Salı, Ocak 24, 2017
Etiketler Posts tagged with "Sultanahmet"

Sultanahmet

by -
4812

Anadolu coğrafyası, gerek jeopolitik konumu, gerekse sahip olduğu verimli topraklar sayesinde insanoğlunun her dönemde tercih ettiği bir yerleşim alanı oldu. İnsan, doğası gereği başlattığı inancı çeşitli şekillerde toplu tapınım alanlarında sürdürdü. İşte Anadolu’nun geçirdiği inanç kronolojisinin en önde gelen mabetleri:

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi

1.Göbekli Tepe
Şanlıurfa’da yer alan Göbekli Tepe’yi artık duymayan yoktur. Ününü T biçimli sütunlarıyla, dairesel planlı yontulmuş taşlarıyla kazanan Göbekli Tepe, bilinen dünyanın en eski toplu tapınma alanı. Tarihi günümüzden 12 bin yıl öncesine dayanıyor. İnsanların güncel yaşamlarını sürdürmek için çanak çömlek yapımı ya da tarımsal faaliyetlerinden daha fazlasını keşfetmeden önce, en büyüğünün 16 tondan fazla stilize insan biçimli taşlar inşa etmesi, inancın yaşamdaki önemine dikkat çekiyor. Göbekli Tepe, UNESCO tarafından 2011 yılında Dünya Mirası’na aday gösterildi.

2.Çatalhöyük
Konya’nın 52 km. güneydoğusunda, Çumra ilçesinin kuzeyinde yer alan Çatalhöyük, 9 bin yıllık tarihi ile Neolitik ve Kalkolitik Dönem’de Yakındoğu’ya ait en büyük köy olarak bilinir.  Müthiş buluntuları ve neolitik dönemi aydınlatması nedeniyle oldukça önemli bir yerleşim yeri olan Çatalhöyük, Anadolu’daki en eski ana tanrıça kült merkezi olarak kabul ediliyor. Ayrıca evlerin içinde boğa başları ve boynuzları gibi bazı kabartmalar bulunuyor. Çatalhöyük’te yaşayanların inanç kültürlerine ait bulguları içinde barındıran bu kutsal mekanların duvarlarında boğa başlarının yanı sıra, boğa figürleri, insan ve diğer hayvanlara ait duvar resimleri yer almakta. Çatalhöyük, 2012 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girdi.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-2

3.Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı
Çorum’un Boğazkale İlçesi’ne bağlı Hitit başkenti Hattuşa’ya 2 km mesafede yer alır. Hititlere ait Orta Anadolu’daki tapınakların en güzel örneklerindendir. Burada “Bin tanrılı” Hitit panteonunun belli tanrıları değil, çok sayıda tanrı ve tanrıça kabartması yer almaktadır.  M.Ö. 13. yy’a tarihlenir. A, B ve C olarak adlandırılan üç galeriden oluşur. Uzun koridorlardan oluşan bu galerilerde tanrılara sunumlar bırakmak için küçük nişler yer alır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-3

4.Athena Tapınağı (Assos Antik Kenti)
Çanakkale’nin, Ayvacık ilçesine bağlı Behramkale Köyü’nde bulunan ve Edremit Körfezi ile Midilli’ye hakim bir tepe üzerine kurulu Athena Tapınağı, M.Ö. 525 yılında inşa edildi. Tapınak baş tanrı Zeus’un çok sevdiği kızı sanat, strateji ve barış tanrıçası Athena’ya ithaf edilmiştir. Athena Assos’un koruyucu tanrısıdır. Anadolu’da bilinen ilk Arkaik Çağ Dor düzenli mimari örneğidir. Tapınağın kutsal odasında bulunan tanrıça heykeli 1800’lü yıllarda Amerikalılar tarafından yurt dışına götürülmüştür.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-4

5.Artemis Tapınağı (Efes Antik Kenti)
Tanrıça Artemis’e adanan tapınak, İzmir’in Selçuk İlçesi’ne bağlı, Efes Antik Kenti’nde yer almaktadır. M.Ö. 5. yy’da inşa edildiği sanılan ve Dünya’nın 7 harikası arasına girmiş Artemis Tapınağı’na ait bugün sadece yerini belirlemek adına konulmuş bir adet sütun parçası bulunmaktadır. Dönemin en ünlü heykeltıraşlarının çalıştığı yapıya ait parçalar British Museum’da sergilenmekte. Tapınağın kült heykeli Artemis ise Selçuk Müzesi’nde yer alıyor.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-5

6.Zeus Tapınağı (Aizanoi Antik Kenti)
Kütahya’nın Çavdarhisar İlçesi’nde yer alan Anadolu’nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı’dır. En parlak dönemini ikinci ve üçüncü yüzyılda yaşayan kent, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Tiyatroya bitişik stadyum, mozaikli hamamları ve gymnasium, köprüler, nekropol alanları ve borsa yapısı kentin en önemli öğelerini oluşturur. Kentin tapınağı, MS 2. yy’ın 2. çeyreğinde inşa edilmeye başlanmıştır.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-6

7.Ayasofya
İstanbul’un sembollerinden olan Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.  Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından, 532-537 yılları arasında kubbe yüksekliği ile övünerek 3. kez inşa edilmiştir. 1453’te  İstanbul’un kuşatılması nedeniyle Aysaofya’da Kostantinapolis halkı topluca dua yapmıştır. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed, Ayasofya’ya dokunmayarak camiye çevirmiştir. 1 Şubat 1935 tarihinde Ayasofya müze olarak hizmete açıldı.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-8

8.Divriği Ulu Cami
Sivas’ın Divriği İlçesi’nde yer almaktadır. Cami, türbe, darüşşifadan oluşan yapılar topluluğudur. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilmiştir. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. 1228 yılında başlanıp 1243 tarihinde tamamlanan yapı kompleksinin Baş Mimarı Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’tır.  1985 yılında UNESCO Dünya miras listesine dahil edilmiştir. Üzerinde 25 farklı kubbe modeli bulunmaktadır. Kapılarında ve mimarisinde Anadolu Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örnekleri işlenmiştir.

9-maddede-anadolu-da-inanc-tarihi-7

9.Sultanahmet Cami
İstanbul’da yerli ziyaretçisi kadar yurt dışında da ün yapmış Sultanahmet Cami, içindeki 20 bin kadar mavi, yeşil ve beyaz İznik çinileri ile “Mavi Cami-Blue Mosque” olarak da bilinir. Cami, medrese, Daru-l Kurra, Muvakkithane, Sıbyan Mektebi, Arasta, Hamam, İmaret, Darü’ş-şifa ve türbeden oluşan külliye içinde yer almaktadır. Ahmet’in Sedefkar Mehmet Ağa’ya 1609-1616 yılları arasında yaptırdığı cami, Türkiye’nin ilk altı minareli camisidir. Osmanlı Dönemi’nin en güzel, en ihtişamlı camilerindendir. 206 pencere ile cami içi aydınlatılmaktadır. Geniş kubbesinin yükü dört fil ayağı ile yere indirilmiştir.  1985 yılında İstanbul Tarihî Alanları adıyla UNESCO Dünya Mirasları listesine eklenen alanın bir parçasıdır.

by -
758

Sultanahmet Camisi’nin kayma nedeniyle sökülen bir minaresi, külahı ile petek ve gövdesinin bir bölümündeki 532 taşının konservasyonunun ardından yeniden örülüyor.

Sultanahmet Camisi’nin kayma nedeniyle sökülen bir minaresi, külahı ile petek ve gövdesinin bir bölümündeki ağırlıkları 400 ila 700 kilogram arasında değişen 532 taşının konservasyonunun ardından yeniden örülüyor.

Sultanahmet Camisi, Osmanlı padişahı I. Ahmed tarafından mimar Sedefkar Mehmet Ağa’ya 1616 yılında yaptırıldı. Tarihi yarımadada bulunan ve İznik çinileriyle bezendiği, yarım kubbeleri ve büyük kubbesinin içi de mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslendiği için yabancı turistlerin “Mavi Cami/Blue Mosque” olarak adlandırdığı Sultanahmet Camisi, Türkiye’nin 6 minareli tek tarihi camisi.

Her gün yerli ve yabancı turistlerin akınına uğrayan Sultanahmet Camisi’nde yaklaşık 1 yıldır, kayma sebebiyle sökülen sağ ön minarenin konservasyonu için hummalı bir çalışma yürütülüyor.

Bilim kurulu kararları doğrultusunda, öncelikle minarenin bakır alemi ve 16,5 metre yüksekliğindeki ahşap seren direği sökülerek, koruma altına alındı. Minarenin sökülen, ağırlıkları 400 ila 700 kilogram arasında değişen 532 taşı incelendi. Bu taşların 373’ünün konservasyonu yapılırken, 28’ine bozulma olmadığı için müdahale edilmedi. Minarenin 131 taşı ise gerekli test ve deneylerin ardından Pınarhisar’dan getirilen aynı kalitedeki küfeki taşlarıyla değiştirildi.

“6 ayda bitirilmesi hedefleniyor” 
Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, çalışmalara ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul’daki camilerin teker teker restore edildiğini hatırlatarak, bu kapsamda, Sultanahmet Camisi’nin de baştan aşağı incelendiğini söyledi. Caminin öncelikle zemininin röntgeninin çekildiğini belirten Ertem, yapımının üzerinden yüzlerce yıl geçmesine rağmen zeminde ciddi sorun olmadığının tespit edildiğini kaydetti.

Çalışmalar kapsamında minarelerin statiğinin de kontrol edildiğini anlatan Ertem, ön çalışmalarda caminin 6 minaresinden birinin kaymakta olduğunun görüldüğünü aktardı.

Minarenin bu haliyle can güvenliği açısından tehlike oluşturduğunun belirlendiğini aktaran Ertem, “Zaman zaman minareden taşlar düştüğü gözlendi ve duruma acil olarak müdahale edildi. Minaredeki onarım acil bir müdahaleydi. İlgili koruma kurulu onayıyla minarenin külah ve peteklerindeki taşlar söküldü. İncelemede minarenin çok kötü durumda olduğu görüldü. Kurul onayı doğrultusunda sökülen orijinal taşlar, tek tek elden geçirildi. Her bir taşa arkeolojik kalıntı mantığıyla yaklaşıldı, hassas bir konservasyon yapıldı” diye konuştu.

Genel Müdür Ertem, minarenin, konservasyonu biten taşlarla yeniden örülmeye başladığını belirterek, şu ana kadar sökülen 38 sıradan 6’sının örüldüğünü bildirdi. Çalışmalara, rüzgarlı, karlı ve yağmurlu havalarda ara verildiğini anlatan Ertem, restorasyonun 6 ayda bitirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.

Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, Sultanahmet Camisi’nin restorasyon projesinin hazır olduğunu ve kurul onayından geçtiğini vurguladı.

11.02.2016 Anadolu Ajansı

    by -
    1346

    Günümüzde İstanbul’da Sultanahmet Hipodrom’da yer alan 6 metrelik bronz sütunun bir kopyası yapılarak Yunanistan’daki Delfi’de sergilenecek. Yılanlı Sütun, MÖ. 479 yılında Platea Savaşı’nda Perslere karşı birleşerek savaşan 31 Yunan şehri tarafından, bronz ganimetler eritilerek yaptırılmıştı ve Delfi’deki Apollo mabedine dikilmişti.

    Hasar görmeden önce sütun, sıkıca dolanmış üç yılanı betimliyordu. Bu üç yılanın başı altından bir kazanı taşıyor ve kazanın sacayağını oluşturuyordu. Sacayak daha sonra savaş masraflarını karşılamak için Phokaia’lılar tarafından eritildi.

    Sütunun orijinal halinde, savaşa katılan Yunan şehir devletlerinin isimleri de sütunun sarmallarına kazınmıştı. Fakat bunlar zamanla aşındı ve artık görünmüyor. Herodot’a göre, sütun Pers savaş ganimetleriyle yapılmıştı.

    istanbuldaki-yilanli-sutunun-kopyasi-yunanistanda-dikilecek-1

    MS. 4. yüzyılda sütun, İmparator Konstantin tarafından Konstantinopol’e (İstanbul) taşındı ve günümüzde hala durduğu Hipodrom’un ortasına dikilerek sergilendi. Ayrıca bir rivayete göre şehri böceklere ve sürüngenlere karşı korumak için büyülü güçlere sahip olduğuna inanılırdı.

    16. yüzyılda üç yılan kafasının ikisi kırıldı ve kayboldu. Üçüncüsü ise İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergileniyor.

    Yunanistan’ın Delfi şehrine dikilecek kopyası ise, sütunun 1980’den beri Delfi Müzesi’nde bulunan bir alçı kalıbı kullanılarak yapılıyor. Bu kalıpta, orijinalinde artık görülmeyen şehir devletlerinin isimleri de korunmuş durumda.

    12.05.2015 Arkeofili

    by -
    617

    ‘Aziz İstanbul’un hemen dibindeki varoşlardan geçtiniz mi hiç? İhtişamlı Süleymaniye’nin, Sultanahmet’in arka sokaklarını adımladınız mı? Büyük paralarla restore edilen tarihî eserlerin layıkıyla bir çevre düzenlemesi olmaması kötü bir tablo ortaya çıkarıyor.

    by -
    436

    Milli Emlak Dairesi Başkanlığı’nın Sultanahmet’te müze yapılması için tahsis ettiği arsaya çay bahçesi yapıldı.

    ÖNCE OTOPARKA ÇEVRİLDİ

    Bundan altı yıl önceydi… Eminönü Belediyesi, Sultanahmet Camii’nin hemen yakınında bulunan, ancak gecekondular tarafından işgal edilen Hazine’ye ait yeşil alana talip oldu. Milli Emlak Dairesi Başkanlığı ise, arazinin kültür merkezi ve taş eserlerin sergileneceği açık müze yapılması kaydıyla belediyeye tahsisine izin verdi.