Tags Posts tagged with "Van Kalesi"

Van Kalesi

0 1757

Van Kalesi etrafındaki sivillerin aşağı yerleşmede ilk defa Urartu halkın dini inanışlarını yansıtan bir kutsal mekan bulundu.

Urartu Krallığı tarafından yaptırılan ve Urartuların başkenti olan Tuşba’yı kuş bakışı gören Van Kalesi 3 bin yıldır görkemiyle ayakta kalmaya devam ederken, etrafındaki tarih de araştırılıyor. Van Kalesi civarında 5 yıldır Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında sürdürülen kazı çalışmaları, bu yıl Türkiye’nin değişik üniversitesinden 46 Öğretim Üyesi ve lisansüstü öğrenciyle devam ediyor. 

Anıtsal bir kutsal mekan bulundu
Kazıların Eski Van Şehri, Van Kalesi ve Van Kalesi Höyüğü olmak üzere 3 aşamada sürdürüldüğünü belirten Doç. Dr. Erkan Konyar, Van’ın 5 bin yıllık tarihinin araştırıldığı kazı çalışmalarında bu yıl bir sürpriz yaşandığını söyledi. Van Kalesi’nin kendileri için her zaman önemli olduğunu belirten Konyar, şöyle konuştu: “Bu yıl önemini daha çok anlamış olduk. Çünkü çok sürpriz gelişmeler oldu. Bir sütunlu salon ortaya çıkardık ki olasılıkla bu sütunlu salon, kutsal bir mekan. Stadel dışındaki Van halkının, Urartuların dini törenlerinin yapıldığı kutsal bir alan. Büyüklüğü, yapı malzemesinin niteliği, sütunun olması gibi ve kapı aralıklarının ölçüleri, bütün bunları bir araya getirdiğinizde böyle bir sonuca ulaşmak mümkün oluyor. Çevresinde daha küçük boyutlu bu alana hizmet eden mekanlar olduğunu ortaya çıkardık. Bunlar yemek pişirilen, ocaklı alanlar, hizmet sektörünün barındığı ve buraya hizmet sunduğu alanlar, kiler, küçük depo yapıları gibi yani bu kutsal ve kült alanını olduğu alan merkez ve etrafında bu merkezin aslında yardımcı birimlerinin olduğu anlaşılıyor.” 

Önemi çok büyük
Bulunan mekanın önemine de değinen Doç. Dr. Erkan Konyar sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz Urartu dinini genellikle stadellerden, kalelerdeki tapınaklardan daha çok biliyoruz. İlk defa sivillerin aşağı yerleşmede, halkın dini inanışlarını yansıtan bir mimariyle karşılaştık. Bu noktada içindeki buluntulardan da yola çıkarak, yeni yorumlara gideceğiz. Çünkü Urartu’nun şimdiye kadar devlet dini ve tanrıları tanınıyordu. Bu aşamada aslında çok yeni bir bilgi kaynağına ulaştık. Bu çerçevede devam edecek kazılarda bu alanın niteliği daha da netleşecek ve dini uygulamalar çerçevesinde nasıl bir gelişim gösterdi ortaya çıkmaya başlayacak.”

09.08.2017 Milliyet

0 241

Eski Van şehrindeki yapıların yeniden ayağa kaldırılması ve turizme kazandırılması amacıyla gerçekleştirilen kazılarda, Osmanlı dönemi mimarisiyle ilgili kamu binaları gün yüzüne çıktı.

Van Kalesi’nin güneyinde bulunan eski Van şehri kazı çalışmalarında, Osmanlı döneminde insanların yaşam tarzları ve dönemin kurumsal yapısıyla ilgili yeni bulgulara ulaşıldı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında 7 yıldır devam eden kazılarda, ortaya çıkan kalıntılar, eski Van şehrinin özgün ve planlı yapısını göz önüne seriyor.

Kazılarda son olarak Osmanlı dönemine ait belediye, meclis, mahkeme binası ile emekli askerler lokalinin kalıntılarına ulaşıldı.

Konyar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Urartu medeniyetine başkentlik yapan ve 800 yıllık geçmişiyle Osmanlı’nın nadir kentlerinden olan eski Van şehrinin, çok kültürlü ve batıya açık bir yapıya sahip olduğunu söyledi.

Eski Van şehrinde Rus seramiği ve Avrupa’dan gelmiş aksesuarlar bulduklarını ve bunların kentin Avrupa’ya açık bir kültürünün olduğunu gün yüzüne çıkardığını anlatan Konyar, 6 bin metre karelik alandaki kazıların bu yıl sona Konyar, şöyle konuştu:  “Önümüzdeki yıl eski Van şehri ile ilgili somut adımlar atılacak. Kazılarla buranın yaşanabilir bir alan haline getirme projesi gündemde. Alan bu şekilde kaldığı takdirde yaşanabilir olur. Kazı çalışmalarımızı yürüttüğümüz alanlar daha çok kamusal alanlardan oluşuyor. Yani belediye binası, meclis binası, mahkeme binası, emekli askerler lokali, posta veya sağlık departmanının olduğu alanlara ulaştık. Eski Van şehrinin özgün ve planlı bir yapıya sahip olduğu, çalışmalar sonucunda ortaya çıktı. Şehrin iç kısımlarına doğru gidildikçe de Güneydoğu’nun geleneksel mimarisi karşımıza çıktı.”

29.10.2016 Anadolu Ajansı

0 316

Van Kalesi’nin kuzeyindeki höyükte yapılan arkeolojik kazılarda çıkan 2 bin 800 yıllık Urartu kapları, günümüzde Anadolu’da süt ürünleri üretilen köylerdeki kaplarla büyük benzerlik taşıyor.

urartularin-sut-kaplari-anadolu-koylerindeki-kaplarla-buyuk-benzerlik-gosteriyor

İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında yürütülen Van Kalesi’nin kuzeyindeki höyük kazılarında bulunan çanak çömlekler, Urartu döneminde süt ve süt ürünleri üretiminin yaygın olduğunu gösteriyor.

Konu hakkında bilgi veren Konyar, “Devam eden çalışmalarda özellikle depo mekanlarında yumurta biçiminde kaplar çok yoğun olarak ortaya çıkıyor. Aslında bugün yine havanların yoğun olduğu köylerde ve Anadolu’nun diğer köylerinde peynir üretiminde gördüğümüz kap tiplerinin neredeyse birebir aynısını burada görüyoruz. Burada bulduğumuz küplerin altları genellikle tekli ve ikili deliklerin olduğu görünüyor. Özellikle üstte taşla sıkıştırılmış ürünün suyunun zamanında çıkmasını sağlıyor. Burada tabii ki Urartu’da hayvancılıkla ilgili, hayvancılıkla ilişkisine inmek gerekiyor. Bizce bunların tümünü peynir üretiminde ve benzer ürünlerde kullanılmış çanak-çömlek. Oldukça yoğun olarak kullanılıyor ve yoğun bir şekilde hayvancılık faaliyetleri gösteriyor. Özellikle süt ürünlerinde mutlaka etkin ve daha gelişmiş bir atölyeleri olmalıydı. Bu kazdığımız alanında çok sayıda bu bahsettiğim tipte çanak-çömlek ortaya çıktı ve biz bu alanlarda özellikle peynirin yanında tabii süt ürünlerinde işlenmiş olabileceğini düşünüyoruz” dedi.

Doç. Dr. Erkan Konyar, “Daha önce de söylediğim gibi bunların içlerinde yapılacak kimyasal analizlerle içlerinde üretilmiş ürünlerin niteliklerini saptayabileceğiz. Ama dediğim gibi en azından Van’da da peynir, otlu peynir için bir şey söyleyemem tabii ki peynir üretimi ta Urartu’ya kadar uzandığını ve daha erken dönemlere kadar gittiğini söyleyebiliriz. Bu buluntular da en azından bize bunu gösteren somut alanlardan bazıları” şeklinde konuştu.

27.09.2016 Milliyet

0 853

Urartu Krallığı’nın başkenti Tuşba’da yapılan kazılarda bir evin altında yaklaşık 3 yıllık olduğu tahmin edilen köpek iskeleti bulundu.

Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Van Kalesi’nin kuzeyindeki höyükte İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında yürütülen kazılarda bulunan eserler ve kalıntılar, Urartu Krallığı ve dönemin yaşamıyla ilgili yeni bilgilere ulaşılmasını sağladı.

Höyükte süren kazılarda bulunan ve yaklaşık 3 bin yıllık olduğu tahmin edilen köpek iskeleti, 6 yıldan bu yana Van Kalesi ve çevresindeki tarihi mekanlarda kazı çalışmaları yürüten ekibi şaşırttı.

3bin-yillik-kopek-iskeleti

Doç. Dr. Konyar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, höyükte yaklaşık bir ay süren kazılar sonucu, Urartu’nun sivilmimarisi olan aşağı yerleşmeleri ortaya çıkarmaya çalıştıklarını söyledi. Halkın yaşadığı alanlar olarak görülen bölgenin, aslında o dönemin elit kesiminin yaşamını sürdürdüğü yerler olduğunu ifade eden Konyar, ortaya çıkardıkları buluntu, kil tablet ve süs eşyalarının bunu ortaya koyduğunu dile getirdi.

Son aşamada buldukları bir köpek iskeletinin ise kendilerini hayrete düşürdüğünü anlatan Konyar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önceki Yonca Tepe kazıları gibi Van havzasındaki nekropol alanlarda bu tür örneklerle karşılaşıyorduk ama burada çok ilginç ve sıradışı bir durum var. Mekan içine köpeğini gömme durumu var. Bu da Urartuların hayvanseverliğini ortaya çıkarıyor. Küçükbaş hayvancılıkla ilgilenen bir toplumdan bahsediyoruz. Burada köpeğe değer verildiği anlaşılıyor. Belki de çok değerli bir köpekti. O yüzden mekan içerisine gömüldü.”

Daha önce nekropol alanlarında bu tür buluntularla karşılaştıklarını anımsatan Konyar, ilk defa Urartulunun yaşadığı alana gömdüğü köpek iskeletini, olağan biçimiyle bulduklarını kaydetti. İskeletin, Urartu kültürünün küçükbaş hayvancılık ve o çerçevedeki yaşam biçimi anlamında çok önemli bir buluntu olduğunu kaydeden Konyar, şunları söyledi: “Urartularda insanların yaşadığı alanda ilk defa bir köpek gömüsüyle karşılaşıyoruz. Yani evinin tabanına köpeğinin cesedini gömüyor. Muhtemelen bu bir çoban köpeği. Urartularla çoban köpeği arasındaki ilişkinin varlığı, daha önce nekropol alanlarında biliniyordu. Ama bu yerleşme yerinde, yani köpeği evine gömmesi, apayrı bir ilişkinin, daha özel bir ilişkinin varlığını gösteriyor. Bu günümüz ölçülerinde tanımlayamayacağımız kadar sağlam bir ilişkiyi gösteriyor. Bu sosyal yaşam açısından oldukça etkileyici. Hayvanseverlik açısından baktığınızda bu Urartuların ne kadar hayvansever bir toplum olduğunu da ortaya koyuyor. Çatalhöyük’te, erken kültürlerde insanlar yakınlarını, yaşadıkları alanın hemen altına gömerdi. Urartular ise hayvan gömmüş. Bu ilginç bir bağlantı.”

27.09.2015 Radikal

0 892

Van Kalesi höyüğünde yapılan kazılarda elde edilen yeni bulgular, Van Gölü’nün 7 bin yıl öncesinde küçük bir göl olduğunu ve zamanla yükselerek bugünkü büyüklüğüne ulaştığını ortaya çıkardı.

Urartular ile ilgili kazı çalışmaları yapan ve yeni projelerle araştırmalarını sürdüren üniversiteler, bugüne kadar yaptıkları çalışmalarla hem Urartular hakkında saklı bilgilere hem de kentin eski dönemlerine ışık tutmaya çalışıyor.

7 binli yıllara dayanan geçmişiyle bilim adamlarını cezbeden Eski Van Şehri, Van Kalesi ve Van Gölü etrafındaki eski yerleşim yerlerinde yapılan kazı çalışmaları, hem kentin geçmişinin bilinmesini hem de jeoloji başta olmak üzere farklı bilim dallarına da yeni bilgiler kazandırılmasını sağlıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle Van Kalesi, Eski Van Şehri ve Van Kalesi höyüğünde kazı çalışması yürütenİstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Merkezi de Van Gölü’nün 7 bin yıl öncesindeki seviyesine dair bilgilere ulaştı.

Van Gölü, en yüksek seviyesinde
Merkez Müdürü ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Erkan Konyar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, deniz seviyesinden bin 646 metre yükseklikte, derinliği 450 metreyi aşan ve etrafı karadan 430 kilometre olan Van Gölü’nün, binlerce yıl öncesinde daha küçük olduğunu söyledi. Bölgenin asırlar öncesindeki  sosyal ve kültürel yaşamına ilişkin Van Kalesi çevresinde 6 yıldır kazı çalışmaları yürüttüklerini ve önemli bulgulara ulaşıldığını anımsatan Konyar, ancak höyükteki son kazı çalışmasının bölgenin jeolojik yapısıyla ilgili çalışmalara da katkı sağladığını ifade etti.

Çalışmalarında Van Ovası tabanının yaklaşık 2 metre derinliğine indiklerini kaydeden Konyar, veriler çerçevesinde Van Gölü’nün hiçbir zaman bu seviyeye kadar ulaşmadığını gördüklerini ifade etti. Bunun arkeolojik verilerin, jeolojik verileri destekleme noktasında büyük önem taşıdığını anlatan Konyar, şöyle konuştu: “Yani milattan önce 5 bininci yılda Van insanı, bu seviyenin yaklaşık 3 metre altında yaşıyordu ve göl daha gerideydi. Van Gölü seviyesi öncesine göre daha yüksek. Bu konu tabii çok tartışılan bir konu. Özellikle su altı araştırmaları yapıldığında, belki Van Gölü’nün sahil kısmındaki bir bölümün ya da bir iki kilometre açığında, yine Urartu yerleşmeleri gibi daha erken yerleşmelerin de bulunabileceğini tahmin edebiliriz. Çünkü bu arkeolojik veriler gölün o dönemde en azından milattan önce 9. yüzyılda, yani günümüzden 2 bin 700 yıl önce daha da geride olduğunu gösteriyor. Van Gölü şu an arkeolojik verilerle en yüksek seviyesinde.”

“Tuşba, liman kenti değil”
Van Gölü seviyesinde lokal farklılıkların yaşandığını, buna en iyi örneğin ise 1990 yılı olduğunu hatırlatan Konyar, ancak gölün milattan önce 5 bininci yıla kadar da bu seviyeye ulaşmadığını anlattı.

Gölün seviyesi ile ilgili, arkeolojinin elde ettiği verilerin, jeofizik veya coğrafi yerleşim verilerine de katkı sunduğuna dikkati çeken Konyar, şunları ifade etti:
“Genelde Madır Burcu’nun liman olduğu bilgisinin, günümüzden 2 bin 700 yıl öncesine baktığımızda bu yıl ki arkeolojik verilerle çürütüldüğünü görürüz. Çünkü hiçbir zaman Van Gölü, Van kayalığının dibine kadar gelmedi, yükselmedi, hep gerideydi. Kanallar vasıtasıyla belki bir ulaşım sağlanmış olabilir ama hiçbir zaman Van Denizi bu seviyeye kadar ulaşmadı. Dolayısıyla o verilerin hepsi bu arkeolojik verilerle çürüyor. Madır Burcu’nun bir liman, Tuşba’nın bir liman kenti ve deniz kenarında olduğu verileri, bu yıl yaptığımız çalışmalarla çürümüş oldu. Bu sadece Urartularla ilişkili değil, milattan önce 5 binlerde, yani 7 bin yıl önce de göl bu seviyenin altındaydı.”

24.09.2015 Radikal

0 780

Tarihi Van Kalesi civarında, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih veArkeoloji Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında kazı çalışmaları başladı. Türkiye’nin değişik 12 üniversitesinden 40’a yakın bilim insanın görev yaptığı kazı çalışmalarında Van’ın 5 bin yıllık tarihi araştırılıyor.

Urartu Krallığı tarafından yaptırılan ve Urartu’ların başkenti olan Tuşba’yı kuş bakışı görenVan Kalesi 3 bin yıldır görkemiyle ayakta kalmaya devam ederken, etrafındaki tarih de araştırılıyor. . Van Kalesi civarında 5 yıldır Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Merkezi Müdürü Doç. Dr.Erkan Konyar başkanlığında sürdürülen kazı çalışmaları, bu yıl da start aldı. Türkiye’nin değişik 12 üniversitesinden 40’a yakın bilim insanın görev yaptığı kazı çalışmalarındaVan’ın 5 bin yıllık tarihi araştırılıyor. Van Kalesi civarında 3 ayrı çalışma yürüttüklerini söyleyen Doç. Dr. Konyar şöyle konuştu:

“Eski Van Şehri, Kale dediğimiz alan ve Van Kalesi Höyüğünde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Eski Van şehrinde daha çok koruma onarım çalışmaları yürütülüyor. Orada yaklaşık 800 yıllık bir Osmanlı kent dokusu var. Daha önceki yıllarda açtığımız alanları korumaya dönük çalışmalarımızı yürütüyoruz. Van Kalesi höyüğünde de kazı çalışması yürütüyoruz. Van Kalesi höyüğü Van’ın en eski tabakalarını barındırıyor. Yaklaşık 5 bin yıllık süreci burdaki profilden biz takip edebiliyoruz. Burası Urartu mahallesi, bunun üstünde, yani ocaklı evlerin olduğu, bitişik nizamlı yapılmış ve oldukça geniş bir alana yayılan Urartu evleri var. Yani ocaklı, tandırlı, önünde taş sundurmaları, ahırları olan bildiğiniz sivil mimari, yani Tuşba sitelerinde yaşayan insanların, hizmet sektörünü yürüten halkın yaşadığı alanlarda çalışıyoruz. Bu aşamada tabi buluntu yelpazesi de çok geniş. Geçen yıl bir tablet bunun yanında süs malzemeleri bulmuştuk.”

URARTU NASIL YIKILDI?
Yapılan çalışmalarla Urartu’nun nasıl yıkıldığını, Urartu’lardan sonra bölgeye kimlerin geldiğini ve nasıl bir kültür getirdikleri üzerinde yoğunlaştıklarını söyleyen Doç. Dr. Konyar, çalışmalarının ana amacının bu olduğunu söyledi. Van’ın 5 bin yıllık sürecini yaklaşık 7 metrelik yükseklikteki profillerde tek tek takip edebildiklerini anlatan Doç. Dr. Konyar, “O dönemdeki mimari unsurlar, insanların kullandıkları araç gereçlerden tutun insan kalıntıları tabiki o dönemde yaşayan insanların mezarlığı da ortaya çıkıyor. Onu da arkadaşlar ölüm nedenlerindeN tutun, beslenme alışkanlıklarına varıncaya kadar her türlü soruya cevap bulabiliyoruz” dedi.

18.08.2015 haberler.com

0 653

Van Kalesi’nin kuzeyindeki höyükte Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle 5 yıldır yürütülen kazı çalışmalarında Urartular dönemine ait ticari ilişkilerde kullanıldığı belirlenen ferman bulundu.

0 556

Van Kalesi’nin güneyinde bulunan Eski Van Şehri’nde yürütülen kazı çalışmalarında, Osmanlı döneminde insanların yaşam tarzları, sosyo ekonomik durumları ve beslenmeleriyle ilgili bilgilerle günümüz itibarıyla AVM şeklinde düzenlenmiş birden çok yapının bir arada bulunduğu işletmeler de gün yüzüne çıkartıldı.

0 472

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında Van Kalesi’nin güneyinde bulunan eski Van şehrinde yürütülen kazı çalışmalarında, yaklaşık 100 yıllık olduğu değerlendirilen üzengi bulundu.