Cumartesi, Mayıs 27, 2017
Etiketler Posts tagged with "Şanlıurfa"

Şanlıurfa

by -
7076

Arkeologlar Derneği, TRT’de yayınlanan ve Şanlıurfa’da bulunan, dünyanın bilinen en eski anıtsal yapısı olan Göbekli Tepe’nin, Hz. İbrahim’in putları yıktığı yer olabileceği anlatan belgesele istinaden bir açıklama yayınladı.

dunyanin-en-eski-tapinagi-gobekli-tepe-yenileniyor

Arkeologlar Derneği, “Diyarbakır Valiliği, TRT ve Kalkınma Bakanlığı desteği ile “Diyarbakır kültürel mirasının tanıtımı” projesi adı altında hazırlanan “Suların Ateşin ve Taşların İmparatorluğu” isimli belgesel, TRT Belgesel kanalında yayınlanmış ve tepkilere neden olmuştur” dedi.

Arkeologlar Derneği’nin yayınladığı açıklamanın tamamı şu şekilde;
“Söz konusu belgeselde insanlık tarihinin en önemli yapılarından biri olarak kabul edilen ve dünyanın en eski tapınağı olarak isimlendirilen Göbeklitepe, dünya tarihinde kabul edilen bazı teorileri de değiştirmiştir. Göbeklitepe Anadolu arkeolojisinde önemli bir yere sahip olup, tüm bilim adamlarının ilgi odağı haline gelmiştir. Uluslarası organizasyonlarda ülkemizin tanıtımına katkıda bulunan önemli bir kültür ve turizm alanı haline gelmiş, dünya kamuoyunda haklı bir ün elde etmiştir. Ancak adı geçen belgeselde Göbeklitepe’de yeralan heykelleri “Hz. İbrahim’in babası Azer’in yapmadığını kim bize söyleyebilir ya da Hz. İbrahim’in kırdığı putların yeraldığı tapınağın Göbeklitepe olmadığını söyleyebiliriz miyiz” diye bir ifade kullanılarak Göbeklitepe stelinin yere düşürülerek kırıldığı bir canlandırmaya yer verilmesi son derece talihsiz bir görüntüdür.

Günümüzde yakın geçmişte komşu coğrafyalarda yaşanan olaylardan, bu tip söylemlere ve görüntülere yer verilmesinin ne kadar tehlikeli olduğu birçok defa görülmüştür. Maalesef Göbeklitepe’de talihsiz bir şekilde “put” olarak gösterilen stelin kırılması sahnesi, Göbeklitepe’yi hedef göstererek, tarihi eserlerimize zarar verilebilecek bir ortam yaratmıştır.

Yaklaşık olarak M.Ö. 2. binde yaşadığına inanılan ve kutsal kitaplara göre tek tanrılı dinlerin babası olarak kabul edilen Hz. İbrahim’in putlarını kırdığı tapınağın, henüz yerleşik hayata bile tam olarak geçilmemiş, günümüzden yaklaşık 12 bin yıl önce yapılmış olan Göbeklitepe olması zamansal olarak da mümkün değildir.

Dolayısıyla hiç bir şekilde bilimsel gerçeklerle bağdaşmayan bu belgeselin TRT tarafından bir an önce yayından kaldırılmasını bekliyoruz. Ayrıca söz konusu belgeselde, halkımıza kötü örnek oluşturacak şekilde arkeolojik eserlere zarar verildiğini gösteren görüntülere yer verilmiş olmasını şiddetle kınıyoruz.

Arkeologlar Derneği Yönetim Kurulu – 06.01.2017″

by -
298

Dünyanın en eski tapınak merkezi olarak kabul edilen, yaklaşık 12 bin yıllık geçmişe sahip Göbekli Tepe’nin, tarihi dokusu, arkeolojik değeri ve özgünlüğünü koruması dolayısıyla UNESCO’nun geçici listesinden asıl listesine alınması için yürütülen başvuru çalışmalarında sona gelindi.

Dünyada en eski tapınak merkezi kabul edilen, yaklaşık 12 bin yıllık geçmişe sahip Göbekli Tepe, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Kültür Mirası asıl listesine girmeye hazırlanıyor.

Şanlıurfa’ya 18 kilometre mesafede, Örencik Mahallesi yakınlarında bulunan ve ilk kez 1963’te İstanbul ve Chicago Üniversitelerinden araştırmacıların yüzey çalışmaları sırasında fark edilen Göbekli Tepe’deki kazı çalışmaları, 53 yıldır sürüyor.

Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Müzesi tarafından 1995’ten beri ortaklaşa yürütülen çalışmalarla, neolitik döneme ait, boyları 3-6 metre, ağırlıkları da 40 ila 60 ton arasında değişen, yabani hayvan figürlü “T” biçimli dikili taşlar, 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli dünyanın en eski tapınak kalıntıları, çok sayıda yabani hayvan figürü, insan heykeli ve yaklaşık 12 bin yıl öncesine ait olduğu belirtilen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi tarihi eserler gün yüzüne çıkarıldı.

Başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere birçok kurum ve kuruluş, “Dünyanın en eski tapınak merkezi” olduğu belirtilen ve 5 yıl önce UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan Göbekli Tepe’nin tanıtımı için çeşitli projeler yürütüyor.

Ölmeden Önce Görülmesi Gereken 2. yer
Geçen yıl İsviçre’nin Davos kentinde gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu’ndaki tanıtımda katılımcıların ilgisini çeken Göbekli Tepe, Amerika Birleşik Devletleri’nde yayın yapan internet sitesi Business Insider’ın bu yıl güncellediği “Ölmeden önce görülmesi gereken 30 mekan” arasında da ikinci sırada gösterilmişti.

Kısa süre önce Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı’nın incelemelerde bulunduğu Göbekli Tepe’nin, tarihi dokusu, arkeolojik değeri ve özgünlüğünü koruması dolayısıyla gelecek yıl Şubat ayında geçici listeden asıl listeye girmesi bekleniyor.

Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna, Göbekli Tepe’nin dünya arkeoloji tarihinin belli başlı parametrelerini ciddi manada değiştiren bir kazı alanı olduğunu söyledi. Bölgede kazı çalışmalarının devam ettiğini anımsatan Tuna, çalışmalarının ardından söz konusu yerle ilgili daha önemli sonuçlara ulaşmayı öngördüklerini belirtti. Göbekli Tepe’ye ilişkin uluslararası çok sayıda yayının yapıldığını anlatan Tuna, şunları kaydetti: “Tahminimiz 2018’e kadar Göbekli Tepe, UNESCO’nun dünya mirası listesine alınacak. İnşallah önümüzdeki dönemde netleşecek. Bunun önemi çok büyük. Şu anda tarihin bilinen en eski tapınağı Göbekli Tepe. Bunu aslında bütün ülkeler çok iyi biliyor. Geçtiğimiz yıllarda dünyanın dört bir tarafından ziyaretçi de aldı. Geçen yıldan beri malum sebepler (terör ve Suriye sınırındaki gelişmeler) nedeniyle ziyaretçi trafiğimiz azaldı. Eminim yeni bir tanıtım çalışması ve yapılan restorasyon hizmetiyle Göbekli Tepe, Türkiye’nin turizmine önemli katkılar sağlayacak.”

05.12.2016 ntv.com.tr

by -
248

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde, Bizans döneminde dini mabed olarak kullanılan yapının 8 dikmesinden (paye) günümüze ulaşan son dikmesi de ilgisizlik nedeniyle yıkılmaya yüz tuttu.

Viranşehir ilçe merkezinde, 4-5’inci yüzyıllar arasında Bizans döneminde tapınak olarak inşa edilen yapının dikmelerinden 7 tanesi günümüze ulaşamazken kalan son dikme de büyük hasar görmüş durumda.

Konuyla ilgili açıklama yapan Tarihçi Ahmet Bağrış, Viranşehir’de Roma, Sasani, Akkoyunlar ve Karakoyunlular gibi birçok medeniyete ait tarihi kalıntıların bulunduğu ifade etti. Bu tarihi kalıntılardan birinin de Bizans dönemine ait tapınak olduğunu söyleyen Bağrış, söz konusu tapınağın 8 payesinden 7 tanesinin 1900’lü yılların başında yıkıldığını hatırlatarak günümüze sadece bir payenin ulaştığını belirtti.

Bağrış, “Şu an bu dikme, şehir merkezinde bulunmaktadır. Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından korunma altına almış olan bu yapı, ne yazık ki bakımsızlıktan taşların alt zemini çökmeye başlamıştır. Tarihin kayıp olması ile beraber etrafında oynayan çocuklar için de büyük bir tehlikenin habercisi olmuştur. Ne yazık ki Viranşehirliler tarihine sahip çıkmıyor. Çünkü böyle önemli bir yapının ilçede bulunmasıyla gurur duyulmalı. Ama ne yazık ki o bölgede bazı uyuşturucu madde bağımlıları ve tarihi taşların üzerine yazılmış yazılar görüyoruz.”

Bağrış, son olarak, yıkılmak üzere olan dikmelerin, kazaya sebebiyet vermeden yetkililer tarafından gerekli çalışmaların yapılmasını istedi.

Viranşehir Dikmeleri
Viranşehir ilçe merkezinde, “Dikmeler” olarak bilinen kalıntılar, Bizans dönemi Hıristiyan yapılarının Urfa bölgesindeki en büyük örneklerindendir. Sekizgen planlı bu yapının 34.5×32 metre çapındaki kubbesinin bazalt taşından örülmüş sekiz adet paye üzerine oturduğu İngiliz araştırmacı Gertrude Bell tarafından 1905 tarihinde çekilen fotoğraflardan ve mevcut kalıntılardan anlaşılmaktadır. Büyük bir nekropolün ortasına inşa edildiği anlaşılan bu yapının önemli bir aziz için Martyrion olarak 4-5’inci yüzyıllar arasında Bizans döneminde inşa edildiği tahmin edilir. Kalıntılar arasında bulunan çok sayıdaki mozaik tanesinden, yapının zengin mozaik süslemeli olduğu anlaşılmaktadır. 8 payeli yapının, günümüze ancak bir payesi ulaşabilmiştir.

28.11.2016 ilkha.com

by -
311

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin Urfa Kalesi çevresinde devam ettiği Kale Eteği Projesi’nde yeni kaya mezarlarına ve mozaiklere rastlandı. Bölgede bulunan yeni kaya mezarının, Kral Abgar’ın ailesinin önde gelenlerinden birine ait olduğu tahmin ediliyor.

45 dönümlük arazi üzerinde şimdiye kadar arkeologlar tarafından 80’e yakın kaya mezarı bulundu. Bölgede ahşap yol düzeneği, çevre düzenlemesi ve gece ışıklandırmaları yapıldı.

sanliurfada-mozaik-tabanli-kaya-mezari-bulundu

Yeni Mozaik ve Kaya Mezarları Bulundu
Çalışmaların sürdüğü alanda son olarak yeni bir kaya mezarı ve mozaikler bulundu. Urfa Kalesi tepe yamacının en üst bölümünde bulunan ve diğer kaya mezarlarına nazaran daha büyük olan yeni mezarın, Kral Abgar’ın ailesinin önde gelenlerinden birine ait olduğu tahmin ediliyor. Kesin olmayan bilgilere göre, ailenin önde gelenlerinden birinin ve iki taraflı 10 yakınının yer aldığı yeni kaya mezarının bulunması heyecanla karşılandı.

Öte yandan, alanda çalışmalarını sürdüren arkeologlar, aynı alandaki başka bir kaya mezarında ise taban mozaiğine rastladı. Proje çerçevesinde rastlanan 5’inci mezarda ise Süryanice yazıtlar ve ince işlemeler dikkat çekti.

sanliurfada-mozaik-tabanli-kaya-mezari-bulundu-2

Dünya’nın En Büyük Nekropol Alanı
Uzmanlara göre Kale Eteği, Kızılkoyun ve Dedeosman Mahallesi’nde bulunan kaya mezarlarının tümünün gün yüzüne çıkarılması ile mevcut alanın dünyanın en büyük nekropol alanı olabileceğine işaret ediliyor.

07.07.2016 Zaman

by -
4969

Anadolu coğrafyası, gerek jeopolitik konumu, gerekse sahip olduğu verimli topraklar sayesinde insanoğlunun her dönemde tercih ettiği bir yerleşim alanı oldu. İnsan, doğası gereği başlattığı inancı çeşitli şekillerde toplu tapınım alanlarında sürdürdü. İşte Anadolu’nun geçirdiği inanç kronolojisinin en önde gelen mabetleri:

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi

1.Göbekli Tepe
Şanlıurfa’da yer alan Göbekli Tepe’yi artık duymayan yoktur. Ününü T biçimli sütunlarıyla, dairesel planlı yontulmuş taşlarıyla kazanan Göbekli Tepe, bilinen dünyanın en eski toplu tapınma alanı. Tarihi günümüzden 12 bin yıl öncesine dayanıyor. İnsanların güncel yaşamlarını sürdürmek için çanak çömlek yapımı ya da tarımsal faaliyetlerinden daha fazlasını keşfetmeden önce, en büyüğünün 16 tondan fazla stilize insan biçimli taşlar inşa etmesi, inancın yaşamdaki önemine dikkat çekiyor. Göbekli Tepe, UNESCO tarafından 2011 yılında Dünya Mirası’na aday gösterildi.

2.Çatalhöyük
Konya’nın 52 km. güneydoğusunda, Çumra ilçesinin kuzeyinde yer alan Çatalhöyük, 9 bin yıllık tarihi ile Neolitik ve Kalkolitik Dönem’de Yakındoğu’ya ait en büyük köy olarak bilinir.  Müthiş buluntuları ve neolitik dönemi aydınlatması nedeniyle oldukça önemli bir yerleşim yeri olan Çatalhöyük, Anadolu’daki en eski ana tanrıça kült merkezi olarak kabul ediliyor. Ayrıca evlerin içinde boğa başları ve boynuzları gibi bazı kabartmalar bulunuyor. Çatalhöyük’te yaşayanların inanç kültürlerine ait bulguları içinde barındıran bu kutsal mekanların duvarlarında boğa başlarının yanı sıra, boğa figürleri, insan ve diğer hayvanlara ait duvar resimleri yer almakta. Çatalhöyük, 2012 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girdi.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-2

3.Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı
Çorum’un Boğazkale İlçesi’ne bağlı Hitit başkenti Hattuşa’ya 2 km mesafede yer alır. Hititlere ait Orta Anadolu’daki tapınakların en güzel örneklerindendir. Burada “Bin tanrılı” Hitit panteonunun belli tanrıları değil, çok sayıda tanrı ve tanrıça kabartması yer almaktadır.  M.Ö. 13. yy’a tarihlenir. A, B ve C olarak adlandırılan üç galeriden oluşur. Uzun koridorlardan oluşan bu galerilerde tanrılara sunumlar bırakmak için küçük nişler yer alır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-3

4.Athena Tapınağı (Assos Antik Kenti)
Çanakkale’nin, Ayvacık ilçesine bağlı Behramkale Köyü’nde bulunan ve Edremit Körfezi ile Midilli’ye hakim bir tepe üzerine kurulu Athena Tapınağı, M.Ö. 525 yılında inşa edildi. Tapınak baş tanrı Zeus’un çok sevdiği kızı sanat, strateji ve barış tanrıçası Athena’ya ithaf edilmiştir. Athena Assos’un koruyucu tanrısıdır. Anadolu’da bilinen ilk Arkaik Çağ Dor düzenli mimari örneğidir. Tapınağın kutsal odasında bulunan tanrıça heykeli 1800’lü yıllarda Amerikalılar tarafından yurt dışına götürülmüştür.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-4

5.Artemis Tapınağı (Efes Antik Kenti)
Tanrıça Artemis’e adanan tapınak, İzmir’in Selçuk İlçesi’ne bağlı, Efes Antik Kenti’nde yer almaktadır. M.Ö. 5. yy’da inşa edildiği sanılan ve Dünya’nın 7 harikası arasına girmiş Artemis Tapınağı’na ait bugün sadece yerini belirlemek adına konulmuş bir adet sütun parçası bulunmaktadır. Dönemin en ünlü heykeltıraşlarının çalıştığı yapıya ait parçalar British Museum’da sergilenmekte. Tapınağın kült heykeli Artemis ise Selçuk Müzesi’nde yer alıyor.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-5

6.Zeus Tapınağı (Aizanoi Antik Kenti)
Kütahya’nın Çavdarhisar İlçesi’nde yer alan Anadolu’nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı’dır. En parlak dönemini ikinci ve üçüncü yüzyılda yaşayan kent, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Tiyatroya bitişik stadyum, mozaikli hamamları ve gymnasium, köprüler, nekropol alanları ve borsa yapısı kentin en önemli öğelerini oluşturur. Kentin tapınağı, MS 2. yy’ın 2. çeyreğinde inşa edilmeye başlanmıştır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-6

7.Ayasofya
İstanbul’un sembollerinden olan Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.  Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından, 532-537 yılları arasında kubbe yüksekliği ile övünerek 3. kez inşa edilmiştir. 1453’te  İstanbul’un kuşatılması nedeniyle Aysaofya’da Kostantinapolis halkı topluca dua yapmıştır. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed, Ayasofya’ya dokunmayarak camiye çevirmiştir. 1 Şubat 1935 tarihinde Ayasofya müze olarak hizmete açıldı.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-8

8.Divriği Ulu Cami
Sivas’ın Divriği İlçesi’nde yer almaktadır. Cami, türbe, darüşşifadan oluşan yapılar topluluğudur. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilmiştir. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. 1228 yılında başlanıp 1243 tarihinde tamamlanan yapı kompleksinin Baş Mimarı Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’tır.  1985 yılında UNESCO Dünya miras listesine dahil edilmiştir. Üzerinde 25 farklı kubbe modeli bulunmaktadır. Kapılarında ve mimarisinde Anadolu Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örnekleri işlenmiştir.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-7

9.Sultanahmet Cami
İstanbul’da yerli ziyaretçisi kadar yurt dışında da ün yapmış Sultanahmet Cami, içindeki 20 bin kadar mavi, yeşil ve beyaz İznik çinileri ile “Mavi Cami-Blue Mosque” olarak da bilinir. Cami, medrese, Daru-l Kurra, Muvakkithane, Sıbyan Mektebi, Arasta, Hamam, İmaret, Darü’ş-şifa ve türbeden oluşan külliye içinde yer almaktadır. Ahmet’in Sedefkar Mehmet Ağa’ya 1609-1616 yılları arasında yaptırdığı cami, Türkiye’nin ilk altı minareli camisidir. Osmanlı Dönemi’nin en güzel, en ihtişamlı camilerindendir. 206 pencere ile cami içi aydınlatılmaktadır. Geniş kubbesinin yükü dört fil ayağı ile yere indirilmiştir.  1985 yılında İstanbul Tarihî Alanları adıyla UNESCO Dünya Mirasları listesine eklenen alanın bir parçasıdır.

by -
3298

Şanlıurfa’nın Haleplibahçe Mahallesi’nde bulunan Kızılkoyun mağaralarında 61’inci kaya mezarına rastlanıldı.

Kentin tarihi dokusunu korumak ve tarih turizmini canlandırmak için çalışmalarını yürüten Büyükşehir Belediyesi’nin ’Eski Urfa’ olarak adlandırılan Haleplibahçe Mahallesi’nde başlattığı ’Kızılkoyun Projesi’nde 61’inci kaya mezarına ulaşıldığını bildirdi. Titizlikle süren çalışmaların bulunduğu havzada Roma Dönemine ait her geçen gün yeni bulgulara rastlanırken, alanda temaslarda bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, tarih turizmine yönelik projelere büyük önem verdiklerini söyledi.

Kazı alanında gelerek yüklenici firma yetkililerinden bilgi alan Çiftçi, burada yaptığı açıklamasında, “Her geçen gün yeni bir gelişme ile karşılaşmak bizleri de heyecanlandırıyor” diye konuştu.

21.06.2016 Milliyet

by -
2332

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde Organize Sanayi Bölgesi içerisindeki bir fabrikanın ek bina için yapılan temel kazısında tarihi yapılar ortaya çıktı.

Şanlıurfa’nın Viranşehir İlçesi, Sesik Mahallesi’ndeki Organize Sanayi Bölgesi 2. etabında bulunan bir fabrikanın ek bina temeli için kazı yapan işçiler, tarihi belirlenemeyen mağaralara rastladı. İddiaya göre, fabrika yöneticilerinin isteği ile mağaraların üstünü kapatmaya çalışan işçileri tesadüfen çevredeki vatandaşlar fark etti. Vatandaşların ihbarı üzerine bölgede inşaat çalışmaları durdurulurken, mağaralar ortaya çıkarıldı. Organize sanayisinin bulunduğu bölgenin büyük bir bölümünün altında tarihin yattığını savunaa Sesik Mahallesi’nin sakinleri, bölgede inceleme yapılmasını istedi.

sanliurfada-temel-kazisi-sirasinda-tarihi-yapilar-ortaya-cikti-2

Giriş ve havalandırma delikleri bulunan kaya mağaralarının tarihi henüz net olarak bilinmiyor.

13.05.2016 Milliyet

by -
1543

Şanlıurfa’nın Harran ilçesindeki kazılarda, Abbasiler döneminde yapılan 900 yıllık hamama bağlı şadırvan ve ticarethane kalıntıları bulundu.

Dünya’nın en eski yerleşim yerleri arasında yer alan Harran ören yerinde bu yıl 200 kişilik ekiple yapılan kazılarda, 900 yıl önce yapıldığı tahmin edilen şadırvan ve ticarethane odaları gün yüzüne çıktı. Milattan önce 6 binli yıllarda Moğolların saldırısına kadar, kesintisiz yerleşim yeri olma özelliğine sahip olan ve bir dönem Asur ve Emeviler’e başkentlik yapan Harran ören yerindeki kazılar titizlikle devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Harran Üniversitesi tarafından yürütülen ve Mart ayında başlayan, 200 kişilik ekiple sürdürülen kazı çalışmalarında Abbasiler dönemine ait olan 4 okuldan birinin ortaya çıkarılması amaçlanıyor. Harran’da yapılan kazı çalışmalarıyla ortaya yeni çıkarılan eserleri inceleyen Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük, kazı başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal’dan bilgi aldı. Göbekli Tepe’den sonra en büyük eserin Harran’da ortaya çıkarıldığını ifade eden Vali Küçük, şunları söyledi:

“Dünyanın ilk üniversitesinin kurulduğu Harran’da 6 bin kişilik dünyanın en büyük camisi zamanında burada inşa edilmiş ve çevresinde okul, medrese, hamam dönemine göre çok ileri bir medeniyeti temsil etmiş. Şimdi o bölgede büyük bir kazı çalışmamız devam ediyor. Burası birkaç yıl içerisinde Türkiye’nin en önemli tarih, inanç ve Kültür turizm merkezlerinden biri olacaktır. Her bir köşesi Şanlıurfa ve Güneydoğu turizmi için çok önemli ve değerlidir. Türkiye’nin en büyük kazı ekibi burada görev yapıyor. Göbekli Tepe’den sonra Göbekli Tepe değerinde ve kıymetinde büyük eserlerin ortaya konulacağına inanıyorum. Göbekli Tepe kadar dünyada ve Türkiye’de yankı ses getirecek değerli ve kıymetli hazinelerin ortaya çıkacaktır ve bunu dünyaya tanıtacağız.”

harranda-900-yillik-sadirvan-kalintilari-bulundu-1

Harran’da Kaymakamlık ile birlikte bir dizi çalışma yapacaklarını ve yöreye uygun tek katlı butik ve otellerin yapılması için çalışma başlattıklarını ifade eden Harran Belediye Başkanı Mehmet Özyavuz, terör olaylarına rağmen bu yılki hedeflerinin 1 milyon turist olduğunu söyledi.

Harran’da yapılan kazı çalışmalarında önemli bulgulara rastladıklarını ve Abbasiler döneminde kalan 4 okuldan birinin ortaya çıkarılmasını amaçladıklarını belirten kazı başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal, “Bu yıl Harran ören yerinde kazı çalışmalarına başladık. Şu an Ulu Cami’nin doğusunda, iç kale ve sarayda kazı çalışmalarımız devam etmektedir. Kale sarayda 3 kubbesi meydana çıkarılan bir hamama rastladık ve kazı çalışmalarına başladı. Ulu Cami’nin külliyesine ait mekanlar bulduk. Bu alanda bir şadırvan ortaya çıkardık ve hamamın hemen yanında çarşı bulduk ve burada da çalışmalarımız devam ediyor. Bu yıl içerisinde Abbasiler dönemine ait tabaka ortaya çıkardık. Abbasiler döneminde kalan 4 okuldan birinin ortaya çıkarılması için bu yıl yoğun bir çalışma yapacağız. Bu okulun hemen hamamın yanı başında olduğunu düşünüyoruz ve bu Harran tarihi için çok önemlidir” diye konuştu.

04.05.2016 Doğan Haber Ajansı

by -
2070

UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesi’ne aday gösterilen ve dünyanın en önemli arkeolojik kazı alanlarından biri olarak kabul edilen Göbekli Tepe, klasik müzik festivaline hazırlanıyor.

Göbekli Tepe’nin tüm dünyanın tanıdığı tarihi ve turistik bir alana dönüştürülmesini sağlamak amacıyla hayata geçirilecek festival, Piu Entertainment tarafından kasım ayında düzenlenecek. İstanbul ve Şanlıurfa’da eş zamanlı gerçekleşecek Göbekli Tepe Klasik Müzik Festivali dünyaca ünlü sanatçıları ve orkestraları ağırlamayı planlıyor. Henüz isim açıklamaktan kaçınan organizasyon, festivalin kesin programını temmuz ayında duyuracak.

Göbekli Tepe Klasik Müzik Festival’inden elden edilen gelir Göbekli Tepe’nin tanıtımı için harcanacak.

29.03.2016 CNN TURK

by -
1874

Kültürel Mirası Koruma Derneği Başkanı Mimar Uğur Beyazgül ve Prof. Dr. Kasım Şulul’un birlikte yürüttüğü çalışmada, bin 210 yıllık olduğu tahmin edilen mezar taşının üzerinde “Korunmuş Ruha şehrinde hicri 190 yılının Cemaziyelahir ayında Allah ona Kur’an okuyan ve rahmet duasında bulunana rahmet etsin” Arapça yazısının bulunduğu belirtildi.

Kültürel Mirası Koruma Derneği Başkanı Mimar Uğur Beyazgül ve Prof. Dr. Kasım Şulul, konuyu Kültür Bakanlığına bildirdiklerini ve Şanlıurfa Müzesinin konuyla ilgili çalışmalar başlattığını ifade etti. Konunun bilim adamları tarafından daha detaylı incelenerek ulusal ve uluslararası bir nitelik kazanması bekleniyor. Mezar taşı ve kitabenin bulunduğu yerde Peygamber Efendimizin (S.A.V.) vahiy katiplerinden Hanzala El-Katib’in de burada defnedildiği tahmin ediliyor.

sanliurfada-bir-evin-bahcesinde-bin-210-yillik-mezar-bulundu-1

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Prof. Dr. Kasım Şulul, “Korunmuş Ruha şehrinde hicri 190 yılının Cemaziyelahir ayında Allah ona (Kur’an) okuyan ve rahmet duasında bulunana rahmet etsin” yazdığını ifade ederek, “Kitabeye konu olan zatın erkek olduğu ve hicretin 190. yılının Cemaziyelahir ayında vefat ettiği bildirilmektedir ki miladi karşılığı Nisan 806’dır. Danıştığımız hattalar Mustafa Kaçar, Mehmet Memiş, Ömer Sabuncu ve diğerleri kitabenin özelliklerini inceledikten sonra şu sonucu tarafımıza iletmişlerdir. Kitabenin konusu olan zatın vefat tarihi ile kitabenin yazılış tarihi farklıdır. Kitabesi yazılan kişi Cemaziyelahir 190 yani Nisan 806’da vefat etmiş, kabri 11. veya 12. yüzyılda restore edilirken bu kitabe yazılmıştır. Kitabe celi sülüs, yazı Rumi tezyin.

Bu tarz yazılar da miladi 11. ve 12. yüzyıla tarihleniyor. Şöyle ki Kur’an-ı Kerim’e ilk hareke konulması Ebü’l-Esved Ed-Düeli tarafından, harflerin noktalanması işi Ed-Düeli’nin talebesi Nasr B. Asım ya da Yahya B. Ya‘mer tarafından, hemze ve teşdid gibi diğer noktalamalar Halil B. Ahmed tarafından yapılmıştır. Sülüs yazının en erken örnekleri İbn Bevvab tarafından yazılmıştı. Abbasilerin ilk dönemlerinde sülüs yazı çeşidi gelişmiş değildi ve noktalama böyle değildi. En erken Mushaf sayfalarında Kufi yazı çeşidine rastlamaktayız. Kitabedeki celi sülüs harf karakterleri ve Rumi tezyin Selçuklu dönemini çağrıştırmaktadır. Rumi motif Selçuklu dönemi ile Osmanlı’nın ilk döneminde var. Yazının 11 ya da 12. yüzyıl Selçuklu dönemine ait olması kuvvetle muhtemeldir” ifadelerini kullandı.

08.03.2016 TRT Haber Fotoğraflar: Yusuf Sabri Dişli