayında da bir Rus turist taşa “K” harfi yaptığı için 20 bin avro para cezasına çarptırılmıştı.

17.07.2015 Radikal

by -
669

Diyarbakır’ın Çınar ilçesindeki tarihi Zerzevan Kalesi’nde geçen yıl başlatılan arkeolojik kazılar devam ediyor.

İlçeye 13 kilometre uzaklıktaki Demirölçek Mahallesi yakınlarında 60 dönümlük alan üzerindeki Zerzevan Kalesi’nde, 12 metre yüksekliğinde ve bin 200 metre uzunluğunda sur kalıntısı, kilise, saray, 22 metre yüksekliğinde gözetleme kulesi, konut, kaya mezarları, hamamlar, tahıl, silah depoları ile 54 su sarnıcı bulunuyor.

Kaymakam İsmail Şanlı, kaledeki kazılara ilişkin yaptığı açıklamada, çalışmaların Kültür ve Turizm Bakanlığı, Valilik, Dicle Üniversitesi ve Kaymakamlığın katkılarıyla devam ettiğini anlattı. Zerzevan Kalesi’nin tarihe ışık tutacak nitelikte olduğunu belirten Şanlı, “Kalede kazı çalışmalarının tamamlanmasıyla hem ülke turizmi açısından hem de dünya tarihi açısından önemli verilere ev sahipliği yapacak” dedi. Şanlı, kalenin, Çınar, Batman, Mardin ve Diyarbakır sınırında bulunduğuna işaret ederek, bu kentlerin gezilmeye değer tarihi eserlere sahip olduğunu ifade etti.

Zerzevan Kalesi’nin bu kentler için önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayan Şanlı, “Zerzevan Kalesi ülkemiz adına önemli bir değer olarak ortaya çıkacaktır. Diyarbakır’ın tarihi kadar eski bir mazisi var. Askeri amaçlarla konuşlandırılmış. Gerçekleri ortaya çıkaracaktır” diye konuştu.

Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçelerinin UNESCO’ya alınması
Şanlı, Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri’nin UNESCO kapsamına alınmasının çok önemli bir gelişme olduğunu ifade ederek, turistlerin Diyarbakır’a geldiğinde UNESCO kapsamında olmayan ancak bir o kadar benzer tarihe sahip diğer yerleri de gezme fırsatı bulacakların bildirdi.

Şanlı, şöyle devam etti: “Kaledeki çalışmaların 30 yıl devam etmesi nedeniyle üniversiteye öğrenci olarak giren bir arkeolog da profesör olarak emekli olacağına yetecek kadar büyük bir sahadır. Onun için çok uzun yıllar sürecek bir çalışma ortamının olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Zamanla tanınırlığı ve popülerliği artıkça da bölgede bilinen yerler kadar tanınır hale gelecektir.”

“Zerzevan Kalesi 3 bin yıllık bir geçmişe sahip”
Dicle Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Aytaç Coşkun ise Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle başlatılan çalışmaların sürdüğünü söyledi. “Zerzevan Kalesi 3 bin yıllık bir geçmişe sahip, önemli ve askeri bir yerleşim alanıdır” diyen Coşkun, mevcut yapılara bakıldığında kalenin özellikle Roma döneminde çok büyük bir önem kazandığını anlattı. Çoşkun, Zerzevan Kalesi’nin bölge ve Roma tarihi açısından önemli bir yerleşim alanı olduğunu belirtti. Çoşkun, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Antik yol güzergahında özellikle Roma’nın sınır kentlerini koruyan, Amide ve Dara arasındaki önemli bir yerleşim alanı. Zerzevan son zamanlarda verilen bir isim. Antik Roma’daki ismi Samaçi. Asur’daki ismi ise Kinagop olarak geçmekte. Çalışmalara geçen yıl itibariyle başladık. Şu an 60 kişilik bir ekiple çalışmalara devam ediyoruz. Özellikle kamu ve sivil yerleşim alanlarının bulunduğu yerlerde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

Konumu itibariyle stratejik bir noktada bulunan tarihi kalenin hem askeri hem de sivillerin yaşadığı alan olduğunu vurgulayan Coşkun, şunları kaydetti: “Baktığımız zaman milattan önce 882’den başlayarak, 639’daki İslam ordularının gelişine kadar bu alan kullanılmış. 1890’lara kadar herhangi bir yerleşim olmamış. Diyarbakır özellinden baktığımız zaman Roma dönemine ait Surlar ve Zerzevan dışında ayakta kalmış herhangi bir yer yok. Özellilikle Zerzevan kilit bir noktada. Çok fazla zarar görmemiş bir yer.”

17.07.2015 Haber Türk