Cumartesi, Haziran 24, 2017
Etiketler Posts tagged with "Yenikapı"

Yenikapı

by -
161

Türkiye Sualtı Arkeoloji Vakfı (TINA) tarafından yayınlanan Denizcilik Arkeolojisi Dergisi’nin 5. ve 6. sayıları çıktı.

TINA Denizcilik Arkeolojisi Dergisi - Cilt 3

TINA Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı, arkeoloji dünyasındaki önemli bir eksiği kapatmak amacıyla 2014 yılında “Denizcilik Arkeolojisi” alanında yayın yapacak dergisinin ilk cildini yayınlamıştı. Kısa zamanda Türkiye’deki tüm üniversitelere, müzelere ve arkeoloji enstitülerine, ücretsiz olarak ulaşan yayın, İngilizce baskısıyla da dünyanın önemli üniversitelerine, müzelerine ve enstitülerine ulaştı.

Yılda iki kez hem Türkçe hem de İngilizce olarak yayın yapana Derginin amacı başta Anadolu kıyıları ve Akdeniz olmak üzere dünyadaki denizcilik arkeolojisi çalışmalarını bir arada sunmak. Arkeologlar, arkeoloji bilimine katkı sunan diğer bilim dallarında çalışan bilim insanları ve arkeolojiye ilgi duyanlar için doyurucu bilgiler sunan yayın alanında bir ilki temsil ediyor.

Mizanpaj 1

Yeni sayılar arkeoloji dünyasıyla buluşuyor
Derginin beşinci sayısında, Yenikapı kazılarında bulunmuş YK-12 batığının yeniden yapımının ayrıntılı bir incelemesi yer alıyor. Bin yıllık bekleyişin ardından denizde yelken açmaya hazırlanan YK – 12’nin bilimsel çalışmasını İstanbul Üniversitesi’nden Işıl Özsait Koçabaş’ın kaleminden okuyabilirsiniz. Bir diğer önemli çalışma ise Alanya’da yer alan “Ptolemais” antik limanı üzerine Celil Samet Harmandar’ın makalesi. Liman üzerinde yapılan ilk çalışma yeni bilgilere ulaşılması açısından oldukça önemli. Bu iki önemli makale dışında Anadolu’nun denizcilik kültürünü ziyaretçilere ve araştırmacılara sunan İstanbul’daki Deniz Müzesi, Yenikapı kazılarının ardından İstanbul’a kazandırılması planlanan Yenikapı Müzesi, İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez Laboratuvarı ve bu alanda yaptığı çalışmalar, Sualtı Kültür Mirası Toplantıları, Limen Projesi, Tarihi Eserlerin Koruma ve Onarım Uygulamaları Çalıştayı beşinci sayının diğer konuları.

21 Ocak 2016 günü kaybettiğimiz Sayın Mustafa V. Koç’un sualtı arkeolojisine yaptığı katkılar basında çok bilinmez. Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı’nın kurucu üyesi olan Sayın Mustafa V. Koç’un hem kişisel olarak hem de TINA Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı ile birçok sualtı arkeolojisi çalışmasına maddi ve manevi destkeleri on yıllardır devam etmekteydi. Son olarak Kendi isminin verildiği “Ankara Üniversitesi Mustafa V. Koç Deniz Arkeolojisi Araştırma Merkezi” 17 Haziran 2015’te kendisinin de katılımıyla açılmıştı. TINA Denizcilik Arkeolojisi Dergisi’nin 5. sayısında bu önemli Merkez üzerine bilgiler ve bu alanda çalışan akademisyenlerin görüşleri de bulunuyor.

Mizanpaj 1

Altıncı sayıda ilk olarak Hırvat Konservasyon Enstitüsü Sualtı Arkeolojisi Bölümü’nün 2007 ile 2013 yılları arasında Hırvatistan’da, Mljet Adası’nın güney kıyısı açıklarında son derecede iyi korunmuş olarak bulunan 16. yüzyıl Venedik ticaret gemisi ve Osmanlı çinilerinden oluşan kargosu üzerinde yaptığı çalışmalar inceleniyor. Bir diğer önemli makale ise “Küçükçekmece göl havzası arkeolojik kazılarında yürütülen amphora çalışmaları”. Ayrıca 2016 yılı içinde Türkiye kıyılarında ve iç Sularında gerçekleştirilen çalışmaların hemen hepsine ait çalışma raporlarını da bu sayıda bulabilirsiniz.

Dergideki en önemli keşif haberi ise Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nden Harun Özdaş başkanlığında yürütülen çalışmalar kapsamında arkaik döneme tarihlenen bir terrakota heykelin alt gövdesinin yaklaşık 45 metre derinlikte bulunması. Bu keşfe dair tüm detaylar derginin 6. sayısında yer alıyor.

by -
550

Arkeolojihaber.net ekibi olarak 2016 yılı Türkiye’sinden vandalizm içeren önemli gördüğümüz 10 haberi sizler için derledik.

“Vandalizm”
Vandallık veya akım olarak Vandalizm, bilerek ve isteyerek, kişiye ya da kamuya ait bir mala, araca ya da ürüne zarar verme eylemi.

1-Yenikapı’da Theodosius Limanı’na Ait Ahşap Mendirek Parçalandı
İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda devam eden çalışmalarda Bizans dönemine ait Theodosius Limanı’nın devamı olan ahşap örme mendirekler Koruma Kurulu’nun uzman denetiminde bilimsel yöntemlerle kaldırılması kararına karşın iş makineleri ile parçalandı.
Haberin devamı için

yenikapida-theodosius-limanina-ait-ahsap-mendirek-parcalandi

2-Urla’da Airai Antik Kenti’nin Ortasına Beton Su Kanalı Döşendi
İzmir’in Urla ilçesinde Airai Antik Kenti’nin bulunduğu 1. derece arkeolojik sit alanının ortasına beton boru döşediler. Koruma kurulu, müze ve Urla Belediyesi’nin iki defa mühürleme yapmasına rağmen inşaat durmadı. 2863 sayılı yasaya göre kasten birinci derece sit alanını tahrip etmek hapis cezasını öngörüyor.
Haberin devamı için

urlada-airai-antik-kentinin-ortasina-beton-su-kanali-dosediler

3-Mersin’de Gülek Kalesi’nin Kapısına Sprey Boya
Tarsus’un yaklaşık 60-65 km. kuzeyinde yer alan Gülek Beldesi’nde bulunan tarihi kalesinin giriş kapısına kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce sprey boya ile yazı yazıldı. Vatandaşların tepkisine neden olan yazılar, tarihi yapıya zarar verdi.
Haberin devamı için

mersinde-gulek-kalesinin-kapisina-sprey-boya

4-Antalya’da 2 Bin Yıllık Kaya Mezarına Boya İle Yazı Yazıldı
Antalya’nın Finike İlçesi’nde yer alan Limyra Antik Kenti’nde bulunan 2 bin yıllık kaya mezarının duvarına bir sondaj firması boya ile yazı yazarak ilan verdi. Sprey boyayla yazılan ilan yüzünden tarihi yapı zarar gördü.
Haberin devamı için

antalyada-2-bin-yillik-kaya-mezarina-boya-ile-yazi-yazildi

5-Bodrum’da 2 Bin Yıllık Mezarlar Kepçeyle Tahrip Edildi
Muğla’nın Bodrum ilçesinde evini yenilemek isteyen kişi, Roma dönemine ait 2 bin 100 yıllık mezarları tahrip etti, mezarlardan PVC atık su borusu geçirildi.
Haberin devamı için

bodrumda-2-bin-yillik-mezar-kepceyle-tahrip-edildi

6-Ankara’da 2 Bin Yıllık Sur Duvarı İş Makinesiyle Yıkıldı
Ankara’da Augustus Tapınağı’nın hemen yanında yer alan ve Ankara Kalesi’nin devamı olan tarihi duvar ile sütunlar “İnsanların kafasına düşüyor” diyerek yıkıldı.
Haberin devamı için

ankarada-2-bin-yillik-sur-duvari-is-makinesiyle-yikildi

7-Kocaeli’de 2 Bin 500 Yıllık Mezar Odası Dozerle Yok Edildi
Kocaeli’nin Körfez ilçesine bağlı Kutluca Köyü’ndeki 2 bin 500 yıllık kubbeli mezar odası patlatıldıktan sonra dozerle yok edildi.
Haberin devamı için

kocaelide-2-bin-300-yillik-mezar-odasi-dozerle-yok-edildi-1

8-Latmos’ta 8 Bin Yıllık Kaya Resimleri Sabunla Silinerek Yok Ediliyor
Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Havva İşkan Işık, taş ocaklarında çalışma izni alanların sit alanı engeline takılmamak için kaya resimlerini arap sabunuyla, süngerle ve zımparayla yok ettiğini söyledi.
Haberin devamı için

8-bin-yillik-latmos-kaya-resimlerine-spreyle-adlarini-yazdilar-1

9-Aydın’da Latmos Antik Kenti’nde Zeus Tapınağı’nı Yaktılar
Aydın’da en önemli doğal ve antik değerleri bünyesinde barındıran Beşparmak Dağları’ndaki Latmos’un Dikilitaş bölgesindeki antik kalıntılarında yangın çıktı.
Haberin devamı için

aydinda-latmos-antik-kentinde-zeus-tapinagini-yaktilar-1

10-Marmaris Kalesi’nin Duvarları Klima İçin Hilti ve Matkapla Delindi
Muğla’nın Marmaris ilçesinde tarihi kalenin duvarları klima takılması için hilti ve matkapla delindi.
Haberin devamı için

marmaris-kalesinin-duvarlari-klima-icin-hilti-ve-matkapla-delindi-2

 

by -
797

Yenikapı arkeolojik kazılarında bulunan ‘Yenikapı 12’ isimli tekne, yeniden yapıldı. Bahar aylarında suya indirilecek tekne daha sonra Marsilya’da sergilenecek.

yenikapida-bulunan-gemi-batigi-yeniden-yapildi

Marmaray metro çalışmaları sırasında Yenikapı’da sürdürülen arkeolojik kazılarda çok sayıda batık gemiye ulaşılmıştı. Theodosius limanında bulunan batıklar İstanbul Üniversitesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı Başkanı Prof. Ufuk Kocabaş tarafından laboratuvara alındı. Yenikapı’da inşa edilecek müzede batık kalıntıları amforalar ve diğer buluntular birlikte sergilenecek. M.S. 5 ve 10. yüzyıllara tarihlenen batıklar dünya denizcilik tarihine ışık tutacak. ‘Yenikapı 12’ adı ile anılan 9. yüzyıl batığı 7 metre uzunluk ve 2.5 metre genişliğe sahip.

Tekne hafif bir eğimle karinası üzerine oturarak batmış ve üzeri aniden deniz kumuyla örtüldüğü için de amfora yükünün altındaki ahşap elemanlarının büyük çoğunluğu bütün olarak ve orijinal yerlerinde korunmuş olarak bulundu. Çok sayıda anfora ile birlikte bulunan 9. yüzyıl sikkeleri ve mutfak eşyaları batığı daha önemli kıldı. Prof. Kocabaş hem ortaçağ deniz ticareti konusunda fikir vermesi hem de denizcilik tarihi açısından önemli bir süreci başlatmak düşüncesiyle ‘Yenikapı 12’nin replikasını yapmaya karar verdi. Avrupa Birliği ENPI Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı çerçevesinde 55 bin Euro fon aldı. Geminin birebir replika projelerini İstanbul Üniversitesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Işıl Özsait yaptı.

yenikapida-bulunan-gemi-batigi-yeniden-yapildi-1

Tekne Tuzla’da RMK Marine tersanesinde orijinalindeki gibi kestane ağacından inşa edildi. Prof. Ufuk Kocabaş projenin bundan sonraki aşamalarını şöyle anlattı: “Test sürüşü yapacağız. Geminin hızı nasıldı, draftı nasıl, rüzgâra nasıl tepki veriyor. Ortaçağ denizciliğini biraz anlamaya çalışacağız. ‘Yenikapı 12’yi İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde ve sonra da Marsilya’da sergileyeceğiz. Tekneyi dünyaya göstermek istiyoruz.”

13.12.2016 Hürriyet

by -
5843

İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda devam eden çalışmalarda Bizans dönemine ait Theodosius Limanı’nın devamı olan ahşap örme mendirekler Koruma Kurulu’nun uzman denetiminde bilimsel yöntemlerle kaldırılması kararına karşın dün iş makineleri ile parçalandı.

yenikapida-theodosius-limanina-ait-ahsap-mendirek-parcalandi

Yenikapı’daki Marmaray metro kazıları sırasında 2006 yılında Theodosius Limanı bulunmuş ve 36 batık arkeolojik yöntemlerle kaldırılmıştı. Arkeologlar o tarihten itibaren limanın mendireği üzerine bilimsel tartışmalar yapmış ancak mendireğin yeri tespit edilememişti. İstanbul Boğaz Tüp Geçit Tüneli projesi kapsamında Aksaray-Yenikapı’da kavşak çalışmaları sırasında karada ahşap kalıplar halinde duvar yapısı tespit edildi. İstanbul Arkeoloji Müzesi tarafından yapılan kazılarda duvarın Theodosius Limanı mendireği olduğu ortaya çıkarıldı. Theodosius Limanı’nın M.S. 5. yüzyılda yapıldığı sanılıyor. Marmara Denizi’nin hâkim rüzgârı olan poyraza karşı korunaklı olan bu liman, Bizans döneminde sur içindeki yegâne akarsu olan Bayrampaşa Deresi (Lykos) ağzında kuruluydu. Limana ait mendireğin 1500 yıllık olduğu tahmin ediliyor.

Bilimsellik Kriterine Uyulmadı
Antik kaynaklarda tarih öncesi dönem mendireklerinin, karada hazırlanan ahşap sandıkların içleri harç ve taşla doldurularak denize indirildiği belirtiliyor. Oldukça pahalı olan bu sistemin imparatorların desteği ile yapıldığı biliniyor. Ancak dünyada bu teknikle yapılmış tek bir örnek günümüze ulaşmadı. İlk defa Yenikapı’da sapasağlam bir mendirek tüm ayrıntıları ile bulundu. Ancak eşsiz kültür varlığının İstanbul 2 Numaralı Yenileme Alanları Koruma Kurulu’nun kararıyla kaldırılmasına karar verildi. Kararda şöyle denildi: “Kültür varlığı ahşap kalıplı sandık duvar tekniğinde yapılmış duvarın tekrar sergilenmek kaydıyla bilimsel yöntemlerle sökülerek kaldırılmasında sakınca olmadığına, konunun uzman konservatörlerinin denetiminde gerçekleştirilmesine, sökümü gerçekleştirilen ahşaplar bozulma sürecine girmeden su tanklarına, havuzlara yerleştirilmesine, sökülen çivilerin konservasyonları yapılarak saklanmasına, duvarın 5 metrelik bölümünün sergilenmek üzere koruma altına alınmasına, kazı çalışmalarında çıkan mendirek kalıntılarının kentsel tasarım projesine işlenerek kurulumuza iletilmesine karar verildi.”

10.08.2016 Hürriyet Haber: Ömer Erbil

by -
3083

İstanbul’da Avrasya Tüneli Projesi kapsamında Yenikapı Meydanı’nda devam eden çalışmalarda Theodosius Limanı’nın devamı olan ve dünyada daha önce keşfedilmemiş ahşap örme mendirekler gün yüzüne çıktı.

Halen süren kazı çalışmalarında son olarak, Theodosius Limanı’nın devamı olan mendireklerin yapımı için inşa edilen ve dünyada daha önce keşfedilmemiş ahşap örmeler bulundu. Denizin yaklaşık 5 metre derinliğindeki mendireklerin günümüze kadar sağlam kalmasını uzmanlar, Yenikapı’daki toprak yapısının balçık ve oksijensiz alan olmasına bağlıyor.

avrasya-tuneli-projesinde-theodosius-limaninin-devami-olan-mendirekler-bulundu

Dünya’nın Gündemin Oturacak
Tarihi limana ait ahşap örmelere dünyada şimdiye kadar hiç rastlanmadı. Uzmanlar bu örgülerin sağlam çıkmasının da imkansız olduğunu dile getiriyordu. Dünyada teorik olarak bilinen ama daha önce karşılaşılmayan yapım tekniği bilim dünyasının gündemine oturacak nitelikte. Ahşap örmelerin bugün ‘batardo’ adı verilen teknikle yapıldığı tahmin ediliyor.

07.08.2016 karar.com Haber: Ayfer Çalıkıran

by -
1111

Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı’nın (TINA) “Denizcilik Arkeolojisi” alanında yayın yapan dergisinin 3. ve 4. sayısı yayınladı.

Yılda iki kez yayınlanan dergi, hem Türkçe hem de İngilizce olarak okuyucusuyla buluşuyor. Amacı başta Anadolu kıyıları ve Akdeniz olmak üzere dünyadaki denizcilik arkeolojisi çalışmalarını bir arada sunmak. Arkeologlar, arkeoloji bilimine katkı sunan diğer bilim dallarında çalışan bilim insanları ve arkeolojiye ilgi duyanlar için doyurucu bilgiler sunan yayın alanında bir ilki temsil ediyor.

Derginin yayın kurulunda dünyaca tanınmış önemli isimler yer alıyor
Derginin yayın kurulunda dünyada sualtı arkeolojisi denilince akla gelen en önemli isimlerden biri olan Doç. Dr. Cemal Pulak, Türkiye’nin yurtdışında arkeoloji projesi yapan ender isimlerinden biri olan Doç. Dr. Kaan Şenol, Yenikapı batıkları projesinde önemli çalışmalara imza atan Doç. Dr. Ufuk Kocabaş, Akdeniz kıyılarında sualtı araştırmalarına imza atan Doç. Dr. Harun  Özdaş,  TINA  Vakfı başkanı  Oğuz  Aydemir  ve  başkan  yardımcı  Kenan  Yılmaz bulunmakta.

tina-denizcilik-arkeolojisi-dergisinin-yeni-sayisi-cikti

Dünyanın en önemli fotoğrafçılarından bir tanesi
Derginin fotoğraf editörlüğünü dünyaca ünlü sualtı fotoğrafçısı Donald A.Frey ve Türkiye’nin tanınmış sualtı fotoğrafçılarından Levent Konuk yapıyor. Sualtı görüntüleme akademik danışmanı ise Prof. Dr. Altan Lök.

Editörlüğünü Mehmet Bezdan’ın yaptığı TINA Denizcilik Arkeolojisi Dergisi, basılı olarak ve dijital olarak yayın yapıyor. Dijital platformlarda ücretsiz olarak arkeoloji meraklıları ve bilim insanlarıyla buluşuyor.

2 cilt bir arada
Birinci ve ikinci sayıları kapsayan cilt 1’in ardından üçüncü ve dördüncü sayıları bir arada sunan cilt iki de yayınlandı. Cilt iki birçok önemli makaleyi bir arada sunuyor. Çanakkale Savaşları’nda önemli bir rol oynayan AE2 Denizaltısı üzerine gerçekleştirilen sualtı arkeolojisi çalışmalarını anlatan “Bir Denizaltının Kurtarılması” makalesi tarihin bu önemli kesitini bilim dünyasına sunuyor. Avustralya’ya ait AE2 denizaltısı 1915 Çanakkale Savaşı sırasındaki bir çatışmada Osmanlı torpido gemisi Sultanhisar‘a yenik düşerek batmıştı. Bu olay tıpkı Çanakkale kara savaşlarının bir parçası olan kıyıdaki askeri operasyonlar gibi Türkiye ve Avustralya’yı sonsuza dek birbirine bağladı. Günümüzde AE2 batığının yer aldığı arkeoloji alanında yapılan yoğun araştırma, inceleme ve koruma çalışmaları AE2’nin ve Sultanhisar’ın, mürettebatlarının oynadığı rolün önemini yeniden gündeme getirmiştir. Bir diğer ilgi çekici makale ise Prof. Dr. Mustafa Şahin’in kaleminden 2015 yılında başlatılan “İznik Gölünde bulunan Bazilikaya ait sualtı yüzey araştırmaları”. Makale, İznik Gölü’nde 2014 yılında keşfedilen ve Amerika Birleşik Devleti Arkeoloji Enstitüsü tarafından yayınlanmakta olan “Archaeology” isimli dergi tarafından 2014 yılının en önemli 10 büyük keşfi arasında gösterilen bazilika kalıntısının arkeoloji dünyasına neler sunabileceğini anlatan veriler sunuyor.

“Myndos Doğu Limanı Mendireği” makalesinde ülkemizde yapılan bilimsel projelere çok iyi bir örnek verilirken, “IX. yüzyıl Bozburun Kazısından Ele Geçen Mantar Amphora Tıpalarının Bozulma Durumlarının Tespiti ve Konservasyon Yöntemlerinin Araştırılması” makalesi de konservasyon çalışmlarının en zor alanlarından biri olan sualtından çıkarılan eserlerin korunması üzerine kıymetli bilgiler sunuyor.

Yeni sayıda ayrıca sualtı arkeolojisinin babası olarak anılan George Bass tarafından kaleme alınan “Türkiye’nin Denizcilik Arkeolojisindeki Merkezi Rolü” başlıklı yazı dikkati çekmektedir. Türkiye’nin sualtı arkeolojisindeki yeri üzerine değerli tespitler sunan yazı gerçek bir belge niteliğinde. Ayrıca 2015 yılı kazı sezonunda karasularımızda gerçekleştirilen sualtı arkeolojisi çalışmalarının raporları, Türkiye’de yapılan uluslararası konferanslar, Türkiye’de eğitim veren ve vermeye hazırlanan sualtı arkeolojisi bölümleri hakkında detaylı bilgiler bulunmakta.

Mustafa Koç’ta unutulmadı
Derginin son sayısında Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı’nın kurucu üyesi olan ve 21 Ocak 2016 günü vefat eden Mustafa V. Koç’ta unutlmadı. Koç’un destekleriyle açılan Ankara Üniversitesi Mustafa V. Koç Deniz Arkeolojisi Araştırma Merkezi ile ilgili çalışmalarda dergide yer buldu.

by -
1801

Avrasya Tüneli (İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi Projesi)kapsamında Yenikapı Meydanı’nda devam eden bağlantı yolu çalışmalarında Theodosius limanının devamı ortaya çıkarıldı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri denetiminde devam eden arkeolojik kazılarda 19. yüzyıl mimari buluntularının altından batık ve neolitik dönem gelme ihtimali ağır basıyor. 

Marmaray ve metro istasyonları için Yenikapı’da İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü başkanlığında 2004 yılında başlayan arkeolojik kazılarda Bizans döneminin ünlü Theodosius Limanı tespit edilmişti. Liman kazılarından 36 batık ve binlerce kültür varlığı ortaya çıkarılmış, neolitik dönem buluntuları ile birlikte İstanbul’un tarihi 8500 yıllık bir zaman dilimine kadar genişlemişti. Ancak metro ve Marmaray istasyonu kazılarında limanın sadece bir bölümü ortaya çıkarılmış, limana ait hem fener hem de mendirek henüz tespit edilememişti. 

NEOLİTİK DE GELEBİLİR
Avrasya Tüneli Projesi kapsamında eski Gar Gazinosu’nun önünde Aksaray’ı sahile bağlayan karayolunun hemen altında yapılan kazılarda arkeolojik mimari kalıntılara rastlandı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri denetiminde süren kazılarda 18 ve 19. yüzyıl Osmanlı mimari yapılarının temelleri çıkarıldı. Bu yapıların Theodosius Limanı’nın doldurulduktan sonra üzerine inşa edildiği düşünülüyor. Daha önceki Yenikapı kazılarında da benzer mimari yapılara rastlanılmış, önce batıklar, ardından da neolitik dönem buluntuları gelmişti. 

MENDİREK TARTIŞMASI
Müze yetkilileri buradaki mimari buluntuların da kaldırıldıktan sonra alttan liman dolgusu ile birlikte batıkların gelebileceğini, eksi 7 metreye kadar inileceğini ve neolitik dönem buluntularının çıkma ihtimali olduğunu belirtiyorlar. Kazı alanının en ucunda ise dikkat çekici bir buluntuya rastlandı. Yaklaşık 5 metre genişliğinde ‘L’ biçimli mimari yapı duvarının Theodosius Limanı’na ait mendirek olabileceği ileri sürülüyor.

Müze yetkilileri de kazdıkları alanın büyük ihtimalle liman ağzı, yani gemilerin giriş yaptığı yer olduğunu tahmin ettiklerini, ‘L’ biçimli buluntuyu da ilk başta mendirek zannettiklerini ancak sonrasında bunun Osmanlı döneminde kıyıdaki yapıları dalgalardan korumak amacıyla yapılmış olduğunu düşündüklerini ileri sürdüler. Mendirek tartışması süreceğe benziyor. Kalıntıların kaldırılması sırasında mendirek olduğu iddia edilen yapının mutlaka numaralandırılarak özenle taşınması fikri ağır basıyor. Sürecin uzamasından korkan müteahhit firma ise bir an önce iş makineleri ile kalıntıların kaldırılıp yolun bitirilmesi yönünde görüş bildiriyor. 

AVRASYA PROJESİ
Avrasya Tüneli Projesi (İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi Projesi), Asya ve Avrupa yakalarını, deniz tabanının altından geçen bir karayolu tüneli ile birbirine bağlayacak. İstanbul’da araç trafiğinin yoğun olduğu Kazlıçeşme-Göztepe hattında hizmet verecek olan Avrasya Tüneli, toplam 14.6 kilometrelik bir güzergâhı kapsıyor. Bu güzergâh üzerinde birçok bağlantı yolları inşaatı sürüyor. Aksaray yönünden gelen araçlar için de Yenikapı kavşağı bu kapsamda yeniden düzenleniyor.

23.12.2015 Hürriyet

by -
1439

İstanbul Üniversitesi tarafından kurulan Yenikapı’daki laboratuvarda tam 27 batık üzerinde bilim adamları çalışmalarını sürdürüyor.

Yenikapı kazılarından çıkan yaklaşık 1500 yıllık batıklar konservasyon için havuzlarda bekletiliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin finansörlüğünde İstanbul Üniversitesi tarafından kurulan Yenikapı’daki laboratuvarda tam 27 batık üzerinde bilim adamları çalışmalarını sürdürüyor. Kurulacak müzede sergilenmek üzere konservasyonları yapılan ahşap gemiler dünyanın en büyük batık filosunu oluşturuyor.

Yenikapı Metro ve Marmaray kazıları 2004 yılında başladı. Tüm dünyanın dikkatini çeken kazılarda neolitik buluntular İstanbul tarihini 2000 yıl kadar geriye götürdü. İlk İstanbulluların mezarları, ayak izleri, kano küreği, kaşık gibi 8500 yıllık buluntular büyük yankı uyandırmıştı. İstanbul’un antik çağdaki Theodosius limanındaki batıklar da su altı arkeoloji tarihi açısından oldukça büyük öneme sahipti. 2005 yılında bulunan ilk batıktan sonra tam 36 batık daha çıkarıldı. Bazıları yükleri ile beraber bulundu. Dönemin savaş gemisi olarak bilinen kadırgalar bilim dünyasını heyecanlandırdı. İçlerinde malzeme bulunan amforalar, çapalar, halatları ile birlikte sanki dün batmış gibi sapasağlam buluntular elde edildi. Bilim dünyası teyakkuza geçti. Bizans döneminin en önemli batık koleksiyonu toprağın altından geliyordu.

BATIKLARA NE OLDU?
Bizim sapasağlam dediğimiz batıklar aslında toprağın içinde sadece resim veriyordu. Geminin gövdesini oluşturan o koca koca kalaslar dokunduğunuzda bir kağıttan farkı yoktu. Ülkemiz arkeolojisi batık çıkarma ve onun konservasyonu konusunda çok da bilgili değildi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Taşınabilir Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü başkanı Prof. Dr. Ufuk Kocabaş, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğünün daveti üzerine batıkların bilimsel kaldırılma ve konservasyon işini yapmayı kabul etti. Kocabaş Viking batıkları üzerine uzman olan dünyadaki sualtı arkeoloji ekiplerini gezdi, hem kaldırma hem de konservasyon aşamalarını inceledi. ABD’nin Texas A&M Üniversitesi Deniz Arkeolojisi Enstitüsü’nden Cemal Pulak’da batıkların bir kısmının bilimsel konservasyonunu üstlendi.

yenikapi-batiklari-uzerinde-calismalar-devam-ediyor

BATIK HAVUZLARI KURULDU
Arkeologlar kazdıkça batık sayısı arttı. Toplam 37 batık çıktı. Raylı sistem projesini yürütenler üzgün, arkeologlar sevinçliydi. Bunların hepsi büyük bir titizlikle araziden alınarak, içleri kimyasal ilaçlı suyla dolu havuzlara alındı. Yenikapı istasyonunun yanı başında 2 katlı konservasyon laboratuvarı oluşturuldu. İstanbul Üniversitesi adına Prof. Kocabaş laboratuvarda hem belgeleme hem de onarım sürecini başlattı. Gemilerin konservasyonları tamamlandıktan sonra projede yer alan Yenikapı müzesinde sergilenebilecek hale gelmesi için bilimsel çalışmalara hız verildi.

LABORATUVARDA NELER YAPILIYOR?
Binlerce yıl toprak altında kalan ahşap malzemeler kimyasal ilaçlı havuzlardan çıkarılıp dijital belgeleme çalışmaları yapılıyor. Batığa ait her ahşap parçası 3 boyutlu olarak dijital siteme aktarılıyor. Bu belgeleme çalışması sırasında ahşap malzemenin üzerindeki çiviler, balta kesik izleri, budaklar gibi her ayrıntı kayda alınıyor. Daha sonra ahşap malzeme kurutulmak üzere dondurarak kurutma yöntemine tabi tutuluyor. Ahşabın içindeki su normal kurutma yöntemi yapıldığında malzeme küçülüyor, eğriliyor ve geri dönüşü olmayacak bir şekil bozukluğuna uğruyor. Bunun önüne geçmek için kullanılan dondurarak kurutma yöntemi için pahalı da olsa İBB ikna edilerek o cihaz temin edildi.  Bugün müze kurulsa bir batık hemen sergilenebilecek noktaya geldi.

EKİBİN SİVRİSİNEKLE İMTİHANI
Ahşap malzeme içi su dolu havuzlarda bekletildiği için özellikle yaz aylarında sivrisinek problemi büyük oldu. Dışardaki havuzlar için kimyasal ilaçlar kullanıldı ama üzerinde çalıştıkları ahşap malzemeyi tuttukları laboratuvar içindeki havuzlarda ilaç kullanmak çalışanların sağlığını tehdit ediyordu. Prof. Kocabaş, Danimarka’da başka bir amaçla kullanılan Japon balıklarını hatırladı. Laboratuvar içindeki havuzlarda Japon balıklarını kullandı. Sonuç mükemmeldi. Balıklar sivrisinek larvalarını yiyor üremelerine engel oluyordu. Balıklar hem eğlenceleri olmuş hem de çalışanları büyük bir dertten kurtarmıştı.

TEŞEKKÜRÜ HAK EDİYORLAR
Yenikapı arkeoloji kazıları bitti. Olağanüstü sonuçlar elde edildi. Binlerce eser müze depolarına kaldırıldı. Batıkların bilimsel konservasyonları hızla sürüyor. İstasyonun yanında oldukça geniş bir arzi de mevcut. Artık Yenikapı Müzesi için düğmeye basılmalı ve bir an önce bulunan eserlerin halk ve bilim dünyası ile buluşması sağlanmalı. Başta İstanbul Arkeoloji Müzeleri olmak üzere İstanbul Üniversitesi adına çalışmaları yürüten Prof. Dr. Ufuk Kocabaş ve ekibi, Doç. Dr. Cemal Pulak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi katkılarından dolayı teşekkürü hak ediyorlar.

05.12.2015 Radikal Haber: Ömer Erbil

by -
750

İstanbul’un tarihini binlerce yıl geriye götüren Yenikapı arkeoloji kazıları ve bilimsel veri toplama çalışmaları bitti. İBB müze yapma sözü verdi ancak avan proje dışında bir ilerleme yok. Çıkan binlerce eser üst üste depolara kaldırıldı.

İstanbul’un tarihini değiştiren binlerce eserin çıkarıldığı Yenikapı arkeolojik kazılarında sona gelindi. Tüm buluntuların kayıtları yapılarak bilim dünyasının hizmetine hazırlandı. Buluntular İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin depolarına üst üste yığıldı. 37 batık ve 35 binden fazla eser için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sözünü verdiği Yenikapı Müzesi için hala bir adım ilerlenmiş değil.

35 BİNDEN FAZLA BULUNTU
Marmaray ve metro inşaatları için 2004 yılında Yenikapı’da başlayan kazılar İstanbul tarihini 8500 yıl geriye götürecek kadar önemli sonuçları beraberinde getirdi. Eski İstanbullulara ait ayak izleri, bir köy yerleşimi ve neolitik dönem mezarları, Theodosius liman alanı ve beraberinde 37 batık Yenikapı alanından çıkarıldı. Arkeolojik buluntular dünyada büyük yankı uyandırdı. 35 binden fazla eser bilim dünyasının hizmetine sunulmak üzere kayıt altına alındı.

Arkeolojik kazılar ile birlikte alandaki bilimsel tamamlama ve kayıt altına alma işlemi de son buldu. Arkeologlar alandan tamamen çekildi. Eserlerin tamamı İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne taşındı. Ancak müzenin mevcut eserlerini bile sağlıklı şekilde depolarda saklamak da zorluk çekerken üzerine yeni çıkan eserler gelince artık depolar kapı ağızlarına kadar taşma noktasına geldi. Müze Yenikapı’dan gelen eserlerin önemli bir kısmını Darphane binalarında ayrılan bölümlere taşıdı.

BATIKLAR İLAÇLI HAVUZLARDA BEKLİYOR
Yenikapı kazı alanında sadece İstanbul Üniversitesi kontrolünde 37 batığın konservasyon çalışmaları sürüyor. 2 geminin konservasyonu tamamlandı. 35 batık kimyasal ilaçlı havuzlarda bekletiliyor. Bilimsel konservasyonları tamamlandıktan sonra müze açılmaz ise batıkların da akıbeti meçhul olacak.

MÜZE İNŞAATI ASKIYA MI ALINDI?
Şimdi soru şu! En başından beri koruma kurulunun onayladığı Marmaray – Metro istasyon projesinde en başından beri yeri belli olan müzeye ne oldu? Verilen söz unutuldu mu? İBB’den konuyla ilgili açıklayıcı bir bilgi alamadım. Konuyu Alt Yapılar Daire Başkanlığı takip ediyormuş. Ancak bu birimden bilgi verecek kimse çıkmadı. Eski başkan Hüseyin Tok görev değişikliği ile Kültür İşleri Daire Başkanı olmuş. Tok’un gidişiyle de müzeyle ilgilenen kalmamış. Yapılması düşünülen müzenin kabul edilen avan proje mimarı Alper Aytaç’a ulaştım. Telefonunu nereden bulduğumu merak ederek başladığı konuşmasında sürecin devam ettiğini söylemek dışında bir kelam etmedi. İstanbul Arkeoloji Müzesi yetkilileri de müze inşaatının İBB’nin ukdesinde olduğunu, kendilerine bir bilgi verilmediğini belirttiler.

Eserler müze deposunda üst üste yığıldı. Batıkların konservasyonları devam ediyor. Bilimsel çalışmalar tamamlandı. Tüm bunların İstanbullularla kavuşacağı müze ise sadece kağıt üzerinde kaldı.

13.11.2015 Radikal Haber: Ömer Erbil

by -
669

İstanbul Marmaray ve metro projeleri kapsamında yürütülen arkeolojik kazılar sırasında Yenikapı’da bulunan 37 batık geminin yapımında kullanılan ahşap türlerinin envanteri çıkarıldı. 

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı Başkanı ve İÜ Yenikapı Batıkları Projesi Başkanı Doç. Dr. Ufuk Kocabaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yüzyılın arkeoloji keşifleri arasındaki yerini alan Yenikapı Kazıları ve Theodosius Limanı ile ilgili kazı sonrası çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Kocabaş, 2005 yılında başlayarak 2013’de son bulan kurtarma kazılarında elde edilen binlerce eserin dokümantasyonu ve koruma uygulamalarının, İstanbul Arkeoloji Müzeleri ekiplerince yapıldığını ifade etti.

Bizans dönemine ait Theodosius Limanı dolgusunda bulunan 37 gemi kalıntısından 27’sinin konservasyon çalışmalarının, İstanbul Üniversitesi Yenikapı Batıkları Araştırma Laboratuvarı’nda sürdürüldüğünü anlatan Kocabaş, Yenikapı buluntu topluluğu arasında kuşkusuz en önemli gruplardan birini, değişik dönemlere tarihlendirilen gemi kalıntılarının oluşturduğunu dile getirdi.

Kocabaş, batıkların limanın işlevine ve özellikle de dönemin gemi yapım teknolojisindeki değişim ve gelişmelere ışık tutması bakımından eşsiz bir bilgi kaynağı olduğunu belirtti.

“Bir geminin anatomisinin incelenmesi yıllar alıyor”
Yenikapı batıkları serisinin 3’üncü cildinin tamamlanma aşamasında olduğunu kaydeden Kocabaş, “Yenikapı 12 numaralı batık üniversitemizde doktora tezi olarak çalışıldı ve incelemeleri tamamlanan ilk batık oldu. Sırada bu batığın detay cildi var. Türk bilim insanları tarafından inşa teknolojisi çalışılan ilk arkeolojik örnek olacak. Şimdiden bilim çevrelerince merakla bekleniyor. Bir geminin anatomisinin incelenmesi yıllar alıyor ve meşakkatli bir çalışma. Bu konuda hazırladığımız kitaplara sponsor bulmaya çalışıyoruz” ifadesini kullandı.

Kocabaş, “Batıkların farklı dönemlere tarihlenmesi Akdeniz’deki gemi yapım teknolojilerinin gelişiminin anlaşılması açısından benzersiz bir fırsat sunmaktadır” dedi.

Kocabaş, batık gemi kalıntıları üzerindeki bilimsel çalışmaların sürdüğünü, en eskisi yaklaşık bin 500 yaşındaki ahşap kalıntıların restorasyonunun yıllar alabileceğini sözlerine ekledi.

22.10.2015 Anadolu Ajansı