Pazartesi, Mayıs 1, 2017
Etiketler Posts tagged with "Selçuklu"

Selçuklu

by -
171

Antalya’nın Kemer ilçesindeki Selçuklu dönemine ait 786 yıllık Av Köşkü’nün horasan harcı ile yapılmış duvarları, onarım ihalesini kazanan firma tarafından tahrip edildi.

kemerdeki-selcuklu-av-kosku-duvarlarini-restorasyon-firmasi-tahrip-etti

Antalya Rölöve ve Anıtlar Müdürü Cemil Karabayram, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kemer ilçesindeki Selçuklu Av Köşkü’nün restorasyon ihalesini alan firmanın gerekli şartlara uymadığı gerekçesiyle çalışmalarının durdurulduğunu hatırlattı.

Av köşkünden alınan harç örneklerinden, yapıda 1925-1930 yıllarında bir uygulama yapıldığını tespit ettiklerini belirten Karabayram, Cumhuriyet döneminde av köşkünde bazı onarımların yapıldığını belirlediklerini ifade etti.

Karabayram, av köşkü ile ilgili bilim heyeti kurulduğunu anlatarak, şöyle konuştu: “Restorasyon çalışmalarına devam edilecek. Bilim heyeti kuruldu. Heyetin görüşleri doğrultusunda projeler tekrar çizilecek. Bölgenin deprem bölgesi olması nedeniyle yapıldığı tarihi içeren daha sağlam ve kalıcı restorasyon ve harç yöntemleriyle turizme kazandırılacak. Bu kapsamda yapının yağmura ve iklimsel koşullara terk edilmemesi için Antalya Valisi Münir Karaloğlu başkanlığında ve Valiliğin sağlamış olduğu ödeneklerle köşk, gelecek nesillere aktarılacak. Köşk, bölgeye ve turizme kazandırılması için sergi amaçlı toplantılar ve çeşitli faaliyetlerin yürütüleceği sosyal bir merkez haline getirilecek. Yapılan çalışmalar tekrar gözden geçirildi. Tescilli taşınmaz kültür varlıkları kapsamında gerekli tedbirler alınacak.”

Anadolu’da bilinen 3 av köşkünden biri olan yapının 1230-1248 yılları arasında inşa edildiği tahmin ediliyor.

23.01.2017 haberler.com, Hürriyet Akdeniz Fotoğraf: Arşiv

by -
307

Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde yer alan Selçuklu dönemine ait 881 yıllık Gülük Hamamı restore edilecek.

kayseride-881-yillik-selcuklu-hamami-restore-ediliyor

Melikgazi Belediye tarafından Gülük Mahallesi’nde bulunan tarihi hamam restore edilerek tekrar hayat bulacak. 1135 yılında inşa edilen ve 1210 yılında Danişmentlilerden Yağıbasanoğlu Mahmud’un kızı Atsız Elti Hatun tarafından onarılan tarihi hamama ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Memduh Büyükkılıç, Gülük Hamamı’nın, tarihi ve kültürel miras açısında önemli bir eser olduğunu belirtti. Büyükkılıç, ”İlçemizin en önemli tarihi varlıklarından birisi olan Gülük Hamamı, yaklaşık 881 yıllık geçmişe sahip. Tarihi Selçuklu eseri hamamın kısa sürede aslına uygun restorasyonunu yapıp Melikgazi’mizin ve Kayseri halkımızın hizmetine sunulması ve bu kültürel mirasımızın korunup tekrar ülkemize kaplıca turizm merkezi olarak kazandırmayı hedefliyoruz. Hamamın restorasyon projeleri çizildi, ihale süreci ve akabinde de restorasyon çalışmaları başlayacak. Bu kültürel mirasımız restorasyonu tamamlandığında ilçemize bir doğal mirası daha kazandırmış olacağız” dedi.

24.11.2016 Hürriyet

by -
225

Niğde’de 155 yıllık Rum Ortodoks Kilisesi ile 1223 yılında Selçuklular tarafından yapılan Alaeddin Camisi’nin duvarlarına sprey boya ile yazılan yazılar, tepki çekti.

nigdede-tarihi-yapilara-sprey-boya-ile-yazi-yazildi-3

Niğde kent merkezindeki, kullanılmayan 155 yıllık Rum Ortodoks Kilisesi ile 1223 yılında Selçuklular tarafından yapılan ve halen ibadet edilen Alaeddin Camisi’nin duvarlarına sprey boya ile yazılan yazılar, tepki çekti.

nigdede-tarihi-yapilara-sprey-boya-ile-yazi-yazildi-1

Aşıkların ilan tahtasını andıran duvarlardaki bazı yazılarda da küfür içerikli yazılar yazılması, ‘Tarihe büyük saygısızlık’ olarak değerlendirildi. Çevre sakinleri, Rum Ortodoks Kilisesi ile kimsenin ilgilenmediğini, camide ise ibadet yapılmasına rağmen yazılan yazıların kente yakışmadığını belirterek, gerekli önlemlerin alınmasını istedi. Her tarafı çeşitli bezemeler ve fresklerle süslü olan kilisenin, içinde ve dışında yazı yazılmamış yer bulunmuyor. Uzun yıllar Niğde Belediyesi’nin deposu olarak kullanılan ve daha sonra boşaltılan kilise, Kapadokya turlarının durağı olabilecekken, kötü görüntüsü ile zamana direniyor.

13.11.2016 Posta

by -
260

Sinop’ta yer alan Bizans dönemine Balatlar Kilisesi’ndeki kazı ve restorasyon çalışmaları yedinci yılına girdi.

sinoptaki-balatlar-kilisesinde-kazilar-suruyor-1

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi ve Balatlar Kilisesi Kazı Başkanı Prof. Dr. Gülgün Köroğlu, yaptığı açıklamada, Bizans döneminden kalma Balatlar Kilisesi’ndeki kazı ve restorasyon çalışmalarında bu sezon 20 kişilik ekibin yer aldığını söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle 2010 yılında başlayan çalışmaların bu yıl yedinci yılını doldurduğunu belirten Köroğlu, “Bu sezon 9 Temmuz’da başladığımız çalışmalar Eylül ayı sonuna kadar devam edecek. Yaklaşık 1,5 aydır alandaki Roma hamamının batı bölümlerini kazıyoruz. Hamamın toprak altındaki frigidarium, yani soğukluk denilen bölümü ve M.S. 1.yüzyıla ait merkezi planlı yapı olan bir bölgeyi tamamen ortaya çıkarttık. Ayrıca Sinop kalesi yapıldığı sırada tahrip edilen o bölgede çalışmalarımız sırasında çok sayıda sikke buluntusu ortaya çıktı. Devam eden kazı çalışmaları sırasında toprağın hemen altında Rum döneminde ait olan mezarları açtık. Bir mezarda dört kafatası olduğunu, yanında bulunan diğer bir mezarda ise yine çoklu gömü olduğunu gördük. Şu anda çalışmalarımız devam ediyor ve mezar buluntuları devam ediyor. Bizi en çok Selçuklular döneminden kalan duvarlardan gelen molozlar ve atıklar uğraştırıyor.” dedi.

Kazı alanının istimlaklarla birlikte 13 bin metre kare alanda 20 kişilik ekiple çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Köroğlu, “Bu sezon çalışma alanımızı batıya doğru en az 60 metre kare daha genişlettik ve genişletmeye de devam ediyoruz.” Kazıların yanı sıra kilise bölümünde restorasyon çalışmalarına bu yılda devam ettiklerini belirten Köroğlu şöyle konuştu; 13. yüzyıldan itibaren kilise olarak kullanılan yapıyı bu yıl dıştan onardık ve içine su girmesini engelledik. Kısa sürede kilise içerisinde tahrip olmuş duvar resimlerini bu sezon restore ederek tamamlamayı düşünüyoruz.“

Tahrip edilmiş ve karışık topraktan M.Ö 1.yüzyılda Pontus Krallığı dönemine ait adakçı tasviri ve para bulduklarını da dile getiren Köroğlu, “Bundan sonra kazı çalışmalarımızla evreleri saptayıp, gelecek yıl çalışmalarımızla yapıyı batı tarafına doğru açmaya çalışacağız ve yapının giriş bölümüne ulaşabiliriz. Burada genellikle dükkanlar oluyor. Bunlara ulaşabiliriz. Gelecek yıl yeni kamulaştırılan alanda çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Orası bizim için sürpriz bir yer olacak. Onu da yapılacak olan kazılar gösterecek. Alandaki kazılar en az 8-10 yıl daha devam edecek” şeklinde konuştu.

11.09.2016 Vitrinhaber Gazetesi

by -
1489

Bursa’daki İznik Gölü’nün altında yer alan ve M.S. 740 depremiyle sular altına gömülen bin 500 yıllık Aziz Neophytos Bazilikası’nın kazı evi ziyarete açılıyor.

iznik-golundeki-bazilika-su-alti-arkeoloji-muzesi-olacak

Tarihi M.Ö. 4’üncü yüzyıla kadar uzanan, Bithynia, Roma, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapan İznik’te 2014 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından havadan yapılan fotoğraf çekimleri sırasında, ilçe ile aynı adı taşıyan gölün 20 metre açığında 1.5-2 metre derinlikte bazilika formunda bir kilise kalıntısı ortaya çıkmış, buluş Amerika Arkeoloji Enstitüsü, resmi web sitesinde ‘Dünyadaki En Önemli 10 Arkeolojik Keşfi’ arasına gösterilmişti. Sikke, çini ve mozaiklerin çıktığı alanda değişik mezarların da bulunduğu alanda yer alan Bazilika’nın turizme kazandırılması için uğraşlar devam ederken, merak uyandıran çalışmalarda gelinen nokta halk ile paylaşılacak.

Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin “Bizler bu kazı çalışmalarına 6 ay önce başladık. Kapılar devamlı kapalı olduğu için halkımızda içeriye bakma merakı doğmaktadır.  Biz bu merakı ortadan kaldırma düşüncesi ile bundan sonra her ayın 1. ve 3. cumartesi günü saat 14.00’te halk günü düzenleyeceğiz. Halk gününde kapıları tamamen açıp merak eden vatandaşlara yapılan çalışmalar anlatılacak” dedi.

05.09.2016 dunya.com

by -
888

Amasya’da Fatih Sultan Mehmet ile Şehzade Mustafa’nın da aralarında olduğu Osmanlı şehzadelerinin kaldığı saraylar gün yüzüne çıkıyor.

İstanbul Üniversitesi’nde görevli öğretim üyesi Doç. Dr. E. Emine Dönmez’in başkanlığını yaptığı Harşena Kalesi ve Kızlar Sarayı sistematik arkeolojik kazılarında 8. yıla gelindi. Doç. Dr. E. Emine Dönmez, “Yürüttüğümüz kazılarda Kızlar Sarayı mevkisinde ortaya çıkan buluntularda burada yer alan Osmanlı saraylarına ait izler açığa çıkmaya başlamıştır. Bu da varlığı tarihsel kaynaklardan bilinen söz konusu sarayların ilk kez mimari veriler ve buluntularla kimliğini kanıtlamıştır” dedi.

Bu dönem İstanbul ve Mimar Sinan Üniversitelerinden katılan uzman akademisyenlerle öğrencilerin katkılarıyla süren ve Tekirdağ Müzesi’nden Zeynep Göçer’in de bakanlık temsilciliğini üstlendiği kazıları değerlendiren Doç. Dr. Dönmez, “Harşena Kalesi’nin yukarı kale bölümünde devam etmekte olan kazı çalışmalarında Osmanlı dönemi taş döşemeli sokak ve kalıntılarıyla karakterize olan mimari yapılar saptanmıştır. Anakaya üzerine Roma İmparatorluk Dönemi’nde inşa edildiği anlaşılan bir tapınak ya da sur temeli olduğu düşünülen önemli bir yapının sonraki yerleşimciler tarafından tahrip edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. 2015 çalışmaları sırasında anıtsal bir duvar üzerinde saptanan dört adet altın Memluk sikkesi hem Anadolu hem de Osmanlı arkeolojisine önemli katkılar yapmış, hem de 15. yüzyıla ait mimari kalıntıların doğru saptanmasına yardımcı olmuştur. 2016 dönemi çalışmaları sırasında ele geçen çok sayıda İznik üretimi Haliç işi çini seramiğin yanı sıra Osmanlı dönemine ait altın bir sikke dikkat çekicidir. Bunlara ek olarak metal kemer tokaları ile zırh süsleri ele geçmiştir. Harşena Kalesi ve Kızlar Sarayı sistematik arkeolojik kazıları bugüne kadar açığa çıkan kalıntı ve buluntuları ile Demir Çağı, Danişmend, Selçuklu ve Osmanlı arkeolojisinin yakın geçmişe oranla çok daha iyi algılanmasını sağlamıştır” diye konuştu.

Dönmez, Şehzade Mustafa’nın da aralarında olduğu tahta çıkamayan 5 şehzadenin yanı sıra padişah olan Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmed, II. Murad, Fatih Sultan Mehmed ile II. Bayezid’ın Amasya’da valilik yaptığını, Yavuz Sultan Selim’in bu şehirde doğduğunu ayrıca Kanuni Sultan Süleyman’ın da devleti bir kış boyunca Amasya’dan yönettiğine değindi.

25.08.2016 İhlas Haber Ajansı

by -
4941

Anadolu coğrafyası, gerek jeopolitik konumu, gerekse sahip olduğu verimli topraklar sayesinde insanoğlunun her dönemde tercih ettiği bir yerleşim alanı oldu. İnsan, doğası gereği başlattığı inancı çeşitli şekillerde toplu tapınım alanlarında sürdürdü. İşte Anadolu’nun geçirdiği inanç kronolojisinin en önde gelen mabetleri:

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi

1.Göbekli Tepe
Şanlıurfa’da yer alan Göbekli Tepe’yi artık duymayan yoktur. Ününü T biçimli sütunlarıyla, dairesel planlı yontulmuş taşlarıyla kazanan Göbekli Tepe, bilinen dünyanın en eski toplu tapınma alanı. Tarihi günümüzden 12 bin yıl öncesine dayanıyor. İnsanların güncel yaşamlarını sürdürmek için çanak çömlek yapımı ya da tarımsal faaliyetlerinden daha fazlasını keşfetmeden önce, en büyüğünün 16 tondan fazla stilize insan biçimli taşlar inşa etmesi, inancın yaşamdaki önemine dikkat çekiyor. Göbekli Tepe, UNESCO tarafından 2011 yılında Dünya Mirası’na aday gösterildi.

2.Çatalhöyük
Konya’nın 52 km. güneydoğusunda, Çumra ilçesinin kuzeyinde yer alan Çatalhöyük, 9 bin yıllık tarihi ile Neolitik ve Kalkolitik Dönem’de Yakındoğu’ya ait en büyük köy olarak bilinir.  Müthiş buluntuları ve neolitik dönemi aydınlatması nedeniyle oldukça önemli bir yerleşim yeri olan Çatalhöyük, Anadolu’daki en eski ana tanrıça kült merkezi olarak kabul ediliyor. Ayrıca evlerin içinde boğa başları ve boynuzları gibi bazı kabartmalar bulunuyor. Çatalhöyük’te yaşayanların inanç kültürlerine ait bulguları içinde barındıran bu kutsal mekanların duvarlarında boğa başlarının yanı sıra, boğa figürleri, insan ve diğer hayvanlara ait duvar resimleri yer almakta. Çatalhöyük, 2012 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girdi.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-2

3.Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı
Çorum’un Boğazkale İlçesi’ne bağlı Hitit başkenti Hattuşa’ya 2 km mesafede yer alır. Hititlere ait Orta Anadolu’daki tapınakların en güzel örneklerindendir. Burada “Bin tanrılı” Hitit panteonunun belli tanrıları değil, çok sayıda tanrı ve tanrıça kabartması yer almaktadır.  M.Ö. 13. yy’a tarihlenir. A, B ve C olarak adlandırılan üç galeriden oluşur. Uzun koridorlardan oluşan bu galerilerde tanrılara sunumlar bırakmak için küçük nişler yer alır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-3

4.Athena Tapınağı (Assos Antik Kenti)
Çanakkale’nin, Ayvacık ilçesine bağlı Behramkale Köyü’nde bulunan ve Edremit Körfezi ile Midilli’ye hakim bir tepe üzerine kurulu Athena Tapınağı, M.Ö. 525 yılında inşa edildi. Tapınak baş tanrı Zeus’un çok sevdiği kızı sanat, strateji ve barış tanrıçası Athena’ya ithaf edilmiştir. Athena Assos’un koruyucu tanrısıdır. Anadolu’da bilinen ilk Arkaik Çağ Dor düzenli mimari örneğidir. Tapınağın kutsal odasında bulunan tanrıça heykeli 1800’lü yıllarda Amerikalılar tarafından yurt dışına götürülmüştür.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-4

5.Artemis Tapınağı (Efes Antik Kenti)
Tanrıça Artemis’e adanan tapınak, İzmir’in Selçuk İlçesi’ne bağlı, Efes Antik Kenti’nde yer almaktadır. M.Ö. 5. yy’da inşa edildiği sanılan ve Dünya’nın 7 harikası arasına girmiş Artemis Tapınağı’na ait bugün sadece yerini belirlemek adına konulmuş bir adet sütun parçası bulunmaktadır. Dönemin en ünlü heykeltıraşlarının çalıştığı yapıya ait parçalar British Museum’da sergilenmekte. Tapınağın kült heykeli Artemis ise Selçuk Müzesi’nde yer alıyor.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-5

6.Zeus Tapınağı (Aizanoi Antik Kenti)
Kütahya’nın Çavdarhisar İlçesi’nde yer alan Anadolu’nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı’dır. En parlak dönemini ikinci ve üçüncü yüzyılda yaşayan kent, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Tiyatroya bitişik stadyum, mozaikli hamamları ve gymnasium, köprüler, nekropol alanları ve borsa yapısı kentin en önemli öğelerini oluşturur. Kentin tapınağı, MS 2. yy’ın 2. çeyreğinde inşa edilmeye başlanmıştır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-6

7.Ayasofya
İstanbul’un sembollerinden olan Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.  Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından, 532-537 yılları arasında kubbe yüksekliği ile övünerek 3. kez inşa edilmiştir. 1453’te  İstanbul’un kuşatılması nedeniyle Aysaofya’da Kostantinapolis halkı topluca dua yapmıştır. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed, Ayasofya’ya dokunmayarak camiye çevirmiştir. 1 Şubat 1935 tarihinde Ayasofya müze olarak hizmete açıldı.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-8

8.Divriği Ulu Cami
Sivas’ın Divriği İlçesi’nde yer almaktadır. Cami, türbe, darüşşifadan oluşan yapılar topluluğudur. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilmiştir. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. 1228 yılında başlanıp 1243 tarihinde tamamlanan yapı kompleksinin Baş Mimarı Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’tır.  1985 yılında UNESCO Dünya miras listesine dahil edilmiştir. Üzerinde 25 farklı kubbe modeli bulunmaktadır. Kapılarında ve mimarisinde Anadolu Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örnekleri işlenmiştir.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-7

9.Sultanahmet Cami
İstanbul’da yerli ziyaretçisi kadar yurt dışında da ün yapmış Sultanahmet Cami, içindeki 20 bin kadar mavi, yeşil ve beyaz İznik çinileri ile “Mavi Cami-Blue Mosque” olarak da bilinir. Cami, medrese, Daru-l Kurra, Muvakkithane, Sıbyan Mektebi, Arasta, Hamam, İmaret, Darü’ş-şifa ve türbeden oluşan külliye içinde yer almaktadır. Ahmet’in Sedefkar Mehmet Ağa’ya 1609-1616 yılları arasında yaptırdığı cami, Türkiye’nin ilk altı minareli camisidir. Osmanlı Dönemi’nin en güzel, en ihtişamlı camilerindendir. 206 pencere ile cami içi aydınlatılmaktadır. Geniş kubbesinin yükü dört fil ayağı ile yere indirilmiştir.  1985 yılında İstanbul Tarihî Alanları adıyla UNESCO Dünya Mirasları listesine eklenen alanın bir parçasıdır.

by -
1860

Kayıtlara göre Antalya’nın ilk camisi olan, 1890 yılında çıkan yangından itibaren ibadet yeri olarak kullanılmayan 8 asırlık Korkut Camii (Kesik Minare) aslına uygun olarak restore edilerek yeniden ibadete açılacak.

Kaleiçi Hesapçı Sokak’ta bulunan ve milattan sonra 6. yüzyılda Roma tapınağı olarak inşa edilen yapı, Bizanslılar döneminde bazilikaya (Hristiyanlığın ilk dönemlerinde ibadethane olarak kullanılan yapı) çevrildi. Selçukluların Antalya’yı fethinden sonra yapıya Camii Cedid (Yeni Cami) adı verildi. Osmanlı İmparatorluğu döneminde 2. Bayezid’in oğlu Şehzade Korkut’un Teke Sancakbeyliğine atanması sonrasında tamir ettirilen cami, “Korkut Camii” adını aldı. Şehzade Korkut, camiye bir de minare ekletti.

Cami, 1890’da çıkan yangında büyük hasar gördü. Minaresinin ahşap külahının yanması üzerine cami, halk arasında “Kesik Minare” olarak anılmaya başladı.

1974 yılında kısmı restorasyon yapılan ve yıkılmaya yüz tutan bazı alanların çökmesi engellen yapının çevresi ise aynı dönemde demir parmaklıklarla çevrildi.

Camiyi projelendirerek en kısa sürede Antalyalıların hizmetine sunacaklarını kaydeden Vakıflar Antalya Bölge Müdürü Hüseyin Coşar, “8 asırlık cami 120 yıldır atıl vaziyette duruyordu. Aslına uygun bir şekilde orta nefin cami olarak yapılmasını, etrafındaki diğer dinlere ait müştemilatın da aslı korunarak açık hava müzesi olarak ziyarete açılmasını sağlayacağız. Yani burada bütün devrin özelliklerini görebileceğiz. Bazilika, kilise ve tapınak olduğu dönemdeki izler görülecek. Biz burayı onararak yapının tamamen yok olmasını da önlemiş olacağız.” dedi.

23.06.2016 Anadolu Ajansı

by -
1088

Kars’ın Kaleiçi Mahallesi’nde bulunan ve Selçuk döneminde yapılan Kars Kalesi’nin dış surları ilgisizlikten yıkılmaya yüz tuttu.

Kaleiçi Mahallesi’nde bulunan tarihi Taş Köprü’nün karşısındaki surlar, kötü hava koşulları ve bakımsızlıktan her geçen gün biraz daha yıkılıyor. Kars Kalesi’nin dış surları ve burçları, gerekli restorasyonlar yapılmamasının yıkılma da en önemli etken olduğunu ifade eden Kaleiçi Mahallesi sakinleri, “Son günlerde arda arda yağan yağmurlar surların etrafını ve ortasını iyice oydu. Gerekli restorasyonlar yetkililer tarafından yapılmıyor. Bu şekilde devam eder ise kalenin surları tamamen yıkılacak” dediler.

Kars Kalesi’nin altında Muradiye Hamamı’nın karşısında bulunan surların gövdesinde açılan oyuk ise dikkat çekiyor. Sağanak yağmurlardan dolayı taşları dökülen surlar kısa sırada gerekli önlem alınmadığı takdirde yıkılarak tarihin karanlığında yeri alacak.

İl Kültür ve Turizm Müdürü’nden Açıklama Geldi
İl Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay, “Kars Kalesi Rölöve-Restitüsyon-Restorasyon ve Çevre Düzenleme Projesi İşi”nin 2016 yılı Nisan ayında Arkın Mimarlık Mühendislik İnşaat Proje firmasına verildiğini, söz konusu proje firmasının çalışmalarına Haziran ayında başladığını ve proje hazırlama işinin Erzurum Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün kontrolünde halen devam ettiğini belirtti.

Doğanay, “Kars İli, Merkez Kaleiçi Mahhallesi’nde yer alan mülkiyeti hazineye ait Kültür ve Turizm Bakanlığı’mız adına tahsisli Kars Kalesi M.S 1153 tarihinde Selçuklu devletine bağlı Saltuklu Beyliği döneminde Melik İzzetin tarafından yaptırılmış Anadolu’daki önemli kalelerimizden biridir. Kale 1. derece ve 3. derece arkeolojik sit alanı içerisinde bulunmakta olup, bu tarihi yapıda 1970-2002-2005 yıllarında onarım ve restorasyon çalışmaları yapılmıştır. Günümüzde iç kale olarak bilinen 250 m. uzunluğunda 90 metre genişliğindeki Kars Kalesi ile kaleye açılan dış kale sur kalıntılarının korunması amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığımız Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü denetiminde “Kars Kalesi Rölöve-Restitüsyon-Restorasyon ve Çevre Düzenleme Projesi İşi” 2016 yılı Nisan ayında Arkın Mimarlık Müh.İnş. Proje firmasına verilmiştir.Söz konusu proje firması çalışmalarına Haziran ayında başlamış olup, bu proje hazırlama işi Erzurum Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğünün kontrolünde halen devam etmektedir” 

23.06.2016 Milliyet

by -
3835

Nevşehir’de 2014’te tesadüfen ortaya çıkan devasa yeraltı şehri BBC World’teki Travel Show adlı programla dünyaya tanıtılacak. BBC World ekibi, Travel Show isimli program için 2014 yılında TOKİ’nin kentsel dönüşüm projesi sırasında keşfedilen dünyanın en büyük yeraltı şehir yerleşiminin bulunduğu bölgede çekimler yaptı.

BBC World ekibi, Michael London’un yapımcılığını yaptığı “Travel Show” isimli programın Temmuz ayı ortalarında yayınlanacak bölümü için Nevşehir’e geldi. Henry Golding sunuculuğunda yaklaşık 400 bin metrekarelik bir alana yayılan dünyanın bilinen en büyük yeraltı şehir yerleşiminde, yaklaşık 7 saat çekim yapıldı.

Kent merkezinde yer alan ve üçüncü derece arkeolojik sit alanı ilan edilen Nevşehir Kalesi çevresindeki 11 mahalleyi içine alan alandaki kazı çalışmaları devam ediyor. Çalışmalarda son olarak bir kilise ve freskleri bulunmuştu.

Bulunan devasa yeraltı şehri, Türkiye’de olduğu kadar dünyada da yankı uyandırmıştı ancak ne yazık ki yetkililer tarafından 3. dereceden arkeolojik sit alanı ilan edilmiş ve butik otele dönüştürme kararı alınmıştı. Temizlik çalışmalarının tamamlanmasının ardından yeraltı şehrinin bir bölümünün 2018 yılı sonlarında turizme açılması hedefleniyor.

Başlatılan temizleme çalışmalarında bugüne kadar Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait çok sayıda dini, askeri ve sivil mimarlık değerlerinin ortaya çıkartıldı

Travel Show adlı programın Nevşehir bölümü Temmuz ayı ortalarında BBC World kanalında yayınlanacak.

11.06.2016 t24.com.tr