Salı, Mart 28, 2017
Etiketler Posts tagged with "Roma"

Roma

by -
2388

Bursa’nın İznik İlçesi’nde, göl kıyısının 20 metre açığında 1.5- 2 metre derinlikte bulunan ve 1500 yıl önce Aziz Neophytos’un adına inşa edildiği belirlenen bazilikada sualtı arkeoloji ekiplerinin yaptığı araştırmada, kiremit ve insan kemikleri bulundu.

Tarihi M.Ö. 4’üncü yüzyıl’a kadar uzanan, Bitinya, Roma, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapan İznik’te geçen ocak ayında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından havadan yapılan fotoğraf çekimleri sırasında, ilçe ile aynı adı taşıyan gölün 20 metre açığında 1.5- 2 metre derinlikte bazilika formunda bir kilise kalıntısı ortaya çıktı.

iznik-golunde-bulunan-bazilikada-insan-kemiklerine-rastlanildi-1

Fotoğrafları inceleyen Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, yapının Roma askerleri tarafından İznik Gölü kıyısında öldürülen ‘Aziz Neophytos’ adına yapılan kilise olduğunu belirledi. Prof. Dr. Şahin, Aziz Neophytos’un önce bazilikanın içine gömüldüğü, ardından 740’da meydana gelen deprem nedeniyle yakındaki Koimesis Kilisesi’ne götürüldüğünü açıkladı. İznik’teki bu keşif dünyadan da büyük yankı buldu. Uluslararası haber ajanslarının yayını sonrası Amerika Arkeoloji Enstitüsü, Prof. Dr. Mustafa Şahin ile bağlantı kurarak detayları hakkında bilgi aldı. Enstitü dergesinin bu ay yayınlanan sayısında da bazilika 2014 yılında, ‘Dünyadaki En Önemli 10 Arkeolojik Keşif’ arasına alındı.

Batık bazilikanın evrensel bir değer olarak turizme kazandırılmasını hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin koordinatörlüğünde çalışmalara başladı. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’ndeki sualtı arkeologları göl içindeki bazilikanın Aziz Neophytos Kilisesi mi yoksa İznik Konsili’nin toplandığı Konstantin Sarayı’nın bir parçası mı olduğunun belirlenmesi için dalış yaptı. Prof. Dr. Mustafa Şahin’in yönettiği çalışmada balık adam kıyafetlerini giyen arkeologlar, İznik Gölü’ne dalarak bazilika çevresinde ilk tespit çalışmalarını gerçekleştirdi.

04.12.2015 Bursa Hakimiyet

 

by -
2550

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şubesi ihbar üzerine İngiliz profesörün evine baskın düzenledi. Özel bir üniversitede görev yapan profesörün evinde Roma, Bizans ve Ortaçağ dönemine ait 302 parça tarihi eser ele geçirildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şubesi ekipleri, bir İngiliz profesörün evinde Roma, Bizans ve Ortaçağ dönemine ait 302 parça tarihi eser ele geçirdi. İngiliz profesör, sınırdışı edilmek üzere Yabancılar Şube Müdürlüğü’ne gönderildi.

istanbulda-ingiliz-profesorun-evinde-302-parca-tarihi-eser-ele-gecirildi-1

Alınan bilgiye göre, Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerine tarihi eser kaçakçılığıyla ilgili bir ihbar geldi. İhbar üzerine harekete geçen ekipler, özel bir üniversitede görev yapan İngiliz profesör Thomas Michael M.H.’nin (64) Pendik’teki evine baskın düzenledi. Polis ekipleri, evde yaptıkları aramada, Roma, Bizans ve Ortaçağ dönemine ait 290 madeni sikke, 6 mühür, 2 küpe, 2 kolye ucu ile 2 ok ucu olmak üzere toplam 302 parça tarihi eser ele geçirdi. 

Gözaltına alınarak Vatan Caddesi’nde bulunan Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne getirilen İngiliz profesör Thomas Michael M.H.’nin, ifadesinde, tarihi eserleri internet üzerinden aldığını söylediği öğrenildi. 

Emniyet’teki işlemleri tamamlanan İngiliz profesör, sınırdışı edilmek üzere Yabancılar Şube Müdürlüğü’ne gönderildi.

30.11.2015 CNN TURK

by -
1779

Samsun’un Kavak ilçesinde bulunan Emirli Tümülüsü’nde kurtarma kazısı başlatıldı.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Emirli Mahallesi’nde kaçak kazıyla tahrip edilen Emirli Tümüsülü’nü kurtarma kazısının 2 hafta sürmesi planlanıyor. Kazıyı, Samsun Müze Müdürlüğünden arkeolog Emine Yılmaz’ın sorumluluğunda oluşturulan 8 kişilik ekip yürütüyor.

Samsun Büyükşehir ve Kavak Belediyelerinin desteğiyle yapılan kurtarma kazısında Helenistik döneme ait tümülüsün çevresinde Roma dönemine ait yerleşkelere de rastlandı.

Yetkililer, tümülüsün yaklaşık 6 metrelik toprağın altında bulunduğunu ve orta büyüklükte bir mezar olarak değerlendirildiğini belirtti. Çalışmaların üç odadan oluştuğu sanılan mezarın giriş kısmında yürütüldüğünü ifade eden yetkililer, çalışmaların tamamlanmasının ardından tümülüs ile Emirli Mahallesi’nde yapımı devam eden Yaşar Doğu Müzesi’nin kültür ve turizm destinasyon alanı olarak ilan edilmesinin hedeflendiğini kaydetti.

17.11.2015 haberler.com

by -
1860

Adana’nın Kozan ilçesine bağlı Dilekkaya Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve Türkiye’nin en önemli antik kenti olan Anavarza Antik Kenti’nde 2 bin yıl önce yapılmış double yol gün yüzüne çıkarıldı.

Kazı çalışmaları hakkında bilgi veren Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Fatih Gülşen, kazı ekibinde çalışanların yöre halkından tercih edildiğini ve tamamının Kozanlılardan oluştuğunu söyledi. Devam eden çalışmalarda çok önemli verilere ulaştıklarını belirten Gülşen, kazı ve restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından Anavarza Antik Kenti’nin sadece Kozan’a değil ülke turizmine önemli ölçüde katkı sağlayacağını ifade etti.

anavarza-antik-kentinde-2-bin-yil-once-yapilmis-double-yol-bulundu-1

Yrd. Doç. Dr. Gülşen şu ifadelere yer verdi: “Roma İmparatorluğu Dönemi’ne ait 2 bin yıllık anıtsal giriş kapısı olan zafer takının, yapılan çalışmalar sırasında üzerinden düşmüş olan tüm blokları çizim ve belgeleme çalışmalarından sonra tekrar yerine konulacak. Bugüne kadar ne Efes’te ne Bergama’da ne de Roma İmparatorluğunun merkezi olan İtalya’da böylesine görkemli ve anıtsal bir kent kapısına rastlanmadı. 10 metre yüksekliğindeki Anavarza Kapısı bu özelliği ile dünyadaki en anıtsal ve görkemli zafer takıdır. Bu kapıdan girdikten sonra 34 metre genişliğinde ve ilk belirlemelere göre 2 bin 700 metre uzunluğundaki dünyanın ilk duble yolu ortaya çıkartıldı. Antik dönemde böyle bir caddenin başka bir örneği bulunmuyor. Ayrıca bu yolların kenarlarında her 2.15 metrede bir olmak üzere toplam iki bin 500 civarında sütun bulunuyor. Temizlik çalışmaları sırasında bu caddeyi diklemesine kesen iki ayrı sütunlu cadde daha ortaya çıkarıldı. Caddelerin tamamında yaklaşık 5 bin civarında sütun bulunuyor. Bugün Ortadoğu ve Avrupa’daki en büyük antik kentlerde bile birkaç yüz sütun bulunurken ve bu bir zenginlik sayılırken, Anavarza’da 5 bin civarında sütun olduğunu görüyoruz. Buradan bir kez daha anlıyoruz ki Anavarza zannedilenden çok daha büyük ve zengin bir antik kent. Anavarza Kozan başta olmak üzere Adana’nın ve tüm Türkiye’nin geçmişi değil geleceği olacaktır. Anavarza’yı kazmak ve ortaya çıkarmak yeterli değil onu el birliği ile korumamız gerekiyor.”

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Çukurova Üniversitesi, Adana Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Adana Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü’nün katkı ve çalışmaları kapsamında, anıtsal giriş kapısı, sütunlu ve duble antik cadde, kiliseler, hamamlar, stadyum, amfitiyatro, tiyatro, sur ve savunma sistemleri, su yolları, meclis binası, belediye binası, anıtsal mezarlar ve tapınaklar olmak üzere bir çok alanda kazı, araştırma ve değerlendirme çalışmaları devam ettiği bildirildi.

27.11.2015 haberler.com

by -
1630

Bizans imparatorları ve Osmanlı padişahlarının, çeşitli vesilelerle başkentleri İstanbul’u süslemek için yerleştirdikleri ve halk tarafından “tılsımlı” olduğuna inanılan dikilitaşlar, günümüzde de yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerin başında geliyor. 

AA muhabirinin çeşitli kaynaklardan derlediği bilgiye göre, özelikle Bizanslılar, İstanbul’un dört bir yanını Roma ve Mısır’dan getirilen dikilitaşlarla donattı. 

İstanbul’un en yaşlı anıtı sayılan ve halk arasında “Dikili­taş” diye bilinen I. Theodosius Sütunu, Sultanahmet Meydanı’nda görenleri etkilemeye devam ediyor. MÖ 1500’lü yıllarda ön Asya seferinde başarılı olan Firavun 3. Tutmosis tarafından yaptırılan ve Mısır’daki Karnak Tapınağı’na yerleştirilen sütun, Bizans İmparatoru I. Theodosius tarafından 390’da İstanbul’a getirtildi. İmparator, taşın bugünkü adı Sultanahmet olan Hipodrom Meydanı’na yerleştirildiğini göremeden öldü. Dikilitaş, yaklaşık 32 günlük bir uğraş sonunda bugünkü yerine konuldu. İki farklı parçadan oluşan taşın tepesindeki hiyeroglif 3. Tutmosis’in zafer metinleri olmasına rağmen Bizanslılar tarafından sihirli yazıtlar olarak addedildi ve halk abideden medet umdu. Sütunun yerleştirildiği kaide, taşın dikiliş hikayesini ve İmparator Teodisus’un hayatından çeşitli kesitleri içeriyor. Kaidede hem Grekçe hem de Latince olarak sütunun dikiliş hikayesi anlatılıyor.

dogu-romalilar-istanbulun-dort-bir-yanini-dikilitaslarla-donatmis-1

Yılanlı Sütun
Sultanahmet Meydanı’nda Dikilitaş’ın hemen yanında toprağın içine gömülü gibi duran Burmalı ya da Yılanlı Sütun adıyla anılan dikilitaşın anavatanı da Roma. Burmalı sütun, MÖ 500 sonların­da Yunanlıların, ülkelerini istila eden Persler’e karşı kazandıkları zaferin anısı ola­rak, ele geçen silahların eritilmesiy­le yapılarak, şükran ifadesi olarak Apollon Tapınağı’na armağan edildi. Başkentini süslemek isteyen I. Konstantin, sütunu 324’te İstanbul’a getirtti.

Günümüze 29 boğumu ulaşan sütunun, şehri böceklere ve sürüngenlere karşı korumak için büyülü güçlere sahip olduğuna inanılırdı. Sütuna ait yılan kafalarından ikisi kayıpken, biri İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergileniyor.

dogu-romalil-ar-istanbulun-dort-bir-yanini-dikilitaslarla-donatmis-2

Dünyanın Ortası “Milyon Taşı”
İstanbul’da Bizans döneminden kalma renklerden biri de Sultanahmet’te, Yenibatan Sarnıcı’nın hemen yanındaki Milyon Taşı.

I. Konstantin zamanında yerleştirildiği düşünülen sütun, tüm Antik Roma yollarının başlangıç noktası ve dünya üzerindeki tüm şehirlerin, Konstantinopolis’e olan mesafesinin hesaplanması için kullanılan sıfır noktası kabul edildi. “Her yol Roma’ya çıkar” sözüne kaynak olduğu düşünülen sütuna, Bizanslılar büyük anlamlar ve efsaneler yükledi. Bizans halkının inandığı bir efsaneye göre, Milyon Taşı’ndan ileri hiçbir düşman askeri geçemez, geçmeye çalışırsa gökten inen bir melek tarafından ikiye bölünürdü. Bu yüzden İstanbul’un fethi sırasında halkın Ayasofya’ya sığındığı, Fatih ve ordusunun Milyon Taşı’ndan geçerken ortadan ikiye ayrılmasını beklediği anlatılır.

Yapıldığı dönemde dört sütun tarafından taşınan bir kubbe görünümünde olan Milyon Taşı, zamanla yavaş yavaş parçalandı ve bugünkü tek bir sütundan ibaret olan hale geldi. 

dogu-romalilar-istanbulun-dort-bir-yanini-dikilitaslarla-donatmis-3

Yanık sütun “Çemberlitaş”
İstanbul’da bir semte adını veren dikilitaşlardan biri de Çemberlitaş.

Beyazıt’tan Sultanahmet’e doğru inerken, tarihi caddenin sol kısmında yer alan sütun, anavatanı Frig­ya’dan alınarak, Roma’daki Apollon Tapınağı önüne dikildi. I. Konstantin İstanbul’u yeni baştan imar ederken bu sütunu Roma’dan getirtti ve 330’da şimdiki yerine dikerek, üzerine heykelini koydurttu. Konstan­tin’in heykeli, bir süre sonra tahta geçen Julianus tarafından indirildi ve yerine kendi heykelini koydurttu. Fakat Juli­anus’un heykeli de burada pek faz­la kalamadı. Roma tahtına geçen I. Theodosius bu heykeli kendisininki ile değiştirdi. Theodosius’un heykeli de doğaya yenik düştü; onu bir yıl­dırım devirdi.

Sütun, Osmanlı döneminde, 1672’de çıkan yangında zarar gördü ve batı literatürüne “Yanık Sütun” olarak geçti. II. Mustafa döneminde tamir için etrafı demir çemberlerle desteklenen sütun halk arasında “Çemberlitaş” olarak anılmaya başlandı.

dogu-romalilar-istanbulun-dort-bir-yanini-dikilitaslarla-donatmis-4

Kıztaşı
Halk arasında “Kıztaşı” diye bili­nen “Marcianus Sütunu”, Fatih Saraçhane’deki bir meydanın orta­sında yer alıyor. Üzerinde Tanrıça Nike heykeli taşıyan bu anıtı, kentin valisi Tatianus, İmparator Marcianus (450-457) onuruna diktirdi. 

Yaklaşık 1560 yıllık sütunla ilgili anlatılan efsanelerden biri şöyle: “Ayasofya Kilisesi yapılırken, tılsım gücü çok kuvvetli olan bir kız, sırtına yüklediği koca bir sütunla inşaat alanına doğru gidiyormuş. Bu sırada aniden karşısına bir cin çıkmış ve kıza nereye gittiğini sormuş. Kız ‘Ayasofya diye bir kilise yapıldığını duydum. Çorbada benim de tuzum bulunsun diye bu sütunu oraya götürüyorum’ demiş. Cin ‘Sen geç kalmışsın, kilise çoktan bitti. Sen o taşı aldığın yere bırak’ diye karşılık vermiş. Kız üzülerek taşı aldığı yere dikine bırakmış. Ancak içine de bir kuşku düşmüş. Kendi gözüyle kiliseyi görmek için yola düşmüş genç kız. Ayasofya’ya varınca bir de ne görsün. İnşaat bitmek şöyle dursun, daha yarılanmamış bile. O zaman genç kız cinin kendisini kandırdığını anlamış ve taşı geri almak için hemen geri dönmüş. Ne var ki, dikili duran taşı yerinden kıpırdatamamış. Çünkü genç kız, cinin sözüne uyup taşı bıraktığı için tılsımlı gücünü kaybetmiş. İşte o gündür, bugündür bu sütun Kıztaşı olarak anılır olmuş.”

27.11.2015 Anadolu Ajansı Haber: Semra Orkan

by -
2165

Elazığ’da jandarma ekipleri, Suriye’den çalındığı iddia edilen “Çölün Gelini” heykeli ile Roma Kralı Tiberius’a ait “kadehi” satmaya çalışan 3 kişiyi yakaladı.

Edinilen bilgiye göre, Elazığ İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, tarihi eser kaçakçılığı ile ilgili çalışma yaptı. Yapılan çalışmada Harput’ta Balakgazi Parkı içerisinde tarihi heykel ve şarap kadehini satmaya çalışan şüpheliler İ.L. (39), İ.A. (22) ve V.Y.’yi (37) operasyonla yakaladı. Yakalanan şüpheliler gözaltına alınırken, tarihi eserlere de el konuldu.

palmiradan-kacirilan-eserler-elazigda-bulundu-1
Ele geçirilen tarihi eserlerin Suriye’nin Palmira Müzesi’nden çalınan “Çölün Gelini” heykeli ile Roma Kralı Tiberius’a ait olan zifaf gecesi “kadehi” olduğunun değerlendirildiği öğrenildi. Ele geçirilen tarihi eserler müze müdürlüğüne teslim edildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

24.11.2015 Milliyet

by -
995

İstanbul Fatih’te apartman inşa etmek için yıkılan gecekonduların altından Roma dönemine ait tarihi sarnıç çıktı. Balat’ta imar planlarında dört kat inşaat izni bulunan Mesnevihane Sokak’taki arsada inşaat devam ettirilmek istenince, sessiz sedasız sarnıcın üzeri örtüldü. Eski istinat duvarı tamamlanarak gizlenen sarnıç, hafriyat kalıntılarıyla kapatıldı. Mahalle sakinleri, sarnıcın üzerine apartman yapılmasına karşı tepki göstermek için Fatih Belediyesi’ne müracaat etti.

25.11.2015 Sabah

by -
1875

Günümüzde yerin 12 metre altında bulunan Roma İmparatorluğu’ndan kalma eski bir Pagan tarikatına ait gizemli Bazilika ilk defa ziyarete açıldı.

1917 yılında Roma-Cassino arası tren yolu inşaatı esnasında bulunan M.S. 1. yy’a ait türünün tek örneği olan bazilika, melek çocuk ve küçük insan betimli kabartmalarla dolu. Ayrıca gizli girişi için vaktiyle yeraltında bir geçit oyulmuş.

Hristiyanlık öncesi döneme ait olan bazilika Pisagor ile Platon’un yazımlarına göre geçmişi M.Ö. 1.yy’a uzanan, adı çok az bilinen, sofuluk öğretisi vaazları veren, Helenistik dönemi okullarından ‘Neopythagoreanism’ isimli bir tarikata üye olan hayli nüfus sahibi Statilius ailesi tarafından yapılmış.

Prof. Dr. Giovanna Bandini’ye göre Roma İmparatorluğu’nun toleransı ve hoş görüsünden dolayı o dönemde bir çok Pagan tarikatı olmasına rağmen bu tarikat ‘Ölümlüler ile Tanrılar’ arasında kutsal bir imparator düşüncesini benimsemediği için bir tehdit olarak görüldü.

romada-paganlara-ait-iki-bin-yillik-bazilika-ziyarete-acildi

Tarikat, imparator Neron’un annesi aleyhine kanun dışı ayin ve kara büyü yapmakla suçlanmış, aile reisi Titus Statilius Taurus ise senato tarafından soruşturma altına alınmıştır. Tüm suçlamaları reddeden Taurus, MS 53 yılında bilinmeyen bir nedenden dolayı intihar etmiştir. İmparator Claudius tarafından mühürlenip unutulmaya terk edilen bazilika zamanla harabe görünümü almış.

Her biri dalında uzmandan oluşan bir ekip bugün hala bazilikada yenileme çalışmasında görev alıyor. Küf ve kireç atıkları el bıçağı ve fırçalarla yavaşça ovalanıp çıkartılırken, bazilikanın içi çeşitli kimyasal, aletler ve lazerle temizleniyor. Sıva rölyeflerinin iyi durumda olduğu kemerli tavanda çalışabilmeleri için ekibe iskele kuruldu.

Uçları kavisli üzeri ise ölü insan başlı at ve ejderhalarla süslenmiş 6 sütunla çevrili 3 holden oluşan bazilikanın duvarlarında Aşil, Orfeus ve Paris betimlemeleri var. Kabul salonuna girişte Medusa Kafası bulunmakta. Koyu kırmızı olan duvarların alt kısımı ise vahşi kuş ve kadın elbisesi şekilleriye boyanmış.
Dış dünyadan saklı, girişi tel örgülerle gizlenmiş bazilikanın üstünden geçen trenlerin gürültüsünü her saat duymak mümkün.

romada-paganlara-ait-iki-bin-yillik-bazilika-ziyarete-acildi-3

Proje dahilinde çalışan mühendis Mario Bellini, hem kazıması hem de yontması kolay olduğu için kireç taşının çok sık kullanıldığını ve Roma’nın altının bu gibi yerlerle dolu olduğunu söyledi.

Bazilikanın sıvalarının kuruyup çatlamamasının nedenini değişmeyen ısı ve nem oranına bağlı olduğuna inanan uzmanlar, ısının 18 derece, nem ise 87-92 arası olduğunu düşünüyor.

Hali hazırda restorasyon çalışmalarının devam ettiği bazilikaya ufak gruplar halinde ziyaretçi kabul ediliyor.

19.11.2015 telegraph.co.uk Çeviri: Ayşen Yolcu

by -
746

İl Kültür ve Turizm İl Müdürü Abdullah Aldemir, 2 milyon 62 bin 944 TL bütçesi olan Aidesim Mozaikli Bazilikası Korunması ve Çevre Düzenlemesi projesinin uygulamaya başlanıldığını söyledi.

İl Kültür ve Turizm İl Müdürü Aldemir, Kültür ve Turizm Altyapı Mali Destek Programı Kapsamında sunulan 41 adet proje arasında en yüksek puan alarak ve İpek Yolu Kalkınma Ajansı (İKA) tarafından kabul edildiğini ifade etti. Aldemir, “ 495 bin TL hibe ile desteklenen 2 milyon 62 bin 944 TL bütçeli, Aidesim Mozaikli Bazilikası Korunması ve Çevre Düzenlemesi projesinin açık hava müzesi olarak değerlendirilmemesine ilişkin Proje uygulamaya başlanmıştır” dedi.

AİDESİM MOZAİKLİ BAZİLİKASI
Oylum Höyük’ün yaklaşık 200 metre güneybatısında yer alan ve 1999 yılında sadece bir kısmı, 2004 ve 2006 yıllarındaki kazı çalışmalarında ise tamamına yakını açığa çıkartılan Aidesim Mozaikli Bazilikası’nın M.S. 6. yüzyıla tarihlenen Erken Hıristiyanlık Dönemi’ne ait olduğu biliniyor. Uzun dikdörtgen planlı olduğu anlaşılan bu yapıda yöresel taş (siyah renkli bazalt taş ile kireç taşı) kullanılmıştır. Batı yönünden girişi olan bazilikanın iç mekanı iki sıra sütunla üç nefe ayrılmıştır. Kazı sonucunda iki tane yazıt, çok miktarda Roma ve Ortaçağ dönemlerine ait sikke ve sütun kaidelerine ait kalıntılar bulunmuştur. Kırmızı, kahverengi, beyaz, gri, kavuniçi, siyah renkli taşlarla bitki (yaprak), malta haçı ve çeşitli geometrik (kesişen daire, baklava dilimi, kare ve zikzak) desenlerle kompoze edilen bu döşeme mozaiği, erken Bizans Sanatı Dönemi’nin özelliklerini yansıtmakta olup, yaklaşık 800 metrekarelik bir alanı kaplar.

21.11.2015 Hürriyet

by -
1528

Gaziantep Müze Müdürlüğü Başkanlığında, Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü bilimsel danışmanlığında sürdürülen Doğanpınar Barajı Yenice Höyük Kurtarma Kazılarının 2015 yılı çalışmalarında 4. ay tamamlandı.

Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Rifat Ergeç, Gaziantep İli Oğuzeli ilçesi Doğanpınar Köyünde 2013 yılında yapımına başlanan Doğanpınar Barajının suları altıda kalacak olan Yenice Höyük’te 19 Temmuz 2015 tarihinde başlayan kazı çalışmalarında şimdiye kadar İlk ve Orta Tunç Çağları, Geç Demir Çağı, Helenistik, Roma ve Orta Çağ kültürleri tespit edildiğini söyledi.

yenice-hoyukte-kazi-calismalari-devam-ediyor

Sacır Suyu üzerinde yer alan arkeolojik alanlar üzerine geçekleştirilen az sayıda arkeolojik çalışmadan biri olması dolayısıyla Gaziantep’in Tunç Çağları bakımından önem arz eden Yenice Höyük Kurtarma Kazısının, dört farklı alandaki tranşelerde sürdürüldüğünü belirten Yrd. Doç. Dr. Ergeç, kazı çalışmaları ile paralel bir şekilde belgelemeye yönelik fotoğraflama, çizim, envanter ve restorasyon çalışmalarının da kazı evinde yürütüldüğünü, kışın ara verilmeden yeni kazı sezonuna kadar devam edeceğini ifade etti.

Kazı ve araştırma çalışmalarının Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim elemanları Yrd. Doç. Dr. Rifat Ergeç, Yrd. Doç. Dr. Makbule Ekici ve Arş. Gör. Dr. Timur Demir’in katılımları ile Doğanpınar Barajı su tutana değin sürdürülmesi planlanıyor. Çalışmalar sona erdiğinde, Gaziantep’in Sacır Suyu boyundaki en erken yerleşimleri hakkında önemli bilgilere ulaşılacağı bekleniyor.

23.11.2015 hakimiyetgazetesi.com