Pazartesi, Ocak 16, 2017
Etiketler Posts tagged with "Tahribat"

Tahribat

    by -
    107

    Kıbrıs’ta yaşayan Lüzinyanlar hanedanı tarafından yaptırılan 700 yıllık Mağusa Kalesi’nin surları ilgisizlikten yıkılıyor.

    kibrista-700-yillik-magusa-kalesinin-surlari-yikiliyor

    Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı Gazimağusa kentinde bulunan ve 1192-1489 yılları arasında Kıbrıs’ı yönetmiş olan Fransız asıllı bir hanedan olan Lüziyanlar tarafından yaptırılan Mağusa Kalesi’nin surları hava koşulları ve bakımsızlıktan her geçen gün biraz daha yıkılıyor.

    kibrista-700-yillik-magusa-kalesinin-surlari-yikiliyor-1

    Mağusa (Othello) Kalesi
    Kale, 14. yy’da Lüzinyanlar tarafından inşa edilmiştir. Mağusa kentinin ana girişlerinden biri olarak kullanılmaktadır. Etrafı derin bir hendekle çevrilidir. Kale girişi üzerinde asılı olan St.Mark aslanı kabartmasının altında kaleyi yeniden biçimlendiren kaptan Nicolo Foscari’nin adı ve 1492 tarihi görülmektedir. Kale’nin yapısında kuleler ve topçu bataryalarıyla biten koridorlar bulunmaktadır. Ayrıca bir yemekhane ve Lüzinyanlardan kalma bir yatakhane vardır. Kale avlusunda bir kısmı Osmanlılara, bir kısmı İspanyollara ait toplar, demir gülleler ve taş gülleler de bulunmaktadır. Kalenin bugünkü adı, İngiliz döneminde kullanılmaya başlanmıştır. Sheakespeare’in ünlü trajedyasının bir bölümü Kıbrıs’ta bir liman kentinde geçmektedir. Oyunun kahramanı Othello, Faslı (Moor) biri olarak tanıtılır.

    kibrista-700-yillik-magusa-kalesinin-surlari-yikiliyor-2

    arkeolojihaber.net Fotoğraf: Okan Dağlı

      by -
      155

      Irak’ın Musul kentine 30 kilometre mesafedeki 3 bin yıllık antik kent Nimrud geçtiğimiz kasım ayında IŞİD’ten kurtarıldı. IŞİD’in ele geçirdikten sonra tahrip ettiği antik kent şimdi daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıya.

      isidten-kurtarilan-nimrud-antik-kenti-yagmalaniyor

      Irak ordusu geçtiğimiz kasım ayında 3 bin yıllık antik kent Nimrud’u IŞİD militanlarından kurtararak, yıkıntılardan arta kalan binalara Irak bayrağını çekmişti. Yeryüzündeki ilk imparatorluğun kurulduğuna inanıldığı Nimrud antik kenti, IŞİD militanları tarafından balyozlarla tahrip edilmişti.

      DAEŞ’ten kurtarılan Nimrud şimdi yağmalanma tehlikesiyle karşı karşıya. IŞİD’in tahribinden geriye kalan antik eserlerin kaçakçılar tarafından parça parça götürüldüğü belirtiliyor.

      isidten-kurtarilan-nimrud-antik-kenti-yagmalaniyor-1

      Musullu arkeoloji profesörü Hiba Hazım Hamad, antik kent Nimrud 2014 yılında terör örgütü IŞİD’in eline geçmeden önce öğrencilerini sık sık bölgeye götürüyordu. Hamad, “Nimrud’un IŞİD’in eline geçtiğini duyduğumda kalbim kan ağladı” dedi.

      isidten-kurtarilan-nimrud-antik-kenti-yagmalaniyor-2

      Nimrud’a sahip çıkan bir diğer arkeolog ise Leyla Salih. Antik kent IŞİD’ten kurtarıldıktan sonra Leyla Salih defalarca bölgeyi ziyaret etti. IŞİD’in Nimrud’daki birçok antik eseri tahrip ettiğini belirten arkeolog Salih, “İnsanı umutlandıran tek şey, tahrip edilen eserlerin yerinin değiştirilmemesi. Molozlar yerinde bırakılmış. Antik kentin yüzde 60’ı yeniden inşa edilebilir” dedi.

      isidten-kurtarilan-nimrud-antik-kenti-yagmalaniyor-3

      UNESCO, IŞİD’ten kurtarıldıktan sonra Nimrud’un yağmalanmasını önlemek için yetkililere çağrıda bulunmuştu. Asur döneminden kalma 3 bin yıllık antik kent Nimrud, 1800’lerin ortasında yapılan kazılar sonucu ortaya çıkarılmıştı. Yeryüzünün en eski uygarlıklarından biri olan Nimrud 2014 yılında IŞİD’in eline düşmüş ve 13 Kasım 2016’da Irak ordusu tarafından kurtarılmıştı.

      02.01.2017 ntv.com.tr

      by -
      116

      Adıyaman’ın Kahta ilçesinde bulunan ve Nemrut Dağı Milli Park alanı içerisinde yer alan Arsemia Antik Kenti’nde defineciler tarafından kaçak kazı yapıldı.

      Jandarma ekiplerinin, gelen bir ihbar üzerine yaptığı kontroller sonucu Nemrut Dağı Milli Park alanı içinde kaçak kazı yapıldığı tespit edildi.

      Geçtiğimiz günlerde Nemrut Dağı Milli Park alanı içerisinde bulunan Arsemia Antik Kenti’nde kaçak kazı yapıldığı ihbarını alan jandarma ekipleri olay yerine geldiklerinde ihbarın doğru olduğunu gördü. Arsemia heykelinin bulunduğu bölgenin üst kısmında kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından kazılan yerin höyük olduğu ifade ediliyor.

      Jandarma ekipleri şahısların yakalanması için çalışma başlattı. Olay hakkında soruşturma sürüyor.

      24.12.2016 dunyabulteni.net

      by -
      132

      İstanbul Üsküdar’daki Mimar Sinan’a ait 450 senelik Atik Valide Külliyesi’nin yanına yapılan öğrenci yurdu inşaatını mahkeme durdurdu. İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2 Aralık tarihli kararında mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi isteyerek bu süre zarfında yürütmeyi durdurma kararı verdi.

      Üsküdar’daki Mimar Sinan’a ait 450 yıllık Atik Valide Külliyesi’nin dibine beton atılarak öğrenci yurdu inşa edilmesini Hürriyet 11 Haziran’da ‘’Osmanlıya Beton’’ manşetiyle duyurmuştu. Yeni inşaatın kalıpları tarihi binanın duvarlarına yaslanmıştı. Koruma Kurulu’ndan izin alınarak inşa edilen betonarme yapı Atik Valide İlim ve Hizmet Vakfı adına öğrenci yurdu olarak yapılıyordu.  Hürriyet’in haberinden sonra inşaat durmuş ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Üsküdar Belediyesi inşaatın projeye ve mevzuata uygun yapıldığı yönündeki tespitleri üzerine kaldığı yerden devam etmişti. 

      Avukat Onur Cingil İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nde Üsküdar Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine dava açtı. Yapılan itirazda, İstanbul 6 Numaralı Koruma Kurulu tarafından 16 Ocak 2013 tarihli onaylanan avan proje ile bu projeye uygun olarak Üsküdar Belediyesi tarafından verilen inşaat ruhsatının hukuka aykırı olduğu, dava konusu inşaatın önemli bir eser olan Atik Valide Külliyesi’nin bitişiğinde zarar verecek şekilde inşa edildiği ileri sürüldü. Mahkeme bu gerekçelere bakarak yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra bu konuda yeniden bir karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına oy birliği ile karar verdi.

      06.12.2016 Hürriyet

      by -
      234

      İzmir’in, Görece köyü sınırları içinde ve Menemen’in kuzeydoğusundaki dağlık arazide yer alan Temnos Antik Kenti definecilerin kazı alanına dönüştü. Binlerce yıl boyunca yerleşim gören antik kentin neredeyse kazılmadık, eşelenmedik tek bir boş alanı bırakılmamış.

      Definecilerin, Roma döneminin 12 Aiolis (Batı Anadolu) kentinden biri olan Temnos’u talan ettiği ortaya çıktı. Antik kentteki tarihi mezarlarda hiçbir eser bırakmayan defineciler, kazıyı da arkeologlara taş çıkaracak şekilde yaptıkları belirlendi.

      Terk edilen Görece köyü sınırları içinde ve Menemen’in kuzeydoğusundaki dağlık arazide yer alan Temnos’tan antik dönemin ünlü tarihçileri Herodotos ve Strabon, 12 Aiolis kentinden biri olarak söz ediyor. Aiolis, Batı Anadolu’nun kuzey bölgesinin antik adı. Gediz Nehri kuzeyinden Bakırçay güneyine uzanan bölgeyi kapsıyor. Kentin kuruluşu ile ilgili efsanede kral Malaos’un kâhine nereye şehir kurayım diye sorduğu, kâhinin dağları göstererek “arabanın dingili nerede kırılırsa şehri oraya kur” dediği ve Malaos’un arabasının dingilinin bugünkü Temnos’ta kırıldığı rivayet ediliyor. Temnos Antik Kenti Roma hâkimiyetindeyken M.S. 9. yüzyılda terk edilmiş.

      izmirde-defineciler-temnos-antik-kentini-yok-ediyor

      Kamp kurmuşlar
      Hürriyet’ten Ömer Erbil’in haberine göre en son 1934 ve 1938 yıllarında Alman tarafından arkeolojik kazı yapılan kent, bugün arkeologların değil, definecilerin hedefinde.

      Antik kentin, definecilerin ağır saldırısına uğradığına yönelik bir ihbar üzerine bölgeyi yerinde inceledik. İzmir ve Menemen güzergâhını kullanarak bir noktaya kadar araçla dağ yolunda ilerledik. Ancak yolun geçit vermemesi üzerine Temnos’a ulaşmak için dağ yolunda yaklaşık 5 kilometre yürüdük. Sarp dağlarda keçi çobanı haricinde hiç kimseye rastlamadık. Antik kente girdiğimizde şoke edici bir manzarayla karşılaştık. Yolun sağı ve solu delik deşikti. Ormanlık alanda her ağacın dibinde metrelerce derinlikte çukurlar kazılmıştı. Antik kentin merkezinde, etrafı görülmemesi için çalılarla çevrili dev bir çukur bulunuyordu. Yaklaşık 7-8 metre derinliğinde, 10 metre enindeki bu çukuru kazmak için definecilerin aylarca kamp kurmuş olmaları gerek. Gece-gündüz el yordamıyla kazılan çukurlarda çökme yaşanmaması için de odunlardan önlemler alınmış. Etraftaki çöplerden de definecilerin burada uzun süre konakladığını anlamak mümkün. Definecilerin kazdığı bir çukurda ortaya çıkan basamaklardan podyumlu bir yapının varlığı dikkat çekiyor. Tapınak ya da kutsal bir alan olduğu düşünülen yapıdan definecilerin neler götürdüğünü tespit etmek oldukça güç

      Kazılmadık alan bırakmamışlar
      Antik kent merkezine yaklaşık 1 kilometre mesafede nekropol yani mezarlık alanı bulunuyor. 2000-2500 yıllık, yüzlerce mezar defineciler tarafından soyulmuş. Mezarlık alan, köstebek yuvası gibi delik deşik. Neredeyse kazılmadık, eşelenmedik tek bir boş alan bırakılmamış. Mezarlık alanda da definecilerin yıllardır kaçak kazı yaptığı görülüyor. Çok yeni, taze kazılmış toprakların olması definecilerin kısa süre önce burada olduklarını gösteriyor. Bölgede ucu bucağı bilinmeyen tüneller kazılmış. İçine girmeye çekindiğimiz tünellerde mezarlar tek tek soyulmuş. Kazma küreklerle el yordamı ile metrelerce derinlikte kazıldığı anlaşılan mezarların içindeki hediyelerin tamamı defineciler tarafından yağmalanmış.

      by -
      251

      Bursa’nın İznik ilçesinde yer alan bin 500 yıllık kemerli taş köprü moloz yığınlarının arasında kaldı.

      İznik’te Doğu Roma İmparatoru I. Justinyanus döneminde inşa edilen tarihi köprüyü ziyaret eden turistler, moloz yığınları ile karşılaştı. İznik-Orhangazi kara yolunun 50 metre kuzeyinde, tarihi ipek yolu üzerine inşa edilen 20 metre uzunluğunda ve 2,5 metre genişliğindeki Doğu Roma dönemine ait 3 gözden oluşan kemerli taş köprünün çevresi moloz yığınlarından geçilmiyor. Tarihi köprüyü ziyaret eden turist kafilesi, moloz yığınları arasında kaldı.

      UNESCO’nun aday listesinde bulunan İznik’in bu şekilde kabul göremeyeceğinin altını çizen vatandaşlar, bu ayıba son verilmesini istedi.

      05.10.2016 Milliyet

      by -
      5690

      İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda devam eden çalışmalarda Bizans dönemine ait Theodosius Limanı’nın devamı olan ahşap örme mendirekler Koruma Kurulu’nun uzman denetiminde bilimsel yöntemlerle kaldırılması kararına karşın dün iş makineleri ile parçalandı.

      yenikapida-theodosius-limanina-ait-ahsap-mendirek-parcalandi

      Yenikapı’daki Marmaray metro kazıları sırasında 2006 yılında Theodosius Limanı bulunmuş ve 36 batık arkeolojik yöntemlerle kaldırılmıştı. Arkeologlar o tarihten itibaren limanın mendireği üzerine bilimsel tartışmalar yapmış ancak mendireğin yeri tespit edilememişti. İstanbul Boğaz Tüp Geçit Tüneli projesi kapsamında Aksaray-Yenikapı’da kavşak çalışmaları sırasında karada ahşap kalıplar halinde duvar yapısı tespit edildi. İstanbul Arkeoloji Müzesi tarafından yapılan kazılarda duvarın Theodosius Limanı mendireği olduğu ortaya çıkarıldı. Theodosius Limanı’nın M.S. 5. yüzyılda yapıldığı sanılıyor. Marmara Denizi’nin hâkim rüzgârı olan poyraza karşı korunaklı olan bu liman, Bizans döneminde sur içindeki yegâne akarsu olan Bayrampaşa Deresi (Lykos) ağzında kuruluydu. Limana ait mendireğin 1500 yıllık olduğu tahmin ediliyor.

      Bilimsellik Kriterine Uyulmadı
      Antik kaynaklarda tarih öncesi dönem mendireklerinin, karada hazırlanan ahşap sandıkların içleri harç ve taşla doldurularak denize indirildiği belirtiliyor. Oldukça pahalı olan bu sistemin imparatorların desteği ile yapıldığı biliniyor. Ancak dünyada bu teknikle yapılmış tek bir örnek günümüze ulaşmadı. İlk defa Yenikapı’da sapasağlam bir mendirek tüm ayrıntıları ile bulundu. Ancak eşsiz kültür varlığının İstanbul 2 Numaralı Yenileme Alanları Koruma Kurulu’nun kararıyla kaldırılmasına karar verildi. Kararda şöyle denildi: “Kültür varlığı ahşap kalıplı sandık duvar tekniğinde yapılmış duvarın tekrar sergilenmek kaydıyla bilimsel yöntemlerle sökülerek kaldırılmasında sakınca olmadığına, konunun uzman konservatörlerinin denetiminde gerçekleştirilmesine, sökümü gerçekleştirilen ahşaplar bozulma sürecine girmeden su tanklarına, havuzlara yerleştirilmesine, sökülen çivilerin konservasyonları yapılarak saklanmasına, duvarın 5 metrelik bölümünün sergilenmek üzere koruma altına alınmasına, kazı çalışmalarında çıkan mendirek kalıntılarının kentsel tasarım projesine işlenerek kurulumuza iletilmesine karar verildi.”

      10.08.2016 Hürriyet Haber: Ömer Erbil

      by -
      584

      İzmir’in Urla ilçesinde Airai Antik Kenti’nin bulunduğu 1. derece arkeolojik sit alanının ortasına beton boru döşediler. Koruma kurulu, müze ve Urla Belediyesi’nin iki defa mühürleme yapmasına rağmen inşaat durmadı. 2863 sayılı yasaya göre kasten birinci derece sit alanını tahrip etmek hapis cezasını öngörüyor.

      M.Ö 1. Bin’in başlarından itibaren yerleşimin var olduğu bilinen Urla’daki Airai Antik Kenti 1988 yılından bu yana 1. ve 3. derece arkeolojik alan olarak tescilliydi. Kıyı şeridi de ayrıca 1. derece doğal sit alanı ilan edilmişti. Sit alanlarında herhangi bir inşai faaliyet için 2863 sayılı yasa gereği ilgili müze ve koruma kurulundan izin alınması gerekiyor. Ancak geçtiğimiz bayramın ilk günü Özsu Balıkçılık şirketince balık çiftliğine su taşımak için başlatılan inşaat ile ilgili sadece DSİ Bölge Müdürlüğü’nden ‘dere ıslah’ izni alınmış. Demirciler köyünde oluşturulan koruma derneği inşaat için İzmir Müzesi ve İzmir 1. No’lu Kültür Varlıkları Koruma Müdürlüğü’ne şikâyette bulundu. Müze ve kurul personeli izinleri olmadığı gerekçesiyle inşaatı mühürledi. Ancak ertesi gün inşaata devam edildi. Bu kez İzmir Müzesi, Urla Savcılığı’na yeniden şikâyette bulundu. İnşaat alanı ikinci kez mühürlendi. Fakat inşaat ertesi gün yine devam etti.

      Kazı Başkanı Şikayetçi Oldu Yine Durmadı
      Urla ve Seferihisar Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Proje Başkanı ve Klazomenai Kazıları Başkan Yardımcısı olan Doç. Dr. Elif Koparal savcılığa kendi adıyla şikâyetçi oldu. İnşaat mühürlenmesine rağmen devam ettiğini belirten Koparal şöyle konuştu: “Burada MÖ 1. Bin’in başlarından beri iskânın var olduğu bir antik yerleşim mevcut. İskân alanının dışında tümülüsler de yer almakta. Bayramın birinci günü 4.07.2016 tarihinde Demircili köylüleri ve orada faaliyette olan dernek üyeleri bizi bu alanda bir inşaat faaliyetinden haberdar etti. Sözüm ona DSİ izni ile dere ıslah çalışmasını yaptıklarını iddia etseler de aslında Özsu Balıkçılık adında bir şirketin balık çiftliği için tesisat kurduğu ortaya çıktı. Hem 3. hem de 1. derece arkeolojik ve doğal sit alanında kanal açarak, boru döşeyip beton dökerek deniz ile 3. derecede kaçak olarak inşa edilmiş bir tesis arasına boru döşüyorlar. Bu tesis inşa edildiği takdirde hem doğal çevre kirlenecek hem de antik yerleşimde ciddi bir tahribat söz konusu olacak. Burada zaten DSİ’nin izni yeterli değil, böyle bir inşaat için Urla Belediyesi, İzmir 1. Koruma Kurulu, İzmir Müzesi ve Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nden de ayrı ayrı izin alınması gerekiyor. Bu izinlerin hiçbirinin alınmadığını öğrendik. Konuyla ilgili aradığımız Özsu Balıkçılık firması yetkilileri konuşmak istemedi”

      09.08.2016 Hürriyet Haber: Ömer Erbil

      by -
      334

      Mersin’in Tarsus ilçesindeki Gülek Kalesi’nin giriş kapısı olarak bilinen tarihi kapıya sprey boya yazılar yazıldı.

      Tarsus’un yaklaşık 60-65 km. kuzeyinde yer alan Gülek Beldesi’nde bulunan tarihi kalesinin giriş kapısına kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce sprey boya ile yazı yazıldı. Vatandaşların tepkisine neden olan yazılar, tarihi yapıya zarar verdi.

      mersinde-gulek-kalesinin-kapisina-sprey-boya

      Gülek Kalesi
      Temelleri Orta Çağ’a kadar giden kale strarejik açıdan önemli bir noktada yer almaktadır. Mimari plan, taş işçiliği ve yüzey buluntularına göre kalenin farklı dönemlerde iskan gördüğü anlaşılmaktadır. Bir süre aristokratların himayesinde idare edilen kalede, 1198-1199 yılları arasında Gülek’in Lordu olarak Smbat’ın taç giyme töreni gerçekleştirildi. 1838-1939‘da İbrahim Paşa, Osmanlı yönetimine karşı çıkardığı isyanda bu yerleşimi kısa bir süre işgal etmiştir. 

      Kaleye giriş güneydeki kapıdan sağlanmaktadır. Kuzey ve kuzeydoğusu çok dik sarp kayalıklar üzerinde olduğu için, güneyi gibi tahkim edilmemiştir. Güney ve batısındaki sur duvarları rahatlıkla izlenebilmektedir. Yuvarlak veya kare planlı büyüklü küçüklü kulelerle bu surlar güçlendirilmiştir. En doğu ucunda bir de sarnıç yer almaktadır. Duvarlarında bosajlı kesme blok taşlar kullanılan kalenin üzerinde iki yeni yapı bulunmaktadır. Müştemilatı içerisinde ise giriş kapısının sağ tarafında yer alan yapı hariç ayakta kalan mekan pek yoktur. Yüzeyde sarı ve yeşil renklerde sırlı veya sırsız seramik parçaları çok sayıda göze çarpmaktadır.

      arkeolojihaber.net Fotoğraf: Ataman Genç

      by -
      557

      Antalya’nın Finike İlçesi’nde yer alan Limyra Antik Kenti’nde bulunan 2 bin yıllık kaya mezarının duvarına bir sondaj firması boya ile yazı yazarak ilan verdi. Sprey boyayla yazılan ilan yüzünden tarihi yapı zarar gördü.

      antalyada-2-bin-yillik-kaya-mezarina-boya-ile-yazi-yazildi

      Finike İlçesi’nin, Turunçova ve Sahilkent Beldeleri sınırlarında yer alan Limyra Antik Kenti’nde bulunan kaya mezarının duvarına sprey boya ile yazı yazıldı. 2 bin yıllık kaya mezarının duvarında bir sondaj firmasına ait ilanı gören duyarlı vatandaşlar eserin bu hale gelmesine tepki gösterdi.

      Tarihi eserlerin duvarlarını yazı tahtasına çevirmenin çok geride kalmış, ilkel bir yöntem olduğunu dile getiren vatandaşlar, her gün binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği tarihi eserlere saygılı olmaya davet etti.

      antalyada-2-bin-yillik-kaya-mezarina-boya-ile-yazi-yazildi-1

      Limyra Antik Kenti
      Finike’ye 9 km uzaklıkta olan Limyra Antik Kenti, 1216 metre yükseklikteki bir tepenin eteğinde kurulmuş olup yol üzerindedir. Limyra, Likya’nın en eski şehirlerinden birisidir ve eski adı da Zemuri’dir. Bu şehrin varlığı M.Ö. V. yüzyıldan beri bilinmektedir.

      Lykialı Perikles, Perslere karşı Lykia Birliği’ni kurmak için Limyra’yı başkent olarak kullanmış, Lykia’nın sönmeyen özgürlük meşalesinin ateşini bu kentte yakmıştır.

      arkeolojihaber.net Fotoğraf: Ercan Çiftci