Perşembe, Şubat 23, 2017
Etiketler Posts tagged with "Troia Antik Kenti"

Troia Antik Kenti

by -
216

Çanakkale’deki Troia Antik Kenti’nde yakınlarındaki geç Bizans dönemine ait bir mezarlıkta bulunan 800 yıllık iskeleti inceleyen araştırmacılar hamile olduğu anlaşılan kadının ölümüne sebep olan virüsu tespit etti.

troiadaki-bir-mezarda-bulunan-800-yillik-kadinin-olum-nedeni-bulundu

Homeros’un İlyada’sından geçen efsanevi şehir Troia Antik Kenti yakınlarında çalışmalarını sürdüren arkeologlar, geç Bizans dönemine ait mezarlıktaki bir kadının kaburgalarında iki adet çilek büyüklüğünde yumru olduğunu farketti. Bu sıradışı buluş araştırmacılara o döneme ait genetik ozalit veya antik bir bakterinin hamile kadınları etkilediği ve çoğunluklada tıpkı bulunan kadın iskeletinde olduğu gibi ölüme sebebiyet verdiğini belirlemelerinde yardımcı oldu. 

Salı günü eLife’ta yayınlanan makalede Caitlin Pepperell ve diğer araştırmacılar bu ölümcül enfeksiyonun moleküler yapısını açıkladı. 

30’lu yaşlarında olduğu düşünülen kadının cenini çevreleyen zar, plasenta ve amniyotik sıvıdan oluşan bakteriyel enfeksiyondan hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Her ne kadar bu denli eski bir malzemeden küçüçük bir DNA kalıntısını didiklemek nadir olsada bilim insanları kadının kaburgalarındaki yumrulardan son derece iyi korunmuş bir genetik örneğin kadın daha hayattayken oluşmasından şaşkınlık duymuş. Hamile olduğu ve cenine aşırı kalsiyum akmış olduğu düşünüldüğünde bakteriyel DNA’nın kireçlenme yoluyla yumruları oluşturduğu anlaşılıyor. Bir başka deyişle Pepperell’in belirttiği gibi ‘küçük çantalar DNA’yı saklı tutmuş’.

İskelet üzerinde inceleme yapan Alman arkeolog Henrike Kiesewetter, bezeciklerin bulunduğu yerden dolayı kadını tiberküloz hastası olduğundan şüphe ettiğini ve elindeki bilgileri Wisconsin Üniversitesi’nden Troia savaşı uzmanı William Aylward’a gönderdiğini söyledi.

troiadaki-bir-mezarda-bulunan-800-yillik-kadinin-olum-nedeni-bulundu-1

İkili bezeciklerin tiberküloz veya böbrek taşı olmadığını aksine yumrulardaki hayalet hücrelerden bakteriyel virüs Staphylococcus saprophyticus ve Gardnerella vaginalis izlerine ulaşmışlar. Gardnerella vaginalis örneği günümüzdekiyle aynı iken Staphylococcus saprophyticus ise hayvancılık yoluyla 800 önce ölen kadını fazlasıyla etkilemiş.

Pepperell, ‘Hayret verici olan Staphylococcus saprophyticus’un günümüz verilerle karşılaştırıldığında çok akıcı bir organizma olduğu ve kolaylıkla idrar yolu enfeksiyonuna yol açabileceği gibi, yakın ve farklı çevrelere adapte olduğu görülüyor’ dedi. 

Bunca sıkıntı neden?
Bakteri ve virüsler gelişip insanları hasta ettikleri için bunun nedenini belirlemenin bir yolu antik bakteri örneklerini ve DNA sıralaması kullanarak günümüz eşdeğerlerinin zaman içinde onları öldürmek için yaratılan antibiyotiğe direncinin nasıl değiştiğini öğrenmek. Pepperell bakterinin virüse dönüştüğünü ve bağışıklık sistemimizi çözdüğü için hastalığa neden olduğunu söyledi. Yakın zaman örneği Zika virüsü hamile kadınların mikrosefal bebekler doğurduklarıyla bağlantılı. 

İskelete her ne kadar Helen denmesi kulağa hoş gelsede araştırmacılar onu Troia’lı kadın olarak anıyor. Araştırmalardan hamileliği esnasında yaşadığı güçlüklerden dolayı öldüğü anlaşılan kadının hayli zor bir hayatı olmuş. Bir çok dişini kaybeden Troia’lı kadın kemiklerinden de kronik bir enfeksiyon rahatsızlığı geçiriyormuş. 

Mezarlıkta bulunan iskeletlerin yarısından fazlasında muhtemelen ağır fiziksel iş nedenli omurga ve eklem bozukluğuna rastlandı.

09.01.2017 jsonline.com Çeviri: Ayşen Yolcu

by -
400

Ege deyince çivit mavi boyalı evler, sokağa yayılmış masalar ve kendinizi sıcaktan bunalıp denize attığınız anlar gelir. Ege’ye doğru tatil yapmayı sevenler bilir. Hemen her yarım saatlik yolculukta bir antik kente rastlarsınız. Bu yıl bayram tatilinde kültürel gezi yapmayı ve tarihle baş başa kalmayı sevenler için işte öneriler:

dr-eberhard-zangger-gercek-troianin-truva-yerini-ariyor

1-Troia Antik Kenti
Şüphesiz Türkiye’nin en çok bilinen antik kentlerinden biridir, Troia. Unesco Dünya Kültür Mirası, hikayesi ünlü Troia mitolojisi ile başlayan kent, şüphesiz ününü Troia Savaşı ile kazanmış. Antik dünyada boğazlar ve çevresine hakim olması, düşmanlarının şehre olan ilgisini arttırmıştır. Alman gezgin Schliemann’ın Troia hazinelerini bulmak için çalışma başlattığı 33 katmanlı kent, 3. binden Roma Dönemi’ne kadar 19 farklı şehri barındırmıştır. Dünya’nın birçok müzesini Troia’dan kaçırılan hazineler süslemektedir. Ayvalık, Bozcaada, Gelibolu yönünde tatilini değerlendirmek isteyenler uğramadan geçmeyin. Gladyatörler, savaşçılar ve antik dönem canlandırmaları ile fotoğraf da çektirebilirsiniz.

anadoludaki-en-eski-meclis-binasi-assosta-kurulmus

2-Assos Antik Kenti
Hititlerde “yerleşim” anlamı olan Assa’dan gelen Assos, antik çağda bir liman kentiydi. Assos’taki Anadolu’nun en eski Dor düzenli tapınağı, tanrıça Athena’ya atfedilmiştir. Kentin 5 bin kişilik tiyatrosu, nekropolü (mezarlık alanları), agora, hamam ve sur kalıntıları gezilebilir.

ege-tatilinde-sizleri-bekleyen-10-antik-kent

3-Teos Antik Kenti
İzmir’in Seferihisar İlçesi Sığacık Mahallesi’nde yer alan Teos’un tarihi MÖ. 3. binlere dayanmaktadır. Ünlü mimar Hermogenes’in yapıtı Dionysos Tapınağı, 5 bin kişilik tiyatrosu, agora, surlar ve liman kalıntıları ziyaretçilerini beklemektedir Teos’ta. Osmanlı Dönemi’nde 1552 tarihli Sığacık Kalesi de görülmeye değer yapılardandır.

pergamondaki-en-buyuk-tumulus-attlos-2

4-Pergamon Antik Kenti
İzmir’e 110 km uzaklıkta yer alan Bergama İlçesi’nde yer alır. Birçok kültüre ev sahipliği yapan kent, Roma döneminde güzel sanatlarda ve tıp alanında öncü olmuştur. Kent Mısır’a taşınmadan önce 200 bin ciltlik bir kütüphaneye sahiptir. 13 bin kişilik Anadolu’nun en dik tiyatrosu,  M.S. 2. yüzyılda yaptırılan Kızıl Avlu-Serapis Tapınağı ve klasik dönem kentlerinin birçok öğesi görülebilir. M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilerek 19. yüzyılda Almanya’ya kaçırılan Zeus Sunağı ise artık yerinde değildir.

ege-tatilinde-sizleri-bekleyen-10-antik-kent-1

5-Klazomenai Antik Kenti
Zeytinyağcılık ve kil yatakları ile ünlü kent, ürettiği amphora (testi) ve hazır satılan kilden yapılan tabutlarıyla ünlüydü. M.Ö. 6. yüzyıldan kalma zeytinyağı ve demir işlik alanları, Arkaik dönem evleri, nekropoller (toplu mezarlık alanları) gezilebilir. İzmir Urla yönünde bulunanlar için Klazomenai, Urla İskele Mahallesi’nde yer alıyor.

efes-antik-kenti-unesco-kultur-mirasi-kalici-listesine-giriyor

6-Ephesos Antik Kenti
Zengin bir liman kenti olan Ephesos’un tarihi İon medeniyetinden öncesinde M.Ö.6 binlere  dayanır. Bugünkü Efes Antik Kenti’nde, M.Ö. 3. yüzyıl ile Doğu Roma dönemleri arasındaki kalıntılar görülebilir. Dünya’nın yedi harikasından biri olan Artemis tapınağına sahip kent, 19 bin kişilik tiyatrosu, Celsus Kütüphanesi, Küretler Caddesi, yamaç evleri ile ziyaretçilerini ağırlıyor. Ephesos’a gitmişken, Hristiyanlık’ın kutsal merkezi Meryem Ana evi ve St. Jean Bazilikası’nı da görmenizi tavsiye ederiz.

ege-tatilinde-sizleri-bekleyen-10-antik-kent-2

7-Priene Antik Kenti
Aydın’ın Söke İlçesi Güllübahçe mevkiinde yer almaktadır. Savunma amaçlı sarp bir dağın eteğine kurulmuş kentin tarihi M.Ö 7. yüzyıla gitmektedir. Eğer Priene’deyseniz Türkiye’nin en güzel manzaralarından birini izlemeye hoş geldiniz. Romalı mimar Vitrivius’un söz ettiği Athena Tapınağı, 5 bin kişilik tiyatrosu, konutları, Zeus ve Demeter tapınakları ve Doğu Roma Dönemi’ne ait kale ve piskoposluk  merkezi sizleri bekliyor.

ege-tatilinde-sizleri-bekleyen-10-antik-kent-3

8-Miletos Antik Kenti
Aydın’in Didim İlçesi’nde Balat köyü yakınında bulunan kent, limanı Büyük Menderes tarafından doldurulduğu için denizden yaklaşık 10 km içeridedir. Hitit Dönemi’nde Milavanda ismini taşıyan Milet, ızgara planı, Hipodamos yönteminin uygulandığı (geniş caddelerin dar sokakları kestiği) ilk kenttir. İonya’nın başkenti, antik çağın kültür merkezi konumundaki Miletos; birçok ünlü felsefeci, mimar, bilginin doğduğu yerleşimdir. Ticaret sayesinde Fenike ve Mısır kültürleriyle etkileşim halinde olmuştur. Athena Tapınağı, stadion, buleterion ve gymnasion gezinizde görülebilir yerler arasındadır. Şehrin çarşısı agoranın kapısı bugün Berlin Pergamon Museum’da sergienmektedir.

ege-tatilinde-sizleri-bekleyen-10-antik-kent-4

9-Didyma Antik Kenti
Aydın İli’nin Didim İlçesi’nde bulunmaktadır. İonia’nın en önemli iki şehrinden biri olan Miletlilerin (diğeri Efes) tanrı Apollon’a adadığı Didim, adını yunanca “ikiz kardeş” anlamına gelen “Didyma” kelimesinden almaktadır. Ephesos’ta Artemis Tapınağı, Didyma’da ise Artemis’in ikiz kardeşi Apollon’un tapınağı bulunmaktadır. Dini bir merkez halini alan Didyma, günlük yaşamdan çok dini ritüellerin yaşanabilmesi adına, kentlerden uzağa kurulmuştur. Kutsal yolun iki yanında da son 2 km boyunca erkek ve kadınların oturur pozda heykelleri bulunmaktadır. Limandan inenler bu yolu izleyerek tapınağa ulaşırlar. Bugün halen bitirilemeyen kısımları bulunan devasa yapı, süslemeleri ve ilginç bir mitolojik öyküsü bulunan Medusa görülmeye değer.

ege-tatilinde-sizleri-bekleyen-10-antik-kent-5

10-Halikarnassos Antik Kenti
Muğla’nın en gözde tatil beldesi olan Bodrum, Halikarnassos Antik Kenti kalıntılarını bünyesinde barındırmaktadır. Karia bölgesi sınırları içerisinde yer alan antik kent, savunulması kolay bir deniz ve ticaret şehri idi. Karia Satrabı Mausolos’un ölümünden sonra karısı Artemisia’nın tamamlattığı Dünya’nın yedi harikasından biri sayılan Halikarnassos Mausselion’u, ve tarihin hemen her döneminden izler taşıyan Bodrum Kalesi içerisinde yer alan Sualtı Arkeoloji Müzesi, siz tatilcileri bekliyor.

Fotoğraflar: Arşiv

by -
561

Çanakkale merkez ilçeye bağlı Tevfikiye köyü sınırları içinde 5 bin yıllık geçmişe ışık tutan Troia Antik Kenti’nin ortasına dikilen paratoner, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilerinin çalışmaları sonucu kaldırıldı.
Bugün bazı basın yayın organlarında yer alan haberlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca yapılan yenileme çalışmaları kapsamında ziyaretçilerin yıldırım düşmesi tehlikesine karşı korunmak amacıyla Çanakkale merkez ilçeye bağlı Tevfikiye köyü sınırları içinde 5 bin yıllık geçmişe ışık tutan Troia Antik Kenti’ne paratoner dikilmesinin görüntü kirliliğine neden olduğu ve bazı ziyaretçilerin antik kentteki yenileme çalışmalarına tepki gösterip, paratonerin yerinin değiştirilmesini istediği ifade edildi.

Paratoner Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin yaptığı çalışmalar sonucu kaldırıldı.

28.08.2015 Hürriyet

by -
713

Çanakkale merkez ilçeye bağlı Tevfikiye Köyü sınırları içinde 5 bin yıllık geçmişe ışık tutan Troia Antik Kenti’nin ortasına, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından dikilen paratoner tarihi dokuda görüntü kirliliğine neden oldu.

troia-antik-kentinin-ortasina-paratoner-dikildi-

Başta Çin, Kore ve Japon olmak üzere Asya ülkelerinden her yıl gelen yüz binlerce turistin ziyaret ettiği Troia Antik Kenti’nde, son dönemde yapılan yenileme çalışmaları dikkat çekti. Modern görünümlü giriş kapısı ve iç kısmında yere kaplanan granit taşlarla antik kent yeni bir görünüme kavuştu. Ancak bu manzara, 5 bin yıllık antik kentin doğal görünümüyle çelişti. Granit taş kaplanan zeminin altında kalıntılar olabileceği ileri sürüldü. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca yapılan yenileme çalışmaları kapsamında ziyaretçilerin yıldırım düşmesi tehlikesine karşı korunmak amacıyla antik kente bir de paratoner dikildi. Ancak, paratonerin antik kentin ortasına, hem de 5 bin yıllık meclis binasının üzerine dikilmesi görüntü kirlliğine neden oldu. Ayrıca paratoner için altında kalıntılar olan zemine beton dökülüp, etrafı yeşil renkli tel örgüyle çevrildi. Bazı ziyaretçiler antik kentteki yenileme çalışmalarına tepki gösterip, paratonerin yerinin değiştirilmesini istedi.

27.08.2015 haberler.com

by -
518

Çanakkale merkeze bağlı Tevfikiye köyü sınırları içinde yer alan ve UNESCO Dünya Miras Listesi’nde bulunan Troya Antik Kenti’nde “engelsiz gezi alanı” oluşturulacak.

Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, antik kentte düzenlediği basın toplantısında, bu yılki kazı çalışmalarının Troya Kalesi’nin içindeki savunma ve saray yapılarının dolgularında sürdüğünü söyledi. Arkeolojik anlamda pek çok yapıyı yeniden ortaya çıkardıklarını anlatan Aslan, ören yerinin daha iyi anlaşılması için bugüne kadarki en kapsamlı bitki örtüsü temizlik çalışmasını yaptıklarını dile getirdi. Antik kente en çok bölgeyi gezen ziyaretçilerin zarar verdiğini ifade eden Aslan, bunun önüne geçmek için ziyaretçilerin tarihi alanlara hiç dokunmadan dolaşacakları ahşap yollar yapacakların bildirdi. Ziyaretçilerin gezi güzergahlarının değiştirileceğini belirten Aslan, “Yeni gezi yolu daha uzun olacak. Ziyaretçiler ören yerinde daha çok vakit geçirecek. Bu yolun tamamı ahşap kaplama olacak ve ziyaretçiler hiç ören yerindeki alanlara girmeden gezilerini tamamlayacak” dedi.

Yeni gezi yolunda engellilerin de göz önünde bulundurulup, ona göre çalışma yapacaklarını aktaran Aslan, şu bilgileri verdi: “Görme ve işitme  engelli vatandaşlarımız için müzelerde uygulamalar var. Fakat engelsiz bir ören yeri dünyada yok. Bu, Troya Ören Yeri’nde ilk olacak. Görme engelli burayı ziyaret ettiğinde dokunabilecek, dinleyebilecek. Duvarlara dokunup onun boyutunu anlayabilecek. İşitme engeller için de el işaretleriyle sistem kurulacak. İlk kez Troya’da yapılacak ‘engelsiz gezi alanı’ ile ‘engelsiz bir Troya’ oluşturacağız.”

“Hedefimiz Troya Savaşları’nı ispatlamak”
Aslan, yıllardır bölgede yapılan kazı çalışmalarının devam edeceğini, en büyük hedeflerinin ise Troya Savaşları’nı ispatlamak olduğunu söyledi.

Bu konuda önemli ipuçlarına ulaştıklarını belirten Aslan, “Troya Savaşları yazılı metinle ispatlanır. Elimizde yazılı bir metin yok. O zaman mezarlıktaki, gömülerdeki buluntularla ispatlayabiliriz. Şimdiye kadar da Homeros dönemindeki mezarlıklar bulunamadı. En önemli gizem Troya’nın mezarlığının nerede olduğu. Elimizde önemli ipuçları var. Birkaç denememiz oldu ancak başaramadık” dedi.

Aslan, bu yılki analizlerde çok sağlam ipuçları elde ettiklerini dile getirerek, “İnşallah önümüzdeki yıllarda bu gizemin üstündeki sır perdesini yavaş yavaş kaldırmaya çalışacağız” diye konuştu.

22.08.2015 Radikal

by -
4824

Çanakkale merkeze bağlı Çıplak köyünde bahçe düzenleme çalışması sırasında 2 bin 300 yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen heykel bulundu.

Edinilen bilgiye göre Çıplak köyünde Mehmet Çalım’a ait eski bir evin yıkımının ardından bahçe düzenleme çalışması yapan aile bireyleri toprak içinde büyük bir taş kütlesinin olduğunu gördü. Bunun üzerine toprağı kazdıklarında büyük mermer bir heykeli fark eden Çalım ailesi durumu ilgili birimlere bildirdi. Bölgeye gelen Çanakkale Müze Müdürlüğü’ne bağlı ekipler tarihi özelliği olan heykelin 2 bin 300 yıl öncesi Helenistik döneme ait olduğunu belirledi. “Oturan Kadın” olarak adlandırılan heykel daha sonra bölgede Troia Antik kentinde kazı çalışmalarını yürüten kazı heyeti başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan’a teslim edildi. Bilindiği gibi Troia Antik Kenti’nin bulunduğu bu bölgede zaman zaman tarlalarla bu tür tarihi eserler çıkabiliyor.

17.07.2015 canakkaletravel.com

by -
1121

Diyarbakır Surları, Hevsel Bahçeleri ve Efes Antik Kenti’nin “Dünya Miras” listesine alınması kararıyla Türkiye’nin listedeki kültür varlığı sayısı 15’e çıktı.

Türkiye’nin, BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) “Dünya Miras” listesindeki kültür varlığı sayısı, Diyarbakır Surları, Hevsel Bahçeleri ve Efes Antik Kenti’nin eklenmesiyle 15’e yükseldi.

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Almanya’nın Bonn kentinde düzenlenen Dünya Miras Komitesi 39. Dönem Toplantısı’nda Cumartesi günü Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri, Pazar günü de Efes Antik Kenti listeye alındı. Böylece Türkiye’nin listedeki kültür varlığı sayısı 15’e çıktı.

Türkiye’nin listedeki diğer kültür varlıkları
Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılması ortaya çıkan Kapadokya ve Göreme Milli Parkı 1985’te listeye girdi. Hristiyanlığın önemli merkezlerinden biri olan Kapadokya, her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.

Aynı yıl listeye girmeye hak kazanan Sivas’taki Divriği Ulu Cami’deki güneşin konumuna göre ortaya çıkan “namaz kılan insan” siluetleri ile diğer gölgeler, ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor.

Roma, Bizans ve Osmanlı gibi büyük imparatorluklara başkentlik yapan İstanbul’daki tarihi mekanlar ise 1985’te Dünya Miras listesine dahil edildi.

Bugünkü Çorum’un Sungurlu ilçesinin güneydoğusunda yer alan Hitit Devleti’nin başkenti Hattutaş ise listeye 1986’da alındı. Kent, sanat ve mimarlık alanında gelişmiş bir bölge olarak biliniyor. 

Dünyanın 8 harikasından biri olan ve Adıyaman sınırlarında bulunan Nemrut Dağı ise 1987’de listeye girmeye hak kazandı.

Safranbolu’dan Truva’ya

Pamukkale ve Hierapolis Milli Parkı ve Antik Çağ’da Likya’nın en büyük idari merkezi olan Fethiye’nin Kınık köyü yakınlarındaki Xanthos ile dini merkez konumundaki Letoon 1988 yılında UNESCO Dünya Miras listesine alındı.

Geleneksel kent dokusu, ahşap yığma evleri ve anıtsal yapılarıyla bütünü sit ilan edilmiş ender kentlerden biri olarak Safranbolu ise 1994’te listeye girdi.

Dünyadaki en ünlü antik kentlerden biri olan Truva ise 1998’de Dünya Mirasları listesine girmeyi başardı.

İstanbul’un fethinden önce Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan Edirne’nin en önemli anıtsal eseri olan ve şehrin siluetini taçlandıran Selimiye Cami ve Külliyesi, UNESCO Dünya Miras Komitesi’nce 2011’de listeye eklendi.

İnsanlığın gelişiminde önemli bir evre olan yerleşik toplumsal hayata geçişle birlikte, tarımın başlangıcı ve avcılık gibi önemli sosyal değişim ve gelişmelere tanıklık eden Konya sınırlarındaki Çatalhöyük Neolitik Kenti de aynı listeye 2012’de alındı.

Listeye son eklenen Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri ile Efes

Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı Dönemlerine ait katmanları içerisinde barındıran Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı geçen yıl listeye alındı.

Erken dönem Osmanlı kentine istisnai bir örnek olan ve kentleşme modeli, daha sonra kurulan Osmanlı-Türk kentlerine örnek teşkil eden “Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu” Dünya Miras alanı da 2014’te listeye girdi.

Diyarbakır’ın simgesi olan, üzerindeki yazıtlar, kitabeler ve kabartma figürlerle tanıklık ettiği tarihin izlerini yansıtan, yaklaşık 5 bin 700 metre uzunluğunda, 12 metre yüksekliğinde, 4 metre genişliğindeki surları ile özgün işlevini binlerce yıldır koruyan Hevsel Bahçeleri de Cumartesi günü, kuruluşu Neolitik Çağ’a (Cilalı Taş Devri) kadar uzanan İzmir’in Selçuk ilçesi sınırlarındaki Efes Antik Kent’i ise dün Dünya Miras listesine alındı.

Dünya Mirası listesi nasıl belirleniyor

Dünya Mirasları, UNESCO tarafından belirlenen kültürel ve doğal varlıklardan oluşuyor. UNESCO’nun 1972’de Genel Konferansı’nda hazırlanan 38 maddelik Dünya Doğal ve Kültürel Mirası Koruma Antlaşması’nı imzalayan 175’ten fazla ülkenin korumayı garanti ettikleri anıt ve sit arasından Dünya Mirası kıstaslarına uygun görülenler listede olmaya hak kazanıyor.

Antlaşmayı imzalayan ülkeler tarafından seçilen 21 ülke temsilcisinden oluşan Dünya Miras Komitesi, aday gösterilen değerler arasından seçim yapıyor ve listeyi belirliyor.

UNESCO Dünya Kültür Mirası Kalıcı Listesi’nde yer alan tarihi yerler;

*Efes Antik Kenti (İzmir)
*Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçesi
*İstanbul’un Tarihi Alanları
*Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas)
*Hattuşaş (Boğazköy)
*Nemrut Dağı (Adıyaman)
*Xanthos-Letoon (Antalya)
*Safranbolu (Karabük)
*Troia Antik Kenti (Çanakkale)
*Selimiye Camii ve Külliyesi (Edirne)
*Çatalhöyük (Konya)
*Bergama (İzmir)
*Cumalıkızık (Bursa)
*Pamukkale (Denizli)
*Kapadokya (Nevşehir)

06.07.2015 Anadolu Ajansı

by -
960

Büyük Roma İmparatorluğu’nun kurucusu Aeneas ile Aeneas’ın Altınoluk’tan İtalya’nın Castro şehrine gittiği antik geminin 5 metre yüksekliğindeki heykeli için proje hazırlandı.

Büyük Roma İmparatorluğu’nun kurucusu Aeneas ile Aeneas’ın Altınoluk’tan İtalya’nın Castro şehrine gittiği antik geminin 5 metre yüksekliğindeki heykeli için proje hazırlandı. Projeye kapsamında heykelin, Kaletepe Mevkisi’ndeki Altınoluk-Edremit Karayolu üzerindeki Antandros Kazı Alanı girişine dikileceği bildirildi.

Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği, yeni bir proje hazırladı.Avrupa Birliği Bakanlığı ve Pro Loco Castro ile ortaklaşa hazırlanan ‘Altınoluk’tan Castro’ya Zamanda Yolculuk Projesi’ni Avrupa Birliği Sivil Toplum Diyaloğu-2 programına 25 Nisan 2011’de onaylatan dernek yöneticileri şimdi de Aeneas heykeli projesi ile yeni bir çalışma başlattı. İlk projede, Büyük Roma İmparatorluğu’nun kurucusu Aeneas’ın Antandros’tan İtalya’nın Castro kentine Tempest gemisi ile yaptığı tarihi yolculuk yeniden canlandırılacaktı. Şimdiki projede ise Aeneas ve ünlü gemisi Tempest’in heykelinin yer alacağı bildirildi.

PROJEDE NELER VAR?
Projeler hakkında bilgi veren Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Gülçin Cömert, Antandros’un, antik kaynaklarda adının çok sık geçtiğini, Antandros’u da içinde barındıran İda Dağı’nın (Kazdağı) pek çok efsanenin kaynağı olduğunu söyledi.

Bu efsanelerden en önemlilerinden birisi de Aeneas Efsanesi olduğunu vurgulayan Cömert, “Efsaneye göre, Aeneas Afrodit’in ‘Truva kahramanı’ Ankhises’ten olan oğludur. Tanrılar Aeneas’tan Truva kadar güçlü ve büyük bir devlet kurmasını ister. Aeneas, babası Ankhises ve oğlu Ascanios’u yanına alarak bir grup Truvalı ile birlikte Antandros’a gelir. İda Dağı’nın ağaçlarından 20 gemi yaparak denize açılır ve İtalya’nın Castro Şehri’nde karaya çıkar. Daha sonra Roma İmparatorluğu’nun Başkenti Roma’yı kurar. Bu efsane Vergilius tarafından Aenas Destanı olarak yazılır. Altınoluk’tan Castro’ya Zamanda Yolculuk projemizde, yelkenli ve kürekli Tempest (Fırtına) Gemisi’nin benzerinden iki tane yapılacak. Gemiler Altınoluk’tan yola çıkacak, Aeneas’ın rotasını izleyerek Castro’ya ulaşacak. Gemilerin biri İtalya’da kalırken biri Altınoluk’a dönecek ve turizme açılacak. Ayrıca Truva’dan Altınoluk’a gelen bir dağ yolu belirlenecek ve ‘Aeneas Yolu’ olarak kültür turizmine açılacak. Yol üzerinde antik döneminin canlandırılacağı küçük konaklama yerleri, İda’nın doğal güzelliklerinin tanıtılacağı, burada elde edilen bitkilerden yapılan yemek ve içeceklerin sunulduğu tesisler inşa edilecek” dedi.

5 METRELİK AENEAS HEYKELİ DİKİLECEK
Aeneas Heykeli hakında da bilgiler veren Cömert, “Antandros, Aeneas’ın Anadolu’dan denize açıldığı son noktadır. Bu nedenle Aeneas’ın yola çıktığı sahile, Antandros Antik Kent kazı alanının girişine 5 metrelik Aeneas heykeli dikilecek. Heykel, Aeneas’ın yolculuk yaptığı ‘Tempest’ adı verilen geminin arka bölümünde yer alacak. Geminin orta bölümünden Edremit-Altınoluk karayolu geçtiği için boş kalacak, devamında karanın denizle birleştiği yere Tempest’in burun kısmı yapılacak. Heykelin etrafında Antandros ve İda Dağının, milli parkın tanıtımının yapılması için gelecek gezi otobüslerinin park edeceği bir alan oluşturulacak. Antandros’la ilgili tanıtım kitapları ve hediyelik eşyalar da bu alanda sergilenip satışı yapılacak. Projelerimiz, hem Antandros’un hem Balıkesir’in HemTürkiye’nin tanıtımına katkı sağlayacak. Balıkesir Valisi Mustafa Yaman, AK PartiliBalıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur ve Kültür ve Turizm Müdürlüğü yetkililerine projeleri anlattık çok beğendiler. Şimdi harekete geçmek için destek bekliyoruz” diye konuştu.

Dernek Başkanı Gülçin Cömert, projenin, bölgedeki turizmi canlandıracağını, Antandros Antik Kenti’nin yeni bir Efes olacağını da söyledi.

27.05.2015 haberler.com

by -
1831

İsviçreli Jeoarkeolog Dr. Eberhard Zangger, Anadolu’nun tarihinin bildiğimiz gibi olmadığını ve gerçekler ışığında baştan yazılması gerektiğini söylüyor. İddialarının merkezinde az bilinen Luvi Uygarlığı ve Truva var.

Truva’yı Yunanlı tarihçi Homeros’un destansı eseri İlyada’dan biliyoruz. Ancak belki de bildiklerimizi sorgulamanın zamanı gelmiştir. Zira İsviçreli Jeoarkeolog Dr. Eberhard Zangger’in bu şehir hakkında farklı bir tezi var. Ona göre bugüne kadar öğrendiklerimiz yanlış ve bir uygarlık yok sayıldığı için eksik. Bahsettiği uygarlık Luviler. Milattan önce 2000’li yıllarda Anadolu’da yaşayan Luviler hiçbir zaman merkezi bir devlet kurmamış. Bu yüzden de birçok kaynakta yer almıyorlar. Bilim, sanat ve felsefede dönemlerinin çok ilerisinde oldukları biliniyor. Yazıyı Yunanlardan en az 300 yıl önce kullanmaya başlamışlar. İleri bir matematik ve mühendislik bilgisiyle yaptıkları şehirler birçok Avrupa kentinin yapımına ilham kaynağı olmuş.

dr-eberhard-zangger-gercek-troianin-truva-yerini-ariyor-1

Zangger onları “Arkeoloji biliminin 100 yıllık ihmali ve Anadolu’nun kayıp tarihi”olarak tanımlıyor: ‘Luvi Medeniyeti’nin ortaya çıkarılması ile hem Anadolu hem de Avrupa tarihinin değişeceğine inanıyor: “Luviler tarihte hak ettikleri yeri aldığında bugün Grek medeniyeti üzerinde yükseldiğini düşünen Avrupa’nın aslında Luvi medeniyeti üzerinde yükseldiği görülecek.”

Truvalılar kimdir? Dr. Zangger, arkeoloji dünyasında bu sorunun yanıtının artık net olmasına karşın kimsenin yüksek sesle söyleyemediğine dikkat çekiyor. Neden? Ona göre bu sorunun cevabı şu: “Ege tarihinin kronolojisini oluşturan Arthur Evans, ‘Antik Helen Kültürü’nün büyük bir hayranıydı ve bulduklarını o yöne çekti.” “Avrupalı arkeologların Luvileri atlamasını anlayabiliriz. Ancak Türk arkeologlar neden bu koca medeniyeti fark edemedi?” sorusunaysa kısa ve öz yanıt veriyor: “Çünkü Türk arkeologlar da Avrupa’da eğitildi.” Avrupa’da ‘Luvi’ diyen tarihçilere deli gözüyle bakıldığını iddia ediyor: “Ben onlardan biriyim. Yıllarca Yunanistan’da çalıştım. Birikimim beni Luvilere doğru götürdüğünde ise aforoz edildim. Çünkü bu arkeolojinin baştan beri yazılan tarihini değiştirecek. Örneğin, Hititlere ve Grek medeniyetine ait olduğu düşünülen birçok şeyin Luvilere ait olduğu fark edilecek.” 

BİLDİKLERİMİZDE BİR GARİPLİK VAR

Zangger, Truva şehrinin henüz keşfedilmediğini, esas şehrin Karamenderes ve Dümrek nehirlerinin alüvyonla kapladığı ovanın altında olduğunu söylüyor. Bugün Truva olarak adlandırılan tepeninse sadece önde gelen ailelerin yaşadığı küçük bir bölge olduğunu savunuyor.

Yine Zangger’in sözleriyle bitirelim: “Homeros ve İlyada destanının keşfinden önce de Avrupa’da Truva büyük bir hayranlıkla kuşaktan kuşağa anlatılıyordu. Özellikle ‘Ortaçağ Avrupası’nda herkes Truva hayranıydı. Hatta Avrupa devletlerinin soyluları köklerini oraya dayandırıyordu. Buna Roma İmparatorluğu’nun başındakiler bile dahildi. Bence iki tarih var: Birisi yaşanan, diğeri de yazılan. Ve ne yazık ki yazılan tarih bizi aldatıyor” takdir sizin.

17.05.2015 Hürriyet Fotoğraf: Arşiv